GÜNDEM - 28 Nisan 2025 Pazartesi 14:05

Bakan Uraloğlu: "Büyük bir depremde İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’ya her türlü ulaşım Kuzey Marmara Otoyolu’ndan aksamadan yapılabilecek"

A
A
A
Bakan Uraloğlu: "Büyük bir depremde İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’ya her türlü ulaşım Kuzey Marmara Otoyolu’ndan aksamadan yapılabilecek"

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Olası büyük bir depremde İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’ya her türlü ulaşım Kuzey Marmara Otoyolu’ndan aksamadan yapılabilecek" dedi.


Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 75. Karayolları Bölge Müdürleri Toplantısı’na katıldı. Karayollarının köklerinin 1934’teki Şose ve Köprüler Reisliğine oradan Osmanlı’ya kadar uzandığını ifade eden Bakan Uraloğlu, kıt imkanlarla zorlu bir coğrafyada gerçekleştirilen hizmetlerin çok kıymetli olduğunu söyledi.


"Her bir kilometre taşında daha iyiyi daha güzeli hedefledik"


Cumhuriyetin ilk yıllarında 47 bin 80 kilometrelik yol ağıyla Ankara-İstanbul arasını 79 saatten 18 saate, Ankara-Samsun arasını ise 96 saatten 20 saate indiren bir dönüşüm yaşandığını anımsatan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:


"İşte bu miras, bizlere sadece yollarımızın yapımını değil, bir ülkenin geleceğini inşa etme sorumluluğunu da devretti. Hepimiz bu mirası yüreğimizde taşıyarak her bir kilometre taşında daha iyiyi daha güzeli hedefledik. Geleceğin ihtiyaçlarını öngören, yüksek standartlarla hizmet sunan bir kurum olarak bu yolda kararlılıkla ilerliyoruz. İşte bölge müdürleri toplantılarımız da sadece bürokratik bir mekanizma değil, bir yürek birliği bir dava ve hizmet sevdasını tazeleme buluşmasıdır."


Söz konusu toplantıların, karayolculuk geleneğinin ruhunu yansıttığını kaydeden Uraloğlu, burada yol haritası çizdiklerini, tecrübe paylaşımı yaptıklarını, ortak akılla stratejik hedefleri şekillendirdiklerini belirtti. Uraloğlu, "Burada kurulan bağlar, üretilen fikirler, ülkemizin kalkınma yolculuğuna örnek olur. Bu nedenle bir araya geldiğimiz bu salon, sadece bir toplantı mekânı değil, yolu sevenlerle yürüyenlerin, yokuşu anlayanlarla çıkanların, zorluğu ise gönülden bağlı olanların aştığı birlikteliğin ifadesidir" dedi.


-"Köprü, Viyadük ve Tünel Uzunluğu, İstanbul’dan Iğdır’a uzanan bir mesafeye ulaşmış durumda"


Otoyol ağını bin 714 kilometreden 3 bin 796 kilometreye çıkardıklarını belirten Bakan Uraloğlu, köprü ve viyadük uzunluğunun 311 kilometreden 799 kilometreye, tünel uzunluğunun ise 50 kilometreden 790 kilometreye yükseldiğini kaydetti. Uraloğlu, "Eriştiğimiz köprü, viyadük ve tünel uzunluğu, uç uca eklendiğinde İstanbul’dan Iğdır’a uzanan bir mesafeye ulaşmış durumda" şeklinde konuştu.


"Ülkemize toplamda yıllık 199 milyar lira ekonomik katkı sunuyoruz"


Bakan Uraloğlu, yatırımlar sayesinde 114 milyar 741 milyon lira iş gücü ve 84 milyar 263 milyon lira akaryakıt tasarrufu sağladıklarını belirterek "Ülkemize toplamda yıllık 199 milyar lira ekonomik katkı sunuyoruz. Bu miktar da neredeyse yılık yatırım harcamamız kadar. 5,27 milyon ton emisyon azaltımıyla da çevre dostu bir ulaşım ağı oluşturuyoruz. Bakın arkadaşlar bu başarılar, sadece taş, beton, asfalt, çelik değil; milletimizin refahı, geleceğimizin teminatıdır. Bu rakamlar da sadece istatistik değil; güvenli yolculuklar, kurtarılmış hayatlar, birleşmiş aileler, kavuşmuş sevenlerdir" diye konuştu.


