KÜLTÜR SANAT - 10 Ocak 2026 Cumartesi 10:11

Bakan Ersoy, köyde başlayan hikayeyi boğaza taşıdı

A
A
A
Bakan Ersoy, köyde başlayan hikayeyi boğaza taşıdı

Sosyal medyada kısa sürede geniş yankı uyandıran bir köy hikayesi, bu kez İstanbul’un ortasında gerçeğe dönüştü.


Sivas’ın Koyulhisar ilçesine bağlı Kızılelma köyünde çocukların kardan yaptığı Kız Kulesi, Türkiye’nin en çok konuşulan görüntülerinden biri olmuştu. O samimi kareler, şimdi unutulmaz bir buluşmaya dönüştü.


Görüntüler Bakan Ersoy’u harekete geçirdi


Sivas’ın Koyulhisar ilçesine bağlı Kızılelma köyünde yaşayan Adem Soylu’nun köydeki çocuklarla birlikte kardan inşa ettiği Kız Kulesi ve karşısında içilen çayın görüntüleri sosyal medyada büyük ilgi görmüş, binlerce kişi tarafından paylaşılmıştı. İstanbul’a hiç gelmemiş çocukların hayal gücüyle ortaya çıkan o görüntüler kısa sürede adeta Türkiye’nin gündemine oturmuştu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da bu içten hikayeye karşılıksız kalmadı.


Ersoy, sosyal medyada herkesi gülümseten o karelerin kahramanlarını İstanbul’a davet etti. Sivaslı çocuklar ve Adem Soylu, bu kez kardan değil, gerçek Kız Kulesi’nin karşısında Bakan Ersoy ile bir araya geldi.


Boğaz’ın ortasında, İstanbul’un simgelerinden biri olan Kız Kulesi’nde ağırlanan çocuklar, ilk kez geldikleri İstanbul’u gezme fırsatı da buldu.


Galata Kulesinden Atatürk Kültür Merkezine, Dolmabahçe Sarayından Atlas Sinema Müzesine adım adım şehri keşfeden çocuklar, hayallerini süsleyen Kız Kulesini tüm ihtişamıyla yakından görmenin heyecanını yaşadı.



"Sosyal medyada gördük, davet ettik"


Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medyada paylaşılan görüntüleri gördüklerini belirterek çocukların kardan Kız Kulesi yaptıklarını, karşısına geçip çay içtiklerini ve "İnşallah İstanbul’da da bize nasip olur" dileğinde bulunduklarını söyledi.


Bu görüntülerin ardından çocukları İstanbul’a davet ettiklerini ifade eden Ersoy, "Biz de onları davet ettik; İstanbul’da ağırladık. Hem Kız Kulesi’ni hem Galata Kulesi’ni hem de Bakanlığımıza bağlı diğer kültür noktalarını gezme fırsatını sağladık" dedi.



"Çocuklarımızın Anadolu’yu tanıması çok kıymetli"


Bakan Ersoy, bakanlık olarak çocukların Anadolu’yu, kültürü ve kültürel değerleri tanımalarına büyük önem verdiklerini vurgulayarak bu tür faaliyetleri her fırsatta değerlendirdiklerini ifade etti.


Bu kapsamda yapılan çalışmaların çocuklara bırakılacak kültürel miras açısından çok değerli olduğunu belirten Ersoy, çocukların geleceğe bırakacakları mirası tanımaları noktasında bu buluşmanın güzel bir çalışma olduğunu dile getirdi.


Ersoy, Bakanlık bünyesinde yürütülen Geleceğe Miras Projesi kapsamında Türkiye genelinde yaklaşık 260 noktada arkeolojik kazı ve kültürel miras çalışmasının sürdüğünü söyledi. Bunun yanında Yaşayan Miras Okulu Projesi’ne de değinen Ersoy, geleneksel sanatların ustalar ve Bakanlık sanatçıları tarafından çocuklara aktarılması için yeni bir çalışma başlatıldığını, bu projenin yoğun ilgi gördüğünü ifade etti.


İlk etapta bu yıl 12 şehirde, etnografya müzeleri bünyesinde Yaşayan Miras Okullarını yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirten Ersoy, çocukların bu merkezlere düzenli olarak gelerek geleneksel kültürü öğrenmelerinin amaçlandığını söyledi.



O hikaye Türkiye’nin kalbine dokundu


Kültür ve Turizm Bakanlığı sosyal medyada başlayan bu hikayeyi unutulmaz bir anıya dönüştürdü. Kardan bir kulenin etrafında başlayan hayal, İstanbul’un kalbinde gerçek oldu. Köyden çıkan bir fikir Türkiye’nin ortak tebessümüne dönüştü. Tarihi Kız Kulesi’ndeki bu buluşma küçük bir fikrin ne kadar büyük bir mutluluğa dönüşebileceğinin en sıcak örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı.



