POLİTİKA - 02 Şubat 2026 Pazartesi 19:30

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Merkez Bankası rezervleri geçen hafta itibarıyla 215,6 milyar dolara ulaştı"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Merkez Bankası rezervleri geçen hafta itibarıyla 215,6 milyar dolara ulaştı"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye’de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden tek ordu, tek devlet ve tek Suriye temelinde çözülmesi çok önemlidir" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrasında basın mensuplarına açıklamada bulundu. Kabine ve Türkiye gündemine dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında tüm Türkiye’nin Berat Kandili’ni kutlayarak, "Rabbimden bizleri huzur ve afiyet içerisinde 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e eriştirmesini niyaz ediyorum" ifadelerini kullandı.


"Atam izindeyiz’ deyip yılın tamamında izin yapanlardan, maaşını alamayan emekçi kardeşlerimiz eylemdeyken tropik adalarda keyif çatanlardan değiliz"


İktidarda oldukları 23 yıldır 86 milyonun her bir ferdine hizmetkarlık ettiklerini söyleyen ve Kabine Toplantısı’nın gündemine dair bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yıldır aşkla koşuyor, aşk ile koşan yorulmaz diyoruz. Ana muhalefet partisi gibi ‘Atam izindeyiz’ deyip yılın tamamında izin yapanlardan, maaşını alamayan emekçi kardeşlerimiz eylemdeyken tropik adalarda keyif çatanlardan değiliz. İlk günkü heyecanımızla Türkiye’yi bir baştan diğer başa ihya etmenin, millete hizmet meşalesini daha da yükseltmenin samimi gayreti içindeyiz. Son kabine toplantımızdan bu yana millete ve memlekete hizmet yolunda çalışmalarımızı büyük bir coşkuyla devam ettirdik. Dış politikada Suriye ve İran bağlamında kritik gelişmeleri yakından takip ederken, içeride de eser siyasetimizi hız kesmeden sürdürdük" açıklamasında bulundu.


"Milyarlarca liralık yolsuzluklarla belediyelerden yolunu bulanlara rağmen biz milletimiz için yeni yollar inşa etmeye, Türkiye’nin yolunu ve ufkunu açmaya sabırla devam edeceğiz"


Türkiye’ye yapılan yatırımlar konusunda kendilerine yapılan eleştirilere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Göreve geldiğimizde bölünmüş yol ağımız sadece 6 bin 101 kilometreydi. Yalnızca 6 ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlıydı. Ülkemiz genelinde büyük bir ulaşım seferberliği başlatarak bölünmüş yollarımızın uzunluğunu 30 bin 49 kilometreye bölünmüş yollarla birbirine bağlanan şehirlerimizin sayısını da 77’ye çıkardık. Bunları da başka bahane bulamadıkları için ‘yol mu yiyeceğiz’ diyen, ‘bölünmüş yollarla milleti bölecekler’ diyerek bu yatırımlara karşı çıkan hizmet ve eser düşmanı zihniyete rağmen başardık. Bakınız biz her zaman şunu söylüyoruz, ‘yol medeniyettir, yol ufuktur, yol vizyondur, yol demek ulaşım demektir, sanayi, üretim, turizm, kalkınma demektir.’ Bölünmüş yol ve otoyol yatırımlarımız her yıl yaklaşık 303 milyar liralık ekonomik fayda sağlıyor. Ayrıca senede 6,3 milyon ton karbon emisyonunun önüne geçiliyor. Yol kusurlarından kaynaklı kazalar hamdolsun neredeyse sıfıra indi. Yani ülkemize kazandırdığımız her bir kilometre bize çevreden ticarete, turizmden istihdama geniş bir yelpazede kat ve kat geri dönüyor. ‘Daha çok yol yaparsak trafik daha çok sıkışır’ argümanıyla beceriksizliklerini örtmeye çalışanların bunları öğrenmesi gerekiyor. Her alanda olduğu gibi ulaştırmada da hedeflerimiz büyük. Halihazırda 30 bin 49 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı ilk aşamada 31 bin 250 kilometreye, ardından da 38 bin 60 kilometreye çıkaracağız. Milyarlarca liralık yolsuzluklarla belediyelerden yolunu bulanlara rağmen biz milletimiz için yeni yollar inşa etmeye, Türkiye’nin yolunu ve ufkunu açmaya sabırla devam edeceğiz" diye konuştu.


