POLİTİKA - 17 Eylül 2025 Çarşamba 15:02

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Hitler özentisi tiplerin kuyruk acısı belki de hiç geçmeyecek''

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hitler özentisi tiplerin 'kuyruk acısı' belki de hiç geçmeyecek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızda, bundan 27 yıl önce ortaya koyduğumuz tavrı, belki de hiçbir zaman unutmayacaklar. Varsın onlar öfke nöbetleri geçirmeye devam etsin. Biz, Müslümanlar olarak Doğu Kudüs üzerindeki haklarımızdan tek bir geri adım dahi atmayacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Bağlıca'da düzenlenen Dışişleri Bakanlığı Yerleşkesi temel atma töreninde konuştu. Yerleşkenin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, "Sözlerimin hemen başında, isimleri Cebeci Asri Mezarlığı'ndaki kitabeyle birlikte milletimizin kalbine de şanla, şerefle ve elbette hüzünle yazılan tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Rabbim ruhlarını şad, mekanlarını inşallah cennet eylesin. Yine buradan sizlerin vasıtasıyla dünyanın dört bir yanında devletimizi başarıyla temsil eden, bayrağımızı gururla dalgalandıran diplomatlarımıza sevgilerimi, saygılarımı gönderiyorum. Mevla işlerini kolaylaştırsın, yar ve yardımcıları olsun" dedi.

Dışişleri Bakanlığı'nın Doktor Sadık Ahmet Caddesi üzerindeki binasının 1988 yılından beri tam 37 yıldır kuruma hizmet verdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu binanın Bakanlığın son yıllarda genişleyen vizyonuna, artan ihtiyaçlarına ve personel sayısına cevap vermekte yetersiz kaldığını söyledi. Bu sorunu aşmak amacıyla geçici çözüm olarak Bakanlık birimlerinin Ankara'nın farklı yerlerine dağıtılması hususunun gündeme geldiğini ancak bunun sorunu tam olarak çözemediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Farklı birimlerin mekânsal bakımdan birbirinden kopuk olması; hem iç işleyişte, hem hizmetlerin etkinliğinde çeşitli güçlükleri beraberinde getirdi. Aslında bir süredir Bakanlığımızı, üstlendiği görevlerin ve temsil ettiği misyonun ağırlığına uygun, modern bir yerleşkeye kavuşturmak istiyorduk. Nasip bugüneymiş. En sonunda içimize sinen bir projeyle inşallah bu ihtiyacı gideriyoruz" açıklamasını yaptı.

Yeni hizmet binasıyla ilgili bilgileri paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bakanlığımızın yeni yerleşkesi, toplam 548 bin metrekare büyüklüğünde bir arsa üzerinde konumlanıyor. Eskişehir yolu ile Bağlıca Bulvarı'nın kesişim noktasında inşa edilecek yeni hizmet binamız, çevredeki diğer kamu kurumlarına da yakın olacak" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 334 bin 500 metrekare kapalı alana sahip yerleşkenin protokol bloğu ofis yapıları, konferans merkezi olmak üzere üç ana kısımdan oluşacağını bildirdi. Erdoğan, "Bunun 203 bin metrekaresi toprak üstü, 131 bin 500 metrekaresi ise toprak altı hacimleri kapsıyor. Projenin toplam inşaat alanı ise 354 bin metrekareyi buluyor. Yerleşke, günlük 6 bin kişiye hizmet verecek bir kapasiteyle tasarlandı. Bin 600 araçlık kapalı otoparkı, 750 kişilik konferans salonu 2 bin 600 kişilik yemekhane ve çeşitli destek birimleri, 1 adet 80 kişilik ve 2 adet 40 kişilik basın toplantısı salonuyla yerleşkemiz; modern, konforlu ve organizasyonel verimliliği yüksek bir eser olacaktır" açıklamasını yaptı.

