POLİTİKA - 08 Ekim 2025 Çarşamba 14:23

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gazze’yi devasa bir enkaz yığınına çevirdiler"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gazze’yi devasa bir enkaz yığınına çevirdiler"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Amerikan Başkanı Trump’ın barış çabalarına aktif destek vererek bölgemizi sıkıştığı bu cendereden süratle çıkarmak istiyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin grup toplantısına katıldı. Burada konuşan Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye yönelik gerçekleştirdiği saldırıların ikinci yıl dönümünde de TBMM’nin ve AK Parti Grubu’nun takdire şayan bir duruş sergilediğini söyleyerek, "TBMM’nin tüm dünya parlamentolarına örnek olan cesaretli tavrında öncülüğü hamdolsun biz, grubumuz, milletvekillerimiz ve Cumhur İttifakı yaptı. Çoğu çocuk ve kadın 67 bin Gazzeli kardeşimizin şehit edildiği, 170 bine yakın Gazzeli mazlumun yaralandığı bu toplu kıyımın bir an önce son bulması için gereken neyse Türkiye olarak hiç tereddütsüz yapıyoruz. İnsani yardımlardan diplomatik temaslara, ticaretin durdurulmasından Filistin devletinin tanınmasına kadar her alanda yoğun çaba içindeyiz" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Trump’ın barış çabalarına aktif destek vererek bölgemizi sıkıştığı bu cendereden süratle çıkarmak istiyoruz"

Dünya liderleri ile gerçekleştirilen görüşmelerde Gazze’deki soykırımın ve İsrail’in artan saldırganlığının hep ilk sıralarda yer aldığını kaydeden Erdoğan, "Engel olunmadığı takdirde Arz-ı Mev’ud hezeyanıyla hareket eden İsrail hükümetinin bölgemizi sürükleyebileceği felaketlere dikkat çekiyoruz. Gayemiz, daha fazla masum ölmeden, daha fazla yıkım yaşanmadan, daha fazla kan ve gözyaşı akmadan bölgemizde kalıcı istikrarın sağlanmasıdır. Gazzeli mazlumların iki yıldır çektiği acıların bir an evvel dinmesi en büyük arzumuzdur. Amerikan Başkanı Trump’ın barış çabalarına aktif destek vererek bölgemizi sıkıştığı bu cendereden süratle çıkarmak istiyoruz" açıklamasında bulundu.

"Şu anda barışa giden yolun önündeki en büyük engel İsrail’in saldırılarıdır"

Hamas’ın ABD Başkanı Trump’ın barış planına son derece müspet cevap verdiğini ve böylece barış iradesini çok net bir şekilde ortaya koyduğunu dile getiren Erdoğan, "Ancak şurası bir gerçek ki, barış tek kanatlı bir kuş değildir. Barışın tüm yükünü Hamas’a ve Filistinlilere yüklemek ne adildir, ne doğrudur, ne de gerçekçi bir yaklaşımdır. Şu anda barışa giden yolun önündeki en büyük engel İsrail’in saldırılarıdır. İsrail, Trump’ın açık çağrılarına rağmen olumlu atmosferi baltalayan saldırılarına devam etmektedir. Gerçekten barış isteniyorsa İsrail’in saldırıları derhal durdurulmalıdır. Kanla, katliamla, haydutlukla, canilikle varılabilecek hiçbir yer olmadığını İsrail hükümetinin anlaması gerekiyor" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Gazze’yi devasa bir enkaz yığınına çevirdiler"

İsrail’in Gazze’yi devasa bir enkaz yığınına çevirdiğini, buna rağmen İsrail’in Gazze halkının direniş iradesini kıramadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze’nin topraklarını savunan kahraman evlatlarına diz çöktüremediler. Gazze’yi dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevirdikleri halde Gazze halkını teslim alamadılar. Zulüm olduğu sürece zalime direnen mazlumlar da muhakkak olacaktır. İşgal sürdüğü müddetçe işgalcilere kıyam eden serdengeçtiler de muhakkak olacaktır. Ateşkes ve adil bir barış tüm taraflar için en makul tercihtir. Bugün Şarm El-Şeyh’te yapılan görüşmeler kritik önemdedir. İnşallah güzel bir haber almayı ümit ediyoruz. Biz bunun için çabalamaya devam edeceğiz. Bu süreçte Filistinli kardeşlerimizi de asla ve asla yalnız bırakmayacağız" ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 yılın ardından Suriyelilerin hürriyetlerine kavuştuğuna dikkati çekerek, Filistinlilerin de muvaffak olacaklarını ve 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’ni mutlaka kuracaklarını vurguladı.

