POLİTİKA - 12 Şubat 2026 Perşembe 14:48

Bakan Göktaş: "Amacımız genç ve dinamik nüfus yapımıza sahip çıkmak ve ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek"

A
A
A
Bakan Göktaş: "Amacımız genç ve dinamik nüfus yapımıza sahip çıkmak ve ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek"

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Aile odaklı çalışmalarımızı merkeze alan, politikalarımızı aile etrafında güçlendirecek bir vizyonu ortaya koyduk. Bizim amacımız genç ve dinamik nüfus yapımıza sahip çıkmak ve ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek" dedi.


Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, katıldığı bir televizyon kanalında gündeme dair soruları yanıtladı. Göktaş, sosyal medyanın çocukların üzerindeki etkisinin küresel bir sorun haline geldiğini anlatarak, birçok ülkenin bu konuda hazırlığı olduğunu söyledi. 2024-2028 Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı’nın başlıklarından birinin "dijital çağda aileyi güçlendirmek" olduğunu aktaran Göktaş, "Sosyal medyanın çocuklarımızın fiziksel, zihinsel gelişimlerinde olumsuz etkileri olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Bu kapsamda da dünyada pek çok gelişmeleri izlerken bu sürecin bir parçası olmakla beraber bizler de ülkemizde 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesinin hayata geçirilmesini elzem olarak gördük. Çalışmalarımızı son aşamaya getirdik. AK Parti grubumuz yakın zamanda Meclis Başkanlığına bunu sevk edecektir önümüzdeki günlerde" ifadelerini kullandı.



"Uyum süreci verilecek"


Kontrol mekanizmasının nasıl olacağına dair bilgi veren Göktaş, "Biz sosyal medya platformlarının nasıl yapmaları gerektiğini söylemiyoruz. Çünkü onlar gerek yapay zeka destekli, gerek araçları kullanarak aslında kimin sosyal medyayı kullandığını çok net bir şekilde görebildiklerini, anlayabildiklerini bizlere söylediler. Dolayısıyla o tespiti de kendilerinin yapmalarını ve uygun bir modeli kendilerinin geliştirmelerini istiyoruz. Biz bu yasal düzenleme geçtikten sonra yürürlüğe girme süreci de olacak, bir yönetmelik çıkacak ve uyum süreci verilecek" açıklamasında bulundu.



"Çocuklarımızı korumak adına bu adımları atmaya kararlıyız"


Amaçlarının çocukları korumak olduğunu vurgulayan Göktaş, ailelere de büyük sorumluluk düştüğünü belirtti. Göktaş, "Kendilerinin de bu konuda hem çocuklarına farkındalık oluşturmasını istiyoruz. Kendi telefonlarını verdikleri takdirde istediğimiz başarıya ulaşamayız. Sosyal medya artık sınırsız dipsiz bir kuyu. Çocuklarımızın odak süresinin son 10 yılda yüzde 30 azaldığını çok net bir şekilde biliyoruz ve sadece 8 saniye odaklanabiliyorlar. 8 saniyede bir sürekli odak değiştiriyorlar. Dolayısıyla bizler de çocuklarımızı korumak adına bu adımları atmaya kararlıyız" şeklinde konuştu.



"Hedefimiz hem çocuklarda hem ebeveynlerde o farkındalığı, o bilinçlendirmeyi oluşturmak"


Göktaş, 2026-2030 dönemini kapsayan Eylem Planı’nın çocukları korumak adına önemli bir çalışma olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Çocuklarımızı çevrim içi korumak, aynı zamanda her türlü riskten korumak, olası akran zorbalığından, diğer olumsuzluklardan korumak, zararlı içeriklerden korumak adına 4 stratejik hedef üzerine kurulu bu eylem planımız. Öncelikle farkındalık ve bilinçlendirme. Burada hem aileleri hem çocuklara bakım veren herkesi, çocuklara hizmet veren pedagojik formasyonu olsun, bakım hizmeti veren öğretmenler, ebeveynlere bu farkındalık çalışmasını ve bilinçlendirme çalışmasını yürüteceğiz. Koruyucu ve önleyici mekanizmaların desteklenmesi ve güçlendirilmesi. Üçüncü temel stratejik hedefimiz ise dijital risklere karşı müdahale ve destek mekanizmalarımızın oluşturulması ve ayrıca güçlendirilmesi. Diğer bir stratejik hedefimiz ise yasal düzenlemelerimizin kurumsal düzenlemelerinde güçlendirilmesi. 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesi de bu sürecin bir parçası. Hedefimiz hem çocukları hem ebeveynleri o farkındalığı, o bilinçlendirmeyi oluşturmak. Aynı zamanda paydaş kurumları da bu alanda çalışmanın bir parçası haline getirmek."