"Mega projelerimiz, Türkiye’yi bölgesel ve küresel bir ulaşım merkezi yaptı"


Bakan Uraloğlu, kamu kaynaklarını özel sektörün dinamizmi ve uluslararası finansmanla buluşturarak risk paylaşımıyla dev projeler hayata geçirdiklerine dikkati çekerek sözlerine şu şekilde devam etti:


"Mega projelerimiz, Türkiye’yi bölgesel ve küresel bir ulaşım merkezi yaptı. Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, Avrasya Tüneli ve Marmaray Asya ile Avrupa’yı dakikalar içinde birleştirdi. Osmangazi Köprüsü ülkemizin can damarlarından biri oldu. Kömürhan, Tohma, Beğendik, Bitlis Çayı Viyadüğü ve Nissibi Köprüleri, yolculukları güvenli ve keyifli kıldı. Cankurtaran, Ilgaz 15 Temmuz İstiklal, Salarha, Assos ve Troya, Sabuncubeli, Ovit ve Zigana Tünelleri, geçit vermez dağları dost yollara dönüştürdü."


Kuzey Marmara, İstanbul-İzmir, Ankara-Niğde ve son olarak hizmete açılan Aydın-Denizli Otoyollarının, üretim merkezlerini limanlarla kesintisiz bağladığını da kaydeden Bakan Uraloğlu, başta İstanbul Havalimanı olmak üzere birçok havalimanı, hızlı trenler ve metro hatları ile ulaşımın da yüzyılını tesis ettiklerini de ifade etti.


Söz konusu eserlerin çoğunun mühendislik ve estetiği buluşturarak uluslararası ödüllerle taçlandığını söyleyen Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin de dünya liderleri arasında yer aldığını bir kez daha kanıtladığını belirtti.


"Türkiye yüzyılı’na yakışır projelerle hizmet fırtınamızı sürdürüyoruz"


Bakan Uraloğlu, Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı doğrultusunda, 2053’te otoyol ağını 38 bin 60 kilometreye ulaştırmayı hedeflediklerini belirterek "Türkiye Yüzyılı’na yakışır projelerle hizmet fırtınamızı sürdürüyoruz. 1915 Çanakkale Köprüsü ve Malkara-Çanakkale Otoyolu’nun İstanbul’a ulaşmasını sağlayacak Kınalı-Malkara Otoyolu’nu bu yıl 18 Mart’ta başlattık. Tamamlandığında İstanbul-Tekirdağ arasındaki ulaşım bir saatin altına, İstanbul-Çanakkale arası ulaşım süresi ise 3,5 saatten 2 saate düşecek ve Marmara Otoyol Ringi’nin kuzey cephesi tamamen birleşmiş olacak. Böylece Osmangazi Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve 1915 Çanakkale Köprüsü arasında kesintisiz otoyol bağlantısı sağlanacak." dedi.


Ankara-Kırıkkale- Delice Otoyolu’nda yapım çalışmalarını başlattıklarını belirten Bakan Uraloğlu, projenin Ankara’nın doğu ve kuzey koridoruna, buradan da Ortadoğu ve Kafkas ülkelerine kesintisiz ulaşım ile kara yolu yük taşımacılığının ağırlığını hafifleteceğini ifade etti.


Antalya-Alanya Otoyolu’nun ise yaz aylarındaki yoğun talebi hızlı, konforlu ve güvenli şekilde karşılayacağını, başta turizm olmak üzere ticaret ve tarıma can suyu olacağını dile getiren Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Ankara-İstanbul arasında ilerleyen dönemde mevcut yolların yetmeyeceğini öngörüyoruz. Kuzey Marmara Otoyolu’nun bittiği Akyazı’dan Ankara’ya yeni bir yol yapmamız gerekecek. Planladığımız Orta Anadolu Otoyolu ile Kuzey Marmara Otoyolu’nun Ankara-Niğde Otoyolu’na daha hızlı bağlantını tesis edeceğiz. Ayrıca afet ve acil durumlar için de alternatif yol da inşa etmiş olacağız."


