POLİTİKA - 05 Şubat 2026 Perşembe 14:47

AK Parti Genel Başkan Vekili Elitaş: "Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zaman mevsimsel olarak kasım ayı, 2027 yılı Kasım ayı içerisinde"

A
A
A
AK Parti Genel Başkan Vekili Elitaş: "Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zaman mevsimsel olarak kasım ayı, 2027 yılı Kasım ayı içerisinde"

AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, genel ve yerel seçimlerin yapılabileceği tarihlere ilişkin, "Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zamanın mevsimsel olarak kasım ayı olabileceğini söylüyorum. 2027 yılı Kasım ayı içerisinde. 25 seçimi yaşamış birisi olarak söylüyorum" dedi.


AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, Türkiye Basın Federasyonu’nun düzenlediği ‘Anadolu Sohbetleri’ programında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Milletin oylarıyla tescil edilmiş bir anayasaya ihtiyaç olduğunu söyleyen Elitaş, "Cumhurbaşkanımızın açıkladığı bir heyet vardı. Bu heyet 12-13 toplantı yaptı. Herhalde 10 Şubat tarihinde bir toplantı gerçekleştireceğiz. Şu anda 50 artı 1 ile ilgili herhangi bir görüşme, tartışma söz konusu değil. Şu anda madde yazımına geçilmedi. Türkiye anayasa tecrübesi olan ilk ülkelerden biri. Biz de bunu en iyi şekilde ülkemiz insanına faydalı olacak ve uzun yıllar anayasayı tartışmaz hale getirmek kanaatinde oluruz diye düşünüyorum. Dünyadaki en uzun anayasalar içerisinde bizim anayasamız. Kanun metni gibi anayasa metni olmamalı. Bazı maddeler yönetmelik metni gibi. Sık sık değiştirilme ihtiyacı hasıl oluyor. Daha az maddeleri olan ve öz satırlı bir anayasa olmalı. Benim şahsi fikrim bu" diye konuştu.



"Umut hakkı konusuna dair konuşmak erken olur"


Umut hakkı konusuna değinen Elitaş, "Parlamento bunu değerlendirir ve kamuoyuyla sonuç ortaya çıkar. Anayasa değişikliği için 360 milletvekilinin aynı yönde oy vermesi referandumla ortaya çıkıyor, 400 milletvekilinin aynı yönde oy vermesi referandumsuz ortaya çıkıyor. Bu rapor da parlamentoya sunulacak. Parlamentodaki milletvekillerinin her birinin özgür iradesi var, seçim bölgeleri var. Ona göre değerlendirmeler yapıyorlar. Şu anda bu konuyla ilgili konuşmak erken olur" ifadelerini kullandı.



"Özel’in haftalık olağan bilgi verme toplantılarından uzaklaşması gerek"


Özgür Özel’in erken seçim istemesi hakkında konuşan Elitaş, "Özgür Özel’in de erken seçim kanaatinde olduğu ile ilgili kanaatte değilim. Özel’in haftalık olağan bilgi verme toplantılarından uzaklaşması gerekir. Özgür Özel’in dediğine bakmayın, eş başkanın ötesindeki kişinin söylediklerine bakın. 2024 seçimlerinden sonra Özel erken seçim yok diye ısrar etmesine rağmen liderleri engel oldu bu işe. Haziran 2024 tarihindeki yaptığımız ikinci görüşmede de aynı şeyi beyan etmesine rağmen 1 gün sonra genel başkanın yardımcıları bir açıklama yaptı ‘erken seçim istiyoruz’ diye. 1 hafta sonra da Özel açıklama yapmak zorunda kaldı. Yani Özel’in sözünü yedirtiyorlar. Onun için şu anda grup başkanı statüsüne belki gelmiş olabilir" diye konuştu.



