SAĞLIK - 17 Kasım 2014 Pazartesi 11:12

(özel Haber) Prostat Kanserinde Güncel Tedaviler

A
A
A
(özel Haber) Prostat Kanserinde Güncel Tedaviler

Acıbadem Ankara Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Cenk Acar, Prostat kanseri tedavisinde son dönemde yeni gelişmeler olduğunu kaydederek, “Robot yardımlı ve laparoskopik prostat kanser cerrahisi sırasında kanserin ilk sıçrayacağı lenf bezini bulunup sadece onun çıkarılmasının tanı açısından yeterli olduğunu gösteren çalışmalar var” dedi.
Acıbadem Ankara Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Acar “Prostat Kanseri Tanı - Tedavi Süreçleri ve Son Yenilikler” hakkında merak edilenleri cevapladı.
Prostat kanserinin oldukça sık görülen bir kanser türü olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Acar “Prostat kanseri dünyada en sık tanı konulan kanser. Erkeklerde en sık tanı konulan kanser, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre de 2’nci sıklık da ölüme neden olan erkek kanseridir. Türkiye’de yapılan çalışmalarda da yıllık görülme sıklığı yüz bin de 43 gibi, bu Avrupa ortalamalarına benzer sayılarda. Türkiye’de de özellikle büyük şehirlerde daha da sık görülüyor” diye konuştu.
Kanserinin prostata sınırlı olduğu saptanan hastalar için cerrahi ve radyoterapi en sık kullanılan tedavi seçenekleri olduğunu kaydeden Doç. Dr. Acar, şunları dedi:
“Prostat kanseri olan hastaların büyük bir kısmında aslında hiç bir şikayet görülmemekte. Bazılarında ise iyi huylu prostat büyümesine ait şikayetler görülmekte. Bunlar idrar yaparken zorlanma, ince idrar yapma, gece idrara kalkma gibi şikayetler ile başvurmakta. Avrupa ve Amerika da ekoller farklılık göstermekle beraber özellikle 45 yaşından sonra prostat kanserinin taranması gerekiyor. 50 yaşından sonra da her yıl prostat kanseri açısından hastaların değerlendirilmesi gerekiyor.”
Prostat kanserinde gelinen son gelişmeler hakkında bilgi veren Doç. Dr. Acar, “Lenf bezlerine yayılımın kesin olarak gösterilebilmesi ancak cerrahi sırasında prostat çevresindeki tüm lenf bezlerinin çıkarılması ile mümkün olabilmektedir. Ancak, bu cerrahi bazı ameliyat sonrası komplikasyonları da beraberinde getirmektedir. Maalesef bu tip durumlarla karşılaşmamak için bazı cerrahlar lenf bezlerinin tamamen temizlenmesinden kaçınmakta ve birkaç örnek alarak işleme son vermektedirler. Son yıllarda ise bu konuda büyük bir gelişmeler yaşanarak özellikle robot yardımlı ve laparoskopik prostat kanser cerrahisi sırasında kanserin ilk sıçrayacağı lenf bezini bulunup sadece onun çıkarılmasının tanı açısından yeterli olduğunu gösteren çalışmalar var. Ameliyat sırasında Indosiyanin yeşili (ISY) adı verilen bir maddenin prostata iğne yoluyla verilmesi ile ilk görülen lenf bezinin flörosans ışıkta yeşil refle vermesi sayesinde tanınmasına imkan veren bu yöntem son 1-2 yılda yapılan kongrelerin en popüler konusu haline gelmiştir. Eğer bunu tüm lenf bezlerinin tamamı çıkartılarak beraberinde yapıldığında lenf bezi yayılımı saptanmasını yüzde 20 yakın tanı oranını yükselttiğini biliyoruz. Bu yöntemin özellikle son yıllarda daha geliştirileceğini ve altın standart haline geleceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şanlıurfa Şanlıurfa’da glutensiz kafe açıldı Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından çölyak hastaları, glüten hassasiyeti bulunan bireyler ve sağlıklı yaşamı benimseyen vatandaşlar için hayata geçirilen Karabuğday Glutensiz Kafe düzenlenen törenle hizmete açıldı. Karabuğday Glutensiz Kafenin açılışında konuşan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, glütensiz beslenmenin zorunlu