POLİTİKA - 15 Ekim 2025 Çarşamba 20:48

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cumhurbaşkanı Erdoğan: Eskişehir’de 694 milyon ton nadir element bulundu

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cumhurbaşkanı Erdoğan: Eskişehir’de 694 milyon ton nadir element bulundu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Eskişehir’de bugüne kadar 310 ayrı lokasyonda, yaklaşık 125 bin metre sondaj yapıldı. Çalışma sahasında; nadir toprak elementleri, barit ve florit başta olmak üzere, tam 694 milyon ton kaynak olduğu tespit edildi. Bu saha; "Dünyanın ikinci büyük nadir toprak kaynak sahasıdır" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimleri sonrasında oluşturdukları Cumhurbaşkanlığı Kabinesinin 50’nci toplantısını tamamladıklarını belirterek kabine toplantısında kritik konuları görüştüklerini bildirdi.


Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma çabalarının hız kesmeden sürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısından bu yana yine yoğun bir mesai dönemi geçirdiklerini aktardı.



İçeride toplu açılış törenleri ve il ziyaretleri, dışarıda uluslararası zirveler ve seyahatler ile hizmet mücadelesini kararlılıkla devam ettirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan," Ana muhalefet partisiyle aramızdaki ufuk, vizyon, zihniyet farkı, yaşanan her gelişmede kendini daha net belli ediyor. Milletim şunu bilsin Dünyanın içinden geçtiği sancılı dönemde, Türkiye liyakatli kadroların riyasetindedir; emin ve ehil ellerde güvendedir. Yasamada, Cumhur İttifakı olarak tam bir uyum ve koordinasyon içinde çalışıyoruz. Yürütmede, kabine üyelerimiz ve bürokratlarımızla ülkemizin sorunlarına çözüm yolları geliştiriyoruz. Yargımız, kendi alanında anayasanın çizdiği sınırlar çerçevesinde adaletin tecellisi için gayret gösteriyor" şeklinde konuştu.


Devletin bütün organlarının, mesuliyet sahaları içerisinde, görevlerini layıkıyla yerine getirdiğini belirten Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin en mühim çıktılarından biri olan bu kazanımları güçlendirerek devam ettirmekte kararlıyız. Özellikle, batılı ülkelerin ciddi yönetim bunalımıyla yüzleştiği bugünlerde, istikrar ve güven ikliminin değerini, milletçe daha iyi anlıyoruz. Dünyada birçok ülkenin başına gelse, yerle yeksan olacağı krizleri, biz 86 milyonun kılına dahi zarar gelmeden başarıyla yönetiyoruz. Son asrın en ciddi sağlık krizinden Rusya-Ukrayna arasındaki savaşa Bölgemizdeki kanlı çatışmalardan ticaret ve gümrük savaşlarına kadar birçok meselede bunu gördük, yaşadık, bilfiil tecrübe ettik. Tuzağa düşmedik, oyuna gelmedik; ülkemize ekonomik ve sosyal maliyet üretecek hiçbir maceraya atılmadık. "Batılı ülkeler bize ne der" diye değil; 23 yıllın engin tecrübesi, birikimi ve müktesebatıyla politikalarımızı belirledik" değerlendirmesini yaptı.



"Dün bizi hem koronavirüs salgınında, hem de Rusya-Ukrayna krizinde insafsızca yerenler, bugün utangaç da olsa, hak verir noktaya geldiler." diyen Erdoğan," Dün bizi Avrupa’dan ve Batı bloğundan uzaklaşmakla suçlayanlar, bugün takip ettiğimiz dengeli politikalara övgüler diziyor. Dün, hükümetimin Suriye ve Gazze’deki vicdanlı duruşunu eleştirenler, sayemizde bugün yurt dışına başları dik, alınları ak bir şekilde gidiyor. Bizi tenkit edenlerin; kimi zaman 2 yıl, kimi zaman 4 yıl, kimi zaman çok daha gecikmeli de olsa bizi takdir ve taltif eder konuma gelmeleri, elbette kendi gelişimleri açısından önemlidir.Doğruyu bildikleri halde ikrar edemeyenlere ise maalesef yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur" açıklamasını yaptı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan son kabine toplantısından bu yana gerçekleştirdikleri programlara İlişkin,"İşte onlar boş-beleş işler peşinde koşarken, biz geride bıraktığımız iki hafta boyunca ülkemize ve milletimize hizmet için aşkla koşturduk.1 Ekim’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin 28’inci Dönem 4’üncü Yasama Yılı’nın açılışını gerçekleştirdik. Yeni dönemin; farklı fikir, teklif ve değerlendirmelerin saygı, uzlaşı ve hoşgörü içinde özgürce ifade edildiği bir yıl olması temennilerimizi ilettik.4 Ekim’de, toplam değeri 8 milyar 425 milyon lirayı bulan 50 projemizin açılış ve temel atma törenlerini icra etmek üzere Sultanbeyli ilçemizdeydik. Bu yatırımların bir kez daha hayırlı-uğurlu olmasını diliyorum.4 Ekim tarihi, bizim için bir başka önemli ve kritik gün oldu" dedi.



