EKONOMİ - 16 Ekim 2025 Perşembe 12:21

2026 yılı bütçesi açıklandı: En büyük pay eğitim alanına ayrıldı

A
A
A

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2026 yılı bütçesinde Milli Eğitim Bakanlığı için 1 trilyon 944 milyar lira ödenek öngördüklerini belirterek, yüzde 15,3 oranıyla en büyük payın eğitime ayrıldığını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen ‘2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Bağlama Töreni’ne katıldı. Yılmaz, 2026 yılı bütçesi hazırlıklarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği vizyon talimatları doğrultusunda tüm bakanlıklar, bağlı ve ilgili kamu kurum ve kuruluşların katkılarıyla tamamlanarak, TBMM’ye sunulmaya hazır hale geldiğini dile getirdi. Yılmaz, 2026 yılı bütçesinin AK Parti hükümetlerinin 24’üncü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ise 8’inci bütçesi olduğuna ve bu kadar uzun süre kesintisiz bir şekilde bütçe hazırlama imkanının siyasi istikrarın en temel göstergesi olduğuna dikkati çekti.

"2026 yılı bütçe teklifinin her kaleminde ülkemizin ve milletimizin gereksinimleri düşünülmüştür"

Bölgede yaşanan jeopolitik gerilimlere ve küresel belirsizliklere rağmen 21. yüzyılı Türkiye Yüzyılı yapma hedefine ilişkin çalışmaların aynı kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade eden Yılmaz, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde özellikle ulaştırma, enerji, sağlık ve dijitalleşme alanlarında yaptığımız yatırımlarla son 23 yılda ülkemizin fiziki altyapısında büyük ilerlemeler sağladık. Bugünün önceliği ise kamu altyapı yatırımlarını daha etkin hale getirmek ve özel sektör yatırımlarını destekleyecek şekilde üretim ve ticaret altyapısını güçlendirmektir. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifimiz; kaynak verimliliğini artıran ve çevresel sürdürülebilirliği önceleyen, yeşil ve dijital dönüşüm politikaları ile üretim süreçlerinde verimliliği ve rekabetçiliği bütüncül olarak artırmayı amaçlayan bir bütçedir. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifimiz; çiftçisiyle, işçisiyle, esnafıyla, sanayicisiyle, çalışanı ve emeklisiyle, kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla ve engellisiyle toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçları ve talepleri gözetilerek hazırlanmış, her kaleminde ülkemizin ve milletimizin gereksinimleri düşünülmüştür" dedi. Son üç yılda merkezi yönetim bütçesinden 2025 yılı fiyatlarıyla 90 milyar dolar tutarındaki önemli bir kaynağı deprem yaralarının sarılması için ayırdıklarına işaret eden Yılmaz, bu duruma rağmen uygulanan program sayesinde yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme göstergelerinde olumlu sonuçlar alındığını ve 16 yıldır kesintisiz büyümenin devam ettiğini dile getirdi.

"2026 yılında işsizlik oranının yüzde 8,4’e gerilemesi beklenmektedir"

Yılmaz, 2025 yılında istihdamın görece yatay seyretmesinin öngörüldüğünü, işgücüne katılma oranının ise yüzde 53,7 olarak gerçekleşmesinin beklendiğini ifade ederek, "Bu çerçevede işsizlik oranının yüzde 8,7’den yüzde 8,5’e düşeceği tahmin edilmektedir. 2026 yılında öngörülen büyüme oranı çerçevesinde işgücüne katılım oranı yüzde 54,4’e yükselirken, istihdamın bir önceki yıla göre 730 bin kişi artmasıyla işsizlik oranının yüzde 8,4’e gerilemesi beklenmektedir" diye konuştu.

"2026 yılı içinde ihracatta 282 milyar dolar tutarını yakalamayı öngörüyoruz"

Küresel ticaretin 2025 yılında tarifelerden ve artan belirsizlerden kaynaklı kırılganlıklar içermesine rağmen ihracatın ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,1 oranında artış kaydettiğine değinen Yılmaz, ihracatın yıllıklandırılmış olarak 269,7 milyar dolar ile rekor seviyelere yükseldiğini bildirdi. Yılmaz, "2025 yılı genelinde 273,8 milyar dolar ile bir önceki yılın üzerinde bir ihracat performansına ulaşmayı, 2026 yılı için de ihracatta kesintisiz artışı sürdürerek 282 milyar dolar tutarındaki ihracat hedefimizi yakalamayı öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2025 yılına ilişkin milli gelirin 62,2 trilyon lira olmasını beklediklerini, 2026 yılında ise Türkiye ekonomisinin büyüklüğünün 77 trilyon liraya ulaşacağını dile getirdi.

