POLİTİKA - 10 Şubat 2026 Salı 16:55

DEM Parti grup toplantısı

A
A
A
DEM Parti grup toplantısı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tulay Hatımoğulları Oruç, "Siyasal faaliyetleri nedeniyle cezaevinde tutulan siyasetçilerin özgürlüğüne kavuşması bu sürecin önemli parçalarından birisidir. Ana dilde eğitim bir lütuf değildir, bir haktır. Kalıcı güvence ise anayasal vatandaşlık ve tekçiliği reddeden eşit yurttaşlıktır" dedi.


DEM Parti Eş Genel Başkanı Oruç, partisinin grup toplantısında konuştu. Oruç, 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketine değinerek, "Depremin yaşandığı ilk günden itibaren Hatay’da memleketimdeydim, aylarca kaldım orada ve yaşanan her ana tanıklık ettim."


Depremin üstünden üç yıl geçmesine rağmen konteynırlarda yaşayan insanlara dikkat çeken Oruç, "Adıyaman’da, Hatay’da yurttaşlarımız konteynırda yaşıyor. Yirmi bir metrekareye üç yıldır sığdırılmış hayatlar söz konusu. Ve biz buradan bir kez daha soruyoruz. Deprem vergileri nerede? Bu vergilerle depreme dayanıklı ortalama 100 metrekare büyüklüğünde tam bir milyon ev yapılabilirdi" şeklinde konuştu.



SDG ile Suriye yönetimi arasında 30 Ocak’ta yapılan mutabakata değinen Oruç, "Uluslararası topluma düşen görev bu mutabakatın sağlıklı bir şekilde hayata geçmesi için destek ve katkı sunmaktır. Türkiye’ye bu konuda çok daha büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. 30 Ocak mutabakatı sabote edilmemeli. Komşu ülke Suriye’de bu mutabakatın hayata geçmesi için azami düzeyde bir katkı sağlanmalı. Bu hem Suriye’nin hem Türkiye’nin geleceği için hayati önemdedir. Gelelim Türkiye’deki sürece. Bakın 30 Ocak mutabakatıyla şimdilik bir yol alınıyor. Artık Türkiye’deki iktidarın ve devlet aklının elinde mazeret kalmamış olmalı. Şimdi süreci hızlandırmanın tam da zamanı. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecinde sona gelmiş bulunuyor. Bizce bu rapor temennilerin ötesine geçmelidir. Barışı gerçekten mümkün kılacak siyasal ve hukuki bir çerçeve ortaya koyulmalıdır. Sürecin gereklilikleri yerine getirilmelidir. Biz DEM Parti olarak bu barış sürecini üç temel perspektiften ele alıyoruz. Birincisi demokratikleşmedir. Barış demokrasiden sonra hatırlanacak bir hedef değildir. Demokrasiyle eş zamanlı yürütülmek zorundadır. Bu yüzden demokratikleşmenin vazgeçilmez şartı kayyum uygulamaları kaldırılmalıdır. Seçilmişler makamlarına kayyumlar kendi görevlerine dönmelidir. Komisyon raporu barış sürecini güvenceye alacak özgürlük yasalarını ve demokratik entegrasyon düzenlemelerini açıkça önermelidir. Barış dağda olanların, sürgünde olanların, ülkesinden koparılanların demokratik yaşama onurlu bir biçimde katılımı sağlayacak bir süreçtir. Siyasal faaliyetleri nedeniyle cezaevinde tutulan siyasetçilerin özgürlüğüne kavuşması bu sürecin önemli parçalarından birisidir. Ana dilde eğitim bir lütuf değildir, bir haktır. Kalıcı güvence ise anayasal vatandaşlık ve tekçiliği reddeden eşit yurttaşlıktır. İkincisi hukuktur. Hukukun askıya alındığı yerde barış kalıcı olamaz. AYM, AİHM kararlarının uygulanmadığı bir ülkede barış söylemi inandırıcılığını yitiriyor. Kent uzlaşısı nedeniyle tutuklu bulunanlar bütün seçilmiş belediye başkanları derhal serbest bırakılmalıdır. Komisyon raporu TCK, TMK ve infaz kanununda kapsamlı değişiklikleri önermelidir. TMK demokratik siyaseti kriminalize eden bir araç olmaktan çıkarılmalı. İnfaz rejimi toplumsal barışı güçlendirmeli" dedi.


