ÇEVRE - 09 Mayıs 2026 Cumartesi 11:14

‘Balın kraliçeleri’ bin 200 endemik bitkinin ortasında yetiştiriliyor: 350 kolonilik mesai

A
A
A
‘Balın kraliçeleri’ bin 200 endemik bitkinin ortasında yetiştiriliyor: 350 kolonilik mesai

Ankara’da bin 200 endemik bitkinin ortasında kraliçe ana arı yetiştiren genç arıcı, 350 koloni ile mesai başında.


Mamak ilçesine bağlı Kıbrıs Köyü Kanyonu’nda 3 kuşaktır arıcılıkla uğraşan Resul Gürleyik, dedelerinden miras kalan mesleği ticari boyuta taşıyarak Ankara balını tüm Türkiye’ye ulaştırıyor. Bin 200 çeşit endemik bitki türünün bulunduğu kanyonun ortasında üretim yapan genç arıcı, aynı zamanda kraliçe ana arı yetiştirerek yerli arıcılığın gelişmesine katkı sağlıyor. Gürleyik, kraliçe ana arı üretimindeki süreci ve püf noktalarını İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine aktardı.


"Daha kontrollü bir şekilde ana üretimi yapıyoruz"


Türkiye’de ana arı üretim aşamasının, ıslah edilmiş arılarla çalışmanın getirdiği bir şey oluğunu söyleyen Gürleyik, "Eskiden ana arı üretiminde dedelerimiz oğul yöntemiyle arılarını çoğaltırlardı. O şekilde arı kendi kendini çoğaltarak hayatını sürdürebiliyordu. Biz bunu insanlık olarak biraz daha yapay şekle getirerek; ana üretiminde kovanımızı çoğaltacağımız zaman, satışı olsun her şekilde ana memeleriyle ıslah edilmiş arılardan transfer yaparak üretiyoruz. Daha kontrollü bir şekilde ana üretimi yapmış oluyoruz" diye konuştu.


"Bir ana arının doğma süresi ilk günden itibaren 16 gündür"


Üretim sürecine baharın başlangıcıyla başladıklarını söyleyen Gürleyik, "Ana arıda polen akışı çok önemli. Polen akışı olmadığı zaman ana arı üretimi çok zor olur. En güzel ana arılar bahar mevsiminde oluyor. O yüzden bahar mevsiminde ve bal sezonunda en güzel seçim, kaliteli analar çıkıyor. Bir ana arının doğma süresi ilk günden itibaren 16 gündür. Biz genellikle 3-4 günlük larvalardan transferimizi gerçekleştiriyoruz. 3-4 günlük larvalardan gerçekleştirdiğimiz transferler de bize yaklaşık 10-12 günde çıkım sağlıyor" şeklinde konuştu.


Yeni sezonda yeni ırk


Gürleyik, geçen yıl hibrit ve ıslah edilmiş Belfast ırkı arılarla çalıştıklarını belirterek, bu arıların mevcut sezonda bal üretiminde kullanılacağını söyledi. Gürleyik, gelecek sezonda ise ana vatanı ve sabit hattı bulunan Karniyol ırkına geçeceklerini ifade etti. Karniyol arılarının sakin yapısıyla öne çıktığını kaydeden Gürleyik, bal verimi ve bölge şartlarına uyum konusunda da başarılı sonuçlar verdiğini vurguladı.


"Oğul eğilimi olmayan arılarla çalışıyoruz"


Ana arı üretiminde en önemli unsurun oğul eğilimi olduğunun altını çizen Gürleyik, "Oğul eğilimi olmayan arılarla çalışıyoruz. Çünkü burada 150 koloni var. Allah korusun bir oğul vermeye başlarlarsa, önünü alamayız bu işin. O yüzden oğul vermeye düşük verimli bir arılarla çalışmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.