İsrail’in işgal ve soykırımına tepki olarak farklı ülkelerden Gazze’ye doğru yelken açan Küresel Sumud Filosu’na güçlü moral desteği verildiğini,


Türk vatandaşlarının da içinde olduğu aktivistlerin tahliye sürecini başarıyla yönettiklerini hatırlatan Erdoğan,"4 Ekim’de başlattığımız tahliye operasyonuyla 36’sı Türk vatandaşı, toplam 137 aktivisti ülkemize güvenle indirdik. 7 Ekim’deki ikinci tahliye sürecinde 16 vatandaşımızın ilk etapta Ürdün’e geçişini, ardından 15’inin ülkemize gelişini sağladık.Gözaltına alınan 3 milletvekilimiz de Bakü üzerinden Türkiye’ye sorunsuz, sıkıntısız bir şekilde ulaştı. Türk Havayollarımızın 10 Ekim’de düzenlediği özel bir seferle, 18’i vatandaşımız olan, 21 ülkeden toplam 94 aktivisti Türkiye’ye intikal ettirdik. Filoya katılarak insanlığın vicdanına tercüman olan tüm vatandaşlarımıza, tüm aktivistlere bir kez daha teşekkür ediyor, tekrar geçmiş olsun, diyorum.Batılı aktivistlerin dahi tahliye operasyonlarımızdan sitayişle bahsettiği bu olayda, Türkiye’yi suçlayanları ise milletimin vicdanına havale ediyorum" açıklamasında bulundu.



- Akkuyu dışında nükleer ajandamızda başka projelerimiz de bulunuyor


5 Ekim’de yine İstanbul’da düzenlenen 11’inci Enerji Verimliliği Forumu’na iştirak ettiklerini belirten Erdoğan Akkuyu’da nükleer ajanda dışında başka projelerinin de olduğunu belirterek," Burada aynı zamanda, ana muhalefetin Türkiye’nin enerji arz güvenliğini hedef alan yakışıksız iddia ve ithamlarını da tek tek çürüttük. Sakarya Gaz Sahasından, şu anda 4 milyon hanemizin doğalgaz ihtiyacını karşılıyoruz. Bu sayı 2026’da 8 milyona, 2028’de inşallah 16 milyona çıkacak. Halihazırda toplam 34 ülkeyle doğalgaz ithalat ve ihracatımız var. Akkuyu Nükleer Santralinde ilk elektriği çok yakın bir zamanda üreteceğiz. Akkuyu dışında nükleer ajandamızda başka projelerimiz de bulunuyor. Ana muhalefetin, balıkları üne sürerek yaptığı eleştirilere aldırmadan, nükleer enerjiye yatırım yapmayı sürdüreceğiz" değerlendirmesini yaptı.



Muhalefete tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan nadir toprak elementleriyle ilgili eleştirilere cevap verdi. . Erdoğan,"Bu vesileyle, yine muhalefetin çarpıttığı bir konuya açıklık getirmek istiyorum:Enerji politikamızın bir diğer önceliği, sahip olduğumuz madenlerin katma değerli bir şekilde uluslararası pazarlara sunulmasıdır. Nadir toprak elementleri; savunma sanayiinden yenilenebilir enerji sistemlerine, elektrikli araçlardan haberleşme ve uzay teknolojilerine, pek çok alanda kritik rol oynuyor.Eskişehir’in Beylikova ilçesindeki Nadir Toprak Elementleri Sahasında, bugüne kadar 310 ayrı lokasyonda, yaklaşık 125 bin metre sondaj yapıldı.