"Benim kanaatim 2028 ve 2029’daki seçimlerin öne çekilmesi"


Genel ve yerel seçimlerin yapılabileceği tarihlere değinen Elitaş, "Türkiye iklimiyle ilgili 2009 yılı 26 Mart’ta rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, yerel seçim aşamasında kötü hava şartları münasebetiyle diye bildiğimiz ama farklı şekilde değerlendirilen seçim çalışmaları noktasında şehit oldu. Hem yerel hem genel seçimlerin en iyi iklimi ekim, kasım ayları. Okulların başladığı, ailelerin tatilden geldiği, hava şartlarının uygun olduğu, mevsim normallerinin olduğu bir zamanın olması gerekir diye düşünüyorum. Yerel seçimler için de söylüyorum, o süreçtir. Seçim, 14 Mayıs’tan önceki pazar günü olacak. 2028 yılı için resmi tarih 7 veya 8 Mayıs ediyor. Seçim kanununda ’5 yıl içinde yapılır. Bir önceki oy verme gününden önceki pazar günü oy verme günüdür’ diyor. Yani her sene 1 hafta önceye gelecek şekilde yapılmış. Yerel seçimlerde de ’Mart ayının son pazar günü oy verme günüdür’ diye ifade ediliyor. Benim kanaatimce 2029’dakini öne çekmek, ekim veya kasım, 2028 yılındakini de mayıstan öne çekmek. Yine nisan var, çamurlu bir dönem. 2029’dakini de öyle olsun diye düşünüyorum. O anayasa değişikliği ile olabilir. Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zamanın mevsimsel olarak kasım ayı olabileceğini söylüyorum. 2027 yılı Kasım ayı içerisinde. 25 seçimi yaşamış birisi olarak söylüyorum" açıklamasında bulundu.



"Milletten yetkisini almış bir iktidarın erken bırakması doğru değildir"


Bir basın mensubunun MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ‘Erken seçim ahmaklıktır’ sözlerini hatırlatması üzerine Elitaş, "Erken seçim, sürenin 2028 yılı 8 Mayıs tarihinde bittiği dönemde milletten yetkisini almış bir iktidarın önceden bırakması doğru değil. Şu anda seçimlere 2 yıldan fazla bir zaman var. 27 ay öncesi seçim istemek, Bahçeli’nin tabir ettiği şekilde doğrudur. Teknik meselelerden dolayı birkaç ay veya hafta öne alınması, seçimin yenilenmesi adını taşımaktadır. Zaten bu yapılan işler anayasamızda da seçimin yenilenmesiyle ilgili hüküm mevcut" dedi.



"Epstein dosyalarında da FETÖ’nün işleriyle ilgili şeyler açıklanıyor"


FETÖ içindeki bölünmeler üzerine af dileyenlerle ilgili Elitaş, "O terör örgütüdür. Bu milletin alın teriyle alınmış silahları, edevatı milletin iradesine karşı yürüten bir örgütün temsilcileridir. Başkalarının oyuncağıdır. O terör örgütünün elebaşlarının affedilmesi benim vicdanımı yaralar açıkçası. Ben böyle bir şey olmadığını düşünüyorum. Yeniden yargılanmayla ilgili başka konular değerlendirilebilir ama öncülerinin yaptığı işin affedilmesinin mümkün olmadığını düşünüyorum. Epstein dosyalarında da FETÖ’nün işleriyle ilgili şeyler açıklanıyor" değerlendirmesinde bulundu.



"Zirve, ister İstanbul’da olsun ister Umman’da bölgemizde huzur istiyoruz"


İran ile ABD arasında yaşanan gerilim sonrası zirvenin Türkiye’den Umman’a taşınmasını değerlendiren Elitaş, "İster İstanbul’da olsun, ister Umman’da olsun biz bölgemizde huzur istiyoruz. İran’da yapılacak her türlü farklılık Türkiye’yi huzursuz ediyor. Çünkü en yakın komşumuz. Tarihi, dini bağlarımız var. Hem Cumhurbaşkanımızın hem de Dışişleri Bakanımızın bir diplomasi yürüttüklerini biliyoruz. Hem İran heyetiyle hem de Amerika Birleşik Devletleri’nin heyetleriyle önemli görüşmeleri var. İnşallah istikrara ulaşır diye düşünüyorum" diye konuştu.