"2025 yılında turizm gelirimiz yüzde 6,8 artışla 65,2 milyar dolara ulaştı"


Geçen yılın turizm verilerine dair değerlendirmede bulunan Erdoğan, "Oldukça iyi başlayan ancak bölgesel krizler sebebiyle bir ara zorlanan Türk turizmi 2025 yılını rekorla tamamladı. TÜİK tarafından açıklanan en son verilere göre 2025 yılında turizm gelirimiz yüzde 6,8 artışla 65,2 milyar dolara ulaştı. Tüm zamanların rekoru olan bu rakamla 64 milyar dolarlık hedefimizin de üzerine çıktık. Bizim için önemli bir diğer veri kişi başı gecelik harcama. Orada da rekor kırıldı. 2025 yılında yabancı ziyaretçilerin kişi başı gecelik harcaması yüzde 5,2 artışla ortalama 114 dolara yükseldi. Tüm ziyaretçiler açısından ise bu rakam 100 dolar oldu. 2002 yılında 13 milyon olan ziyaretçi sayımız, 2025 yılında 63,9 milyonu buldu. Turizm rakamlarımızın hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. 2026 yılı için hedefimiz 68 milyar dolar turizm geliri elde etmek. İnşallah bu hedefimize ulaşarak yeni bir rekora imza atacağız" ifadelerini kullandı.


"Her fırsatta millete karamsarlık aşılayan güya ekonomist kılıklı operasyon aparatlarının bu ülkenin bahtını karartmasına izin vermeyeceğiz"


Sadece turizmde değil, ekonomiye dair diğer başlıklarda da iyi haberlerin gelmeye devam ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Merkez Bankamızın rezervleri artmaya devam ediyor. İktidarı devraldığımızda 27 milyar dolar olan rezervlerimiz geçen hafta itibariyle 215,6 milyar dolara ulaştı. Hiç şüphesiz bunlar milletçe hepimizi sevindiren, hepimizi umutlandıran, heyecanlandıran gelişmeler. İnşallah çok daha iyi yerlere geleceğiz. Her fırsatta millete karamsarlık aşılayan güya ekonomist kılıklı operasyon aparatlarının bu ülkenin bahtını karartmasına izin vermeyeceğiz. Şunu her bir vatandaşımın özellikle iş dünyamızın çok iyi bilmesini isterim; Hükümet olarak üretenin, ihraç edenin, istihdam sağlayanın yanındayız" ifadelerine yer verdi.


"Tüm imalat sanayi işletmelerine açık 100 milyar lira büyüklüğünde uygun koşullu bir finansman paketini devreye alıyoruz"


İmalat sanayinin de güçlü şekilde desteklemeye devam edileceğini söyleyerek, bu konuda yeni bir desteğin müjdesini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçtiğimiz haftalarda emek yoğun sektörlerimize yönelik 2026 yılında uygulayacağımız İstihdam Koruma Programı’nda istihdam başına aylık 3 bin 500 liralık desteğin müjdesini vermiştik. Şimdi de imalat sanayi işletmelerimizin finansmana erişimde yaşadıkları zorlukları hafifletecek yeni bir müjdeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Tüm imalat sanayi işletmelerine açık 100 milyar lira büyüklüğünde uygun koşullu bir finansman paketini devreye alıyoruz. 6 ay ana para ödemesiz ve 36 aya kadar vade imkanı sunulacak pakette finansman maliyeti oranları piyasa şartlarının altında olacak. İstihdam yoğunlukları ile orantılı olarak işletme başına 50 milyon liraya kadar cazip kredi imkanını sunacağız. Finansman paketini aynı zamanda kredi kefalet paketi ile de destekliyoruz. KOBİ’lerimiz teminat sorunu yaşamadan bu kredi imkanına ulaşabilecek. Ayrıca istihdamını koruyan KOBİ’lerimize KOSGEB aracılığı ile 10 puan indirim imkanı sağlayacağız. Bu destekler ile imalat sanayimize finansmana erişim ve finansman maliyeti konusunda önemli bir kolaylık sağlamış oluyoruz. Yeni kredi paketimizde hayırlı uğurlu olsun diyorum" diye konuştu.


"13,5 yıl boyunca Suriye’deki gelişmelerini doğru okuyamayanlar bugün de aynı çizgide politika yapmaya söylem üretmeye maalesef devam ediyorlar"


