EKONOMİ - 24 Nisan 2026 Cuma 14:23

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Hedefimiz çok daha güçlü bir şekilde Ankara’yı teknoloji üreten, değer oluşturan ve güçlü bir marka kimliği taşıyan bir şehir konumuna taşımaktır"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Hedefimiz çok daha güçlü bir şekilde Ankara’yı teknoloji üreten, değer oluşturan ve güçlü bir marka kimliği taşıyan bir şehir konumuna taşımaktır"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ’Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’ programında, "Hedefimiz çok daha güçlü bir şekilde Ankara’yı teknoloji üreten, değer oluşturan ve güçlü bir marka kimliği taşıyan bir şehir konumuna taşımaktır" dedi.


ATO tarafından ATO Congresium’da bu yıl 5’incisi düzenlenen ‘Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’ programına yurt içi ve yurt dışından alanında marka olmuş ekonomist, gazeteci, sanatçı, akademisyen, dijital içerik üreticisi ve her alandan girişimci katılım sağladı. İki gün sürecek programda gençler için eğitim programları da yer aldı. Program ile marka olmanın değeri konusunda bilincin artırılması ve bu konudaki bilgilerin paylaşılmasının hedeflendiği belirtildi.



"Rekabet anlayışı, yerini bilgi teknolojiyle bütünleşmiş karar alma süreçlerine bırakmakta"


Programın açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ticaretin kuralları yeniden yazılırken üretimin coğrafyasının yer değiştirdiğini, rekabetin dayandığı temel parametrelerin köklü biçimde değiştiğini ifade etti. Bu değişim neticesinde devletlerin ekonomik alanı doğrudan stratejik güvenlik ve egemenlik çerçevesinde ele aldığını belirten Yılmaz, "Yarı iletkenlerden yapay zeka altyapılarına, kritik hammaddelerden yeşil enerji teknolojilerine kadar uzanan geniş bir alanda rekabet giderek daha sert bir karakter kazanmaktadır. Böyle bir tabloda rekabetin doğası da kaçınılmaz olarak değişmektedir. Geçmişte üretim kapasitesi, maliyet avantajı ve ölçek ekonomisi üzerinden şekillenen rekabet anlayışı, yerini bilgi yoğun üretime, hızlı adaptasyona ve teknolojiyle bütünleşmiş karar alma süreçlerine bırakmaktadır. Bu dönüşüm, üretimin nasıl yapıldığını, nerede ve hangi koşullarda gerçekleştirildiğini birlikte yeniden belirlemekte; küresel değer zincirleri parçalanmakta, yeniden kurulmakta ve daha karmaşık bir yapıya doğru evrilmektedir" açıklamasında bulundu.



"Marka, akıl ve yapay zeka birlikte çalıştığında sürdürülebilir bir rekabet gücü ortaya çıkmaktadır"


Yaşanan değişime ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, "Marka, geçmişte daha çok tanıtım, görünürlük ve iletişim gücü üzerinden değerlendirilirken, bugün veriyi işleyebilen, öngörü üretebilen ve stratejik karar alma kapasitesi geliştirebilen bir organizasyon yapısını ifade etmektedir. Bu nedenle küresel ölçekte öne çıkan yaklaşımın ‘Brand, Brain ve Artificial Intelligence’ bileşenlerinin bütünleşmesine dayandığını görüyoruz; marka, akıl ve yapay zekâ birlikte çalıştığında sürdürülebilir bir rekabet gücü ortaya çıkmaktadır" şeklinde konuştu.


Yapay zekanın bu bütünün merkezinde yer aldığını sözlerine ekleyen Yılmaz, üretim süreçlerini, iş gücü piyasalarını, rekabet yapısını ve kamu politikalarını aynı anda dönüştüren genel amaçlı bir teknoloji olarak öne çıktığını belirtti. Yılmaz, hükümet olarak yapay zekayı zararlı yönlerini azaltıcı, faydalı yönlerini artıcı bir perspektifle ele aldıklarını dile getirdi.



"Hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız diyoruz"


Yılmaz, bilimsel ve teknolojik ilerlemenin önemine işaret ederek, "Bilimsel ve teknolojik olarak çok ilerlemiş ülkelerin görülmemiş zulümler işleyebildiği, insanlık dışı birtakım eylemler yapabildiği bir çağda olduğumuzu da görüyoruz. Dolayısıyla bilgiyi ve teknolojiyi etik, ahlak, hukuk, adalet ve merhametle birleştirmediğiniz sürece insanlığa fayda üretmediğini, tam aksine yıkıcılığı daha üst seviyelere çıkardığını görüyoruz. Biz Türkiye olarak ’güçlüysem haklıyım’ anlayışını doğru bulmuyoruz. Hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız diyoruz. Bizim perspektifimiz bu" diye konuştu.


