ASAYİŞ - 18 Mayıs 2026 Pazartesi 09:41

Ankara merkezli 11 ilde FETÖ operasyonu: 24 şüpheli hakkında gözaltı kararı

A
A
A
Ankara merkezli 11 ilde FETÖ operasyonu: 24 şüpheli hakkında gözaltı kararı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY’nin kamu mahrem yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, 7’si aktif kamu görevlisi olmak üzere toplam 24 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kamu mahrem yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında operasyon yapıldı. Başsavcılık talimatı doğrultusunda, Millî İstihbarat Teşkilatı ile Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin koordineli çalışmaları sonucu, örgütün gizli haberleşme programı ByLock’u kullandıkları tespit edilen şüpheliler belirlendi.


Soruşturma kapsamında şüpheliler hakkında etkin pişmanlık beyanları bulunduğu, ankesörlü ve sabit hatlardan ardışık ya da tekil şekilde aranma kayıtlarının tespit edildiği, ayrıca mahrem sorumlu ve operasyonel hat irtibatlarının bulunduğu öğrenildi.


Bu kapsamda 7’si aktif kamu görevinde bulunan toplam 24 şüpheli hakkında, Ankara merkezli 11 ilde 18 Mayıs 2026 tarihinden itibaren eş zamanlı gözaltı operasyonu başlatıldı.


Şüphelilerin yakalanmasına ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevklerine yönelik işlemlerin, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sürdürüldüğü bildirildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Ekrana eğilen nesil: Telefon boynu sendromu tehlikesi Günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen akıllı telefonlar, fark edilmeden omurga sağlığını tehdit eden yeni bir risk alanı oluşturuyor. Uzun süre başın öne eğilerek ekranlara bakılması, boyun bölgesine binen yükü katlayarak artırırken zamanla kas, bağ ve disk yapılarında kalıcı hasarlara yol açabiliyor. Yaz tatiliyle birlikte çocuk ve gençlerin ekran başında geçirdiği sürenin artması, "telefon boynu sendromu" riskini daha da görünür hale getiriyor. Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Seyhan Orak, özellikle çocukluk çağında başlayan bu alışkanlığın ilerleyen yıllarda boyun fıtığı ve sinir sıkışmasına kadar uzanabilen ciddi sorunlara zemin hazırlayabileceğini vurgulayarak, "Yaz döneminde ekran süresinin sınırlandırılması ve doğru duruş alışkanlıklarının kazandırılması hayati önem taşımaktadır" dedi. Günümüzde akıllı telefon, tablet ve benzeri dijital cihazların kullanımının artmasıyla birlikte, omurga sağlığını doğrudan etkileyen yeni bir tabloyla daha sık karşılaşılmaya başlandı: Telefon boynu sendromu. Tıbbi adıyla ‘text neck’ olarak tanımlanan bu durum, başın uzun süre öne eğik pozisyonda tutulmasına bağlı olarak servikal omurgaya binen yükün artmasıyla gelişen bir postür bozukluğu. Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Seyhan Orak, "Normal şartlarda insan başının ağırlığı yaklaşık 4-5 kilogramdır. Ancak baş öne doğru eğildikçe, omurgaya binen yük katlanarak artar. Örneğin 15 derecelik bir eğimde bu yük yaklaşık 12 kilograma çıkarken, 60 derecelik bir eğimde 25-30 kilograma kadar ulaşabilir. Bu durum kısa vadede kas yorgunluğuna neden olsa da uzun vadede kas, bağ ve disk yapılarında mikroskobik hasarlara yol açarak daha ciddi sorunların temelini oluşturur" dedi. Yaş aralığı giderek düşüyor Telefon boynu sendromunun en sık 12-35 yaş