POLİTİKA - 12 Şubat 2026 Perşembe 15:42

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgarı esiyor"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgarı esiyor"

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgarı esiyor. Bölgesel krizlerin çözüm arayışında Türkiye'nin kapısı daha sık çalınıyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı.

Burada konuşan Erdoğan, AK Parti olarak kadroyu güçlendirmeye devam ettiklerini ve partiye yönelik büyük bir teveccühün söz konusu olduğunu belirterek, "Geçen ay Grup Toplantımızda 3 yeni milletvekilimiz AK Parti saflarına dahil oldu. 4 ilçe ve belde belediye başkanımız da Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantımızda AK Parti ailesine katıldı. Türkiye Yüzyılı’nın inşasına omuz vermek için partimize intisap eden tüm arkadaşlarımıza bir kez daha hoş geldiniz diyorum" ifadelerini kullandı.

"Bugün siyasetin merkezi Cumhur İttifakı’dır"

Muhalefetin şiddet, hakaret, ve tahrik dozu giderek artan propagandasına rağmen AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın çekim merkezi olmayı sürdürdüğüne değinen Erdoğan, "AK Parti bugün Türkiye'nin hem en büyük siyasi partisi hem de en kurumsal siyasi hareketidir. Cumhur İttifakı ise devletimizin bekasının milletimizin birlik ve dirliğinin en sağlam güvencesidir. Bugün siyasetin merkezi Cumhur İttifakı'dır. Şayet AK Parti güçlü, Cumhur İttifakı ayaktaysa evelallah 86 milyonun her bir ferdi güvendedir. Türkiye'nin aydınlık yarınları teminat altındadır" dedi.

"Türkiye'nin en büyük şansı AK Parti ve Cumhur İttifakı'dır"

Bölgedeki ve dünyadaki gelişmeleri, yakın takip ettiklerini, ezberlerin bozulduğunu ve kurumların irtifa kaybettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mevcut düzen temelden çatırdarken yerine ne geleceğini kimse kestiremiyor. Bütün bunlara baktığımızda Cumhur İttifakı'nın ülkemiz ve milletimiz açısından ne manaya geldiği özellikle bugünlerde daha iyi anlaşılıyor. Şurası tartışmasız bir hakikattir; belirsizliklerin küresel düzeyde, arttığı her gün yeni bir krizin patlak verdiği, haklının güçlü değil güçlünün haklı olduğu günümüz jeopolitiğinde Türkiye'nin en büyük şansı AK Parti ve Cumhur İttifakı'dır. Tecrübeli, liyakatli, dürüst, çalışkan kadroların iş başında olmasıdır" açıklamasında bulundu.

"Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgarı esiyor"

Son 10 yılda yaşanan gelişmelere değinen ve gelişmiş ülkeler dahil olmak üzere dünyanın herhangi başka bir devletinin başına gelse yerle yeksan olabileceği nice krizi başarıyla yönettiklerini söyleyen Erdoğan, "Doğal afetinden savaşlara kadar en zorlu badirelerin üstesinden alnımızın akıyla geldik. Türkiye'yi sıcak çatışmaların tarafı haline getirmeye yönelik tuzakların tamamını boşa çıkardık. Dengeli, itidalli ve stratejik aklı merkezi alan dış siyasetimizle ülkemizi krizlerin çözümünde anahtar ülke konumuna getirdik. Ana muhalefetin başındaki zat yabancılar karşısında şekilden şekle girerken biz her alanda Türkiye'yi şanla, şerefle temsil ettik ve ettirdik. Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgarı esiyor. Bölgesel krizlerin çözüm arayışında Türkiye'nin kapısı daha sık çalınıyor. Türkiye'nin ne diyeceği, nasıl tavır alacağı dikkatle takip ediliyor. Türkiye gündemi belirlenen ülke değil, gündem belirleyen bir ülke olarak adından daha fazla söz ettiriyor. Cenabı Allah'a ne kadar hamd etsek az" dedi.

