POLİTİKA - 29 Nisan 2026 Çarşamba 15:32

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mecliste AK Parti Grup Toplantısı’nda konuştu. Konuşmasına grup toplantısının Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesi temennisiyle başlayan Erdoğan, Filistin halkının maruz kaldığı zulme ve gösterdiği direnişe değinerek, "Onca barbarlığa, onca zulme ve soykırıma rağmen ’Susarsak eğer taşları sıkacağız. Acıkırsak eğer toprakla doyacağız ama asla terk etmeyeceğiz. Kanımız masumdur ama onu dökmekten çekinmeyeceğiz, mazimiz önümüzde uzanıyor. Yaşadığımız an içimizde, gelecek sırtımızda’ diyerek topraklarına sahip çıkan Filistin’in yiğit evlatlarını bugün bir kez daha hürmetle selamlıyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dualarımızla, desteklerimizle daima yanlarında olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" ifadelerini kullandı.



"Kut zaferi ile Bağdat’ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1’inci Dünya Savaşı’nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır"


Kut’ül Amare Zaferi’nin 110’uncu yılının idrak edildiğini hatırlatan Erdoğan, "Kut zaferi ile Bağdat’ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1’inci Dünya Savaşı’nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır. Bu zaferde başta General Townshend olmak üzere 5 general ve 476 subayla birlikte toplam 13 bin 309 kişi esir alınmıştır. Zafer sonrasında gazilere hitap eden 6. Ordu Komutanı Halil Kut Paşa, askerlerini ’Aslanlarım, bugün şu kızgın toprağın güneşli semasında şühedamızın ruhları şad-u handan uçuşurken ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum’ diyerek tebrik etmişti. 18. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ise muzaffer askerlerini kutlarken onlara şunları emrediyordu; ’18. Kolordu’nun aslan yürekli erleri, Cenab-ı Hakk’a secdeye kapanalım. Bu akşam şehitlerimize Fatihalar, Tebarekeler, Yasinler okunsun. Gaziler birbirine sarılsın, birbirini tebrik etsinler. Ben de bugünkü Kut’ül Amare Bayramı vesilesiyle sizin pak ve yüksek alınlarınızdan samimiyetle öpüyorum’" dedi.



"Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur; aynı hakikat Kut’ül Amare için de geçerlidir"


Kut’ül Amare Zaferi’nin tarihe şerefle yazılmış bir kahramanlık destanı olarak yazıldığını ve milli hafızada bu zaferin yer aldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu zafer, belli kesimler tarafından tekrar köpürtülen ‘Birinci Dünya Savaşı’nda Araplar bizi sırtımızdan hançerledi’ yalanını deşifre eden en bariz örneklerden biridir. Kut halkı, Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ederek kuşatmaya destek olmuş, hatta bu uğurda pek çok şehit vermiştir. Köklü bir Arap ailesinin mensubu olan Uceymi Paşa, muhasara altında kalan bir birliğimizi yanındaki adamlarıyla beraber kurtarmıştır. Arapların yanı sıra Kürdi, Berzenci ve Talabani gibi Kürt aşiretleri de Osmanlı ordusunun yanında savaşmışlardır. Tarihçilerimize göre ordumuza destek veren Arap aşiretlerinin içinde Şii olanlar da bulunuyordu. Zaferin bu yönü, sık sık altını çizdiğimiz Türk, Kürt ve Arap ittifakının ne kadar stratejik bir önemde olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Sadece Kut’ül Amare’de değil, aynı uhuvvet tablosuna Çanakkale’de de şahit oluyoruz. Saraybosna’dan Üsküp’e, Bakü’den Kudüs’e, Bağdat’tan Şam ve Halep’e kadar nice kardeşimiz ecdadımızla birlikte omuz omuza çarpışmış, şehit düşmüş ve kara toprağı kanlarıyla sulamışlardır. Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur; aynı hakikat Kut’ül Amare için de geçerlidir. Orada da vahdet nifaka galip gelmiş, toplu vuran yürekleri hiçbir müstevli gücün sindiremeyeceği net bir şekilde görülmüştür" diye konuştu.



"Coğrafyamızı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattımız kenetlenmektir"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte olduğu gibi günümüzde de kardeşi kardeşe kırdırmak suretiyle Türkiye’nin bulunduğu coğrafyayı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattının bir duvarın tuğlaları misali kenetlenmekten geçtiğini vurgulayarak, "Kökenlerimiz, mezheplerimiz, meşreplerimiz farklı olabilir. Hayat tarzlarımız, düşünce dünyamız, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Bunların hepsi bizleri bölen, ayrıştıran, kutuplaştıran değil, beşeri ve fikri zenginliğimizi yansıtan müstesna değerlerdir. Özellikle bölgemizin içinden geçtiği şu sancılı dönemde köken, meşrep ve mezhep farklılıklarımızı bir yana bırakıp hep beraber vahdeti kuşanmak, kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz. Sadece kendi içimizde değil, sınırlarımızın ötesinde de kardeşliğin diliyle konuşmak, barış mesajlarımızı çok güçlü biçimde vermek durumundayız. Türkiye bunun mücadelesini yürütmektedir. Aynı şekilde biz tüm kadrolarımızla bunun mücadelesini yürütüyoruz" açıklamasında bulundu.



"Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır"


Türkiye’nin Kürt, Arap, Türkmen, Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleriyle kucaklaşması, ortak tarih, ortak gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalışmasının tenkit değil, takdir edilecek bir politika olduğunu söyleyen Erdoğan, "Mazimiz gibi istikbalimiz de müşterektir. Dolayısıyla bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır. Hangi bahaneyle olursa olsun hiç kimse böyle bir vebali taşıyamaz. Nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa bin yıldır aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza kimse giremez, bizi kimse ayıramaz, barış içinde geleceği kucaklamak varken bize kimse düşman olamaz. Bizim Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de ve daha nice İslam beldesinde şehitlerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulmuş dostluğumuzu, kardeşliğimizi bozmaya kimsenin ama hiç kimsenin gücü yetmez. Bunun için kardeşliğimizi kundaklamak isteyenlere eyvallah demeyeceğiz. Aramıza nifak sokmaya çalışanlara inat biz zafer marşlarımızı kardeşlik türkülerimizle birlikte coşkuyla söylemeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.



"2027 yılının Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz"


Erdoğan, 81 ilde 500 bin sosyal konut kazandıracak projeye halkın yoğun bir ilgi gösterdiğine dikkati çekerek, "500 bin konut için yaklaşık 8 milyon vatandaşımız başvuru yaptı. Vatandaşlarımızın bu itimadına layık olabilmek için hemen kolları sıvadık, 29 Aralık itibarıyla kura süreçlerimizi başlattık. 4 ay gibi rekor bir sürede 81 ilimizde noter huzurunda tamamen şeffaf bir şekilde 500 bin hak sahibimizi belirledik. Ankara’dan İzmir’e, Gaziantep’ten Trabzon’a, Çorum’dan Hatay’a kadar on binlerce ailemizi ev sahibi yapacak sürecin ilk aşaması tamamlandı. Şimdi hedefimiz evlerimizi hızla inşa edip hak sahiplerine teslim etmek. Sahada çok hızlı bir şekilde inşaat sürecine başlayacağız. İnşallah 2027 yılının Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz. 7 bin 300 lira ile 11 bin lira arasında bir taksitle insanlarımızı yuva sahibi yapmanın bahtiyarlığını yaşayacağız" dedi.



"İstanbul’umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz"


Bu projenin yanı sıra İstanbul’da uygulanacak olan kiralık konut uygulamasını da hayata geçirdiklerini söyleyen Erdoğan, "İstanbul’umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz. Dar gelirli vatandaşlarımız çok uygun koşullarda TOKİ’den ev kiralayacak. Bu yaz kiralık konutların da anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz" diye konuştu.



"Her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi siyasetlerinde şehircilikte olduğu gibi hayatın diğer alanlarında da ‘çözümsüzlük çözümdür’ anlayışına yer olmadığını belirterek, "23 yıldır büyük küçük demeden milletimizin her türlü derdiyle ilgilendik, her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştık. Hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden devlete çöreklenmiş oligarşik yapılarla mücadeleye, siyaset odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık, birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdik. Ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup sırf yolsuzluklarını faş ediyorlar diye kürsüden basına parmak sallayanlardan, basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden olmadık. Eleştirilere tahammül gösterdik, yapıcı önerilere kulak verdik. Hukuksuzluklar karşısında hakkımızı yine hukukun içinde aradık. ‘Onu kapatacağız, şunun kapısına kilit vuracağız ve hepinizden hesap soracağız’ gibi anti demokratik yollara asla tevessül etmedik" ifadelerine yer verdi.



"Rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor"


CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in seviyesiz ifadelerle AK Parti’yi hedef aldığını söyleyen Erdoğan, "İçinde zerre kadar vizyonun, projenin ve nezaketin olmadığı, Türkiye’nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler muhatap oldu. Yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler, basın mensupları karşı aslan postuna bürünüyor. Rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor. Yıllarca basın özgürlüğünden farklı seslere ve görüşlere saygılı olmaktan eleştirilere kulak vermekten bahsettiler ama daha ortada hiçbir şey yokken onu bunu tehdit etmeye başladılar. Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız? Bu mu sizin özgürlük ve demokrasi anlayışınız? Bu mu sizin siyaset tarzınız? Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim; beyler cirminiz kadar yer yakarsınız. Tehditle, şantajla, dozunu devamlı artırdığınız hakaret senfonileriyle bu ülkede kimseyi sindiremezsiniz" değerlendirmesinde bulundu.



"CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil hemen basını susturmak geliyor"


"Kabul etseniz de etmeseniz de alışık olduğunuz eski Türkiye artık yok" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Gazetelerin CHP’nin basın bülteni gibi çıktığı günler artık geride kaldı. Ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği günler artık geride kaldı. Aykırı sesleri susturduğunuz günler artık bu ülkede geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine, etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız. Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız. Beytülmale el uzatmışsanız adalete hesap vermeye alışacaksınız. Türkiye uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe nihayet kavuşmuştur ve bundan geriye dönüş olmayacaktır. Her gün yeni bir skandal patlak veriyor. CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil, hemen basını susturmak geliyor. Beyefendilerin aklına para kuleleriyle, baklava kutularıyla mücadele değil, bunların üzerine giden kurumları tehdit etmek geliyor. ‘Yolsuzluklardan arınalım, Gazi’nin partisini çıkar şebekelerinin oyuncağı olmaktan kurtaralım’ gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri var. Sonra da utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar. Ortada ahlak mı bıraktınız ki bir de üstünlük olsun. Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmanız sizin üstünlüğünüzden değil, yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir özeleştiri yapar. Başkalarını suçlamadan önce kendisini bir hesaba çeker. Yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan bir müdahale eder. Hem bunları yapmayacaksın bir de üstüne basını tehdit edeceksin. Ne diyelim? Cenab-ı Allah bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin."



"Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır"


Bir taraftan 500 bin sosyal konut için kura çekildiğini, diğer taraftan Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezine haline getirecek adımların atıldığını dile getiren Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı’nda yatırımlar için ‘güçlü merkez’ şiarıyla hazırladığımız kapsamlı çalışmayı inşallah yakında meclisimizin takdirine sunacağız. Hedefimiz; istikrar adası vasfını son hadiselerle bir kez daha tescilleyen ülkemizi, üretim, ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında küresel bir merkeze dönüştürmek ve Türkiye’nin rekabet gücünü artırmaktır. Ekonomik şahlanışımızın bir diğer lokomotifi ise ‘Terörsüz Türkiye’ sürecidir. Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde inşallah Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır. Maruz kaldığımız gizli açık tüm sabotajlara rağmen süreçte on sekizinci ayı geride bıraktık ve hamdolsun birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık" dedi.



"Komisyon raporunun ışığında siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız"


Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan raporun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Komisyon raporunun ışığında siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız. Süreçle ilgili son günlerde belli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı bugün bir kere daha vurguluyorum. Sürece dair karamsar senaryolar yazanlar gerçeklerle değil, tamamen vehimleriyle hareket etmektedir. 23 Nisan resepsiyonunda da ifade ettiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır, yapılması gerekenler bellidir ve süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir. Biz bu yola ittifak olarak Türkiye’nin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmak için çıktık. Biz bu yola bölgemizde oynanan sinsi oyunları bozmak için çıktık. Biz bu yola kardeşliğimize saplanan hançeri söküp atmak için çıktık. Biz bu yola silahların tahakkümüne tamamen son vererek, sivil siyasetin demokratik kapasitesini daha da güçlendirmek için çıktık. Biz bu yola kendimiz için değil Türkiye’nin aydınlık yarınları için çıktık. Bizim yaşadığımız acıları evlatlarımız yaşamasın, bizim ödediğimiz ağır bedelleri gelecek nesiller ödemesin diye biz bu yola revan olduk. İnşallah bu kutlu yolda menzile vasıl olana kadar sabırla samimiyette ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.



Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep GKV’liler "Artiz Mektebi" adlı oyunu sahneledi Gaziantep Kolej Vakfı Özel Liseleri Tiyatro Kulübü tarafından hazırlanan, Gaziantep Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinde sergilenen "Artiz Mektebi" adlı büyük ilgi gördü. Oyunda rol alan öğrencilerin yüksek performansı dikkat çekerken oyunun sonunda izleyiciler ayakta alkışladı. Gaziantep Kolej Vakfı Özel Liseleri Tiyatro Kulübü tarafından hazırlanan, Gaziantep Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinde sergilenen "Artiz Mektebi" adlı oyun büyük ilgi gördü. Geceye Gaziantep Kolej Vakfı Mütevelli ve Yönetim Kurulu Üyesi Aysel Tokatlı, Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel, idareci, öğretmen, veliler ve çok sayıda davetli katıldı. Oyun öncesi bir konuşma yapan GKV Özel Liseleri Müdürü Sayın Murat Sadık Öngen sahne sanatlarının insan yaşamında ki rolü ve önemine değinerek büyük emekler ve dev bir kadro tarafından sahneye hazırlanan oyunun hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti. Müjdat Gezen ve Kandemir Konduk tarafından yazılan Artiz Mektebi, bir konservatuarda okuyan öğrencilerin ve öğretmenlerin başından geçenleri anlatan bir güldürü. Batı hayranı okul müdüresine karşı öğrencilerin vermiş oldukları mücadeleyi, birbirini seven biri yoksul biri zengin iki gencin hem ailesiyle hemde okulu ticarethane olarak gören okul müdüresiyle olan mücadelesini, yıllar sonra aynı okulda görev icabı karşılaşan iki emekli öğretmenin aşklarını konu alan bir oyun. Artiz Mektebi’ne dev bir kadro Oyunun sahnelenmesinde görev alan GKV Özel Okulları öğretmenlerinden Mehmet Ali Erbudak, Hüseyin Kara, Semra Karakuzulu, Hayal Bazoğlu, Şeyma Aslantaş, Meryem Gürsel, Abdullah Doğan’ın yanı sıra teknik destekte Mehmet Falay, Erhan Çağlı, Mehmet Coroz, Cevdet Yalçın, Hüseyin Bakır, Şahin Güner, Kadir Özçelik, Ümit Doğan ve Sibel Narcı görev aldı. Artiz Mektebi adlı oyunda GKV Özel Liseleri öğrencilerinden Mehmet Emir Uğur, Ecrin Seher Deniz, Hazal Ece Demir, Mehmet Deniz, Cemre Yıldırım, Öykü Yeğin, Kayra Tavuz, Elif Türkmen, Yağmur Baydar, Mina Kayrak, Nil Demirci, Ceylin Köylüoğlu, Minel Özalp, Mevce Kaygısız, Alp Eymen Yüzbaşı, Duru Taşkın, Hanifi Orak, Rüzgâr Özseven, Ela Işıl Aksoy, Nas Benlier, Nazenin Yoldaş, Işılay Kürümlüoğlugil, Almina Potuk, Efe Buğra Erkılınç, İsmet Arıkan, İpek Taşkıran ve Yağmur Yenice rol aldı. Artiz Mektebi adlı oyunda sahne alan Dans Grubunda ise Asya Çağlayan, Birol Gül, Candan Düzen, Alaz Toprak Dereli, Yağmur Yenice, Ali Kemal Sarıoğlu, Naz Ayalp, Anıl Arda Çolak, Dicle Çeri, Doruk Savcı, Efe Onur Narin, Elvin Elif Durmuş, Mehmet Taha Polat ve Doğa Erden görev aldı. İzleyenleri kahkahaya boğan oyunun ardından GKV Mütevelli ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Aysel Tokatlı öğrencileri ve projeye destek veren öğretmen ve idarecileri kutlayarak günün anısına birer çiçek takdim etti.
Eskişehir Akran zorbalığı davasında tahliye kararı tartışma çıkardı Eskişehir’de 4 öğrenci tarafından darp edilerek omuriliği zarar gören ve çenesinde kalıcı hasar oluşan Nail Kayra davasında, yaklaşık 3 aydır tutuklu bulunan 4 çocuğun adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine mağdur aile tepki gösterdi. Odunpazarı ilçesi Vişnelik Mahallesi Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan akran zorbalığı olayında sıcak bir gelişme yaşandı. Okul çıkışında bir grup öğrenci tarafından feci şekilde darp edilen, saldırı sonucu omuriliği zarar gören ve çenesindeki hasar sebebi ile uzun süre sıvı gıdayla beslenmek zorunda kalan Nail Kayra Altınkama’nın hukuk mücadelesinde ilk duruşma görüldü. Mahkeme, tutuklu yargılanan çocuklar A.L., E.İ.A., O.G. ve Y.Z.’nin, yaşları ve tutukluluk süreleri göz önünde bulundurularak adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verdi. Dava sonrası adliye çıkışında iki aile arasında gerginlik yaşanırken, suça sürüklenen çocukların ailelerinin mağdur tarafa "Adalet yerini buldu" demesi üzerine tartışma çıktı. "Yeğenim bir hafta sonra ameliyat masasına yatacak" Mağdur çocuğun hem akrabası hem de avukatı olan Muhammet Şirvan, mahkeme çıkışında yaşanan tartışmaya ve tahliye kararına tepki göstererek, "Ailenin avukatı olmamın ötesinde, bu zorbalığı bizzat yaşayan taraftan biriyim. Sekiz yıllık meslek hayatımda başıma böyle bir şey geleceğini düşünmezdim. Yeğenim Nail Kayra, hunharca bir zorbalığa maruz kaldı. Günlerce sıvı ile beslendi, ailece büyük