Çocuklar için uygun içeriklerin de oluşturulacağını söyleyen Göktaş, "Sadece internet odaklı değil, aynı zamanda da çocukların kendilerini geliştirebilecekleri güvenli içeriklerin, çocuk dostu uygulamaların da hem televizyon içeriklerinde hem genel olarak medyada, kültürde, sanatta hayatın her aşamasında çocuk odaklı çalışmaların da güçlendirilmesini önemsiyoruz" diye konuştu.



"İBB tamamen kendi içinde bir denetim mekanizmasını oluşturduklarını iddia ediyor"


İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) kreşlerinde yaşanan şiddet olayına ilişkin değerlendirmede bulunan Bakan Göktaş, "Vaka basına yansıdıktan sonra biz aileyi ziyaret ettik. 3 yaşındaki bir çocuğun İBB kreşinde istismara maruz kaldıklarını iddia ettiler ve bu süreçte yalnız bırakıldıklarını söylüyorlar. Ben de tabii ki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı olarak, çocuklardan sorumlu Bakanlık olarak aileyi ziyaret ettim. Aile özellikle dedi ki ‘Biz bu kreşin bakanlık denetiminde olduğunu düşünüyorduk.’ Aslında bu vaka bize İBB tarafından iletilmedi. Bakanlık denetimi altında olan veya bakanlık ruhsatlı bir kreş olsaydı, böyle bir vakada öncelikle ilgili kurumlara bilgi vermekle yükümlü. Özel kreşler bu şekilde çalışıyor, belediye kreşlerimiz bu şekilde çalışıyor. Fakat burada ruhsatsız ve denetim dışı işletilen bir sistem olduğu için İBB tamamen kendi içinde bir denetim mekanizmasını oluşturduklarını iddia ediyor" ifadelerine yer verdi.



"Amacımız genç ve dinamik nüfus yapımıza sahip çıkmak ve ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek"


2025 Aile Yılı kapsamında doğum yardımları, memurlara yarı zamanlı çalışma modeli gibi pek çok alanda faaliyetler yürüttüklerini ifade eden Göktaş, "Aile Yılı vatandaşlarımız tarafından büyük bir teveccühle karşılığı olan bir Aile Yılı’na dönüştü. Aile odaklı çalışmalarımızı merkeze alan, politikalarımızı aile etrafında güçlendirecek bir vizyonu ortaya koyduk. Bizim amacımız genç ve dinamik nüfus yapımıza sahip çıkmak ve ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek" açıklamasında bulundu.



"Aileyi merkeze alan ve aile içindeki her bir ferdi güçlendiren çalışmalarımızı sürdüreceğiz"


Türkiye’nin nüfus olarak Avrupa’nın en genç ülkelerinden biri olduğunu dile getiren Bakan Göktaş, "Fakat yıllar boyunca yaşlanmaya devam ediyoruz. 65 yaş üstü vatandaş sayımız yüzde 11 ve önümüzdeki yıllarda yaşlanmaya doğru bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de buna benzer bir eğilim var. Bizler de özellikle genç ve dinamik nüfus yapımızı korumak, ama aynı zamanda kuşaklar arası bağları kuvvetlendirmek adına bu çalışmalarımızı yürütüyoruz. Aile Yılı 31 Aralık’ta bitmedi. Biz yürüttüğümüz bütün bu çalışmalarımızı daha kalıcı hale getirebilmek için ve politikalarımızı kalıcı hale getirebilmek için Sayın Cumhurbaşkanımız 2026-2035 yılında da ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ olarak ilan etti. Bu kapsamda da çalışmalarımızı ilgili bütün kurumlarımızla da yürütmeye devam edeceğiz. Aileyi merkeze alan ve aile içindeki her bir ferdi güçlendiren çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.



"Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli’yle hanenin gelirini belli bir gelir seviyesine getirecek şekilde bir destek sunacağız"


Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi’nin temel amacına ve sosyal yardım sisteminden farkına değinen Göktaş, şu ifadeleri kullandı:


"Bu model 12. Kalkınma Planımızda aslında hedefler doğrultusunda sosyal yardım sistemimizin köklü bir dönüşüm anlayışıyla ele aldık. Bu kapsamda da bakanlığımızın aslında çok uzun bir süredir 14 farklı kurumla Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli’ne çalışıyoruz. Bu çalışmamızın son aşamasına geldik. Geçtiğimiz yıl simülasyon çalışmaları yürüttük. Bu kapsamda aslında Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli’yle hane içerisinde yaşayan fertlerin özelliklerini de dahil ederek hanenin gelirini belli bir gelir seviyesine getirecek şekilde bir destek sunacağız. Bu yıl pilot çalışmalarımızı başlattık. Önümüzdeki yıl inşallah bütün Türkiye’ye yaygınlaştıracağımız aslında 2.0 yeni nesil bir sosyal destek sistemini hayata geçirmiş olacağız. 2027’de bütün Türkiye’ye yaygınlaştıracağımız bir model. Bu sene pilot çalışmalarımızı yine bazı illerde yürütüyoruz."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Köpüren dereden ağır kokular yükseliyor Kocaeli’nin Gebze ilçesinden geçen Kocagöl Deresi’nde meydana gelen köpüklenme ve yayılan ağır koku, vatandaşları tedirgin ediyor. Mahalle sakinleri, kesilen cezalara rağmen dereye kimyasal atık döküldüğünü ve hayvan ölümleri yaşandığını öne sürdü. Tavşanlı mevkiinde dere yatağında zaman zaman yoğun köpük tabakaları oluşurken, suyun rengindeki değişim ve çevreye yayılan ağır koku dikkati çekiyor. Tarım arazilerinin zarar gördüğü ve suya yaklaşmanın güçleştiği bölgede, kalıcı çözüm bekleniyor. "Dereye atık atıldığını kendi gözlerimle görüyorum" Bölge sakinlerinden Rıdvan Güvenç, deredeki kirlilikle yaklaşık 3 yıldır mücadele ettiğini belirterek, özellikle yağışlı havalarda ve hafta sonlarında dereye atık bırakıldığını söyleyerek, "Bizim burada arazimiz var. Ben her gelip geçtiğimde, özellikle hafta sonları ya da yağmur yağdığı zamanlarda dereye atık atıldığını kendi gözlerimle görüyorum. Akşam saatlerinde de oluyor. Bir seferinde video çektim, köpükler resmen benim boyuma kadar çıkmıştı. Bunun üzerine yetkililere ulaştım, fotoğraflar attım, sosyal medyada paylaştım" dedi. "Burada hem bir koyun hem de benim köpeğim öldü" İlgili kurumlara defalarca şikayette bulunduğunu, ekiplerin gelip numune aldığını ve firmalara ceza kestiğini anlatan Güven, şöyle konuştu: "Sağ olsunlar ekipler geldiler, numune aldılar ve inceleme yaptılar. Daha sonra beni aradılar ve ’Döken firmayı bulduk, ceza kestik’ dediler. İyi, güzel ama bir sonraki hafta tekrar geldim, manzara yine aynıydı. Yine köpük, yine kirlilik. Tekrar aradım, yine ekipler geldi, yine ’Firmayı bulduk, ceza kestik’ denildi. İki hafta geçti, bir geldim ki her taraf kimyasal dolu. Bu sefer aradım, ’Bu kez kimyasal dökmüşler, demek ki kestiğiniz cezalar yeterli gelmiyor’ dedim. Bana ’Yok, onu da bulduk, ona da ceza kestik’ dediler. Bir hafta sonra tekrar geldim, bu sefer burada bir koyun ölmüş. Ardından benim köpeğim öldü. Dereden su içmiş, zehirlenmiş. Köpükler bir yetişkin boyuna kadar gelmişti. Yine ekipleri çağırdım, geldiler. Bir gün sonra beni aradılar ve ’Evet, köpeğin ölüm sebebini de tespit ettik, bir firmaya daha ceza kestik ama sana hangi firma olduğunu paylaşamayız’ dediler. Bugün yine geldik, yine köpük var." "Arıtma maliyetleri, yedikleri cezadan çok daha pahalı" Bölgedeki fabrikalara dikkati çeken Rıdvan Güvenç, "Buradaki fabrikalar şunu yapıyor, arıtma maliyetleri, yedikleri cezadan çok daha pahalı. O yüzden atığını arıtmak yerine dereye döküp ceza yemeyi göze alıyorlar. 