POLİTİKA - 09 Şubat 2026 Pazartesi 18:10

AK Parti Sözcüsü Çelik: "(Mesut Özarslan’ın AK Parti’ye katılacağı iddiaları) Bugün itibarıyla Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem ve verilmiş bir karar yok"

A
A
A
AK Parti Sözcüsü Çelik: "(Mesut Özarslan’ın AK Parti’ye katılacağı iddiaları) Bugün itibarıyla Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem ve verilmiş bir karar yok"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa eden Mesut Özarslan’ın AK Parti’ye katılacağı iddialarına ilişkin, "Bugün itibarıyla Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem ve verilmiş bir karar yok" dedi.


AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında parti genel merkezinde AK Parti MYK toplantısı devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu. Çelik, 6 Şubat depremlerinin bu yıl dönümünde yaşanan en üzücü olaylardan birinin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sarf ettiği sözler olduğunu ifade ederek, "Burada yapılanları gölgelemeye ve lekelemeye çalışan bir üslup içerisinde, kendilerine ait belediyelerin katkılarını anlatmaya çalışırken aslında bunların birçoğunun katkı olmadığını itiraf eden sözler ortaya koydu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti merkezi yönetimiyle, belediyeleriyle bir bütündür ve bununla ilgili bir ayrım söz konusu değildir. Hangi sivil toplum örgütü olursa olsun, hangi partiden belediye olursa olsun, hangi kurum ya da hangi vatandaşımız olursa olsun bu koşturması ve içtenliği her zaman takdiri, saygıyı ve teşekkürü hak eder. Ancak Sayın Özgür Özel’in üslubuna, burada yaptığı konuşmalara ve hakikatleri görmezden gelme gayretine hepimiz çok şaşırdık. Büyük felaketler karşısında millet ve devlet enkaz altında kalmıyor ama bazı siyasi partilerin zihniyeti ve söylemi enkaz altında kalabiliyor. Burada CHP yönetiminin söylemi ve zihniyeti bu yıl dönümünde bir kez daha enkaz altında kaldı. Bu üzücüydü. Ama bunların bir önemi yok. Çalışmaya devam edeceğiz. Gayret etmeye devam edeceğiz. Yaraları sarmaya devam edeceğiz. Dezenformasyonla da mücadele edeceğiz. Diğer konularla da mücadele edeceğiz" dedi.


"Yoğun bir Ramazan faaliyeti yürüteceğiz"


Ramazan ayının başlangıcının yaklaştığını ve bu sebepten dolayı bütün vatandaşların Ramazan ayını şimdiden tebrik ettiğini dile getiren Çelik, "Allah hayırlı bir Ramazan geçirmeyi iftarıyla, orucuyla, sahuruyla nasip etsin. Bunun yanı sıra hem vatandaşlarımızla teşkilat olarak hem milletvekillerimizle hem de MKYK üyelerimizle buluşacağız. Bakanlarımızla birlikte sahada olacağız. Yoğun bir Ramazan faaliyeti yürüteceğiz. Bununla ilgili olarak Teşkilat Başkanımız Ahmet Büyükgümüş yapılacak faaliyetlere ilişkin bugün bir sunum yaptı. Sunumu merkezimizden onay aldı. Bu faaliyetler Ramazan ayı boyunca güçlü bir şekilde yürütülecek. Ramazan ayı boyunca Suriye’deki kardeşlerimizin hiçbirini de yalnız bırakmayacağız ve buna dönük hazırlıklarımızı sürdürüyoruz" dedi.


Davos’ta ilk defa bu sene neoliberal düzenin elitleri tarafından bu düzenin işlemediği ve yanlış gittiğini itiraf eden söylemlerde bulunduğunu aktaran Çelik, "Bunların bazıları örtülü ya da açık birtakım kavgaların sebebi oldu. Hatta bazı diplomatik krizlerin de sebebi oldu. Dolayısıyla belirsizlik çağı herkes tarafından tescil edilmiş oldu. Düzenin bilinen ikiyüzlülüklerin bir şekilde yönetildiği ya da tolere edildiği ifade edilirken artık tolere edilemez bir hâle geldiği görülmüş oldu. Bu düzenin ilkesizliğinin en büyük berraklaştırıcısı Gazze’de ortaya konan çifte standart oldu. Rusya-Ukrayna savaşında batının hatırlattığı ilkelerin hiçbirini Gazze’deki soykırım karşısında hatırlatmaması bu belirsizlik çağı dediğimiz durumun en büyük dönüm noktalarından bir tanesi oldu" açıklamasında bulundu.


