POLİTİKA - 01 Eylül 2025 Pazartesi 21:04

Bakan Tunç: "Cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik taslak çalışmaları devam ediyor"

A
A
A
Bakan Tunç: "Cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik taslak çalışmaları devam ediyor"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 2025-2026 adli yıl açılış resepsiyonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Tunç, "Cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik ne kadar ceza alırsa alsın, yatmaya yönelik düzenlemede 10. Yargı paketinde yasalaşmıştı. 11. Yargı paketiyle ilgili çalışmalar var. Şu anda taslak çalışmaları devam ediyor" dedi.


Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 2025-2026 adli yıl açılışı nedeniyle Yargıtay’da düzenlenen resepsiyonda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bakan Tunç, "Yargıtay başkanımızın bahsettiği konu infaz düzenlemeleri tartışıldı. Dönem dönem infaz kanunu değişiklik teklifleri mecliste görüşüldü ve yasalaştı. Talepler var gündeme alınması istenen konular var. Düzenlemeler var. İnfaz, hastalık halinde infaz genişletici düzenlemeler yapılmıştı. Denetimli serbestlikle ilgili cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik ne kadar ceza alırsa alsın, yatmaya yönelik düzenlemede 10. Yargı paketinde yasalaşmıştı. 11. Yargı paketiyle ilgili çalışmalar var. Şu anda taslak çalışmalar devam ediyor. Bunlar meclisimizin takdirinde olan hususlar. Uygulamada vatandaşlarımızdan gelen talepler doğrultusunda, teknik destek veriyoruz. Bu anlamda bir takım mesleklerle 11. Yargı paketine yargı paketi hazırlıkları çerçevesinde çalışıyoruz" dedi.



"1 yılın altındaki suçlar bakımından cezaevinde hiç kalmamasının cezasızlık algısına neden olduğu için onu önleyebilmek için yeni bir düzenleme yaptık"


Ceza sisteminin 3 aşamadan oluştuğunu ifade eden Bakan Tunç, "Soruşturma aşaması, soruşturmanın etkin bir şekilde delillerin sağlıklı bir şekilde toplanması aşaması, 2. aşama kovuşturma aşaması; burada da bu deliller doğrultusunda toplanan deliller doğrultusunda yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi ve 3. aşama infaz aşaması; ceza adaleti sisteminin soruşturma ve kovuşturma aşaması kadar önemli olan bir aşama. Bu aşamanın özellikle ceza adaletinin amacını sağlayacak şekilde olması lazım. Yani ceza adaletinin amacı nedir? Ceza adaleti sisteminin amacı toplumu korumak. Suç işlenmesinin önüne geçmek ve suç işlendiğinde de bu kişiye gerekli yaptırımı uygulamak ve yaptırım uygulanırken de onu ıslah etmek ve topluma kazandırma. Dolayısıyla ceza infazını topluma kazandırma aşaması ve ıslah aşaması yaptırımın insan haklarına uygun bir şekilde uygulanması aşamasıdır. O nedenle ceza infaz kanununda yani adı ceza ve güvenlik tedbirleri hakkında kanun. Yargı paketleri çerçevesinde önemli değişiklikler yapılmıştı. Ceza infaz kanunu 2025 tarihinde tamamıyla yenilenmişti. Bu yenileme kapsamında özellikle farklı usuller belirlenmişti. Burada özellikle salıverilme süreleri terör suçlarında, cinsel suçlarda ve uyuşturucu suçlarında olarak kanunen uygulanmıştı. Diğer suçlarda da 2/3 şeklinde uygulamalar olmuştu. Sonrasında meclisimizin değerlendirmeleri çerçevesinde geçen 27. Yasama döneminde kapsamlı bir infaz kanununda değişiklik yapılmıştı. ½ şeklinde genel suçlar bakımından infaz, usulleri belirlendi, koşullu salıverilme ve cinsel suçlar, uyuşturucu ve terör olarak kaldı. Koşullu salıverilme süreleri bakımından. Denetimli serbestlik süreside 1 yıl olarak öngörülmüştür. 10. yargı paketinde bu maktu sürenin 1 yıl olarak koruduk. Ama belli de bir oran getirdik. 1 yılın altındaki suçlar bakımından cezaevinde hiç kalmamasının cezasızlık algısına neden olduğu için onu önleyebilmek için yeni bir düzenleme yaptık" ifadelerine yer verdi.