aralığında görüldüğünü ifade eden Op. Dr. Seyhan Orak, son yıllarda bu durumun çok daha küçük yaş gruplarına indiğine dikkat çekti. Özellikle 8-10 yaş grubundaki çocuklarda belirgin artışın gözlemlendiğini söyleyen Op. Dr. Seyhan Orak, şöyle konuştu: "Bu durum, teknolojik cihazların kullanım yaşının düşmesiyle doğrudan ilişkilidir ve erken dönemde başlayan postür bozukluklarının ilerleyen yıllarda kalıcı hale gelme riskini artırmaktadır. Uzun süreli yanlış duruş, yalnızca geçici bir rahatsızlık oluşturmakla kalmaz; zamanla omurganın doğal yapısını da bozabilir. Boyun bölgesinde normalde bulunması gereken servikal lordoz dediğimiz doğal eğrilik düzleşebilir, hatta bazı durumlarda tersine dönebilir. Buna ek olarak kas dengesizliği gelişebilir. Ön taraftaki kaslar kısalırken, arka taraftaki kaslar zayıflayabilir. Bu dengesizlik, omurganın destek mekanizmasını bozar. Diskler üzerinde asimetrik basınç oluşur ve bu durum zamanla disk dejenerasyonuna, faset eklem zorlanmalarına ve miyofasiyal ağrı sendromuna zemin hazırlar." Belirtiler göz ardı edilmemeli Telefon boynu sendromunun ilerleyen süreçte daha ciddi nörolojik problemlere yol açabileceğini kaydeden Op. Dr. Seyhan Orak, "Uzun vadede boyun fıtığı gelişimi ve omurilik kanalında daralma görülebilir. Bu durum sinir köklerinin baskı altında kalmasına neden olur. Sinir sıkışmaları, yalnızca ağrı ile sınırlı kalmayıp uyuşma, karıncalanma ve güç kaybı gibi bulgularla da kendini gösterebilir. İleri vakalarda cerrahi müdahale gerektiren tablolar ortaya çıkabilir. Hastalığın en sık görülen belirtisi boyun ağrısıdır. Buna omuz ve sırt bölgesine yayılan ağrılar eşlik edebilir" dedi. Op. Dr. Seyhan Orak, özellikle ense kökenli baş ağrılarına dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Bunun yanı sıra boyunda sertlik, uzun süreli kullanım sonrasında artan yorgunluk hissi sık görülmektedir. İlerleyen aşamalarda baş dönmesi, kollarda, sırtta ve göğüs bölgesinde karıncalanma ve uyuşma gibi nörolojik bulgular da ortaya çıkabilir. Bu belirtiler, durumun yalnızca kas kaynaklı olmadığını ve sinir yapılarının da etkilenmeye başladığını gösterebilir" diye konuştu. Önlem alınmadığında telefon boynu sendromunun zamanla kronikleşebildiğini söyleyen Op. Dr. Seyhan Orak, "Bu durumda servikal disk hernisi, yani boyun fıtığı gelişebilir. Kronik postür bozukluğu kalıcı hale gelebilir ve servikal spondiloz gibi dejeneratif omurga hastalıkları ortaya çıkabilir. Sinir kökü basıları daha belirgin hale gelebilir. Nadir de olsa ileri olgularda denge problemleri ve ince motor becerilerde kayıplar gibi daha ciddi nörolojik sorunlarla karşılaşmak mümkündür" dedi. Kullanım süresi sınırlandırılmalı "Telefon kullanımı için tamamen zararsız kabul edilebilecek kesin bir süre yoktur. Ancak uzun süre kesintisiz kullanım risk oluşturmaktadır" diyen Op. Dr. Seyhan Orak, şu ifadeleri kullandı: "Özellikle 20-20-20 kuralı bu noktada önemlidir. Her 20 dakikalık kullanım sonrası en az 20 saniyelik mola verilmesi önerilir. Günlük kullanım süresi yetişkinlerde mümkünse 2-3 saat ile sınırlandırılmalıdır. Çocuklarda ise bu süre yaşa bağlı olarak daha düşük tutulmalı, ideal olarak 1-2 saat aralığını geçmemelidir. Telefon kullanımında en kritik noktalardan biri doğru duruştur. Cihazın göz hizasında tutulması gerekir. Başın öne