eziyetler çektik. Bugün üç aylık tutukluluk neticesinde bir tahliye kararıyla karşı karşıyayız. Mahkemeden çıkıyoruz, ailenin bize tepkisi adaletin yerini bulduğu yönündedir. Bu ne kadar acı bir ifadedir. Benim yeğenimin bir hafta sonra burada ameliyatı var" dedi. "Muşta ile omuriliğine vuruldu, geleceği mahvoldu" Olayın vahametini kamera kayıtlarının açıkça ortaya koyduğunu vurgulayan Avukat Şirvan, "Kamera kayıtlarında her şey ortada; hiçbir şey söyleyemeden hunharca darp edildi. Muştayla omuriliğinden zedelendi ve çenesinde kalıcı hasar var. Yeğenimin geleceği mahvoldu ama aile adaletin yerini bulduğunu söylüyor. Adalet yerini falan bulmadı. Bu şekilde akran zorbalığının önüne geçemeyiz. Hakim bizi sosyal medyada kelimelerimize dikkat etmemiz konusunda uyardı; biz dikkat ederiz ama karşı tarafta bu bilinç yok" ifadelerini kullandı. Şirvan, karara itiraz edeceklerini dile getirdi. "Bu davanın örnek teşkil etmesini isterdim" Mağdur çocuğun babası Cahit Altınkama ise, karşı tarafın "Adalet yerini buldu" diyerek kendilerini tahrik ettiğini belirterek, "Ne denilebilir ki; adaletin yerini bulup bulmadığını bilemiyorum. Karardan kesinlikle memnun değilim. Her şey aileden ve çocuk terbiyesinden başlıyor. Eğitim ve öğretim yuvaları sadece sonraki aşamalardır. Çocuklar şiddete eğilimli yetiştiriliyor. Ben bu davanın toplumda bir örnek teşkil etmesini, akran zorbalığının cezalandırılacağını göstermesini isterdim ama maalesef tahliye edildiler" diye konuştu.
Antalya Akdeniz Üniversitesi’nde 15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi düzenlendi Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde Basın İlan Kurumu’nca düzenlenen "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nin ilki gerçekleştirildi. "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" temalı proje, genç iletişimcileri mesleki açıdan güçlendirmeyi amaçlıyor. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde, Basın İlan Kurumu tarafından, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin 10. yıl dönümünde "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" temasıyla hayata geçirilen "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nin ilki gerçekleştirildi. Türkiye genelinde 7 bölgeyi temsilen 7 üniversiteyle iş birliği içinde yürütülecek proje, genç iletişimcileri mesleki açıdan güçlendirmeyi hedefliyor. Teori ve uygulama bir arada Genç iletişimcilerin tarihsel bir olay üzerinden mesleki reflekslerini yeniden değerlendirmelerine imkân tanıyan atölye, teori ve uygulamayı bir araya getiren iki bölümden oluştu. Programın ilk bölümünde açılış konuşmalarının ardından Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Şeker, medya etiği ve sorumlu yayıncılık üzerine sunum yaparak deneyimlerini paylaştı. Kriz haberciliği ele alındı Program kapsamında ayrıca, İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Narin Tülay Bektaş’ın moderatörlüğünde "Kamu Kurumlarında ve Medya Sektöründe Kriz Haberciliği" başlıklı oturum düzenlendi. Oturumda TRT Antalya Haber Müdürü Muhammed Ahmet Öcal ile Antalya Valiliği İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Ramazan Kızılkaya, kriz dönemlerinde habercilik deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Atölye uygulamaları Atölyenin ikinci bölümünde ise öğrenciler uygulama gruplarına ayrıldı. Her gruba sektörden deneyimli gazeteciler eşlik ederken, haber yazımı, görsel düzenleme ve dizgi süreçleri uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Katılımcılar, hazırladıkları içeriklerle gazete birinci sayfalarını oluşturup baskıya hazır hale getirdi. "Gazetecileri hekimlerle özdeştiriyorum" Programın açılışında konuşma yapan Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, programa ev sahipliği yaptıkları için mutlu olduklarını dile getirerek, "Kıymetli katılımcılar, gazetecilik sadece bir meslek, iletme yeteneği ve mücadelesi değil. Gazetecilik, bir toplumun hafızasını, gerçekleri, hakikatleri, bunun için mücadele etmek, bunun savunmasını vermek anlamına geliyor bence. Çünkü ben de bir hekim olarak, bunu yaparken sizler ve hekim grubu özdeşleştirmek istiyorum. Çünkü bir vicdani sorumluluğumuz var. Sadece bir mesleği, bir yazıyı yazmak, bir fotoğrafı çekmek, onu manşetlere taşımak değil sizin mesleğiniz. Bir vicdan taşıyorsunuz. Çünkü bu vicdanla toplumun yolunda bir ışık yakıyorsunuz ve kararlarını etkileyecek ufuk açıyorsunuz. İşte bu yüzden kendi mesleğimle özdeşleştiriyorum. Çünkü hekimlikte de