Umut hakkına yönelik olarak Oruç, "Umut hakkı sayın Abdullah Öcalan dahil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanınmalı, hukuki bir zemin tanınmazsa hukuki zemin eksik kalır. Ayrıca şu bilinmeli ki bu sürecin en önemli aktörü sayın Abdullah Öcalan’dır ve buna göre hareket edilmelidir. Üçüncüsü ise özgürlükler. Barış toplumun nefes alması demektir. Düşünce ve ifade özgürlüğü örgütlenme ve basın özgürlüğü olmadan barış olamaz. İnanç ve ibadet özgürlüğü sağlanmalıdır" diye konuştu.



DEM heyeti ile Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmesine ilişkin soruya Oruç, "Heyetimizin programında Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşme var fakat bunun ne zaman gerçekleşeceğine dair henüz bir bilgimiz yok. Bununla ilgili bir gelişme oldukça heyetimiz ve parti sözcülerimiz sizinle paylaşacaklar. Resmi talepte henüz bulunulmadı ama bir görüşme talebinin olduğu zaten herkesçe biliniyor. Gerçekleştiği zaman tarihini paylaşacağız" şeklinde konuştu.



Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Mehmet Türkmen: "Herkes o işin bir parçası olduğunu hissederse stres de ortadan kalkar" FIFA kokartlı hakem Mehmet Türkmen, yaptığı işten keyif aldığını belirterek, "Taraftarlardan, oyunculardan, teknik ekiplerden, hakem arkadaşlarımdan, ekranlarda izleyen insanlardan, herkesten; o işin bir parçası olduğunu hissetmek çok güzel bir şey. Hep birlikte bunu hissederek, bu işi yapmaya devam edersek stres de ortadan kalkar. Çok başarılı bir futbol ülkemize miras bırakmış oluruz" dedi. 2026 yılında FIFA kokartı takmaya hak kazanan hakemler için düzenlenen FIFA kokart töreni, TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde yapıldı. Toplantı sonrası FIFA kokartlı hakem Mehmet Türkmen, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kendileri adına heyecanlı bir gün olduğunu ve katılımcılarla olan samimiyeti hissettiğini belirterek sözlerine başlayan Türkmen, "Bir hakem için en mutlu günlerden bir tanesi bu FIFA kokartı almak. Hayalini kurduğu, mesleğe başladığından beri hep olmak istediği, ulaşmak istediği bir yer. Şunu da unutmamamız lazım, bu her şeyin bir başlangıcı. Ülkemizi yurt dışında temsil ediyor olmamızın gururunu yaşamak zaten muhteşem bir şey manevi olarak ama mesleki olarak, profesyonellik olarak her şeyin yeniden başladığı bütün hikayenin yeniden yazıldığı bir dönemdeyiz. O yüzden umarız bu hikayeyi hep beraber güzel bir şekilde yazarız. Federasyon başkanımıza, Merkez Hakem Kurulu Başkanımıza, değerli hocamıza, bize bu yolda katkı sağlayan, bugünlere ulaşmamıza vesile olan herkese çok teşekkür ediyoruz. Umarım ülkemizi yurt dışında çok güzel temsil edeceğiz" diye konuştu. "Herkes o işin bir parçası olduğunu hissederse stres de ortadan kalkar" Duygusal olarak yoğun bir iş yaptıklarını ve futbolda duyguların yoğun yaşandığını vurgulayan Türkmen, "Bu işin güzelliği de burada, çünkü futbol bence duygularla yaşandıkça güzel bir şey. Duyguları futbolun içinden kaldırdığınız zaman futbol anlamını kaybediyor diye hissediyorum. O yüzden duyguların bu kadar yoğun yaşandığı bir yerde stresin de yoğun yaşanması çok normal. Bizim için önemli olan şey, bu stresle başa çıkabilmenin yollarını bulmak. Bunun için de kendimizi çok iyi tanımamız gerektiğini düşünüyorum. En önemli şey yaptığımız işten keyif almak, sahada olmaktan, oradaki insanlarla paylaşmak bizim için en önemlisi. Ben bu keyfi alıyorum. Taraftarlardan, oyunculardan, teknik ekiplerden, hakem arkadaşlarımdan, ekranlarda izleyen insanlardan, herkesten; o işin bir parçası olduğunu hissetmek çok güzel