"Gazze ile ilgili mücadelemize hiçbir kesinti vermeden güçlü bir şekilde devam edeceğiz"


Gazze’ye insani yardımların girişinin istenilen düzeye hala ulaşmamış durumda olduğunu kaydeden Çelik, "Halen soykırım faaliyetinin birçok uzantısı devam etmektedir. Ateşkes son derece kırılgandır. Kalıcı barışı sağlayacak bir Filistin devletinin kurulmasına dair yolun yürünmesinde soykırım şebekesinin büyük engelleri vardır. Dolayısıyla uluslararası toplumun, uluslararası hukukun, ilkelerin ve kurumların Gazze karşısındaki teslimiyeti ve çifte standardı, belirsizlik çağı olarak ifade ettiğimiz dönemin tamamen berraklaşmasını ortaya çıkarmıştır. Gazze ile ilgili mücadelemize hiçbir kesinti vermeden güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Bütün bu dağılmalar yaşanırken artık kuzey ile küresel güney ya da batı ittifakı ile diğerleri arasındaki gerginliklerin ötesinde bizzat batı ittifakının içerisinde gerginlikler ve çatışmalar ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede bakıldığında uluslararası diyalog ve entegrasyon açısından güçlü faaliyet yürüten ve uluslararası alanda ses getiren tek yaklaşım Sayın Cumhurbaşkanımızın yaklaşımıdır" değerlendirmesinde bulundu.


"Dünyanın dikişlerinin söküldüğü ortamda belli bir çerçeve koyabilen yegane ülke Türkiye, yegane lider Cumhurbaşkanımızdır"


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasi trafiğine ve uluslararası ziyaretlerine bakıldığında pek çok kriz alanının çözümüne yönelik diyalogların artırılması ve daha büyük büyük yakınlaşmaların sağlanması konusunda güçlü irade ortaya koyduğunun görüldüğünü söyleyen Çelik, "Son olarak Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretleri gerçekleştirildi. Ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Etiyopya ziyaretleri olacak. Bu hafta Yunanistan Başbakanı’nın ziyareti olacak. Sudan’dan Somali’ye, Afrika Boynuzu’ndan Rusya-Ukrayna Savaşı’na ve Gazze’deki soykırıma karşı yürütülen faaliyetlere kadar dünyanın dikişlerinin söküldüğü ortamda belli bir çerçeve ortaya koyabilen ve bu doğrultuda faaliyet gösterebilen yegâne ülke Türkiye, yegâne lider ise Sayın Cumhurbaşkanımızdır" dedi.


Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki çalışmaların kesintisiz bir şekilde devam edeceğine dikkati çeken Çelik, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin ortaya koyulan ilkeler etrafında ilerlemesinin söz konusu olduğunu söyleyerek, "Buna dönük olarak dezenformasyonlar, maksimalist yaklaşımlar, çerçevenin dışına taşmaya çalışan aşırı söylemler, odağımızı kaybettirmeye dönük birtakım yanlış yaklaşımlar ya da ırkçı söylemler söz konusu olabiliyor. Bunlara gereken cevaplar gerekli yerde verilir, odağımızı kaybetmeyeceğiz" ifadelerine yer verdi.


"Cumhurbaşkanı Suriye’deki istikrara verdiği önemi bir kere daha değerlendirdi"


MYK Toplantısı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’deki istikrara verdiği önemi, ‘tek millet ve tek ordu’ ilkesinin kıymetini bir kere daha değerlendirdiğinin altını çizen Çelik, "Suriye’nin kuzeydoğusunda yerleşik terör örgütünün faaliyetlerinin bertaraf edilmesiyle birlikte terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin önemli bir engelden kurtulduğunu, önümüzdeki dönemde Suriye’nin birlik ve bütünlük içerisinde Arapların, Kürtlerin ve Türkmenlerin ortak kazananlar olduğu bir çerçevede yoluna devam edeceğini ifade ettiler" diye konuştu.