"En düşük emekli maaşının yeterli olduğunu söylemek mümkün değil"


En düşük emekli maaşına yapılan düzenlemeye değinen Elitaş, "En düşük emekli maaşı ile ilgili konu; piyasa ortada belli. Yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Asgari ücret devletin cebinden çıkan bir şey değil ama sonuçları 86 milyonu etkilediği için devlet hakem olarak giriyor. Asgari ücret tamamen özel sektörde çalışanlarla ilgili. Özel sektörde istihdam edilen kişi 28 bin 75 liradan aşağıya çalıştırılamaz. Kayseri’deydim, iş adamları hem mavi hem beyaz yakada çalıştıracak insan bulamadıklarını söyledi. İşsizlik oranı aralık ayında yüzde 7.7’ye gelmiş. İnternetten, sosyal medyadan gelir elde eden bir gençlik var, sanıyorum ki çalışmak istemeyen bir kitle. En düşük emekli maaşına devletin doğrudan doğruya ödediği, aslında bu sigorta primlerinin bir havuzda biriktirilip biriken havuzdan paylaşılması. Ödenen para, havuzda biriken paranın biriktirenlere iade edilmesi. 17 milyon kişinin biriktirdiği para kendilerine yetmediği için devlet buna en düşük maaşı farklı bir şekilde yapmış. Kanuna göre 12,65 artırılması gereken ki bunu ilk defa biz 2023 yılında yaptık biliyorsunuz. Memur emeklilerinin 18,61 olan rakamına eşitlendi. Olay bu. Memur emeklisine 18,61 zam yapılırken, işçi ve Bağkur emeklisine 12,61 yapılacaktı. Biz bunu eşitledik. Yani en düşük emekli maaşını eşitlemiş olduk. En düşük emekli maaşıyla ilgili kısım hakikaten geçim diye düşündüğümüz takdirde zor bir iş. İnşallah bu konuyla ilgili önümüzdeki günlerde süreçte ortaya çıkacak" dedi.


Yapılan konuşmaların ardından pasta kesilerek Mustafa Elitaş’ın doğum günü kutlandı.