bir yaşam biçimi olduğuna dikkat çekerek, "Hiçbir vatandaşımızın kendisini yalnız hissetmesini istemiyoruz" dedi. Karaköprü ilçesinde bulunan Şanlıurfa Çocuk Oyun Dünyası içerisinde hizmet vermeye başlayan kafe, yalnızca bir yeme-içme alanı değil; aynı zamanda sosyal dayanışma, farkındalık ve sağlıklı yaşam kültürünün destekleneceği yeni bir buluşma noktası olacak. Glutensiz beslenme bir tercih değil Açılış programında konuşan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, glütensiz beslenmenin çölyak hastaları için bir tercih değil, zorunlu bir yaşam biçimi olduğunu belirterek, "Bugün insan sağlığını önceleyen, sosyal dayanışmayı büyüten, farkındalığı artıran ve hayatın içinde önemli bir ihtiyaca cevap veren anlamlı bir projeyi hep birlikte hayata geçiriyoruz. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyemiz ve Harbel A.Ş. iş birliğiyle hizmete sunulan Karabuğday Glütensiz Kafemizin şehrimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Güvenli yaşam alanı Günümüzde çölyak hastalığı ve glüten hassasiyetinin, binlerce insanımızın günlük yaşamını doğrudan etkileyen önemli bir sağlık konusu haline geldiğini vurgulayan Başkan Gülpınar, "Çölyak hastalarımız için glütensiz beslenme bir tercih değil; yaşam boyu dikkat edilmesi gereken zorunlu bir yaşam biçimidir. Ancak glütensiz ürünlere ulaşmak her zaman kolay olmuyor. Vatandaşlarımız bazen güvenilir ürüne ulaşmakta, bazen de sosyal yaşam içerisinde kendilerini rahat hissedebilecekleri alanlar bulmakta zorluk yaşayabiliyor. Bizler de bu ihtiyacı görerek vatandaşlarımızın kendilerini güvende hissedeceği, rahatlıkla vakit geçirebileceği, sağlıklı ürünlere erişebileceği özel bir yaşam alanını şehrimize kazandırmak istedik. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu mekân yalnızca glütensiz ürünlerin sunulduğu bir kafe olmayacaktır. Burası aynı zamanda sağlıklı yaşam kültürünün desteklendiği, insanların bir araya geldiği, sosyalleştiği, dayanışma kurduğu ve farkındalık oluşturduğu önemli bir buluşma noktası olacaktır. Tatlıdan tuzluya, pastalardan kurabiyelere kadar burada sunulacak tüm ürünler; hijyen, kalite ve sağlık kriterleri gözetilerek büyük bir titizlikle hazırlanacaktır. Sadece glüten hassasiyeti yaşayan vatandaşlarımız değil, sağlıklı beslenmeye önem veren tüm hemşehrilerimiz de bu ortamdan faydalanabilecektir" ifadelerini kullandı. Toplumun her kesimini kapsayan projeler Sosyal belediyecilik anlayışına da değinen Başkan Gülpınar, altyapı hizmetlerinin yanı sıra vatandaşların günlük yaşamını kolaylaştıran projelere önem verdiklerini ifade ederek, "Elbette yol yapacağız, altyapı yapacağız, parklar ve yaşam alanları inşa edeceğiz ama aynı zamanda insanımızın hayatına dokunan, toplumun her kesimini kapsayan projeler üretmeye devam edeceğiz. Bugün Şanlıurfa’nın 13 ilçesinde toplam 3 bin 181 glüten hassasiyeti yaşayan vatandaşımıza düzenli olarak glütensiz un desteği sağlıyoruz. Bizler hiçbir vatandaşımızın kendisini yalnız hissetmesini istemiyoruz. Çünkü sosyal belediyecilik anlayışımızın merkezinde insan vardır, sağlık vardır, dayanışma vardır" şeklinde konuştu. Kafede eğitim ve farkındalık etkinlikleri düzenlenecek Kafede belediyenin ilgili daire başkanlıkları aracılığıyla eğitim programları, sosyal sorumluluk projeleri ve farkındalık etkinliklerinin de düzenleneceğini belirten Gülpınar, "Bütün mesele insanın hayatına dokunabilmektir. Çünkü bir şehir; en çok kendini yalnız hissetmeyen insanlarıyla güzeldir" dedi. Şanlıurfa Çölyak Dernek Başkanı Hasan Doğan ise yaptığı konuşmada, çölyak hastalarına yönelik böylesine önemli bir hizmetin hayata geçirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Çok önemli bir açılış yapıyoruz. İnsanların kalbine, midesine, beynine ve sağlığına dokunduğumuz an değerlidir. Çölyaklılara verdiği destekten dolayı Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Kasım Gülpınar’a teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Başkan Mehmet Kasım Gülpınar ve beraberindeki protokol üyeleri tarafından Karabuğday Glutensiz Kafe’nin açılış kurdelesi kesildi. Açılış sonrası Başkan Gülpınar ve davetliler kafeyi gezerek incelemelerde bulundu. Kafeden faydalanan vatandaşlar ise Karabuğday Glutensiz Kafe’nin Şanlıurfa’da hizmete açılmasından duydukları memnuniyeti dile getirerek, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’a teşekkür etti. Kafenin açılışına, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mithat Can Kutluca, Ticaret İl Müdürü İsmail Akbaş, Şanlıurfa Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Kaya, ŞUSKİ Genel Müdürü Emin İzol, Şanlıurfa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı İsmail Karacabey, Şanlıurfa Çölyak Dernek Başkanı Hasan Doğan ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Muğla MUSKİ’den çevre ve halk sağlığı için yeni teknoloji Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, toplam 275 milyon TL yatırım bedeliyle 13 atıksu arıtma tesisinde hayata geçirilecek proje kapsamında çevre ve halk sağlığının korunmasına yönelik önemli bir teknolojik altyapı yatırımı gerçekleştiriliyor. Marmaris Atıksu Arıtma Tesisi’nde devreye aldığı Sodyum Hipoklorit Jeneratörü (tuzdan klor çözeltisi üreten) sistemiyle arıtılmış atıksuların daha güvenli şekilde dezenfekte edilmesini sağlıyor. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın teknolojik uygulamalarla çevre ve halk sağlığını korumayı önceleyen vizyonu doğrultusunda yatırımlarını sürdüren MUSKİ Genel Müdürlüğü, projelerini hayata geçirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, 275 milyon TL yatırımla 13 atıksu arıtma tesisinde hayata geçirilmesi planlanan tuzdan klor çözeltisi üretim sisteminin ilk uygulaması, 38 milyon TL yatırımla Marmaris Atıksu Arıtma Tesisi’nde devreye alındı. Arıtılmış sular daha güvenli şekilde deşarj edilecek MUSKİ Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen sistem, su ve tuz karışımının elektrik yardımıyla işlenmesi prensibiyle çalışıyor. Elektroliz yöntemiyle, yani elektrik kullanılarak tuzlu sudan dezenfeksiyon amaçlı klor çözeltisi üretiliyor. Tesis içerisinde yerinde üretilen bu çözelti sayesinde arıtılmış atıksular etkin şekilde dezenfekte ediliyor. Böylece atıksu içerisindeki bakteri, virüs ve diğer zararlı mikroorganizmalar etkisiz hale getirilirken, arıtma tesislerinden çıkan suların çevreye ve alıcı ortamlara daha güvenli şekilde deşarj edilmesi sağlanıyor. Sistemle birlikte hem çevresel risklerin azaltılması hem de halk sağlığının korunmasına katkı sunulması hedefleniyor. 13 tesiste hayata geçirilecek Yeni nesil dezenfeksiyon sistemi, ihtiyaç duyulan kloru tesis içerisinde yerinde üreterek dışarıdan kimyasal temin edilmesi ihtiyacını azaltıyor. Bu sayede kimyasal taşıma ve depolamadan kaynaklanabilecek riskler en aza indirilirken, işletme güvenliği de artırılıyor. Sistemin sürekli taze üretim yapması, dezenfeksiyonun daha etkin şekilde gerçekleştirilmesini sağlarken; ekonomik ve sürdürülebilir yapısıyla da öne çıkıyor. 13 atıksu arıtma tesisinde kurulması planlanan sistemlerin toplam sözleşme bedeli 275 milyon TL olurken, Marmaris Atıksu Arıtma Tesisi’nde devreye alınan ilk uygulama, projenin sahadaki önemli adımlarından biri olarak hayata geçirildi.