900 bin lira ceza kesilmiş. O kimyasalı arıtmaya kalksa milyonlarca lira masrafı var. Adam diyor ki, ’Devletten 900 bin lira ceza yerim ama işletmem çalışmaya devam eder’ Sonuçta biz zehirlenmeye devam ediyoruz" diye konuştu. "Kimyasalı ciğerlerimize çekiyoruz" Bölgedeki ağır koku nedeniyle nefes almakta güçlük çektiklerini vurgulayan Güvenç, "Burada biraz daha durursak zaten zehirleneceğiz, hastanede bize neden dolayı zehirlendiğimizi söyleyecekler. O derece bir koku var burada. Görüyorsun, şu anda kimyasalı ciğerlerimize çekiyoruz" şeklinde konuşu. "Bu dereye kim atık atıyorsa hepimizi zehirliyor" Güven, deredeki kirliliğin bölgeyi yaşanmaz hale getirdiğini de belirterek, "Biz çocukluğumuzda bu dereden su içiyorduk, bahçelerimizi suluyorduk. Her yer meyve bahçesiydi. Şimdi ne bahçe kaldı, ne ağaç. Her yer kurudu. Burası resmen hayalet şehir gibi oldu. Bu dereye atılan atıklar denize kadar gidiyor. Biz burada zehirleniyoruz, denizle birlikte başka insanlar da zehirleniyor. Bu dereye kim atık atıyorsa hepimizi zehirliyor" dedi.
Samsun Atakum Belediyesi "Katık Otobüsü" sıfır atıkla doğayı korumaya devam ediyor Samsun Atakum Belediyesi’nin "Bütçeye Katkı Olsun, Çevreye Katkı Olsun" sloganıyla hayata geçirdiği Katık Otobüsü, haftanın 5 günü ilçenin farklı noktalarında evsel atıkları geri dönüşüme kazandırırken vatandaşlara da ekonomik destek sağlıyor. ‘Bütçeye Katkı Olsun, Çevreye Katkı Olsun’ sloganıyla, haftanın beş günü faaliyet gösteren Atakum Belediyesi Katık Otobüsü ile Atakumluların evsel atıklarını geri dönüşüme kazandırılıyor. Vatandaşlar kağıt, plastik, metal, camdan oluşan ambalaj atıklarını ve bitkisel atık yağları belirlenen ücret karşılığında katık otobüsündeki yetkililere teslim ederek hem atıkları geri dönüşüme kazandırıyor hem de aile bütçelerine katkı sağlıyor. Doğa dostu uygulamayla insan ve çevre sağlığını tehdit eden elektronik, pil atıklar da yeniden kullanıma kazandırılırken geri dönüştürülemeyen ilaç atıkları bertaraf ediliyor. Belediyenin İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekiplerinin hafta içi her gün kentin farklı noktalarında konuşlandırdığı otobüs, vatandaşlardan büyük ilgi görüyor. Atakum dört bir yanında hizmet sunuluyor Atakum Belediyesi Katık Otobüsü pazartesi günü Banda Aceh Parkı Cumhuriyet Mahallesi 44. Sokak’ta, salı günü Atakum Engelsiz Yaşam Merkezi Mimarsinan Mahallesi 193. Sokak’ta, çarşamba günü İstiklal Mahallesi Muhtarlık önünde, perşembe günü Yenimahalle Mahallesi İstiklal Caddesi Atakent perşembe pazar yerinde, cuma günü de Emek Park arkası Mimarsinan Mahallesi 168. Sokak’ta hizmet sunuyor. Sıfır atıkla aile bütçesine katkı Atakum Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından, hizmetle ilgili yapılan açıklamada "Başkanımız Serhat Türkel’in öncülüğünde, sıfır atık çalışmalarımıza son hız devam ediyoruz. Atakum Belediyesi Katık Otobüsü projesi ile hem