Türkiye’nin şanlı tarihine yakışır bir biçimde uluslararası alanda güçlü bir varlık gösterdiklerini aktaran Başkan Erdoğan, gelecekte ay yıldızlı al bayrağın daha gururla dalgalanacağını, büyük ve güçlü Türkiye’nin ayak seslerinin daha fazla duyulacağını söyledi. Erdoğan, "Kızıl elmamız olan Türkiye yüzyılı kuvveden fiile geçene kadar durmadan duraksamadan çalışmaya inşallah devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

"Hiçbir görev diğerinden önemli veya önemsiz değildir"

AK Parti’nin bir kadro ve dava hareketi olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Kökü mazide gözü atide kutlu bir mücadelenin neferleriyiz. Görevi, unvanı, makamı ne olursa olsun teşkilatımızın her bir mensubu bu mücadelede son derece stratejik bir vazife icra etmektedir. Dolayısıyla il, ilçe başkanlığı ne kadar önemliyse mahalle temsilciliği de o derece önemlidir. Belediye başkanlığı ne kadar mühimse belediye ve il meclis üyeliği de o derece mühimdir. Sandık müşahitlerimizin yeri nasıl doldurulamazsa elinde broşürle kapı kapı dolaşan gönüllülerimizin de yerini kimse alamaz. Hiçbir görev diğerinden önemli veya önemsiz değildir. Mesele verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmek, bulunduğu konumda en ideali ortaya koymak, elinden gelenin en iyisini yapabilmektir. Mesele milletin bize emaneti olan hakkını verebilmektir. Mesele aşkla, sevdayla, heyecanla, sabır ve samimiyetle koşturmaktır. Mesele tevazuyu elden bırakmadan, kibre kapılmadan, niyeti ve istikameti bozmadan son ana kadar millete hizmetkar olabilmektir. Millete hizmet yolunda bıkkınlığa, yorgunluğa ve rehavete yer olmadığını hiçbirimiz unutmamalıyız. Bizim siyaset geleneğimizde hiçbir mazeret başarının yerini tutmaz. Sizlerden tarihi bir dönemde Türkiye'nin istikbali adına son derece tarihi bir misyonu yerine getirdiğinizin şuuruyla çalışmanızı istiyor, bunu sizden bekliyor ve sizlere sonsuz güveniyorum."

"Gönül sofralarımızda aynı pideyi bölüşmenin manevi lezzetini tadacağız"

Gelecek hafta başlayacak olan Ramazan ayını her yıl olduğu gibi bu senede dolu dolu geçirme niyetinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, "Talimatlarımız doğrultusunda Teşkilat Başkanlığımız, Kadın ve Gençlik Kollarımızın da katkısını alarak oldukça kapsamlı bir plan hazırladık. Buna göre Aile ve Gençlik Fonu’ndan aldıkları desteklerle yeni yuva kuran genç çiftlerimize ilk Ramazanlarında misafir olacağız. Şehit yakınlarımız ve gazilerimizle bir araya geleceğiz. Gönül sofralarımızda aynı pideyi bölüşmenin manevi lezzetini tadacağız. Artık Ak Gençlik klasiğine dönüşen ‘İftara Beş Kala ve Sahura Beş Kala’ çalışmalarımıza bu yılda devam ettiriyoruz. Özellikle deprem bölgesindeki kardeşlerimizin yanlarında olmaya büyük önem veriyoruz. Teslim ettiğimiz konutların gerçek anlamda birer yuvaya dönüşeceği bu mübarek ayda vatandaşlarımızla iftar ve sahur sofralarında buluşacağız. Kadın kollarımız aynı şekilde farklı etkinliklerle rahmet ve bereket ayını en güzel şekilde değerlendirecek yoksulların kapısını çalacak gariplerin elinden tutacak yetimin, öksüzün gözyaşını silecek" ifadelerine yer verdi.

Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında da çalışmaların ihmal edilmeyeceğine dikkati çeken Erdoğan, Avrupa’da yaşayan Türklerle iftar programlarında bir araya geleceklerini kaydetti. Ayrıca Erdoğan, Gazzelileri ve Suriyelileri de bu Ramazan’da unutmayacaklarını sözlerine ekledi.

