POLİTİKA - 27 Kasım 2025 Perşembe 14:16

CHP Elazığ Milletvekili Erol: Deprem konutlarının bu kadar kısa sürede yapılmış olmasını ben bir başarı hikâyesi olarak görüyorum"

A
A
A
CHP Elazığ Milletvekili Erol: Deprem konutlarının bu kadar kısa sürede yapılmış olmasını ben bir başarı hikâyesi olarak görüyorum"

CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, "Benim kimseden çekineceğim hiçbir şey yok, doğru gördüğüm her şeyi söylerim, eksiklikleri de açık yüreklilikle tarif ederim. Bakanım sizi ve Bakanlık bürokrasisini kutluyorum. Deprem konutlarının bu kadar kısa sürede, bu kadar büyük miktarda yapılmış olmasını ben bir başarı hikâyesi olarak görüyorum" dedi.

CHP’li Erol, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve ilgili kurumların bütçe görüşmelerinde söz aldı. Erol, geçen yılki bütçe görüşmelerinde, "Tunceli’ye ilişkin ‘Munzur Vadisi birinci derece sitten ikinci derece site çevrilmişti ve toplumsal olarak inanılmaz bir tepki vardı. Munzur Vadisi’nin yalnızca bir akarsu, bir doğal alan değil, aynı zamanda Alevi toplumu için inançsal bir değeri olduğunu da ifade etmiştim" dediğini hatırlatarak, "Sonra verdiğiniz talimat doğrultusunda üç ay gibi kısa bir sürede Munzur Vadisi’ne Pülümür Vadisi de dâhil edilerek ve sınırları da genişletilerek yeniden birinci derece sit ilan edildi, bu anlamda Bakanım, hem şahsınıza hem de bu konuda emeği geçen bürokratlara teşekkür ederim. Bu Alevi toplum için son derece anlamlı ve önemli bir karardı, teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.

Erol, 2020 yılında Elazığ’da deprem yaşandığını hatırlatarak, 2020 yılında yaşanan deprem sonrası gelişen süreçte itiraz ettikleri ama süreç içinde itiraz ettikleri konuların haksız olduğunu gördüklerini ifade etti. Erol, "2023 depreminde gördük ki, Malatya depreminde gördük ki aslında daha doğrusu mevcut yerleşim alanlarını ayağa kaldırmaktan ziyade yeni yerleşim bölgelerinde TOKİ konutlarının yapılarak kentte nüfus yoğunluğunun dağıtılmasının bir deprem anında yaşanan risklerin düşürülmesi için doğru bir karar olduğunu gördük ve bu anlamda da bu karardan dolayı da yetkili arkadaşlarımıza teşekkürlerimizi ilettik. Eleştirilerimiz de oldu, dedik ki ’TOKİ konutlarını yapıyorsunuz ama buraları yalnızca bir barınma alanı olarak planlamayın, buralar aynı zamanda bir yaşam alanı, bir yaşamın, bir mahalle kültürünün devam etmesine yönelik alışveriş merkezleri olmalı, sosyal alanlar olmalı, okullar olmalı, insanların günlük ihtiyaçlarını gideceği ticari alanlar olmalı’. Bu önerilerimiz de değerlendirilerek TOKİ bölgelerinde ticari alanlar ve günlük yaşamda ihtiyaç duyulan alanlar da giderildi. Riskli alanlarımız vardı, riskli alanlarda öncelikle insanlar önce çok büyük tepki verdiler" şeklinde konuştu.

Erol, 2023 yılında 11 şehri etkileyen deprem yaşandığını hatırlatarak, "Benim kimseden çekineceğim hiçbir şey yok, doğru gördüğüm her şeyi söylerim, eksiklikleri de açık yüreklilikle tarif ederim. Bakanım sizi ve Bakanlık bürokrasisini kutluyorum. Deprem konutlarının bu kadar kısa sürede, bu kadar büyük miktarda yapılmış olmasını ben bir başarı hikâyesi olarak görüyorum" diye konuştu.

