GÜNDEM - 12 Temmuz 2025 Cumartesi 09:51

15 Temmuz Gazisinden FETÖ elebaşı Gülen’e: "Müslüman diye geçiniyordu, kendi toprağına bile gömülmedi"

A
A
A

Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Başkanı Lokman Aylar, 15 Temmuz Gazisi Yusuf Atak ve 15 Temmuz Şehidi Mustafa Solak’ın eşi ile oğlu Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) hain darbe girişimi sırasında yaşadıklarını anlattı.

Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan, demokrasiyi hedef alan Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) hain darbe girişiminin üzerinden tam 9 yıl geçti. ‘15 Temmuz Milli Birlik Günü’ dolayısıyla Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Başkanı Lokman Aylar, 15 Temmuz Gazisi Yusuf Atak ve 15 Temmuz Şehidi Mustafa Solak’ın eşi ile oğlu duygu ve düşüncelerini İhlas Haber Ajansı muhabirine aktardı.

"Fethullah Gülen denen alçak öldüğünde sazlı sözlü eğlenceler düzenlendi"

Karanlık geceyi asla unutmayacaklarını vurgulayan Başkan Aylar, "250 tane şehit verdik, 2 bin 700’e yakın gazimiz var. Bugün milletimizin tarihinde unutulmaması gereken, unutmayacağımız ve unutturmayacağımız bir gecedir. Türkiye tarihinin değil, dünya demokrasisinde de çok önemli bir yeri vardır. Ülkeyi sevenler, ülkesinde devletin yanında olanlar ve ülkeye ve millete karşı olup kendini dış güçlere bağlayan bazı güçlerin de ortaya çıktığını gördük. Çok acılar yaşandı, şehitler verdi, kiminin düğünü vardı, kiminin nişanı vardı, kiminin yeni çocuğu doğmuştu. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Milletimize, Cumhurbaşkanımıza ve Devlet beye hakikaten bir gazi olarak çok teşekkür ediyorum. Hainleri temizledik, o hainlerin kimler olduğunu gördük. Hiçbir zaman bir daha 15 Temmuz gibi bir hayal kurmasınlar. Çünkü bu millet onları o hayallerinde boğacaktır. Eğer bir kez daha milleti sokağa dökerlerse, o gece yarım bıraktığımız işi biz tamamlamaya söz veriyoruz. Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı olarak biz 15 Temmuz gazilerimizle, şehitlerimizle, tüm şehit ailelerimizle ve gazilerimizle birlikte beraberiz ve devletimizin her zaman yanında olacağız. Fethullah Gülen denen alçağın öldüğü haberini aldığımızda tabii ki şehit ailelerimizin intikamı alındı. Şehit aile ve gaziler olarak bir yerlerde lokma döktürüldü, bir yerlerde davul çalındı. Bazı yerlerde sazlı sözlü eğlenceler düzenlendi" şeklinde konuştu.

"Hala vücudumda bir kurşun var"

O gün hasat için Haymana’da olduğunu söyleyen Emekli Astsubay olan 15 Temmuz Gazisi Yusuf Atak, "Gece bir telefon geldi. Bir darbe girişiminin olduğundan bahsedildi. Siyasi anlamda bir partinin yönetim kadrosundaydık. İsmimizin FETÖ terör grubunun içinde olduğunu öğrendik. Millet Meclisi bombalanıyor denilince Gençlik Caddesi üzerinden Milli Savunma Bakanlığı’nın oraya kadar gelebildim. Orada 3 kurşun yedim, yaralandım. İslam’a, Türk vatanının birliğine ve bütünlüğüne inananlar kazandı. Ucu dışarıda olan hain grup mağlup oldu. Milli Savunma Bakanlığı’nın kapısında tanklar vardı. Silahlı, asker kıyafeti giymiş kişiler vardı. Subay olan bu kişilerin elinde, malumunuz nöbet tutan erlerin silahları vardı. Kendim de asker olduğum için bu işleri çok iyi biliyorum. Şahısların o durumuna müdahil oldum. Ateş etmemeleri ve silahları bırakmaları devlete, millete isyan etmemeleri konusunda uyardım. Kendimin de asker olduğunu beyan ettim. Onların bu tavrı ne yazık ki bizlere karşı menfi oldu. Oradan bir general düzeyinde rütbesi olduğunu düşündüğüm bir şahıs tarafından ateş emri verildi. Ateş edilince yerden seken mermiler sol bacağıma 3 kurşun olarak isabet etti. Yaralandık, tedavi gördük. Süreç sonrasında hala vücudumda bir kurşun var. Mehmetçik kıyafetini giymiş olmaları, mensubu olduğum Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait kişilerin zehirlenmiş tiplerin olması en büyük üzüntülerimizden bir tanesiydi" ifadelerini kullandı.