"Aradan 87 yıl geçti, Türkiye değişti, gelişti ve güçlendi ama CHP'nin afetlere karşı yaklaşımında hiçbir değişim yaşanmadı"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Aralık’ta Hatay’da 455 bininci afet konutunun anahtarlarının hak sahibine takdim edildiğini hatırlatarak, "Afet konutlarının ödeme planıyla ilgili müjdelerimizi halkımızla paylaştık. Öncesinde ana muhalefet partisi ‘boş senet imzalatıyorlar’ gibi zırvalarla milletimizi galeyana getirmeye çalıştı. ‘Faizle afet konutu satıyorlar’ diyerek milletin gözünün içine baka baka açıkça yalan söylediler. Deprem bölgesine bir çivi çakmadıkları halde bir de çıkıp abuk sabuk iddialarla depremzedelerimizi hükümetimize karşı kışkırtmaya çalıştılar. 1939 Erzincan depremi olduğunda dönemin iktidarı vatandaşa yardım namına sadece 8 çivi tevzi etmiş fakat bu 8 çiviyle ev inşa etmenin sırrını milletimize öğretmemişti. Aradan 87 yıl geçti, Türkiye değişti, gelişti ve güçlendi ama CHP'nin afetlere karşı yaklaşımında hiçbir değişim yaşanmadı. Dün 8 çivi vermeyi başarı gören zihniyet bugün de çöp konteynerleriyle, kilit taşıyla, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen pikapla övünüyor. Depremin üzerinden üç yıl geçmiş hala ortada doğru düzgün eserleri yok. Aslında 455 bin konuta kara çalmasa, çöp konteynerleriyle övünmesini bir yere kadar anlayışla karşılar, ‘çapları bu kadarmış’ der geçeriz. Bu erdemi de göstermiyorlar. Ne iş yapıyorlar ne de bizim iş yapmamızı istiyorlar. Ne hizmet ediyorlar ne de bizim millete hizmet etmemizi istiyorlar. Kendilerini devletin yegane sahibi olarak görme huylarından bir türlü vazgeçmediler. Ey CHP, biz sizin cemaziyel evvelinizi çok iyi biliriz" dedi.

"Bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz ne gücünüz yetmez Özgür"

