POLİTİKA - 29 Ocak 2026 Perşembe 17:04

CHP Genel Başkanı Özel’den İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’na ziyaret

A
A
A
CHP Genel Başkanı Özel’den İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’na ziyaret

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti’nin 4. Olağan Kurultayı’nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu’nu ziyaret etti.


CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı’nda yeniden genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu’nu ziyaret etti. İYİ Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen görüşme yaklaşık 1 saat sürdü. İki genel başkan, görüşmenin ardından ortak basın açıklamasında bulundu. Müsavat Dervişoğlu, görüşmede ele alınması gereken bütün konuları değerlendirdiklerini ifade ederek, "Bunların içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik yargılamalarla alakalı yaşananlar da dahil olmak üzere kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunduk. Emeklilerin meselelerini ele aldık. Gençlerin sorunlarını ele aldık. Demokrasimizin karşı karşıya bulunduğu problemlerle ilgili olarak da fikirlerimizi paylaştık. Bununla birlikte Türkiye’de yaşanan süreçle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulmuş komisyon, o komisyonun raporu üzerindeki çalışmalar, bu zamana kadar yapılmış olanlara dair de düşüncelerimizi ifade ettik. Daha önce de defalarca belirttiğim gibi çözüm süreci adı verilen ihanet projesinin amacı Cumhuriyetimizin temel niteliklerini tartışmaya açmaktır. Bunu yeniden ifade ettim. Bunu başarmak için ise önce kelimeleri ve imajları değiştirmeye çalıştıklarını dile getirdim" diye konuştu.


CHP Genel Başkanı Özel ise geçen hafta gerçekleştirilen kurultayda yeniden genel başkan seçilen Dervişoğlu’nu kutlayarak, "Bugün ben buraya yaptığımız ziyarette bir siyasi partinin genel başkanına hayırlısı olsun ziyaretine gitmenin ötesinde, bir ağabey ve kardeş hukuku içinde olduğumuz ve iyi günümüzde, kötü günümüzde birbirimizin yanında olduğumuz bir büyüğüme, sabahleyin gelip bir kahvesini içme noktasındaki bir sıcaklığı hissederek geldim ve görüşmemiz de o çerçevede gerçekleşti. Son bir yılda Cumhuriyet Halk Partisi çok zor günlerden geçti. Acı günlerimiz oldu, kayıplarımız oldu. En kötü günümüzde hem insani olarak kardeşlerimizi, evlatlarımızı kaybettiğimiz günlerde İYİ Parti’nin tüm kadrolarını ve genel başkanını telefonun ucunda ilk arayan, yanımıza ilk koşan, acımızı ilk paylaşanlar arasında gördük" dedi.


İki lider açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.



"Suç örgütü lideri olarak tanımlanan kişinin etrafında 15 tane devlet korumasının işi nedir?"


Özel, ‘Aziz İhsan Aktaş’ davasının duruşmasında yaşananların sorulması üzerine ilk yargılamaların başladığına dikkati çekerek, "Dün fiziken netleşti. Milletin kapısından milletin seçtiği belediye başkanları ve milletin son seçimde birinci parti yaptığı CHP’nin genel başkanı giriyor. Diğer kapıdan ise Tayyip Bey’in atadıkları giriyor. Bu iftiraları iddianameye bile koyamayanlar ile onun itirafçısı aynı kapıdan girip çıkıyorlar. Kapılar net. Dün İYİ Parti’nin, Gelecek Partisi’nin, DEVA Partisi’nin ve çeşitli siyasi partilerin milletvekilleri ve temsilcileri bizle aynı kapıdan gelip adalet arayışında ve haysiyet suikastına karşı direnişte aynı yerlerde oturdular. Selamlaştık, genel başkanlarımızın selamını aldık. Aziz İhsan Aktaş da ‘Erdoğanların kapısından’ girdi. Sayın Erdoğan’ın atadıklarının kapısından girdiler. Aynı yerde oturdular, o kapıdan çıktılar gittiler. Benim oraya gittiğim araba partime ait. Aziz İhsan Aktaş’ın oraya geldiği arabanın kime ait olduğunu hepimiz biliyoruz. Ve Aziz İhsan Aktaş’ın etrafında ana muhalefet partisini koruyan, ana muhalefet partisinin genel başkanına devletin verdiği korumalardan çok koruma vermişler, Aziz İhsan Aktaş’ı koruyorlar. Kimi kimden koruyorsunuz? Kimi hangi kapıdan sokuyorsunuz? 770 yılla yargılanan ve iddianamede ‘suç örgütü lideri’ olarak tanımlanan kişinin etrafında 15 tane devlet korumasının işi nedir? Bu kişinin hakim-savcı kapısından girmesinin gerekçesi nedir? Gerekçe şu; biz Erdoğan’ın kendine hasım gördüğü tarafız. Onu iktidardan edeceğiz diye bizi düşman bildi, bize saldırıyor. Kendisine dost gördükleri o kapıdan giriyor" cevabını verdi.