"Müslüman diye geçiniyordu, kendi toprağına bile gömülmedi"

Gazi Atak, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in ölüm haberi ile ilgili duygu ve düşüncelerini şu ifadelerle belirtti:

"Vatan millet düşmanlarının ölümü bizleri tabii ki ilahi adaletin tecelli ettiği konusunda manevi anlamda mutlu etti. İnsanların ölmesine karşıyız, kimse kimseyi öldürmesin ama şu var; vatana ihanet edenlerin kesinlikle canlarıyla ödemesi. Çünkü 250 şehidin vebali ondaydı. Türk yargısı ona cezasını verseydi, en ağır cezayla cezalandırıp kendi topraklarımızda cezasını infaz ederken ölmesi bizi daha mutlu ederdi. Dolayısıyla da o şahsın yaptığı, kendiyle beraber mezara gitti. Bakın kendi toprağında bile değil. Müslüman diye geçinen bir insan Müslüman topraklarında değil"

"Babamı ben yıkadım"

Şehit oğlu olmanın kimseye nasip olmayacağını söyleyen ve babasının boyacı olduğunu belirten Şehit Mustafa Solak’ın oğlu Emre Solak, "Babamla 18 yıl geçirdim. Çok güzel bir babalık yaptı. Babam gece çalışacağı için erken yatmıştı. İstanbul’dan babamın askerlik arkadaşı haber etti. Babam ‘hainler’ demiş. Annem duymuş. Onun için hemen üstünü giymiş. Annem, nereye gidiyorsun Mustafa deyince. Külliyeye gidiyorum demiş. İnerken bizim komşumuzu görmüş. Demiş, nereye gidiyorsun cenke mi Mustafa? Benim gitmem lazım. Sen, ben gitmezsem kim gidecek? Vatan elden gidiyor demiş. Sabah kalktığımda babam gelmemişti. Aradım, telefona cevap vermedi. Eli kanda da olsa o telefonu açardı. Sonra amcamı aradım, dedim babam yok. Bütün akrabalarımız babamı aradı. En son biri babamın telefonunu açıp demiş ki, Devlet Demiryolları Hastanesi’nde, ağır yaralı, gelin. Hastaneye gidince her yer kan revan içindeydi. Doktor geldi, bizi sordu. Eşiyle oğlu dedi amcam. Bize sakinleştirici yaptılar. Amcam geldi. Emre, evin reisi olmak kolay değil dedi. Evin reisi babam, başka kimsem yok dedim. Baban artık şehit dedi. O hastanenin bahçesi bana çukur oldu. Ben o çukura gömüldüm. Yaşınız 18, babanızı kaybediyorsunuz. Doğduğumdan beri acılar çekiyorum. Amcama dedim ki, senin için sözümü tuttum. Hiç ağlamadım. Senden de benim bir ricam var, babamı ben yıkamak istiyorum. Amcam ilk inanmadı bana. Babamı ben yıkadım. Çok şükür bir uzuv kaybı yoktu. Şarapnel parçası iç organlarını parçalamıştı" dedi.

Emre Solak, babasını yıkadığında yününün şehadete güldüğünü ve defnettikten sonra mezarlıktan çok güzel bir koku geldiğini, daha önce böyle bir koku koklamadığını belirtti. 2 ay önce umreye gittiğinde ise Kabe’deki koku ile babasının mezarında kokladığı kokunun aynı olduğunu söyleyen Emre Solak, 2’nci sefer de Umre için Kabe’ye gittiği vakit babasının silüetini gördüğünü aktardı.

