EĞİTİM - 23 Şubat 2026 Pazartesi 09:48

Bakan Tekin’den öğretmenlere müjde: "Akademi eğitimi biter bitmez atamalarını yapacağız"

A
A
A
Bakan Tekin’den öğretmenlere müjde: "Akademi eğitimi biter bitmez atamalarını yapacağız"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, öğretmen atamalarına ilişkin, "Akademi eğitimi biter bitmez atamalarını yapacağız. Her sene yapılacak" dedi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, akademi eğitimini tamamlayan adaylar için 10 bin öğretmen ataması yapılacağını açıklarken, ek ders ücretleri ve bazı mali haklar için de zam paketi üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Ayrıca Tekin, İstanbul ve Ankara’daki tarihi okullarda kapasitenin üzerinde öğrenci barındırılmasından kaynaklı sorunları gidermek amacıyla kontenjan yapısında düzenleme yapılacağını da duyurdu.

"Akademi eğitimi biter bitmez atamalarını yapacağız"

Akademide hazırlık eğitimi alan öğretmen adaylarının ne zaman atanacağına ilişkin soruya yanıt veren Tekin, "Akademi eğitimi biter bitmez atamalarını yapacağız. Her sene yapılacak. Evet, her sene alacağız" ifadelerini kullandı.

Zam da gelecek

Öğretmenlerin ek ders ücretlerine zam yapılıp yapılmayacağına ilişkin soruya da yanıt veren Tekin, "Bunların hepsini bir paket olarak Maliye Bakanımızla konuştuk, konuşuyoruz" dedi.

Kontenjan yapısı düzenleniyor

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), özellikle İstanbul ve Ankara’daki tarihi okullarda kapasitenin çok üzerinde öğrenci barındırılmasından kaynaklanan sorunları gidermek için kontenjan yapısını yeniden düzenlemeye hazırlandığı belirtildi. Yeni uygulamayla birlikte pansiyonu bulunan okullarda, konaklamalı ve konaklamasız kontenjanlar ayrılacağı; bu değişikliğin Liseye Geçiş Sınavı (LGS) tercih sürecine de yansıyacağı açıklandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İş Bankası’nın Workup Girişimcilik Programı’nın yeni dönem başvuruları başladı Başlangıcından bu yana 18 bine yakın başvuru alan ve 14. döneminde Türkiye’nin dört bir yanından girişimcilerin katılımını kolaylaştırmak amacıyla çevrimiçi olarak düzenlenecek olan Workup Girişimcilik Programı için başvurular başladı. Türkiye İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu, girişimlerin hızlanmalarına ve ölçeklenmelerine yardımcı olan Workup Girişimcilik Programı 2017 yılından bu yana girişimcilik ekosisteminin büyümesini ve gelişmesini destekliyor. Bugüne kadar 18 bine yakın başvuru alan programın mezun sayısı 182’ye ulaştı. Bu yıl Türkiye’nin farklı şehirlerindeki girişimcilere de ulaşmak hedefiyle gerçekleştirilecek program için çeşitli illerde girişimcilerle buluşma etkinlikleri de düzenlenecek. Başvurular için son gün 31 Mart Workup’ın çevrimiçi düzenlenecek 14. dönemine, Türkiye’nin tüm şehirlerinden tarım, oyun, turizmin yanı sıra sürdürülebilirlik ve sosyal etki odaklı tüm teknoloji girişimleri dikey ayrımı olmaksızın 31 Mart’a kadar workup.ist üzerinden başvurabiliyor. Başvuruların ön değerlendirmesi, Entrapeer platformunun yapay zekâ ajanları tarafından gelişmiş skorlama algoritmalarıyla yapılacak. Ön değerlendirmenin ardından İş Bankası yöneticileri, Workup ekibi ve program yürütücüsü Yapay Zekâ Fabrikası ekibinin değerlendirmesiyle programa seçilen girişimler belirlenecek. Programa kabul edilen girişimlerle birebir görüşülerek ihtiyaç analizleri yapılacak ve her girişime özel kişiselleştirilmiş bir program oluşturulacak. Seçilen girişimler 6 ay boyunca; alanında uzman mentorlarla çalışma, İş Bankası Grubu iştirakleri başta olmak üzere iş birlikleri, İş Bankası’nın kurucusu ve yatırımcısı olduğu fonlar başta olmak üzere yatırım fırsatlarına erişim, tecrübeli girişimcilerle deneyim paylaşımı, teknik çalıştaylar ve ilham etkinliklerine katılım, İş Kule Workup Alanı’nda ücretsiz ofis, ücretsiz bulut sunucu kullanım hakkı ve altyapı destek paketlerine erişim, yurt içi ve yurt dışı fiziki ya da çevrimiçi etkinliklere katılım, basılı ve dijital mecralarda görünürlük gibi olanaklardan yararlanacak. Workup Girişimcilik Programı’na ilişkin detaylı bilgiye workup.ist adresi üzerinden ulaşılabiliyor.
