AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, yerli ve yabancı dijital yayın platformlarında gösterimde olan birçok dizide ve filmde aile kavramının aşındırıldığı eleştirilerine ilişkin, "Sosyal medya ve dijital ağlar olmak üzere yasaklamaların bir çare olmadığını hepimiz görmekteyiz. Fakat burada da ‘bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ anlayışını da doğru bulmuyoruz. Aile, çocuk ve kadın bizim kırmızı çizgimizdir" dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, AK Parti Genel Merkez binasında basın mensuplarıyla bir araya gelerek, Başkanlığın çalışmalarına dair açıklamalarda bulundu.
Genel Başkan Yardımcısı Yayman, kültür ve sanatı toplumu birleştiren bir manevi harç olarak gördüklerini ifade ederek, "Milletimizin duygudaşlığını, kaderdaşlığını, tarihdaşlığını ve birlikte yaşama kültürünü geliştiren çok önemli bir faaliyet olarak görüyoruz. Dolayısıyla, 24 yıllık AK Parti iktidarımız döneminde de kütüphanelerden tiyatro binalarına, opera sahnelerinden Atatürk Kültür Merkezi’ne, Millet Kütüphanesi’nden Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Salonu’na kadar milletimizin arzu ettiği çok büyük eserler gerçekleştirilmiştir" dedi.
Kültür anlayışlarının ilimden, irfandan, hikmetten, bilimden esinlenen ve ondan güç alan kucaklayıcı ve kuşatıcı bir anlayışı temsil ettiğini dile getiren Yayman, gelecek dönemde de taklit eden değil, taklit edilen bir kültür sanat anlayışıyla talepleri ve istekleri takip etmeye ve gerçekleştirmeye devam edeceklerini söyledi.
"Bu toprakları dünyanın bir kütüphanesi olarak görüyoruz"
Kültür ve sanatı ayrıştıran, kimlikleri yok sayan ve insanları tek bir modelle kurgulamak isteyen bir kültür mühendisliği anlayışına kesinlikle karşı olduklarını aktaran Yayman, "Bu toprakları dünyanın bir kütüphanesi olarak görüyoruz. Bu toprakları dünyanın ve medeniyetin bir ilham kaynağı olarak görüyoruz. Şefkat medeniyetinin, kardeşlik medeniyetinin bir arada yaşama kültürünün bir parçası olarak görüyoruz. Bizim türkülerimize, şarkılarımıza, atasözlerimize ve milletimizin ördüğü kilimlere, kilimlerdeki motiflere, dokuduğu halılara baktığımızda aslında bu kültürün ne kadar büyük ve köklü bir medeniyetin sonucu olduğunu hep beraber görmekteyiz" açıklamasında bulundu.
Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yayman, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.
"Ailenin korunması ve gençler, Türkiye için bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir"
Bir gazeteci tarafından yerli ve yabancı dijital yayın platformlarında gösterimde olan birçok dizide ve filmde aile kavramının aşındırdığına yönelik eleştirileri sorması üzerine Yayman, "Ailenin korunması ve gençler, Türkiye için bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Ben, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dijital mecralar komisyon başkanlığı da yaptım. Dijitalleşme karşısında durulabilecek bir kavram değil. Dijitalleşme çok önemli bir kavram ve bizim muhakkak bunun pozitif yönlerini öne çıkartmamız ve burayı bir bilgilendirme bir serbest kürsü olarak görmemiz gerekiyor. Fakat dünyada ve Türkiye’deki örneklere baktığımızda, ulus aşırı küresel şirketler kendilerini yasamanın, yürütmenin, yargının üzerinde görüyorlar ve bir anlamda aileye karşı bir savaş açmış durumdalar. Bunu hem dijital platformlarda hem sosyal medyada hem de televizyon dizilerinde görmek mümkün" cevabını verdi.
"Aile, çocuk ve kadın bizim kırmızı çizgimizdir"
Son dönemde artan dijitalleşme meselesinin göz ardı edilemez bir gerçeklik olduğunu ve yeni bir dijital tebaa oluşturulmak istendiğine dikkati çeken Yayman, "Ulus aşırı dijital şirketler bir anlamda bir hegemonik bir kültürü de aynı zamanda dayatıyorlar. Türkiye’de vatandaşlarımız günün 7 saatini internette geçiriyorlar. Yaklaşık 3,5-4 saatini sosyal medyada geçiriyorlar ve sosyal medya artık farklı paylaşımların ve etkileşim almak için yanlış davranışların merkezi haline gelmiş durumda. Dolayısıyla sosyal medyadan televizyon dizilerine, dijital platformlardan küresel şirketlere kadar başta aile kurumu olmak üzere cinsiyetsizleştirme meselesini maalesef yok varsaymak ve bu değerleri tahrip etmek için elinden gelen her şeyi yapıyorlar. Biz AK Parti olarak şunu bir kez daha ifade etmek isteriz; başta sosyal medya ve dijital ağlar olmak üzere yasaklamaların bir çare olmadığını hepimiz görmekteyiz. Fakat burada da ‘bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ anlayışını da doğru bulmuyoruz. Aile, çocuk ve kadın bizim kırmızı çizgimizdir" değerlendirmesinde bulundu.
Yayman, entrikanın ve cinselliğin öne çıktığı, aile değerlerinin yok sayıldığı bir senaryo ve hikaye anlayışını doğru bulmadıklarını ve sorumluluk anlayışı taşımadan yapılan yayıncılığı da tasvip etmediklerini sözlerine ekledi.
"Yapay zeka ile seslerin ve görüntülerin taklit edilmesi ne kadar önemli bir meseleyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor"
Yapay zeka ile seslerin taklit ederek müzik üretilmesinin sorulması üzerine Yayman, "Yapay zeka dijitalleşmede yeni bir paradigma değişimini ifade ediyor. Bu çok önemli, dünyada ve Türkiye’de de hızlı bir biçimde ilerliyor. Uzmanlar, önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde yapay zekanın bizim öngörümüzün çok daha ötesine geçeceğini söylüyor. Burada seslerin ve görüntülerin taklit edilmesi ne kadar önemli bir meseleyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Birtakım koruyucu, statükocu anlayışlarla yapay zekaya karşı durmak doğru değil. Bunu anlamak, dijitalleşmeyi doğru tanımlamak, imkanları doğru bir biçimde tespit etmek ve buna uygun bir siyasi tutum geliştirmenin önemli olduğunu düşünüyoruz" dedi.