"Ankara'ya yeni bir siluet, Türkiye'ye dış ilişkilerde güçlü bir mimari temsil kazandırmayı hedefledik"

Yapının 360 bin metrekarelik yeşil alanı ve 146 bin metrekare büyüklüğündeki sert zemin düzenlemesiyle herkesin rahat edeceği, kullanıcı dostu, ekolojik ve estetik bir yapı olarak şehre değer kazandıracağını belirten Erdoğan, "Mimarideki 'biçim işlevi takip eder' ilkesine biz bu projede 'biçim gücü ifade eder' anlayışını da ekledik. Böylece başkent Ankara'ya yeni bir siluet, Türkiye'ye dış ilişkilerde güçlü bir mimari temsil kazandırmayı hedefledik. Ülkemizin küresel duruşunu yansıtan, güçlü, modern ve kalıcı bir eser olan bu yerleşkenin, şehrimizin simgelerinden biri olacağına inanıyorum. Her bakımdan iftihar verici bir projeyi Dışişleri Bakanlığımıza kazandıracak olmaktan büyük mutluluk duyduğumuzu belirtmek istiyorum" diye konuştu.

Hariciye teşkilatının asırlara dayanan geleneğiyle devletin yüz akı olmuş bir kurum olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet teşkilatı içinde tarih boyunca müstesna bir mevkiye sahip olan Bakanlığın aynı zamanda Türkiye'nin dünyaya açılan kapısı olduğunu sözlerine ekledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanlığının tarihine, misyonuna ve temsil sorumluluğuna layık, ihtiyaçlarına göre tasarlanan müstakil bir hizmet binasına kavuşacak olmasının çok kıymetli bir adım olduğunu dile getirdi. Yerleşkenin Türk diplomasisinin hafızasını, bugününü ve geleceğini aynı çatı altında buluşturacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu proje inşallah Dışişleri Bakanlığımızın gurur tablosu olacak, şehrimizde yıldız misali parlayacak. Bugün attığımız temelin hızla yükselmesini ve hasretle beklediğinizi bildiğim projenin bir an önce tamamlanmasını yürekten temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.

Projeye katkı yapan herkese tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası siyasetin giderek daha değişken, daha belirsiz ve öngörülmez bir hal aldığına dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel krizlere dikkat çektiği konuşmasında ,"Sık sık söylüyorum; bilhassa içinde bulunduğumuz bölgede her sabah gözlerimizi yeni bir krize açıyoruz. Hükümet olarak tüm bu krizleri, çatışmaları ve belirsizlikleri milletimizin âli menfaatlerine halel getirmeden başarıyla yönetmenin gayretindeyiz. Balkanlar'dan Orta Asya'ya, Afrika'dan Latin Amerika'ya, Avrupa'dan Asya-Pasifik'e kadar geniş bir coğrafyada istikrar ve işbirliğinin kökleşmesi için samimiyetle çaba harcıyoruz. Gerektiğinde sesimizi yükseltiyor, hakkı haykırıyoruz" dedi.


"Her daim hakkın, hukukun, huzurun ve adaletin yanında yerimizi alıyoruz"

Türkiye'nin yürüttüğü diplomasi ve barış çabalarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerektiğinde çatışan tarafları aynı masa etrafında buluşturuyoruz. Gerektiğinde mekik diplomasisiyle krizleri daha fazla büyümeden çözmeye çalışıyoruz. Kimi zaman yumuşak gücümüzü, kimi zaman da sert güç yeteneklerimizi kullanarak, gelişmeleri ülkemiz lehine yönlendiriyoruz. Neticede her daim hakkın, hukukun, huzurun ve adaletin yanında yerimizi alıyoruz" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin diplomasi anlayışının artık herkes tarafından görülüp kabullenildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu dost-düşman fark etmeksizin artık herkes görmüş ve kabullenmiştir: Türkiye, güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir dünyaya inanmakta ve böyle bir dünyanın mücadelesini vermektedir. 'Dünya beşten büyüktür' tespitimiz bu mücadelenin küresel ölçekte adeta sembolü haline dönüşmüştür" açıklamasını yaptı.
Türkiye'nin aynı zamanda dost ve müttefikleri için kara gün dostu bir ülke olduğunu ifade eden Erdoğan, "Deprem ve sel gibi doğal afetlerden kardeşlerimizin egemenliğini hiçe sayan mütecaviz eylemlere kadar, bu konudaki hassasiyetimizi farklı vesilelerle çok net ortaya koyduk. Başları dara düştüğünde dost ve kardeşlerimize yardım elimizi uzattık. Savunma sanayii kapasitelerini güçlendirmelerine yardımcı olduk. İkili işbirliklerimizi genişleterek ekonomik kalkınmayı destekledik. Hak ve çıkarlarını koruma çabalarında kendilerine her platformda destek verdik. Yani, büyük devlet refleksi neyi icap ettiriyorsa, biz de ona göre davrandık. İnşallah aynı ilkeli tavrımızı bundan sonra da sürdüreceğiz" değerlendirmesini yaptı.