"Karayollarımız, havalimanlarımız, tren ve metrolarımız, deniz yapılarımız da bu felaketi hasarsız atlattı"


Uraloğlu, 23 Nisan’da İstanbul’da yaşanan depremin Türkiye’nin deprem gerçeğini bir kez daha hatırlattığını belirterek "Bakanlığımız sorumluluğundaki karayollarımız, havalimanlarımız, tren ve metrolarımız, deniz yapılarımız da çok şükür bu felaketi hasarsız atlattı. Bu tablo, son 23 yılda Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde, deprem gerçeğini merkeze alarak başlattığımız seferberliğin sonucudur" diye konuştu.


1999’daki depreminin ardından, Türkiye’nin en önemli metropolü olan İstanbul’da, Marmara ve Ege bölgelerinde, deprem gibi afet durumlarında kullanılacak, dirençli alternatif karayolu koridorlarına ihtiyaç olduğunun ortaya çıktığını anımsatan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Bu kapsamda İstanbul başta olmak üzere, Türkiye ekonomisinin en gelişmiş kesimi olan ve nüfusun önemli bir bölümünün yaşadığı, Marmara ve Ege bölgelerinin birbiri ile entegrasyonunu; Kuzey Marmara Otoyolu, İstanbul-İzmir Otoyolu ve Malkara-Çanakkale Otoyolu olmak üzere yeni karayolu projelerini hayata geçirerek mümkün hale getirdik. Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim köprülerimizi çok şiddetli bir depremde bile ayakta kalarak hizmet sunabilecek şekilde tasarlayarak inşa ettik. 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprülerimizi yine bunun bağlantı yollarını ve viyadüklerini sismik ve yapısal güçlendirme çalışmaları ile güçlendirdik."


"Depremde İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’ya her türlü ulaşım Kuzey Marmara Otoyolu’ndan aksamadan yapılabilecek"


Kuzey Marmara Otoyolu’nun da 2 bin 475 yıllık deprem döngüsündeki büyük depreme dahi dayanabilecek şekilde inşa edildiğini kaydeden Uraloğlu, "Bu şu anlama geliyor; olası büyük bir depremde İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’ya her türlü ulaşım Kuzey Marmara Otoyolu’ndan aksamadan yapılabilecek inşallah. Yine Marmara denizinin altından geçen Avrasya ve Marmaray tünelleri de deprem yükleri, tsunami etkileri ve sıvılaşma gibi etkenler düşünülerek en son uluslararası standartlara göre inşa edildi" açıklamasında bulundu.


Projelerde en büyük deprem senaryolarını göz önüne alarak tasarım ve inşa işlerini yaptıklarının altını bir kez daha çizen Uraloğlu, "Ayrıca çok önemli bir projemiz olan Sarıyer-Kilyos Tüneli’nin inşasına devam ediyoruz. Bu da İstanbul’un merkezi noktasında Kuzey Marmara Otoyolu’na bağlantı sağlayacak. Gerek acil yardımların gitmesine gerekirse de İstanbul’un boşaltılmasında görev yapacaktır. Bizler tevekkül eden insanlarız. Her türlü önlemi de aldık. Yine de dua ediyoruz ki Rabbim bu afetlerle ülkemizi sınamasın. Allah ülkemizi ve aziz milletimizi her türlü afetten korusun. Bu vesileyle depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza tekrardan geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" dedi.



