POLİTİKA - 26 Ocak 2026 Pazartesi 19:26

AK Parti Sözcüsü Çelik: "CHP’li belediyeler, yasal bir boşluktan faydalanarak bu yapıları “çocuk oyun evi” ya da “etkinlik alanı” adı altında Millî Eğitim Bakanlığı ve Aile Bakanlığı denetiminin dışına çıkarmıştır"

A
A
A
AK Parti Sözcüsü Çelik: "CHP’li belediyeler, yasal bir boşluktan faydalanarak bu yapıları “çocuk oyun evi” ya da “etkinlik alanı” adı altında Millî Eğitim Bakanlığı ve Aile Bakanlığı denetiminin dışına çıkarmıştır"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İnsani durum çerçevesinde Suriye hükümeti ile koordineli bir şekilde onların açtığı insani koridorlardan Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek" dedi.


AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında partisinin Genel Merkez binasında gerçekleştirilen MKYK toplantısın devam ettiği sırada basın açıklamasında bulundu. Çelik, Konya Çumra Belediye Başkanı Mehmet Aydın, Yozgat Kadışehri Belediye Başkanı Davut Karadavut, Şırnak İdil Karalar Belde Belediye Başkanı Hasan Turgut ve Çorum Ortaköy Aştağul Belde Belediye Başkanı Şenol Öncül’ün MKYK toplantısında AK Parti’ye katıldığını ifade etti.


Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konularındaki çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini dile getiren AK Parti Sözcüsü Çelik, "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge, iç içe ve birbiriyle ayrılmaz bütünlüğe sahip iki kavram. Zaman zaman bu ikisinin ayrı ayrı değerlendirilmeye çalışıldığını, aradaki bağın koparılmaya çalışıldığını görüyoruz. Aradaki bağı koparmaya çalışanların bu bağı kopardığı zaman yerine ne yerleştirmeye çalıştığına baktığımızda da terör örgütlerini meşrulaştırmaya, mazur göstermeye çalışan, terör örgütlerinin kazanımları dedikleri birtakım ifadeleri kazanım gibi sunma şeklinde yaklaşımların bu işlerin arkasında olduğunu görüyoruz. Bütün bu süreç terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge kavramlarının ne kadar zamanlı, doğru ve dünyanın içinden geçtiği bu dönemde ne kadar stratejik bir adım olduğunu bir kere daha gösteriyor. Onun için hem MKYK hem MYK hem de partimizin tüm organları açısından en hassasiyetle takip edilen konuların başında bu geliyor" ifadelerini kullandı.


"Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerekiyor"


Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, "Aynı şekilde hiçbir terör örgütünün de hiçbir şekilde var olmaması gerektiği temelindedir. Burada önceden beri uyarılarımızı net bir şekilde yapıyoruz. İki konuda net cümleler kurduk ve izahını da net bir şekilde yaptık. Birincisi terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci kapsamında PKK’nın bütün şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğiydi. Buna Suriye, Irak, İran yapılanmalarının ve Avrupa’daki illegal yapılanmasının dahil olduğunu ifade ettik. Aynı şekilde bunun devamı olarak da değişik yöntemlerinin olabileceğini ifade ettik. Suriye açısından bizim önemsediğimiz, hem kan dökülmemesi, hem Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarının garanti altına alınması ve terörün vesayetinden kurtulması hem de Suriye’nin birlik ve bütünlüğüne zarar veren terör ve asimetrik silahlı grupların ortadan kalkması, ancak bunun Suriye’nin bir parçası olarak gerçekleşmesidir. Bu bakımdan 10 Mart Mutabakatı’nın önemini özellikle vurguladık" diye konuştu.


"Suriye’de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen bir kararname ortaya çıkmış oldu"


Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yayımlanan ve Suriye’deki Kürtlerin haklarını garanti altına alan kararnamenin son derece sevindirici olduğunu ifade eden Çelik, "Kararnameyi tam olarak okuduğun zaman Suriye Kürtlerinin Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunu, dillerinin ve kültürlerinin garanti altına alındığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bazıları bu kararnameyi küçümsemeye çalışıyor ama Esad rejiminin özellikle inkar politikası dikkate alındığında Kürt kardeşlerimizin orada nüfus cüzdanı bile yoktu. Şimdi bunun devlet düzeyinde bir kararname ile garanti altına alınmış olmasının ortaya koyduğu irade beyanını hem sevindirici hem de önemli buluyoruz. Ortadoğu’da kimlik kavgaları, mezhep kavgaları son derece acı sonuçlar doğuruyor. Belki de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen böyle bir kararname ortaya çıkmış oldu. Önemli olan eylemlerdir ama Kürt kardeşlerimiz için hukuki bir zemin ortaya çıkmıştır. Bunun takibi gerekir. Bu konuda da biz hassasiyetlerimizi Suriye yönetimi ile paylaşıyoruz. Sayın Şara ve yönetimi de tek bir Suriye ilkesi etrafında bu konularda son derece hassas olduklarını ifade ediyorlar" dedi.