kentimizde çevre kirliliğinin önüne geçmeyi, hem de doğayı koruyarak ülke ekonomisine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Vatandaşlarımız evlerinde bulunan kağıt, plastik, metal, cam, bitkisel yağ atıklarını katık otobüsüne getirerek sıfır atık çalışmalarına katkı sağlarken, atıkları da ekonomik değere dönüştürebilirler. Ayrıca elektronik ve pil atıklarını da geri dönüşüme kazandırarak, çevreye verdiği zararların önüne geçebilirler. İnsan ve doğa için tehdit oluşturan ilaç atıkları, bilindiği gibi bertaraf ediliyor. Belediyemizin doğa dostu Katık Otobüsüne, tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Diyarbakır Diyarbakır’da bağımlılıkla mücadele toplantısında 2026 planlaması yapıldı Diyarbakır Valiliği koordinasyonunda düzenlenen Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Toplantısı’nda 2025 yılı çalışmaları değerlendirildi, kurumlar arası eşgüdümün güçlendirilmesi ve 2026 dönemine ilişkin planlamalar ele alındı. Diyarbakır Valiliği koordinasyonunda gerçekleştirilen Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Toplantısı’nda, koruyucu-önleyici çalışmaların artırılması, risk unsurlarının azaltılması ve kurumlar arası eşgüdümün sahaya daha güçlü yansıtılmasına yönelik değerlendirmeler yapıldı. Toplantıya Cumhuriyet Başsavcısı Erdal Kuruçay, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat, Vali Yardımcısı Muhammet Özyüksel, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Tarık Hekimoğlu, İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk ile ilgili kurum temsilcileri katıldı. Toplantıda; saha uygulamalarının daha etkin hâle getirilmesi, okul çevreleri ve risk alanlarına yönelik çalışmaların güçlendirilmesi, kurumların aynı hedef doğrultusunda ortak hareket etmesi ve koordinasyonun artırılması başlıkları görüşüldü. Toplantıda konuşan Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, mücadelenin merkezine önlemeyi koyduklarını belirterek, "Önleyici faaliyetler bu işin en önemli kısmı. Bir gencimizi, bir çocuğumuzu riskle karşılaşmadan önce koruyabildiğimiz her adım; hem aileyi hem okulu hem de toplumu güçlendirir. Bu yüzden 2026 döneminde sahaya dokunan, aileyi ve eğitim ortamlarını içine alan koruyucu çalışmaları büyütmek; kurumlarımızın aynı hedefte ve aynı koordinasyonla hareket etmesini sağlamak önceliğimizdir" dedi. Toplantıda, İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Damla Kılıç tarafından il genelinde sunulan koruyucu, danışmanlık ve tedavi hizmetlerine ilişkin sunum yapıldı. Sunumda AMATEM ve ÇEMATEM’in hizmet yapısı ve başvuru kanalları ile BADEM’in danışmanlık ve eğitim faaliyetleri aktarıldı. Teknoloji ve davranışsal bağımlılıklar kapsamında, ÇEMATEM hizmet binasında hizmet veren Teknoloji ve Davranışsal Bağımlılıklar Polikliniği üzerinden MHRS ve doğrudan başvuru yoluyla müracaatların kabul edildiği; 2025 yılı içinde 786 kişiye hizmet sunulduğu, toplam hizmet sayısının bin 181’e ulaştığı ifade edildi. BADEM’e ilişkin bilgilendirmede ise merkezin 2019 yılında mevzuat çerçevesinde "A tipi hizmet veren ve Bakanlık tarafından onaylanan ruhsatlı ilk merkez" olarak faaliyete geçtiği; merkezde psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarının görev yaptığı kaydedildi. Sunumda 2025 yılında 290 kişiye danışmanlık hizmeti verildiği, danışanlar ve aileleriyle yapılan