GÜNDEM - 28 Şubat 2026 Cumartesi 10:29

28 Şubat’ta dönemin Sincan Belediyesi çalışanı Öz: "4 kişilik koğuşta 11 kişi kaldık"

A
A
A

28 Şubat sürecinde Sincan Belediyesi’nde kamu görevlisi olarak çalıştığını belirten Selçuk Öz, "4 kişilik koğuşta 11 kişi kaldık. Oradaki şartlar da çok kötüydü. Bize tahsis edilen koğuş sular içerisindeydi. Yaşanacak bir hali yoktu" dedi.

1997 yılında gerçekleşen ve kamuoyunda ‘postmodern darbe’ olarak anılan 28 Şubat sürecinde Sincan Belediyesinde kamu görevlisi olarak görev yaptığını aktaran Selçuk Öz, yaşananları İhlas Haber Ajansı’na (İHA) açıkladı. Öz, o dönemde inançları nedeniyle zor durumda kaldığını, üzerinde ciddi bir baskı oluşturduklarını, sebepsiz yere işine son verildiğini ve tutuklandığını belirtti. Yaşadığı sürecin ailesini ve çevresini de etkilediğini belirten Öz, yalnızca kendisinin değil, ailesinin de bu yükü taşıdığını ve sosyal çevresinde dışlandığını vurguladı. Aradan geçen yıllara rağmen yaşananların hafızalarda tazeliğini koruduğunu ifade eden Öz, 28 Şubat sürecinin toplumda derin izler bıraktığını kaydetti. Öz, benzer süreçlerin bir daha yaşanmaması temennisinde bulundu.

"Filistin’de yaşanan sıkıntıları bahseden küçük bir oyunu canlandırdık"

28 Şubat 1997’de Sincan Belediyesi’nde kamu görevlisi iken, İsrail’in Filistin’e uyguladığı soykırımı dile getirmek amacıyla düzenlenen ’Küdüs Gecesi’ adı altında birkaç dakikalık tiyatro oyunu sergilediklerini belirten Selçuk Öz, "Sincan Belediyesi’nin bir çalışanıydım. O gece almış olduğum görev salonun koordinasyonunu, misafirlerin salona kabulü ve ortamın düzenlenmesiydi. Koordinatör olarak Sincan Belediyesi’nin bir personeliydim. Ramazan ayı dolayısıyla misafirler salona erken giriş yaptı ve salon doldu. Programın başlayacağı saat ile iftar saati arasında yaklaşık 1 buçuk-2 saatlik bir zaman farkı oluşmuştu ve insanları orada boş boş bekletemezdik. Oyalamak maksadıyla, bana gelen talimatla birlikte insanlara kısa oyun gibi küçük bir sahne izlettik. Sahnenin ismi de ‘Filistin’di. Filistin’de yaşanan sıkıntıları bahseden küçük bir oyunu canlandırdık. Toplam 3 dakikaya geçmeyen bir oyunu canlandırdık" diye konuştu.

"Emniyetteki arkadaşlar benimle irtibata geçtiler"

Filistin isimli oyunu ziyaretçilere izlettikten sonra eve gittiğinde emniyetin kendisine ulaştığını ve gözaltına alındığını ifade eden Öz, "Emniyetteki arkadaşlar benimle irtibata geçtiler. Gönüllü olarak Sincan Emniyet Müdürlüğüne gittim. İfademi verdim. Oradaki polis müdürü, bir sıkıntı olmadığını sorgudan sonra beni serbest bırakacaklarını söyledi ama maalesef öyle olmadı. Beni, Ankara Emniyet Müdürlüğüne götürdüler. Orada da yaklaşık 11 günlük bir gözaltı sürecimiz oldu. Araya Ramazan Bayramı girdiği için mahkemeye çıkartmadılar ama mahkeme süreçleri de sıkıntıydı. Sonrasında Ulucanlar Cezaevi’ne götürdüler. Yaklaşık olarak 4 buçuk ay orada tutuklu olarak kaldım" şeklinde konuştu.