"Tıpkı usta bir satranç oyuncusu gibi her hamlemizi en ince detayına kadar planlıyor; ardından soğukkanlılıkla hayata geçiriyoruz"

Türk dış politikasının önceliklerinin istikrarı korumak, huzuru büyütmek, barışı sağlamak ve kardeşlik bağlarını güçlendirmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim boş lafla, mulagatla, ucuz polemikle işimiz olmaz. Biz, sınırlarımız içinde ve ötesindeki hedeflerimize kilitlenmiş durumdayız. Şunu altını çizerek ve aynı zamanda gururla belirtmek istiyorum: Bugün Türkiye; hem içeride, hem bölgesinde kendi oyununu kurma ve bunu kimin ne dediğine bakmadan uygulama kudretine sahip bir ülkedir. Tıpkı usta bir satranç oyuncusu gibi her hamlemizi en ince detayına kadar planlıyor; ardından soğukkanlılıkla hayata geçiriyoruz" şeklinde konuştu.

"Biz zulme ve zalime boyun eğmeyiz"

"Hiçbir tahrik, bizi hedeflerimize ulaşmaktan alıkoyamayacaktır" diyen Erdoğan, "Allah'ın izniyle tuzağa düşmeyiz; provokasyona gelmeyiz; mikrofon ve klavye kabadayılarının kuru tehditlerine prim vermeyiz. Diplomasinin dili nezakettir; Türkiye'nin dış siyaseti de barış odaklıdır. Fakat bu demek değildir ki, hadsizlikler karşısında susacak, sinecek veya geri adım atacağız. Asla gerilimden beslenenlerin, bölgemizi kan deryasına çevirmek isteyenlerin, coğrafyamızda istikrarsızlığı körükleyenlerin karşısında tarih boyunca olduğu gibi bugün de, yarın da inşallah dimdik duracağız. Tekrar ediyorum biz zulme ve zalime boyun eğmeyiz" şeklinde konuştu.

"Faili ister örgüt ister devlet olsun, terör ve katliam bir akıl kilitlenmesidir"

Türkiye'nin İsrail'in vahşi saldırıları altında hayatta kalma mücadelesi veren Gazzeli mazlumların yanında olmasını kimsenin engelleyemeceğini bir kez daha vurgulayan Erdoğan, "Suriye'den Yemen'e, Lübnan'dan Katar'a İsrail haydutluğunun hedefi olan tüm kardeşlerimizle tam bir dayanışma içinde olmayı sürdüreceğiz. Faili ister örgüt ister devlet olsun, terör ve katliam bir akıl kilitlenmesidir. Bölgemizi esir alan bu kanlı kilit, inşallah eninde sonunda kırılacaktır. Zulümle, soykırımla, barbarlıkla, masum çocukların hayatları pahasına kendilerine güvenli bir gelecek inşa edeceklerini zannedenler; tarihteki niceleri gibi mutlaka kaybedecek, döktükleri kanda boğulacaklardır. Bundan kaçış, kurtuluş yoktur" dedi.

"Kudüs, bizimle birlikte 2 milyarlık İslam aleminin ortak davası, hafızası ve ortak mirasıdır"

"Asırlarca İslam'ın bayraktarlığını üstlenen bir milletin efradı olarak, 400 yıl Kudüs-ü Şerife hizmetkarlık yapmanın şerefini yaşadık" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Netenyahu bunları bilmez. Buradan haykırıyorum, belki öğrenir. 'La ilahe illallah, İbrahim halilullah' ifadesinde anlamını bulan hürmet, hikmet, hoşgörüyle bu övülmüş şehri, tüm inanç mensupları için yüzyıllar boyunca bir barış ve esenlik yurdu haline biz getirdik. Müslümanlar gibi Hristiyanların ve Musevilerin de hakkına riayet ettik. Bugün de şairin ifadesiyle kalbimizin yarısı Mekke, diğer yarısı Medine'dir; bunların üstünde de bir tül misali Kudüs vardır. Kudüs, bizimle birlikte 2 milyarlık İslam aleminin ortak davası, hafızası ve ortak mirasıdır. 'Arzın üstünde bir sancak, görkemli bir çınar' olarak gördüğümüz Kudüs-ü Şerifi namahrem ellerin kirletmesine izin vermeyiz."