"Gerçek kazanım Suriye’de Kürt kardeşlerimizin de, Türkmenlerin de, Arapların da bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır"


Suriye’de terör örgütleri ortadan kalktığı durumda Suriye Kürtlerinin, Türkmenlerinin, Araplarının ve diğer grupların en çok kazananlar olduğunu belirten Çelik, "Dolayısıyla Suriye’de son ortaya çıkan tabloyu bütün Kürtlerin, Türkmenlerin ve bütün Arapların kazanımı olarak görmek lazım. Eğer birileri herhangi bir yerde terör örgütünün kazanımı, herhangi bir etnik grubun kazanımı olarak görüyorsa burada son derece hastalıklı biz zihniyetin işlediğini ifade etmek lazım. Birileri çıkıp da SDG Kürtleri temsil ediyor gibi hastalıklı bir cümle kuruyorsa, bu hastalıklı cümlenin bir başkasının çıkıp DEAŞ Arapları temsil ediyor gibi hastalıklı bir cümleden farkı yoktur. Terör örgütleri konusunda ilkeli bir tutum ortaya koymak gerekir. Burada gerçek kazanım Suriye’de Kürt kardeşlerimizin de, Türkmenlerin de, Arapların da bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır" ifadelerini kullandı.


"Avrupa norm koyma kabiliyetini kaybetmiştir"


Çelik, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen toplantıda son derece ilginç mesajların verildiğini ve neoliberal siyasi düzeni savunanların belki de ilk defa bu düzenin bittiği ya da iflas ettiğini söylemeye başladıklarını kaydederek, "Uzun süre neoliberal ekonomik düzenin temsilcisi olan çevreler, bu düzenin sorunlarını bilmelerine rağmen bunu açıkça ifade edemiyorlardı. Bugün ise kamuya açık toplantılarda bu düzenin elitlerinin, neoliberal sistemin ikiyüzlülüğünü dile getirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bu durum, Cumhurbaşkanımızın yıllar önce dile getirdiği tespitlerin bugün adeta teyit edilmesi anlamına gelen son derece çarpıcı ifadelerin duyulmasına yol açmaktadır. Biz her zaman şunu söyledik; bu düzen adına norm koyma yetkisini kendisinde görenlerin, önce bu normlar eksik olsa bile bu normlara sadakati gerekir. Avrupa için geçerli gördüğünüz bir insan hakları veya hukuk devleti normunu Afrika ya da Asya için geçerli görmezseniz, bu bir gün tsunami etkisiyle gelir sizi vurur ve bununla karşılaşmak durumunda kalırsınız demiştik. Avrupa’daki bazı ülkeler Grönland tartışmaları üzerinden seslerini yükseltiyorlar ama itiraz ettikleri şeylerin aynısını Afrika’daki pek çok ülkeye yaptılar. Bugün itiraz ettikleri birtakım uygulamaların ve söylemlerin benzerlerini hala bir ay evvel Afrika’da bir ülkede darbe teşebbüsüne girişerek yapmaya çalıştılar. Dolayısıyla Avrupa norm koyma kabiliyetini kaybetmiştir" değerlendirmesinde bulundu.


İran’da meydana gelen gelişmeleri yakından ve endişe içerisinde takip ettiklerini dile getiren Çelik, İran’a yönelik herhangi bir dış müdahalenin karşısında olduklarını ve bu durumun son derece yanlış olacağını dile getirdi.


"Gazze bir emlak değildir, emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir"


Kurulan Gazze Kurulu tarafından yapılacak olan çalışmaların yakından takip edileceğini aktaran Çelik, "Her zaman söylediğimiz gibi yanlış haberler ve aşırı söylemler kullanılıyor. Filistin’i Filistinliler yönetmelidir ve bu iradeyi gölgeleyecek tutumlar içerisine girilmemelidir. Kalıcı barışın tek yolu ateşkesin kalıcı hâle gelmesi ve ardından 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, entegre ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulmasıdır. Bu gerçekleşmeden kalıcı barış mümkün değildir. Ayrıca son derece acımasız ve yanlış cümleler kuruluyor. Gazze bir emlak değildir, emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir. Gazze bir vatandır ve bunu yok sayan yaklaşımlar son derece vahşi ve barbar cümleler kurulması anlamına geliyor" dedi.