Çalışma sahasında; nadir toprak elementleri, barit ve florit başta olmak üzere, tam 694 milyon ton kaynak olduğu tespit edildi. Bu saha; "Dünyanın ikinci büyük nadir toprak kaynak sahasıdır.17 nadir toprak elementinden 10’unun bulunduğu Beylikova Sahası’nda, yaklaşık 12,5 milyon ton nadir toprak oksitleri yer alıyor. Kaynağın uluslararası sertifikasyon işlemleri devam ediyor" dedi.



Nadir toprak elementlerinde dünyanın en büyük 5 üreticisinden birisi olmak için bu doğrultudaki çalışmaları sürdürdüklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," İlk etapta yıllık bin 200 ton cevher işleyeceğimiz ETİ Maden Pilot Üretim Tesisini devreye aldık. Pilot tesisin endüstriyel tesise dönüştürülmesi için, saflaştırma teknolojisi de dahil, çalışmalarımıza devam ediyoruz.Şunu da altını çizerek ifade etmek durumundayım: Nadir toprak elementleri teknolojisine sahip ülke ve firmalar, bu alandaki üretim süreçlerine ilişkin tecrübelerini, maalesef paylaşmaktan kaçınıyor. Bu engelin aşılması ve mevcut sahaların daha kısa sürede ekonomiye kazandırılması, uluslararası iş birliklerini zorunlu kılıyor. Pek çok ülke; teknoloji geliştirme, danışmanlık ve teknoloji transferi için bu konularda deneyimli ülkelerle anlaşmalar imzalıyor" ifadelerini kullandı.



Türkiye olarak, teknolojik hafızaya sahip ülkelerin uzman kuruluşları ile iş birlikleri geliştirmek amacıyla görüşmeler yaptıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bu anlamda, Beylikova’daki Nadir Toprak Elementleri Sahası’nın herhangi bir ülkeye verilmesi asla söz konusu değildir.Her kim bunu iddia ediyorsa, kendi ülkesine iftira atıyor demektir. Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum: Türkiye’nin yeraltı kaynaklarını ekonomisine kazandırmasını istemeyenler hep şunu yapıyorlar: Önce, maden tetkik ve arama çalışmalarını engellemeye çalışıyorlar. Bunda başarılı olamayınca, bu sefer işletilmesini sabote etmenin derdine düşüyorlar. Denklem aslında çok basit. Mümkünse engellemek, değilse itibarsızlaştırmak. Nadir toprak elementleriyle ilgili yaşananlar da budur.Amaç, Türkiye’nin bu yeraltı kaynağından istifade etmesini engellemektir. Dikkat edin, bu konuda hükümetimize iftira atanlar, Karadeniz doğalgazı ile Gabar’daki petrol keşiflerimizi de dillerine dolayanlardır. Hatırlarsanız, orada da destek vermek yerine, hemen bir kulp taktılar. Bugün de aynısını yapıyorlar, inanın, yarın da değişen bir şey olmayacak. Milletimden bunlara karşı uyanık olmalarını rica ediyorum. Milletim bize güvensin, bize inansınAllah’ın izniyle biz bu güveni asla boşa çıkarmayacağız" açıklamasında bulundu.



"Dilde, fikirde, işte birlik" ilkesi ışığında, Türk Devletleri arasındaki dayanışma ve ortaklıkları ilerletiyoruz. " diyen Erdoğan sözlerini şöyle devam ettirdi;


"7 Ekim’de Gebele’de "Bölgesel Barış ve Güvenlik" temasıyla düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 12’nci Zirvesine katıldık. Zirvede aldığımız kararların ve imzaladığımız Gebele Bildirisi’nin tüm Türk Dünyası için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 9 Ekim’de, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde düzenlenen törenle 2025-2026 Yükseköğretim Akademik Yılı’nın açılışını gerçekleştirdik. Yeni Akademik Yılın öğrencilerimiz, hocalarımız, üniversitelerimizde görevli idari personelimizle birlikte milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. 10 Ekim’de yine toplu açılış ve temel atma törenlerimizi vesilesiyle ana-baba ocağımız Rize’deydik.Burada 38 projemizin toplu açılışını yaptık, 2 projenin temellerini attık; devamında şehrimizdeki sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasıyla bir araya geldik. 3 milyar 84 milyon lirayı aşan bu yatırımlarımız, Rize’mize ve bölgemize bir kez daha hayırlı-uğurlu olsun.12 Ekim’de Trabzon’a geçerek,13 milyar 514 milyon liralık 130 projemizin toplu açılışını gerçekleştirdik."



