POLİTİKA - 20 Mayıs 2026 Çarşamba 13:02

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "CHP, üç beş kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline döndü"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "CHP, üç beş kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline döndü"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İttifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’yle el ele, omuz omuza verecek; her metrekaresinde huzurun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz" dedi.



Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına katılımcıları selamlayarak başladı ve grup toplantısının ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi.


"Başta CHP olmak üzere muhalefeti kıskandıran bir şölene imza attık"


Başkan Erdoğan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı aralarında sporcuların da olduğu 200’ü aşkın genç ile Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde kutladıklarını dile getirerek, "Öncesinde cumartesi günü Kocaeli Spor Stadyumu’nun içini ve dışını hınca hınç dolduran gençlerimizle bir araya geldik. 207 üniversitemizden, 81 vilayetimizden gelen gençlerimiz ile ülkemizde misafir olarak bulunan üniversiteli genç kardeşlerimizin heyecanına ortak olduk. Stadyumun içi kadar dışı da çok farklıydı, heyecan vericiydi. Her yaştan her kökenden her gelir grubundan ve farklı hayat tarzından 100 bin gencimiz adeta bir insan seli olup Kocaeli’ne akmıştı. Kocaelili kardeşlerimiz de misafirlerine başarıyla ev sahipliği yaptılar. Türkiye’nin beceri hazinesinin zenginliğine orada bir kere daha şahitlik ettik. Başta CHP olmak üzere muhalefeti kıskandıran, muhalefetin gençlerle ilgili iddialarını tek tek çürüten bir şölene imza attık. Kocaeli’ndeki şölen bizim sadece gençlerin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz buluşmalarımızdan on dördüncüsüydü. Bunun dışında kongrelerimizde sohbet toplantılarımızda farklı etkinliklerde özellikle de gençlerimizle yüzlerce defa bir araya geldik. Bu programlarda gençlerle birlikte bütün vatandaşlarımıza gönlümüzün kapılarını açtık. Yunus’un ‘Biz kimseye kin tutmazuz, kamu alem birdir bize’ anlayışıyla bu ülkenin tüm gençlerini aynı samimiyetle bağrımıza bastık" diye konuştu.



Gençleri hafife alan, gençlere sırtını dönen bir hareketin başarı şansının olmadığını aktaran Erdoğan, gençlerin omuz vermediği bir mücadelenin zafere ulaşamayacağını, kalıcı olamayacağını kaydetti.



"Kurulduğumuz ilk günden itibaren gençlerin en çok rağbet ettiği adres olduk"


AK Parti’nin kurulduğu ilk günden itibaren gençlerin en çok rağbet ettiği adres olduğunu bildiren Erdoğan, "Sadece gençler için siyaset yapmadık. Siyaseti gençlerle birlikte yaptık. Üstenci, kibirli, yargılayan gençleri tedip ve tehdit eden söylemleri kapımıza hiçbir zaman yaklaştırmadık. Önce gençleri anlamaya çalıştık. Gençlerle empati kurmayı denedik. Ders vermek yerine gençlere kulak vermeyi tercih ettik. Gençlerimizin talep, beklenti ve sorunlarına yine gençlerimizle birlikte çözüm yolları geliştirdik. Ortak akılla çözüm ürettik. Üniversitede fikir teri döken gençlerimizi önemsediğimiz kadar özellikle sanayide alın teri döken gençlerimize de ihtimam gösterdik. Başörtüleri dolayısıyla üniversiteye alınmayan gençlerimizin meseleleriyle ilgilendiğimiz kadar henüz ömrünün baharındayken hayatın zorluklarını göğüslemek zorunda kalan gençlerimizin dertleriyle de ilgilendik. Çamlıca Camii’nde hafızlık icazet merasimine katıldığımız çocuklarımız gibi AMATEM’lerde bağımlılık tedavisi gören yavrularımıza da şefkatle yaklaştık. İstiklal Marşı’mızı tüm dünyaya dinleten genç sporcularımızla iftihar ettiğimiz kadar başımıza icat çıkaran genç mühendislerimizle de iftihar ettik" ifadelerini kullandı.


Dün olduğu gibi bugün de gençlerin yargılanmadan önce dinlenmeyi, yaftalanmadan önce anlaşılmayı beklediğine dikkati çeken Başkan Erdoğan, gençlerin büyüklerden sadece kendilerine ders vermesini değil aynı zamanda kendilerine değer verilmesini istediğine de vurgu yaptı.