Bakan Uraloğlu: "Büyük bir depremde İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’ya her türlü ulaşım Kuzey Marmara Otoyolu’ndan aksamadan yapılabilecek"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Erzurum Valiliği’nden şehitliklere anlamlı dokunuşlar Erzurum Valiliği 2025 yılında şehitliklerde yapılan bakım, onarım ve yenileme çalışmaları ile ilgili bir paylaşım yaptı. Erzurum Valiliği tarafından konu ile ilgili yapılan paylaşımda, "Bu topraklarda güvenle, huzurla nefes alıyorsak, bunu kanlarını ve canlarını vatan uğruna feda eden Aziz Şehitlerimize borçluyuz. 2025 yılı boyunca ilimizdeki Şehitliklerde yapılan bakım, onarım ve yenileme çalışmalarıyla; Horasan’dan Köprüköy’e, Kandilli’den Yanıkdere’ye kadar her bir Şehidimizin aziz hatırasına yakışır mekânlar yeniden ihya edildi. Her bir mezar taşı, her bir bayrak direği; kahramanlarımızın bu topraklara düşürdüğü kutlu imzaların sessiz bir nişanesidir. Onların emanetine sahip çıkmak, yalnızca bir görev değil, boynumuzun ve gönlümüzün borcudur. Ruhları şad, mekânları cennet olsun" denildi. Vali Mustafa Çiftçi’nin talimatlarıyla 2025 yılı içerisinde, Yatırım, İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından il merkezi ve ilçelerdeki şehitliklerin yapım, bakım ve onarım faaliyetleri kapsamında; Dumlu Şehitliği’nin yapımı tamamlandı. Horasan Şehitliği’nin yapımı tamamlandı. Horasan Kurt İsmail Paşa Şehitliği’nin yapımı tamamlandı. Horasan Gazi Ahmet Muhtar Paşa Şehitliği’nin yapımı tamamlandı. Köprüköy Yapağılı Şehitliği’nin yapımı tamamlandı. Kandilli Garnizon Şehitlik Anıtı’nın yapımı tamamlandı. Yanıkdere Şehitliği kapsamlı bir şekilde onarıldı. Nenehatun Şehitliği’nin onarımı tamamlandı. Şehitlerimizin mezar yapımları gerçekleştirildi. Şehitlerimizin mezarlarının porselen baskıları yenilendi. Şehitlerimizin mezarları başındaki bayrak direkleri yenilendi. Asri Mezarlık Polis Şehitliği’nde Şehitlerimizin mezarları ile zemin yapımları tamamlandı. Aşkale’deki Ertuğrul Kırık Şehidimizin mezarı çitlerle çevrildi. İl merkezi ve ilçelerde bulunan Şehit mezarları ve Şehitliklerin 2026 yılı bakım, onarım ve yapım projeleri hazırlandı. Erzurum Valiliği şehitliklerde yıl içinde yapılan çalışmalarla ilgili bir de video hazırladı ve sosyal meyda hesaplarında paylaştı.
Gaziantep Gaziantep’teki tarihi kasteller fotoğraf tutkunlarını cezbediyor Gaziantep’in UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan kastelleri ve livasları, mimari yapılarıyla ve tarihi dokularıyla fotoğraf tutkunlarını cezbediyor. 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan Gaziantep’in tarihi altyapısı olarak bilinen yer altı su tesisleri kastellerle içme suyu şebekesi livaslar, turistlerin yanı sıra fotoğraf tutkunlarından da büyük ilgi görüyor. Dünyada benzeri bulunmayan ve Gaziantep’in su mimarisinin eşsiz örnekleri olan yer altı su tesisleri kasteller ile içme suyu şebekesi olan livasları görüntüleyen ve gezen fotoğraf tutkunları, kastellere ve livaslara hayran kalıyor. Genellikle cami altlarından geçen su kanallarının belli bir noktasına yüzeyden 30-40 merdivenle inilen kasteller, içinde tuvaleti, yıkanma, dinlenme ve abdest alma yerleri, çamaşır ve yün yıkama mekanlarının bulunduğu havuzlar olarak dikkat çekiyor. Kentte 13-16’ıncı yüzyıllarda