"24 yıldır partimizin arkasında dağ gibi duran aziz milletimizin bizatihi ta kendisidir"

AK Parti olarak tüm teşkilatla yaz aylarında da boş durmadıklarını belirten Erdoğan, "Türkiye yüzyılı buluşmalarıyla 49 günde ülkemizin tamamında toplumun farklı kesimleriyle bir araya geldik. Bu toplantılarda milletimizin tenkit ve tespitlerine kulak verdik, fikirlerini not ettik, bizlere yepyeni ufuklar açan değerlendirmelerini hassasiyetle dinledik. Biz siyaset yolculuğunu milletin kılavuzluğunda yapan bir partiyiz. Attığı her adımda önce milletin, sonra vicdanın sesine kulak verip öyle yürüyen, öyle hareket eden bir kadroyuz. Hep söylüyorum, bu partiyi kuran millettir. Kuruluşundan yalnızca 15 ay sonra iktidara taşıyan yine millettir. 24 yıldır partimizin arkasında dağ gibi duran yine aziz milletimizin bizatihi ta kendisidir. Tam 24 senedir gücümüzü sadece milletten alıyoruz. Milletin bize çizdiği istikamette eğilmeden, bükülmeden dimdik yürüyoruz. İnşallah bundan sonra da milletin rehberliğinde siyaset yapacak, milletin belirlediği rotadan sapmayacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Belediyelere yönelik inancın restore edilmesi şarttır"

Hem yerel yönetimlere güveni zedeleyen hem de hizmet kalitesini dibe çeken sorunların üzerine mutlaka gidilmesi gerektiğini kaydeden Erdoğan, "Son skandallarla iyice törpülenen belediyelere yönelik inancın restore edilmesi şarttır. Aynı şekilde Türkiye ekonomisini geleceğe hazırlayacak, sanayide dönüşüm, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm alanlarında iddialı hazırlıklar içindeyiz. İnşallah bunları yakında Meclisimizin takdirine sunacağız. Temennimiz kamuda şeffaflığı, hesap verebilirliği ve verimliliği daha da artıracak bu reform hamlesine herkesin hüsnüniyetle destek vermesidir" şeklinde konuştu.

"Yüreğin yetiyorsa şimdi de su bidonuyla kürsüye çıksana"

"Özellikle belediyelerdeki itibar kaybının müsebbibi olan ana muhalefetin reform çabalarımızı desteklemesi bir nevi günahlarına kefaret olacaktır" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Hal böyleyken beyefendi dün çıkmış daha çöpünü bile düzenli toplayamadıkları milletten özür dileyeceğine güya okul müdürlerine çağrı yapıyor. Öyle bir pişkinlik ki başkent halkına günlerdir Kerbela’yı yaşatıyorlar, bir de utanmadan yok telefon edin, şunu yapalım, bunu yapalım diyorlar. Sen önce çöpleri topla. Sen önce vatandaşa su ver. Sen önce milleti çöp dağlarından, kokudan kurtar. Sen önce rüşvet çamurunu bir temizle. Sizin hiç insafınız, hiç vicdanınız yok mu? 25 yıllık hizmeti üzerine tek bir artı koymadan 3-5 senede çarçur ettiniz, şehirlerimizi 25-30 yıl öncesine götürdünüz, milleti her gün trafikte perişan ediyorsunuz, özür dileyeceğinize bir de yüzsüzce bize sataşıyorsunuz. Hadi milletten utanmıyorsunuz, bari Allah’tan korkun. Hadi kendinize saygınız yok, Ankara’da elinde su bidonlarıyla bekleyen vatandaşımıza da mı saygınız yok? Çöp dağlarının arasında okuluna, işine, ofisine gitmeye çalışan insanımıza zerre kadar saygınız yok. Aynaya baktığınızda yahu sizin hiç yüzünüz kızarmıyor mu? Grup kürsüsüne mazot bidonuyla çıkmayı biliyordun. Yüreğin yetiyorsa şimdi de su bidonuyla kürsüye çıksana. Kimden çekiniyor, kimden korkuyorsun? Bakın çok açık söylüyorum. Normalde kendine ve halkına saygısı olan bir siyasetçi bütün bunlardan sonra suç bastırmaya çalışmaz, gündem saptırmaya hiç çalışmaz. Çıkar delikanlıca beceriksizliğinin, iş bilmezliğinin hesabını millete verir. Beyefendinin ortaya saçılan her skandala bir bahanesi var. Ama millete hesap verecek yüreği, cesareti, saygısı yok. Ne diyelim? Kukla genel başkanla ancak bu kadar oluyor. Verilen koordinatların dışına istese de çıkamıyor. Yıllarca kontrollü muhalefet edebiyatı yaptılar ama neticede kendileri kontrollü genel başkan oldular."