Ankara Kapadokya’nın bilinmeyen yüzü belgesele konu oldu Veteriner hekim ve belgesel yapımcısı Doğanay Vural, Kapadokya’da bilinmeyen yaban hayatını görüntüledi. Pek çok canlıyı doğal yaşam alanında görüntüleyebilmek için aylarca nöbet tutan Vural, Anadolu Parsından kar leoparına kadar pek çok canlıyı çekme fırsatı buldu. Aynı zamanda evinde baktığı kurtlarını da yol arkadaşı edinen Vural, Nevşehir Kapadokya’nın bilinmeyen yaban hayatını gün yüzüne çıkarmak için onlarla birlikte yolculuğa çıktı. Vural, gelecek nesillerin ülkedeki bilinmeyen yerlere ve canlılara merakını artırmayı hedeflediğini söyleyerek 81 ilde çekim yapmak istediğini anlattı. "Biz Kapadokya’yı vahşi yaşamı için ziyaret ettik" Kapadokya’nın bilinmeyen yüzünü ortaya çıkardıklarını dile getiren Vural, "İnsanlar Kapadokya’yı ziyaret eder. Balonlara binmek için, peri bacalarını görmek için. Biz Kapadokya’yı o bölgedeki vahşi yaşamı için ziyaret ettik. Aslında bundan binlerce yıl önce insanlar da bu bölgelerde peri bacalarının içerisinde yaptıkları mağaralarda yaban hayvanlarından korunuyorlardı. Kimi zaman kurtlardan,sırtlanlardan, vaşaklardan, ayılardan. İşte bunu gün yüzüne çıkartmak, şu anda aktif olarak vahşi yaşamın sürdürülebilir olduğunu göstermek için Kapadokya’da yaban hayatın peşine düştük" ifadelerini kullandı. Bölgedeki hayvanları görüntülemek için balona bindiklerini anlatan Vural, "Balonlarda insanlar hep kendini görüntüler. Çevredeki manzaraları görüntüler. Biz balonlardan kınalı keklikleri, tilkileri ve aynı seviyede uçtuğumuz kuş türlerini görüntüledik. Ardından oradan indik, ATV’lere bindik.ATV’lerle beraber kurduğumuz fotokapanları kontrol ettik ve Kapadokya’nın doğasında kurt sürüleri, tilkiler, kınalı keklikler, Anadolu yer sincabı ve yırtıcı kuş türleriyle karşılaştık. Yaban domuzlarını saymıyorum bile" şeklinde konuştu. Evinin bahçesinde baktığı kurtları da götürdüğünü söyleyen Vural, "Börü, Gökbörü 6 ayda bize eşlik etti ve atlara binerek iz takibi yaptık ve bu iz takibi doğrultusunda Kapadokya’da hangi hayvanlarla aynı yere ayak bastığımızı daha iyi tanımış olduk" diye konuştu. "Türkiye’nin 81 ilinde bilinmeyen doğayı, yaban hayatı tanıtmaya çalışıyoruz" Vural, Türkiye’nin 81 ilinde yaban hayatı tanıtmaya çalıştıklarını belirterek "Günün sonunda Kapadokya’nın vahşi doğasını insanların bilmediği yönünü göstermiş olduk. Türkiye’nin 81 ilinde bilinmeyen doğayı, yaban hayatı tanıtmaya çalışıyoruz. Bu durakta Nevşehir’deydik ve Nevşehir’de herkesin bildiği tanıdığı Kapadokya’yı çok özel bir şekilde görüntüledik. Bu bölgede Anadolu yer sincabı çok önem arz eden bir tür. Bu bölgede Bozayı önem arz eden bir tür. Yine bu bölgede kurt sürülerinin görülmüş olması kesinlikle önemli bir kayıt" dedi. "Kapadokya’da vahşi yaşamın var olması o bölgenin turistinin gelmemesine bir sebep değil" Bölgede bulunan hayvanların korunması gerektiğini vurgulayan Vural, "Bu kayıtlar doğrultusunda bu hayvanlardan korkmamak gerekiyor. Yani Kapadokya’da vahşi yaşamın var olması o bölgenin turistinin gelmemesine bir sebep değil. Aksine bu yeni bir ekoturizm kapısı açtığını düşünüyorum. Çünkü bölgede çok fazla ATV safarileri, atlı safariler yapılıyor. Bunun yanı sıra o bölgedeki insanların elini taşın altına koyup bu hayvanları koruyup gelen turistlere bunları da göstererek ‘Bakın bizim şehrimizde tilki de yaşıyor, keklik de yaşıyor, Anadolu yer sincabı da yaşıyor, kurtlar da yaşıyor’ diyerek ayrı bir gelir kapısı oluşturarak aynı zamanda doğaya da katkı sunacaklarını düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Metropol dediği İstanbul’da vahşi yaşamın izini süreceğiz" Vural, çekimlerinin devam edeceğini aktararak sözlerine şöyle devam etti: "İnsanların o kalabalık