yapıldığı bilinen 16 kastelden bazıları 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen büyük depremlerde hasar görmüş ve restorasyon çalışmaları devam ediyor. İhsan Bey Mescidi ve Kasteli, Pişirici Mescidi ve Kasteli, İmam-ı Gazali Kasteli, Şeyh Fethullah Kasteli, Ahmet Çelebi Kasteli ve Kozluca Kasteli olmak üzere kentteki kastellerin 6’sı hala varlığını korurken ziyarete açık olan Kozluca kasteli ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. Anadolu’da sadece Gaziantep’te rastlanan yer altı su tesisleri kastel ve livaslar, geçmişin su dağıtım sistemi olarak bilinirken, bu yapıların turizme kazandırılması noktasında da yapılan çalışmalar sonuç vermeye başladı. Yapılan restorasyon çalışmalarının ardından turizme kazandırılan Gaziantep’in tarihi altyapısı olarak bilinen yer altı su tesisleri ve içme suyu şebekesi kasteller ile livaslar, günümüzde de halen canlılığını koruyor. Tarihi dokusu ve mimari yapısıyla fotoğraf tutkunlarını cezbeden kasteller, fotoğraf tutkunlarının ve turistlerin tercihi haline geldi. Amatör fotoğrafçıların objektife yansıttığı mekanlar arasında yer alan kastellerde çekim yapan fotoğraf tutkunları ve turistler, kastellerin günümüze ulaşmasında emeği geçenlere teşekkür ediyor. Şahinbey Belediyesi’nin yaptığı restorasyon çalışmaları sonucunda turizme kazandırılan, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden de izler taşıyan Kozluca kastelinde çekim yapam fotoğrafçı Erhan Özkalalı, "Şehrimizin güzel tarihi değerleri var. Bunları daha çok tanıtmamız lazım. Bu yüzden geldik. Biz de çekip sosyal medyada paylaşıyoruz ki daha çok kişiye ulaşabilelim. Gaziantep Kalesi ile çekimlere başladık. Bakırcılar Çarşısı’ndan buraya kadar geldik. Sonra Kozluca Kasteli’ni gördük. İnternette de görmüştük. İçerideki ambiyans, ışıklar olsun gerçekten çok güzeldi. Biz sadece burayı içilecek su deposu olarak kullanıldığını biliyorduk ama çok farklı kullanım alanları varmış. Bunları da öğrenmiş olduk. Daha çok kişiyle de paylaşmak istiyoruz. Gerçekten çok farklı renkler ve çok farklı kişiler var. Özellikle buradaki halk bize çok yardımcı oluyor. ‘Fotoğraf çekebilir miyiz?’ deyince hemen poz veriyorlar. Çok güler yüzlüler. Hepsine teşekkür ederiz" dedi. Gaziantep’in tarihi mekanları arasında yer alan kastellerin mutlaka görülmesi gerektiğini ifade eden ziyaretçilerden Cebrail Yavuz ise, "Kozluca Kasteli hakikaten mekan olarak, yer olarak, tarihi bakımdan anlamlı ve güzel. Özellikle Şahinbey Belediyesi’ne de bu ve bunun gibi tarihi yapılara sahip çıktığından dolayı başkanımıza ve personellerine teşekkür ediyoruz. Hakikaten temiz, güzel, tarihi yansıtan güzel mekanlar olarak görüyoruz. Tarihi olguları burada ve diğer kastellerde de görüyoruz. İçine girdiğimiz zaman hakikaten tarihin vermiş olduğu güzellikleri hissediyoruz. Kasteller bizi geçmişe götüren nadir mekanlardan diyebiliriz" şeklinde konuştu. Arkadaşıyla birlikte Karaman’dan Gaziantep’i gezmeye geldiğini ve Gaziantep’in tarihi mekanları ile kastellerini ziyaret ettiğini belirten ziyaretçilerden Rümeysa Aksoy da, "Üniversite arkadaşlarımla beraber Gaziantep’e gezmeye geldik. Kasteli ziyaret etmek istedik. Çok güzel ışıklandırılması var ve günümüze kadar korunmuş olması çok harika olmuş. Tarihi eserlerin bu şekilde korunuyor olması gerçekten Gaziantep için çok güzel. Yozgat’ta bu kadar fazla tarihi yapı yok. Çok beğendim. Bir daha şansım olursa bir daha geleceğim" ifadelerini kullandı.