Deniz üzerine üçüncü havalimanınıTrabzon’da inşa edeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan," Projeyi bitirdik ve inşallah ihalesini bu sene yapıyoruz.Çalışmalarına ise önümüzdeki yıl başlamayı arzu ediyoruz.Türkiye’nin yıldızının giderek daha çok parlamasından, küresel siyasette ağırlığının artmasından, itibarının aziz milletimize yakışan bir seviyeye yükselmesinden gurur duyuyoruz" dedi.



Türkiye’nin dış politikasındaki barıştan, diyalogdan, adaletten ve çözümden yana aktif tutumuyla, günden güne vazgeçilmez bir oyuncu haline geldiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Özellikle çatışma çözümlerinde Batıyı takip eden değil, Batının takip ettiği, örnek aldığı, gıptayla izlediği bir ülke konumundayız.Suriye ihtilafında 13,5 yıl boyunca duruşumuzu asla bozmadık.Suriyeli mazlumları, zalimlerin ve terör örgütlerinin insafına bırakmadık.Ana muhalefetin sürekli övgü yağmuruna tuttuğu Batılı ülkeler, mültecileri almamak için dikenli tel örgülerin arkasına saklanırken; biz "kimseyi geri göndermeme" politikasıyla Suriyeli kardeşlerimizi bağrımıza bastık. Üç-beş oy uğruna Suriyeli mazlumları hedef gösterenlere rağmen, en kritik zamanlarda siyasi bedel ödemeyi göze alarak, vicdanlı tavrımızı sonuna kadar muhafaza ettik. Hamdolsun, neticede de tarihin doğru tarafında duran biz olduk.



Zaman; lümpen ırkçıları, oy avcılığı yapanları, mülteci düşmanlarını değil, bizi haklı çıkardı. Türk milleti, kardeşlik ve komşuluk sınavını başarıyla verdi."


Suriye’yle ilişkilerin her alanda güçlendiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bugün birbirimizin yüzüne mahcubiyetle değil, tebessümle bakıyoruz. Suriye’de istikrar kökleştikçe, inşallah her şey çok daha iyi olacak. Bakınız sadece Suriye’de değil, Gazze’de de Türkiye, ilk günden itibaren hakkın, haklının ve adaletin safında yer almıştır. Gazze’nin, vatanlarını savunan evlatlarına terörist iftirası asla atmadık. Birilerine şirin gözükmek uğruna Filistin direnişine kara çalmadık. İnandığımız neyse, kalbimizden geçen neyse; eğip bükmeden, kimseden de çekinmeden, onu cesaretle haykırdık. 102 bin tonu bulan insani yardımlarımızla Gazzeli kardeşlerimizin yanında olduk. Katıldığımız tüm toplantılarda, uluslararası bütün platformlarda Gazze’yi ve Filistin davasını korkusuzca savunduk. Bütün bunları yaparken, Gazze’de ateşkesin sağlanması için çalışmayı da hiçbir zaman ihmal etmedik" açıklamasını yaptı.