Türkiye’nin Suriye ile hem en uzun kara sınırına sahip komşu ülke olduğunu hem de Suriye’nin çok köklü dini, kültürel, tarihi, ticari ve beşeri bağlara sahip kardeş ülke olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dicle ve Fırat birbiriyle ne kadar kardeşse biz de başta Suriye olmak üzere güneydeki komşularımızla işte öyle kardeşiz. Bunları özellikle şunun için söylüyorum; Bakınız yıllardır Türkiye’nin Suriye ile niçin bu kadar yakından ilgilendiğini muhalefet çevreleri bir türlü anlayamadı. ‘Orta Doğu bataklığı’ dediler. ‘Bize ne Suriye’den dediler. Suriye ile Türkiye’nin güvenliğinin iç işe geçtiğini görmek bu gerçeği kabullenmek istemediler. 13,5 yıl boyunca Suriye’deki gelişmelerini doğru okuyamayanlar bugün de aynı çizgide politika yapmaya söylem üretmeye maalesef devam ediyorlar. Kimin kim olduğunun, bu ülkede ne olup bittiğinin farkında bile değiller. Buna son 3 haftada bir kez daha şahitlik ettik. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere Suriye’deki hadiselere ideolojik taassupla bakanlar yine çuvalladı, bu kardeşlik sınavından yine sıfır çekti. Suriye’nin meşru yöneticilerini hedef alarak insanları ayrıştırarak bu mesele üzerinden siyasi prim hesabı yaparak bir kez daha sınıfta kaldılar. Türkiye Suriye yönetimiyle yakın iş birliği halinde her türlü insani yardımda bulunuyorken gerilimin düşürülmesi, çatışmanın önlenmesi, anlaşmanın sağlanması için elinden geleni yapıyorken ‘Kürt düşmanı’ gibi son derece çirkin ifadelerle ülkemize iftira attılar. Bir defa şunun bilinmesinde fayda görüyorum. Biz bölgemizin her karışında barıştan, huzurdan, istikrardan, uzlaşmadan toplumlar arası kucaklaşmadan yanayız. Sınırlarımızın ötesinde yangın varsa, çatışma, savaş varsa bizim burada kendimizi güvende hissetmemizin mümkün olmadığını çok iyi biliyoruz. Türkiye olarak komşumuz Suriye’nin bir an önce iç barışını tesis etmesini samimiyetle arzu ediyoruz" dedi.


"Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür"


Sürekli istikrarsızlıkla boğuşan değil, Arap, Kürt, Türkmen, Hristiyan fark etmeksizin Suriye halkının tüm kesimlerinin barış içinde, esenlik ve huzur içinde yaşadığı bir toplum görmek istediklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:


"Bütün mücadelemiz önce Suriye’de ardından diğer çatışma bölgelerinde bunun sağlanmasına yöneliktir. Suriye’de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden tek ordu, tek devlet ve tek Suriye temelinde çözülmesi çok önemlidir. Suriye hükümeti ile SDG denilen yapı arasında 18 Ocak ve 30 Ocak’ta varılan anlaşmaları bu zaviyeden değerlendiriyoruz. Son anlaşmalarla Suriye halkının önünde artık yeni bir sayfa açılmıştır. Temennimiz bu yeni sayfanın çatışma ve gerilimle değil huzurla, barışla, kalkınma ve refahla durdurulmasıdır. Her kim bunu dinamitlemeye teşebbüs ederse açık ve net söylüyorum, bunun altında kalacaktır. Bugün veya gelecekte ne uğruna olursa olsun terörden medet umanlar, teröre başvuranlar hiçbir şekilde sonuç alamayacaklarını bilmelidir. İpe un serme, ayak direme, oyalama gibi ucuz hesaplara başvurulmadan anlaşmanın ruhuna uygun bir şekilde hayata geçirilmesini ümit ediyoruz. Türkiye çatışmaları körükleyen, gerilime yatırım yapan, insan hayatını hiçe sayan bütün kan tüccarlarının karşısında kararlılıkla duracaktır."


"Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenleri aramıza almayacağız"


Türkiye ile aynı coğrafyada yaşayan tüm toplumların her zorlukta yine birbirine muhtaç olacağını söyleyen Erdoğan, "Burada şu değişmez gerçeği bir kere daha hatırlatmak istiyorum; Hangi kökenden, mezhepten, inançtan olursak olalım, bizler komşuyuz. Hepimiz asırlardır buradayız. İnşallah kıyamete kadar da burada olacağız. Başımız dara düştüğünde yine birbirimizin kapısını çalacağız. Zor günlerimizde başkalarına değil, yine birbirimize sığınacağız. Atalarımızın hikmet dolu şu sözü herkese ibret olmalıdır. ‘Sel gider, kum kalır.’ Suriye’de de toz bulutu dağıldıktan, taşlar yerine oturduktan sonra biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bu iklimin, bu dayanışma ruhunun zedelenmesine fırsat vermemeliyiz. Tüm vatandaşlarımdan, sınırlarımızın ötesindeki tüm kardeşlerimden bu konuda çok dikkatli olmalarını özellikle istirham ediyorum. Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenleri aramıza almayacağız. Nefreti, öfkeyi, husumeti körükleyenleri aramıza almayacağız. Pusuda bekleyenleri, ellerini ovuşturanları, kardeşliğimizi kundaklamaya çalışan fitne tüccarlarını aramıza almayacağız. Kendi ikbalini Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Nusayri’nin izmihlaline bağlayan özellikle o habis odakları aramıza almayacağız. Gerisi Allah’ın izniyle gelecektir. Rabbim kardeşliğimizi daim ve kaim eylesin diyorum" diye konuştu.


"Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin her ne pahasına olursa olsun başını yere eğdirmeyecek, bu büyük devleti ve milleti şanla, şerefle, başı dik ve onurlu bir şekilde temsil etmeyi inşallah sürdüreceğiz"


Bu hafta yapacağı yurt dışı ziyaretlerine dair de bilgi paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:


"İnşallah yarın Suudi Arabistan ve Mısır’ı kapsayan iki günlük bir yolculuğa çıkıyoruz. Her iki kardeş ülkede yapacağımız görüşmelerde, ikili ilişkilerimiz yanında bölgemizdeki sıcak gelişmeleri ele alacağız. Gazze’nin güvenlik ve inşasında hangi ortak adımları atabiliriz? İran krizinin daha fazla tırmanmaması için neler yapabiliriz? İnşallah bunları değerlendireceğiz. Asrın felaketinin üçüncü yıl döneminde Osmaniye’de olacak Osmaniyeli kardeşlerimizle hasret gidereceğiz. Rabbim ömür verdikçe 86 milyon vatandaşımızla birlikte tüm mazlum ve mağdurlar için çalışacak, ter dökecek, mücadele edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin her ne pahasına olursa olsun başını yere eğdirmeyecek bu büyük devleti ve milleti şanla, şerefle, başı dik ve onurlu bir şekilde temsil etmeyi inşallah sürdüreceğiz."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Osmaniye Lezzet Festivali’ne hanım eli değdi Osmaniye’de bu yıl ikincisi düzenlenen Osmaniye Lezzet Festivali’ne kadın girişimciler damga vurdu. Festival kapsamında açılan stantlarda kadınlar, el emeği göz nuru ürünlerini sergileyerek hem yöresel lezzetleri tanıttı hem de aile ekonomisine katkı sağladı. Osmaniye Belediyesi tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin farklı illerinden ünlü şeflerin katılımıyla başlayan festival, Atatürk Caddesi’nde kurulan stantlarla renkli görüntülere sahne oldu. Festival alanında yer alan kadın girişimciler, Osmaniye’nin simgelerinden biri olan yer fıstığından hazırlanan farklı lezzetleri vatandaşların beğenisine sundu. Yer fıstığından hazırlanan yöresel ürünlerin yanı sıra takı, kozmetik ve el işi ürünlerini de sergileyen kadınlar, stantlara gelen ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Festival boyunca vatandaşlar yöresel lezzetleri tatma imkânı bulurken, kadınların hazırladığı ürünler etkinliğe ayrı bir renk kattı. Osmaniye yer fıstığını dünya geneline tanıtmak için üretime katıldığını söyleyen Gülşen Kurt, "Yer fıstıklı milkshake’imizle festivale katıldık. Türkiye’de ilk defa bizim yaptığımızı söyleyebiliriz. Çünkü bildiğimiz kadarıyla hiçbir yerde yer fıstıklı milkshake yapılmıyor. Bunun yanında Osmaniye’nin adını daha geniş kitlelere duyurmak amacıyla yer fıstığı kolonyamızı ürettik. Ayrıca tanıtıma özel olarak yer fıstığı yağından sabunlarımızı da hazırladık. Bu tür festivallerle bizlere destek veren Belediye Başkanımıza da teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdi. "Festival, ürettiğim ürünleri tanıtmak için bana çok büyük bir imkan sağladı" diyen Derya Kelkoca ise, "Ürünlerimi kendim üretiyorum. Daha önce ev hanımıydım, sonrasında mesleği öğrendim. Üretim yaptığım ve evime katkı sağladığım için çok mutluyum. Çanta, kemer, cüzdan başta olmak üzere deriyle ilgili aklınıza gelebilecek birçok ürünü yapıyorum. Hoşuma giden ve beğendiğim tasarımları üretmeye çalışıyorum. Bu festival benim için kendimi tanıtma açısından çok güzel bir fırsat oldu. İnşallah daha güzel günler görürüz. Çünkü burada böyle bir üretimin olduğunu daha önce pek kimse bilmiyordu. Osmaniye için de bunun önemli ve güzel bir değer olduğunu düşünüyorum. Üretiyor ve insanlara tanıtıyorum" şeklinde konuştu. "Aile yaşam merkezi, sosyal yaşamı desteklemek amacıyla