"2026 yılında bütçe giderlerinin 18 trilyon 929 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 16 trilyon 216 milyar lira olacağını öngörmekteyiz"

Bütçe kanun teklifinin kamuya ait harcama tavanları ve gelir kalemlerine ilişkin tahminleri içerecek şekilde hazırlandığını, 2026 yılında bütçe giderlerinin 18 trilyon 929 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 16 trilyon 216 milyar lira olacağının öngörüldüğünü söyleyen Yılmaz, "Bu gelirlerinin alt kalemleri şu şekildedir; Gelir Vergisi 3 trilyon 517 milyar lira, Kurumlar Vergisi 1 trilyon 613 milyar lira, Özel Tüketim Vergisi 2 trilyon 532 milyar lira, Katma Değer Vergisi 3 trilyon 993 milyar lira, Diğer Vergi Gelirleri 2 trilyon 128 milyar lira, Vergi Dışı Gelirler ise 2 trilyon 433 milyar liradır. 2023 yılında yaşadığımız tarihimizin en büyük depremi sonrasında bölgenin yeniden imarı ve depremin etkilerinin ortadan kaldırılmasına yönelik harcamalar nedeniyle bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı yüzde 5,1 olarak gerçekleşmiş, deprem harcamaları hariç tutulduğunda ise bu oran yüzde 1,6 seviyesinde olmuştur. 2024 yılında yüzde 4,7 olarak gerçekleşen bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı, deprem harcamaları hariç tutulduğunda yüzde 3 seviyesindedir. 2025 yılı sonunda bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı yüzde 3,6 olarak öngörülmektedir. Deprem harcamaları hariç ise bu oranın yüzde 2,8 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. 2026 yılı bütçesinde deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dirençliliğin artırılması için 653 milyar lira tutarında ödenek öngörülmüştür. 2026 yılında bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının ise yüzde 3,5 olarak gerçekleşeceğini tahmin etmekteyiz. Deprem hariç bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 2,7 seviyesinde gerçekleşeceğini öngörmekteyiz" ifadelerine yer verdi.

"Yüzde 15,3 oranıyla en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz"

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak eğitimi her zaman en öncelikli mesele olarak gördüklerini ve Milli Eğitim Bakanlığına 2026 yılı bütçesinde 1 trilyon 944 milyar lira ödenek öngördüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen sayısı yaklaşık 510 bin kişi iken, 2025 Ekim ayı itibarıyla öğretmen sayımız 1 milyon 35 bin kişiye ulaşmıştır. Artan üniversite ve öğrenci sayısıyla birlikte üniversitelerimize ayırdığımız kaynağı da sürekli artırıyoruz. Yükseköğretim kurumları bütçelerini 2026 yılında 651 milyar liraya çıkarıyoruz. Yükseköğretimi de dâhil ettiğimizde eğitim bütçemizi 2026 yılında 2 trilyon 896 milyar liraya yükseltiyoruz. Böylece merkezi yönetim bütçesinden yüzde 15,3 oranı ile en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz" şeklinde konuştu.

"Sağlık alanına ayrılan toplam kaynak 3 trilyon 307 milyar liraya ulaşmaktadır"

Eğitimle beraber AK Parti hükümetleri döneminde en fazla önem verilen konuların başında sağlık alanının geldiğini kaydeden Yılmaz, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanmasını sağlamak amacıyla merkezi yönetim bütçesinden sağlık hizmetleri için 1 trilyon 594 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Sağlık Bakanlığı ve yükseköğretim kurumları ile Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak sağlık harcamaları da dikkate alındığında sağlık alanına ayrılan toplam kaynak 3 trilyon 307 milyar liraya ulaşmaktadır" ifadelerine yer verdi.

