POLİTİKA - 28 Mart 2012 Çarşamba 14:52

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROОLU:

A
A
A
ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROОLU:

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Kıbrıs`a su taşıma projesiyle ilgili çalışmaların bütün hızıyla sürdüğünü belirterek, "Güney Kıbrıs`a verileceği konusuna ben karar veremem. Biz, hükümetimizin talimatlarına uygun hareket ediyoruz. Ama tabii Kuzey Kıbrıs`la anlaşması lazım. Hizaya girmesi lazım. Hizaya girmeden bir damla su veremeyiz" dedi.
Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu, Küba`nın Ankara Büyükelçisi Jorge Quesada Concepcion`u kabul etti. Kabulde gazetecilerin sorularını cevaplayan Eroğlu, taşkın risklerine ilişkin soru üzerine, Türkiye`de bir taşkın problemi olduğunu söyledi. Ocak ve Şubat aylarında yoğun kar yağışı gerçekleştiğini hatırlatan Eroğlu, sıcaklık artışıyla birlikte kar erimelerinin oluşacağına dikkat çektiklerini belirterek, Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu`dan başlayarak taşkın tehlikeleri öngörüldüğünü söyledi. Bu konuda
gerekli hazırlıkları yaptıklarını belirten Eroğlu, valiliklere genelge gönderdiklerini, Devlet Su İşleri (DSİ) ve Orman Genel Müdürlüğü ekiplerinin de seferber edildiğini bildirdi. Heyelan, çığ gibi afetleri önlemenin mümkün olmadığını vurgulayan Eroğlu, "Onlar bizim mesuliyetimizde değil. Vatandaşlarımızın bu konuda hassas olmaları lazım. Bilhassa muhtarlardan belediye başkanlarına, kaymakamlardan valilere kadar bu konuda herkesin hassas olmalı. Gereken ikazları yaptık. Tedbirler alınıyor. İnşallah can ve
mal kaybı olmadan bu taşkınları atlatırız. Teyakkuz halindeyiz" şeklinde konuştu.
Taşkınlar konusunda Bulgaristan`la bir işbirliğinin söz konusu olup olmadığı sorusu üzerine Eroğlu, Romanya ve Bulgaristan`ın hem Avrupa Birliği hem de Birleşmiş Milletler tarafından taşkınlarla ilgili ikaz edildiğine dikkat çekti. Önümüzdeki hafta bir heyetin Bulgaristan`a giderek hem taşkınları, hem de Tunca Projesi`ni ele alacağını kaydeden Eroğlu, Bulgaristan Başbakanı`nın geçen haftaki Türkiye ziyaretinde Türkiye ile Bulgaristan arasında yüksek düzeyli konsey kurulduğunu hatırlattı. Bu konuda bir
mutabakat zaptı da imzaladıklarına işaret eden Eroğlu, "Önce 4 kişilik bir heyet gidecek. Önümüzdeki haftalarda ben de Bulgaristan`a giderek, Başbakan ve ilgili bakanlarla görüşerek, durumu müzakere edeceğim" dedi.
Kıbrıs`a su taşıma projesiyle ilgili olarak gelinen noktanın sorulması üzerine ise Eroğlu, projeyi 4 aşamada gerçekleştireceklerini anlattı. Birinci adım olan Anamur`daki Alaköprü Barajı`nın temelini 7 Mart 2011 tarihinde attıklarını bildiren Eroğlu, ikinci adımı ise Kıbrıs`taki Geçitköy Barajı`nın oluşturduğunu söyledi. Geçitköy Barajı`nın temelini 30 Mart`ta atacaklarını ve tören gününde bitiriliş tarihini duyuracaklarını açıklayan Eroğlu, üçüncü büyük adımın da deniz geçişi olduğunu söyledi. Bunun
ihalesinin yapıldığını kaydeden Eroğlu, şu anda değerlendirme aşamasında olduğunu belirtti. Eroğlu, "Birkaç ay içinde onun da temelini atacağız. Çok zor bir proje. Asrın projesi. Başbakanımız, `7 Mart 2014 saat 13.00`te bunu bitirin` diye talimat verdi. Biz de o konuyla ilgili gece gündüz çalışıyoruz" diye konuştu.
Suyun Güney Kıbrıs`a da verilip verilmeyeceği sorusu üzerine Eroğlu şunları kaydetti:
"Güney Kıbrıs`a verileceği konusuna ben karar veremem. Biz yatırımcı birimiz. Şuraya su götür, götürürüz. Nereye istenirse, dünyanın öbür ucuna da su götürecek gücümüz var. Biz, hükümetimizin talimatlarına, Başbakanımızın talimatlarına uygun hareket ediyoruz. Ver derse verecek gücümüz var tabii ki. Ama tabii Kuzey Kıbrıs`la anlaşması lazım. Hizaya girmesi lazım. Hizaya girmeden bir damla su veremeyiz. Bu benim şahsi kanaatim. Ama hükümetimiz ne emreder onu bilemem."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Glütensiz beslenme trendine profesörden uyarı: Teşhis yoksa sağlık riski var Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Münir Anıl, glütensiz beslenmenin son yıllarda moda haline geldiğini belirterek, herhangi bir hastalık teşhisi olmadan bu şekilde beslenmenin ilerleyen süreçte bazı vitaminler, mineral ve besin eksikliklerine yol açabileceğini söyledi. Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Münir Anıl, glütensiz beslenmenin son yıllarda bir trend haline geldiğini belirterek, bunun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Glütensiz beslenmesi gereken bireylerin büyük bir bölümünü çölyak hastalarının oluşturduğunu ifade eden Anıl, "Fbromiyaljide, bağırsak sendromlarında, otizmin bazı gruplarında, haşimatonun bazı durumlarında, glüten alerjilerinde ve sebebi açıklanmayan bazı özel durumlarda glütensiz beslenme gerekiyor. Ancak son dönemde sadece moda veya trend olduğu için glütensiz beslenmek isteyenleri duymaya başladık. Glüten, buğdayın içinde bulunan bir proteindir ve teşhis konulan kişilerin tüketmemesi gerekir, aksi halde rahatsızlık verir" dedi. "Teşhis olmadan glütensiz beslenmek ileride sorunlara yol açabilir" Yaklaşık 15 yıldır glütensiz beslenme üzerine bilimsel çalışmalar yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Anıl, bilinçsiz glütensiz beslenmenin tehlikelerine dikkat çekerek, "20 miligramlık glüten bile bu bireylerde zor anlar yaşatabiliyor ve hastalığı ilerletebiliyor. Ancak diyet yapmak isteyen bazı kişiler ‘glütensiz besleniyorum’ diyerek bunu bir trend haline getirdi. Bu çok sıkıntılı bir durumdur. Eğer herhangi bir hastalık teşhisi konulmadan glütensiz beslenmeye devam edilirse, bazı vitaminler, mineral ve besin bileşenleri gıdalardan alınamaz. Bu da uzun vadede sağlığa zarar verir" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Anıl, Samsun’un Atakum ilçesinde açılan özel glütensiz kafeterya ile Büyükşehir Belediyesinin glütensiz kafesinin ise teşhisli bireyler için önemli ve olumlu gelişmeler olduğunu söyledi. Bilimsel çalışmalar teşhisli bireyler için sürüyor Glütensiz ürün geliştirme çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Anıl, "Bilim durmuyor. Bazı baklagillerden ve mısır unundan iki farklı tarhana geliştirdik. Glütensiz ürünlerde aynı lezzeti yakalamak zordur ama biz bunu bilimsel ortamda aslında uygun hatta daha üstün özelliklerde geliştirdik. Özellikle çocuklar için glütensiz cips ürettik. Ayrıca fonksiyonel özellikleri yüksek bir ürün elde ettik. Tatlı ihtiyacına yönelik olarak da bakla şekeri üzerinde çalışıyoruz. Bakla şekeri üzerine yüksek lisans tezinin tamamladık. Patent aşamasındayız. 9 farklı bakla şekerini bu hastaların faydasına sunacağız" diye konuştu.
Samsun Lavanta kadınların elinde çeşitli ürünleri dönüşüyor: Yağ, mum, kolonya Samsun’un Kavak ilçesinde lavanta yetiştiriciliği, kadınlar arasında rağbet görüyor. Kadınlar lavantayı işleyip yağ, kolonya, çay ve mum gibi ürünlere dönüştürüyor ve çeşitli etkinliklerde pazarlıyor. Samsun’un Kavak ilçesinde lavanta yetiştiriciliği, kadınlar arasında ilgi görmeye devam ediyor. Kadınlar, lavantayı işleyerek yağ, mum, kolonya ve çay gibi ürünlere dönüştürüyor, ürettikleri ürünleri çeşitli etkinliklerde ve fuarlarda satışa sunuyor. Kavak Kadın Kooperatifi Başkanı Hümeyra Çelik Uyanık, "Kavak’ta şu an 600 dönüm arazide lavanta yetiştiriliyor. Lavanta yağları yine mahallede çıkartılıyor. Bu tür fuarlarda ve çeşitli etkinliklerde pazarlanıyor. Kozmetikte kullanılabiliyor, çay olarak da değerlendirilebiliyor. Özellikle Kavak’ın iklimi Isparta bölgesine benzetildiği için çok verimli şekilde yetiştiriliyor. Şu anda yağı, çiçeği ve tonikleri üretiliyor. Kolonya da üretiliyor" dedi. "Lavantadan mumlar üretiyorum, lavanta çayı olarak satış yapıyorum" Lavanta üreticisi Melike Kurtoğlu, "Büyükşehir Belediyesinin hibe desteği ile bu işe başladım. Şu anda yağlık üretim yapıyorum. Lavanta yağlarını Kavak’ta yetiştiriyoruz. 11 dönümlük bir arazim var ve orayı değerlendiriyorum. Lavantadan mumlar üretiyorum, lavanta çayı olarak satış yapıyorum" diye konuştu. "Kavak’ta lavanta, kadınlara istihdam sağladı" Özden Özçelik ise, "5 senedir lavanta işi yapıyoruz. Hem turizme açık bir yer. Ziyaretçiler gelerek fotoğraf çekimi yapıyor. Bunun yanı sıra kendi ürünlerimizin üretimini yapıp satışını gerçekleştiriyoruz. Kavak’ta lavanta, kadınlara istihdam sağladı. Öncelik olduk. 5 senedir devam ediyoruz" şeklinde konuştu.