Yılmaz, bu çerçevede Türkiye’nin bu dönüşümü yöneten ve yönlendiren bir yaklaşım ortaya koyduğunu, marka konusunda ’Turquality Programı’nın uygulandığını ve programın zamanla geliştirildiğini aktardı. Turquality’nin markalaşmayı kapsamlı bir çerçevede ele aldığını ve kurumsal kapasite ile yönetim kalitesini artıran, stratejik planlama ve teknolojik yetkinliklerin birlikte geliştirilmesini esas alan bir marka destek programı olduğunu bildiren Yılmaz, "Program kapsamında firmalarımızın marka bilinirliği güçlendirilirken, veri temelli karar alma süreçleri, dijital pazarlama uygulamaları, e-ihracat kapasitesi ve müşteri deneyimi yönetimi alanlarında yetkinlik kazanmaları desteklenmektedir. Bu doğrultuda yürütülen çalışmalar, firmalarımızın daha analitik, daha öngörülebilir ve daha rekabetçi bir yapıya kavuşmasına katkı sağlamaktadır" şeklinde konuştu.



"E-Kolay İhracat Platformu gibi dijital altyapılar sayesinde firmalarımıza hedef pazar analizi hizmeti sunuyoruz"


Yılmaz, dijital ticaret alanında da önemli adımlar attıklarını anlatarak, "E-ihracat, firmalarımız için uluslararası pazarlara erişimi daha doğrudan ve daha yönetilebilir hale getirmektedir. Bu alanı, markalaşmayı destekleyen stratejik bir araç olarak ele alıyoruz. Kolay İhracat Platformu ve E-Kolay İhracat Platformu gibi dijital altyapılar sayesinde firmalarımıza hedef pazar analizi, rekabet değerlendirmesi ve karar destek süreçlerinde rehberlik hizmeti sunuyoruz. Bu platformlar aracılığıyla firmalarımız, ürünlerini hangi pazarda nasıl konumlandıracaklarına ilişkin daha sağlıklı ve veri temelli karar alma sürecine kavuşmuş oluyor" değerlendirmesinde bulundu.



"Ankara küresel ölçekte rekabet eden markaların ortaya çıktığı bir merkez haline dönüşüyor"


Yılmaz, dönüşümün yalnızca firmalar arasında değil, şehirler arasında da olduğuna dikkati çekerek, "Küresel ölçekte teknoloji altyapısı güçlü, girişimcilik ekosistemi gelişmiş ve nitelikli insan kaynağına sahip şehirler ön plana çıkıyor" şeklinde konuştu.


Ankara’nın sahip olduğu üniversiteleri, teknokentleri ve güçlü kamu altyapısı ile bu süreçte önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Yapay zeka ve ileri teknolojiler, Ankara’nın bu potansiyelini harekete geçiren ve hızlandıran bir kaldıraç rolü görüyor. Veriyi değere dönüştüren bu yapı, üretim süreçlerimizi hızlandırıp, ekosistemimizi ileriye taşıyor. Ankara yeni nesil girişimlerin doğduğu, yüksek katma değerli üretimin gerçekleştirildiği ve küresel ölçekte rekabet eden markaların ortaya çıktığı bir merkez haline her geçen gün dönüşüyor. Hedefimiz çok daha güçlü bir şekilde Ankara’yı teknoloji üreten, değer oluşturan ve güçlü bir marka kimliği taşıyan bir şehir konumuna taşımaktır" ifadelerine yer verdi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın bu hedef doğrultusunda önemli bir zemin sunduğunu ve bu platformun iş dünyasını, akademiyi ve gençleri bir araya getirerek, ortak bir vizyonun güçlenmesine katkı sağladığını sözlerine ekledi.