AK Parti Genel Başkan Vekili Elitaş: "Seçimlerin öne alınması ile ilgili en uygun zaman mevsimsel olarak kasım ayı, 2027 yılı Kasım ayı içerisinde"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Diyarbakır’da bitki koruma ürünleri hakkında bilgilendirme toplantısı düzenlendi Diyarbakır’da Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik ve "Bitki Koruma Ürünlerinin Uygulanması ve Denetimine İlişkin Yönetmelik" kapsamında bilgilendirme toplantısı düzenlendi. 13 Aralık 2025 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik ve Bitki Koruma Ürünlerinin Uygulanması ve Denetimine İlişkin Yönetmelik kapsamında İl Tarım ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda, Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sait Güzel, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürlüğü teknik personeli ve bitki koruma ürünleri bayi temsilcilerinin katılımıyla bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bilgilendirme toplantısında konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, kentin tarım potansiyelini değerlendirerek Diyarbakır’ın önemli bir bitkisel üretim merkezi olduğunu vurguladı. BKÜ bayilerinin temel sorunları ve çözüm yollarına yönelik yaptığı açıklamalarla konuşmasına devam etti. Toplantıda konuşma yapan Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sait Güzel ise Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik ve Bitki Koruma Ürünlerinin Uygulanması ve Denetimine İlişkin Yönetmelik hakkında genel bir bilgilendirme yaptı. Açılış konuşmalarının ardından şube müdürlüğünde görevli ziraat mühendisi Sabahattin Yıldız, toplantıya katılanlara yönelik B-Rçete ve yeni BKÜ yönetmeliği ile ilgili sunum yaptı.
Ankara Sigorta sektöründen 6 Şubat değerlendirmesi: "Depremlerin ekonomik etkisi 103 milyar dolar" Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar, 6 Şubat 2023 tarihindeki depremlerin toplam ekonomik etkisinin yaklaşık 103 milyar dolar olduğunu açıkladı. Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı ve Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yaşar, depremlerin toplam ekonomik etkisinin yaklaşık 103 milyar dolar seviyesinde olduğunu ve sigorta sektörü olarak yaklaşık 5 milyar dolarlık tazminat ödemesi yapıldığını bildirdi. Yaşar, "6 Şubat depremleri Türkiye’nin yakın tarihindeki en ağır afetlerden biri olarak yalnızca şehirleri değil, ekonomiyi, üretimi ve toplumsal güven duygusunu da derinden etkiledi. Bu felaket, bize sadece yapı güvenliğinin değil, finansal dayanıklılığın da en az beton kadar hayati olduğunu gösterdi. Çünkü afetler sonrasında hayatı yeniden başlatan şey yalnızca fiziki yeniden inşa değil; işletmelerin ayakta kalabilmesi, hane halkının kayıplarını telafi edebilmesi ve ekonomik düzenin kesintisiz sürdürülebilmesidir. Bunu sağlayan temel mekanizma ise sigortadır. Depremlerin toplam ekonomik etkisi yaklaşık 103 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Sigorta sektörü olarak DASK ve şirketlerimizle birlikte yaklaşık 5 milyar dolarlık tazminat ödemesi yaptık. Bu tablo iki önemli gerçeği ortaya koyuyor: Birincisi; sigorta sistemi, afet sonrası en hızlı nakit akışını sağlayarak vatandaşın ve işletmelerin toparlanmasında kritik rol oynadı. İkincisi ve daha önemlisi; ekonomik kaybın büyük kısmının hâlâ sigorta koruması dışında kalması, yani korunma açığı. Açık söylemek gerekirse Türkiye’deki en büyük afet riski deprem değil, sigortasızlıktır" dedi. "Sigorta, yalnızca hasar ödeyen bir sistem değil, ekonomik sürekliliğin altyapısıdır" Depremlerle birlikte sigortanın gerçek işlevinin çok daha net anlaşıldığını vurgulayan Yaşar, "Sigorta; üretimin devamını sağlar, işletmelerin kapanmasını önler, istihdamı korur, kamunun üzerindeki mali yükü azaltır, toparlanma süresini kısaltır. Yani sigorta, yalnızca hasar ödeyen bir sistem değil, ekonomik sürekliliğin altyapısıdır. Bu nedenle sigortayı bir gider kalemi olarak değil, bir güvenlik mekanizması olarak görmek zorundayız. 