- Gazze’de kırılgan da olsa bir güven iklimi oluştu


Bir süredir çok farklı kanallardan yürüttükleri diplomasinin de katkısıyla Gazze’de varılan ateşkes mutabakatını memnuniyetle karşıladıklarını bir kez daha ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan," İki yıllık zulmün, vahşetin ve soykırımın ardından, elhamdülillah, Gazze’de kırılgan da olsa bir güven iklimi oluştu. Sizler de televizyonlardan takip ettiniz İki yıldır bombaların altında hayatta kalma mücadelesi veren çocukların ilk defa yüzlerine tebessüm çiçekleri açıyor. Gazzeli kardeşlerimiz zorla çıkarıldıkları yerlere insan seli olup akıyor. Yıkıntıların arasında insanlar, bulabildikleri bir parça eşyaya tutunarak, hayata yeniden başlamaya çalışıyor. Bunlar, bizim tam olarak anlayabileceğimiz değil, sadece izleyip tahayyül edebileceğimiz mutluluklardır. Gazze’de neler yaşadıklarını, en iyi Gazzeli mazlumlar bilir. İki yıl boyunca çektikleri çileleri, en iyi masum çocuklar bilir.68 bin şehidi toprağa vermenin acısını, yüreği yanık anneler, babalar bilir. Enkazdan çıkan bir parça eşyanın anlamını, en iyi her şeyi kaybetmiş o kardeşlerimiz bilir. Tekrar söylüyorum; biz sadece empati kurabiliriz, sadece onları anlamaya çalışabiliriz. Gazzeli mazlumların yükünü azaltan her çaba bizim için değerlidir. Çıkıp bunu "sadece ateşkes imzaladılar" diyerek küçümsemek, kimsenin haddi de, hakkı da değildir. Bir defa bunun açıkça ortaya konulması gerekiyor. İsrail’in verdiği sözleri tutmama konusundaki bozuk sicilinin, herkes gibi biz de farkındayız. Bu gerçeğin, Filistin Direniş Hareketi HAMAS ve Gazzeli kardeşlerimiz daha çok farkında. Ama buna rağmen ümit varlar. Buna rağmen umutlu olmak istiyorlar.


Biz de bir daha eski soykırım günlerine dönülmemesi için, mevcut tüm baskı unsurlarını devrede tutuyoruz" ifadelerini kullandı.



Önceki gün Şarm El Şeyh’te yapılan zirvenin, bu bakımdan çok önemli olduğunu söyleyen Erdoğan," Orada hem imzacı 4 ülkenin lideri, hem de diğer ülkelerin liderleri olarak, hep beraber çok net bir irade ortaya koyduk. Şarm El Şeyh Deklarasyonuyla bölgemizde kalıcı barışa ve istikrara giden yolda kıymetli bir adım attık. Biz, deklarasyondaki iradenin sonuna kadar arkasında duracağız. Amerika, Mısır ve Katar’ın da bezer bir tavır sergileyeceğine inanıyorum. Ateşkes mutabakatının uygulanmasının da yakından takipçisi olacağız. Rehine ve mahkûm takasıyla birlikte yeni bir aşamaya geçilmiş oldu. İnsani yardımların girişleri hızlandı" dedi.