"Hitler özentisi tiplerin 'kuyruk acısı' belki de hiç geçmeyecek"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Netanyahu'nun söylemlerine sert tepki gösterdi. Türkiye'nin duruşundan asla taviz vermeyeceğinin altını çizen Erdoğan, "Biliyorum, Hitler özentisi tiplerin 'kuyruk acısı' belki de hiç geçmeyecek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızda, bundan 27 yıl önce ortaya koyduğumuz tavrı, belki de hiçbir zaman unutmayacaklar. Varsın onlar öfke nöbetleri geçirmeye devam etsin. Biz, Müslümanlar olarak Doğu Kudüs üzerindeki haklarımızdan tek bir geri adım dahi atmayacağız. Bütün semavi dinlerce kutsal kabul edilen Kudüs'ün tekrar barış, huzur ve güven şehri olması için mücadelemiz sarsılmaz bir azimle, hız kesmeden, gerilemeden, gevşemeden inşallah devam edecektir. Aynı şekilde 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen, toprak bütünlüğü haiz bir Filistin Devleti'nin kurulması için de tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

"Dışişleri Bakanlığımız, bugün dünyanın hatırı sayılır diplomasi merkezleri arasında ilk sıralarda yer alıyor"

Türkiye'nin Hariciye Teşkilatı'nın köklü geleneğine dikkat çeken Erdoğan, "1523'te Reisü'l-Küttablığın teşekkülüyle bugünkü manada temelleri atılan Hariciye teşkilâtımızın 500'üncü yıl dönümünü 2023'te idrak etmiştik. Bu köklü diplomasi mirası, milletimizin aklı, feraseti ve sabrı ile yoğrulmuş; daima saygı uyandırmış, örnek alınmıştır. Bugün burada, 2025 senesinde, bu yeni karargâhın temellerini atarken, aynı birikimin üzerine yenilerini ekliyoruz. Sizlerin de görevlerinizi bilgi, yetkinlik, fedakârlık ve özgüvenle beş asırlık Hariciye müktesebatının yanı sıra, 2000 yılı aşan devlet geleneğimizin rehberliğinde yerine getireceğinize gönülden inanıyorum. Milletimizin Bakanlığımızdan beklentisi her zaman yüksek olmuştur. Bugün de karşı karşıya bulunduğumuz tehditlerin büyüklüğü, bu beklentiyi daha da artırmaktadır. Bakanlığımızın bu beklentiyi karşılama noktasında en küçük bir zafiyete düşmeyeceğini çok iyi biliyorum. Dışişleri Bakanlığımız, bugün dünyanın hatırı sayılır diplomasi merkezleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Birazdan temelini atacağımız yerleşkemizin de hizmete girmesiyle inşallah Bakanlığımızın çalışma imkan ve kabiliyetleri daha da artacaktır. Yerleşkemiz tamamlandığında Türkiye'nin küresel barış, istikrar ve adalet için verdiği mücadelenin yeni üssü haline gelecektir" dedi.

Burada alınacak kararlar, yürütülecek müzakereler ve tüm dünyaya verilecek mesajların Türkiye'nin küresel vizyonuna güç katacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Temel atma törenini gerçekleştirdiğimiz bu hizmet binasının Hariciye Teşkilatımıza layık, ikonik bir eser olacağından hiçbir şüphe duymuyorum. Böyle bir projeye öncülük eden Dışişleri Bakanımızı; projeye destek veren Çevre Bakanımızı, projeyi yürütecek olan TOKİ Başkanlığımızı bir kez daha tebrik ediyorum" diye konuştu.