"Hakareti siyaset zanneden CHP Genel Başkanının, gençleri tahkir eden hezeyanlarının bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur"


Ön yargısız bir şekilde, açık bir kalp ve açık bir zihinle gençleri anlamaya, gençlerin ruh dünyalarının derinliklerine inmeye çalıştıklarını aktaran Erdoğan, "Gençlerimizi harflerle ayırıp, doğum yılına göre onları kategorize edenlerin, bizim ne yapmaya çalıştığımızı kavramakta zorlanmaları gayet doğaldır. Gençleri sarf malzemesi olarak, yolsuzluklarını örtmek için bir istismar aracı olarak görenlerin, AK Parti’nin gençlerle kurduğu hasbi ve harbi ilişkiyi kıskanmalarına şaşırmamak gerekir. Tilki uzanamadığı üzüme koruk dermiş. Bunlar da gençlik şölenimize çamur ve iftira atarak; kendi kifayetsizliklerini kapatmanın derdindedir. Hakareti siyaset zanneden CHP Genel Başkanı’nın, gençleri tahkir eden, gençleri aşağılayan hezeyanlarının bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü, bırakın stadyumda 100 bin gençle şölen yapmayı; bunlar salonları bile doldurmakta artık zorlanıyorlar. Bir senedir oradan oraya sürükledikleri CHP’li vatandaşlarımız da bunlardan umutlarını kesmeye, ortaya saçılan pislikler sebebiyle uzaklaşmaya başladı" açıklamasında bulundu.



"Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP; 3-5 kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline dönüştü"


"Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP; 3-5 kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline dönüştü" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Sokağa çıkmaya yüzleri yok. Vatandaşın, bilhassa da gençlerimizin yüzüne bakacak halleri yok. Tüm öfkeleri, bu hakikatin gençlerimiz tarafından da biliniyor olmasındandır. Gençlerimiz, ağızlarından liyakati düşürmeyenlerin, yönettikleri belediyeleri nasıl arpalığa çevirdiklerini çok net görüyor. Gençlerimiz, sürekli ‘ahlaki üstünlükten’ dem vuranların, nasıl bir ahlaksızlık batağına saplandıklarını çok net görüyor. Rüşvetsiz selam dahi almayanların içler acısı durumunu, bu ülkenin gençleri elbette görüyor, takip ediyor, bu açgözlülerle arasına mesafe koyuyor. Genel Başkan dâhil, CHP’nin rahatsızlığının temel sebebi işte budur. Varsın beyefendiler rahatsız olsun. Biz, gençlere güvenmeye, gençlerimizin önünü açmaya devam edeceğiz. Milli ve manevi değerlerimiz ışığında, gençlerimizin en iyi, en donanımlı, en şuurlu şekilde yetişmeleri için elimizden gelen çabayı harcayacağız. Türkiye’nin aydınlık yarınlarının teminatı olacak Teknofest Gençliğinin her alanda temayüz etmesi için seferberlik ruhuyla çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte tabii ki yapıcı eleştirileri dikkate alacak, eksik varsa giderecek, gençlerimizle gönül bağımızı güçlendirmeye yönelik iyi niyetli teklif, tespit ve tenkitlerin gereğini yerine getirmekte, tereddüt göstermeyeceğiz."


"AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gözünde bu ülkenin gençlerinin tamamı birdir"


Gençleri dinleyen, doğru anlayan, kıymet ve ehemmiyet veren bir iktidarın 23 buçuk yıldır iş başında olduğunu vurgulayan Erdoğan, "AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gözünde bu ülkenin gençlerinin tamamı birdir, eşittir; aynı derecede sevgiye, hizmete, muhabbete layıktır. Sizin güvenliğinizi, istikbalinizi, huzur ve esenliğinizi her şeyden çok önemsiyoruz. Sizin sporda, sanatta, bilimde, ilimde, kültürde, siyasette, bürokraside hak ettiğiniz yere gelmenizi çok önemsiyoruz. Sizin hayallerinizi gerçekleştirecek her türlü imkana sahip olmanızı çok önemsiyoruz. Biz size inanıyoruz, size güveniyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın inşasını inşallah sizler tamamlayacaksınız. Yazacağınız başarı hikayeleriyle hem ailelerinizin hem de milletimizin kıvanç kaynağı olacaksınız. Her karışında bir yiğidin yattığı bu mübarek topraklar sizin. Her şehri ayrı güzel, her köşesinden tarih fışkıran bu cennet vatan sizin. Dostlarına güven, düşmanlarına korku salan bu büyük devlet sizin. Mazisi zaferler ve mücadelelerle dolu bu necip millet sizin. Rengini aziz şehitlerimizin kanından alan bu şanlı bayrak sizin. Yeni Türkiye sizin eseriniz olacak. Büyük ve güçlü Türkiye inşallah sizlerin omuzlarında yükselecek. Bunun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, hep birlikte büyük Türkiye’yi bu asrın parlayan yıldızı yapacağız" dedi.