"Sosyal yardım ve destekler için 2026 yılı bütçemizde 917 milyar lira kaynak ayırdık"

Sosyal devlet anlayışıyla Türkiye’nin ürettiği refahı toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırmayı hedeflediklerini belirten Yılmaz, "Sosyal yardım ve destekler için 2026 yılı bütçemizde 917 milyar lira kaynak ayırdık. Bu tutar 2026 yılı bütçesinin yüzde 4,8’ine denk gelmektedir. 2026 yılında ödeme gücü olmayan vatandaşlarımızın sağlık primi giderlerini karşılamak amacıyla 157 milyar lira, 65 yaş üstü yaşlılarımız, bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlarımız ve yakınlarına bağlanan aylıklar kapsamında 106 milyar lira, sosyal konut finansmanının desteklenmesi amacıyla 100 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın evde bakımına destek amacıyla 90 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın eğitim desteği için 56 milyar lira, doğum yardımı ödemeleri için 44 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuklarımızın aileleri yanında yetişmelerine imkân sağlayan sosyal ve ekonomik destek ödemeleri için 23 milyar lira, engelli eğitim taşıma giderleri için 11 milyar lira ve koruyucu aile uygulaması kapsamında yaklaşık 3 milyar lira kaynak ayırdık" dedi. Vatandaşların daha ucuz elektrik ve doğalgaz kullanabilmeleri için 2026 yılı bütçesinde 373 milyar lira kaynak öngördüklerinin altını çizen Yılmaz, halihazırda mesken aboneleri için doğalgazda yüzde 43, elektrikte düşük kademede yüzde 57 oranında faturalarda devlet desteğinin uygulandığını vurguladı.

"Sosyal harcamalara ayrılan kaynaklar toplamda 2 trilyon 382 milyar liraya ulaşmaktadır"

Yılmaz, 2022 yılı itibarıyla asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışında tuttuklarını söyleyerek, "Bu imkândan tüm çalışanlarımız yararlanmaktadır. Bu kapsamda vergi istisnası yoluyla 2026 yılında tüm çalışanlarımızın gelirlerine 1 trilyon 92 milyar lira katkı sağlamış oluyoruz. Doğalgaz ve elektrikteki devlet destekleri ile asgari ücret tutarına kadar olan tüm ücretlerin vergi dışı tutulmasını da dikkate aldığımızda sosyal harcamalara ayrılan kaynaklar toplamda 2 trilyon 382 milyar liraya ulaşmaktadır. Bu tutarın bütçemize oranı yüzde 12,6 seviyesindedir" dedi. Tarıma stratejik önem verdiklerini, bu doğrultuda 2026 yılı bütçesi içerisinde 888 milyar liralık kaynağı tahsis ettiklerini dile getiren Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu kapsamda tarım sektörü vergi harcamaları için 262 milyar lira, tarımsal kredi desteği için 220 milyar lira, tarım sektörü yatırım ödenekleri için 190 milyar lira, tarımsal destek programları için 168 milyar lira, tarımsal KİT’lerin finansmanı, müdahale alımları ve ihracat destekleri için 48 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Son iki yıl içinde önemli ölçüde artırdığımız reel sektör desteklerine 2026 yılında da devam ediyoruz.

‘Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat’ odaklı ve dengeli büyüme stratejimizi sürdürüyoruz."