İstanbul Belediye Başkanı olarak görev yaptığını ve İstanbul’u çöp, çukur ve çamur bataklığından devraldıklarını hatırlatan Başkan Erdoğan, "İstanbul’u bu halde devraldık, 140 kilometre Istranca dağlarından İstanbul’a suyu biz getirdik. Şimdi çıkmışlar dün mecliste yaşanan sahneleri inanıyorum ki izlediniz. CHP'nin faşizan ve kibirli zihniyetine hep beraber bir kez daha tanık olduk. Yeni bakanlarımızın yemin etmesine engel olmak için her türlü eşkıyalığı, milletin kürsüsünü işgal etmek dahil her türlü zorbalığı sergilediler. Engelleyemeyeceksiniz, durduramayacaksınız. Bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz ne gücünüz yetmez Özgür. Evet, anayasal bir hak. Yeminler yapıldı mı? Yapıldı. İş bitti mi? Bitti. Ne oldu? Rahat dursanız da güzel güzel bu yeminler yapılsa olmaz mıydı? Olurdu ama bunlarda demokratik anlayış yok. Bunlar o faşist anlayıştan vazgeçemezler. Bunların iliklerine kadar sinmiş. Bozgunculuk yaparak, milli iradeye karşı edepsizlik ederek, gazi meclisin saygınlığına gölge düşürerek çirkin ve çirkef siyasetlerini genel kurul salonuna taşıyarak nasıl bir zihniyete sahip olduklarını tekrar gösterdiler. Bu kendini bilmezlere sormak lazım. Türkiye Büyük Millet Meclisi sizin keyfinize göre kavga çıkaracağınız bir eylem alanı mıdır? Siz gazi meclise milletin hakkını, hukukunu savunmaya mı geldiniz? Yoksa terör estirmeye mi? Kavgayı, nefreti, öfkeyi, hakareti yüce meclise taşımaktan hiç mi rahatsız olmuyor, hiç mi utanmıyorsunuz? Daha ne kadar kendinizi rezil edecek, küçük düşürecek, size oy veren vatandaşlarımızın başını yere eğdireceksiniz. Ana muhalefetin siyaset kurumuna olan güveni dinamitleyen, meclisin vakarına zarar veren hepsinden öte aziz milletimizi rencide eden dünkü saldırılarını telin ediyor ve reddediyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Muhammed Musab Gümüşer - Fırat Demir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Sivas’ın bacasız fabrikası 52’nci yılını kutladı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin (SCÜ) 52’inci kuruluş yıl dönümü törenle kutlandı. Yarım asrı deviren üniversitenin akademik başarılarının ve stratejik yatırımlarının damga vurduğu programda, sağlıkta markalaşma ve uluslararası başarılar ön plana çıktı. Sivas’ta 9 Şubat 1974 tarihinde kurulan ve şehrin en önemli değerlerinden birisi olan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin 52’nci kuruluş yıldönümü kutlandı. Programa Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Belediye Başkanı Adem Uzun ile il protokolü katıldı. Törene Anadolu Üniversiteler Birliği üyesi üniversitelerin rektörleri ve çevre illerden gelen toplam 21 rektör de katıldı. "SCÜ, ülkemize değer katmaya devam etmektedir" Programda konuşan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül, "Sivas’ımız, Anadolu Selçuklu Devleti döneminde 13. yüzyılda inşa edilen Gök Medrese, Buruciye Medresesi ve Şifaiye Medresesi gibi yapıları ile bilim, eğitim ve kültürün önde gelen merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Bu yapılar, şehrimizin tarih boyunca öğrenmeye ve ilme verdiği değerin somut göstergeleridir. Bu köklü mirasın üzerine inşa edilen Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Cumhuriyetimizin 50’inci yılı anısına kurulmuş ve 9 Şubat 1974’ten bu yana ülkemizin köklü eğitim kurumlarından biri olarak yoluna devam etmektedir. Bugün bünyesinde 18 fakülte, 4 enstitü, 1 konservatuvar, 4 yüksekokul, 14 meslek yüksekokulu ve 37 Araştırma Merkezi bulunan üniversitemiz; 2 bin 343 akademik personeli, 3 bin 539 idari personeli, 47 bin 475 öğrencisiyle büyük bir akademik aileye dönüşmüş; 2 bin 565 yabancı öğrencisiyle de uluslararasılaşma hedeflerini başarıyla sürdürmektedir. Geniş kampüsünde tıptan mühendisliğe, sosyal bilimlerden güzel sanatlara uzanan akademik deneyimiyle ülkemize değer katmaya devam etmektedir" dedi. "Üniversitemiz gelişimini sürdürüyor" Üniversitenin her yıl yeni başarılara imza attığını ifade eden Prof. Dr. Şengönül, "Yenilikçi yaklaşımımız ve ortak akılla ilerleyen yönetim anlayışımızla birlikte üniversitemizin geleceğe emin adımlarla yürüdüğünün kanıtıdır. Son verilere göre, fakültelerimiz, enstitülerimiz ve yüksekokullarımız bünyesinde gerçekleştirilen akademik faaliyet sayılarında 2025 yılı önceki yıllara oranla çarpıcı bir artış göstermiştir. Gelinen aşamada üniversitemiz, yükseköğretimin en saygın değerlendirme sistemlerinden biri olan Times Higher Education (THE) World University Rankings 2026 sonuçlarında önemli başarılar elde ederek uluslararası görünürlüğünü de artırmıştır. Alan bazlı sıralamalarda özellikle Yaşam Bilimleri, Mühendislik, Fizik Bilimleri ile Tıp ve Sağlık Bilimleri alanlarında dikkat çekici performans sergilemiştir. Yaşam Bilimleri alanında Türkiye’de 6 plus aralığında, Mühendislik alanında dünya sıralamasında 801-1000, Türkiye sıralamasında 21 plus aralığında yer almıştır. Fizik Bilimleri alanında ise dünya sıralamasında 801-1000, Türkiye sıralamasında 13 plus aralığında yer alırken, Tıp ve Sağlık Bilimleri alanında Türkiye’de 27 plus aralığında yer almıştır. Bu başarılar bile tek başına üniversitemizi daha nitelikli, daha güçlü ve daha saygın bir noktaya taşımak için kararlılıkla ilerlediğimizin en somut göstergesidir. Bugün geldiğimiz noktada üniversitemiz, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yükseköğretime ve bilime verdiği güçlü destek sayesinde gelişimini sürdürmektedir" şeklinde konuştu. Programın sonunda "Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları" listesine giren akademisyenlere ve üniversiteye 40 yılı aşkın süredir hizmet veren personele plaket takdim edildi.