"Bu hareket, en başından itibaren millet davasıdır"


Erdoğan, yola çıkarken uzun bir yola, derin sulardan geçecekleri bir yola çıktıklarının idrakinde ve şuurunda olduklarını dile getirerek, "Kimse bize kolay olacak demedi. En başta, karşımızda merhum Menderes’in, Merhum Polatkan’ın, merhum Zorlu’nun talihsiz hatıraları duruyordu. 27 Mayıs’ın, 12 Mart’ın, 12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın tehditleri üzerimizde bir ağırlık olarak kendilerini hissettiriyordu. Kimilerimiz işkencelerden geçti, kimilerimiz hapislerde yattı, partilerimiz kapatıldı, siyasi yürüyüşlerimiz engellendi, yok sayıldık, ötelendik, dışlandık; kendi öz yurdumuzda örselendik. Hiçbir zaman korkmadık, hiçbir zaman vazgeçmedik. Çünkü bu hareket, bir kişiye, bir gruba çıkar sağlama hareketi değildir. Bu hareket, kişisel rant peşinde koşan bir hareket değildir. Bu hareket, köksüz bir hareket değildir, saman alevi gibi parlayıp sönecek bir hareket hiç değildir. Bu hareket, en başından itibaren millet davasıdır, memleket davasıdır, büyük Türkiye davasıdır, bu hareket ümmet davasıdır" ifadelerine yer verdi.



"Tarihe bir borcumuz var"


AK Parti’nin kurulduğu andan itibaren saf dışı bırakılması için darbe senaryolarının yazıldığını belirten Erdoğan, "İktidarımızın henüz 5’inci yılında partimize kapatma davası açıldı. Muhtıralar gördük, sokak hareketleri gördük, yargı darbelerine, silahlı darbe girişimlerine, terör saldırılarına maruz kaldık. Huzur ortamını, güven ortamını, istikrarı, ekonomiyi, demokrasiyi hedef alan nice saldırıların, suikast girişimlerinin hedefi olduk. Bunlar, sizin gördükleriniz, halkımızın gördükleri. Görünmeyen nice saldırıyı, görünmeyen nice badireyi atlattık. Neydi derdimiz? Boyun eğebilirdik, teslim olabilirdik, uyum sağlayabilirdik, suyuna gidebilirdik, ‘ağamsın, paşamsın’ diyebilirdik. Rahat yataklarımızda, sıcacık koltuklarımızda, etliye sütlüye karışmadan günümüzü gün edebilirdik. Bizden önceki pek çok hükümetin yaptığı gibi, biz de rahatımızı bozmaz, riske girmez, idare-i maslahatla işi götürebilirdik ama biz bunu yapmadık. Biz yollara düştük. Biz bir hayalin peşinde koştuk. Biz aşk ile millet davasına boynumuzu uzattık. Çünkü biz şunu biliyorduk; tarihe bir borcumuz var; ecdada, şehitlerimize bir borcumuz var; ümmete bir borcumuz var; mazlumlara, yolda kalmışlara, yoksullara, aziz milletimize, aziz memleketimize bir borcumuz var" şeklinde konuştu.



