ASAYİŞ - 09 Mayıs 2026 Cumartesi 11:04

Anne ve teyzesi kamyon altında ezilerek vefat etmişti, sürücünün tutuksuz yargılanma kararı sonrası ikinci şoku yaşadı

A
A
A

Ankara’da anne ve teyzesinin hafriyat kamyonu altında kalarak ezilmesine neden olan kazayla ilgili konuşan kadın, olayı kasıtlı gerçekleştirdiğini iddia ettiği sürücünün tutuksuz yargılanma kararı sonrası ikinci şoku yaşadığını dile getirdi.

Çankaya’nın Emek Mahallesi’nde 4 Ağustos 2025’te meydana gelen olayda, Murat Üneş idaresindeki 06 COV 136 plakalı hafriyat kamyonu, yolun karşısına geçmeye çalışan Semra Çevik (75) ve kız kardeşi Anıl Gülçür’ün (67) üzerinden geçmişti. Kazanın ardından Anıl Gülçür olay yerinde, ağır yaralanan kız kardeşi Semra Çevik ise tedavi gördüğü hastanede kazadan bir hafta sonra vefat etmişti. Kaza sonrası görülen iki duruşmada, 10’dan fazla suç kaydı bulunan Üneş’in tutuklu halinin devamına karar verilmişti. 4 Mayıs’ta görülen üçüncü duruşmada ise sanık şoför Murat Üneş, adli kontrol tedbiriyle tahliye olmuştu. Kararın ardından bir kez daha şoke olduklarını belirten Gülçür’ün kızı Beste Gülçür Kaplan ise karara tepki gösterdi. Sanık Üneş’in olayı kasıtlı şekilde işlediğini ileri süren Gülçür, aile fertlerinin hem ruhsal hem de fiziksel yönden çok fazla etkilendiğini ifade etti. Hukuk mücadelelerini sürdüreceklerini belirten Gülçür, 17 Haziran’daki dördüncü duruşmadan umutlu olduklarını kaydetti.

"Karşı tarafın sevinç çığlıkları mahkeme salonunu doldurdu"

Son duruşmada mahkeme salonunda yaşananlarla ilgili konuşan Beste Gülçür Kaplan, "Bu durumu üzüntüyle karşıladık. İlk iki duruşmada tutukluluk kararı verildiğinde duygularımızı içimizde yaşamaya çalışmıştık. Son duruşmada karşı tarafın sevinç çığlıkları mahkeme salonunu doldurdu. İki cenazenin çıktığı bir ev için çok ağır bir durumdu. 10’dan fazla suç kaydı bulunan bir kişinin serbest bırakılması bizi derinden yaraladı" dedi.

"Hafriyat kamyonunun altında ezilerek paramparça oldular"

Ailecek büyük bir travmanın etkisinde olduklarını dile getiren Gülçür, "Annemi ve teyzemi okul önündeki bir yaya geçidinde kaybettim. Hafriyat kamyonunun altında ezilerek paramparça oldular. Bu olay bir evlat için çok acı. Annem ve teyzem karşı yola geçmek için yayaların yapması gereken her şeyi yapıyorlar. Yolu kontrol ederek dikkatli bir şekilde karşıya geçmeye çalışırken bu olayı yaşıyorlar. Emekleyerek kurtulmaya çalışıyorlar. O sırada da sürücünün aracını sürmeye devam etmesi bizde ciddi bir travma oluşturdu" ifadelerini kullandı.

"Ayakta kalmaya çalışırken üzerine verilen bu karar bizde yıkıma neden oldu"

Tahliye kararından dolayı üzüntü duyduklarını belirten Gülçür, "Birinci ve ikinci bilirkişi raporu ile adli tıp raporunda asli kusurlunun şoför olduğu belirten ifadeler yer alıyor. Şahsın 9 ay sonra tahliye olması bizi çok üzdü. Ayakta kalmaya çalışırken üzerine verilen bu karar bizde yıkıma neden oldu. Kusuru olmadığı halde böyle bir olayda acı bir şekilde vefat eden iki kişinin davasının görüldüğü mahkemede sevinç çığlıklarının yükselmesini aklım almıyor" dedi.

"Babam üzüntüden kalp krizi geçirdi"

Babasının, kardeşinin, kendisinin ve diğer teyzesinin olayın ardından sağlık problemleriyle mücadele ettiğini dile getiren Gülçür, "Ayakta zor durduğum bir zamandan geçiyorum. Babam üzüntüden kalp krizi geçirdi ve ağır bir ameliyat geçirdi. Ardından da uzun bir yoğun bakım süreci geçirdi. Bu süreçte ben de hasta oldum. Kendi hastalığımla mücadele ederken babama da bakmak zorunda kaldım. Olaydan sonra kardeşimin de hastalığı ilerledi ve hastanede tedavi gördüğü için üçüncü duruşmaya dahi katılamadı. Babama bakmak zorunda kaldığım için kardeşimin yanına gidemedim. Diğer teyzem ise iki kardeşini bir hafta arayla kaybetmenin acısıyla farklı sağlık sorunları yaşıyor" şeklinde konuştu.