Giresun Giresun’da Harşit Savunması 108. yılında anıldı Giresun Valiliği himayesinde düzenlenen Harşit Savunması’nın 108. yıldönümü anma programı Tirebolu ilçesinde gerçekleştirildi. Giresun Valiliği öncülüğünde Harşit Savunması Vakfı, Giresun Orman Bölge Müdürlüğü, Artvin Orman Bölge Müdürlüğü ve Kürtün Belediye Başkanlığı organizasyonuyla gerçekleştirilen program ’Şehitlere Saygı ve Zafer Yürüyüşü’ ile başladı. Demirci Mahallesi’nden başlayan yürüyüş, Kuşkayası mevkiinde Harşit şehitleri anısına yapılan 100. Yıl Orman Parkı’nda sona erdi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını Harşit Savunması Vakfı Başkanı Mustafa Özkaya yaptı. Özkaya, konuşmasında Harşit Savunması’nın tarihi sürecine ilişkin bilgiler vererek programa katılım sağlayanlara teşekkür etti. Özkaya konuşmasında, "Burası yoklukların, kıtlıkların ve açlığın yaşandığı bir hattır. Özellikle Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz’den, tarihçilerin ifadeleriyle Harşit Nehri’nin batısına 650 bin muhacirin göç ettiği bir bölgedir. Burası doğal bir cephedir. Çoruh’tan sonra debisi en yüksek nehirdir ve nehrin sağlı sollu yüksek eğimli dağlarla çevrili olması burayı stratejik bir savunma hattı haline getirmiştir. İşte bu nedenle düşman buradan geçememiştir. Bir düşünürün ifadesiyle söylemek gerekirse, bir Çanakkale geçilememiştir, bir de Harşit geçilememiştir" ifadelerini kullandı. Programda konuşan Giresun Valisi Mustafa Koç ise, Harşit Zaferi’nin milletin bağımsızlık iradesinin simgelerinden biri olduğunu vurguladı. Vali Koç, "Bugün burada, milletimizin bağımsızlık iradesini destanlaştırdığı Harşit Zaferi’nin 108. yıl dönümünü kutlamak ve bu zaferi canları pahasına bizlere armağan eden aziz şehitlerimizi yad etmek için bir aradayız. Bunun gururunu, heyecanını ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı başta olmak üzere tarihimizdeki nice zaferlerde, millet olmanın gereği olarak din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin genç, yaşlı, kadın, erkek demeden vatanımıza ve mukaddesatımıza zarar gelmemesi için topyekûn mücadeleler verilmiştir. Bu mücadeleler neticesinde Harşit’te olduğu gibi pek çok kahramanlık destanı yazılmıştır. Bugün tarif edilmesi zor yokluklar ve imkansızlıklar içerisinde bu toprakların vatan olması için verilen mücadeleler asla unutulmamalı ve unutturulmamalıdır" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından şehitler için dua edildi. Program, 100. Yıl Orman Parkı’nda Harşit şehitleri anısına gerçekleştirilen ağaç dikimiyle sona erdi.
Bitlis Pandaya benzeyen kuzu incelemeye alındı: "Binde bir görülen anomali olabilir" Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde panda yavrusunu andıran görünümüyle dikkat çeken ve ölü doğan kuzu için bilimsel inceleme başlatıldı. Adilcevaz ilçesine bağlı Akçıra köyü Gölbaşı mezrasında doğum yapan bir koyunun ölü olarak doğurduğu kuzu görenleri hayretler içerisinde bıraktı. Konuya ilişkin çekilen videolar üzerinden veteriner hekimler değerlendirmelerde bulunurken, yapılan ilk değerlendirmelerde olayın çoklu doğumsal anomali vakası olduğu belirlenmişti. Anomaliye neden olan sebeplerin araştırılması ve inceleme için Veteriner Hekim Öğretim Görevlisi Şevket Soylu’ya başvuruldu. İlk belirlemelere göre kuzunun arka bacaklarının bulunmadığı, gövdesinin yarım geliştiği ve baş ile vücut kısmının aşırı sıvı ile dolu olduğu tespit edildi. Yapılan ilk değerlendirmede kuzunun genetik açıdan ender rastlanan bir duruma sahip olabileceğini ifade eden Soylu, kesin sonucun yapılacak otopsinin ardından netlik kazanacağını söyledi. Vakanın oldukça nadir görüldüğünü belirten Şevket Soylu, "Bir arkadaşımız aracılığıyla bir hayvan sahibinin anomaliye sahip bir kuzusunun dünyaya geldiğini duyduk. Gönderilen görseller üzerinde yaptığımız ilk fiziksel incelemede kuzuda birkaç doğumsal anomalinin bir arada olabileceğini gördük. Detaylı incelemelerin yapılması amacıyla kuzuyu Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı’na nekropsi için naklettik" dedi. İnceleme sonucunda anomalinin oluşum nedenlerinin araştırılacağını belirten Soylu, elde edilecek bilgiler doğrultusunda hayvan sahibine bundan sonraki doğumlar ve yetiştiricilik sürecinde dikkat edilmesi gereken konular hakkında bilgi verileceğini ifade etti. Benzer vakalara daha çok buzağılarda rastladıklarını, kuzularda ise oldukça nadir görüldüğünü dile getiren Soylu, "Bu durum enfeksiyon, genetik faktörler veya doğumsal anormalliklerden kaynaklanabilir. Ancak daha çok genetik ve doğumsal anomalilere bağlı, binde bir yaşanan nadir olaylardan biri olabileceğini düşünüyoruz. Akondroplazi, anfizem, anasarka ve hidrosefali gibi anomalilerin bu vakada bir arada bulunması muhtemel. Yapılacak incelemeler sonrası çok daha sağlıklı sonuçlara ulaşacağız" diye konuştu.