Çelik, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.


"Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik, bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek"


Bir gazetecinin Türkiye’nin Aynularab’a yaptığı insani yardımların sürüp sürmeyeceğini sorması üzerine Çelik, "İlk aşamada 11 tır gitti. Hangi ideoloji altında olursa olsun Suriye’de ve bölgede bütün terör örgütlerinin karşısındayız. Hiç kimse de terör örgütlerini oradaki kardeşlerimizle eşitlemesin. Şartlar ne olursa olsun, Suriyeli Kürtlerin, Türkmenlerin ve Arapların yanındayız. Orada insani bir durum var. Bu insani durum çerçevesinde Suriye hükümeti ile koordineli bir şekilde onların açtığı insani koridorlardan 11 tır yardım gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek. Oradaki Suriyeli Kürt kardeşlerimizi o olumsuz koşullarda asla yalnız bırakmayacağız" cevabını verdi.


"Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ahlak dışı bir yaklaşımdır"


DEM Parti yöneticilerince AK Parti’nin Kürt sivillerin hedef alındığı iddialarına yeterince tepki göstermediğine yönelik ifadelerinin sorulması üzerine Çelik, "Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ahlak dışı bir yaklaşımdır. SDG’nin ve PKK’nın yıllar boyunca ne kadar Kürt sivili öldürdüğü herkesin gözü önünde gerçekleşti. Bugün Suriye’de ister DEAŞ ister PKK ya da başka bir ad altında olsun, herhangi bir terör örgütü sivillere yönelik bir eylem yaptığında ilk karşı çıkan biz oluruz. Dolayısıyla, bunlar ideolojik oyunlardır ve siyasi bir cümle ifade etmemektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse, bunca olay yaşanmışken insan daha makul ve siyasi değerlendirme anlamına gelebilecek cümleler bekliyor ama maalesef bu kadar olay olurken sadece ideolojik oyunlar. Adı SDG ya da PKK olan bir örgütten yana destekleyici bir tutum olarak, ‘Kürtlerin iyiliğini düşünüyorum’ denilmesi birbirine taban tabana zıt iki cümle. Bir kere daha görüyoruz ki bu cümleleri kuranların bize dönük söyledikleri cevap verilecek siyasi cümleler değil, sadece ideolojik propaganda cümleleridir" dedi.


"Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması lazım"


DEM Parti tarafından yapılan eylem çağrılarının ardından Diyarbakır ve Mersin’de meydana gelen güvenlik olayları bağlamında terörsüz Türkiye sürecindeki değerlendirmelerinin sorulması üzerine Çelik, "Bahsedilen provokasyonlar çerçevesinde hayatını kaybeden merhum için son derece üzüntülüyüz. Bu noktaya gelmemesi lazım, güvenlik güçleri gereken hassasiyeti gösteriyorlar. Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması lazım ama aynı zamanda siyasilerin de provokasyona ortam oluşturacak dilden ve üsluptan uzak durması son derece önemlidir" ifadelerine yer verdi.


"Mesele İsrail’in kimin ülkeye girip girmeyeceğini yasaklaması değil"


İsrail basınında yer alan Bilal Erdoğan dahil 29 Türk vatandaşının ülkeye girişinin yasaklanacağı yönündeki iddiaların sorulması üzerine Çelik, "Zaten Bilal Bey’in ve adı geçen kişilerin Filistin konusundaki hassasiyeti, her yıl yılbaşı sabahı yapılan mitinglerden birtakım siyonist ve soykırımcı çevrelerin duyduğu rahatsızlığı net bir şekilde ifade ediyorlar. Mesele İsrail’in kimin ülkeye girip girmeyeceğini yasaklaması meselesi değil. Hiç kimse girip de o siyonist katillerin elini sıkmak istemez. Şimdiye kadar da koşa koşa giden maalesef bir tek Yunanistan Başbakanı oldu. Esas mesele İsrail halkının düşünmesi gereken kendi ülkelerinin bu Siyonist katillerin isimlerinin altında alınıyor ve değerlendiriliyor olmasıdır" şeklinde konuştu.


