POLİTİKA - 22 Mart 2012 Perşembe 17:25

TBMM GENEL KURULU`NDA NEVRUZ TARTIŞMASI

A
A
A
TBMM GENEL KURULU`NDA NEVRUZ TARTIŞMASI

TBMM Genel Kurulu`nda BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan`ın, "O yumruk Ahmet Türk`e değil, Başbakan`a, İçişleri Bakanı`na, Bülent Arınç`a atıldı. Moraran milletin iradesidir" şeklindeki sözleri tartışmaya neden oldu.
TBMM Genel Kurulu`nda, `Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi`nin görüşmeleri devam ediyor.
Konuşmasında Nevruz kutlamaları sırasında yaşanan şiddet olaylarına değinen BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, "Nevruz gerginliği yaratıyorsunuz, KDV yasasını geçirmeye çalışıyorsunuz. O kadar yürekliyseniz, gelin KDV`yi doğalgazda, benzinde, cep telefonunda, sağlıkta, eğitimde kaldıralım. Niye sadece sermayeye kaldırıyorsunuz KDV`yi?" diye konuştu.
Nevruz kutlamaları sırasında Batman`da, Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk`e bir emniyet görevlisi tarafından yumruk atıldığını iddia eden Kaplan, "O yumruk Ahmet Türk`e değil, Meclis Başkanı`na, Başbakan`a, İçişleri Bakanı`na, Bülent Arınç`a atıldı. Moraran milletin iradesidir. Ahmet Türk`e yapılan saldırıda suskunluk, bu suça ortak olmak demektir. `Men dakka dukka` diye bir olay vardır. Bugün bize yarın size. Orantısız güç kullanıldı Nevruz kutlamalarında. Nevruz devletin değil, milletin
bayramıdır. Bayramın izni olmaz, izin alınmaz. Ölenlerin biricik sorumlusu, yasak kararını verenlerdir" diye konuştu.
Kaplan`ın bu sözlerine AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise Kaplan`a, "Terörle bu Nevruz`u heba ettiler. Aslında bu zihniyetin, `Nevruz`u kutlama` diye bir amacı yoktur" sözleriyle karşılık verdi. AK Parti`li vekiller Vural`ın konuşmasını alkışladı.
Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın ise, "Bir bayramdan bahsediliyor, el insaf. Bu bayramı millete zehir etmeye kimsenin hakkı yok. Bayram, molotofkokteyli ile cam, çerçeve indirerek kutlanmaz. Bayram, bir arada türküyle halay çekilerek kutlanır. Lütfen yaptıklarınıza bakın. Sayın Ahmet Türk`e gelen yumruk olmaması gerekirdi. O güne gelene kadar bu bayramı bir provokasyon aracı olarak kullananlar, sizin gibi düşünenler hiç mi bakıp, `biz ne yaptık` demiyorsunuz? Bayramı
bayram tadında yaşayalım" diye konuştu.
Kaplan, Aydın`ın konuşmasındaki `sizin gibiler` ifadelerine tepki gösterirken, Başkanvekili Meral Akşener, birleşime ara verdi.
Birleşimin açılmasının ardından söz alan BDP`li Kaplan, hükümetin bir türlü sorumluluk almak istemediğini belirterek, "Grup Başkanvekili bize `sizin gibiler`, `siz bunları yapıyorsunuz` gibi sözler söylüyor. Dün da Başbakan grup toplantısında kendilerini hukukun, yargının, mahkemelerin yerine koyup, mecliste grubu olan bir partinin milletvekillerine karşı bu tarz konuşuyorlar. Eğer bu tarzda konuşmaya devam ederlerse biz de kendilerini çetelerle, darbecilerle aynı uzaklık konumunda değerlendirmek
konumunda kalırız, ki bu da meclisin adabına yakışmaz. Bu tarzdan grup başkanvekillerinin ve Başbakanın artık vazgeçmesini istiyoruz" diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın Eski Adalet Bakanı Tunç, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların , çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, memleketi Bartın’da katıldığı sahur programında yaptığı konuşmasında uluslararası kuruluş, mahkeme ve sözleşmelerin Filistin’deki soykırımı engelleyemediğini belirterek, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların, çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ dedi Önceki Dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın İli Dernekler Federasyonu (BİDEF) tarafından bir kafede düzenlenen sahur programına katıldı. Sahur yemeği öncesinde konuşan Yılmaz Tunç, ’’Gerçekten şu son çeyrek asırda ülkemizin başına gelmeyen kalmadı. Darbeler, muhtıralar, parti kapatma davaları, türlü türlü senaryolar. Bütün bu engelleri hep milletimiz sayesinde aşmayı başardık ve milletimize o nedenle biz borçluyuz. Milletimizden biz alacaklı değiliz, milletimiz bizden alacaklı. Dolayısıyla biz onlara ne kadar hizmet etsek azdır. Milletin hissiyatını anlayıp, yönetimde onları temsil edebiliyorsak, onların