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Hedefimiz çok daha güçlü bir şekilde Ankara’yı teknoloji üreten, değer oluşturan ve güçlü bir marka kimliği taşıyan bir şehir konumuna taşımaktır"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Diyarbakır’da ağır hasarlı bina yıkılırken yandaki sağlam bina da hasar aldı Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde ağır hasarlı binanın yıkımı sırasında bitişikteki apartmanın kolon ve kirişlerinde hasar oluştuğu iddia edildi. Olay, Bağlar ilçesi 5 Nisan Mahallesi 770’inci Sokak’ta meydana geldi. 5 katlı Medya Apartmanı, 2023 yılında meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde ağır hasar aldı. Yapılan incelemelerin ardından bina hakkında yıkım kararı verildi. 16 Nisanda başlayan yıkım çalışmaları sırasında, bitişikte bulunan 7 katlı Taşkıran Apartmanının da etkilendiği öne sürüldü. Apartman sakinleri, yıkım esnasında kendi binalarının kolon ve kirişlerinde hasar oluştuğunu iddia etti. Apartman sakinlerinden Serdar Şeker, yaklaşık 9 gündür yıkım çalışmaları devam eden ağır hasarlı apartmandan dolayı evinin hasar gördüğünü söyledi. Şeker, "İnşaat çalışmaları nedeniyle evim hasar gördü. Gittiğim her kurum beni başka bir yere yönlendiriyor biri kaymakamlığa, kaymakamlık Çevre ve Şehirciliğe, orası da valiliğe gönderiyor. Mağdurum, evim zarar gördü, duvarlarım çatladı. Yetkiliye ulaşmaya çalışıyorum ama herkes sorumluluğu bir başkasına atıyor. Bugün kaymakamlığın sekreterine gittim, ’İnşaat çalışması bitmeden gelip müdahale edemem’ dedi. Peki, biz derdimizi kime anlatacağız? Gidecek yerimiz olmadığı için ve bize yer ayarlamadıkları için bu haldeki evde yaşıyoruz. Az önce uyandım, aşağı indim. Hiçbir uyarı yapılmadı, hiçbir güvenlik önlemi alınmadı. Görüyorsunuz, vatandaşlar iş makinelerinin yanından geçiyor. Ne bir önlem var ne de bir denetim" ifadelerini kullandı. Bir diğer apartman sakini Mehmet Salih Güzel ise apartmanlarının 9 gündür bu halde duvarlarının yıkık olduğunu ve bir haftadır kaymakamlığa dilekçe verdiklerini, ancak dilekçeye rağmen gelip inceleme yapılmadığını söyledi. Güzel, "Bugün de tekrar gittik fakat dilekçenin sonucu hala çıkmamıştı. Şu an tüm bina sakinleri içeride ve gidecek bir yerimiz de yok. Bina ciddi şekilde sallanıyor. Yetkililerden biri gelip yukarı çıksa, iki dakika duramaz. Daha önce bina sağlamdı, ancak yıkımdan sonra çatlaklar oluştu ve yapı zayıfladı. Durum açıkça görülüyor. Duvarların büyük kısmı zarar görmüş durumda. Sizce yapışık olan 2 apartmandan biri yıkılınca diğerinin kolonları ya da kirişleri sağlam kalır mı? Bu haliyle binanın ayakta kalması mümkün değil. Gerekli önlemlerin bir an önce alınmasını istiyoruz. Biz hala içerideyiz ve durum giderek daha tehlikeli hale geliyor. Olay sosyal medyada da yer aldı ancak şu ana kadar hiçbir ekip gelip inceleme yapmadı, kimse ’sorun nedir’ diye sormadı" dedi. 5 Nisan Mahallesi muhtarı Mehmet Karahan da 2023 Şubat depremlerinin acısını hala da yaşadıklarını söyledi. Karahan, "Halen ağır hasarlı veya orta hasarlı apartmanların yıkımları devam ediyor. Vatandaşların malına, canına zarar gelmemesi için önce emniyet, sonra hareket diyoruz. Burada herhangi bir çekilmiş bir uyarı bandı yok. Çocuklar geçiyor, kadınlar geçiyor, iş makineleri çalışıyor. İllaki birinin canı gittikten sonra mı önlem alınacak? Buradaki 2 apartmanın duvarı bitişiktir. Bir tarafı yıkıldıysa öbür taraf zaten açıkta kalıyor. Yani bunu yapan müteahhit iki apartman arasında boşluk bırakmamış. Bitiş yapmış. Yetkililere sesleniyorum. Vatandaşlarımıza yardımcı olsunlar. Hiç kimse mağdur kalmasın" şeklinde konuştu.