DEM Parti heyetinin Aynularab’a gerçekleştirdiği ziyaret sonrası siyasi parti liderleriyle görüşme kararı almaları doğrultusunda AK Parti ile bir görüşme talebinin olup olmadığı ve İmralı heyetinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesine ilişkin takvimin sorulması üzerine Çelik, "Her iki konuda da bir takvim yok. Herhangi bir şey olmadı" cevabını verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Başkan Alan: "Öncelikli talebimiz teşvik yasasının uzatılmasıdır" Teşvik yasasını önemine değinen Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İdris Alan, "Şu bilinmelidir ki Teşvik Yasasısın olmadığı bir Elazığ’a 3 ayrı Organize Sanayi Bölgesi daha kurulsa Teşvik Sisteminde 6. Bölge imkanları yoksa, şehrin üretimi, istihdamı ve ekonomisi canlanamaz ve büyüyemez. Şu anki önceliğimiz, Teşvik Yasası süresinin uzun vadeli bir şekilde uzatılarak yatırımcılarınızı güvene kavuşturup onların gündeminden çıkarılmasıdır" dedi. Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Ocak Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Sedat Karataş’ın başkanlığında; Elazığ TSO Yönetim Kurulu Başkanı İdris Alan, Milliyetçi Hareket Partisi Elazığ Milletvekili Semih Işıkver, MHP İl Başkanı Yunus Bal ve meclis üyelerinin iştirakleri ile gerçekleştirildi. Şehrin kalkınması ve ekonomisinin gelişmesinde birinci aktörün Ticaret ve Sanayi Odası olduğunu, oda ve iş insanlarının önünü açan, iş dünyasının önündeki engelleri kaldırıp yeni imkan ve imtiyazlar sağlayan kurumun ise siyaset olduğunu ifade eden Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Sedat Karataş, ilin ekonomik kalkınmasında önemli ve değerli olan en önemli faktörün teşvik yasası olduğunu söyledi. Elazığ TSO Başkanı İdris Alan, "Bildiğiniz gibi Elazığ, 2017 yılında bizlerin Elazığ TSO Başkanlığı ilk döneminde, ülkemizdeki illerin kalkınmışlık farkını gidermeye yönelik olarak uygulamaya konulan Cazibe Merkezleri Bölgesel Kalkınma Uygulaması çerçevesinde 6. Bölge teşviklerinden yararlanmaya başlamıştı. Bu tarih, şehrimiz için de iş dünyası için de bir milat olmuş ve ilimizin üretim üssü olma yolunda önemli bir adım atılmıştı. Teşvikle gelen yatırım atağı ile Organize Sanayi Bölgemizin sayısı 1’den 3’e çıktı. Toplam sanayi alanını ise 410 hektardan bin 450 hektara ulaştı. Şuan Elazığ OSB, Elazığ Teknova OSB ve kuruluş aşamasında olan Kovancılar OSB’de üretim aşamasındaki 200 parsellerde yaklaşık 15 bin elaman istihdam edilmektedir. Bu OSB’lerdeki tüm parsellerin üretime geçmesiyle bu sayının 30 bine ulaşması hedeflenmektedir" şeklinde konuştu. "Bu başarı hikayesinin tek sebebi ilimizin 6. Bölge teşviklerinden faydalanmasıydı" Teşvikle gelen bu başarı hikayesinin, 2017 ile 2026 yılı arasında ve sadece 9 yılda gerçekleştirildiğine dikkat çeken Başkan Alan; "Bu başarı hikayesinin tek sebebi ilimizin 6. Bölge teşviklerinden faydalanmasıydı. Kısaca 2017 yılında bir şey değişmiş, her şey değişmişti. Şehrimizin ekonomik dünyasında önemli gelişmelerin yaşanmasına sebep olan Teşvik Kanunu, geçen yıla kadar her yılbaşında ve bir yıllığına uzatılmış, son olarak da 2024 yılı sonunda sizin de katkılarınızla iki yıl süreyle uzatılmıştı. Teşvikin süresinin bu yılın bitiminde son bulması, biz yatırımcıları tedirgin ediyor. İş dünyamızın önünü açan, yatırımcılarımızı yüreklendiren ve önünü görmelerini sağlayan Teşvik Kanunu etrafında her yıl yaşadığımız bu belirsizlik, yatırımcılarımızın atıl kalmalarına durağan kılmaya ve şevkinin kırılmasına sebep oluyor. Bu durum ise ne yazık ki reel sektör, üretim ve ihracata büyük sekte vuruyor. İlimizin yatırım alanları kapsamına dahil edilmesi ile ilgili olarak ilimizin 5 milletvekilinin salı günü Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ı ziyarete gidecek olmalarını oldukça değerlidir. Öncelikle şehrimiz adına önemli bir konuda ve özellikle şehrimizin ekonomisine, yatırımına, üretim