"Rabbim beni ilk oğlumla sınav etti, sonra eşimle"

Şehit haberini aldığında dünyasının başına yıkıldığını belirten Şehit Mustafa Solak’ın eşi Melek Solak, "Emre ile tek başıma kalacağım. Ona hem anne hem baba olacağıma, emanetine iyi bakmaya söz verdim. Önce Rabbimin emaneti, sonra şehidimin emaneti dedim. Rabbim beni 2 defa sınadı. Gerçekten de çok memnunum. Allah razı olsun oğlumdan da. Rabbim beni ilk oğlumla sınav etti, sonra eşimle. Acımız gerçekten çok büyük ama gururumuz daha büyük. Oğlum da babasının izinde gidiyor. Çünkü babası çok mükemmel bir insandı. Mustafa hep şehit olmayı isteyen birisiydi. Kendisi Mardin’de askerlik yapmış. Terörle göz göze geldim, çatıştık ama bir şehit olamadım derdi. Ufak tefek birisiydi ama yüreği çok büyüktü, cesurdu. Kardeşi Sivas’ta askerlik yaptı. Kardeşine inşallah şehit olursun derdi. Abi kardeşe söyleyebilir mi bunu? Söyleyemez. Şehit abisi olmaktan gurur duyarım derdi. Çarşamba günü oğlumun küçük bir diş operasyonu vardı. Emre dedi ki acıktım baba dedi. O da dedi ki oğlum lokantada ne yapacaksın, alayım ama evde yapıp yiyelim. Markete uğradık. Bir de tuttu kocaman karpuzu aldı. Mustafa, biz 3 kişiyiz. Bu koca karpuzu ne yapacaksın? Dolaba da sığmıyor dedim. Sen ne yapacaksın, 2 gün sonra çok kalabalık olacak dedi. Cuma günü 2 gün sonra gerçekten de kalabalık oldu. Onlara malum oluyordu, ben biliyorum" diye konuştu.