İstanbul Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında savunma yapan Rıza Akpolat’ın eski şoförü: "Benim savcılıkta ifade verme şeklim Akpolat’ın avukatları tarafından şekillendirildi" Aziz İhsan Aktaş davasında savunma yapan Rıza Akpolat’ın ilçe başkanlığı döneminde şoförlüğünü yapan ve tutuklandıktan sonra etkin pişmanlık hükümleri kapsamında tahliye edilen tutuksuz sanık Taner Çukadar, "Rıza Akpolat mahkemedeki savunmasında çocuğumu sokak çeteleri ile bir tutup, hedefe koymuştur. Bununla ilgili hakkında suç duyurusunda bulunacağım. Akpolat, bizim için her ne kadar ‘iftiracı, itirafçı, baskıyla ifade verdi’ dese de, bize en büyük baskıyı Akpolat yapmıştır. Benim savcılıkta ifade verme şeklim Akpolat’ın avukatları tarafından şekillendirildi" dedi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesine yönelik hazırlanan iddianame ile alakalı 200 sanığın ifadelerinin alınması devam ediliyor. Bugün görülen duruşma, Beşiktaş Belediyesi’nde şoför olarak çalışan tutuksuz sanık Harun Tuzcu’nun savunması ile başladı. "Atmış olduğum imzaları yönlendirme ile atıyordum" Savunmasında, şoför olarak çalıştığını ve verilen talimatlarla hareket ettiğini aktaran sanık Tuzcu, "Yaptığım işler, uzmanlık gerektirmeyen, getir götür işleridir. Emirhan Akçadağ talimatı ile bir televizyon kanalına para götürmüş olabilirim ama tam hatırlamıyorum. Bana söylenilen hesaplara para aktardım. Benim işlerim genellikle Rıza Akpolat’ın ailesi ile ilgilenmekti. Onları bir yere getirir, götürürdüm. Ben, valizlerde bir para görmedim, kıyafet gördüm. Gözaltına alınınca tüm sorulara cevap verdim. Yüzümü karartacak bir işe karışmadım" ifadelerini kullandı. Duruşmada savunma yapan bir başka tutuksuz sanık Mahmut Çınar, "Aziz İhsan Aktaş, BARKA ve Bilginay isimli firmaların sahibiydi. Kendisiyle aramızda bir ticari ilişki yoktur. Evrakları incelemeden, bakmadan imzalıyorduk. Atmış olduğum imzaları yönlendirme ile atıyordum. Bu imzaların hakediş ödemesi için atılan imza olduğunu bilmiyordum. Ödemeler yapıldı mı onu da bilmiyorum" diye konuştu. "Görevim gereği evraklara sehven imza atıyordum" Duruşmada savunma yapan Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri personeli tutuksuz sanık Merve Kuz, "3 ihalede komisyon üyesiydim. Mevzuata aykırı hiçbir şey yapmadım, görevim gereği evraklara sehven imza atıyordum. Firmaları ve yetkililerle alakalı bilgim yoktur. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Bu soruşturma yüzünden oğlum ve benim psikolojim bozuldu" dedi. Savunma yapan tutuksuz sanık Serdar Ocak, "İddianamede iki ayrı eylemden sorumlu tutuluyorum ama ben sadece bir görevden sorumluydum. Ben, Aziz İhsan Aktaş ile hareket etseydim, kapsamlı ve geniş bir çevrem olurdu. Böyle bir durum söz konusu değildir. Görüşme tutanaklarının dosyaya eklenmesini talep ediyorum" şeklinde konuştu. Beşiktaş Belediyesi’nde