Reel kesim destekleri için bütçeden 713 milyar lira ödenek öngördüklerini kaydeden Yılmaz, "Bu kapsamda Sosyal Güvenlik Kurumu işveren prim desteği ödemeleri için 283 milyar lira, tarımsal krediler sübvansiyon desteği olarak 220 milyar lira, Halk Bankası esnaf kredileri sübvansiyon desteği için 70 milyar lira, ihracat başta olmak üzere diğer reel sektör destekleri için 60 milyar lira, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı teşvik ödemeleri için 50 milyar lira, mesleki eğitim kapsamında ödenen devlet katkısı için 29 milyar lira kaynak ayırdık" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, savunma harcamalarında 1 trilyon 202 milyar lira, iç güvenlik için 953 milyar lira olmak üzere toplam 2 trilyon 155 milyar lira ödenek öngördüklerini de sözlerine ekledi. Yılmaz, mahalli idareleri de güçlendirmeye devam ettiklerini belirterek, büyükşehir ve diğer belediyeler ile il özel idarelerine ayrılan toplam kaynağı 1 trilyon 657 milyar liraya çıkardılarını, 2002 yılında bu kaynağın bütçe içerisindeki payı yüzde 4 iken, bu oranı 2026 yılında yüzde 8,8’e yükselttiklerini dile getirdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir AK Parti Eskişehir İl Başkanı Albayrak’tan Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik operasyonla ilgili açıklama AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik düzenlenen operasyonla ilgili olarak, "Ortaya çıkan ayrıntılar, ne yazık ki şehrimiz ve kamu vicdanı adına utanç vericidir" dedi. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Tepebaşı Belediyesi’ne geçtiğimiz günlerde yolsuzluk, nitelikli zimmet, evrakta sahtecilik ve kara para aklama suçlarıyla ilgili operasyon düzenlenmişti. Soruşturma süreci devam ederken, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, konuyla ilgili açıklamada bulundu. Başkan Albayrak’ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, "Soruşturmayı büyük bir dikkat, ciddiyet ve sükunetle takip etmekteyiz. Soruşturmanın selameti ve hukukun üstünlüğüne olan inancımız gereği, bugüne kadar adli makamların işleyişine saygı göstererek herhangi bir açıklama yapmamayı tercih ettik. Ancak gelinen noktada ortaya çıkan vahim tablolar, iddialar ve belgeler karşısında Eskişehir halkının hakkını savunmak adına bir kelam etme zamanı gelmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü titiz çalışma, MASAK ve Sayıştay müfettişlerinin raporları neticesinde ortaya çıkan ayrıntılar, ne yazık ki şehrimiz ve kamu vicdanı adına utanç vericidir" ifadeleri yer aldı. "Bu durumu hiçbir Eskişehirlinin kabul etmesi mümkün değildir" Albayrak, "Eskişehirli hemşehrilerimizin vergileriyle, tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla inşa edildiği iddia edilen lüks villalar, tarım arazileri üzerine kurulan devasa malikaneler ve bu yapıların altına gizlenmiş kripto para madenciliği odaları, belediyecilik anlayışının nasıl kişisel servet edinme aracına dönüştürüldüğünün en açık göstergesidir. Bir yanda halka hizmet üretmesi gereken makamlar, diğer yanda ise bu makamların gücünü kullanarak kendi yakınlarının üzerine şirketler kurup belediyeye şişirme faturalar kesen idareciler... Bu durumu hiçbir Eskişehirlinin kabul etmesi mümkün değildir" dedi. "Sadece hukuki bir suç değil, aynı zamanda çok büyük bir ahlaki çöküştür" Aşevi üzerinden usulsüzlük yapıldığı iddialarının vahim olduğunu belirten Albayrak, şunları kaydetti: "İhtiyaç sahibi vatandaşlarımızın, yoksulun, fukaranın boğazından geçecek olan aşevi yemeklerinin sanki dışarıdaki yandaş firmalardan alınmış gibi gösterilerek belediyeye fatura edilmesi, milyonlarca liranın elden ele nakit olarak paylaştırılması sadece hukuki bir suç değil, aynı zamanda çok büyük bir ahlaki çöküştür. İhtiyaç sahibinin rızkına göz diken bu zihniyeti Eskişehir kamuoyunun vicdanına havale ediyoruz. Eskişehir’imizin ve hemşehrilerimizin hakkını, hukukunu hiç kimseye yedirtmedik, yedirtmeyeceğiz. Tüyü bitmemiş yetimin hakkının, aşevindeki fukaranın rızkının son kuruşuna kadar takipçisi olacağız. Adaletin tecelli edeceğine ve suçluların en ağır cezayı alacağına inancımız tamdır."
