KÜLTÜR SANAT - 07 Şubat 2026 Cumartesi 10:05

2. Dünya Savaşı’nın izleri Ankara’daki bir antikacıda günyüzüne çıktı

A
A
A
2. Dünya Savaşı’nın izleri Ankara’daki bir antikacıda günyüzüne çıktı

Ankara’da antikacılık işiyle uğraşan Hakan Şehri, 2. Dünya Savaşı’ndan günümüze ulaşan tarihi eserleri dükkanında sergiliyor.


Ankara’da yaşayan Hakan Şehri (55), 13 yıldır antikacılık işiyle uğraşıyor. Yıllar boyunca 2. Dünya Savaşı’ndan kalan nadir eserleri toplayan ve dükkanında sergileyen Şehri, sergilenen eserlerin, savaşın izlerini taşıyan önemli tarihi belgeler niteliğinde olduğu belirtti. Savaş koleksiyonu özellikle tarih meraklıları ve koleksiyonculardan yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Şehri, eserlerin büyük bölümünün orijinalliğini koruduğunu ve titizlikle muhafaza edildiğini vurguladı. Sergilenen eserlerin, 2. Dünya Savaşı’nın askeri ve sosyal yönünü yansıttığının altını çizen Şehri, amacının geçmişle günümüz arasında bir bağ kurmak ve tarihi canlı tutmak olduğunu söyledi. Antikacılığı ‘hastalık’ olarak tanımlayan Şehri, bu işi para için yapmadığını ve antikacılığın bambaşka bir dünya olduğunu açıklarken, yeni başlayacak olanlara da kendilerini uzun bir sürecin beklediğini ve sabretmeleri gerektiğini ifade etti.



"Bu bir sevda"


Antikacılığa meraktan başladığın ve yaklaşık 13 yıldır aralıksız bir şekilde sürdürdüğünü belirten Şehri, "Yaklaşık 13 yıldır profesyonel antikacıyım. Burası olduğu gibi başka şubelerimiz de var. Avrupa’dan ve Türkiye’den antika toplayıp, bu işi antika severlere taşıyoruz, onlara anlatıyoruz. Bu bir sevda. Sonuçta insanın içinde olan bir şey. Zaten bu meslek, profesyonel olarak yapmadan önce de içimde vardı. Avrupa’ya çıktığımızda; gidiyorduk, arıyorduk, bakıyorduk ve öğreniyorduk. Zaman içerisinde ne kadar öğrensen de yeterli olmuyor. Kendini geliştirmek zorundasın. Daha sonra da belirli bir aşamaya geldik. Artık topladıklarımız kaldırılamaz hale geldi. Ondan sonra dükkan açtık. Başarılı da olduğumuzu düşünüyorum" diye konuştu.



"Antika konusunda Avrupa’ya göre çok aşağılardayız"


Türkiye’de antikacılığın yeni yeni gelişmeye başladığını, insanların finansal açıdan yavaş yavaş rahatlamaya başladığını ifade eden Şehri, "İlk zamanlar zorlandım. Bu işte eskiyle ilgili birçok şeyde bilginiz olmak zorunda. Bu işte bilgi şart. Bilgi varsa zaten değer var. Eski bir şeyi sokakta görüp de almadığınız veya antika pazarında değersiz gördüğünüz bir şeyi bilginiz varsa, onun değerli olduğunu anlayabiliyorsunuz ve antika değerini kazanmış oluyor. Ondan dolayı bilgi çok önemli. Her zamanda gelişime açık olmanız lazım. Çünkü Avrupa’ya göre çok aşağılardayız. Oradaki koleksiyoncularla temas içinde olacaksınız. Kendinizi geliştireceksiniz. Kendi ülkenizde de geçmişi geleceğe taşıyacaksınız. Antika konusunda gerideyiz. Çünkü insanlar finansal açıdan biraz daha rahatladılar. Avrupa’da daha farklı bir kültür var. Onlar, daha önceden bazı şeylere değer vermişler. Antikaları daha sonraki nesle ulaştırmaya çalışmışlar ama bizim halkımız yaşamaya çalışmış" şeklinde konuştu.



"Antikacının da, bu işi sevenlerin de hayalleri var"


Antikacılığın bir sevda işi olduğunu ve herhangi bir antikacının bile hayallerinin sınırsız olduğunun altını çizen Şehri, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Türkiye’de de çok büyük koleksiyoncular oluşmaya başladı. İnsanlar ilgileniyor ve müzeler kuruluyor. Bunun desteklenmesi lazım. Desteklediğinizde bir sonraki nesle de geçmişten gelen o ürünleri aktarmak lazım. Antika işiyle uğraşmak isteyenlerin ilk önce birilerinin yanında bu işe biraz gönül vermeleri lazım. Bir şeyleri öğrenmeleri lazım. Bir anda hiçbir şeyin olması mümkün değil. Eğer bu işe gönül veriyorlarsa dost edinmeleri azım. Ondan sonra belli bir alanda başlamaları lazım. Çünkü bu işin bir sonu yok. Antikacılık çok zevkli ve insanı mutlu eden bir şey. Hayaller bitmez. Antikacının da, bu işi sevenin de hayalleri var. Antikacılık, antika pazarına gittiğinizde, iki tane bulunmaz bir şeyi bulduğunuzda ve anladığınızda bile mutlu eden bir şey. Güzel şeyler elime düşse de onları dükkanıma kazandırsam diye her zaman kafamda bir düşünce var."