Gaziantep Hobi olarak başladığı mozaik sanatında dünyaya açılmak istiyor Gaziantep’te yağlı boya tablolar ve mozaik sanatını hobi olarak yapmaya başlayan 60 yaşındaki Ayşegül Yener, kendisini geliştirerek açtığı atölyesinde yaptığı tabloları Avrupa’ya satmak için büyük emek sarf ediyor. Mozaik sanatçısı Ayşegül Yener, Şahinbey ilçesindeki tarihi Gümrük Han’da açtığı atölyesinde cam ve mermer taşlardan mozaik tablolar üretiyor. Bin bir emek ve zahmet vererek özel yöntemle ürettiği mozaikleri büyük ilgi gören eserlere dönüştüren Yener, 5 yıldır mozaik sanatıyla ilgileniyor. Yağlı boya tablolar çalışırken profesyonel olarak mozaik yapmaya başladı Hobi amaçlı yağlı boya tablolar çalışırken 5 yıl önce de profesyonel olarak mozaik yapmaya başlayan Yener, atölyesinde mozaiğin tüm aşamalarını tek başına yapıyor. Bir santimetre kalındığındaki cam ve mermer mozaikleri atölyesinde sanat eserlerine dönüştüren Yener, eserlerini de mozaik severlere satıyor. İnce ince kırdığı mermer ve cam parçalarıyla birbirinden değerli sanat eserleri ortaya koyuyor Tablolarını hazırlarken adeta "iğneyle kuyu kazan" Yener, kerpetenle ince ince kırdığı mermer ve cam parçalarıyla birbirinden değerli sanat eserleri ortaya koyuyor. Küçük parçalar haline getirdiği farklı renklerdeki cam ve taşlarla "Çingene Kızı" gibi tarihi mozaik tablolar yapan Yener, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde ortaya çıkarılan mozaiklerin tablolarını da yapıyor. Mozaik tabloları Avrupa ülkelerine satmak için çalışmalarına aralıksız devam ediyor Küçük cam ve taş parçalarının bir araya getirilmesiyle oluşturulan mozaik tabloları sanatseverlerin beğenisine sunan Yener, büyük emeklerle tamamladığı birbirinden değerli mozaik tabloları Avrupa ülkelerine satmak için çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Hobi olarak başladığı mozaik uğraşında binlerce cam ve taş parçasını büyük emek ve sabırla bir araya getirerek güzel eserler ortaya çıkardığı belirten Yener, "10 senedir sanatın içindeyim. Yaklaşık 5 yıldır da mozaikle uğraşıyorum. Hem antik mozaik yapıyorum hem camlarla hem de modern sanatla uğraşıyorum. Bu sanatı geçmişten bugüne bize miras olarak bırakılan sanatı gençlere ulaştırmak adına yapıyorum. Yağlı boya tablolarım var, bu sanata yağlı tablolarla başladım. Hataylıyım, Hatay’da zaten nereye bir kazma atsanız antik çalışmalar çıkıyor. Hatay’ım benim kıymetlimdir ve Hatay’da çıkarılan sanatlar ile mozaiklerin devamını getirmek adına tablolar yapıyorum" dedi. "Bana has özel çalışmalarım ve özgün çalışmalarım var" Kerpetenle taş ve camları tek tek kırarak mozaik tablo yaptığını belirten Yener, "Genelde masa ve tablo şeklinde çalışıyorum. Antik mozaikler genelde alıntıdır. Ama bana has özel çalışmalarım ve özgün çalışmalarımda var. En büyük çalışmam şimdiye kadar 90 santim çapında bir masaydı, yaklaşık bir ay sürdü. Günde 2 saat, 3 saat çalışarak duvarlara kaplama yapabiliyoruz. Girişlere mozaik yapabiliyoruz. Yerlere monte edebiliyoruz. Camla da mozaik yapıyoruz. Bu çalışmalarım ise daha çok özgün ve bana ait çalışmalar oluyor. Çok modern çalışmalar yaptığımı düşünüyorum. 