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Türk demokrasisini sivil damgalı yeni bir anayasayla taçlandırma irademiz bakidir"

Türk demokrasisini sivil damgalı yeni bir anayasayla taçlandırma iradelerinin dün olduğu gibi bugün de baki olduğunu dile getiren Erdoğan, "Şartlar ne olursa olsun bu hedefimizden kopmadık ve kopmayız. Bunun gerisinde şahsi kaygılar değil, küresel sebepler vardır. Şurası bilinen bir gerçektir. Hem 1961 Anayasası hem 1982 Anayasası, demokratik işleyişe bu işleyişin ayrılmaz parçası olan siyasi partilere bilhassa da milli iradeye yönelik güvensizliğin izleriyle doludur. Anayasal metinlerin özüne ve sözüne sirayet eden bu vesayetçi ruh, pek çok yerde kendi varlığını yaşatacak burçlar, kaleler, kuleler inşa etmiştir" diye konuştu.

"Sivil bir anayasa, vatandaşlarımızın halen en büyük özlemidir"

Yakın geçmişteki kapsamlı revizyonlara rağmen yeni ve sivil bir anayasa ihtiyacının tam olarak karşılanamadığını söyleyen Erdoğan, "Darbelerden değil, milletin irfanından beslenen, demokrasi tecrübemizi fasıllara bölen askeri müdahalelerin kötü mirasını reddeden sivil bir anayasa, vatandaşlarımızın halen en büyük özlemidir. Yeni ve sivil bir anayasa hedefi tam da bu nedenle milli bir mesele olarak on yıllardır önümüzde duruyor. Çağımızın gereklerine uygun, milletimizin talep ve beklentilerini karşılayan, 86 milyonun her bir ferdinin sahiplendiği yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç, her geçen gün kendini daha fazla hissettiriyor. Dahası bu ihtiyacı hemen hemen tüm siyasi partiler açıkça ikrar ediyor. 1982 Anayasası miladını çoktan doldurmuştur. Türkiye Yüzyılı menziline, adaleti bir sağdan bir soldan asmakla tesis ettiğine inanan bir zihniyetin ürünü olan mevcut anayasayla varamayız. Siyaset kurumu olarak bu sorunu ne kadar erken çözebilirsek, ülkemize ve demokrasimize o derece büyük hizmet etmiş oluruz" ifadelerini kullandı.

"Siyasette düşman yoktur"

Siyaseti dost-düşman kavramlarıyla tarif etmenin doğru olmadığına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siyasette düşman yoktur, muharız ve muhasım yoktur. Rakip veya müttefik vardır. Her kim siyaseti dost düşman kavramları üzerinden tanımlıyorsa çok net biçimde Türkiye’ye ve Türk demokrasisine ihanet ediyor demektir. Biz siyasette böyle bir ayrımı reddediyoruz. Bu ikiliğe kendimizi mahkum ve mecbur etmeyeceğiz. Gerginlik siyasetinin, kutuplaşma siyasetinin, kamplaşma siyasetinin içinde asla olmadık. İnşallah bundan sonra da olmayacağız. 86 milyonun her bir mensubunun hassasiyetini gözeten, kuşatıcı ve kucaklayıcı bir tasavvurla siyaset yapmaya devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

"Dostane bir çay sohbetinin eleştirilecek hiçbir yanı yoktur, olamaz"