"Bir Tayyip Erdoğan gider, ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir"


Davayı omuzlamış, karınca kararınca bir noktaya taşımız fedakar, cefakar, cesur, mert dava adamlarına borçlarının olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim, üstat Necip Fazıl’ın ifadesiyle, Allah ve ahlak demenin yasaklandığı karanlık günlerde Hohlaya hohlaya buz dağını eriten iman dolu o yüreklere bir borcumuz var. O borcu ödemek için can vermek mi gerekiyor? ‘Hiç tereddüt etmeyiz, gerekirse o canı da veririz’ diyerek bu yollara revan olduk. Her zaman şunun idrakinde olduk; Bir Tayyip Erdoğan gider, ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir. Bize düşen, bizden öncekilerden devraldığımız sancağı yere düşürmeden bizden sonrakilere devretmektir. Bizim davamız budur. Bizim misyonumuz budur. Bizim arzumuz, gayemiz, amacımız budur. Yarın, Ruz-i Mahşer’de, huzura vardığımızda, vazifesini hakkıyla yapmış olmanın yüz akına sahip olabilirsek, bu bize ziyadesiyle yeter; gayrısı boştur, gayrısı laf-u güzaftır. Bizden öncekiler bu davaya, bu harekete ömürlerini verdiler. Hamdolsun, bizim yaptığımız da budur. Biz, Allah’a sonsuz hamd-ü senalar olsun, bu hareketin içinde doğduk, bu hareketle büyüdük, vakti zamanı gelince dava taşını omuzladık; Allah’ın yardımıyla o dava taşını gücümüz yettiğince, eğilmeden, bükülmeden taşıdık ve taşımaya da devam ediyoruz. Biz üzerimizde milletin, memleketin, ümmetin mesuliyetini taşıyoruz. Kimilerine bu kolay gelebilir. Hariçten gazel okumak kolay. Mesuliyet makamında olmadan ahkam kesmek kolay. Sırça köşklerde teori üretmek kolay. Hayallerle yaşamak kolay. Biz, kolayı değil, zoru seçtik. Biz çileyi seçtik, mücadeleyi seçtik" ifadelerine yer verdi.



"Bir mazlum bize ‘Allah sizden razı olsun’ dediyse, biz payelerin en yükseğine erişmişiz demektir"


Erdoğan, kendi siyasi tarihi boyunca çok ihanet, vefasızlık ve nankörlük gördüğünü söyleyerek, "Bir yoksul, bir garip, bir yolda kalmış, bir mazlum bize ‘Allah sizden razı olsun’ dediyse, biz payelerin en yükseğine erişmişiz demektir. Hiç şüphesiz mükemmel değiliz; haşa, günahsız, kusursuz değiliz; hatadan münezzeh asla değiliz. Elbette bizim de hatamız, eksiğimiz, yapmak isteyip de yapamadıklarımız vardır ve olmuştur. Ama şu da bilinsin ki bir engeli aşmak için bin engelle mücadele etmek zorunda kaldık. Şimdi sağdan soldan klavye kahramanları, AK Parti’nin, bu kadronun açtığı yolda, tesis ettiği iklimde, refah ve konfor ortamında, sıcak yataklarından, rahat koltuklarından ahkam kesiyor olabilirler. Bunlara soruyorum; siz hiç hayatınızda risk aldınız mı? Siz hiç hayatınızda kavgaya girdiniz mi? Siz hiç hayatınızda ölümle burun buruna geldiniz mi? Menderes’in akıbeti gözünüzün önünde dururken, hayatınızda hiç canınızdan, serinizden vazgeçecek bir harekete dâhil oldunuz mu? Kavgada yoklar; ama kavga bitince sırça köşklerinden laf üretirler. Bakın biz bu yola çıkarken de bu yolda yürürken de Türkiye’nin yakın tarihine bakarak, hapislere düşmeyi, işkence görmeyi, suikastlere hedef olmayı, hatta idam edilmeyi göze alarak girdik. Bizi acımasızca, bizi insafsızca eleştirenler; siz ne yaptınız? Hangi fedakârlıkta bulundunuz? Hangi bedeli ödediniz? Konforlu, güvenli alanlarınızdan yapılan hizmetlere kulp takmak dışında, Allah aşkına hangi marifeti icra ettiniz?" şeklinde konuştu.