faaliyet gösteriyor" Aile yaşam merkezlerinin kadınları üretime kazandırarak ailenin sosyal hayatını olumlu etkilemek için kurulduğunu belirten Ezgi Avşar ise, "Belediye Aile Yaşam Merkezi olarak festivalde standımızla yer alıyoruz. Standımızda kursiyerlerimiz ve eğitmenlerimizin el emeğiyle hazırladığı ürünler bulunuyor. Hem kursiyerlerimize destek olmak hem de Lezzet Festivali kapsamında ürünlerimizi tanıtmak amacıyla burada yer alıyoruz. Aile yaşam merkezi, sosyal yaşamı desteklemek amacıyla faaliyet gösteriyor. Öğrencilerimiz merkezimize gelerek birlikte üretim yapıyor ve hazırladıkları el emeği ürünleri burada satışa sunabiliyor. Bu durum hem aileleri hem de kursiyerlerimizi mutlu ediyor. Festival kapsamında böyle bir alanın oluşturulması da bizleri ayrıca sevindiriyor" dedi.
Yalova Sıdıka hemşire 25 yıldır hastalarına şefkatle yaklaşıyor Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli hemşire Sıdıka Karabıyık, 14 yaşında sağlık meslek lisesiyle başladığı meslek hayatında geride bıraktığı 25 yılda şefkatle hastaların hep yanında oldu. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan Karabıyık, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve merhamet gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında konuşan Karabıyık, ailesinin isteğiyle sağlık meslek lisesine başladığını belirterek, "14 yaşında başladık, meslekle birlikte büyüdük aslında. Öğrendiğimiz her şey hayatımızın bir parçası oldu" dedi. İlk görev yerinin Kastamonu olduğunu belirten Karabıyık, aynı dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde eğitimine devam ettiğini söyledi. Daha sonra Burdur, Kocaeli, Eskişehir ve İzmir’de çalıştığını anlatan deneyimli hemşire, son 6 yıldır ise Yalova’da görev yaptığını kaydetti. Meslek hayatı boyunca özellikle doğum servislerinde çalıştığını ifade eden Karabıyık, "Yenidoğan bebeklerin tanığı olduk. Şefkati, merhameti ve sabrı öğrendik. Kendimizin morali bozuk olsa da, çocuğumuz hasta olsa da görevimizin başında olmak zorundayız. Sevmeyen bu mesleği yapamaz" diye konuştu. "Bu bir şefkat göstergesi" Meslek hayatında unutamadığı bir anısını da paylaşan Karabıyık, öğrencilik döneminde tam felçli ve kimsesiz bir hastayla ilgilendiğini belirterek şöyle konuştu: "Kimsesi yoktu. Kızı İstanbul’daydı. Bakıcı tutmuş yanında. Bakıcısı tabii çok iyi bakamıyor. Konuşamıyor hasta zaten. Hocam demişti, ayakları nasırlanmış. Onu temizle. Tabii o zaman nasıl temizleyeceğimi bilmiyorum. Yatalak hasta çünkü. Hocamın sözü aklına geldi. Her zaman aktif olmalıdır sözü. Bir şekilde poşetin içine suları koydum falan, beklettim, temizledim. Sonra saçını okşadım, kıyamadım amcayı. Tek başına olduğu için. O da ben öyle yaptığımda gözünden böyle yaşlar aktı. Tabi hastalar bilinçsiz de olsa, konuşamıyor da olsa hep anlıyorlar, bilinçliler o konuda. O yüzden o benim hayatımda unutamadığım bir andır. Bu bir şefkat göstergesi bence." 25 yıl önce görev yaptığı Kastamonu’daki vatandaşlarla halen görüştüğünü ifade eden Karabıyık, "Küçük çocuklar büyüdü, evlendi, torun sahibi oldu. Hâlâ arayıp sorarlar" diye konuştu. Hemşireliğin sürekli kendini yenilemeyi gerektiren bir meslek olduğuna dikkati çeken Karabıyık, yıllar boyunca hizmet içi eğitimler aldıklarını belirterek gençlere de tavsiyede bulundu. Karabıyık, "Bu meslek sadece iş sahibi olmak ya da para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Gerçekten seven insanların yapması gerekiyor. Bu mesleği hakkıyla yapan gençlere Türkiye’nin ihtiyacı var" dedi. Hemşire Karabıyık’ın hastaları da hastanede gördüğü ilgiden memnun olduğunu söyledi.