yaptığınız işin icraatından çok vicdanınızın devreye girip, sonuçlarını ona göre değerlendirip, o anda karar vermeniz, aynı sizler gibi hızlıca, o dakikada, o saniyede o işi yapmanız gerekiyor. Sizler çok geniş kitlelere hitap ediyorsunuz. Bu anlamda çok değerli yaptığınız iş ve çok önemli" dedi. Hafızayı koru hakikati yaz Atölyenin temasına değinen Prof. Dr. Arıcı, "Bu atölyenin teması ’Hafızayı koru ve hakikati yaz’. Gerçekten de en önemli motto bu manşetlere taşıdığınız haberlerde. Kriz anında, olağanüstü durumlarda, felaketlerde doğru bilgiye ulaşmayı, dezenformasyonu engellemeyi, bunu yaparak da etik değerlere bağlı kalmayı öğreneceksiniz. Bugün burada edindiğiniz bilgilerle de tecrübeniz desteklenecek" şeklinde konuştu. Tarihe iz bırakma Böyle bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirten İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Seçil Deren Van Het Hof, "Konu çok kıymetli. Çünkü basın sadece güncel haberlerin yayılması için bir araç değil, yıllar geçtikten sonra ne olduğunu anlamak için dönüp baktığımız bir arşiv kaynağıdır aynı zamanda. Onun için bu arşiv kaynaklarında olayların nasıl ele alındığı, nasıl yorumlandığı, o günkü hakikatin nasıl kurulduğu konusunda bize bir rehber olur. Bu arşiv kaynağını ya da tarihe iz bırakma işini sizler üstleniyor olacaksınız. Onun için bunun kıymetini anlamak açısından bu etkinliği düşünen, tasarlayan herkese çok teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. Tarihi hafıza diri tutulacak Basın İlan Kurumu Antalya Bölge Müdürü Mevlüt Uluçamlıbel de konuşmasında, "15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10. yıl dönümünde, demokrasi şuurunu ve toplumsal sorumluluk bilincini, geleceğin gazetecilerine aktarmak üzere bu anlamlı projeyi hayata geçirmiş bulunuyoruz. O gece, basın emekçilerinin kalemi, hakikatin sarsılmaz gücüyle birleşmiş, atılan manşetler milletimizin iradesine tarihi not olarak düşmüştür. Bugün aynı bilinç, kurumumuz ile Akdeniz Üniversitesi’nin iş birliğiyle genç iletişimcilerimizin kaleminde yeniden vücut buluyor. O gece sen olsaydın nasıl manşet atardın sorusuna verilecek her cevap, yalnızca bir uygulamanın değil, mesleki duruşun ve vicdani sorumluluğun da bir tezahürü olacaktır. Zira hafızayı diri tutacak ve hakikati kayıt altına alacak olanlar, yarının gazetecileri, yani sizlersiniz. Biz de sizlerin kalemine inanıyor ve güveniyoruz. Akademi ile kurduğumuz iş birlikleri sayesinde sizleri mesleğe daha donanımlı şekilde hazırlamayı hedefliyoruz. Bu atölye bir yönüyle tarihi hafızayı diri tutmayı, diğer yönüyle kriz anlarında doğru, hızlı ve sorumlu habercilik refleksinin nasıl ortaya konulacağını uygulamalı olarak göstermeyi amaçlıyor" diye konuştu. Program, öğrencilere sertifikalarının takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Karabük Yurt Lig heyecanı öncesi sporcular Karabük ve Safranbolu’yu keşfetti Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü (KYGM) tarafından düzenlenen Yurt Lig Karadeniz Bölge Futbol Müsabakaları öncesinde Karabük’e gelen sporcular için şehir merkezi ve Safranbolu’da gezi programı düzenlendi. Organizasyon öncesi kentin tarihi ve kültürel noktalarını gezen sporcular, hem Karabük’ü tanıdı hem de müsabakalar öncesinde moral depoladı. 30 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında Karabük’te gerçekleştirilecek müsabakalara Amasya, Bolu, Çorum, Düzce, Kastamonu, Samsun, Sinop ve Zonguldak’tan yaklaşık 250 sporcu, antrenör ve idareci katılacak. Müsabakalar öncesi düzenlenen program kapsamında kafileler Karabük şehir merkezindeki önemli noktalar ile UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Safranbolu’nun tarihi sokakları, konakları ve kültürel alanlarını ziyaret etti. "Sporcular tarihi kentte moral depoladı" Gezi programı kapsamında tarihi ve kültürel mirası yakından tanıma fırsatı bulan sporcular, müsabakalar öncesinde moral depolarken, Safranbolu’nun eşsiz atmosferi katılımcılardan tam not aldı. Katılımcılar, Karabük’ün doğal güzellikleri, tarihi dokusu ve misafirperverliğinden duydukları memnuniyeti dile getirirken, organizasyonun yalnızca sportif rekabet değil kültürel kaynaşma açısından da önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Spor turizmine katkı sağlayacak Karadeniz Bölge Müsabakalarının Karabük’te düzenlenmesinin kentte spor turizmine katkı sunması beklenirken, organizasyonla birlikte ekonomik hareketliliğin artması ve Karabük ile Safranbolu’nun tanıtımına değer katılması