"Türkiye’ye çok güzel eserler kazandırdık, inşallah daha fazlasını yapacağız"


Erdoğan, yüzde 52’nin oyunu alarak göreve gelmiş, geri kalan yüzde 48’in önemli bir kısmının oy vermese de gönlünün kendileriyle olduğunu bilen bir iktidar olduklarını dile getirerek, "Hepsinden öte biz, yüzde 100’ün, onun ötesinde mazlum mağdur coğrafyaların, ümmetin de mesuliyetini omuzlayan bir iktidarız. Kökümüzü unutmayız, özümüzü unutmayız. Nereden geldiğimizi de çok iyi biliyoruz, nereye gittiğimizi de çok iyi biliyoruz. Bizi biz yapan değerlerden asla kopmadık; her zaman duamızda, günde 5 vakit namazlarımızda ettiğimiz dua da "bizi sırat-ı müstakime eriştir’ duasıdır. Bizim duamız, ‘ayaklarımızı sırat-ı müstakimde sabit kıl’ duasıdır. İnşallah doğru bildiğimiz yolda eğilmeden, bükülmeden, boyun eğmeden, teslim olmadan, yorulmadan, yılmadan yürümeye devam edeceğiz. Allah’a hamdolsun, bizimle aynı yolda yürüyen, birlikte yürüdüğümüz milyonlar, on milyonlar var. Bizimle aynı ufka bakan, aynı menzile doğru koşan milyonarca genç var. Dünyanın dört bir yanında, Filistin’den Suriye’ye, Arakan’dan Afrika’ya bizim için ellerini semaya açan yüz milyonlar var. Hepsinin umudunu, hepsinin emanetini taşıyoruz. Ama şunun da bilinmesini isterim; tek başıma kalsam dahi ‘bu yol hak yoludur, dönmek bilmez yürürüm’ der, bu yolda sabırla yürümeyi sürdürürüm. Allah’a hamdolsun, bu yolda yalnız değilim. Birlikte çok güzel işler yaptık; Türkiye’ye çok güzel eserler kazandırdık. İnşallah daha fazlasını yapacağız" açıklamasında bulundu.



"MHP ile el ele, omuz omuza verecek, huzurun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz"


Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"15 Temmuz gecesi meydanlarda kurduğumuz Cumhur İttifakıyla inşallah yeni başarılara, yeni zaferlere imza atacağız. İttifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’yle el ele, omuz omuza verecek; her metrekaresinde huzurun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz. En büyük eserlerimizden biri olarak gördüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizi, ortak akılla, sağduyuyla, samimiyetle menziline ulaştırmakta kararlıyız. Devletimizin ilgili kurumları, örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak farklı modaliteler üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor. İttifak ortağımızla da siyasetin çözüm kapasitesini artıracak yeni yol, yöntem ve hamleleri etraflıca istişare ediyoruz. Hayırlı işlerde çabuk olunması gerektiği inancıyla bir an önce bu meseleyi milletimizin gündeminden çıkarmak istiyoruz. Türkiye, sadece ekonomik maliyeti 2 triyon doları aşan bu sorunu kalıcı biçimde çözecek iradeye, kapasiteye ve tecrübeye ziyadesiyle sahiptir. En güçlü dayanağımız millettir, sizsiziniz ve milletimiz ile bu yolda yürümekte tereddütlümüz yoktur."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sinop Sinop’ta yıl sonu sergisi Sinop’ta giyim ve el sanatları kurslarının yıl sonu sergisi açıldı. Sinop Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) bünyesinde, Aile Destek Merkezi (ADEM) ve Sosyal Dayanışma Merkezi (SODAM) projeleri kapsamında Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle yürütülen giyim ve el sanatları kurslarının yıl sonu sergi açılışı gerçekleştirildi. Sabahattin Ali Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Sinop Valisi Mustafa Özarslan, İl Jandarma Komutanı J. Kd. Alb. Hakan Başaklıgil, İl Emniyet Müdürü Sibel Kılıçoğlu, İl Milli Eğitim Müdürü Osman Cebeci, kurum müdürleri, protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. SYDV Müdürü Esra Öztürk yaptığı konuşmada, "Vakfımıza bağlı ADEM ve SODEM projeleri kapsamında Halk Eğitim Merkezi iş birliği ile yürüttüğümüz giyim ve sanatları kurslarımızın yıl sonu sergi açılışında sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyoruz. Bugün sergilenen eserlerin her biri kursiyerlerimizin emeklerini, sabırlarını ve üretkenliklerini yansıtmaktadır. Kurslarımız kadınlarımızın hem mesleki becerilerini geliştirmelerine hem de sosyal hayata daha aktif katılım sağlamalarını katkı bulmak" dedi. Açılışta konuşan Vali Özarslan ise, "Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Vakfımız toplumumuzda, halkımızın içinde, vatandaşlarımızın içerisinde geride kalan, dezavantajlı olan insanlarımızın yanında olma yönünde onları bulundukları ortamlardan gerek ekonomik gerekse duygusal açıdan bulundukları ortamdan daha yüksek bir konforlu alanına taşımak yönünde görevleri olan, iradesi olan, hedefi olan bir kurumumuz. Asıl olan buradaki kadınlarımızın daha çok buraya gelip bir aile ortamında birbirleriyle dertleşmesi sohbetleşmesi, sosyalleşmesi, bir grup oluşturması ve bir yolculuk yapılması, bir hikaye oluşturulması. İkinci amaç tabii ki buradaki ürünlerin ortaya çıkması, yeni bir şey ortaya koyma, kendini ifade etme duygusu, bir sanat. O da gerçekleşiyor. İkisi beraber olunca çoklu bir amaç gerçekleşmiş oluyor. Burada üç tane, 80 kursiyerimizi bir şekilde bir araya getiren anaç yapısı olan 3 tane usta üreticimiz var. Onlara hizmetlerden dolayı çok teşekkür ediyoruz. 80 tane de kursiyerimiz var ki bunlar burada arkadaş oldular, bir aile oldular" diye konuştu. Açılışın ardından protokol üyeleri sergi alanını gezerek kursiyerlerin hazırladığı giyim ürünleri, el sanatları çalışmaları ve çeşitli dekoratif eserleri inceledi. Katılımcılar, ürünler hakkında kursiyerlerden bilgi aldı. Sergide yer alan çalışmaların, kursiyerlerin uzun bir eğitim süreci boyunca edindikleri becerilerin bir yansıması olduğu ifade edildi. Özellikle giyim ve el sanatları alanında ortaya konulan ürünlerin, hem estetik hem de üretim kalitesi açısından dikkat çektiği görüldü. Etkinlik, protokol üyeleri ve katılımcıların sergiyi gezmesi ve kursiyerlerin çalışmalarını incelemesinin ardından sona erdi.