"Her zaman yanımızda olan anne ve teyzemizin Anneler Günü’nü kutlayamayacağız"

Bu seneki Anneler Günü’nü buruk geçireceklerini söyleyen Gülçür, "Bizi sevgiyle büyüten, her zaman yanımızda olan anne ve teyzemizin Anneler Günü’nü kutlayamayacağız. Böyle bir günü çok buruk ve eksik yaşayacağız. Bu acının ve travmanın tarifi yok. Adil bir karar verileceğine dair inancımızı ve adalete olan güvenimizi koruyoruz. Bir sonraki duruşmada bir nebze de olsa yüreğimize su serpecek gelişmeler yaşanmasını bekliyoruz" dedi.

Ali Nargüner - Berkay Hasan Karayakas

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Vali Akbıyık’tan ‘Engelliler Haftası’ mesajı 10-16 Mayıs tarihlerinde kutlanan Engelliler Haftası nedeniyle Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık mesaj yayımladı. Vali Akbıyık mesajında, bu haftanın amacının engelli bireylerin karşılaştığı sorunlara dikkat çekmek, çözüm yollarını güçlendirmek ve toplumsal farkındalığı arttırmak adına önemli bir vesile olduğunu açıkladı. Vali Akbıyık mesajında, "Engellilik, bireyin ve toplumun tamamının ortak sorumluluğudur. Asıl engellerin, fiziki şartlardan ve toplumsal bakış açılarından kaynaklandığı unutulmamalıdır. Engelli bireylerimiz; sanattan spora, bilimden teknolojiye kadar birçok alanda elde ettikleri başarılarla, azim ve kararlılığın önünde hiçbir şeyin duramayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Sergiledikleri sabır, mücadele ve güçlü duru; bir başarı öyküsü aynı zamanda da hepimiz için birer ilham kaynağıdır. Bu noktada, engelli bireylerimizin hayatın her alanına eşit ve etkin bir şekilde katılımını sağlamak; eğitimden istihdama, sosyal hayattan kültürel yaşama kadar her alanda fırsat eşitliğini güçlendirmek büyük önem taşımaktadır. Devletimiz de bu anlayışla, engelli vatandaşlarımızın yaşam şartlarını iyileştirmek ve hak ettikleri yaşam standartlarına ulaşmalarını sağlamak amacıyla kararlı adımlar atmaya devam etmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde Türkiye Yüzyılı engellilerin de yüzyılı olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, Engelliler Haftası’nın toplumsal duyarlılığı daha da artırmasını temenni ediyor; tüm engelli vatandaşlarımıza ve kıymetli ailelerine sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir yaşam diliyorum" dedi.
Bursa 3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da gerçekleştirilecek Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde düzenlenecek 3. Uludağ Çevre Forumu, kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerini sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm odağında Bursa Business School’da bir araya getiriyor. ‘Kaynaktan Değere, Bugünden Geleceğe’ mottosuyla 13-14 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek zirvede, çevre odaklı üretim anlayışının rekabet gücü açısından taşıdığı stratejik önem değerlendirilecek. BTSO’nun referans eğitim merkezi Bursa Business School önemli bir organizasyona daha ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi öncülüğünde gerçekleştirilecek 3. Uludağ Çevre Forumu kapsamında iş dünyasının dönüşüm sürecine ışık tutacak oturumlar düzenlenecek. ‘Kaynaktan Değere, Bugünden Geleceğe’ mottosuyla Bursa Business School’da 13-14 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenecek forumda; COP31’e doğru Türkiye’nin yol haritası, ulusal depozito sistemi, entegre atık yönetimi, sanayide yeşil dönüşüm, su verimliliği ve sürdürülebilir üretim politikaları alanında uzman isimlerle birlikte ele alınacak. "Zirve çevre odaklı yaklaşıma vizyon katacak" BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç, Uludağ Çevre Forumu’nun iş dünyasının dönüşüm sürecine önemli katkılar sağlayacağını söyledi. BTSO’nun öncülüğünde gerçekleştirilecek organizasyonun yalnızca Bursa için değil, Türkiye sanayisinin geleceği açısından da stratejik bir platform niteliği taşıdığını belirten Kılıç, "Yeşil dönüşüm artık işletmeler için bir tercih değil, küresel rekabetin en önemli şartlarından biri haline geldi. İş dünyamızı bu sürece hazırlamak amacıyla Uludağ Çevre Forumu’nu bu yıl 3. kez gerçekleştiriyoruz. Forum kapsamında ele alınacak başlıklar, sanayimizin geleceğini doğrudan ilgilendiriyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı ile birlikte üretim anlayışında yeni bir dönem başladı. Firmalarımızın sürdürülebilir