hedefleniyor. Yetkililer, böylesi organizasyonların gençler arasında dostluk ve dayanışmayı güçlendirdiğini vurgulayarak Karabük’ün spor organizasyonlarına ev sahipliği yapma kapasitesinin her geçen gün arttığını belirtti. "Karabük sporun buluşma noktası oluyor" Organizasyonla ilgili değerlendirmelerde bulunan yetkililer, Karabük’ün son yıllarda spor altyapısı ve organizasyon kabiliyetiyle dikkat çektiğini belirterek, "Bu tür bölgesel organizasyonlar sadece sportif başarıya değil, şehrimizin tanıtımına da katkı sunuyor. Genç sporcularımızı Karabük’te ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz" ifadelerini kullandı. Karabük, önümüzdeki günlerde başlayacak müsabakalarda genç sporcuları ağırlayarak sporun birleştirici gücüne ev sahipliği yapacak.
Karabük Ovacıklı öğrencilerin yüzü bisiklet desteğiyle güldü Ovacıklılar Kalkınma ve Dayanışma Derneği (OVADER) tarafından ihtiyaç sahibi 50 öğrenciye bisiklet dağıtımı gerçekleştirildi. Ovacık’ın 42 köyünde yapılan dağıtım, çocukların yüzünü güldürdü. OVADER Kadın Kolları ve Gençlik Kolları öncülüğünde yürütülen sosyal sorumluluk çalışması kapsamında, kırsalda yaşayan ve ulaşımda zorluk yaşayan öğrencilere bisiklet desteği sağlandı. Proje ile hem öğrencilerin eğitim hayatına katkı sunulması hem de çocukların sosyal yaşamlarına destek olunması hedeflendi. Dernek üyelerinin katkılarıyla gerçekleştirilen dağıtım programında ihtiyaç sahibi 50 öğrenciye bisiklet teslim edilirken, çocukların sevinci renkli görüntülere sahne oldu. Ovacıklılar Kalkınma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Deligöz, dernek olarak sadece hemşehri dayanışmasını değil, sosyal sorumluluk projelerini de önemsediklerini belirterek, çocukların mutluluğunun her şeyden değerli olduğunu söyledi. Deligöz, "Geleceğimiz olan çocuklarımızın eğitimine ve sosyal gelişimine katkı sunmak bizim için büyük bir sorumluluk. Özellikle kırsal mahalle ve köylerimizde yaşayan öğrencilerimizin yanında olmak istedik. 42 köyümüzde 50 evladımıza bisiklet ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sadece bir bisiklet desteği değil, çocuklarımızın hayallerine dokunma projesidir" dedi. "Çocuklarımız için çalışmaya devam edeceğiz" Benzer sosyal projeleri sürdüreceklerini ifade eden Deligöz, "OVADER olarak kadın kollarımız ve gençlik kollarımızla birlikte eğitime, dayanışmaya ve sosyal yardımlaşmaya yönelik çalışmalarımız sürecek. İmkanlarımız ölçüsünde daha fazla çocuğumuza ulaşmayı hedefliyoruz. Çocuklarımızın yüzündeki tebessüm bizim en büyük kazancımız" diye konuştu. Dernek yetkilileri, eğitim ve sosyal destek odaklı projelerin artarak devam edeceğini belirtirken, yapılan yardımın köylerde memnuniyetle karşılandığı öğrenildi.
Ankara BBP Genel Başkanı Destici: "İşçi Bayramı, işçi bayramı olarak kutlansın" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "İşçi Bayramı, işçi bayramı olarak kutlansın, işçiler tarafından kutlansın. Milletimizin iştirak etmeyen her bir ferdi bu bayram kutlamalarına katılsın" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme dair açıklamalar yaptı. 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kendisinin de kutladığını belirten Destici, işçilerin ağır ve önemli problemlerinin olduğunu, bu problemlerin kabul edilip çözümleri için var gücüyle çalışmak zorunda olduklarını kaydetti. Destici, "Milletçe çok ağır ekonomik şartları yaşıyoruz. Özellikle asgari ücretle çalışanların, emekliler hele ki bir birikimleri yoksa" şeklinde konuştu. "Asgari hane geçim rakamı tespit komisyonu bir an önce kurulmalı" Emekli maaşlarına değinen Destici, "Bugünkü gelirleriyle emeklilerimizin ve asgari ücretlilerimizin sadece aldıkları maaşla ya da ücretle hayatlarını idame ettirmeleri, hanelerini geçindirmeleri asla mümkün değildir. Onun için bir kere daha söylüyoruz. Büyük Birlik Partisi olarak kamuoyuyla paylaştığımız, hükümet yetkilileriyle paylaştığımız asgari hane geçim rakamı tespit komisyonunun bir an önce kurularak, bölgelerimize göre bir asgari hane geçim rakamının belirlenmesini ve bu rakamın altında kalan hanelere o rakamla elde ettikleri gelir arasındaki farkı ister kira yardımı, ister çocuk yardımı, ister sosyal yardım adı altında ödenmesi uygulamasına bir an önce başlanmasını istiyoruz" diye konuştu. "Planlama problemi var" İşsizliğin olduğunu ve işsizlikle beraber teknik eleman açığının olduğunu aktaran Destici, "Planlamada eğitim sistemimizde bir koordinasyon problemi olduğu çok açık ve nettir. Bu ülkede milyonlarca