"Şu anda 350 kolonimiz var"


Arıcılıkta arz talebin çok olduğunu ve hobi amaçlı alınan arıların bakımının giderilmediği için de kışı atlatamayan arıcıların olmadığını belirten Gürleyik, "Mecburen arı ihtiyacı duyuyorlar. Üretimde geçen sene 150 kolonimiz vardı. Bu sene 350’ye kadar çıkartacağız. 2 gün itibariyle bölmelerimizi tamamladık. 200 kolonimiz hazır. Burada da 150 koloniyle şu anda 350 kolonimiz var. Ana arılarımızda memelerimiz hazır, kovanların içinde. Başlatıcı kovanlarımız var. Onlarla ana memelerimizi ürettiriyoruz. O şekilde transferlerimizi girerek yeniden bir hayat, bir kovan oluşturmuş oluyoruz" dedi.


350 adet kraliçe ana arı


Arıcı Resul Gürleyik, arıcılığın sürekli takip gerektiren bir iş olduğunu belirterek, kolonilerin her gün kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Aynı zamanda Gürleyik, güçlü koloniler oluşturabilmek için arının sürekli çalıştırılması gerektiğini kaydetti. Öte yandan Gürleyik, 150 aktif ana arının bal için çalıştığını ve 200 ana arının da kuluçkada üretildiğini bildirdi.


Rekolte beklentisi 2,5 ton üzeri


Gürleyik, yağışların olumlu etkisiyle 2026 sezonundan umutlu olduklarını söyledi. Gürleyik, yaklaşık 2 ila 2,5 ton civarında üretim beklediklerini, sezonun daha yüksek verimle tamamlanabileceğini düşündüklerini aktardı.


"Çıta başına fiyatları 1000 liraydı"


Arı satışında çıtaları paket olarak sattıklarını söyleyen Gürleyik, "6-7 çıta bandında paket satışımız oluyor. Mayıs’ın ilk haftası teslimatlarıyla 7-8 çıtalı bir arı veriyoruz. Onların fiyatları da ortalama çıta başına 900 veya 1000 liraydı bu sene. Bu sene ne olur bilmiyoruz. Birliğimiz açıklama yapıyor biz de ona göre devam ettiriyoruz" ifadelerini kullandı.


En verimli nesil ilk nesil


Arıcı Resul Gürleyik, ürettikleri ana arıların damızlık olarak kullanılan özel kolonilerden elde edildiğini belirterek, en verimli ve kaliteli formun ‘F1’ nesli olduğunu söyledi. Gürleyik, sonraki nesillerde arıların zamanla melezleştiğini ve ıslah özelliklerini kaybetmeye başladığını ifade etti. İkinci ve sonraki nesillerde verim ve kalite kaybı yaşandığını kaydeden Gürleyik, bu durumun üretim sürecini zorlaştırdığını dile getirdi.


"Larvalar ne kadar genç olursa ana arının arı sütüyle beslenmesi de o kadar fazla oluyor"


Ana arı üretimindeki püf noktalara değinen Gürleyik, "Transfer yaptığımız larvalar ne kadar genç olursa ana arının arı sütüyle beslenmesi de o kadar fazla oluyor. Bundan çıkan ana arı da geç olanlara göre daha kaliteli çıkmalar oluyor. Bir ana arının damızlık formuna girmesi için daha fazla arı sütlü ve büyük olması gerekiyor. Ana memesi ürettiğimiz kovanlarda 35-40 civarı mememiz varsa bunların içinde 5-10 tanesi damızlık adayı oluyor. Ne kadar küçük yakalamaya çalışsak da arada ufak tefek, 4-5 günlük larvalarda kaçırabiliyoruz transferde. Ana arıyı, arıdan ayıran en büyük özelliği arı sütü olduğu gibi arının kalitesini de ana arının kalitesini de arı sütü belirliyor" diye konuştu.