düşüncelerini icraata dönüştürebiliyorsak, iradesine uygun davranabiliyorsak, taleplerini yerine getirebiliyorsak, o zaman biz görevimizi yapmış oluruz’’ dedi. ’’Soykırımı önleyecek sistem dünyada kurulamadı’’ İsrail tarafından 2.5 yıldır Filistin’de gerçekleştirilen katliamları da hatırlatan Eski Adalet Bakanı Tunç, uluslararası kuruluş, mahkeme ile sözleşmelerin Filistin’deki kadın ve çocukların katledilmesini engelleyemediğini ifade etti. İsrail ve gerçekleştirdiği soykırımlara karşı uluslararası mekanizmaların çalışmadığını ifade eden Tunç, ’’Etrafımız bir ateş çemberi. Dünya önemli bir sınavdan geçiyor. Maalesef iki buçuk yılı aşkın bir zamandır, Filistin’deki soykırım devam ediyor. Ateşkese rağmen oradaki sıkıntılar devam ediyor. Maalesef oradaki soykırım önleyecek, çocukların katledilmesini, kadınlara katledilmesini önleyecek bir sistem dünyada kurulamadı. Uluslararası hukuk yok sayılıyoruz. Uluslararası sözleşmeler kağıt üstünde kalıyor. Uluslararası mahkemeler kuruluyor, kararlar alıyor ama uygulayan yok. Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi mekanizmalar zaten hiç çalışmıyor’’ ifadelerini kullandı. ’’Hukukun gücü değil, gücün hukukunun geçerli olduğu devri yaşıyoruz’’ Tunç, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran ile Lübnan’a yönelik saldırıları ile ilgili ise ’’Hukukun gücü değil de, gücün hukukunun geçerli olduğu bir dönemi, devri yaşıyoruz maalesef. Bu anlamda Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her türlü adaletin yanında, barışın, hakkaniyetin yanındayız. Diplomasiyle sorunların çözülmesi taraftarıyız. O anlamda dengeli bir dış politika, güçlü bir irade ortaya koyan bir Cumhurbaşkanımız var’’ şeklinde konuştu. ’’Teröre zemin teşkil eden tüm unsurları ortadan kaldırdık’’ Yılmaz Tunç, 41 yıldır Türkiye’de devam eden terör sorununa karşı son 23 yılda teröre karşı zemin, mazeret teşkil eden tüm unsurların birer birer ortadan kaldırıldığını vurgulayarak, ’’Yaklaşık yarım asırdan bu yana terör belasıyla meşgul olan bir ülkeyiz. Trilyonlarca lira kaybımız oldu. Teröre harcadı. Eğer harcamasaydık, bugün Türkiye her alanda, çok daha farklı, çok daha ileri bir noktada olurdu. Sadece maddi kayıplar değil, milletimizi huzursuz eden, acılara boğan, şehitler vermemize, gazilerimize neden olan terör belasından kurtulmanın mücadelesini yaptık. Bu mücadele kırk bir yıldan beri sürdü. Son 23 yılda da özellikle teröre zemin teşkil eden, mazeret teşkil eden bütün unsurları ortadan kaldırdı. Ayrımcılık yapmadık. Etnik ayrımcılık yapmadık, dini milliyetçilik yapmadık. Türkiye’de seksen bir vilayetine yatırım götürdük. Teröre zemin teşkil edecek her şeyi ortadan kaldırarak, işte son bir buçuk yıldır terörsüz Türkiye sürecini konuşuyoruz. Olağanüstü Hali 2002’de bir kaldırdık, ondan sonraki süreçte adım adım bugünlere kadar geldik ve terör örgütünün kendini feshiyle sonuçlanan bir noktaya geldik. Sadece Türkiye içerisinde değil, bölgede silahları bırakması ve terörün kendini feshetmesi süreci başarıya ulaştığında, Türkiye çok daha hızlı bir şekilde kalkınmasını, gelişmesini sürdürecek’’ ifadelerine yer verdi. ’’Savaşan tarafların ikisiyle de konuşabilen tek lider; Recep Tayyip Erdoğan’’ Eski bakan Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya genelinde dengeli politika yürüttüğünü vurgulayarak, ’’Daha adil bir dünya için daha güçlü bir Türkiye gerekir. İşte bu güçlü Türkiye için de, birlik beraberliğimizi daha da kuvvetlendirmek gerekir. Bütün ülkelerle konuşabilen, savaşan tarafların her ikisiyle de konuşabilen, dünyada ikinci bir lider yok. O lider Recep Tayyip Erdoğan. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımız inşallah, bu dengeli politikasıyla hem ülkemizin güvenliğini, milletimizin güvenliğini koruyarak, hem de dünyadaki bu çatışmaların sona erdirilmesi, barışın hakim olabilmesiyle ilgili çabalarını sürdürmeye inşallah devam edecek’’ diye konuştu. Konuşmalardan sonra okunan Kur-an-ı Kerim ve edilen duaların ardından ise sahur yapıldı. Programın son bölümündeki soru, öneri ve temenniler kısmında Tunç, sivil toplum kuruluşlarının dilek ve taleplerini dinledi. Program günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.