Hülya Keklik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Kurtlar Vadisi" ile hafızalara kazınan yalı satışta İstanbul Boğazı’nda yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla gündeme geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çeken tarihi yapı dron ile görüntülendi. İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Kandilli sahilinde yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla tekrar gündem geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Tarihi yapı, Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çekti. Boğaz yalıları arasında özgün mimarisiyle öne çıkan yapı, 1835 ile 1855 yılları arasında Osmanlı saray mimarisinin önemli isimlerinden Garabet Balyan tarafından inşa edildi. Boğaz’ın seçkin yalıları arasında gösterilen yapı, iki katlı ahşap mimarisi, beyaz cephe kaplaması ve kırmızı kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor. Yalı, 1900 yılında Mehmet Abud Efendi tarafından satın alınarak Abud Ailesi’nin ikameti olarak 1981 yılına kadar kullanıldı. Yaklaşık 1 bin 500 metrekarelik arsa üzerinde bulunan yapı, 270 metrekare taban alanına ve toplam 540 metrekare kullanım alanına sahip. Kâgir olarak inşa edilen alt katta iki ayrı kayıkhane yer alırken, üst kat yarı dikdörtgen formda bir sofa etrafında şekilleniyor. Dronla havadan çekilen görüntülerde yalının denize sıfır konumu ve geniş rıhtımı net şekilde görüldü. Üst açıdan yapılan çekimlerde simetrik pencere düzeni, cumbalı bölümleri ve Boğaz’a açılan geniş terası dikkat çekti. Yalının hemen yanında bulunan müştemilat ve arka bahçedeki ağaçlık alan da görüntülere yansıdı. Sahil hattı boyunca uzanan iskele ve mermer rıhtım bölümü ise yapının tarihi kimliğini gözler önüne serdi. Dizilerle özdeşleşen yalı Yalı, özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde geçen sahnelerle geniş kitleler tarafından tanındı. Dizide güç ve otoriteyi simgeleyen konsey sahnelerine ev sahipliği yapan yapı, yıllar içinde televizyon tarihinin simge mekanlarından biri haline geldi. Hisselerinin satışa çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelen yalıda yüzde 15,23’lük payın 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz hattındaki tarihi yapıların yatırım değeri her geçen gün artarken, söz konusu yalının hem tarihi geçmişi hem de televizyon hafızasındaki yeri nedeniyle farklı bir konumda bulunduğu belirtiliyor. Havadan çekilen görüntülerde Boğaz’daki dalga hareketleriyle birlikte yalının suya yansıyan silueti dikkat çekerken, çevresindeki tarihi ağaç dokusu ve sahil şeridi de kadraja yansıdı.
Erzurum Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile akademik iş birliği görüşmesi gerçekleştirildi Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu ve küresel akademik iş birliklerini güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir akademik temasa daha ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda, Azerbaycan Tıp Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç. Dr. Kamandar Yaqubov, Doç. Dr. Gülbeniz Hüseynova ve Doç. Dr. Aydın Aliyev ile Pato-Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevinç Hacıyeva, Atatürk Üniversitesini ziyaret ederek bir dizi görüşmede bulundu. Ziyaret programı çerçevesinde konuk akademisyenler, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede; iki üniversite arasında bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi, ortak araştırma projelerinin hayata geçirilmesi, akademik personel ve öğrenci değişim programlarının artırılması ile disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesi gibi başlıklar ele alındı. Oldukça verimli bir atmosferde gerçekleşen toplantıda, özellikle farmakoloji ve patofizyoloji alanlarında yürütülebilecek ortak bilimsel çalışmaların stratejik önemi vurgulandı. Taraflar, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, uluslararası fon kaynaklarına yönelik projelerde birlikte yer alınması ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin tesis edilmesi konusunda karşılıklı mutabakat sağladı. Rektör Hacımüftüoğlu, nazik ziyaretlerinden dolayı Azerbaycan Tıp Üniversitesi heyetine teşekkür ederek, iki köklü kurum arasında tesis edilen bu temasların, önümüzdeki süreçte somut iş birliklerine dönüşeceğine olan inancını ifade etti. Ziyaret, iyi niyet temennilerinin ardından sona erdi.