"Dengesizliğin giderilmesi lazım"


Aynı soruya cevap veren Dervişoğlu ise 770 yılla yargılanan Aziz İhsan Aktaş’ın devlet korumasında mahkeme salonuna getirilmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirerek, "Burada bir dengesizlik vardır. Dolayısıyla o dengesizliğin giderilmesi gerekmektedir. Herkesi her şekilde itham etme geleneğinden gelen bir anlayışla da karşı karşıyayız. Silivri’de yapılan yargılamaların tamamını takip ediyoruz. Orada yapılan yargılamalar, soruşturmalar hukuk üzerinden bir değerlendirme yapma imkanı da sunuyor. En başından beri söylüyorum, bu soruşturmalar, kovuşturmalar ve yargılamalar, hukuki olmanın çok ötesinde siyasi bir iş hissiyatı oluşturuyor. Toplumun da genel kanaati bu. Ayrıca bu mahkemelerin, özel mahkemelermiş gibi bir yerden bir yere taşınması ya da yeni yapılacak yargılamalar için yeni salonların inşası sanki bir olağan dışı dönemde bütün bunların yapıldığına dair bir kanaat oluşturuyor. Hukuk devleti ve demokrasi açısından bunlar çok kabul edilebilir durum değildir" ifadelerini kullandı.



"İstanbul seçimini yenileyelim, iddia ediyorum 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız"


Erken seçimin bir çare olup olmayacağının sorulması üzerine Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kabul etmesi durumunda İstanbul seçimlerinin tekrarlanmasını kabul edebileceğini kaydederek, "Cesareti varsa kararı İstanbullular versin. Eğer Erdoğan’a inanıyorlarsa, Ekrem Başkan’ın suçlu olduğuna inanıyorlarsa Erdoğan’ın göstereceği adaya oy verirler. Ben o gün siyaseti bırakacağım. Mart ayının 29’unda, pazar günü yapılacak bir İstanbul yerel seçiminde adayım Ekrem İmamoğlu’dur. İstanbullular iki sene öncesine göre farklı düşünüyorlarsa, Ekrem Başkan’ı seçmezlerse ben siyaseti bırakıyorum. Ekrem Başkan siyaseti bırakıyor. Buyursunlar oynasınlar. İddia ediyorum ki 1 milyon değil, 1,5 milyon farkla o seçimi kazanacağız. Gelsinler, o seçimi yenileyelim. Bir tek şartım var. Eğer İstanbul seçimini biz kazanırsak yakamızdan düşecekler. Hemen getirecekler erken seçim sandığını. Türkiye’de yönetimi devralmaya hazırız" değerlendirmesinde bulundu.