görüşme sayısının bin 740 olduğu, öğrenci, öğretmen ve gençlik merkezlerine yönelik eğitim verilen kişi sayısının 4.990 olarak gerçekleştiği paylaşıldı. Damla Kılıç, sunumunda İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığınca sahada yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmeleri de paylaştı. İl Emniyet Müdürlüğünce 2025 yılı boyunca 22 bin 265 kişiye eğitim verildiği, Narkonokta bilgilendirme faaliyetleri kapsamında ise 72 bin 547 katılımcıya ulaşıldığı aktarıldı. Sunumda nargile kafe ve benzeri işletmelere yönelik denetim çalışmalarının planlandığı da belirtildi. Toplantıda İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Zülfü Özkan, eğitim ortamlarında yürütülen iki projeye ilişkin bilgi verdi. Özkan, TEGEM - "Temiz Yaşam, Güçlü Gelecek Mutlu Yarınlar" projesiyle ortaokul ve lise düzeyinde risk altındaki öğrencilerin erken dönemde belirlenmesini, okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesini ve rehberlik hizmetlerinin bütüncül yaklaşımla yürütülmesini hedeflediklerini söyledi. Erken uyarı yaklaşımında belirti listesi, gizli anket, güvenli gözlem, devamsızlık analizi ve aile iletişimi adımlarının izlendiğini belirten Özkan, izleme ve değerlendirmede MYRA aracından yararlanıldığını kaydetti. Okulda Bağımlılığa Müdahale Programı (OBM) kapsamında Eylül 2025 itibarıyla rehberlik mekanizmasının güçlendirildiğini ve programın 26 okulda uygulandığını aktaran Özkan, bu süreçte 326 öğretmene eğitim verildiğini, 725 öğrencinin eğitimlere katıldığını söyledi. Özkan ayrıca, proje kapsamında okullarda düzenlenen aile katılım seminerleriyle 426 veliye ulaşıldığını ifade etti. İkinci proje olan "Ekrandan Sıyrıl, Hayata Sarıl" çalışmasının ise teknoloji bağımlılığından uzaklaşmayı, sosyal-kültürel-sportif alanlara yönelmeyi ve güvenli internet kullanımı ile siber farkındalığı artırmayı amaçladığı aktarıldı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Emniyet Müdürlüğü SİBERAY iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında Eylül 2024’ten itibaren 65 okulda eğitim düzenlendiği, 72 seminer gerçekleştirildiği bilgisi paylaşıldı. Toplantıda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde görevli Sosyal Hizmet Uzmanı Berfin Kübra Ayyıldız, belediye bünyesinde yürütülen çalışmalara ilişkin sunum yaptı. Koruyucu-önleyici saha faaliyetleri ile danışmanlık hizmetlerinin iki ayaklı şekilde sürdürüldüğü, hane ziyaretleri ve yerinde erişim çalışmalarının önem taşıdığı vurgulandı. Sunumda; merkezin 2025 yılında 96 danışan başvurusu aldığı, danışanlar ve aileleriyle 737 görüşme yapıldığı, 32 danışanın tıbbi takibinin sürdüğü bilgisi yer aldı. Yeşilay Cemiyeti Şube Başkanı İhsan Aslan da 15-18 yaş grubuna yönelik "doğa temelli sağlıklı yaşam kampı" planlamasını aktararak, 4 günlük programda farkındalık eğitimleri ve etkinliklerle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesinin hedeflendiğini söyledi. Denetimli serbestlik biriminden sosyolog Emre Bilgiç ise uluslararası iyi uygulama örneklerinin incelendiğini, proje hazırlıklarının sürdüğünü ifade etti. Toplantı sonunda; bağımlılıkla mücadelede koruyucu-önleyici çalışmaların artırılması, okul çevreleri ve risk alanlarına yönelik uygulamaların güçlendirilmesi ve kurumlar arası koordinasyonun sahaya daha etkili yansıtılması yönünde değerlendirmeler yapıldı.