"Sanal bahis, sanal kumar suçlarıyla ilgili hazırlıklı taslağımızı milletvekillerimizin takdirlerine arz ettik"


Bilişim suçlarında son zamanlarda artış olduğunu vurgulayan Bakan Tunç, "Bunun önlenmesi lazım, caydırıcılığın arttırılması lazım ve bu suçla mücadele bakımından yargının elindeki araçların arttırılması ve güçlendirilmesi lazım. Bununla ilgili bir çalışmamız var. Bilişim suçları telefon dolandırıcılığı ve sanal bahis, sanal kumar bunlar özellikle gençlerimizi ve toplumu rahatsız eden çok önemli konular. Bununla ilgili 11. Yargı paketinde hazırlıklı taslağımızı milletvekillerimizin takdirlerine arz ettik. Kurumumuzda bu çalışma meclis açıldığında bilişim suçlarının önlenmesine yönelik yargı düzenlemesi gündeme gelecek" diye konuştu.


Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, af anlamına gelecek hiçbir düzenleme olmadığını da vurguladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklamalarına da tepki gösteren Tunç, "Türkiye’de kesinlikle ikili hukuk sistemi yok. Bu eleştirileri kabul etmiyoruz" dedi.



"CHP’li belediyelerle ilgili yapılan soruşturmalar da var, AK Parti’li belediyelerle ilgili soruşturmalar da var"