Tüm aksaklıklara rağmen 350’ye yakın Türk TIR’ının Gazze’ye giriş yaptı;ğını 400’den fazla TIR’ın ise giriş için beklediğini belirten Erdoğan,"Dün, 900 ton yardım taşıyan 17’nci İyilik Gemimizi bölgeye yolcu ettik. Bunun devamı da gelecek. İnşallah kış bastırmadan insani yardımlarımıza ağırlık vereceğiz. Şov yapmadan, başkaları gibi Pİ-AR peşinde koşmadan, Gazze’ye ve Gazzeli mazlumlara sahip çıkmaya devam edeceğiz. 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin Devleti kurulana kadar bu mücadele hız kesmeyecek. Şunu bir kez daha açıkça söylemek isterim Biz, mazluma kol kanat gererken, sadece Rabbimizin rızasını gözetiyoruz. Hakk’ın rızasından, halkımızın duasından başka kimseden bir beklentimiz yok. Bugüne kadar olduğu gibi samimiyet, hasbilik, tevazu rehberimiz olmaya inşallah devam edecek. Son nefesimize kadar doğruluktan, dürüstlükten, bu aziz millet ve tüm mazlumlar için canla başla çalışmaktan geri durmayacağız. Cenab-ı Allah yolumuzu, bahtımızı açık etsin, diyorum. Bu düşüncelerle sizlere veda etmeden evvel; dün Kocaeli’nde, Dünya Kupası Elemelerinde Gürcistan’ı 4-1 skorla yenerek milletimize büyük bir sevinç yaşatan A Milli Futbol Takımımızı tebrik ediyorum. Kendilerine ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Rabbim, Bizim Çocuklar’ın ayaklarına taş değdirmesin, diyorum" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İZKİTAP’ta edebiyat şöleni yaşanıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle Kültürpark’ta düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı, hafta sonunda da bahar havası eşliğinde adeta festival atmosferinde geçti. İzmirliler, Kültürpark’ın eşsiz atmosferinde, gün boyunca söyleşilerde yazar ve şairlerle bir araya gelirken, imza etkinliklerinde uzun kuyruklar oluşturdu. İZKİTAP, yayınevleri, sahaflar, eğitim ve kültür kurumları ile sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirirken, yaklaşık 200 katılımcı ve 400’e yakın yazar, şair, gazeteci ve akademisyeni okurlarla buluşturuyor. Cumartesi günü güzel havayı da fırsat bilen İzmirliler, Kültürpark’ı doldurdu. Özellikle söyleşi alanları ve imza stantlarında kuyruklar oluştu. Okurlar hem sevdikleri yazarlarla bir araya gelme hem de yeni yayımlanan kitapları keşfetme fırsatı buldu. Kültürpark’ta, İZKİTAP ile eş zamanlı gerçekleştirilen ve birbirinden nadir ve göz alıcı klasik araçların sergilendiği Klasik Otomobil Sergisi de büyük ilgi gördü. İZKİTAP’ta 25 Nisan’da Behiç Ak, Beyhan Budak, Cihat E. Çiçek, Doğu Yücel, Mavisel Yener, Mehmet Eroğlu, Mine Söğüt, Murat Menteş, Mustafa Balbay, Saygı Öztürk, Sinan Meydan, Şükrü Erbaş ve Yekta Kopan’ın da aralarında bulunduğu birbirinden değerli yazar, şair ve gazeteci İzmirlilerle bir araya geldi. Fuar kapsamında Gazeteci - Yazar Murat Ağırel, Tarihçi - Yazar Sinan Meydan, Klinik Psikolog Yazar Beyhan Budak ve Yazar Dr. Efdal Sevinçli söyleşilerde okurlarla buluşan isimler arasında yer aldı. "Bu topraklar kolay kazanılmadı, Cumhuriyet kolay kurulmadı" "Atatürk’ün Mirası: Laik Cumhuriyet" başlıklı söyleşiyle okurlarıyla buluşan Sinan Meydan, Atatürk ilke ve inkılaplarının tarihi önemine dikkat çekerek, "Cumhuriyet devrimleri yalnızca bir yönetim değişikliği değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşüm projesidir. Özellikle kadın hakları konusunda atılan adımlar, dönemin pek çok ülkesinin ilerisindedir. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması, medeni kanunla sağlanan eşitlikler, çağdaşlaşma sürecinin en somut göstergelerindendir" diye konuştu. Cumhuriyet’in kazanımlarının korunmasının önemini vurgulayan Meydan, "Bu topraklar kolay kazanılmadı, Cumhuriyet kolay kurulmadı. Bu bilinçle hareket etmek ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak hepimizin sorumluluğudur. Çanakkale Savaşı’nda ‘Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum’ diyen bir liderin mirasçıları olarak, bu değerleri yaşatmaya devam edeceğiz" dedi. Meydan, söyleşinin ardından okurlarına kitaplarını imzaladı. Modern hayatta anlam arayışı ve dengeli yaşamın önemi Fuar kapsamında düzenlenen "İnsanın Anlam Arayışı" başlıklı söyleşide konuşan Beyhan Budak, "Hayatta kontrol edemediğimiz pek çok şey var. Olan olur, olacak olan da olur, her şeyi kontrol etmeye çalışmak kaygıyı artırır. Huzur ise biraz da bu akışı kabul edebilmekten geçiyor. Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. Oysa iyi hissettiren şey, her şeyi yapmak değil, daha az ama daha nitelikli bir yaşam kurabilmek" ifadelerini kullandı. Her bireyin farklı ihtiyaçlara sahip olduğunu vurgulayan Budak, "Popüler olan her şeyin bize iyi geleceğini düşünmemeliyiz. Kendimiz için gerçekten iyi olanı keşfetmek daha sahici bir yaklaşım" diye konuştu. İnsan ilişkilerinin önemine de değinen Budak, "Yalnızlık zaman zaman tercih edilebilir, ancak insanın insana ihtiyacı vardır. Hiç kimse tek başına iyi değildir. Herkesin güçlü ve zayıf yönleri vardır, önemli olan ilişkilerde bize iyi gelen tarafları görebilmek ve besleyebilmektir" dedi. İzmir’in ilk mizahi ve karikatür gazetesi Kara Sinan’ı anlattı İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı tarafından düzenlenen söyleşide konuşan akademisyen Dr. Efdal Sevinçli, İzmir basın tarihine ışık tutan önemli bilgiler paylaştı. Sevinçli, "Kara Sinan, 3 Haziran 1875’te yayımlanmaya başlayan ve İzmir’in ilk mizahi ve karikatür gazetesi olarak kabul edilen çok önemli bir yayın. Haftalık olarak çıkarılan bu gazete, genellikle dört sayfa olarak basılmış, ilk üç sayfasında yazılara, son sayfasında ise karikatürlere yer verilmiştir" dedi. Kentin mizah geleneğinin köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Sevinçli, "Kara Sinan üzerinden İzmir’in yalnızca ticaret değil, aynı zamanda güçlü bir kültür ve basın hayatına sahip olduğunu da görebiliyoruz. Bu yayın, kentin çok kültürlü yapısı içinde mizahın nasıl üretildiğini göstermesi açısından da oldukça kıymetli" ifadelerini kullandı.
Çanakkale Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları Çanakkale etabının kazananı belli oldu Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları Çanakkale etabının kazananı Atabay Challengers ekibi oldu. Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları Çanakkale etabı, nefes kesen mücadelelerin ardından tamamlandı. İstanbul’dan start alıp Çanakkale Boğazı’nda sona eren yarışlara 14 ülkeden 500’ün üzerinde sporcu katıldı. 140 deniz millik zorlu parkuru 15 saat 27 dakikada tamamlayan Atabay Challengers, ’Line Honours’ ödülünün yanı sıra etap kapsamındaki üç yarışta da en iyi dereceyi elde ederek Çanakkale Kupası’nın şampiyonu oldu. ’Tarihe Saygı’ mottosuyla düzenlenen yarışlar, Çanakkale Boğazı’nın eşsiz atmosferinde görsel bir şölen sunarken spor turizmi açısından da önemli bir buluşmaya sahne oldu. Tarih ve doğanın buluştuğu bu özel organizasyon, Çanakkale’de sporun gücünü bir kez daha ortaya koydu. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yarışa ilişkin yapılan açıklamada, "Cumhurbaşkanlığı 7. Uluslararası Yat Yarışları Çanakkale etabı, nefes kesen mücadelelerin ardından tamamlandı. İstanbul’dan start alıp Çanakkale Boğazı’nda sona eren yarışlara 14 ülkeden 500’ün üzerinde sporcu katıldı. 140 deniz millik zorlu parkuru 15 saat 27 dakikada tamamlayan Atabay Challengers, "Line Honours" ödülünün yanı sıra etap kapsamındaki üç yarışta da en iyi dereceyi elde ederek Çanakkale Kupası’nın şampiyonu oldu. "Tarihe Saygı" mottosuyla düzenlenen yarışlar, Çanakkale Boğazı’nın eşsiz atmosferinde görsel bir şölen sunarken spor turizmi açısından da önemli bir buluşmaya sahne oldu. Tarih ve doğanın buluştuğu bu özel organizasyon, Çanakkale’de sporun gücünü bir kez daha ortaya koydu" ifadelerine yer verildi.