"Hükümeti, TBMM’de yeterli çoğunluk olmaması münasebetiyle erken seçim yapmaya zorlayamıyoruz"


İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise aynı soruya şu cevabı verdi:


"Siyaset bir iddia işidir. Hükümeti TBMM’de yeterli çoğunluk olmaması münasebetiyle erken seçim yapmaya zorlayamıyoruz. 360 kişilik bir nitelikli çoğunluğa ihtiyaç var. Bu çoğunluğun elimizde olmaması, iktidara erken seçim demeden seçim yapılmasını mümkün kılmıyor. O sebeple CHP’nin değerli genel başkanı bir iddia ortaya koyuyor. Hukuken de yapabileceği bir işe işaret ediyor ve belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini eş zamanlı olarak istifa ettirelim. Madem ki erken genel seçim yapamıyoruz, üzerinde spekülasyon olan İstanbul meselesini çözelim diyor. 770 yıldan yargılanan bir adam devlet korumasıyla gelirken, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere belediye başkanları tutuklu yargılanmaya devam ediyor. Dolayısıyla bu haksızlığın da giderilmesini temin edebilmeyi mümkün kılalım ve seçimin işaret fişeğini İstanbul’dan atalım diyorlar. Bu siyasi bir iddiadır, karşılık bulup bulmayacağı da tartışma konusudur ama netice itibarıyla bir yöntemdir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 827 megavata ulaştı Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 641 kat artışla 25 bin 827 megavata erişti. Arz güvenliğinin sağlamlaştırılması adına yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam eden Türkiye, 2013 yılında sıfır olan güneş enerjisi kurulu gücünü her yıl katlayarak artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 25 bin 827 megavata ulaştı. Böylece, güneş kurulu gücü, 12 yılda 641 kat artış göstermiş oldu. Söz konusu kapasite, Türkiye’nin toplam kurulu gücü içinde güneşin payını da ciddi bir yere taşıdı. 2014 yılında güneşin toplam kurulu güç içinde binde 1 olan payı, 2026 yılının başında yüzde 20,9’a erişti. Diğer bir deyişle, toplam kurulu gücün 5’te biri güneşten oluştu. Güneş, aradan geçen sürede elektrik üretiminde de önemli bir yer tuttu. 2014’te 17 gigavatsaat olan güneşten elektrik üretimi, 2025 yılı sonunda 38 bin 69 gigavatsaate ulaştı. "Güneşimiz parlamaya devam edecek" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Çok ciddi bir güneş enerjisi potansiyeline sahibiz. YEKA yarışmalarıyla, öz tüketim için kapasite tahsisleriyle bu potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirerek önemli bir seviyeye taşıdık. 2025 yılını yenilenebilir enerjide rekorla kapattık. 2026 yılı da yenilenebilirde yeni bir rekor yılı olacak. 2035’te güneş ve rüzgarda ‘120 bin megavat kurulu güç’ hedefimize ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Güneşimiz parlamaya devam edecek" dedi. 80 milyar dolarlık yeni yatırım Yenilenebilir enerji alanında yatırımların giderek arttığına da işaret eden Bakan Bayraktar, 120 bin megavat hedefi doğrultusunda 2035’e kadar yaklaşık 80 milyar dolarlık yeni yatırımın hayata geçmesinin planlandığını da kaydetti.
Konya Davulcular bahşişi süslenen eşek arabasıyla topluyor Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Yeşildağ Mahallesi’nde, Ramazan ayı boyunca vatandaşları sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, süslenen eşek arabasıyla davul çalarak mahalleyi dolaşıp bahşiş topladı. Yeşildağ’da geçmişten günümüze uzanan renkli bir gelenek yeniden hayat buldu. Mahallede Ramazan ayı boyunca sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, ayın sona ermesiyle birlikte bahşişlerini toplamak için farklı bir yöntem izliyor. Arife günü başlayan ve bayramın ilk günlerinde de devam eden gelenekte davulcular, balon ve çeşitli süslerle donatılan eşek arabasıyla mahalleyi yine davul çalarak dolaşıyor. Mahalle meydanından başlayan bahşiş toplama geleneğinde davulcular, kapı kapı gezerek hem vatandaşlarla bayramlaşıyor hem de bahşişlerini topluyor. Parası olmayan vatandaşlar ise davulculara yem veya