1 metrekarelik bir çalışma günde 2 saat çalışırsam yaklaşık 15 gün sürüyor. Çünkü mermerler bana tüm halde geliyor. Ben onları çalışacağım objeye göre ya da ürüne göre keserek, tonlama yaparak gittiğim için bayağı uzun sürüyor" şeklinde konuştu. Müşterilerin isteğine göre de tablolar yapıyor Kendi hayal gücünün yanı sıra müşterilerin isteğine göre de tablolar yaptığını belirten Yener, "Her hangi küçücük bir fotoğrafı bile bana gönderseler onu şekillendirip tablo yapıyorum. Gerçekten çok büyük emek harcıyorum. Eşim ve çocuklarım hem emeğime hem de yaptığım işlere çok saygı duyuyor ve bu beni çok mutlu ediyor. En başta ailem destekçimdir. Bir de sanatçı arkadaşlarım var. Onlar da çok büyük destek oluyor. Eşim ve çocuklarım benimle gurur duyuyorlar ve en büyük destekçilerim onlar oluyor. İyi ki varlar. Ben kendimle gerçekten çok gurur duyuyorum. Çünkü çok emek harcayarak, iğneyle kuyu kazarak tablolar yapıyorum. Özellikle camla çalışmak çok zor. Portre yapmak çok daha zor. Onun için kendimi çok seviyorum" diye konuştu.
Giresun Almanya’dan köyüne döndü, çobanlık yapmaya başladı Birçok genç geleceğini yurtdışında ararken, Almanya’da 6 yıl yaşayan 35 yaşındaki Uğur Gedik tam tersine bir karar alarak memleketine döndü. "Almanya’da robot olacağıma memleketimde çoban olurum" diyerek ailesiyle birlikte Giresun’un Tirebolu ilçesindeki köyüne yerleşen Gedik, kendi imkanlarıyla hayvancılığa başladı. Almanya’da işçi olarak çalışan Gedik, yoğun çalışma temposu nedeniyle ailesiyle neredeyse vakit geçiremediklerini belirterek, "Vardiya sisteminden dolayı bazı günler birbirimizi hiç göremediğimiz oluyordu. Bu düzen hem bizi hem çocuğumuzu yıprattı. Eşimle aldığımız kararla köyümüze dönmeye karar verdik. Dönmeden önce hayvancılık yapmaya karar verdiğimiz için Almanya’da biraz hayvancılık ve besicilikle ilgili eğitimler almıştık. Köye yerleşir yerleşmez hayvancılık işini kurduk. Kısa sürede 27 büyükbaş hayvanlık bir sürü oluşturduk. Hayvanların bakımından yemlemesine, gebelik takibinden üretim planlamasına kadar tüm işleri kendimiz üstlendik" dedi. "Dönüşümüz şaşkınlıkla karşılandı" Gedik, köye dönüş kararının yakınları ve köylüleri tarafından başlangıçta şaşkınlıkla karşılandığını belirterek, "Almanya’dan dönüp çoban mı olacaksın?" diyen çok oldu. Ama ben orada başkalarının işini büyütmektense kendi toprağımı işlemeyi seçtim. Burada çocuğumla, eşimle daha huzurlu bir hayatımız var. Köy hayatına dönüşün bizim için büyük bir riskti. Sıfırdan başladık ama pişman değiliz. Atalarımızın toprağına döndük, kendi düzenimizi kurduk. İnşallah işimizi daha da büyüteceğiz" diye konuştu. Hedefleri et kombinası kurmak Hayvancılık işini büyüterek et kombine tesisi kurma hedeflediğini de anlatan Gedik, "Şuanda 27 büyükbaş hayvanım var. Süt üretimi ve pazarlaması bölgemizde yeterince elverişli olmadığı için hedefimiz besicilik yapmak. Zamanla et üretimini büyütmeyi hedefliyorum. Özellikle angus melezi hayvanlarla kaliteli ve verimli et üretimine odaklandık. Türkiye’de kaliteli et üretimine ciddi ihtiyaç var. Hayvan sayımızı artırıp ileride kendi ürünlerimizi de işlemek istiyoruz. Belki kasap, belki döner üretimi yapabiliriz. Angus eti değerli bir et ve biz bunu daha uygun fiyatla tüketicilere sunabileceğimize inanıyorum" şeklinde konuştu.