Erdoğan, yeni yasama yılının ilk gününde ortaya çıkan tablonun umutlarının daha da artmasına vesile olduğunun altını çizerek, "Siyasi partilerimizin saygıdeğer genel başkanlarının Meclis başkanımızın davetine icabetle bir araya gelmesi, karşılıklı saygı içinde sohbet etmesi çok kıymetlidir. Dostane bir çay sohbetinin eleştirilecek hiçbir yanı yoktur, olamaz. Farklı siyasi çatılar altındaki aktörlerin asgari düzeyde de olsa irtibatı, saygıyı, nezaketi koruması, siyasetin zaten doğasında vardır. Tekrar söylüyorum, hiçbirimiz düşman değiliz. Millete hizmet yolunda farklı kulvarlarda koşturan rakipleriz. Demokrasi dairesi geniştir. Bunu daraltmak kimsenin haddi değildir" diye konuştu.

"CHP ve marjinal yoldaşları millete hürmetsizlik etmişlerdir"

Milli iradeye ve TBMM’ye yönelik bir saygısızlık durumuna kayıtsız kalmayacaklarını ifade eden Erdoğan, "CHP ve marjinal yoldaşları ilk gün meclis özel oturumundan kaçarak millete hürmetsizlik etmişlerdir. Bununla da yetinmeyip medya ve sosyal medyadaki tetikçilerini siyasetin üzerine salmışlardır. Bir çift kelamı, bir bardak çayı paylaştığı için siyasi parti genel başkanları linç edilmiş, taşlanmış, en rezil hakaretlere maruz bırakılmışlardır. Gazeteci, akademisyen, siyasetçi, sosyal medya figürü maskeli bu linç korosu öncelikle CHP’nin eseridir, siyaseti dost-düşman ikileminde gören CHP zihniyetinin eseridir. Linç korosunun karargahı da CHP Genel Merkezi’dir. Yıllarca şahsımızı ve partimizi hedef aldılar, edepsizce bize saldırdılar, yıllarca haysiyet cellatlığı yaptılar. Şimdi aynı koro, fotoğraf karesine giren herkesi hedef alıyor, önüne geleni yıldırmaya, yıpratmaya, sindirmeye, zorbalıkla baskı altına almaya çalışıyor. Sayın Özel de ’tavşana kaç, tazıya tut’ siyasetiyle kendince vaziyeti idare ediyor. Sayın Özel, yemezler. Bunu ne bize ne de millete yutturabilirsiniz" dedi.

"Ülkemiz ve milletimiz için en doğrusunu yapmaya devam edeceğiz"

"Fotoğrafa verilen tepkiler istisna değil, CHP’nin faşist zihniyetinin dışa vurumudur. ’Ya bendensin ya karşıdan’ siyasetinin somutlaşmış halidir" diyen Erdoğan, "Atalarımız ’can çıkar, huy çıkmaz’ demiş. Bunların durumu da işte aynen böyle. Yıllar geçiyor ancak CHP’nin faşizan kodlarında hiçbir değişim olmuyor. CHP’nin değil müstakil bir siyasete, kendisinin yer almadığı bir fotoğrafa dahi tahammülünün olmadığını böylece görmüş olduk" ifadelerine yer verdi.

"Terörsüz Türkiye sürecini sabır ve samimiyetle devam ettiriyoruz"

Türkiye’yi terörden kurtarmak amacıyla yürütülen ’Terörsüz Türkiye’ sürecini büyük bir sabır ve samimiyetle devam ettirdiklerini söyleyen Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Mecliste kurulan komisyonumuz maşallah önemli işlere imza atıyor. Güvenlik ve istihbarat birimlerimiz görev alanları ile ilgili sorumluluklarını titizlikle yerine getiriyor. Sabotajlara karşı çok dikkatli ve temkinliyiz. Ama jeopolitik risklerin giderek yükseldiği bir dönemde elimizi çabuk tutmamız gerektiğinin de farkındayız. Kendi insanımızla birlikte sınırlarımızın ötesindeki Kürt kardeşlerimizi de Türkiye Cumhuriyeti’nin güven veren dostluğuna kopmaz bağlarla bağlamak mecburiyetindeyiz. İnşallah bunu da başaracağız. Tıpkı on asır önce olduğu gibi Türkler, Kürtler ve Araplar olarak ortak tarih ve ortak gelecek tasavvuruyla istikbali birlikte inşa edeceğiz. Şunu da bir an olsun aklımızdan çıkarmayacağız; acıyı, öfkeyi, nefreti referans alarak sağlıklı bir gelecek inşa edilemez. Bundan dolayı ortak istikbalimizi acılar üzerine değil, 86 milyonun müşterek umutları üzerine bina edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda gerçekleştirdiği konuşmanın ardından AK Parti’ye geçen Ardahan Göle Belediye Başkanı Gökhan Budak, Gümüşhane Şiran Belediye Başkanı Abdülbaki Kara, Bingöl Merkez Sancak Belde Belediye Başkanı Hayrettin Çiçek, Bingöl Merkez Ilıcalar Belde Belediye Başkanı Eşref Varol, Giresun Eynesil Ören Belde Belediye Başkanı Soner Erkan, Muş Bulanık Sarıpınar Belde Belediye Başkanı Maşuk Ataş ve Muş Bulanık Rüstemgedik Belde Belediye Başkanı Abit Özdemir’in rozetlerini taktı.