"Bize tahsis edilen koğuş, sular içerisindeydi"

Haksız yere gözaltına alındıktan ve Ulucanlar Cezaevine götürüldükten sonra insanca muamele göremediğini vurgulayan Öz, "4 kişilik koğuşta 11 kişi kaldık. Oradaki şartlar da çok kötüydü. Bize tahsis edilen koğuş sular içerisindeydi. Yaşanacak bir hali yoktu. İnsanın yaşayabileceği bir ortamda kalmadık. Zaman zaman da tepemizde nöbet tutan askerin, psikolojik baskı yapmak için gece yarısında havaya ateş etmelerinden tutun da başka olaylar gibi sıkıntılar gördük. Bizim esas yaşadığımız sıkıntı, suçsuzluğumuz ortaya çıkıp tahliye edilince sokakta, etrafımızda kimsenin kalmadığını gördük. Arkadaşlarımız, dostlarımız, komşularımız, hepsi bizden kaçar vaziyetteydi. Kaldırım değiştiren insanları gördük. Otobüse binemedik, trene binemedik, evimizden işimize gidemedik" ifadelerine yer verdi.

Ahmet Mert Fırat - Berkay Hasan Karayakas

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Tokatlı amatör fotoğrafçının ödülü kendisine teslim edildi Uluslararası yarışmada ödül alan Tokatlı amatör fotoğrafçının ödülü bulunup sahibine teslim edidi. Tokat’ta bir fırında simit ve poğaça ustası olarak çalışan fotoğraf tutkunu Mehmet Emin Coruş, geçtiğimiz yıl çektiği fotoğrafla Paris’te düzenlenen Uluslararası XMAGE Fotoğraf Yarışması’nda dünya ikincisi oldu. Vize alamadığı için ödül törenine katılamayan Coruş’un Fransa’dan gönderilen plaketi ve sertifikasının gümrükte imha edildiği yönündeki iddia ise haberlerin ardından yapılan incelemeyle farklı bir boyut kazandı. 170 ülkeden 725 bin fotoğrafın katıldığı yarışmada annelik bağını anlatan karesiyle büyük başarı elde eden Coruş, ödül törenine katılamamasının ardından organizasyon tarafından gönderilen plaket ve sertifikanın kendisine ulaşmadığını belirtmişti. Bunun üzerine firma yetkilileriyle iletişime geçen Coruş’a, firma tarafından gönderilen İngilizce e-postada ürünün imha edildiği bilgisi verildi. 13 Mayıs’ta gündeme gelen haber sonrası Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın, bakanlık personeline olayın araştırılması yönünde talimat verdiği öğrenildi. Yapılan incelemede, plaketin şubat ayında Türkiye’ye giriş yaptığı ve tasnif işlemlerine alındığı tespit edildi. Ticaret İl Müdürlüğü yetkilileri tarafından teslim alınan ödül plaketi, Mehmet Emin Coruş’a ulaştırıldı. Ticaret Bakanı Basın Danışmanı Bekir Kaplan, amatör fotoğrafçı Mehmet Emin Coruş ile görüntülü görüştü. Kaplan görüşmede; "Ben konuyu görür görmez bakanımız ile paylaştım. Bakanımızın talimatları doğrultusunda ilgili kargo firması ve ilgili şirketle görüşerek konunun özüne vardık. İnşallah bundan sonraki ödüllerini Allah yerinde almayı sana nasip eder" dedi. Ödül sahibine teslim edildi Ticaret İl Müdürü Ali Osman Sakar, "Kamuoyuna yansımış olan Mehmet Emin Coruş kardeşimizin uluslararası bir yarışmada aldığı ödülün imha edildiğine dair haber yapıldı. Ticaret Bakanımız Prof. Dr. Ömer Bolat’ın talimatlarıyla Mehmet Emin kardeşimize hızlı bir şekilde ulaştık. Kendisiyle irtibata geçtik. Söz konusu ödül teslim süresinde olup bakanlığımızın girişimleriyle hız