Bilal Sarıkavak - Gürkan Sayın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Şikayet kutusundan bisiklet çıktı Balıkesir Devlet Hastanesi’ndeki "Dilek ve Şikayet Kutusu", bu kez alışılagelmiş taleplerin çok dışında, kalpleri ısıtan bir mektuba ev sahipliği yaptı. Tedavi gördüğü hastaneden teşekkür ederek ayrılan 10 yaşındaki Ayaz’ın bisiklet hayali, hastane yönetiminin vefasıyla gerçeğe dönüştü. Burhaniye’de yaşayan 10 yaşındaki Ayaz, bir süre önce rahatsızlığı nedeniyle Balıkesir Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Tedavi süreci boyunca kendisine gösterilen şefkat ve ilgiden etkilenen minik Ayaz, taburcu olurken duygularını kağıda dökmeye karar verdi. Hastanenin koridorundaki dilek-şikayet kutusuna bir pusula bırakan Ayaz, mektubunda tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederken, çocuksu bir masumiyetle en büyük hayalini bisiklet olduğunu paylaştı. Hastane yönetimi bu sese kulak verdi Hasta Hakları Birimi tarafından açılan dilek-şikayet kutusundan çıkan Ayaz’ın içten mektubu, hastane çalışanlarına duygu dolu anlar yaşattı. Sadece teşekkür etmekle kalmayıp hayalini de paylaşan minik hastanın bu talebine, hastane yönetimi kayıtsız kalmadı. Ayaz’ın iyileşme sürecine en büyük moral desteğini vermek için hemen kollar sıvandı. Kısa sürede temin edilen bisiklet, Başhekim Op. Dr. Erdal Ünal’ın odasında sahibine teslim edildi. Odaya girdiğinde hayallerindeki bisikleti karşısında gören Ayaz’ın gözlerindeki ışıltı, tüm hastane personelini duygulandırdı. Başhekim Op. Dr. Erdal Ünal, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Bizim için en büyük ödül, hastalarımızın buradan şifa ve güler yüzle ayrılmasıdır. Ayaz’ın o saf ve temiz duygularla yazdığı mektup bizleri çok duygulandırdı. Şifa dağıtan eller olarak, bu kez bir çocuğun hayaline köprü olmak istedik. Ayaz artık sağlığına kavuştu, şimdi bisikletiyle özgürce çocukluğunu yaşayacak. Hastaneden sadece sağlığına kavuşarak değil, hayallerine de kavuşarak ayrılan minik Ayaz, yeni bisikletiyle birlikte objektiflere poz verirken; bu olay, sağlıkta sadece tıbbi müdahalenin değil, sevgi ve ilginin de ne kadar iyileştirici olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Diyarbakır Bayram öncesi gıda satışı yapan iş yerleri denetlendi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, yaklaşan Ramazan Bayramı nedeniyle kent genelinde tatlı, şekerleme ve kuruyemiş satışı yapan iş yerlerine yönelik denetim gerçekleştirdi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların bayram öncesinde güvenli ve sağlıklı gıdaya ulaşabilmesini sağlamak amacıyla denetim çalışmalarını yoğunlaştırdı. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ile Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından yürütülen denetimler kapsamında kent genelinde tatlı üretimi ve satışı yapan işletmeler kontrol edildi. Denetimler çerçevesinde tatlı üretimi yapan imalathaneler, büyük marketlerin tatlı ve şekerleme reyonları ile kuruyemiş satışı yapılan iş yerleri ekipler tarafından tek tek incelendi. Bayram öncesi yoğunluk yaşanan işletmelerde, vatandaşların sağlığını riske atabilecek unsurların önüne geçilmesi amacıyla kapsamlı kontroller gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen denetimlerde ürünlerin son kullanma tarihleri, üretim şartları, depolama alanları ve hijyen kuralları detaylı şekilde incelendi. Ekipler ayrıca işletmelerde kullanılan hammaddelerin uygunluğu, üretim alanlarının temizliği ve soğuk hava depolarının şartlarını da denetledi. Yapılan kontrollerde işletmelerin gıda mevzuatına uygun üretim yapıp yapmadığı değerlendirilirken, teknik ve fiziki şartların ilgili yönetmeliklere uygunluğu da kontrol edildi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşabilmesi amacıyla özellikle bayram öncesinde denetim çalışmalarını sürdürecek.
Manisa Manisa’da bıçaklı kavgada ölü sayısı 2’ye yükseldi Manisa’nın Akhisar ilçesinde yaşanan bıçaklı kavga olayında hayatını kaybedenlerin sayısı 2’ye yükseldi. Olayda ağır yaralanan Ömer Durmuş’un, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği öğrenildi. Olay, Manisa’nın Akhisar ilçesine bağlı Ragıpbey Mahallesi eski Tren Garı karşısında meydana gelmişti. Onur Efe (29), kardeşi Suat Efe (24) ve Ömer Durmuş (32) ile E.V. (19) ve R.V. (21) arasında çıkan tartışma kısa sürede kavgaya dönüşmüş, yaşanan arbede sırasında 3 kişi bıçakla yaralanmıştı. Yaralılardan Suat Efe kaldırıldığı Akhisar Mustafa Kirazoğlu Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybederken, ağır yaralı olarak tedavi altına alınan Ömer Durmuş’un da dün gece saatlerinde hayatını kaybettiği bildirildi. Olayda ağır yaralanan Onur Efe’nin ise hastanedeki tedavisinin sürdüğü ve durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi. Öte yandan kavganın çıkış nedeni de ortaya çıktı. İddiaya göre, Akhisar’da Tütün Otel civarında yaşanan bir trafik kazasının ardından taraflar arasında gerginlik oluştu. Kazaya karışan aracın, Suat Efe’ye ait otomobile çarptığı ve olay yerinden uzaklaştığı, daha sonra telefonla görüşmelerin sürdüğü sanayi sitesinde yapılan değerlendirmede araçta yaklaşık 100 bin lira civarında hasar çıktığı ve taraflar arasında bu nedenle tartışma yaşandı. Tütün Otel karşısında buluşan taraflar tartışmanın ardından bıçaklı kavgaya tutuştu. Olayın ardından kaçtıkları belirlenen ve kardeş oldukları öğrenilen E.V. ve R.V.’nin emniyete teslim olduğu öğrenildi. Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin ardından savcılığa sevk edilerek hakim karşısına çıkarılmaları bekleniyor. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.