Muhammed Musab Gümüşer

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Üsküdar Belediyesi’ne ‘İskân’ soruşturmasında 9 şüpheli tutuklama talebiyle sevk edildi Üsküdar Belediyesi’nde yapı ruhsatı ve iskân ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı ve rüşvet suçu işlendiği iddiasıyla gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 20 şüphelinin savcılık işlemleri tamamlandı. Aralarında Başkan Yardımcısı Filiz Deveci’nin de bulunduğu 9 şüpheli tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Üsküdar Belediyesi’ne, ‘yapı ruhsatı ve iskan süreçlerinde rüşvet ve usulsüzlük’ iddialarıyla geçtiğimiz Salı günü operasyon başlatılmış, İstanbul ve Yalova’da 30 ayrı adrese düzenlenen eş zamanlı baskınlarda, aralarında Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci gibi üst düzey belediye yöneticileri ile müteahhitlerin de olduğu 20 kişi gözaltına alınmıştı. Savcılık işlemleri de tamamlanan 20 şüpheli Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Başkan yardımcısı tutuklama talebiyle sevk edildi Savcılık ifadeleri tamamlanan Başkan Yardımcısı Filiz Deveci, Nazım Akkoyunlu, Hakan Yavuz, Özgür Ceylan, Barkın Ege Tekkökoğlu, Erdem Alkan, Kadir Karadağ, Yılmaz Kozan ve Ceyhan Han tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. 10 kişiye adli kontrol talebi Savcılık ifadeleri tamamlanan 10 şüpheli, Ahmet İşman, Veysel Köse , Burçin Çevik, Yasin Karabaş, Engin Araz, Özkan Sinan Binali, Eyüp Meriç, Murat Armağan, Mehmet Atilla Güneri ve Hakan Mansız ise adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Bir şüpheli ise savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
Çorum Bakan Murat Kurum’dan Çorum Belediyesi’ne ziyaret Çorum Belediyesi’ni ziyaret eden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, devam eden projelerle ilgili bilgi aldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Yüzyılın Konut Projesi" kapsamında gerçekleştirdiği Çorum programı çerçevesinde Çorum Belediyesi’ni ziyaret etti. Bakan Kurum, Çorum Belediyesi Hizmet Binası önünde belediye bando takımı tarafından karşılandı. Ardından belediye binasına geçen Kurum, anı defterini imzaladı. Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ı makamında ziyaret eden Bakan Kurum, şehirde devam eden yatırımlar, kentsel dönüşüm çalışmaları ve planlanan projeler hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Makam ziyaretinin ardından Bakan Kurum başkanlığında, geniş kapsamlı bir koordinasyon toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda Çorum genelinde devam eden projeler masaya yatırılırken, yeni dönem yatırımları ve öncelikli ihtiyaçlar detaylı şekilde ele alındı. Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, toplantıda yaptığı konuşmada Bakanlık desteğiyle şehirde çok önemli yatırımların hayata geçirildiğini vurguladı. Altyapıdan üstyapıya, tarihi alanların ihyasından sosyal yaşam projelerine kadar birçok çalışmanın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı katkılarıyla gerçekleştiğini ifade eden Başkan Aşgın, Çorum’a verilen desteklerden dolayı Bakan Murat Kurum’a teşekkür etti. Toplantıda Çorum’un gelişimini daha ileriye taşıyacak yeni projeler de gündeme getirildi. Belediye Başkanı Aşgın planlanan yatırımlar hakkında bilgi vererek, bu projelerin hayata geçirilmesi noktasında Bakanlık desteğinin sürmesini talep etti. Talepleri tek tek dinleyen Bakan Murat Kurum, Çorum’un gelişimi için yürütülen çalışmaları yakından takip ettiklerini belirterek, "Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Çorum’un yanında olmaya, şehrin ihtiyaç duyduğu her projeye destek vermeye devam edeceğiz" dedi.