kazanmıştır. Uluslararası alanda ülkemizi temsil eden Mehmet Emin kardeşimize bakanımızın selamları ile iletmekten mutluluk duyuyorum" dedi. Firma tarafından gönderilen İngilizce mailin Türkçeye çevrilmesiyle bir yanlış anlaşılma yaşandığını söyleyen amatör fotoğrafçı Mehmet Emin Coruş ise "Bildiğiniz üzere 2025 yılında uluslararası fotoğraf yarışmasında ben bir ödül kazanmıştım. Maalesef vize alamadığım Paris’e için gidememiştim. Ödülüm Türkiye’ye gelmişti. Kupamla sertifikam da gümrük sürecine takılmıştı. Gümrük yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerden sonra XMAGE şirketiyle görüşmeye başladım. Onlar da bana bir mail attılar. XMAGE firmasından bana gelen mail İngilizce yazıyordu. Bu metni Türkçe metne çevirdiğimde imha edildiği yazıyordu. Biz de bunu haber yaptık. Bunun üzerine bakanlık devreye girdi. Bana ulaştılar. ’Ödülünüz imha edilmemiş, gümrükte bekliyor’ dediler. Bakanlığımız bu olaya hızlıca müdahale etti. Sayın Ömer Bolat bey ve ekibi kupamı biran önce elime ulaştırdılar. Kendilerine çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
İstanbul FIBA Avrupa Kupası’nda takım sayısı 48’e çıkarıldı Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA) Avrupa Yönetim Kurulu, FIBA Avrupa Kupası’nın 2026-2027 sezonundan itibaren 48 takımla oynanmasına karar verdi. Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA) Avrupa Yönetim Kurulu’nun 15 Mayıs tarihinde İzlanda’nın başkenti Reykjavik’te gerçekleştirilen toplantısında, FIBA Avrupa Kupası’nın 2026-2027 sezonundan itibaren 48 takımla oynanmasına karar verildi. İzlanda Basketbol Federasyonu’nun ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya FIBA Avrupa Başkanı Jorge Garbajosa başkanlık etti. Toplantıya ayrıca FIBA Başkanı Sheikh Saud Ali Al Thani, FIBA Genel Sekreteri Andreas Zagklis ve FIBA Avrupa İcra Direktörü Kamil Novak da katıldı. Yönetim Kurulu, kulüplerden gelen geri bildirimler doğrultusunda FIBA Avrupa Kupası’nın genişletilmesini oy birliğiyle onayladı. Yeni formatta normal sezon, altışar takımdan oluşan sekiz grupta oynanacak. Gruplarını ilk iki sırada tamamlayan 16 takım ikinci tura yükselecek. Rusya ve Belarus’un durumları da konuşuldu Rusya ve Belarus takımlarının FIBA Avrupa organizasyonlarındaki statüsünün ise değişmediği açıklandı. FIBA Merkez Yönetim Kurulu’nun son kararı doğrultusunda mevcut uygulamanın sürdüğü, konunun eylül ayındaki toplantıda yeniden ele alınacağı belirtildi. Avrupa Basketbol’u da ele alındı Toplantıda ayrıca Avrupa basketbolunun çeşitli alanlarına ilişkin güncel gelişmeler ele alındı. Fenerbahçe’nin şampiyonluğu ile tamamlanan Kadınlar Avrupa Ligi (EuroLeague) Altılı Final organizasyonunun Zaragoza’daki başarısı, FIBA Kadınlar Basketbol Dünya Kupası 2026 kura çekimi ve FIBA Şöhretler Müzesi töreni değerlendirildi. FIBA 18 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası’nın düzenleneceği yerler açıklandı Gençler organizasyonları kapsamında 2027 FIBA 18 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası’nın (A veya B Klasmanı) Portekiz’in Matosinhos kentinde, 2028 FIBA 18 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası’nın (A Klasmanı) ise Estonya’nın Tallinn kentinde düzenlenmesi onaylandı. Yönetim Kurulu ayrıca 2026-28 dönemini kapsayan Gençlik Gelişim Fonu (YDF) ve Haziran 2026’da başlayacak TIME-OUT 4.0 projesi hakkında bilgi aldı. FIBA Avrupa Yönetim Kurulu’nun bir sonraki toplantısı Kasım 2026’da Almanya’nın Hamburg kentinde yapılacak.