Dünyada yaşanan son olayların ardından sosyal medya konusunun son zamanlarda tartışılan önemli başlıklardan bir tanesi olduğuna vurgu yapan Çelik, sosyal medya konusunda çalışma yürüttüklerini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem nesilleri korumak, hem dezenformasyonlara karşı direnmek hem de artık milli egemenliğin bir parçası haline gelen siber egemenliği korumak açısından pek çok konuşmasına bu konuya dikkat çektiğini hatırlattı.


"Bir yandan çocuklara musallat oluyorlar hem de o ülkelerin egemenlik alanlarına musallat oluyorlar"


İspanya Başbakanı Sanchez’in sosyal medya konusuna yönelik açıklamalarına da değinen Çelik, "Teknoloji oligarklarının çocukların cinsiyet algılarını bozmasından çeşitli ülkelerdeki seçimlere müdahaleye kadar algoritmalar yoluyla yürüttükleri pek çok faaliyet bulunmaktadır ve Sayın Cumhurbaşkanımız uzun zamandır buna dikkat çekmektedir. Bu manipülasyonların arkasından, birçok verinin ve bilginin ülkelerin millî egemenliğini manipüle etmek, egemenlik alanlarına sızmak ve seçimlerini yönlendirmek için kullanmaya başladıkları görülüyor. Bir yandan çocuklara musallat oluyorlar hem de o ülkelerin egemenlik alanlarına musallat oluyorlar. Buna karşı hep birlikte güçlü bir direniş sergilemeliyiz. Bunlar özgürlüğü kısıtlamak için değil özgürlüğümüzü korumak için yapmamız gerekenlerdir. Fransa’dan diğer ülkelere kadar 16 yaşından küçük çocukların korunmasına yönelik güçlü yasal tedbirlerin gündeme alınması gerektiği ifade edilmektedir. Dolayısıyla özgürlüğümüzü, egemenliğimizi ve çocuklarımızı korumak için bu konuda daha hassas olmamız gerektiği açıktır. Türkiye siber alandaki egemenliğini korumak için de kararlı bir mücadele sürdürecektir ve bu çerçevede sosyal medya yasasını, özgürlüğümüzü koruma ve teknoloji oligarklarının her şeyi yönetme saldırganlığına karşı bir set oluşturma anlayışıyla ele alacağız" dedi.


İran ile ABD arasında müzakerelerin başladığını ve bu müzakereler yoluyla konuların çözülmesinin önemli olduğunu belirten Çelik, İran’a dışarıdan yapılacak bir müdahalenin yanlış analizlere dayanacağını, İran’da var olan sorunların İran toplumu tarafından kendi dinamikleriyle çözülmesi gerektiğini belirtti.


"İYİ Parti yetkilileri ilk baştan itibaren çok hızlı karar aldılar"


Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Akgün’ün kıyafetlerine yönelik sözlere değinen Çelik, "Bu şahsın İYİ Parti üyesi olduğu söyleniyordu. İYİ Parti yetkilileri ilk baştan itibaren çok hızlı karar aldılar. Sayın Genel Müsavat Dervişoğlu çok net bir açıklama yaptı. Bu nefret söylemini aşağılık bulduğunu ve reddettiklerini parti olarak söyledi. Bütün bu açıklamalar son derece kıymetlidir" ifadelerini kullandı.


Cumhur İttifakı’nın ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) 57’nci kuruluş yıl dönümünde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin konuşmasında anlamlı mesajlar olduğunu da vurgulayan Çelik, bu konuşmada Türkiye’deki gelişmeleri etnik temelde bir ayrışmanın parçası haline getirmeye çalışanlara çok büyük uyarılara işaret ettiğini sözlerine ekledi. Çelik, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.