6 Şubat sonrasında sigorta sektörü, güçlü reasürans korumaları, dijital hasar altyapıları ve kesintisiz operasyon kabiliyeti sayesinde büyük bir stres testinden başarıyla geçti. Hasarlar hızla tespit edildi, ödemeler gecikmeden yapıldı, operasyonlar kesintiye uğramadı. Bu süreç, kamu bütçesine ilave yük oluşturmadan yönetildi. Bu, sigorta sisteminin Türkiye ekonomisi için stratejik bir güvence olduğunu açıkça ortaya koymuştur" diye konuştu. "Yalnızca hasar sonrası ödeme yapan bir model yeterli değil" Son dönemde sigortalılıkta artış eğilimi görmekten sevinç duyduğunu ifade eden Yaşar, "Ancak hala yeterli seviyede değil. Bugün afet kaynaklı kayıpların önemli bir kısmı hala vatandaşın tasarruflarıyla, işletmelerin öz kaynaklarıyla ya da kamu bütçesiyle karşılanıyor. Oysa risk, geniş kitlelere yayıldığında yönetilebilir hale gelir. Bu nedenle önceliğimiz sigorta bilincini yaygınlaştırmak, konut ve işletmelerde teminat kapsamını genişletmek, risk bazlı fiyatlama ve doğru veri kullanımı, güçlü reasürans kapasitesi, önleyici sigortacılık uygulamaları olmalıdır. Artık yalnızca hasar sonrası ödeme yapan bir model yeterli değil. Yeni dönemde sigortacılık riskleri önceden ölçen, azaltan, doğru fiyatlayan, süreci denetleyen bir yapıya dönüşmek zorunda. Bu yaklaşım hem bireyler hem de ülke ekonomisi için çok daha sürdürülebilir bir koruma sağlar" dedi. "Dayanıklı şehirler yalnızca betonla değil, güçlü bir finansal koruma sistemiyle inşa edilir" Afet sonrası yeniden inşa sürecinin yalnızca hızla değil, güvenle yönetilmesi gerektiğinin altını çizen Yaşar, "Bu noktada bina tamamlama sigortası gibi mekanizmalar, projelerin yarım kalması riskine karşı hem hak sahiplerini hem finansal sistemi koruyan önemli araçlar haline gelmiştir. Sigorta artık yalnızca hasarı ödeyen değil, süreci baştan güvence altına alan bir yapının parçasıdır. Depremler bize acı ama net bir ders verdi. Dayanıklı şehirler yalnızca betonla değil, güçlü bir finansal koruma sistemiyle inşa edilir. Hedefimiz, afet sonrası yaraları saran değil, afet olmadan önce toplumu koruyan bir Türkiye. Sigorta sektörü olarak bu sorumluluğun bilinciyle çalışmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.
Bursa Başkan Erol: "6 Şubat’ı unutmadık, bir olduk, yaralarımızı birlikte sardık" Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve "asrın felaketi" olarak nitelendirilen depremlerin 3’üncü yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Erol, yaşanan büyük acının hâlâ tazeliğini koruduğunu vurgulayarak, hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle andı. Başkan Erol mesajında şu ifadelere yer verdi; "6 Şubat, sadece şehirlerimizin değil, yüreklerimizin de derinden sarsıldığı bir tarih olarak hafızalarımıza kazındı. Yüzyılın felaketinde binlerce canımızı kaybettik. Her birinin acısını hâlâ kalbimizde taşıyoruz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve aziz milletimize sabır diliyorum. Rabbim ülkemize bir daha böyle acılar yaşatmasın." Depremin ardından milletçe örnek bir dayanışma sergilendiğini ifade eden Başkan Erol, devletin tüm imkânlarıyla ilk andan itibaren sahada olduğunu belirterek şunları kaydetti: "Bu büyük afetin hemen ardından devletimiz güçlü refleksiyle harekete geçmiş; başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum olmak üzere yürütülen çalışmalarla deprem bölgelerinde kapsamlı bir yeniden inşa süreci başlatılmıştır. Hayata geçirilen projelerle şehirlerimiz, ‘yüzyılın inşası’ anlayışıyla yeniden ayağa kaldırılmakta; kısa sürede temelleri atılan konutlar, kurulan yeni yaşam alanları ve hızla yükselen şehirler milletimizin kararlılığını açıkça ortaya koymaktadır." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, depremin ilk gününden itibaren süreci bizzat takip ettiğini hatırlatan Başkan Erol, yapılan çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı. Başkan Erol, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi, deprem bölgelerinde hiçbir vatandaşımız yalnız bırakılmamış; devlet-millet el ele anlayışıyla yaralar hızla sarılmıştır. Kalıcı konutlardan altyapı çalışmalarına kadar atılan her adım, vatandaşlarımızın güvenli ve huzurlu bir geleceğe kavuşması adına büyük bir titizlikle hayata geçirilmektedir" ifadelerini kullandı. Afetlere karşı hazırlıklı olmanın hayati önem taşıdığına dikkat çeken Başkan Erol, "Yaşadığımız acılar bizlere bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Tedbir hayat kurtarır. Afetlere karşı bilinçli ve hazırlıklı olmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Kaybettiklerimizi unutmadık, unutmayacağız" dedi. Mesajının sonunda birlik ve beraberlik vurgusu yapan Başkan Erol, "Millet olarak en zor zamanlarda kenetlenmeyi başardık. Birlik ve beraberliğimiz, her türlü zorluğun üstesinden gelecek en büyük gücümüzdür. Kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle anıyor, geride kalan vatandaşlarımıza sabır diliyorum. Rabbim milletimizi her türlü afetten muhafaza etsin" ifadelerini kullandı.