GÜNDEM - 26 Ocak 2026 Pazartesi 17:59

Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş: "Müftü, çareler arayan kimsedir"

A
A
A
Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş: "Müftü, çareler arayan kimsedir"

Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, "Müftü, şehrinde bir yetimin başı okşanmıyorsa, bir aile dağılmanın eşiğindeyse bunun sızısını yüreğinin en derin yerinde hisseden ve bunlara çareler arayan kimsedir" dedi.


45. İl Müftüleri İstişare Toplantısı, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş’un katılımıyla başladı. Arpaguş, yaptığı konuşmada Ataullah İskenderi’nin ‘Kişi kendisinin Allah katındaki değerini bilmek istiyorsa Rabbimin kendisini ne işle meşgul ettiğine baksın’ sözlerini hatırlatarak, şunları kaydetti:


"Rabbimize hamdüsenalar olsun ki bizleri din-i mübin-i İslam’a hizmetkar kıldı. Bizleri milletimizin manevi hayatına rehberlik etmek, iyiliği yaymak ve kötülüğe engel olmak gibi peygamberi bir misyonun varisleri eyledi. Ancak unutmayalım ki bu makamlar sadece birer rütbe değil, omuzlarımıza yüklenmiş ağır bir sorumluluktur da. Bizler, ‘İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun’ ilahi fermanının muhatabı olan bir teşkilatız."



"Müftü, çareler arayan kimsedir"


Müftülerin o şehrin manevi önderi ve kimsesizlerin sığınağı olduğunu belirten Arpaguş, "Müftü, şehrinde bir yetimin başı okşanmıyorsa, bir genç çaresizlik içinde kıvranıyorsa, bir aile dağılmanın eşiğindeyse bunun sızısını yüreğinin en derin yerinde hisseden ve bunlara çareler arayan kimsedir" diye konuştu.



"Yayınladığımız eserler, bir yaraya merhem olmuyorsa sorunumuz var demektir"


Toplantıda ‘Hizmetlerin Etkinliği ve Sahaya Yansıması’ başlığına dikkati çeken Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:


"Neden bu başlığı seçtik? Çünkü hazırladığımız strateji ve projeler, yazdığımız raporlar, yayınladığımız eserler, gönderdiğimiz talimatlar; şayet sahada bir karşılık bulmuyorsa, bir insanın hayatına dokunmuyorsa, bir yaraya merhem olmuyorsa sorunumuz var demektir. Hülasa geçtiğimiz günlerde birim amirleri toplantımızda da ifade ettiğimiz üzere Ankara’daki strateji, Anadolu’da pratiğe dönüşmüyorsa Anadolu’daki sorun Ankara’da çözülmüyorsa eksik kalmışız demektir. Amacımız, evrak üzerinde mükemmellik aramak değildir. Gönüller üzerinde ne kadar tesir edebiliyoruz onu hedeflemekteyiz."



"İrşat faaliyetlerimiz çarşıya, pazara, sokağa, eve ışık tutabilmelidir"


Toplantıda 4 gün boyunca 12 farklı oturum düzenleneceğini kaydeden Arpaguş, minberlerin, kürsülerin ve kursların sadece namaz ve ders vakitlerine sıkışmış mekanlar olamayacağını dile getirerek, "Hutbelerimiz, yaygın din eğitimi ve vaaz-irşat faaliyetlerimiz hayatın tam kalbine dokunmalı; çarşıya, pazara, sokağa, eve ışık tutabilmelidir. Gençlerimiz, bizim geleceğimiz, en büyük imkanımız ve en hassas emanetimizdir. Bugün gençlerimiz, modern çağın getirdiği kimlik bunalımları, inanç problemleri ve nihilizm, deizm gibi akımların kıskacındadır. Onlara yaklaşırken yargılayan değil anlayan, dışlayan değil kucaklayan, mahkum eden değil, ikna eden bir dil kullanmak mecburiyetindeyiz" ifadelerini kullandı.



"Gençlerimizin sorunlarını geçiştiremeyiz"


Kur’an kurslarından gençlik merkezlerine kadar her alanda Peygamberimizin (s.a.s) kuşatıcı üslubunun hakim kılınması gerektiğini anlatan Arpaguş, "Gençlerimizin sorularını geçiştiremeyiz. Onların dünyasına girmeli, dertleriyle dertlenmeli ve onlara güvenilir bir liman olduğumuzu hissettirmeliyiz hikmetle, güzel öğütle, en güzel yöntemlerle" şeklinde konuştu.



"Sahih dini bilgi üretimimiz günümüz inanç problemlerine ışık tutmalı"


Toplantının hayati başlıklarından birinin fetva hizmetleri olduğunu aktaran Arpaguş, "Bugünün insanı, sadece haram veya helal denilmesini değil, bunun hikmetini ve gerekçesini de duymak istemekte. Fetva geleneğimiz ve sahih dini bilgi üretimimiz, vatandaşımızın zihnindeki sorulara, ‘Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz’ nebevi düsturuyla hikmetli ve ikna edici cevaplar sunmalı, günümüz inanç problemlerine ışık tutmalı ve dini konulardaki bilgi dezenformasyonu karşısında zamanında ve yerinde toplumu aydınlatmalıdır" diye konuştu.