"Bugün itibarıyla Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem ve verilmiş bir karar yok"


Bir gazetecinin Keçiören Belediye Başkanı Özarslan’ın AK Parti’ye katılacağı iddiaları ve CHP Genel Başkanı Özel’in Özarslan’a sarf ettiği iddia edilen sözleri sorması üzerine Çelik, şu cevabı verdi:


"CHP Genel Başkanı’nın kullandığı ifadeler, Türk siyasi hayatında pek eşi benzeri olmayan bir skandal. Bir genel başkanın bu kadar küfürlü bir şekilde ifade kullanması gerçekten hem üzücü hem de utanç verici bir durum. CHP bu hale nasıl geliyor? Bu şekilde bir savrulmanın içine nasıl düşüyor? Bunu CHP’ye gönül vermiş vatandaşlarımızın değerlendirmesi gerektiği gibi bütün milletimiz de değerlendirecektir. Kürsüye çıktıklarında demokrasi diyorlar, hukuk diyorlar, siyasi diyalog diyorlar fakat burada seviye düşüklüğünü bırakın bu mesajlarda seviye yok. Konuşmak bile utanç verici. Bu şekilde bir gündem çerçevesinde yapılan savunmalar, o mesajlardan daha kötü. Özür dilenmesi gereken bir konu. Genel Başkanımız ve yetkili kurullarımız, Özarslan’ın partimize geçmesi ile ilgili bir konuyu değerlendirmedi. Pek çok belediye başkanının partimize dönük talepleri var. O talepler belli bir yetkili kurullarda ve Genel Başkanımızın başkanlığında değerlendiriliyor. Bugün itibarıyla Keçiören belediye başkanı ile bir gündem yok, verilmiş bir karar yok."


"Doğu Akdeniz’deki tansiyonun düşürülmesi gerekiyor"


Çelik, açıklamasına şöyle devam etti:


"Libya’nın istikrarına büyük önem veriyoruz. Libya’nın doğusu ile batısı arasındaki ayrımın ortadan kalkması, Libya’nın bir bütün olarak bundan sonraki yılları kucaklaması konusunda elimizden gelen pozitif katkıyı Türkiye olarak vermeye çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız güçlü bir şekilde iradeyi koyuyor. Cumhurbaşkanımızın Mısır ziyareti tarihi bir ziyaretti, pek çok anlaşma imzalandı. Kuşkusuz Doğu Akdeniz’de şöyle bir durum var; o kadar çok savaş gemisi var ki neredeyse balıkçı gemisinin gideceği yer kalmadı. Çok büyük bir tansiyon var. Bunun bir yandan düşürülmesi gerekiyor. Mısır ve Libya ile birçok alanda olduğu gibi savunma alanında da iş birliğimizi artırmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu çalışmalar Milli Savunma Bakanlığımızın yakın takibi ile daha da güçlendirilecek. Dışişleri Bakanlığımız, Milli İstihbarat Teşkilatımız, ekonomi ile ilgili bakanlıklarımız olmak üzere her alanda bu yakınlaşmanın sağlanmasına çalışılıyor. Yunanistan Başbakanı’nın ziyareti gerçekleşecek. Biz her zaman şunu söyledik; bütün sorunlarımızı masada çözebiliriz. Çeşitli zamanlarda silahsız olması gereken adaların silahlanması ile ilgili haberler ya da Yunanistan kabine üyesi bir kişinin Türkiye’yi hedef alan söylemleri olumsuz sonuçlar doğuruyor."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ‘Mehmet Akif Suç Örgütü’ hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ‘Mehmet Akif Suç Örgütüne’ yönelik yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede örgüt lideri Mehmet Akif Ersoy’un 286 yıla kadar hapsi istendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ‘Mehmet Akif Suç Örgütüne’ yönelik yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 11 kadın, mağdur olarak yer aldı. İddianamede Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Göçmez, Mustafa Manaz, Nurullah Mahmut Dündar, Taner Çağlı, Tolga Aykut ve Ufuk Tetik ise şüpheli olarak yer aldı. 11 eylemin yer aldığı 96 sayfalık iddianamede 2 Kasım 2025 tarihinde İstanbul İl Jandarma Komutanlığına gelen ihbarda Mehmet Akif Ersoy, Ela Rumeysa Cebeci ve Merve Sarı’nın uyuşturucu ve uyarıcı madde kullandıklarını, Mehmet Akif Ersoy’un eğlence tarzında etkinlikler düzenleyerek bu ortamda uyuşturucu ve uyarıcı madde temin ettiği, çevresinde bulunan kadınlara uyuşturucu ve uyarıcı madde kullandırarak, kadınların iradesini zayıflatıp birden fazla kişiyle birlikte bu kadınlarla cinsel birliktelik yaşadıkları şeklindeki ihbara istinaden Mehmet Akif Suç Örgütü’ne yönelik soruşturma işlemlerine başlanıldığı kaydedildi. "Cinsel duygularını tatmin etmek amacıyla örgüt üyelerini ve mağdurları kullandı" Eylemlerin örgüt kapsamında işlendiği belirtilen iddianamede, örgüt lideri Mehmet Akif’in arkadaş ve iş çevresinden tanıdığı örgüt üyeleri ile sıkça uyuşturucu madde partileri düzenlediği, bu partiler esnasında cinsel duygularını tatmin etmek amacıyla örgüt üyelerini ve mağdurları kullandığı belirtildi. "Doğruluk mu cesaretlik mi oyununu oynayarak mağdurların çoklu cinsel ilişkiye girmelerini sağladılar" Mehmet Akif Ersoy’un normalin dışında bir cinsel yaşantısının olduğu, mağdurlarla ve örgüt üyeleri ile birlikte çoklu ilişkiye girdiği, çevresindekileri de bu ilişkilerin tarafı olarak kullandığı, örgüt üyelerinin de kişisel menfaat karşılığında kendi çevrelerindeki kadınları bu ilişkinin tarafı haline getirdikleri iddianamede kaydedildi. Şüphelilerin düzenlemiş oldukları partilerde önce uyuşturucu madde kullanımı yoluyla mağdurların karar alma süreçlerini etkiledikleri, ardından da doğruluk mu cesaretlik mi oyununu oynayarak oyun içerisinde cinsel içerikli sorularla ve isteklerle mağdurların tepkilerini ölçerek çoklu cinsel ilişkiye girmelerini sağladıkları belirtildi. Gizli tanık: "Mehmet Akif ve Mustafa Manaz Kütüphane isimli mekanda çok sık takılırdı" İddianamede ifadesine yer verilen gizli