ve istihdamına direkt etki edecek böylesi önemli bir konuda ilimizin 5 milletvekiliyle ortak bir irade ve eylem planı ortaya koymanızı değerli ve çok anlamlı bir girişim olarak görüyor ve bu oluşumda büyük bir gayret ve samimiyet ortaya koyduğunuz için sizlere odamız ve tüm iş insanlarımız adına teşekkür ediyoruz. Yarınki toplantıda siz değerli milletvekillerimizden ricamız odur ki bakanımıza yatırım alanları gündemiyle birlikte teşvik yasasının ilimiz için kalıcı olması ya da uzun süreli bir tarih verilmesi konusundaki iş dünyasının ısrarlı taleplerimizi iletmeniz ve bunun takipçisi olunması konusunda hassasiyet göstermenizdir" "6. Bölge imkanları yoksa, şehrin üretimi, istihdamı ve ekonomisi canlanamaz ve büyüyemez" Alan, "Şu bilinmelidir ki Teşvik Yasasısın olmadığı bir Elazığ’a 3 ayrı Organize Sanayi Bölgesi daha kurulsa Teşvik Sisteminde 6. Bölge imkanları yoksa, şehrin üretimi, istihdamı ve ekonomisi canlanamaz ve büyüyemez. İlimiz yatırımcıları bu imkanlardan yararlanamadığı sürece bölge illerimizle rekabet etme şansımız söz konusu değildir ve asla olamaz. Bizlerin öncelikli ve eskilerin deyimiyle vaktin vacibi talebimiz ve isteğimiz, Teşvik Yasasının netliğe kavuşması ve süresinin uzun yıllara sari olarak uzatılmasıdır. İlimizin sıcak gündeminde olan ve yarın bakanımızla milletvekillerimiz olarak görüşülecek endüstri bölgelerinin kurulacağı yatırım alanları koridorlarına dahil edilmesi hususu, şehrimizin gelecek on yılları adına elbette son derece önemli ve kıymetlidir. Ve bu konu ilimizin önümüzdeki yıllarda sanayi gelişimine yön verecek önemli bir projedir.Bu meseleyi de önemli ve gerekli buluyoruz. Ancak bu iki konu birbirinden ayrı değerlendirilmesi, takip edilmesi ve çözülmesi gereken iki ayrı önemli konudur. Bizler, iş dünyası olarak ilimizin ekonomisine uzun süreli etki edecek Yatırım Alanları konusundaki ısrarımızı sürdürürken şu anki önceliğimiz, Teşvik yasası süresinin uzun vadeli bir şekilde uzatılarak yatırımcılarınızı güvene kavuşturup onların gündeminden çıkarılmasıdır. Eğer teşvik yasası yoksa ve yarın biterse, hem mevcut OSB’lerimiz hem de gündemde olan Yatırım Alanları projesi yok ve çöp hükmündedir ve şehre asla fayda sağlamayacaktır" dedi.
Kocaeli Doktor ve iş insanına silahlı saldırı planlayan şüphelilere operasyon: 6 gözaltı Kocaeli’de bir doktor ve iş insanına yönelik silahlı saldırı planının deşifre edilmesiyle düzenlenen operasyonda 6 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 2’si tutuklanırken, adreslerde çok sayıda silah ele geçirildi. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, doktor B.U. ile iş insanı S.D.’ye yönelik planlandığı belirlenen silahlı saldırı girişimini engelledi. Emniyet Müdürlüğüne yapılan ihbarda, doktor B.U. ve iş insanı S.D.’ye yönelik kasten öldürmeye teşebbüs, tehdit ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçları kapsamında planlama yapıldığı bildirildi. İhbar üzerine Cinayet Büro Amirliği ekiplerince kapsamlı çalışma başlatıldı. Yürütülen çalışmalarda olayla bağlantılı oldukları tespit edilen S.A., G.M.K., K.F.G., K.Ö., E.Ö. ve İ.G. isimli şüpheliler düzenlenen operasyonlarla yakalandı. Şüphelilerin iş yerleri ve ikametlerinde yapılan aramalarda, söz konusu olayda kullanılacağı değerlendirilen çok sayıda tabanca ve fişek ele geçirildi. Ele geçirilen silahlar incelemeye alınırken, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla soruşturmanın derinleştirildiği öğrenildi. Cinayet Büro Amirliğinde işlemleri tamamlanan şüpheliler, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildi. Adliyeye çıkarılan şüphelilerden G.M.K., K.Ö., E.Ö. ve İ.G. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, S.A. ve K.F.G. çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü, ele geçirilen silahların başka suçlarla bağlantısının bulunup bulunmadığının da araştırıldığı bildirildi.