Eskişehir Eskişehir’de seslerin yükseldiği gergin trafik tartışması kamerada Eskişehir’de bir motosikletli kadın ve otomobil sürücüsü arasında çıkan trafik tartışmasında sesler yükseldi. Motosiklet sürücüsü, kask kamerasına yansıyan olayla ilgili şikayetçi oldu. Olay, bu sabah saat 08.40 sıralarında Uluönder Mahallesi İsmet İnönü-1 Bulvarı üzerinde meydana geldi. İddiaya göre; bir otomobil, sol şeritte seyir halinde olan motosiklete korna çalıp süratle önüne geçti. Otomobilin makas atarak güvenli sürüşü tehlikeye düşürdüğünü öne süren motosikletli kadın, Eczacılık Tramvay Durağı’nın önünde kırmızı ışık bekleyen otomobilin yanına geldi. Camı açan otomobil sürücüsü, "Sağ şeride geçeceksin, solu kapatıyorsun, arkanda araba doldu" dedi. Motosiklet sürücüsü ise, "Sağ şeride geçmiyorum, kendi yolumdan gidiyorum" diyerek cevap verdi. Otomobil sürücüsü, sol şeridin hızlı gidenler için olduğunu savunurken; motosiklet sürücüsü ise, kendisinin sola döneceğini ve sinyal yaktığını, ayrıca hız sınırının 50 olduğu bölgede sol şeritten de gidilebileceğini söyledi. İkinci tartışmada sesler yükseldi, gergin anlar yaşandı Tartışma esnasında ışığın yeşile dönmesiyle trafik akmaya başladı. Motosikletli kadın sol şeritten ilerlemeye devam ederken, kornaya basılı tutan otomobil sürücüsü süratle sağ şeritten öne geçti. Bu esnada bir kaza riski oluştuğunu iddia eden motosikletli ise, otomobili takip ederek Uluönder Tramvay Durağı’nın önündeki ışıklarda sürücüye tepkisini dile getirdi. Motosiklet ve otomobil sürücüsü arasındaki tartışmada bir süre sonra sesler yükselmeye başladı. Sürücülerin yaşadığı gergin tartışma anları, kask kamerası ile anbean kayıt altına alındı. Motosikletli kadının otomobil sürücüsünden şikayetçi olduğu öğrenildi.
Samsun Türk dünyası çocukları Balonya ve Astorya’ya hayran kaldı Türk dünyasının birçok ülkesinden gelen ve şehir gezisi sırasında Büyükşehir Belediyesi’nin tesislerini de gezen çocuklar özellikle Astorya ve Balonya’ya hayran kaldı. Samsun Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Türk Dünyası’nın farklı coğrafyalarından gelen çocuklar Samsun’da buluştu. 3 gün süren festivalle Samsun, uluslararası bir kültür şölenine ev sahipliği yaptı. Samsun Valiliği, Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olmak üzere birçok kurum ve kuruluşun destekleriyle gerçekleşen festivalde katılımcılar Türk dünyasının kültürel zenginliğini Samsun’a taşıdı. 23 Nisan coşkusunu da taçlandıran programa Azerbaycan, Kırgızistan, Gagauzya, Balkarya, Kazakistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırım, Kosova ve Özbekistan’dan misafir öğrenciler katıldı. Astorya ve Balonya’ya tam not Gösterilerin ardından ülkelerine dönecek misafirler için ise şehir gezisi planlandı. Samsun’u keşfetme imkânı da bulan çocuklar, düzenlenen gezilerle kentin doğal ve kültürel güzelliklerini yakından tanıdı. Gezi programında Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen tesisler de yer aldı. Çocuklar özellikle Astorya ve Balonya’ya büyük ilgi gösterdi. Türkiye’nin ilk uçan sineması Astorya ve Türkiye’nin en büyük kapalı şişme çocuk oyun alanı Balonya küçük misafirlerin beğenisini kazandı. Modern yapıları, eğlenceli atmosferleri ve sundukları imkanlarla dikkat çeken bu iki merkez, çocuklardan tam not aldı. Keyif dolu vakit geçiren çocuklar, hem eğlendi hem de bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi. Türk dünyasının dört bir yanından gelen katılımcılar için Samsun her yönüyle göz doldurdu. Tarih ve kültür şehri olması, festival şehri olması, önemli projelerle cazibe merkezi olması misafirleri kendine hayran bıraktı. Etkinlikler boyunca kültür, sanat ve kardeşlik duyguları ön planda olurken, Samsun’un hem kültürel hem de sosyal yönü misafirlerden tam not aldı.