(BS-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Teknokent Olağan Genel Kurul Toplantısı gerçekleşti Karabük Teknokent Olağan Genel Kurul Toplantısı, Karabük Üniversitesi Rektörü ve Teknokent Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Fatih Kırışık başkanlığında yapıldı. Karabük Teknokent Genel Kurulunda yapılan değerlendirmelerde, Ar-Ge ve inovasyon kapasitesinin artırılması ile üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi vurgulandı. Teknokent Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Samet Nohutçu, genel kurul üyelerine yaptığı sunumda Karabük Teknokent’in son dönemdeki gelişimini ve yürütülen çalışmaları aktardı. Nohutçu, Teknokent’in artan performansıyla birlikte bölgedeki Ar-Ge ve inovasyon kapasitesinin güçlendiğini ifade etti. Genel kurulda yapılan değerlendirmelerde, üniversite-sanayi iş birliğinin Teknokent’in temel öncelikleri arasında yer aldığı vurgulandı. Akademik bilgi birikiminin sanayi ile buluşturulmasının, katma değeri yüksek projelerin geliştirilmesinde önemli rol oynadığı belirtildi. Özellikle Karabük’ün demir-çelik sektöründeki firmalarla yürütülen iş birliklerinin bölgesel kalkınmaya katkı sağladığı ifade edildi. Bu kapsamda üretim süreçlerinin geliştirilmesi, yenilikçi teknolojilerin uygulanması ve Ar-Ge kültürünün yaygınlaştırılması hedeflendi. Toplantıda ayrıca Karabük Teknokent’in sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda çalışmalarına kararlılıkla devam edeceği kaydedildi.
Karabük Ünlü tiyatro sanatçısı Ahmet Yenilmez KBÜ’de sahne aldı Karabük Üniversitesinde (KBÜ) kültür-sanat faaliyetleri kapsamında sahnelenen "Firavunla Yüz Yüze" adlı tiyatro oyunu, izleyicilere güçlü bir anlatım ve derin bir fikrî deneyim sundu. Mehmet Akif Ersoy’un "Safahat" eserinden ilhamla hazırlanan ve vicdan, özgürlük ile direniş temalarını işleyen oyun, Karabük Üniversitesinde sanatseverlerle buluştu. Karabük Üniversitesinde sahnelenen "Firavunla Yüz Yüze" tiyatro oyunu, hologram teknolojisiyle zenginleştirilmiş anlatımıyla izleyicilere güçlü bir sanat deneyimi sundu. Ünlü tiyatro ve sinema sanatçısı Ahmet Yenilmez, oyunun çıkış noktasına ilişkin değerlendirmesinde Mehmet Akif Ersoy’un fikir dünyasını sahneye taşımayı amaçladıklarını belirterek, "Bu yıl Mehmet Akif Ersoy’un Safahat eserini oyunlaştırdık. Yeni bir teknik uyguluyoruz hologramla ‘Firavunla Yüz Yüze’. Tam da bu zamanlarda, zamanın Firavun’unun zulüm saçtığı bir dönemde şöyle bir ayna tutmak istedik." ifadelerini kullandı. Yenilmez ayrıca Karabük Üniversitesinin uluslararası vizyonuna dikkat çekerek, "Üniversitemiz önemli bir üniversite. Adeta ülke dışında ‘gönül coğrafyamız’ diye tarif ettiğimiz coğrafyaya insan kaynağı yetiştiriyor." dedi. Oyunda, Ahmet Yenilmez ve Burak Alp Yenilmez sahne aldı. Eserde bireyin vicdanıyla yüzleşmesi, özgürlük arayışı ve zulme karşı direniş temaları işlendi. 15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen gösterime akademik ve idari personel, öğrenciler ve davetliler katıldı.
Karabük Karabük Üniversitesinde engelsiz üniversite çalışmaları ele alındı Karabük Üniversitesi’nde (KBÜ) düzenlenen toplantıda, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Engelsiz Üniversite Ödülleri başvuru süreçleri ve erişilebilirlik çalışmaları ele alındı. Karabük Üniversitesi’nde gerçekleştirilen programda, engelsiz kampüs uygulamalarının yaygınlaştırılması ve erişilebilirlik standartlarının geliştirilmesi değerlendirildi. KBÜ’de gerçekleştirilen toplantıda, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından engelli bireylerin üniversite yaşamına tam ve etkin katılımını