Muğla Muğla’da başarılı sporculara ödül yağdı 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları kapsamında Muğla’da anlamlı bir ödül töreni gerçekleştirildi. Menteşe Spor Salonu’nda düzenlenen programda, son bir yıl içerisinde Dünya, Avrupa, Balkan ve uluslararası şampiyonalarda derece elde ederek Türkiye’yi ve Muğla’yı gururlandıran 80 sporcu ödüllendirildi. Türk bayrağını uluslararası arenalarda gururla dalgalandıran sporcuların ödülleri; Muğla Valisi Dr.İdris Akbıyık, CHP Muğla Milletvekilleri, Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Rafet Oktar, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Cumhuriyet Başsavcısı Oğuzhan Dönmez, Adli Yargı Adalet Komisyon Başkanı Ercan Arslan, İdare Mahkemesi Başkanı Ali Doru, Baro Başkanı Av. Levent Akgün, Vali Yardımcısı Hüseyin Karameşe, Menteşe Kaymakamı Mehmet Eriş, İl Emniyet Müdürü Süleyman Karadeniz, İl Jandarma Komutanı Yardımcısı Ramazan Dal, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras tarafından takdim edildi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen törende, sporcuların elde ettiği uluslararası başarılar büyük alkış aldı. Program boyunca hem sporcular hem de aileleri gurur dolu anlar yaşarken, 19 Mayıs ruhu salonda coşku ve heyecanla hissedildi. Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada ise son yıllarda hayata geçirilen spor yatırımlarının meyvelerini vermeye başladığı vurgulandı. Açıklamada, Muğla genelinde modern spor tesislerinin artırılması, gençlerin sporla buluşturulması ve sporun tabana yayılması adına yürütülen çalışmaların ulusal ve uluslararası başarılara önemli katkı sunduğu ifade edildi.
Denizli Bakan Bolat, Hometex 2026’nın gözdesi DENİB standını ziyaret etti Denizli İhracatçılar Birliği, Hometex 2026 kapsamında kurduğu Turkish Towels info standında, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ı ağırladı. Gerçekleşen ziyarette Denizli’nin ev tekstilindeki küresel başarı hikâyesi ve sektörün öncelikli beklentileri gündeme taşındı. Hometex 2026 Fuarın ilk gününde DENİB standını ziyaret eden Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Denizli’nin üretim kapasitesi, ihracat performansı ve markalaşma vizyonunun Türkiye ekonomisi açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Turkish Towels markasının uluslararası pazarlarda her geçen gün daha görünür hale gelmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek sektör temsilcilerine başarı dileklerini iletti. Fuara güçlü katılım sağlayan Denizli firmalarının yer aldığı alanda gerçekleşen ziyarette, kentin ev tekstili alanındaki ihracat başarısı ön plana çıktı. DENİB Başkanı Osman Uğurlu, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile gerçekleştirilen görüşmede ihracatçıların güncel taleplerini, sektörün yol haritasını ve çözüm beklentilerini doğrudan aktarma fırsatı bulduklarını belirtti. DENİB Başkanı Uğurlu, özellikle emek yoğun bir sektör olan ev tekstilinde devlet desteklerinin kritik rol oynadığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: "İhracatçımızın rekabet gücünü koruması adına hayata geçirilen destek mekanizmaları sektör için büyük önem taşıyor. Ticaret Bakanlığımız tarafından sağlanan ihracat desteklerinin yanı sıra, özellikle Döviz Dönüşüm Desteği, Dahilde İşleme Rejimi kapsamındaki belgelere 3 ay daha ek süre verilmesi gibi ihracatçıya nefes aldıran uygulamalar üretim ve ihracat motivasyonumuzu güçlendiriyor." Enerji, finansman ve kur dengesi gündemde Görüşmede sektör temsilcilerinin başlıca gündem maddeleri arasında enerji maliyetleri, finansmana erişim, kur dengesi ve döviz dönüşüm desteği oranlarının artırılması yer aldı. Başkan Uğurlu, özellikle emek yoğun sektörlerde döviz dönüşüm desteğinin en az yüzde 5 seviyesinde uygulanmasının önemine dikkat çekerek, mevcut rekabet şartlarında üretim maliyetlerinin ihracatçılar açısından temel bir sorun başlığı olmaya devam ettiğini ifade etti. Avrupa ve ABD pazarında daha güçlü konum hedefi DENİB Başkanı Uğurlu, Denizli’nin dünya çapında önemli bir ev tekstili üretim merkezi olduğunu belirterek, Türkiye’nin Avrupa ve ABD pazarlarında daha fazla pay alması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin kalite, sürdürülebilir üretim, tasarım gücü ve hızlı teslimat avantajlarıyla rakiplerinden olumlu ayrıştığını belirten Uğurlu, Denizli’nin ise sahip olduğu güçlü üretim altyapısı, deneyimi ve yüksek kalite standardıyla bu dönüşümün merkezinde yer aldığını kaydetti. Başkan Uğurlu, özellikle Avrupa pazarında coğrafi yakınlık sayesinde hızlı tedarik avantajının Türkiye için önemli bir rekabet üstünlüğü sağladığını dile getirdi. AB verileri uyarıyor; talep var, pay azalıyor Uğurlu, Avrupa Birliği’nin tekstil ve konfeksiyon ithalatının son bir yılda yüzde 12 arttığını, buna karşılık Türkiye’nin aynı pazardaki performansında yüzde 6 seviyesinde gerileme yaşandığını