eğilmesi, omurgaya binen yükü belirgin şekilde artırmaktadır. Dirseklerin desteklenmesi, sırtın dik tutulması ve mümkünse bir yüzey tarafından desteklenmesi önemlidir. Bunun yanında uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınılmalı, düzenli aralıklarla hareket edilmelidir. Basit gibi görünen bu önlemler, uzun vadede omurga sağlığını korumada oldukça etkilidir. En önemli noktalardan biri de ailelerin rol model olmasıdır. Çocuklar, ebeveynlerin davranışlarını taklit eder. Bu nedenle sağlıklı teknoloji kullanım alışkanlıklarının önce yetişkinler tarafından benimsenmesi gerekmektedir." Erken dönemde geri dönüş mümkün Op. Dr. Seyhan Orak, sözlerini şöyle tamamladı: "Telefon boynu sendromu erken dönemde fark edildiğinde büyük ölçüde geri döndürülebilir bir durumdur. Bu süreçte en önemli yaklaşım postür eğitimi ve egzersizdir. Özellikle servikal ekstansör kasları güçlendiren egzersizler ve skapular stabilizasyon çalışmaları önerilir. Fizik tedavi uygulamaları da tedavi sürecine katkı sağlar. Daha ileri vakalarda ilaç tedavisi gerekebilir. Nadir durumlarda ise cerrahi müdahale gündeme gelebilir."
İstanbul RAMS Başakşehir, Avrupa kupaları için Trabzonspor’u bekliyor Başakşehir, 2025-2026 sezonunu Süper Lig’de oynadığı 34 maç sonunda topladığı 57 puanla 5. sırada tamamladı. Turuncu-lacivertli ekip, Ziraat Türkiye Kupası finalinde Konyaspor ile karşılaşacak olan Trabzonspor’un kupayı kazanması halinde Avrupa kupalarında eleme oynama hakkı elde edecek. Başakşehir, Süper Lig’de 2025-2026 sezonunu oynadığı 34 maçta 16 galibiyet, 9 beraberlik ve 9 mağlubiyet sonucunda topladığı 57 puanla 5. sırada tamamladı. İstanbul ekibi, Ziraat Türkiye Kupası finalinde Trabzonspor’un, Konyaspor’u mağlup etmesi halinde Avrupa kupalarında eleme oynama hakkı elde edecek. Ligi 3. sırada tamamlayan Trabzonspor kupayı kazanırsa Beşiktaş Avrupa Ligi’nde, Başakşehir de Konferans Ligi’nde eleme oynayacak. Konyaspor’un zafere ulaşması halinde ise siyah-beyazlılar, Konferans Ligi’nden yoluna devam edecekken, turuncu-lacivertliler de Avrupa’ya katılım sağlayamayacak. Süper Lig’de gol kralı Shomurodov Eldor Shomurodov, bu sezon ligde attığı 22 golle takımının en önemli hücum silahlarından biri oldu. Shomurodov, ligde gol krallığı yarışında Trabzonspor’un Nijeryalı santrforu Paul Onuachu ile zirveyi paylaştı. Geçtiğimiz sezon satın alma opsiyonuyla Roma’dan kadroya katılan Özbek futbolcunun bonservisi, ara transfer döneminde İtalyan ekibinden alındı. 30 yaşındaki oyuncu, attığı gollerin yanı sıra 5 asistlik katkı da sağladı. 16. sıradan 5. basamağa kadar yükseldi Başakşehir, geride kalan sezona istediği gibi başlayamadı. Turuncu-lacivertliler, ilk 3 haftada 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet aldı. Kötü sonuçların ardından teknik direktörlük görevine Çağdaş Atan’ın yerine Nuri Şahin getirildi. Ligin 9. haftasında sahasında Galatasaray’a 2-1 mağlup olan İstanbul temsilcisi, haftayı 16. sırada tamamladı. Ancak Başakşehir, 14 ile 25. haftalar arasında oynadığı 12 maçta 9 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet alarak önemli bir çıkış yakaladı. Bu süreçte 8 maçlık yenilmezlik serisi elde eden turuncu-lacivertliler, 9. haftada düşme hattında yer almasına rağmen, 25. hafta sonunda 5. sıraya yükselmeyi başardı ve sezonu da bu basamakta tamamladı.