2. Dünya Savaşı’nın izleri Ankara’daki bir antikacıda günyüzüne çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Iğdır’da sağanak sele dönüştü: Karakuyu köyünde evler ve araziler sular altında kaldı Iğdır’ın Karakuyu köyünde etkili olan sağanak sonrası meydana gelen sel, köyde büyük hasara neden oldu. Evler, tarım arazileri ve yollar zarar görürken çok sayıda küçükbaş hayvan telef oldu. Iğdır’da etkisini sürdüren sağanak yağış, merkeze bağlı Karakuyu köyünde sele neden oldu. Yaklaşık 2 saat devam eden şiddetli yağış sonrası su kanalları ve dereler taşarken, köy merkezindeki bazı evler ile tarım arazileri sular altında kaldı. Sel nedeniyle köyde bulunan bazı köprü ve su kanalları yıkılırken, yollar da zarar gördü. Bölgede vatandaşlar zor anlar yaşarken, ihbar üzerine ekipler çalışma başlattı. Iğdır Devlet Su İşleri Müdürlüğü ile İl Özel İdaresi ekiplerinin müdahale ettiği çalışmalara jandarma, AFAD, Özel İdare ve DSİ’den toplam 16 araç ve 46 personel katıldı. Ekipler, selin etkili olduğu bölgelerde su tahliye ve temizlik çalışmalarını sürdürdü. Sel nedeniyle çok sayıda küçükbaş hayvan telef olurken, 20 arı kovanı da kullanılamaz hale geldi. AFAD ekipleri bölgede hasar tespit çalışmalarına başladı. Köyde yaşayan ve ev ve ahırları su basan Habibe İleri, "Civcivlerimiz, tavuklarımız öldü. Evimiz çatlamış, sallanıyor. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Sağ olsunlar sel anında komşularımız yardımımıza gelerek hayvanlarımızı çıkardılar" dedi. Tarım arazileri zarar gören Rasim Güneş ise, "Baya bir sel geldi, 1 saat, 1.5 saat kadar devam etti. Burada daha önce DSİ’nin çalışmaları oldu ondan dolayı bir sıkıntı olmadı. Afetin aşırı derecede olmasından dolayı kanal taşıyamadı. Ekili alanım yağmurlama sistemiydi, hasarım var" diye konuştu.
Samsun Başkan Şenol Kul, Dünya Kent Forumu için Bakü’ye gidiyor Habitat) tarafından düzenlenen ve sürdürülebilir kentleşme alanında dünyanın en önemli uluslararası buluşmalarından biri kabul edilen Dünya Kent Forumu’na (WUF13) özel davet üzerine katılmak için Azerbaycan’a gidiyor. İlk kez 2002 yılında Kenya’nın Nairobi kentinde düzenlenen ve iki yılda bir farklı bir şehrin ev sahipliğinde gerçekleştirilen forumun 13’üncüsü, 17-22 Mayıs 2026 tarihlerinde Bakü Olimpiyat Stadyumu’nda gerçekleştirilecek. Dünyanın dört bir yanından yerel ve bölgesel liderleri bir araya getirecek olan forumun bu yılki ana teması ise "Dünyayı barındırmak: Güvenli ve dayanıklı kentler ve topluluklar" olarak belirlendi. Forum boyunca; küresel konut krizi, enformel yerleşimlerin dönüşümü, kriz sonrası yeniden yapılanma süreçleri, iklim-konut ilişkisi ve konut finansmanı gibi hayati başlıklar masaya yatırılacak. Forum kapsamında düzenlenecek olan "Yerel ve Bölgesel Yönetimler Dünya Kurulu" (WALRG) ve "Yuvarlak Masa Toplantısı"na katılacak olan Başkan Şenol Kul, uluslararası kentsel gelişim tecrübelerini yakından takip edecek. Sürdürülebilir konut politikaları ve yerel iş birliği modellerinin ele alınacağı bu toplantılardan elde edilecek bilgi ve deneyimler, Terme’nin gelişim yolculuğunda hayata geçirilecek yeni projeler için önemli birer rehber niteliği taşıyacak. Dünya Kent Forumu’na katılımı öncesi bir değerlendirme yapan Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, "Bakü’de gerçekleşecek bu önemli buluşmada, dünyanın farklı şehirlerinden gelen tecrübeleri dinleme ve ilçemizi temsil etme fırsatı bulacağız. Burada konuşulacak olan ’dirençli şehir’ ve ’sürdürülebilir konut’ gibi konular, bizim Terme için kurduğumuz hayallerle yakından ilgili. Küresel ölçekteki bu bilgi paylaşımlarından ilham alarak, ilçemizi hemşehrilerimiz için daha huzurlu, daha modern ve daha yaşanabilir bir yuva haline getirmek adına gayretle çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Dünya Kent Forumu’nun sonuç bildirgesi ve "WUF13 Eylem Çağrısı", yerel yönetimlerin küresel kararlar üzerindeki etkisini artırarak sürdürülebilir şehircilik adına önemli bir yol haritası sunacak.