Ankara Başıboş köpek mağdurları panelde buluştu Ankara’da platformlar tarafından ‘Türkiye’de başıboş köpek sorunu’ paneli düzenlendi. Mağdurlar panelde buluştu. Ankara’da platformlar tarafından 5199 sayılı Kanun’un 2024 değişikliği sonrası uygulama sorunları, belediyelerin hukuki sorumlulukları, halk sağlığı ve güvenlik boyutu, bilimsel, idrai ve insan hakları perspektiflerinin ele alındığı ‘Türkiye’de başıboş köpek sorunu’ paneli düzenlendi. Etkinliğe, başıboş köpek mağdurları katıldı. "Köpek üretimi ve rehabilite edilmesi sıkı biçimde denetlenmelidir" Kısırlaştırma ve rehabilitasyon süreçlerinin etkin biçimde yürütülmesi gerektiğini söyleyen Ankara Sivil Toplum Platformu Dönem Sözcüsü Nevzat Öylek, "Köpek üretimi ve rehabilite edilmesi sıkı biçimde denetlenmelidir. Özellikle okul çevreleri, parklar, hastaneler ve ibadethaneler güvenli alanlar haline getirilmelidir. Yalnızca şehir güvenliği konusunda değil, toplumun kültürel ve vicdani meseleleri konusunda da sorumluluk almaya devam ediyoruz. Dün RTÜK önünde gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasında ekranlar üzerinden toplumumuza yönelik kültür emperyalizmine aile yapısını hedef alan yayınlara ve toplumsal değerlerimizi aşındırmaya çalışan içeriklere ilişkin kaygımızı ifade ettik" diye konuştu. "Hastaneye götürülürken yavrum, ‘ölmeyeceğim değil mi baba?’ diye soruyordu" Yıllarca ‘bir kap mama bir kap su koy’ sloganlarıyla adeta beyninin yıkandığını ifade eden mağdur anne ise bir hayvandan insana böylesine bir zarar gelebileceğini asla düşünmediğini kaydederek, şöyle konuştu: "Ancak bu propagandanın arka planını sorgulamamanın bedeli bizim için çok ağır oldu. Sadece 3 buçuk dakika içinde varlığıyla içimi şükürlerle dolduran kızım, başıboş köpeklerin saldırısına uğradı. Kaçarken bir kamyonun altında kaldı ve bacağı koptu. Sizin haberlerde köpek saldırısı deyip geçtiğiniz o başlıklar bizim hayatımıza düşen birer ateş topuydu. Yanına vardığımda bana, ‘özür dilerim anneciğim köpekler saldırdı’ diyordu. Hastaneye götürülürken yaşam hevesiyle dolu olan yavrum, ‘ölmeyeceğim değil mi baba?’ diye soruyor, acısı dayanılmaz hale geldiğindeyse uyutun beni diye yalvarıyordu. Biz bu felaketin ortasında çaresizce beklerken sosyal medyada bir tokat gibi yüzümüze vurulan iftiralar başladı. Kızımın hep sokaklarda olduğu, köpekleri tahrik ettiği gibi asılsız yalanlar yayıldı. İftiralar, öyle ahlaksız bir boyuta ulaştı ki olayın FETÖ kurgusu olduğundan tutun iffetime, namusuma, şahsıma yönelik onur kırıcı saldırılara kadar her türlü haksızlığa uğradım. Evladımız canıyla uğraşırken biz aynı zamanda bu organize kötülükle uğraşmak zorunda kaldık." Programa, hukukçular, mağdurlar ve akademisyenler katıldı.