İzmir Tireli incir üreticisine ekşilik böceğine karşı tuzak dağıtıldı İzmir Büyükşehir Belediyesi, incirde kalite kaybına neden olan ekşilik böceğiyle mücadele kapsamında Tire’de üreticilere çekici yem tuzağı dağıttı. Verimi düşük ve riskli kimyasal ilaçlama yöntemleri yerine doğal mücadeleyi yaygınlaştıran Büyükşehir Belediyesi, İzmir incirinde yaşanan kalite kaybının önüne geçmeyi hedefliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, binlerce yıldır kent tarımının simgelerinden incirde çiftçinin yaşadığı kalite ve verim kaybına karşı desteklerine devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Türkiye üretiminin yaklaşık 4’te 1’lik payına sahip İzmir’de verim kaybına yol açan ekşilik böceğine karşı tuzak dağıttı. İzmir’deki toplam üretimin yarısından fazlasını gerçekleştiren Tire’deki incir üreticilerine yeni sezon öncesi 4 bin 350 adet çekici yem tuzağı verildi. Dağıtım sırasında üreticilere, özellikle hasat döneminde meyvede ekşime, çürüme ve aflatoksin oluşumuna neden olarak ciddi kalite kayıplarına yol açan ekşilik böceği hakkında bilgilendirme yapıldı. Kimyasal mücadele yöntemlerinin sınırlı ve riskli olması nedeniyle çevre dostu biyoteknik yöntemlere ağırlık veren Büyükşehir Belediyesi, yürüttüğü çalışmalarla ihracata gönderilen İzmir incirlerinde kalite kaybının önüne geçmeyi hedefliyor. "Çiftçiye yapılan her destek faydalıdır" Mücadelenin çok büyük öneme sahip olduğunu ifade eden üretici Hasan Hüseyin Akçay, "Çiftçimiz için yapılan her destek bizim için faydalıdır. Çok memnunuz. Yardımcı olan herkesten Allah razı olsun. İncirde ekşime sorunu oluyordu. Bu tuzağı kullandıktan sonra çok faydası olacağını düşünüyorum. Bu bölgenin inciri çok kalitelidir. Bizlere yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederim" diye konuştu. "Böceğe karşı ilaçla mücadele yeterli olmuyor" Dağıtımı tesadüfen görüp Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın ziraat mühendislerinden süreç hakkında bilgi alan ve ekşilik böceği tespiti yapan incir üreticisi Seher Taş Anlı, "Kendi incir bahçelerimiz var. Her yıl çok zarar görüyoruz. İncirlere zaman zaman böcekler geliyordu ama biz bunların Akdeniz böceği olduğunu düşünüyorduk. Ekşilik böceği diye bir şey varmış, bunu hiç duymamıştık. Tesadüfen gördüm, sordum. Sağ olsunlar bizi aydınlattılar. Meyvelerimiz telef oluyor. Bu çalışmaları takdir ediyorum, çoğalmasını istiyorum. Üreticiler bu konuda çok sıkıntı çekiyor. Ege Bölgesi’nde böyle bir böcek yaygın durumda. Üretici bir de buradan zarar görüyor" dedi. Kimyasal ilaçların çoğu zaman yeterli olmadığını dile getiren Anlı, "Üretici bir şekilde üretmeye çalışıyor, ilaçla mücadele ediyor ama yeterli gelmiyor. Böyle basit bir düzenek faydalı olacaksa harika. Tarıma destek olunması gerekiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. "Kimyasal kullanmadan daha kaliteli olur" Bekir Gedikoğlu, çiftçiye yapılan desteğin hayati öneme sahip olduğunu belirterek "Biz de bu sayede böcekle mücadele etmiş