Mardin Bakan Işıkhan: "1 milyar euroluk finansmanla 75 ilde bin 200 proje uygulandı" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Dış İlişkiler ve AB Genel Müdürlüğü’nün güçlü proje kapasitesiyle yaklaşık 1 milyar evroluk fonun etkin kullanıldığını belirterek, 75 ilde bin 200’ün üzerinde projenin hayata geçirildiğini, 1 milyon 200 bini aşkın vatandaşa da ulaşıldığını ifade etti. Bakan Işıkhan, Mardin’de "Mardin Deneyim Paylaşımı Prestij Etkinliği" programında konuştu. Bakan Işıkhan, medeniyetlerin buluştuğu kadim şehir memleketi Mardin’de, bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Avrupa Birliği’nin bütünleşmesini en iyi ifade eden ilkelerden birinin, "Çeşitlilik İçinde Birlik" anlayışı olduğuna değinen Işıkhan, "Bu yaklaşım, farklılıkların korunarak ortak bir gelecek inşa edilmesini ifade etmektedir. Aslında bu anlayış, memleketim Mardin’de yüzyıllardır hayatın doğal bir parçası olarak varlığını sürdürmektedir. Ülkemiz ile Avrupa Birliği arasında kurulan ilişki de yalnızca kurumlar arasında yürütülen teknik bir süreç değil; aynı zamanda ortak değerler, ortak sorumluluklar ve ortak hedefler temelinde şekillenen güçlü bir iş birliğidir. ’Farklılıklarımızla güçlenmek, birlikte üretmek ve birlikte ilerlemek’. İşte kurduğumuz ortaklığın özü budur. Uzun zamandır, birlikte, istihdam, eğitim ve sosyal politika alanlarında önemli çalışmalar yürütüyoruz. Elbette bu sürecin teknik boyutunda, kıymetli ekiplerimiz büyük bir özveriyle çalışmakta ve uygulanan projelerde en yüksek etkiyi elde etmek için yoğun emek harcamaktadır. Ancak biliyoruz ki bu çalışmaların gerçek değeri; sosyal adaletin, fırsat eşitliğinin ve insan onuruna yakışır bir yaşamın güçlenmesine katkı sunduğu noktada ortaya çıkmaktadır. Zira bu değer, sahada karşılık bulan somut insan hikayeleriyle anlam kazanmaktadır" diye konuştu Bir kadının ilk kez, kendi gelirini elde etmesi; bir gencin iş hayatına adım atması, bir kız çocuğunun eğitimine devam edebilmesi, engelli bir bireyin sosyal hizmetlere erişerek hayatının değişmesinin kendileri için başarı, yalnızca raporlarda veya sunumlarda yer alan sayılardan ibaret olmadığının altını çizen Işıkhan, şöyle konuştu: "Başarı; hayatlara dokunan, insanların yaşamında karşılık bulan ve kalıcı etkilere yol açan değişimdir. Bugün içinde bulunduğumuz dünya, çok boyutlu bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Dijitalleşme, yeşil dönüşüm, değişen demografik yapı ve yeni beceri ihtiyaçları; daha kapsayıcı, daha dirençli ve daha insan odaklı sistemler kurma gerekliliğini beraberinde getirmektedir. Bu dönüşüm aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma, sosyal uyum ve nitelikli istihdamı birlikte ele alan bütüncül politikaları zorunlu kılmaktadır. Bizler bu süreci; daha güçlü, daha dengeli ve daha kapsayıcı bir kalkınma anlayışıyla, ortak değerler etrafında şekillenen bir gelecek inşa etmek için önemli bir adım olarak görüyoruz. Bu düşüncede, daha fazla fırsat, daha güçlü bir toplumsal yapı ve herkes için daha iyi bir yaşam yaklaşımının "Türkiye Yüzyılı Vizyonu"muzla da örtüştüğünü özellikle belirtmek isterim. Bölgemizde ve dünyada yaşanan jeopolitik gelişmeler karşısında Türkiye, hem Cumhuriyetimizin hem de Avrupa Birliği’nin kuruluş esaslarından olan; "barış ve insani değerler temelinde yükselen bir dış politika anlayışıyla" Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çalışmalarını sürdürmektedir. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki iş birliği kapsamında hayata geçirilen projeler, Ülkemizdeki istihdam ve eğitim alanındaki kurumsal yapıların güçlendirilmesine önemli katkılar sağlamış ve ortak çalışma kültürü oluşturmuştur." Projelerin politika üretimine katkı sağlayan, ölçülebilir etkilere sahip ve sürekli öğrenme süreçlerini besleyen stratejik araçlar haline geldiğini hatırlatan Işıkhan, Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı kapsamında yürütülen çalışmaların da bu dönüşümün önemli taşıyıcı unsurlarından biri olduğunu anlattı. Işıkhan, şöyle devam etti: "Bugün geldiğimiz noktada, Bakanlığımızın Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü’nün, güçlü proje yönetim kapasitesi sayesinde, Ülkemize tahsis edilen fonları etkin şekilde kullanmış ve önemli sonuçlar elde edilmesine katkı sağlamıştır. Bu süreçte yaklaşık 1 milyar euroluk finansman ile ülkemizin 75 ilinde bin 200’ün üzerinde proje uygulanmış ve bu projeler aracılığıyla bir milyon iki yüz bini aşkın vatandaşımıza ulaşılmıştır. Bu projelerin oluşturduğu etki, yalnızca finansal göstergelerle sınırlı değildir. Yapılan çalışmalar, kullanılan kaynakların katlanarak toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştüğünü göstermektedir. Elde ettiğimiz bu güçlü kazanımları daha ileriye taşıma kararlılığıyla; sürdürülebilir, kapsayıcı ve yüksek etki tesis eden bir gelecek için güçlü bir vizyon ortaya koyuyoruz. Bu vizyon, aynı zamanda bugün ortaya koyduğumuz "Mükemmeliyet Merkezi" yaklaşımının da temelini oluşturmaktadır. Amacımız; daha güçlü kurumsal yapılar oluşturmak, daha etkili politika süreçleri geliştirmek ve sürdürülebilir sonuçlar üretmektir. Son 25 yılda Avrupa Birliği ile sürdürülen müzakere sürecinde, mevzuatımızı ve politikalarımızı hem ulusal önceliklerimiz hem de uluslararası standartlarla uyumlu şekilde geliştirmeye gayret ettik. Bu çerçevede yalnızca mevcut fonları etkin şekilde yönetmekle kalmadık; aynı zamanda yeni iş birlikleri geliştirmeye, uluslararası kuruluşlarla ortak çalışmalar yürütmeye ve yenilikçi proje modelleri oluşturmaya da odaklandık. Türkiye’nin bu alanlarda yalnızca kendi dönüşümünü gerçekleştiren bir ülke değil; aynı zamanda örnek bir model sunan bir ülke olduğuna inanıyoruz." Bakan Işıkhan, sürece katkı sunan tüm paydaşlara, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun Temsilcisi YÜR-GİS VİL-ÇİNS-KAS’a, Avrupa Birliği Üyesi Ülkelerin Büyükelçilerine ve emeği geçen herkese teşekkür etti. Programa, Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, AB Türkiye Delegasyonu Maslahatgüzar Büyükelçi Vekili Jurgis Vilcinskas, Estonya Büyükelçisi Vino Reinart, Fransa Büyükelçisi Isabelle Dumont, Hollanda Büyükelçisi Joep Wijnands, İrlanda Maslahatgüzar Büyükelçi Vekili Daniel Lowe, İspanya Büyükelçisi Cristina Latorre Sancho, İsveç Maslahatgüzar Büyükelçi Vekili Louise Morsing, Lüksemburg Büyükelçisi Daniel Da Cruz, Macaristan Müsteşarı Valeria Kicsi, Malta Büyükelçisi Dr. Marisa Farrugia, Polonya Büyükelçisi Maciej Lang katıldı.