şoför olarak çalışan tutuksuz sanık Mehmet Korkmaz, "7 ay tutuklu kaldım ve tahliye edildim. Hakkımda beraat kararı verilmesini talep ediyorum. Hesabıma gelen paralar bana nakit veriliyordu, hesabıma yatırıp ilgili kişilere dağıtıyordum. Paraları Emirhan Akçadağ ve Taner Çukadar’a teslim ederdim" ifadelerini kullandı. "Benim savcılıkta ifade verme şeklim Akpolat’ın avukatları tarafından şekillendirildi" Rıza Akpolat’ın ilçe başkanlığı döneminde şoförlüğünü yapan ve tutuklandıktan sonra etkin pişmanlık hükümleri kapsamında tahliye edilen tutuksuz sanık Taner Çukadar ise savunmasında, "Rıza Akpolat benim uzaktan akrabamdır, kendisi ilçe başkanıyken şoförlüğünü yapıyordum. Rıza Akpolat mahkemedeki savunmasında çocuğumu sokak çeteleri ile bir tutup, hedefe koymuştur. Bununla ilgili hakkında suç duyurusunda bulunacağım. Akpolat, bizim için her ne kadar ‘iftiracı, itirafçı, baskıyla ifade verdi’ dese de, bize en büyük baskıyı Akpolat yapmıştır. Benim savcılıkta ifade verme şeklim Akpolat’ın avukatları tarafından şekillendirildi. Bana, ifade vermememi, avukatların benim yerimde beyanda bulunmasını istediler ancak savcılık onlardan önce davrandı ve bizi gözaltına aldı. Aziz İhsan Aktaş itirafçı olarak ifade vermesi sonrası beni cezaevinde ziyarete geldi, suçlamaları üzerime almamı istedi. Asıl manipüle, asıl baskı bu değil midir? Rıza Akpolat tarafından bana atanan avukat istifa etmek istediğini söyledi. Ben 8 ay, Akpolat’ın iftiraları yüzünden hapis yattım. 80 yaşında kalp hastası babamın köydeki evi basıldı. Haziran ayında süreç daha karmaşık hale geldi. Akpolat ve ekibi benim susmamı istedi, konuşmamdan korktu, bana baskı yaptılar. Operasyonun başından beri asıl hedef, Akpolat’ı korumaktı. Bunun dışında kimsenin ailesi önemsenmedi. Bir tek Akpolat’ın ailesi korundu" dedi. "Akpolat, eski eşinin nafakasını bile benim banka hesabımdan öderdi" Sanık Çukadar savunmasının devamında ise, "Akpolat, Okan Övet adına kayıtlı evi Enza Şirketine kaydetmemi ve Övet adına 16 milyon lira ödememi istedi. Ben de bunu yaptım. Okan Övet, Akpolat’ın çocukluk arkadaşıdır. Ben kendimi gizleyerek hiçbir işlem yapmadım, işlemlerden bir menfaatim de kesinlikle olmamıştır. Şoför ve aile üyelerine yapılan çeşitli ödemelere gelecek olursam, bunlar Akpolat ve ailesinin, çeşitli gider ödemelerini benim hesabımdan yaparlardı. Akpolat, eski eşinin nafakasını bile benim banka hesabımdan öderdi. Pınar Uzun’a Apolat’ın talimatı ile para gönderdim. Rıza Akpolat, bizden bir gün Audi marka aracının satışını yapmamızı istemişti. Satılacak aracı ilana koyduk ancak satamadık. Akpolat ise bize gelip, ‘bir aracı satmayı beceremediniz, Aziz İhsan Aktaş alacak arabayı’ dedi. Araç, Aziz İhsan Aktaş’a satıldı. Satış için notere gidildi" diye konuştu. Duruşmaya, yaklaşık bir saat ara verildi. Aranın ardından, diğer sanıkların savunmalarına devam edilecek.