saman vererek katkıda bulunuyor. Ortaya çıkan renkli görüntüler mahalle sakinlerinin ilgisini çekerken, geleneğin yeniden canlandırılması büyük memnuniyet oluşturdu. Organizasyonu üstlenen mahalle sakinlerinden Osman İltar, geleneğin geçmişten geldiğini belirterek, "Eskiden beri süregelen, atalarımızdan kalan bir gelenek. Arife günü başlıyor, bayramın birinci ya da ikinci gününe kadar devam ediyor. Bu şekilde süsleniyor, bahşiş toplanıyor. Parası olan para veriyor, olmayan yem ya da saman veriyor. Uzun süre unutulmuştu, son birkaç yıldır yeniden canlandırdık. İnşallah bundan sonra da yaşatmaya devam edeceğiz" dedi.
Van Tedavi edilen yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazır Van’da çeşitli nedenlerle yaralanan ve bitkin düşen yaban kuşları, tedavi süreçlerinin tamamlanmasının ardından yeniden doğal yaşam alanlarına kavuşmak için gün sayıyor. Van Gölü Havzası’nda yaralı veya bitkin halde bulunarak koruma altına alınan yaban kuşları, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki tedavilerinin ardından yeniden doğal yaşam alanlarına dönmek için gün sayıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğü ekipleri ve duyarlı vatandaşlar tarafından merkeze ulaştırılan; aralarında Kızıl Akbaba, Şahin, Puhu ve Kaya Kartalı gibi türlerin bulunduğu çok sayıda yırtıcı kuş, Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan ve ekibi tarafından titiz çalışmalarıyla sağlığına kavuşturuluyor. Kış şartları, açlık ve avcı baskısı gibi nedenlerle zarar gören farklı türlerdeki yaban kuşları, yapılan bakım ve rehabilitasyon sürecinin ardından sağlıklarına kavuştu. Tedavi sürecinde beslenmeleri düzenli olarak sağlanan ve uçma kabiliyetleri yeniden kazandırılan kuşların, kısa süre içerisinde doğaya salınacak. "Rehabilitasyon süreçleri tamamlandı" Merkez Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Merkezimiz, Van Gölü Havzası’ndaki bütün yaban hayvanların sorunlarıyla ilgilenmekte. Doğal hayat ve yaban hayvanları ile ilgili çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak bu habitatın bozulmaması için çalışmalar yürütmekte. Van Gölü Havzası’nda Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğüne bağlı Siirt, Hakkari, Bitlis, Muş ve Van ilinde yaralanan yaban hayvanları merkezimize gelmekte ve tedavileri yapılıp tekrar doğaya kazandırmaktayız. Amacımız doğada bir tane canlının eksilmemesi. Hayvanat bahçesi gibi esarette olan hayvanlar yerine tedavilerini ve rehabilitasyonlarını yapıp doğaya bırakmaktayız" dedi. "Van’da şifa bulan yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazırlanıyor" Yılın her gününde, her haftasında, her ayında, her mevsiminde merkezlerine yaban hayvanları bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Kış sezonuna girdiğimizde göçemeyen veya nakil durumunda olan hayvanlar merkezimize geritiriliyor. Tabii kış sezonunda tekrar doğaya bırakıldıklarında yaşayamayacak hayvanları kış boyunca onların habitatına uygun misafir ediyoruz. Bunlardan birisi Hakkari’den gelen Kızıl Akbaba. Kızıl Akbaba kendi toparladı. Yakında doğal alanına bırakacak" diye konuştu. Aslan, "Doğaya dönmeye hazır. Baharın ve Nevruz’un gelmesiyle yeniden hayatın canlanmasına bağlı olarak bunu da tekrar doğaya bırakacağız ve doğada yaşaması için gerekli bütün çabaları kazanımları yaptık. Şimdi de doğaya bırakmak istiyoruz. Merkezimizde şu an itibariyle Oklu Kirpi, 2 Kaya Kartalı, 1 Şahin’in tedavileri devam etmekte. Bunlardan da Oklu Kirpi’nin, 2 Kaya Karta’lının ve 2 Puhu’nun tedavisi tamamlandı. Doğa Koruma Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğüne teslim edip onların uygun gördüğü bir tarihte ve geldikleri yerde uygun yerine tekrar habitatına salacak. Ekolojik dengede yerlerini alacaklar. Yaban hayvanları hiç insanla temasa geçmemiş hayvanlardır. Ama bazen göçemeyenler olduğu zaman bize getirip tedavisini yapıp tekrar doğaya bırakmaktayız" şeklinde konuştu.