GÜNDEM - 20 Kasım 2025 Perşembe 12:12

Ankara Hıdırlıktepe’de milyarlık anıt çürümeye terk edildi

A
A
A

Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Hıdırlıktepe’de yapılması planlanan ‘100. Yıl Şükran Anıtı ve Şehitler Anıtı’ projesi, maliyet iddiaları ve gecikme nedeniyle tartışma konusu oldu.

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) tarafından kentsel dönüşüm kapsamında Hıdırlıktepe’deki eski yapılar 2020’den 2023’e kadar yıkılarak, temizlenmişti. ABB tarafından Cumhuriyet’in 100’üncü yılına armağan olarak yapılacak ‘100. Yıl Şükran Anıtı ve Şehitler Anıtı’nın 2023 yılında bitirilmesi planlanıyordu ancak hala tamamlanamadı. AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek, konuyla ilgili yaptığı açıklamada Hıdırlıktepe’de ‘100. Yıl Şükran Anıtı ve Şehitler Anıtı’ndaki iki kulenin yapımında kamu kaynaklarının israf edildiğini öne sürdü. Yapıların Sayıştay raporlarına göre güncel değerinin 2,2 milyar liraya ulaştığını iddia eden Gökçek, bu bütçeyle Ankara’da 20 alt ve üst geçit yapılabileceğini, bin 900 kişilik yurt inşa edilebileceğini veya 900 ihtiyaç sahibi aileye 120 metrekarelik daire verilebileceğini belirtti. Kuleleri ‘boş proje’ olarak nitelendiren Gökçek, Ankaralıların parasının konserlerde, tabutlarda, karton bardaklarda ve çeşitli usulsüzlüklerde heba edildiğini savunarak, söz konusu harcamaların hesabının hukuk önünde sorulması için elinden geleni yapacağını dile getirdi.

Ankara Hıdırlıktepe’de milyarlık anıt çürümeye terk edildi

ABB: "İki kulenin maliyetinin 2,2 milyar lira olduğu iddiaları gerçeği yansıtmıyor"

ABB tarafından yapılan açıklamada ise anıtın ‘Cumhuriyetin 100. Yılı Anıtı Fikir Projesi Yarışması’ sonucu belirlendiği ve uzman jüri tarafından seçildiği açıklandı. Proje kapsamında tepenin iki zirvesine geniş etkinlik alanı, 2 bin 500 metrekarelik dairesel platform ve merkezde 3,6 metre açıklıkla konumlandırılmış iki anıtsal kulenin yapılacağı, Çanakkale Savaşı’ndan bugüne tüm şehitlerin isimlerinin anıt çevresindeki panolarda yer alacağı kaydedildi. Açıklamada, iki kulenin maliyetinin 2,2 milyar lira olduğu iddiaların gerçeği yansıtmadığı da belirtildi. 2,2 milyar liranın bölgeyi kapsayan üst ölçekli kentsel dönüşüm ve çevre düzenlemesi protokolünün toplam bedeli olduğu, anıtlar ve çevre düzenlemesinin maliyetinin ise 181 milyon lira olduğu bildirildi.

Ankara Hıdırlıktepe’de milyarlık anıt çürümeye terk edildi

"Kaç daire parası oraya gömülmüş ama öylece kaldı"

Bölgede yaşayan vatandaşlar ise, Hıdırlıktepe’nin son halini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. Bölgede esnaf olan Muhittin Çelik, "Mansur Yavaş tarafından yapıldı. Bunlar şimdi diyor, ’Melik Gökçek yapmış orayı.’ Ben burada esnafım, burayı biliyorum. Yavaş zamanında yapıldı. Kaç daire parası oraya gömülmüş ama öylece kaldı. Hiçbir işe de yaramıyor. Kule midir nedir ben anlamadım. Yoldan kimse geçmesin diye bir kamyon çakıl taşı dökmüş, yolu da kapatmış. Bir seneden fazla oluyor. Arka tarafta da bir şey yapmış ama o da öyle yarı kaldı. Gelen soruyor burası nedir? Gökçek’in projesi olsaydı oradan teleferiği verecekti, Hacı Bayram tarafından çıkaracaktı. Burada zaten bütün evleri yıktılar. Yarı AK Parti döneminde, yarı da CHP döneminde komple hepsini yıktılar. Bir tane ev kalmadı. Arka tarafta varsa birkaç tane ev var. Ne projesi varsa yapıp bitirmesi lazım bir an önce" diye konuştu.

Ankara Hıdırlıktepe’de milyarlık anıt çürümeye terk edildi

"Madem bir proje yapmışlar, bari bizim hakkımızı versinler"

Yıkım yapılan bölgede bulunan birkaç evden birinde yaşadığını belirten Azad Bayram, "Karşıdaki evlerden ben orada oturuyorum. Tapulu bizim ev. Anıt yapılacak dediler, proje belli. Haklarımızı vermediler bizim. 2 senedir sürüyor. CHP’nin binalarına gittik en son, durumumuzu izah ettik. Burada yıkım şefleri var. Tapulu evdeki ev yok. Sakalar’a ev yaptılar, oradaki evleri de sattılar. Bize normalde oradan ev vereceklerdi. Bir uğraştık, şimdi zor bela dediler ki ’Size 3 artı 1 ev vereceğiz. Kira bedeli de vereceğiz.’ Bu sefer gittik evi verdiler, kira bedeli vermiyorlar. Kime ne desek o ona yönlendiriyor. Kanun diyor dakika başı değişiyor. Kira bedeli vermeyince ben anlaşma yapmadım. Bu sefer evimi zorla yıkmaya geldiler, şu an onlara uğraşıyorum. Onlar geliyor, ben dilekçe yazıyorum, onlar geliyor, ben dilekçe yazıyorum. Burada o kadar insanı mağdur ettiler. Oraya harcanacak parayı şuradaki insanların evini verseler böyle bir şey olmaz. Madem bir proje yapmışlar, bari bizim hakkımızı versinler. Osmanlı tapum var benim üzerimde. Evlerin haklarını versinler ki diyelim en azından ’Mansur Başkan yaptı ama yok’" ifadelerini kullandı.

Ankara Hıdırlıktepe’de milyarlık anıt çürümeye terk edildi

"Acele etmemek lazım, fırsat vermek lazım"

Bölgenin eski halini bildiğini dile getiren Tekin Var de, "Mezbelelik, gecekonduların yoğun olduğu bir yerdi. Büyükşehir Belediyesi’nin burada yaptığı bir proje olduğunu biliyorum. İncelediğim kadarıyla da Çanakkale Şehitler Anıtı’na benzer bir anıt yapılacağını biliyorum. Proje henüz tamamlanmadığı için kamuoyunda bilgi kirliliği olduğunu da tahmin ediyorum. Proje tamamlandığında Ankara için muhteşem bir görüntü olacağını düşünüyorum. Bu bir süreçtir. Çünkü muhatap sayınız çok fazla. Bu alan tamamen konut alanıydı. Onları yeni alanlarına yerleştirmek, haklarını teslim etmek bir günde olacak şeyler değildi. Umarım proje tamamlandığında Ankara’nın bir cazibe merkezi daha olacağını düşünüyorum. Çünkü yükseğe çıktığınız zaman Ankara ayaklarınızın altında. Zaten çalışmalar devam ediyor. Acele etmemek lazım, fırsat vermek lazım. Orayı iki beton yığını olarak değerlendirenlerin de ben önyargılı olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu.

Ankara Hıdırlıktepe’de milyarlık anıt çürümeye terk edildi

Vahit Aldı - Bilal Sarıkavak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.