Bakan Ersoy, köyde başlayan hikayeyi boğaza taşıdı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Ankaralı ebru sanatçısı geleneksel baskı sanatını yerinde öğrenmek için Tokat’a geldi Ankara’da yaşayan ebru sanatçısı Kültür Yolu Festivali’nde etkilendiği geleneksel Tokat baskı sanatını öğrenmek için Tokat Belediyesi BELMEK kurslarına katılarak kültürel mirası yerinde inceliyor. Ankara’da ikamet eden ve 30 yılı aşkın süredir ebru sanatıyla ilgilenen emekli Turizm Bakanlığı personeli Adalet Özdürük, Tokat Belediyesi tarafından açılan BELMEK kurslarında geleneksel Tokat baskı sanatını öğrenmek üzere Tokat’a geldi. Kültür Yolu Festivali ilham oldu Sanatçı Adalet Özdürük, Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Kültür Yolu Festivali’nde izlediği Tokatlı baskı sanatçısının kendisinde büyük bir ilgi uyandırdığını belirterek, bu sanatı yerinde öğrenme kararı aldığını ifade etti. Özdürük, "Otuz yıldan beri ebru sanatıyla ilgileniyorum. Kültür Yolu Festivali’nde izlediğim baskı sanatı beni çok etkiledi. Bu sanatı gerçekten öğrenmem gerektiğini düşündüm ve Tokat’a gelmeye karar verdim" dedi. Tokat baskı sanatını yerinde öğreniyor Tokat’ın köklü el sanatları mirasının önemli unsurlarından biri olan Tokat baskı sanatıyla BELMEK kurslarında tanıştığını dile getiren sanatçı, "Tokat’ta çok güzel karşılandık. Tokat Belediyesi BELMEK kurs merkezinde kalıpları, boyaları ve teknikleri öğreniyoruz. Bu sanat gerçekten çok hoşuma gitti ve devam etmeyi düşünüyorum" diye konuştu. Öğrendiklerini Ankara’ya taşıyacak Tokat’ta edindiği bilgi ve tecrübeleri Ankara’da da uygulamayı planladığını belirten Özdürük, BELMEK kurslarının özellikle kadınlar için önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı. Özdürük, "Özellikle ev hanımları için bu kurslar çok büyük bir imkân. Hem üretmek hem de kültürel bir değeri yaşatmak açısından çok kıymetli. Bu imkânları bizlere sunan Tokat Belediye Başkanımız Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’na teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. BELMEK kursları kültürel mirası yaşatıyor Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun öncülüğünde hayata geçirilen BELMEK kursları, geleneksel el sanatlarını yaşatmanın yanı sıra kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımına da katkı sağlıyor. Kurslar, Tokat baskı sanatı başta olmak üzere kentin kültürel değerlerinin gelecek kuşaklara aktarılmasına imkân sunuyor.
Ankara Başıboş köpeklerin saldırısına uğrayan Tunahan’ın avukatı: "Mansur Yavaş geçmiş olsun ziyareti bile yapmadı" Ankara’da başıboş köpeklerin saldırısına uğrayan Tunahan Yılmaz’ın avukatı Aslıhan Ergün Ercan, "Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş, geçmiş olsun ziyareti bile yapmadı. İdareye başvurduğum zaman, Ankara Büyükşehir Belediyesi benimle görüşmedi. Ben defalarca haber gönderdim yine ilgilenmedi. Aileyi ziyaret etmedi, bir derdiniz var mı, herhangi bir sıkıntınız var mı demedi" dedi. Ankara’da 7 Aralık 2023’te Keçiören Kafkaslar Mahallesi’nde okula giderken sahipsiz köpeklerin saldırısına uğrayan ve ağır yaralanan Tunahan Yılmaz davasında yeni bir gelişme yaşandı. Ankara 8. İdare Mahkemesi, Tunahan’ın ailesinin açtığı manevi tazminat davasında Ankara Valiliği, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Keçiören Belediyesi’nin toplam 5 milyon lira manevi tazminat ödemesine hükmetti. Mahkeme kararında, Tunahan’ın okula giderken saldırıya uğradığı an hatırlatıldı ve olayın hizmet kusuru oluşturduğu değerlendirilerek, ilgili kurumların görevlerini yerine getirmediği belirtildi. Bu nedenle tazminatın söz konusu kurumlarca ödenmesine karar verildi. Tunahan’ın