şehirde içinde bulunduğu, metropol dediği İstanbul’da vahşi yaşamın izini süreceğiz. İstanbul deyince aklımıza birçok şey geliyor. Ama vahşi yaşam hiç gelmiyor. Kapadokya için de bu böyleydi. İstanbul için de böyle. Emin olun İstanbul’da da bilinmeyen türleri kurt sürüsü gibi, geyik gibi türleri görüntüleyip, gözlemleyip ekranlara vereceğiz." "Amacımız gelecek nesillere doğayı yaban hayvanlarını sevdirebilmek" Çocukluktan gelen tutkusunu sürdürmeye devam edeceğine değinen Vural, "Bizim amacımız gelecek nesillere doğayı yaban hayvanlarını sevdirebilmek. Genç yaştaki çocukların arkadaşlarıyla iletişim kurmasının tek yolu telefondaki veya bilgisayardaki oyunlar olmadığını doğaya çıkıp bir hayvanı gördüğü zaman yaşadığı heyecanı o macerayı da arkadaşıyla paylaşabileceğini anlatmaya çalışıyoruz. Yaklaşık 10-15 yıl oldu bu işe adım atalı. Benim tutkum bulunduğum mahalleden başladı yani ben doğayla iç içe bir yerde gözümü açtım ve benim mahallemde ben yetişirken korna sesleri duymuyordum. Hayvanların seslerini duyuyordum. Benim şöyle orada ne varmış diye baktığım şey araba kazası değildi. Yaban domuzlarının kavgasıydı. Benim de ilgimi çeken beni de doğaya çeken bu oldu aslında" ifadelerine yer verdi. "En zorlu yollar da olsa günün sonunda karşılaştığımız o heves, heyecan her şeye bedel" Anadolu Parsı, kar leoparı gibi görüntülemesi zor pek çok hayvanı gördüğünü ifade eden Vural, karşılaştığı her hayvanda farklı duygular hissettiğini ve unutamadığını söyledi. Vural, "O anın geri dönüşü yok. O anın bir tekrarı yok. Himalayalarda eksi 35 derecede kar leoparının izini sürdük. 16 gün sürdü. 16 gün boyunca her sabah üşüyerek uyandık ve her adım attığımız yerde bir uçurumda yani ölüm riski vardı. Ama günün sonunda o hayvanı görebilmek, gördükten sonra yaşayacağımız o haz bizi ayakta tuttu. Ve en zorlu yollar da olsa günün sonunda karşılaştığımız o heves, heyecan her şeye bedeldi" diye konuştu. Vural, ürettiği içeriklerin yanı sıra ilerleyen zamanlarda dizi ve film çekmek istediğini de sözlerine ekledi.
Mersin Öğrenciler çiçeklerle iyilik mesajı verdi Mersin’in Anamur ilçesinde, Cengiz Topel İmam Hatip Ortaokulu tarafından düzenlenen farkındalık etkinliği yürekleri ısıttı. Son dönemde okullarda yaşanan üzücü olayların ardından gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler; sevgi, saygı, merhamet ve kardeşlik mesajları verdi. Değerler eğitimi öğretmenleri ile özel eğitim öğretmenlerinin ortaklaşa yürüttüğü etkinlik kapsamında, Anamur Belediyesi tarafından temin edilen çiçekler öğrenciler tarafından saksılara dikildi. Öğrenciler, öğretmenleri eşliğinde gerçekleştirdikleri çalışmada yalnızca çiçek ekmekle kalmadı; toplumsal birlik ve beraberliği güçlendirecek manevi değerleri de sembolik olarak toprakla buluşturdu. Etkinlik sırasında öğrenciler hep birlikte, ’kötülük yerine iyiliği ekiyoruz’, ’nefret yerine sevgiyi ekiyoruz’, ’düşmanlık yerine dostluğu ekiyoruz’, ’öfke yerine sabrı ekiyoruz’, ’korku yerine güveni ekiyoruz’, ’zorbalık yerine saygıyı ekiyoruz’ mesajlarını dile getirdi. Verilen mesajlarla öğrencilerin; arkadaşlarına, öğretmenlerine ve okul ortamına karşı sevgi, saygı, empati ve merhamet duygularının güçlendirilmesinin amaçlandığı belirtildi. Etkinlik, öğrenciler ve eğitimciler tarafından büyük ilgi gördü. Okul yönetimi ve öğretmenler ise çocukların akademik başarısının yanı sıra manevi gelişimlerinin de büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, etkinliğin okul ortamında güven, hoşgörü ve dayanışma kültürüne katkı sunduğunu ifade etti. Öğrencilerin kendi elleriyle diktikleri çiçekler okul bahçesinde sevgi ve umut sembolü olarak yerini alırken, etkinlik eğitim camiası tarafından da örnek çalışma olarak değerlendirildi.