Antalya Antalya zeytinyağını markalaştıracak 30 öneri Antalya zeytinyağının markalaşma sürecine yön verecek çalıştayın sonuç raporu açıklandı. Kurumlar ve sektör paydaşlarının katılımıyla hazırlanan raporda; kalite standardizasyonu, izlenebilirlik, QR kodlu etiketleme, yerel çeşitlerin öne çıkarılması ve turizm entegrasyonu başlıklarında 2026-2035 dönemini kapsayan 30 stratejik öneri sıralandı. Antalya Ticaret Borsası(ATB), Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü, Antalya Kültür ve Turizm Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen Antalya Zeytinyağı Çalıştayı’nın sonuç raporu açıklandı. 1. Antalya Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması kapsamında düzenlenen çalıştaya katılan akademisyenler, üreticiler, sektör temsilcileri, turizm paydaşları ve kamu kurumlarının temsilcileri, Antalya’nın zeytinyağı potansiyelini değerlendirdi, önümüzdeki dönemde izlenmesi gereken yol haritasını belirledi. Çalıştayda, Pamfilya döneminden bu yana zeytinyağı üreten Antalya’nın zeytinyağında halen önemli bir potansiyele sahip olduğu ancak kalite, izlenebilirlik, markalaşma ve turizm alanlarında atılacak adımların sektörü güçlendireceği vurgulandı. Hazırlanan çalıştay raporunda, Zeytinyağı Koordinasyon Kurulu kurulması önerilirken, 2026-2035 dönemini kapsayan dönemde Antalya zeytinyağının üretimi, ticareti, markalaşması ve ihracatını artıracak 30 öneri yer aldı. Zeytinyağında 2035 hedefleri Antalya’da zeytin ve zeytinyağı üretim kapasitesinin güçlü olduğu belirtilen raporda, katma değerin artırılması için markalaşmanın geliştirilmesi gerektiği, üretim artışının tek başına yeterli olmayacağı, kalite standardizasyonunun belirleyici unsur olduğu kaydedildi. Hasat zamanlamasının kalite üzerinde doğrudan etkili olduğu ve bu konuda rehberlik çalışmalarının artırılması gerektiği belirtilen raporda, analize dayalı gübreleme uygulamalarının yaygınlaştırılması halinde hem verim hem kalitede artışı sağlanabileceği kaydedildi. Rapora göre, zeytinde budama tekniklerinde standart eğitim programları oluşturulmalı, erken hasat uygulamaları ise Antalya zeytinyağının premium segmentte konumlanması açısından önemli bir fırsat sunuyor. Antalya’da duyusal analiz paneli düzenlemesi ve kalite merkezinin kurulması önerilen raporda, "Parti bazlı izlenebilirlik sisteminin geliştirilmesi halinde tüketici güveni artabilecektir" önerisine yer verildi. Raporda QR kodlu etiketleme sistemi önerilirken, bunun şeffaflık ve izlenebilirlik açısından tüketici güvenini artıracağı ifade edildi. Yerel çeşit vurgusu, çatı marka önerisi Antalya’nın yerel çeşitlerine dikkat çekilen raporda, Tavşan Yüreği başta olmak üzere yerel çeşitlerin stratejik ürün olarak konumlandırılabileceği vurgulandı. Coğrafi kimliğin güçlendirilmesinin ihracat birim değerine olumlu katkı sağlayacağı ifade edilen raporda, dökme satış oranının azaltılması, ambalaj ve tasarım kalitesinin artırılması ve Antalya için bir çatı marka yaklaşımı geliştirilmesi önerildi. Sağlık ve tağşişle mücadele Yüksek polifenollü üretimin