yaşadığı fiziksel ve psikolojik travmanın ağır olması, uzun süren tedavi süreci ve yaşanan sancıların kararın temelini oluşturduğu kaydedildi. Mahkeme, tazminatın ’manevi acıyı hafifletme amaçlı’ olduğunu belirtti. Tunahan’ın avukatı Aslıhan Ergün Ercan, İhlas Haber Ajansı’na (İHA) verdiği özel röportajda, mahkeme kararının benzer davalar açısından önemli bir emsal teşkil etmesi gerektiğini belirtti. "Sokaktaki tüm köpekleri toplamak zorundalar" Tunahan Yılmaz’ın başıboş köpekler tarafından saldırıya uğradığını ve bu olayın ne ilk ne de son olacağını belirten Ercan, "Tunahan evladımızın manevi tazminat davası sonuçlandı. Maddi tazminat davası devam ediyor. Manevi tazminat davasında çektiği acı, ızdırap için mahkeme 5 milyon lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Aynı zamanda gerekçeli kararda idarelerin sorumluluğunu kusursuz olsalar dahi sorumlulukların devam ettiğini belirtti. Çünkü olay, eski 5199 sayılı yasanın güncel olduğu dönemlerde gerçekleşti. O dönemde olmasına rağmen idarenin kusurunu kabul etti ve müştereken ilçe belediyesi ve valiliği sorumlu tuttu. Aynı zamanda manevi tazminatın Tunahan’ın acıları için yeterli olmadığını mahkeme de bir nebze olsun beyan etmiş oldu. ’Biz bu kararı acısı için değil, aslında aynı zamanda idarelere bir uyarı vermek için veriyoruz’ dedi. Bu bugüne kadar görülmüş araştırmalarımıza göre emsal niyetinde rekor bir tazminat. Çünkü bundan sonra biz kısırlaştırdık sokağa saldık gibi bir artık kurtulma yolları yok. Sokaktaki tüm köpekleri toplamak zorundalar, hepsini muhafaza etmek zorundalar. Okula giderken korkan çocuklar, vatandaşlar, camiye giden vatandaşlar, giderken yolunu değiştirmek zorunda olan insanlar, korkudan dolayı kaçıp yaralanan insanlar, hiçbir şey olmasa bile sadece korkmaları bile tazminat davaları açmaları için yeterli. Vatandaşlarımızın hizmet kusuru nedeniyle idarelere dava açmasını tavsiye ediyorum. Bununla ilgili emsal kararımız çıktı. Artık daha rahat yapabilirler" diye konuştu. "Mansur Yavaş, geçmiş olsun ziyareti bile yapmadı" Tunahan’ın ağır yaralanması üzerine ne büyükşehir belediyesinden ne de ilçe belediyesinden herhangi bir ziyaret yapılmadığını ve bu durumun da Tunahan’ın ailesini bir hayli düşündürdüğünü açıklayan Ercan, "Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, geçmiş olsun bile ziyareti yapmadı. İdareye başvurduğum zaman, Ankara Büyükşehir Belediyesi benimle görüşmedi. Ben defalarca haber gönderdim yine ilgilenmedi. Aileyi ziyaret etmedi, bir derdiniz var mı, herhangi bir sıkıntınız var mı demedi. Herhangi bir sıkıntı varsa giderelim denmedi. Bunu hiç umursamadılar. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya çok ciddi ilgilendi, onu ayrıca belirteyim. Merkezi yönetim ilgilendi diyebilirim. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Tunahan’ın yaralandığı sene, yaklaşık 200 milyon lira başıboş köpekler için bütçe ayırmış. 5 bin ayrı noktada beslenme noktası yaptırmış. 200 milyonun karşılığında Tunahan acıları için 5 milyon aldı. Bu kalemler çok farklı yerlerde kullanılabilir. Köpekler kutsal varlıklar değil. Biz hayvanları seviyoruz. Türk halkı olarak merhametimiz çoktur, hepsini seviyoruz. Köpeğin de bir kutsallığı yok. Zarar verdiği noktada fare de öyle, yılan da öyle. Ne zarar veriyorsa bertaraf edersin, kontrolü de elinde tutarsın, faydalanacaksan faydalanırsın. 9 yaşındaki bir çocuk her türlü güvenlik önlemi altında, güvenli bir sokakta okuluna gidebilmek zorunda. Türkiye bu halde olmak zorunda. Bizim mücadelemiz de bunun için. Bugün başıboş köpek, yarın başka bir şey. Yine de mücadele edeceğiz. Ülke bizim, çocuklar bizim" şeklinde konuştu.