GÜNDEM - 12 Eylül 2023 Salı 10:55

12 Eylül’de idamlık mahkumların Avukatı Özbay: “Darbe, Türk Milliyetçilerinin iktidarını engellemek için yapıldı”

A
A
A

12 Eylül 1980 darbesi sonrası idam edilen ülkücülerin avukatı Şevket Can Özbay, darbenin Türk Milliyetçilerinin iktidarını engellemek için yapıldığını söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti, 12 Eylül 1980 tarihinde dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren önderliğinde üçüncü darbe sürecini yaşadı. Darbe sonrası cezaevlerinde işkence sonucu 171 kişi olmak üzere yaklaşık 300 kişi hayatını kaybetti, 50 kişi ise idam edildi. O dönem Ülkücü gençlerin avukatlığını üstlenen Şevket Can Özbay, o yılları İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı.

Özbay, 12 Eylül darbesi öncesinde Türkiye’de anarşinin hat safhaya geldiğini hatırlattı. Her geçen gün şehirlerde çatışmalar yaşandığını belirten Özbay, insanların birbirlerini öldürmeye başlamasıyla ordunun idareye el koyduğunu kaydetti.

“CIA, darbeyi Türk Milliyetçilerinin iktidarını engellemek için yaptı”

Darbeden sonra Erzincan mahkemelerinde, Çorum olaylarına ilişkin savunmalar yaptığını söyleyen Özbay, darbenin arkasında ABD olduğuna işaret ederek, “Amerikalı üç tane isim verdim. 12 Eylül öncesi bunların görevi neydi? Şimdi neredeler? Çorum olaylarından önce, Çorum’dan, Maraş olaylarından önce, Maraş’ta bunlar görülmüş müydü diye sorular sordum. Verdiğim üç isim de Amerika’nın elçiliğinde görevliymiş. Ama şimdi ne yapıyorlar bilmiyoruz. Yani CIA, 12 Eylül’ü Amerikan Pentagon’un yahut CIA’in maşası olarak birtakım generalleri kullanıp Türk Milliyetçilerinin iktidarını engellemek için yaptı. Çünkü Tandoğan yürüyüşünde bir buçuk milyon MHP’li Ankara’da yürüyünce bu içeride olduğu gibi dışarıda da bütün güçlerin dikkatini çekti” diye konuştu.

Özbay, darbeden sonra gerçekleştirilen işkencelerin kan dondurduğunu söyledi. Her türlü işkencelere maruz kaldıklarına dikkati çeken Özbay, “İşkenceler, ateş yakarak ayak derilerini yakmak. Tırnak sökmek, elektrikle insanları hadım etmek ve insanlığından çıkartmak. Aç bırakmak, susuz bırakmak” dedi.

“Cezaevine gelenleri önce kuş kafesinin içine alıyorlardı”

Cezaevi şartlarının çok kötü olduğunu vurgulayan Özbay, günlerdir aç kaldıklarını dile getirerek, “Cezaevine gelenleri önce kuş kafesinin içine alıyorlardı. Ben de girdim bu kafesin içine. Binlerce ülkücünün avukatı olduğum halde. Kafeste diz üste oturup aşağı bakıyorsunuz şöyle. Kafa kaldırmak yasak. Gelen giden askerler sabahtan akşama kadar tellerinin arasından copla kafanıza, ensenize nereye gelirse vuruyorlar. Yani yüzlerce cop vuruyorlar” ifadelerine yer verdi.