üretim modellerine hızlı şekilde adapte olması büyük önem taşıyor. Uludağ Çevre Forumu’nun iş dünyamıza yeni bir vizyon kazandıracağına inanıyoruz. Bu forumun düzenlenmesinde büyük destek veren başta Yönetim Kurulu Başkanımız İbrahim Burkay ve yönetimi olmak üzere tüm paydaşlarımıza ve destek veren firmalarımıza teşekkür ediyorum." dedi. "Forum yeşil dönüşüm için buluşma noktası" BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkan Yardımcısı Fatih Dursun ise forumun çevre ve sürdürülebilirlik alanında güçlü bir farkındalık oluşturacağını ifade etti. BTSO’nun vizyoner yaklaşımıyla gerçekleştirilecek zirvenin bölgesel kalkınma açısından önemli bir değer taşıdığını belirten Dursun, "BTSO öncülüğünde düzenleyeceğimiz Uludağ Çevre Forumu, iş dünyasının yeşil dönüşüm yolculuğunda önemli bir buluşma noktası olacak. Forumda ele alınacak konular, üretimimizin gelecekteki rekabet gücünü yakından ilgilendiriyor. Yeşil dönüşüm sürecini doğru yöneten şehirler ve şirketler küresel ölçekte daha güçlü konuma gelecek. Kamu, özel sektör ve akademi dünyasını aynı platformda buluşturacak zirvenin çok değerli çıktılar ortaya koyacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Kütahya Rektör Süleyman Kızıltoprak: "Milli ve manevi değerlerle dengelenmeyen teknoloji risk taşır" Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, "Milli ve manevi değerlerle dengelenmeyen teknoloji risk taşır" dedi. Rektör Kızıltoprak, üniversite akademisyenleri tarafından hazırlanan "Medyanın Toplum Üzerindeki Etkilerinin Tespiti ve Sorunlara Yönelik Çözüm Önerileri Raporu"na ilişkin yaptığı açıklamada, günümüz medya yapısının yalnızca teknik bir iletişim alanı olmadığını, toplumsal bilinçten kültürel değerlere kadar geniş bir etki alanına sahip olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Kızıltoprak açıklamasında, bilgi çağında medyanın yalnızca verilerin dolaşıma girdiği bir mecra olmanın ötesine geçtiğini belirterek, "Medya; hakikat tasavvurumuzu şekillendiren, anlam dünyamızı inşa eden ve toplumsal bilincin yönünü tayin eden güçlü bir epistemik cihazdır" ifadelerini kullandı. Dijitalleşmenin, algoritmik yönetişimin ve yapay zekâ destekli içerik üretiminin hızla yaygınlaştığı günümüzde medyanın bireyin düşünce dünyasını etkileyen stratejik bir güç haline geldiğini kaydeden Kızıltoprak, bu süreçte değerler sisteminin dönüşüme uğradığını ve kamusal aklın oluşumunda medyanın belirleyici rol üstlendiğini ifade etti. "Bilgiyi yalnızca üretilen değil, aynı zamanda hikmetle yoğrulan bir değer olarak görüyoruz" Medyanın artık yalnızca teknik bir platform değil; milli kimliği, medeniyet tasavvurunu ve manevi mirası doğrudan etkileyen önemli bir yapı taşı olduğunu belirten Kızıltoprak, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi olarak bilgiyi yalnızca üretilen değil aynı zamanda hikmetle yoğrulan bir değer olarak gördüklerini söyledi. Toplumsal meseleleri sadece teknik veriler üzerinden değil; etik, kültürel ve milli değerler çerçevesinde ele almayı sorumluluk olarak değerlendirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, hazırlanan raporun bu anlayışın somut bir yansıması olduğunu dile getirdi. Raporda; toplumsal değerlerin aşınması, şiddetin sıradanlaştırılması, dijital platformlarda kontrolsüz içerik üretimi ve algoritmalar aracılığıyla bireyin yönlendirilmesi gibi kritik konuların hem teknolojik hem de felsefi açıdan ele alındığını belirten Kızıltoprak, özellikle yapay zekâ destekli denetim mekanizmaları, medya okuryazarlığının geliştirilmesi ve etik temelli içerik üretimi konularındaki önerilerin geleceğin dijital medeniyetine ışık tutacağını ifade etti. Teknolojik ilerlemenin milli ve manevi değerlerle dengelenmediği takdirde insanı merkeze almayan bir yapıya dönüşebileceğine dikkat çeken Kızıltoprak, medya alanında geliştirilecek her politikanın insan onurunu, toplumsal ahlakı ve kültürel sürekliliği esas alması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak açıklamasının sonunda, üniversite akademisyenleri tarafından büyük bir titizlikle hazırlanan raporun yalnızca akademik bir çalışma olmadığını; kamu politikalarına katkı sağlayacak, toplumsal farkındalığı artıracak ve sağlıklı bir iletişim ekosisteminin oluşumuna destek sunacak önemli bir kaynak niteliği taşıdığını belirterek emeği geçen akademisyenlere teşekkür etti.