Ahmet Umur Öztürk

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Rize Rize’de gençlerin sosyal medya bağımlılığı araştırılıyor Rize’de faaliyet gösteren Genç Düşünce Derneği, kentte yaşayan 18-30 yaş aralığındaki gençlerin sosyal medya bağımlılığını inceleyen bir araştırma başlattı. Avrupa Birliği ve Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklenen ‘Wifisiz Hayat Mis Gibi Hayat’ adlı proje Rize’de uygulanmaya başladı. Projenin ilk aşamasında Çayeli ilçesinde ‘Dijital Bağımlılıkla Mücadele Eğitmen Eğitimi’ gerçekleştirildi. Beş gün süren program boyunca katılımcılar sosyal medya bağımlılığına ilişkin atölyelere, çalıştaylara ve uzman isimlerin katıldığı seminerlere iştirak etti. Eğitim programında Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Taner Erol, dijital çağda ikna süreçleri ve zihin yönetimi üzerine sunum yaptı. Öğr. Gör. Barış Tüzüner dijital toplumda gerçeklik algısının oluşumunu, Öğr. Gör. Mehmet Çakır dijital dünyada popüler kültürün etkilerini, Öğr. Gör. Süleyman Kandemir ise dijital dünyanın hukuki boyutlarını ele aldı. Mehmet Özkan, Turkuvaz Medya bünyesinde gazeteci olarak edindiği tecrübelerle sosyal medya okuryazarlığı ve bilinçli dijital kullanım konularında bilgi aktardı. Rize’de bir medya gurubunun İmtiyaz Sahibi olan Aytekin Kalender, yerel medya perspektifinden dijitalleşme ve saha deneyimlerini paylaştı. Rize Sivil Toplum Gönüllüleri Platformu Başkanı Vatan Karakaş ise sivil toplum ve gençlik çalışmalarının dijital dönüşümdeki rolüne değindi. Eğitimi başarıyla tamamlayan katılımcılar, proje kapsamında ‘temsilci’ olarak görevlendirildi. Temsilciler, sosyal medya bağımlılığına yönelik hazırlanan anketi Rize’de yaşayan 18-30 yaş aralığındaki gençlere uygulayarak, saha verilerini derneğe ulaştırmayı hedefliyor. Elde edilen verilerin analiz edilmesiyle hazırlanacak rapor, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Etik Kurulu’na sunulacak ve akademik çalışmalara kaynak oluşturmuş olacak. Genç Düşünce Derneği Başkanı Halil İbrahim Aydın, projeye ilişkin yaptığı açıklamada, "Gençlerin dijitalleşme sürecinde karşılaştığı risklerin doğru analiz edilmesi ve bu alanda bilimsel temelli politikalar geliştirilmesi artık bir ihtiyaç olmaktan çıkıp zorunluluk hâline gelmiştir. Dernek olarak gençlik çalışmalarını yalnızca sosyal faaliyetlerle sınırlı görmüyor; gençlerin davranış, alışkanlık ve dijital etkileşim biçimlerine yönelik kapsamlı araştırmalar yapmayı görevimiz kabul ediyoruz. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz proje, gençlerin dijital mecralarla ilişkisini objektif verilerle ortaya koymayı ve elde edilen bulguları karar vericilerle paylaşarak çözüm odaklı bir yol haritası oluşturmayı hedeflemektedir. Gençlerin dijital dünyada karşılaştığı sorunları yalnızca bir bağımlılık meselesi olarak değil, aynı zamanda sosyal, psikolojik ve kültürel boyutları olan çok yönlü bir konu olarak ele alıyoruz. Bu nedenle proje sürecinde hem akademik dünyadan hem de sahada aktif çalışan uzmanlardan destek alınması bizim için büyük önem taşımaktadır. Elde edeceğimiz verilerin hem yerel düzeyde hem de ulusal ölçekte gençlik alanında yürütülecek çalışmalara katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu projeyi hayata geçirirken gençlerin fikirlerini merkeze almaya, katılımcılığı ve iş birliğini ön planda tutmaya özen gösteriyoruz. Proje çıktılarının gençlerin dijital farkındalığını artırmanın yanı sıra ailelere, eğitim kurumlarına ve kamu karar vericilerine de yol gösterici olacağına inanıyoruz. Destek veren tüm kurum ve paydaşlara teşekkür ediyor, projemizin gençlerimize ve ilimize değer katmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.
Trabzon Türkiye’nin tek yerli acil durum gıdası ve suyu Trabzon’da deprem çantasına giriyor Son yıllarda yaşanan büyük depremlerin ardından acil durum çantalarının önemi bir kez daha ortaya çıkarken, Türkiye’de deprem çantasında yer alması gereken en kritik ürünler Trabzon’da üretiliyor. Acil durum gıdası, acil durum suyu ve ilk yardım setiyle birlikte 72 saatlik yaşam desteği sunan yerli deprem çantası uluslararası standartlarda hazırlanıyor. Beşikdüzü Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Akana Deniz Teknolojileri’nde görevli Endüstri Mühendisi Mehmet Saygın, Türkiye’de hem acil durum gıdasını hem acil durum suyunu üreten tek firma olduklarını söyledi. Saygın, "Deprem çantalarının içinde mutlaka acil durum suyu ve acil durum gıdası bulunmalı. Bu ürünlerin raf ömrü 5 yıl ve bir kişinin 72 saatlik temel ihtiyacını karşılıyor. Son depremlerle birlikte bu konuda ciddi farkındalık oluştu" dedi. Deprem çantaları standart ve VIP olarak ikiye ayrılıyor Deprem çantalarının standart ve VIP olarak iki çeşide ayrıldığını belirten Saygın, "Deprem çantasının içeriğinde acil durum gıdası ve suyun yanı sıra ilk yardım seti, termal battaniye, dinamolu el feneri, düdük gibi temel ekipmanları yer alıyor. Standart olan çantamızın yüzde 70’i dolu, yüzde 30’u ise kullanıcının kendi inisiyatifine göre boş bırakılmış ve bu şekilde tasarlanmıştır. VIP modelde ise bu ekipmanlara ek olarak solar el feneri, powerbank, saç yıkama bonesi, dezenfektan ve termal koruyucu kıyafet bulunuyor" diye konuştu. Acil durum gıdasının uluslararası kurallara uygun olarak üretildiğini ifade eden Saygın, "Çantamızda bulunan acil durum gıdasını bir kişinin 3 günlük protein, karbonhidrat, yağ, tuz ve enerji ihtiyacını karşılayacak seviyede üretiyoruz. Fabrikamızda yüzde 75 kadın istihdamıyla bu üretimi gerçekleştiriyoruz" şeklinde konuştu.