Kaan Taşkın - Evren Doğru - Tolga Başer

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak BEUN Bilim Kafe’de Bağımlılıkla Mücadelenin Önemine Dikkat Çekildi Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), "Bilim Kafe" buluşmaları kapsamında düzenlediği "Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM): Kumar Bağımlılığı" başlıklı programla, bağımlılığın birey ve toplum üzerindeki etkilerini bilimsel bir perspektifle ele alarak önemli bir farkındalık çalışmasına imza attı. BEUN tarafından toplumsal bilinç ve farkındalığı artırmak amacıyla hayata geçirilen Bilim İletişimi Ofisinin "Bilim Kafe" etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen program, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Yükseköğretim Kurulunun karar ve teşvikleri doğrultusunda, BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in girişimleriyle kurulan Bilim İletişimi Ofisi tarafından düzenlenen söyleşi, Farabi Kampüsü Doç. Dr. Ali Arslan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Programın açılışında konuşan BEUN Bilim İletişimi Ofisi Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Melek Toparlak Şahin, kumar bağımlılığının çoğu zaman bireylerin ve ailelerin hayatında derin yaralar açabildiğine dikkat çekerek, böylesine önemli bir konuyu ele almak üzere bir araya gelmekten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Şahin, ardından programın konuşmacısı TBM Eğitim Formatörü Elvan Özdoğan Güler’i sahneye davet etti. Elvan Özdoğan Güler, söyleşide kumarın türleri, çevrim içi kumarın taşıdığı riskler, küçük yaş gruplarında bağımlılık tehlikesi, sosyal çevrenin etkisi ve bağımlılığın bir hastalık olarak değerlendirilmesi gerektiği konularında kapsamlı bilgiler paylaştı. Kumar bağımlılığının birey, aile ve toplum üzerindeki olumsuz etkilerine değinen Güler, özellikle ebeveynlere yönelik önemli tavsiyelerde bulunarak erken farkındalığın ve doğru iletişimin önemine vurgu yaptı. Güler’in ardından konuşmalarını yapmak üzere kürsüye gelen Yeşilay Danışmanlık Merkezinden Gül Kaya, Merkezin çalışmaları kapsamında katılımcılara bilgi verdi. Yeşilay Danışmanlık Merkezinin faaliyetleri hakkında detaylı bilgi aktaran Kaya, katılımcılara teşekkür ederek sözlerine son verdi. Katılımcılar, bilimsel veriler ışığında yapılan sunum sayesinde konuya dair bilinçlerini artırma ve merak ettikleri sorulara doğrudan yanıt alma imkânı buldu. Program sonunda yöneltilen sorular, konuşmacı tarafından ayrıntılı biçimde cevaplandırıldı. Zonguldak halkı ile öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlik, akademik bilginin toplumla buluştuğu verimli bir platform olarak öne çıktı. Katılımcılar, böylesine önemli bir toplumsal meselenin üniversite öncülüğünde ele alınmasından duydukları memnuniyeti ifade etti. Programı düzenleyen BEUN temsilcileri ve katılımcılar, etkinliğin gerçekleştirilmesine öncülük eden Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ile BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. Program, konuşmacılara Dr. Öğr. Üyesi Melek Toparlak Şahin’in teşekkür belgelerini takdim etmesi ile sona erdi.
Denizli Risk grubundakiler gıda zehirlenmelerini hafife almamalı Özel Denizli Tekden Hastanesi Acil Servisi Uzman Doktoru Gökay Önder, gıda zehirlenmesinin hafife alınmaması gerektiğini belirterek, özellikle risk grubundaki kişilerin dikkatli olması konusunda uyardı. Özel Denizli Tekden Hastanesi Acil Servisi Uzman Doktoru Gökay Önder, gıda zehirlenmelerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Her gıda zehirlenmesinin tehlikeli olmadığını belirten Önder, özellikle risk grubundaki kişilerin belirtiler konusunda bilinçli olması gerektiğini vurguladı. Gıda zehirlenmesinin; bozulmuş yiyecekler veya bakterilerle kontamine olmuş gıdaların tüketilmesi sonucu ortaya çıktığını ifade eden Önder, en sık etkenlerin Salmonella, Escherichia coli (E. coli) ve Staphylococcus aureus gibi bakteriler olduğunu söyledi. Klinik belirtilerin çoğunlukla bulantı, kusma, ishal ve karın ağrısı şeklinde görüldüğünü belirten Uzman Doktor Önder, "Vakaların büyük kısmında semptomlar 72 saat içinde kendiliğinden geriler. Bu nedenle her gıda zehirlenmesi vakası ağır seyretmez" dedi. Ancak bazı belirtilerin ciddi risk taşıdığına dikkat çeken Dr. Önder, 37.5 derecenin üzerinde yüksek ateş, kanlı ishal, 24 saat boyunca geçmeyen, dirençli kusma, idrar miktarında belirgin azalma ve bilinç değişikliği gibi durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti. Özellikle bebekler, yaşlılar, gebeler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde gıda zehirlenmelerinin daha ağır seyredebileceğini belirten Önder, bu grupların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Uzman Doktor Gökay Önder, "Her gıda zehirlenmesi tehlikeli değildir ancak tehlikeli olabilecek semptomları bilmek ve gerektiğinde sağlık kuruluşuna başvurmak hayati önem taşır" ifadelerini kullandı.