bir şey. Hep birlikte bunu hissederek, bu işi yapmaya devam edersek stres de ortadan kalkar. Çok başarılı bir futbol ülkemize miras bırakmış oluruz" ifadelerini kullandı. "Umarım, milli bayrağı taşımaya devam ederim" Genç bir hakem olarak hedefinin sorulması üzerine Mehmet Türkmen, şu yanıtı verdi: "Hedefim, ülkemi yurt dışında en güzel şekilde temsil etmek. Bir bakıma bu milli bayrağı bizler de taşıyoruz. Nasıl milli futbolcularımız, milli sporcularımız bu işi yurt dışında yaptıkları zaman başka duygular yaşıyorlarsa biz de yurt dışında yaptığımızdan beri bambaşka duygu yaşıyorum. Umarım bunu gururla taşımaya devam ederim."
Kütahya AK Parti Kütahya İl Başkanı Erenler: "Sultanbağı Kentsel Dönüşüm Projesi ile tarih korunarak güvenli yaşam alanları oluşturulacak" AK Parti Kütahya İl Başkanı Ceyda Çetin Erenler, Sultanbağı Kentsel Dönüşüm Projesi ile Kütahya’da kentsel dönüşüm çalışmalarının yeni bir aşamaya geçtiğini belirtti. Erenler, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2012 yılında ortaya koyduğu kentsel dönüşüm vizyonu doğrultusunda Türkiye genelinde yürütülen çalışmaların, Kütahya’da da kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti. "Hiçbir vatandaşımızı güvensiz yapılarda bırakmayacağız" anlayışıyla hareket edildiğini vurgulayan Erenler, projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un koordinasyonunda, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından yürütüleceğini kaydetti. Sultanbağı Kentsel Dönüşüm Projesi’nin, Emlak Konut GYO Genel Müdürü ve Kütahyalı Yasir Yılmaz tarafından kamuoyuna duyurulduğunu hatırlatan Erenler, projenin Kütahya’nın tarihi kimliğiyle uyumlu şekilde ilerleyeceğinin özellikle vurgulandığını söyledi. Projenin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı öncülüğünde, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı koordinasyonunda ve Emlak Konut eliyle hayata geçirileceğini belirten Erenler, mahalle dokusuna uygun ve nitelikli bir mimari anlayışın esas alınacağını ifade etti. Sultanbağı’nın, Kütahya’nın köklü şehir hafızasına sahip mahallelerinden biri olduğuna dikkat çeken Erenler, yürütülecek çalışmayla hem güvenli yaşam alanlarının oluşturulacağını hem de bölgenin tarihî dokusunun korunarak gelecek nesillere aktarılacağını dile getirdi. "Proje Kütahya’ya değer katacak" Açıklamada, geleneksel Türk evi mimarisini esas alan, az katlı ve yatay mimari anlayışıyla planlanan proje sayesinde şehir siluetinin korunacağı, mahalle ölçeğinde daha güvenli ve yaşanabilir bir çevre oluşturulacağı bildirildi. Projede, mevcut durumda 309 bağımsız bölümün bulunduğu alanda 2+1 ve 3+1 daireler, açık ve kapalı otoparklar ile ticari ünitelerin yer alacağı kaydedildi. Ayrıca proje kapsamında Çatal Çeşme Camii’nin yenilenerek daha güvenli ve nitelikli şekilde yeniden hizmete sunulacağı ifade edildi. Çocuk oyun alanları ve sosyal donatılarla mahalle yaşamının destekleneceği, Sultanbağı’nda uzun süredir ihtiyaç duyulan düzenlemelerin aşama aşama hayata geçirileceği belirtildi. Sultanbağı’ndaki dönüşümün, genellikle TOKİ eliyle yürütülen projelerden farklı olarak Emlak Konut tarafından gerçekleştirileceğine dikkat çeken Erenler, bu durumun Kütahya’nın tarihî dokusuna uygun ve mimari niteliği yüksek bir uygulamaya imkân sağlayacağını vurguladı. Projenin hem mahalleye hem de şehre kalıcı bir değer katmasının hedeflendiğini söyledi. "AK Parti şehirleri yalnızca dönüştürmez; geçmişi koruyarak geleceği inşa eder" ifadelerine yer veren Erenler, Sultanbağı’nda atılan adımın nesilleri düşünen bir anlayışın ürünü olduğunu belirtti.