oluruz. Tatlı, güzel incir çıkarıyoruz. Ancak incirde kararma oluyor, ekşi bir tat bırakıyor, yani kısacası incir hurdaya çıkıyor. Daha önce ilaç kullandım ama başarılı olamadım. İnşallah şimdi engel olabiliriz. Kimyasal kullanmaktansa doğal yöntemler daha iyi. En azından yiyeceğimiz inciri kaliteli şekilde yemiş oluruz" diye konuştu. "Verim düştü" Özcan Akkuyu ise, "25 ton incir üretimi yapıyorum ama bu hastalıklardan dolayı verim düştü. Çok güzel ürünlerimiz vardı. Ben 1977’den beri TARİŞ’e ortağım. Oradan hiç şikayet gelmedi. Sinekler ağacın başına geliyor, hastalık yapıyor. Buna karşılık önlem alacağız" şeklinde konuştu. Doğal yöntemlerle mücadele ediliyor Ekşilik böceğiyle mücadele konusunda verilen destekler, hem üreticilerin girdi maliyetlerini azaltıyor hem de daha güvenilir incir üretimi sağlıyor. Aynı zamanda doğal yöntemler kullanılarak kimyasal ilaç kullanımının da önüne geçiliyor. Ekşilik böceği ile biyoteknik mücadelede teknik talimatta yer alan, ekşilik böceği tuzağı olarak bilinen yem tuzakları kullanılıyor. Cezbedici yem tuzakları 1,5-2 litrelik ağzı kapalı plastik kaplardan oluşurken, cezbedici yem olarak su, maya ve incir kullanılıyor.
Isparta Yıkılan metruk evde oynayan çocuklar kurtuluş savaşına ait olduğu değerlendirilen el bombası buldu Isparta’nın Gelendost ilçesinde yıkımı yapılan metruk evin molozları arasında oynayan çocuklar tarafından el bombası bulundu. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen bomba imha uzmanları, el bombasını kontrollü şekilde imha etti. Öte yandan yapılan araştırmalarda, yıllar önce hayatını kaybeden ev sahibinin çevresindekilere zaman zaman, "Kurtuluş Savaşı’ndan hatıra olarak el bombası getirdim, evde saklıyorum" dediği ancak o dönemde kimsenin bu sözlere inanmadığı öğrenildi. Olay, Gelendost ilçesine bağlı Yaka köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, uzun süredir kullanılmayan ve tehlike arz ettiği gerekçesiyle yıkım kararı alınan İbrahim Çengel’e ait metruk ev, iş makineleriyle kontrollü şekilde yıkıldı. Yıkımın ardından köyde bulunan çocuklar, molozlar arasında oyun oynarken el bombası buldu. Durumu ailelerine bildiren çocukların ihbarı üzerine bölgeye ekipler sevk edildi. "Kurtuluş Savaşı’ndan hatıra olarak el bombası getirdim, evde saklıyorum" Emniyet ekipleri tarafından yapılan araştırmalarda, bazı köy sakinlerinin yıllar önce hayatını kaybeden İbrahim Çengel’in çevresindekilere zaman zaman, "Kurtuluş Savaşı’ndan hatıra olarak el bombası getirdim, evde saklıyorum" dediğini ancak o dönemde kimsenin bu sözlere inanmadığını ifade ettikleri öğrenildi. İhbar üzerine Yalvaç Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Yalvaç İlçe Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ekipleri bölgede detaylı inceleme yaptı. Olay yerine sevk edilen bomba imha uzmanları tarafından kurtuluş savaşından kalma olduğu değerlendirilen el bombasına kontrollü şekilde el konularak imha işlemi gerçekleştirildi. Olayla ilgili incelemelerin sürdüğü öğrenildi.