desteklemek amacıyla verilen "Engelsiz Üniversite Bayrakları" ve "Engelsiz Program Nişanları" hakkında katılımcılara bilgi aktarıldı. Programda konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Elif Çepni, toplantının erişilebilirlik çalışmalarının geliştirilmesi ve bu alandaki farkındalığın artırılması açısından önemli olduğunu ifade etti. Engelliler Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İsa Özkan ise merkezin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi. Özkan, eğitimde erişilebilirlik (Yeşil Bayrak), mekânda erişilebilirlik (Turuncu Bayrak), sosyo-kültürel faaliyetlerde erişilebilirlik (Mavi Bayrak) ile Engelsiz Program Nişanı başlıklarında sürdürülen uygulamaları anlattı. Dr. Ekrem Karakaya Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya dekanlar, müdürler, akademik ve idari personel ile engelli öğrenci danışmanları katıldı. Programda ayrıca üniversite genelinde erişilebilirlik standartlarının yükseltilmesi, kapsayıcı uygulamaların yaygınlaştırılması ve engelsiz kampüs vizyonunun güçlendirilmesi hedefleri üzerinde duruldu.
İzmir Adm ve Gdz’den iş güvenliğinde yeni farkındalık yaklaşımı: ‘Evde Bekleyenlerin Var’ Adm ve Gdz, 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında 5 ilde hayata geçirdiği tiyatro çalışması ve ‘Evde Bekleyenlerin Var’ isimli kısa filmle, iş güvenliğini sahadan topluma taşıyan yeni farkındalık modelini ortaya koydu. Adm ve Gdz, İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında yürüttüğü çalışmalarla iş sağlığı ve güvenliğini kurum içi uygulama alanının bir adım ötesine taşıdı. Aydem çatısı altında elektrik dağıtım hizmeti veren Adm ve Gdz, sahada yürüttüğü uygulamaları tiyatro ve video gibi farklı anlatım araçlarıyla destekleyerek iş güvenliğini hem çalışanlar hem de kamuoyu nezdinde daha görünür ve etkili bir başlık haline getirmeyi hedefliyor. İş sağlığı ve güvenliği sahnede anlatıldı İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında hayata geçirilen ‘Önce Yaşam Güvenliği, Önce Sen’ temalı tiyatro oyunu, Tiyatral Çözümler ekibi tarafından sahnelendi. Özellikle sahada görev yapan çalışanlara yönelik kurgulanan ve interaktif yapısıyla dikkat çeken oyun; iş güvenliği bilincini güçlendirmeyi, ailelerde ve toplumda farkındalık oluşturmayı ve kurum kültürünü pekiştirmeyi amaçlıyor. Her yıl daha geniş kitlelere ulaşan tiyatro gösterisi hafta kapsamında çalışanlar ve ailelerinin katılımıyla 5 ilde yoğun katılımla gerçekleşti. ‘Evde Bekleyenlerin Var’ mesajı geniş kitlelere ulaştı Tiyatro çalışmasına paralel olarak hazırlanan ‘Evde Bekleyenlerin Var’ isimli kısa film ise iş sağlığı ve güvenliği farkındalığını daha geniş kitlelere taşımayı hedefliyor. Film, bir çalışanın evinden başlayıp sahada devam eden gününü anlatırken, iş güvenliğinin yalnızca teknik bir zorunluluk değil, doğrudan hayatla ilgili bir sorumluluk olduğunu vurguluyor. Sahada alınan her önlemin, çalışanın sevdiklerine sağlıklı ve güvenli bir şekilde kavuşmasını anlatan film, ‘güvenli dönüş’ fikrini merkeze alıyor. İş sağlığı ve güvenliği bilincini topluma taşıyan yaklaşım Adm ve Gdz’in hayata geçirdiği çalışmalar, iş sağlığı ve güvenliğini saha uygulamalarının ötesine taşıyarak farklı iletişim araçlarıyla destekleyen bütüncül yaklaşımı yansıtıyor. Tiyatro ve video ile güçlendirilen model; çalışan davranışlarını desteklemeyi, farkındalığı kalıcı hale getirmeyi ve iş sağlığı ve güvenliği kültürünü kurum sınırlarının ötesine taşıyarak toplumsal bir bilince dönüştürmeyi hedefliyor. "Evde Bekleyenlerin Var" kısa filmi buradan izlenebiliyor: https://youtu.be/nZsntrNuJxc?si=WTnPgHQsRLdjVliG