gencimiz işsizken, biz teknik eleman bulamıyorsak o zaman burada bir planlama problemi vardır. Hayvancılık için çoban bulamıyorsak ve bunu dışarıdan getirmek zorunda kalıyorsak, burada da büyük bir problem vardır. Tarım işçisi bulamıyorsak, fabrikada çalışan mavi yakalı işçi bulamıyorsak, ara eleman bulamıyorsak bu mutlaka ama mutlaka planlamanın çok net ve açık bir eksikliğidir. Maalesef üzülerek görüyoruz ki bu açığı kapatmak adına birtakım girişimler olsa da yeterli düzeyde olmadığını görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Zorla gençlerimizi liselerde okutuyoruz" Üniversitelerin en az üçte birinin teknolojik üniversitelere dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Destici, "Liselerimizin en az beşte biri teknoloji liselerine dönüştürülmelidir. Yani bizim bu çağda tekniğe, bilime hakim, teknolojiye hakim gençlere ve çalışacak olan insanlarımıza ihtiyacımız vardır. İyi yetişmiş kalifiye elemanlara ihtiyacımız vardır. Ülkemiz neredeyse milyonlarca lise ve üniversite mezunu genç işsizle karşı karşıya. Zorla gençlerimizi liselerde okutuyoruz. Ama ellerine bir meslek veremediğimiz için liseyi bitirdikten sonra maalesef onlar için mutsuz bir hayat dönemi başlıyor. Aynı şey üniversite mezunlarımız için de geçerlidir" dedi. "İşçi Bayramı, işçi bayramı olarak kutlansın" 1 Mayıs kutlamalarının bazı ideolojik gruplar tarafından sabote edileceğini iddia eden Destici, şöyle konuştu: "Ülkemizde 1 Mayıs ve 1 Mayıs üzerinden işçi halkları uzun yıllar maalesef marjinal ideolojik grupların istismarlı sahasına dönüştürülmüştür. Bugün de cuma günü göreceğiz. Pek çok noktada 1 Mayıs pankartları yerine, işçi sendikalarının amblemleri yerine pek çok marjinal grupların böyle büyük büyük bayraklarının öne çıkarıldığını, devlete savaş açıldığını, polise taş atıldığını ve bölücü sloganlar atıldığına şahitlik edeceğiz. Bunlar olsun istemiyoruz. İşçi Bayramı, işçi bayramı olarak kutlansın, işçiler tarafından kutlansın. Milletimizin iştirak etmeyen her bir ferdi bu bayram kutlamalarına katılsın ama bunlar kardeşlik, birlik ve dayanışma ruhu içerisinde geçsin ve işçilerimizin problemlerini ve talep ettiği halkların ön plana çıktığı kutlamalar olsun ve konuşmalar olsun istiyoruz. Bu nedenle işçilerimizin gerçek problemleri, bu istismarcılar yüzünden, bu marjinal gruplar yüzünden yıllarca konuşulamadı. İdeolojik saplantılarına hapsettiler. Milletin diğer kesimlerinin bu bayrama iştirakini engellemeye çalıştılar." "İşçi işçidir" Çalışanların haklarını alamadıklarını ve bunun kabul edilemeyeceğini belirten Destici, "Bu milletin evlatları, işçisiyle, köylüsüyle, memuruyla, devletinin birliğinin, ülkesinin gücünün, milletinin birliğinin, kardeşliğinin, kimliğinin, inançların ve dilinin yanındadır ve bundan sonra da burada durmaya devam edecek. Milletimiz ve işçilerimiz buna izin vermeyecektir. Hepimizin öncelikli meselesi olan çalışanların hakları ve problemleri, bu alçakların tertibine kurban edilmeyecektir. Tüm bunları söylerken diğer taraftan işçilerimizin, madencilerimizin çalıştıkları iş yerlerinden aylarca ter döktükleri halde maaşlarını alamadıklarına şahitlik ediyoruz. Bu asla kabul edilebilir bir durum değil. İster sağ sendika olsun, ister sol sendika olsun işçi hangi sendikaya bağlı olursa olsun. İster Türk, ister Türkmen, ister Alevi, ister Sünni, ister doğulu, ister batılı hiç fark etmez. İşçi işçidir" dedi. "Maaşlarının tamamı hem de fazlasıyla yatırılmalıdır" Eskişehir’den Ankara’ya kadar yürüyerek eylem yapan maden işçilerine de değinen Destici, şunları söyledi: "Eskişehir’de maden işçileri, aylarca maaş alamadıkları için Ankara Kızılay’da günlerce oturarak açlık grevi yaptılar. İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi ve ilgili diğer bakanlıklarımızın temsilcileriyle yapılan görüşmeler neticesinde bu eylemler sonlandırıldı. İşçilerimizin maaşlarının hesaplarına yattığı açıklandı. Fakat daha sonra işçilerimizin temsilcilerinden ya da işçilerimizin kendilerinden maaşlarının bir kısmının yattığı, bir kısmının yatmadığıyla ilgili açıklamalar geldi. Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Maaşlarının tamamı hem de fazlasıyla yatırılmalıdır. Aylarca işçilere ödenmeyen bu işçilerin maaşı, alın terinin karşılığı nerelerde sonlanmıştır? Nerelerde ranta dönüştürülmüştür? Bunların devletimizin ilgili kurumları tarafından araştırılarak ortaya çıkarılmalı ve şayet böyle bir durum varsa bu şirket hakkında gerekli yasal işlemler yapılmalıdır."