sağlık temelli pazarlamada avantaj sağlayabileceği, fenolik analiz altyapısının güçlendirilmesinin önemli olduğu vurgulanan çalıştay raporunda, bu yaklaşımın Antalya zeytinyağının ulusal ve uluslararası pazarlarda farklılaşmasına katkı sunacağı belirtildi. Raporda tağşişle mücadelenin önemine de dikkat çekildi. Küçük üreticilerin markalı satışa yönlendirilmesinin kırsal kalkınmaya katkı sağlayabileceği dile getirilen raporda, budama, hasat ve kalite yönetimi alanlarında sertifikalı eğitim programlarının başlatılabileceği ifade edildi. Raporda, genç üreticilerin sektöre kazandırılmasının ise uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından hayati önemde olduğu vurgulandı. Zeytinyağı rotası önerisi Antalya’nın güçlü turizm altyapısının zeytinyağı için önemli fırsatlar sunduğu belirtilen çalıştay raporunda, zeytin ve zeytinyağı rotalarının oluşturulması, hasat festivalleri, tadım etkinlikleri ve deneyim merkezlerinin kırsal turizmi canlandırabileceği ifade edildi. Otel ve restoranlarda yerel zeytinyağı kullanımının artırılmasının marka değerine katkı sunacağı görüşü paylaşıldı. Uluslararası yarışmalara katılımın Antalya markasının görünürlüğünü artırabileceği belirtilen raporda, dijital pazarlama ve e-ihracat kanallarının geliştirilmesinin yeni pazarlara erişimi sağlayabileceği değerlendirildi. "Zeytinyağı koordinasyon kurulu kurulmalı" Raporda, zeytinyağının geliştirilmesinde üniversite-kamu-sektör iş birliğinin daha kurumsal bir zemine taşınması gerektiği vurgulanırken, çalışmaların takibini sağlayacak Antalya Zeytinyağı Koordinasyon Kurulu oluşturulmasının faydalı olacağı ifade edildi. Raporda, "2026-2035 dönemini kapsayan kalite odaklı bir dönüşüm çerçevesi geliştirilmesi halinde Antalya’nın zeytinyağında daha güçlü bir konuma ulaşabileceği yönünde genel bir görüş birliği oluştu" ifadelerine yer verildi. Güçlü marka kimliği Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, çalıştayın sonuç raporunun ilgili kurumlarca dikkatlice değerlendirileceğini ve Antalya’nın kadim zeytin ve zeytinyağı üretiminin geliştirilmesi için önemli çalışmalar yürütüleceğini kaydetti. Çandır, "Bu çalıştayda Antalya’nın zeytinyağında sahip olduğu potansiyeli, kalite, kimlik ve katma değer çerçevesinde ele aldık. Raporun sonucu, üretimden pazarlamaya, turizmden ihracata uzanan kapsamlı bir dönüşüm ihtiyacını net biçimde ortaya koyuyor. Hedefimiz, 2026-2035 döneminde Antalya zeytinyağını sürdürülebilir, izlenebilir ve güçlü bir marka kimliğiyle daha üst bir konuma taşımaktır" dedi. İşbirliği vurgusu Antalya Tarım ve Orman İl Müdürü Şakir Fırat Erkal, Antalya Zeytinyağı Çalıştayı’nın sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, kalite odaklı üretim, izlenebilirlik ve teknik uygulamaların yaygınlaştırılmasının Antalya zeytinyağının geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Erkal, kamu kurumları, üniversiteler ve sektör paydaşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesiyle bu potansiyelin sahaya daha hızlı ve etkili şekilde yansıyacağını ifade etti.