Sadece CHP’li belediyelerin değil AK Parti’li belediyeler hakkında da soruşturma olduğunu vurgulayan Bakan Tunç, 30 AK Parti’li belediyeye son 5-6 yılda soruşturma açıldığını ifade ederek, "Bunlar içerisinde görevi kötüye kullanma var, rüşvet var. Bu 30 belediyeden 13’ü mahkum oldu, hüküm giydi. Cezaevlerinde olan belediye başkanları var. Fark şu, CHP’li belediyelere soruşturma açıldığında CHP’li yöneticiler, genel başkanları da dahil sahip çıkıyorlar; ’nasıl soruşturma açarsınız’ diyorlar. Burada yargıyı töhmet altında bırakan, onlara hakaret eden, tehdit eden ifadeler kullanılıyor. Ama AK Parti’li belediyelere açılan soruşturmalarla ilgili yöneticiler, genel başkanlar sahip çıkmadığı için kamuoyunda gündem olmuyor. CHP’li belediyelerle ilgili yapılan soruşturmalar da var, AK Parti’li belediyelerle ilgili soruşturmalar da var. Birinde CHP’nin sahip çıkması nedeniyle kamuoyunda gündem oluyor diğerinde AK Parti, o belediye başkanlarına sahip çıkmadığı için gündem olmuyor. Şu anda hapiste olan AK Parti’li belediye başkanları var, depremle ilgili, rüşvet nedeniyle. Büyükşehir ilçe belediyesi var benim bakanlığım döneminde suçüstü yapılmıştı. Burada yolsuzluğun, usulsüzlüğün partilisi, partisizi olmaz. Yolsuzluk yapandan yargı millet adına hesap sorar, hep beraber soruşturmaların neticesini beklememiz lazım. Bu soruşturmalar devam ederken peşinen kimseyi suçlu da ilan etmemek lazım, masumiyet karinesi var. Soruşturmalar devam ederken o soruşturmaları yürüten savcılara yönelik tehdit, hakaret gibi ifadelerden sakınmak lazım. Henüz 5 aylık bir soruşturma ve kapsamlı bir soruşturma. İlçe belediyelerine de uzanan, her gün yeni bir itirafçının ortaya çıktığı büyük bir yolsuzluk iddiasıyla soruşturma yürütülüyor. burada hep beraber yargıya yardımcı olmamız lazım. Soruşturmanın sonucunu, iddianamenin düzenlenmesini beklememiz gerekiyor. İddianame düzenlendiğinde de yine iş bitmiş değil. Yargılama başlayacak, yargılamanın sonucunu beklemek gerek. Yargılama da tek dereceli değil, üç dereceli. Dolayısıyla tüm bu süreçlerin sonucunu beklemek gerekiyor" şeklinde konuşmasını noktaladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Kurtlar Vadisi" ile hafızalara kazınan yalı satışta İstanbul Boğazı’nda yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla gündeme geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çeken tarihi yapı dron ile görüntülendi. İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Kandilli sahilinde yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla tekrar gündem geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Tarihi yapı, Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çekti. Boğaz yalıları arasında özgün mimarisiyle öne çıkan yapı, 1835 ile 1855 yılları arasında Osmanlı saray mimarisinin önemli isimlerinden Garabet Balyan tarafından inşa edildi. Boğaz’ın seçkin yalıları arasında gösterilen yapı, iki katlı ahşap mimarisi, beyaz cephe kaplaması ve kırmızı kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor. Yalı, 1900 yılında Mehmet Abud Efendi tarafından satın alınarak Abud Ailesi’nin ikameti olarak 1981 yılına kadar kullanıldı. Yaklaşık 1 bin 500 metrekarelik arsa üzerinde bulunan yapı, 270 metrekare taban alanına ve toplam 540 metrekare kullanım alanına sahip. Kâgir olarak inşa edilen alt katta iki ayrı kayıkhane yer alırken, üst kat yarı dikdörtgen formda bir sofa etrafında şekilleniyor. Dronla havadan çekilen görüntülerde yalının denize sıfır konumu ve geniş rıhtımı net şekilde görüldü. Üst açıdan yapılan çekimlerde simetrik pencere düzeni, cumbalı bölümleri ve Boğaz’a açılan geniş terası dikkat çekti. Yalının hemen yanında bulunan müştemilat ve arka bahçedeki ağaçlık alan da görüntülere yansıdı. Sahil hattı boyunca uzanan iskele ve mermer rıhtım bölümü ise yapının tarihi kimliğini gözler önüne serdi. Dizilerle özdeşleşen yalı Yalı, özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde geçen sahnelerle geniş kitleler tarafından tanındı. Dizide güç ve otoriteyi simgeleyen konsey sahnelerine ev sahipliği yapan yapı, yıllar içinde televizyon tarihinin simge mekanlarından biri haline geldi. Hisselerinin satışa çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelen yalıda yüzde 15,23’lük payın 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz hattındaki tarihi yapıların yatırım değeri her geçen gün artarken, söz konusu yalının hem tarihi geçmişi hem de televizyon hafızasındaki yeri nedeniyle farklı bir konumda bulunduğu belirtiliyor. Havadan çekilen görüntülerde Boğaz’daki dalga hareketleriyle birlikte yalının suya yansıyan silueti dikkat çekerken, çevresindeki tarihi ağaç dokusu ve sahil şeridi de kadraja yansıdı.
Erzurum Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile akademik iş birliği görüşmesi gerçekleştirildi Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu ve küresel akademik iş birliklerini güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir akademik temasa daha ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda, Azerbaycan Tıp Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç. Dr. Kamandar Yaqubov, Doç. Dr. Gülbeniz Hüseynova ve Doç. Dr. Aydın Aliyev ile Pato-Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevinç Hacıyeva, Atatürk Üniversitesini ziyaret ederek bir dizi görüşmede bulundu. Ziyaret programı çerçevesinde konuk akademisyenler, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede; iki üniversite arasında bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi, ortak araştırma projelerinin hayata geçirilmesi, akademik personel ve öğrenci değişim programlarının artırılması ile disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesi gibi başlıklar ele alındı. Oldukça verimli bir atmosferde gerçekleşen toplantıda, özellikle farmakoloji ve patofizyoloji alanlarında yürütülebilecek ortak bilimsel çalışmaların stratejik önemi vurgulandı. Taraflar, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, uluslararası fon kaynaklarına yönelik projelerde birlikte yer alınması ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin tesis edilmesi konusunda karşılıklı mutabakat sağladı. Rektör Hacımüftüoğlu, nazik ziyaretlerinden dolayı Azerbaycan Tıp Üniversitesi heyetine teşekkür ederek, iki köklü kurum arasında tesis edilen bu temasların, önümüzdeki süreçte somut iş birliklerine dönüşeceğine olan inancını ifade etti. Ziyaret, iyi niyet temennilerinin ardından sona erdi.