Şırnak Cizre fayı için kritik bilimsel çalışma başlatıldı Şırnak’ın Cizre ilçesinde, bölgenin deprem risk haritasını ortaya koyacak kritik bir bilimsel çalışma başlatıldı. AFAD ile TÜBİTAK iş birliğinde yürütülen "Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi" Projesi kapsamında, Cizre Fay Hattı detaylı şekilde inceleniyor. Şırnak ile Cizre arasındaki tüneller mevkii ve Kasrik Boğazı hattında gerçekleştirilen paleosismolojik kazılarla, yer altındaki geçmiş depremlerin izleri gün yüzüne çıkarılıyor. Çalışmalarda, Cizre fayının en son ne zaman kırıldığı, gelecekte deprem üretme potansiyelinin ne olduğu ve muhtemel bir kırılmanın ne zaman yaşanabileceği gibi hayati sorulara bilimsel verilerle yanıt aranıyor. Türkiye’nin farklı illerinden gelen 7 profesör ve uzman akademisyen, sahada titizlikle incelemelerde bulunuyor. Çalışmalara Dokuz Eylül Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi katkı sağlıyor. Saha operasyonlarında Şırnak AFAD İl Müdürlüğü ile Cizre Belediyesi itfaiye ekipleri de lojistik destek sunuyor. Uzmanlar, elde edilecek verilerin yalnızca bölge için değil, Türkiye genelindeki deprem hazırlık stratejileri açısından da önemli bir referans oluşturacağını belirtiyor. Bölgenin yer altı tarihine ışık tutacak bu kapsamlı çalışma, muhtemel afetlere karşı alınacak önlemlerin bilimsel zemine oturtulması açısından büyük önem taşıyor. Cizre fay hattından elde edilecek sonuçların, gelecekteki risk analizleri ve kentsel güvenlik planlamalarında belirleyici rol üstlenmesi bekleniyor.
Manisa Manisa’nın tarihi ve lezzet mirası ön plana çıktı 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, bu yıl kültür, sanat ve gastronomiyi buluşturan etkinlikleriyle dikkat çekti. Usta oyuncular Erkan Can ve Güven Kıraç’ın katıldığı söyleşiler ile ünlü şef Danilo Zanna’nın yer aldığı gastronomi programları, kentin tarihi ve lezzet mirasını ön plana çıkardı. Festival kapsamında düzenlenen söyleşide, moderatörlüğünü Utku Yılmaz’ın yaptığı programda usta oyuncular Erkan Can ve Güven Kıraç, Manisa’nın köklü geçmişine ve zengin mutfak kültürüne vurgu yaptı. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte konuşan sanatçılar, Manisa’nın her köşesinin ayrı bir hikaye barındırdığını belirterek kentin uluslararası alanda daha etkin tanıtılması gerektiğini ifade etti. Söyleşiye katılan Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste ise Manisa’nın adeta bir açık hava müzesi olduğunu belirterek, "Kula-Salihli UNESCO Jeoparkı, Sardes Antik Kenti ve Spil Dağı Milli Parkı gibi değerlerimizle turizm potansiyelimizi her geçen gün artırıyoruz. Kadın kooperatifleri ve yerel üretim projeleriyle kırsal kalkınmayı desteklemeye devam ediyoruz" dedi. Festivalin gastronomi etkinlikleri de gün boyu yoğun ilgi gördü. "Yeni Gastronomi Akımı: Hızlı Tüketimden Sağlıklı ve Geleneksel Lezzetlere Dönüş" başlıklı söyleşide yerel mutfakların sürdürülebilirliği ele alınırken, "41 Bitkinin Bugünkü Karşılığı" panelinde mesir macunundaki şifalı bitkiler bilimsel açıdan değerlendirildi. Ulupark Gastronomi Arenası’nda düzenlenen "Manisa’nın Lezzet ve Kültür Haritası: 17 İlçenin Tescilli Değerleri" programında ise Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ve ünlü şef Danilo Zanna konuşmacı olarak yer aldı. Programda, 17 ilçeye özgü coğrafi işaretli ürünler ve yöresel lezzetler tanıtıldı. "Lezzetiyle Yaşayan Festival" temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte, Akhisar köftesi, Salihli odun köftesi, Alaşehir kapama, keşkek, Manisa kebabı, tahinli pide ve üzüm suyu gibi pek çok yöresel ürün katılımcıların beğenisine sunuldu. Şef Danilo Zanna, Manisa’ya özgü tahinli pideyi çok beğendiğini belirterek bu lezzeti MasterChef programına taşıyacağını söyledi. Programda konuşan Başkan Besim Dutlulu, Mesir Festivali’nin kapsamını genişlettiklerini belirterek, "486 yıllık bu köklü geleneği bilim, sanat ve gastronomiyle zenginleştirdik. Gastronomi panayırı, doğa sporları, fitoterapi konferansları ve kültürel etkinliklerle dolu bir program hazırladık. Mesir, 41 çeşit baharatın birleşimiyle oluşan şifalı bir mirastır" dedi. Şef Danilo Zanna ise Manisa’nın gastronomik açıdan büyük bir zenginliğe sahip olduğunu vurgulayarak, "Türkiye’de keşfettiğim ilk şehirlerden biri Manisa’ydı. Bu lezzet mirasını yerinde deneyimlemek benim için büyük bir mutluluk" ifadelerini kullandı. Bu yıl düzenlenen etkinliklerle 486 yıllık köklü geçmişiyle dikkat çeken Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, kültür, sanat ve gastronomiyi bir araya getirerek kentin tanıtımına da önemli katkı sundu.