Sakarya Destici’den Ahmet Türk’e sert sözler: "Hainlik yapıyor" Sakarya’da partisinin Olağan İl Kongresi’nde konuşan Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün, Amed Sportif Faaliyetler’in Süper Lig’e yükselmesinin ardından yaptığı, "Kürdistan’ın bir takımı Süper Lig’e çıktı" açıklamasına "Hainlik yapıyor" sözleriyle tepki gösterdi. Destici, "Bu devletin adı Türkiye Cumhuriyeti’dir, bu milletin adı Türk milletidir. PKK’nın siyasi uzantısı DEM Parti yarın birçok il ve ilçede ‘Barış için adım at’ yürüyüşü yapacakmış; sen önce vatan için bir adım at" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Sakarya’da partisinin 12. Olağan İl Kongresi’ne katıldı. Serdivan Belediyesi Kongre Merkezi’nde yapılan kongre, Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Yapılan kongrede tek aday olan mevcut il başkanı Turan Yıldırım yeniden başkan seçildi. Kongre öncesinde konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, asgari ücretin ve emeklilik maaşlarının düşük olduğunu, akran zorbalığını ve 18 yaş altı çocukların suça sürüklenmelerine ilişkin değerlendirmede bulundu. "Sen önce vatan için bir adım at" Destici, "Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’dan bir takım Süper Lig’e yükseldi, hoş gelmiş, sefa gelmiş ama devletin varlığını kabul ettiği sürece, ay yıldızlı al bayrağa saygı duyduğu sürece hoş gelmiş. Türkiye’nin takımı, Diyarbakır Türkiye’nin ili ama çıkmış bir zavallı, güya duayen devlet ona her şeyi vermiş. Mal, mülk, para, makam vermiş maça gidiyor ve çıkışta, ‘kürdistanın bölgesinin takımı Süper Lig’e yükselmiştir’ diyor. Densizlik bu aslında hainlik yapıyor. Biz ‘kes sesini’ dedik ve demeye devam edeceğiz. Bu devletin adı Türkiye Cumhuriyetidir, bu milletin adı Türk milletidir. Nevruz kutlamaları yapıyorlar on binlerce kişi katılıyor bir kişinin elinde Türk bayrağı yok, takım için gösteri yapıyorlar bir kişinin elinde Türk bayrağı yok. Siz hangi devletin vatandaşısınız ey hainler topluluğu, siz hangi milletin mensubusunuz. Bu ay yıldızlı al bayrağı elinize almaktan neden imtina ediyorsunuz. PKK’nın siyasi uzantısı DEM Parti, yarın birçok il ve ilçede ‘Barış için adım at’ yürüyüşü yapacakmış, sen önce vatan için bir adım at, o yürüyüşü Türk bayraklarıyla yap ondan sonra devletten, meclisten ve bizden adım bekle. Sen eline Türk bayrağı almadığın müddetçe ne kardeşlik ne barış olur ne de dostluk olur. Eline Türk bayrağı almayan kim olursa olsun bu milletin bir parçası olamaz. O zaman diyoruz ki; hangi bayrağı eline alıyorsan, hangi bayrağın özlemini çekiyorsan git orada yaşa. Bunlara müsamaha gösterirsek bugün talep ettiklerinin yarın çok daha fazlasını isterler maazallah bu iş bölünmeye kadar gider. Türkiye’yi bölmek isteyenleler bunları 40 yıldır maşa olarak kullanıyorlar ve bugünde maşalık yapmaya devam ediyorlar" dedi. "En önemli meselelerden biri de akran zorbalığı" Genel Başkan Destici, "En önemli meselelerden biri de akran zorbalığı ve 18 yaş altı çocuklarımızı istismar eden, bunları kullanan, suç işleten çeteler ve bu çetelerin ele başları. Birkaç gün önce İstanbul Büyükçekmece’de 15 yaşında bir çocuğumuz yine akranları tarafından öldürüldü. BU gerçekten acı ve vahim bir durum. Bununla ilgili mecliste yasal düzenlemeler yapıldı ama maalesef bu düzenlemeler tam beklentileri karşılamış değil. Bizim esas bahsettiğimiz, bu çocukların ailesiyle bağlarını kopartıp tamamen etkisi altına alıp suç işleten çetelerden bahsediyoruz. Bunlarla ilgili iki şey yapılması gerekiyor bir yasa çıkacak bu suç işleyenler 18 yaş altıda olsa 14 yaşını geçmişse büyükler gibi cezalandırılmalıdır. Daha önemlisi bataklığı kurutmaktır onun için bu çetelerin kökünü kazımak gerekmektedir. Son dönemde hem meclisten çıkan yasalar hem İçişleri ve Adalet Bakanlığı’nın ortak çalışmaları hepimizin gözünün önünde cereyan etmektedir. Bir de bunun yanında bahis meselesi ve asla müsemma gösterilmemelidir" diye konuştu. "Aile, toplumun, milletin ve devletin başlangıç noktasıdır" Asgari ücret, emeklilik maaşlarının arttırması gerektiğini belirten ve aile olma hususlarına değinen Genel Başkan Destici, "Bugün en büyük problemlerimizden biri ailedir çünkü aile olmazsa toplum, toplum olmazda millet, millet olmazsa devlet olamaz. Aile, toplumun, milletin ve devletin başlangıç noktasıdır. Türk milletini tarih boyunca güçlü kılan aile olmaktır. Ama bizim ailemize LGBT ile saldırdılar yetmedi evlilik dışı hayatları özendirdiler. Evlilikten insanları ve gençleri soğuttular ve maalesef bunda da başarılı oldular. Çocuk sayısı aile başına 3 üzerindeyken bugün 1.4’lere gerilemiş durumda. Artık Türkiye nüfus olarak yükselmiyor aşağıya doğru geriliyor. Bu, bir milletin yok oluşa doğru gidişi demektir" şeklinde konuştu.