söyledi. Bu tablonun, ihracat düşüşünün dış talep kaynaklı olmadığını; aksine AB’nin ev tekstili pazarında halen güçlü bir potansiyel sunduğunu ortaya koyduğunu belirten Uğurlu, özellikle maliyet baskısının ihracatçıların pazardaki konumunu korumasını zorlaştırdığını vurguladı. Jeopolitik risklere rağmen umut veren fuar Dünyada artan jeopolitik gerilimler, bölgesel çatışmalar ve tedarik zincirindeki kırılmaların dış ticaret üzerindeki etkilerine de değinen Uğurlu, tüm bu zorlu şartlara rağmen Denizli ihracatçısının güven veren üretim altyapısı ve sürdürülebilir kalite anlayışıyla öne çıkmayı sürdürdüğünü ifade etti. Hometex 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde ise fuardaki hareketliliğin umut verici olduğunu belirten Uğurlu, özellikle yabancı alıcıların yoğun ilgisinin sektör açısından önemli fırsatlar sunduğunu kaydetti. "Ev tekstili Denizli’nin lokomotif sektörlerinden biri" diyen Osman Uğurlu, ev tekstilinin Denizli ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olmayı sürdürdüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı: "Hometex, sektörümüzün dünyaya açılan en önemli vitrinlerinden biri. Savaş ve küresel belirsizliklere rağmen fuardaki hareketlilik oldukça umut verici. Özellikle yabancı alıcıların ilgisinin yüksek olduğunu gözlemliyoruz. Birçok pazardan gelen profesyonel ziyaretçiler sektörümüz adına önemli bir fırsat oluşturuyor." Başkan Uğurlu, fuarın Denizlili firmalar açısından bol bağlantılı, bol siparişli ve verimli geçmesini temenni ettiklerini sözlerine ekledi.
Sinop Sinop’ta yıl sonu sergisi Sinop’ta giyim ve el sanatları kurslarının yıl sonu sergisi açıldı. Sinop Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı(SYDV) bünyesinde, Aile Destek Merkezi (ADEM) ve Sosyal Dayanışma Merkezi (SODAM) projeleri kapsamında Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle yürütülen giyim ve el sanatları kurslarının yıl sonu sergi açılışı gerçekleştirildi. Sabahattin Ali Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Sinop Valisi Mustafa Özarslan, İl Jandarma Komutanı J. Kd. Alb. Hakan Başaklıgil, İl Emniyet Müdürü Sibel Kılıçoğlu, İl Milli Eğitim Müdürü Osman Cebeci, kurum müdürleri, protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. SYDV Müdürü Esra Öztürk yaptığı konuşmada, "Vakfımıza bağlı ADEM ve SODEM projeleri kapsamında Halk Eğitim Merkezi işbirliği ile yürüttüğümüz giyim ve sanatları kurslarımızın yıl sonu sergi açılışında sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyoruz. Bugün sergilenen eserlerin her biri kursiyerlerimizin emeklerini, sabırlarını ve üretkenliklerini yansıtmaktadır. Kurslarımız kadınlarımızın hem mesleki becerilerini geliştirmelerine hem de sosyal hayata daha aktif katılım sağlamalarını katkı bulmak" dedi. Açılışta konuşan Vali Özarslan ise "Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Vakfımız toplumumuzda, halkımızın içinde, vatandaşlarımızın içerisinde geride kalan, dezavantajlı olan insanlarımızın yanında olma yönünde onları bulundukları ortamlardan gerek ekonomik gerekse duygusal açıdan bulundukları ortamdan daha yüksek bir konforlu alanına taşımak yönünde görevleri olan, iradesi olan, hedefi olan bir kurumumuz. Asıl olan buradaki kadınlarımızın daha çok buraya gelip bir aile ortamında birbirleriyle dertleşmesi sohbetleşmesi, sosyalleşmesi, bir grup oluşturması ve bir yolculuk yapılması, bir hikaye oluşturulması. İkinci amaç tabii ki buradaki ürünlerin ortaya çıkması, o kreatif olan, yeni bir şey ortaya koyma, kendini ifade etme duygusunu bir sanat. Onu da gerçekleşiyor. İkisi beraber olunca çoklu bir amaç gerçekleşmiş oluyor. Burada üç tane , 80 kursiyerimizi bir şekilde bir araya getiren anaç yapısı olan 3 tane usta üreticimiz var. Onlara hizmetlerden dolayı çok teşekkür ediyoruz. 80 tane de kursiyerimiz var ki bunlar burada arkadaş oldular, bir aile oldular" diye konuştu. Açılışın ardından protokol üyeleri sergi alanını gezerek kursiyerlerin hazırladığı giyim ürünleri, el sanatları çalışmaları ve çeşitli dekoratif eserleri inceledi. Katılımcılar, ürünler hakkında kursiyerlerden bilgi aldı. Sergide yer alan çalışmaların, kursiyerlerin uzun bir eğitim süreci boyunca edindikleri becerilerin bir yansıması olduğu ifade edildi. Özellikle giyim ve el sanatları alanında ortaya konulan ürünlerin, hem estetik hem de üretim kalitesi açısından dikkat çektiği görüldü. Etkinlik, protokol üyeleri ve katılımcıların sergiyi gezmesi ve kursiyerlerin çalışmalarını incelemesinin ardından sona erdi. (OSM-