tanık Atak, Mehmet Akif’in Vadi İstanbul’un yan tarafında rezidansın içerisinde bekar evi olduğunu, bu eve gelen şahısların uyuşturucu madde kullanarak geldiğini, Mehmet Akif ve diğer kişilerin grup seks yaptığını, Akif evlendikten sonra bu tarz partiler ve eylemlerin Ahmet Göçmez’in Emirgan’daki dairesinde yapılmaya başlandığını, sonrasında Mustafa Manaz ile Mehmet Akif’in birlikte Ulus’ta ev tuttuklarını anlattı. Gizli tanık, Mehmet Akif ve Mustafa Manaz’ın Kütüphane isimli mekanda çok sık takıldıklarını, Kuruçeşme’de bulunan Korto isimli mekanda da takıldıklarını beyanında belirtti. Ersoy: "Arınma ve yeni bir yönelime ulaşma gayretinde olacağım" İddianamede ifadesine yer verilen örgüt lideri Mehmet Akif Ersoy ise "Hatırladığım kadarıyla 2019 yılında Piyalepaşa’daki evimdeyken Veyis Ateş bana geldi. Daha önce de bana ziyaretlere gelirdi. Oturur, sohbet ederdik. Ancak bu gelişinde yanında uyuşturucu madde ile gelmişti. Ben hayatımda ilk defa orada uyuşturucu maddeyi gördüm. O gün ya da ikinci getirmesinde Piyalepaşa’daki evimde uyuşturucu maddeyi (kokain) ilk defa içtim. Bizim Pınar ile evliliğimiz en başından beri zoraki bir evlilik oldu. Biz evleneceğimiz gün bile boşanacağımız günün tarihini konuştuk. Ben Pınar’a boşanma davasını açtırdım. Sonrasında Pınar feragat etti. Sonrasında ben, boşanma davası açtım. Benim Ela Rumeysa Cebeci ile hiçbir şekilde ilgim yoktur. Hayatımda hiç yalnız görüşmedim. 16 yıldır inşa etmeye çalıştığım itibarımı ve beni seven insanları böylesine çirkin bir akıbet ile karşı karşıya bıraktığım için çok üzgünüm. Sonuçları itibariyle bugün karşı karşıya olduğum durum benim için çok büyük bir ders oldu. Önce Allah’a tövbe sonra sevdiğim, yol yürüdüğüm, beni sevmiş ve takdir etmiş herkese bir özür borcum var. Tek tesellim hala hayattayken böyle bir musibeti, sonucu görmüş olmak, bundan arınma ve yeni bir yönelime ulaşma gayretinde olacağım. Gazeteci Akif, insan Akif’ten, insan kardeşlerinden, toplumundan ve yaratıcısından nedamet göstermekte ve özür dilemektedir. Diyeceklerim bunlardan ibarettir" dedi. İddianamede Mehmet Akif Ersoy hakkında ‘suç örgütü kurma ve yönetme’, 11 kez ‘nitelikli cinsel saldırı’, ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ ve ‘uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma’ suçlarından toplam 11 yıl 3 aydan 286 yıl 2 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Kastamonu Kastamonu’da sağlık hizmetlerinde dikkat çeken yükseliş: Sevkler azaldı, kapasite arttı Kastamonu’da sağlık alanında son bir yılda gerçekleştirilen yatırımlar, yeni sağlık tesisleri, personel artışları ve hizmet kapasitesindeki gelişmeler düzenlenen toplantıyla kamuoyuna açıklandı. İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz, kentte 2 ilçe sağlık müdürlüğü, 18 toplum sağlığı merkezi, 54 aile sağlığı merkezi, halk sağlığı laboratuvarı, sağlıklı hayat merkezi ve yabancı uyruklu polikliniği bulunduğunu belirtti. Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz başkanlığında yapılan toplantıda, 2025-2026 döneminde özellikle birinci basamak sağlık hizmetleri, hastane kapasitesi, kanser taramaları ve acil sağlık hizmetlerinde önemli ilerlemeler sağlandığı bildirildi. Aile hekimliği sisteminde yapılan düzenlemelerle birim sayısının 127’den 131’e çıkarıldığını ifade eden Yavuzyılmaz, bir aile hekimine düşen nüfusun 2 bin 820’den 2 bin 745’e gerilediğini söyledi. Kuzeykent ve Salı Pazarı bölgelerinde yeni aile sağlığı merkezlerinin hizmete açıldığını, İnebolu Özlüce’de de mevcut yapının dönüştürülerek yeni bir merkez oluşturulduğunu kaydetti. Sağlıklı Hayat Merkezlerinde psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, diş hekimi ve çocuk gelişimcisi gibi uzmanların ücretsiz hizmet verdiğini vurgulayan Yavuzyılmaz, vatandaşların bu hizmetlerden daha fazla yararlanmasını istediklerini ifade etti. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde son bir yılda yaklaşık 3 milyon 300 bin muayene yapıldığını aktaran Yavuzyılmaz, bu rakamın ilin nüfusu dikkate alındığında sağlık hizmetlerine yoğun başvuru olduğunu gösterdiğini belirtti. Kanser taramalarında ortalama yüzde 28 artış sağlandığını söyleyen Yavuzyılmaz, erken teşhisin önemine dikkat çekti. HPV tarama numunelerinin artık Kastamonu’da değerlendirilmeye başlandığını belirten Yavuzyılmaz, yaklaşık 2 milyon liralık yatırımla laboratuvar altyapısının güçlendirildiğini ve Çankırı ile Karabük’ten gelen numunelerin de ilde işlendiğini ifade etti. Cide ve Taşköprü’ye yeni mamografi cihazları kazandırıldığını aktaran Yavuzyılmaz, tütün bağımlılığıyla mücadele kapsamında poliklinik sayısının 16’ya çıkarıldığını kaydetti. Hastanelerde yatak kapasitesinin artırıldığını belirten Yavuzyılmaz, Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 545 yatağa, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesinin ise 305 yatağa çıkarıldığını, il genelinde toplam yatak kapasitesinin 1215’e ulaştığını söyledi. Yoğun bakım kapasitesindeki artışın sevk oranlarına olumlu yansıdığını ifade eden Yavuzyılmaz, il dışına sevklerde yüzde 37, yoğun bakım gerekçeli sevklerde ise yüzde 43 azalma sağlandığını belirtti. 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde istasyon sayısının 43’e, ambulans sayısının ise 70’e yükseltildiğini söyleyen Yavuzyılmaz, son bir yılda 8 yeni ambulansın hizmete alındığını açıkladı. Ayrıca sağlık personeli sayısının 432 kişi arttığını, son kurada 18 uzman hekimin daha göreve başlayacağını ifade etti. Kadıdağı bölgesindeki binanın 30 yataklı AMATEM olarak hizmet vereceğini açıklayan Yavuzyılmaz, eski devlet hastanesi alanında yapılacak yeni sağlık tesisinin ihale sürecinin tamamlandığını bildirdi. Eğitim ve Araştırma Hastanesine 128 kesitli tomografi cihazı kazandırıldığını belirten Yavuzyavuzyılmaz, PET-CT cihazı için de ihale sürecinin başlatıldığını söyledi. Toplantıda ayrıca il genelinde muayene sayısının yaklaşık 6 milyona ulaştığı, ameliyat sayısının 33 bin 800 olduğu ve diyaliz hizmetlerinde kapasitenin artırıldığı ifade edildi. Yavuzyılmaz, sağlık yatırımlarının vatandaşların hizmete daha hızlı ve kaliteli erişimini sağlamak amacıyla sürdüğünü vurguladı.
Samsun Eski sanayi esnafının Toybelen ısrarı: "330 iş yeri bizim olmalı" Samsun’un Canik ilçesinde bulunan eski sanayi esnafının Toybelen Sanayi Sitesi’ne yönelik talepleri sürüyor. Yeniden bir araya gelen esnaf, Toybelen Sanayi Sitesi’nde bulunan iş yerlerinin kendilerine tahsis edilmesini istedi. Eski Sanayi Sitesi içerisinde yer alan Samsun Büyükşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Proje Alanı İrtibat Ofisi önünde toplanan esnaf, sorunlarının çözülmesini isteyerek yetkililere çağrıda bulundu. Esnaf adına yapılan açıklamalarda, 330 dükkanın Gülsan ve eski sanayi esnafına verilmesini talep edildi. Esnaf Mustafa Güveli, dükkanları ücretsiz istemediklerini belirterek, "Gülsan Sanayi Sitesi’ne nasıl bir bedel konulduysa biz de aynı şartları istiyoruz. Sadece ödeme kolaylığı talep ediyoruz. 330 dükkanın bize verilmesini istiyoruz. Artık kirada olmaktan yorulduk. Büyüklerimizin sesimizi duymasını istiyoruz" dedi. Esnaf Yücel Akbay ise sürecin bir an önce tamamlanmasını isteyerek, "Bu işle ilgili kim varsa bizim derdimize derman olsun. Şu anda işimizi bıraktık, dükkanlarımızda araçlar tamir için bekliyor. Devlet büyüklerimizden bu süreci bir an önce sonuçlandırmalarını istiyoruz. Hep birlikte yeni iş yerlerimize kavuşmak istiyoruz. Ne bizim ne de devletin zarar göreceği bir süreç olmasını istemiyoruz" diye konuştu. Yakup Kavas da Gülsan Sanayi Sitesi’nin Toybelen’e taşınmasının ardından çalışma koşullarının zorlaştığını ifade ederek, "Parçacı, tornacı ve malzeme tedarik ettiğimiz noktalar bizden uzaklaştı. Sanayinin dengesi tamamen bozuldu" şeklinde konuştu.