"Artık kürsüler sadece camilerde değil, sosyal medya mecralarındadır"


‘Dini Yayın Hizmetleri ve Kurumsal Tanıtım’ oturumlarında dijital çağda var olmanın stratejilerinin ele alınacağını söyleyen Arpaguş, "Artık kürsüler sadece camilerde değil; televizyonlarda, cep telefonlarında, tabletlerde ve sosyal medya mecralarındadır. Eğer biz hakikati o mecralarda en güçlü şekilde dile getiremezsek, batıl o boşluğu yalan ve iftiralarla dolduruyor. Bilgi kirliliğinin zihinleri işgal ettiği bu çağda ‘sözün en güzelini söylemek’ ve doğru dini bilginin dijital dünyadaki temsilcisi olmak zorundayız" açıklamalarında bulundu.



"Hac ve umre hizmetlerimiz, müminlerin kardeşlik buluşmasıdır"


‘Akademi Hizmetleri’ oturumunda mesleki ve hizmet içi eğitim programları ile akademi merkezlerinden mezun olan personelin sahadaki etkisinin konuşulacağını aktaran Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:


"Bir diğer oturum ise Kur’an-ı Kerim yarışmalarıdır. Bu yarışmalar sadece güzel seslerin yarıştığı bir platform olarak görülmemeli. Kur’an’ın mesajının toplumun gündemine taşınması olarak değerlendirilmelidir. Uluslararası boyutuyla İslam dünyasındaki kardeşlik bağlarını kuvvetlendiren ve ülkemizin dini hizmetlerdeki öncü rolünü pekiştiren stratejik bir adım olarak görülmektedir. Ve elbette sınırlarımızı aşan sorumluluklarımız var. Hac ve umre hizmetlerimiz, sadece bir seyahat organizasyonu değil, müminlerin kardeşlik buluşmasıdır. Bu ibadetin öncesinde ve sonrasında irşat boyutunu ve manevi etkisini artırmak ve daha yukarlara çekmek zorundayız. Yeryüzünde iyiliğin egemen olması için çalışıyoruz ve çalışmaya devam edeceğiz. Mazlumun, mağdurun, kimsesizin umudu olan vakıf hizmetlerini, ‘Veren el ile alan el arasındaki o nezaket köprüsünü’ yıpratmadan ve yıkmadan daha da büyütmeli, sağlamlaştırmalıyız."



"Sanal kumar bataklığı, gençlerimizi ve aile yapımızı tehdit ediyor"


Toplumda derin kırılmalar yaşandığına dikkati çeken Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti:


"Uyuşturucu illeti, sanal kumar bataklığı, akran zorbalığı, alkol ve fuhuş gibi kötülükler, gençlerimizi ve aile yapımızı tehdit ediyor. Bununla birlikte, din sosuyla sunulan misyonerlik faaliyetleri ve sapkın akımlar, inancımıza ve değerlerimize saldırıyor. Bizler, bu tehlikeler karşısında sessiz kalamayız. Minberden sadece namazı anlatmak yetmez; kumarın yuvaları nasıl yıktığını, uyuşturucunun gençliği nasıl çürüttüğünü de haykırmak zorundayız. Sahada, sokakta, kahvehanede, okulda, kısacası hayatın her alanında aktif olmak, İslam’ın nurunu arayanlara rehberlik etmek, bizim asli vazifemizdir. Unutmayalım ki İslam güneşinin dokunmadığı tek bir hane, Kur’an’ın rahmetinin ulaşmadığı tek bir gönül kalmayıncaya kadar durmak, dinlenmek bize haramdır."


4 gün sürecek olan toplantının açılış programına Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Haçkalı, Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet İshak Demir, Dr. Hüseyin Hazırlar, Dr. Hafiz Osman Şahin, Fatih Mehmet Karaca ile Başkanlığın üst düzey yöneticileri katıldı.



Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş: "Müftü, çareler arayan kimsedir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Samsun’da boğazı kesilerek öldürülen pazarcı cinayetinde kan donduran ifadeler ortaya çıktı Samsun’da yasak ilişki yaşadığı sevgilisini boğazını keserek öldürdükten sonra polise teslim olan kadın ile olay sırasında araçta bulunan oğlu ve olay yerine sonradan gelen eşinin ifadeleri ortaya çıktı. Cinayetin kadının oğlunun da araçta bulunduğu sırada işlendiği öğrenildi. Olay, 24 Ocak akşamı saat 22.00 sıralarında Canik ilçesi Düvecik Mahallesi’nde Samsun Şehir Hastanesi yolu üzerinde park halinde bulunan 55 ARH 593 plakalı hafif ticari araç içerisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, evli ve 3 çocuk annesi Gamze S. (38), uzun süredir yasak ilişki yaşadığı evli sevgilisi 4 çocuk babası pazarcı Ferit M. (45) ile buluştu. Taraflar arasında çıkan tartışma cinayetle sonuçlandı. İddiaya göre Gamze S., yanında getirdiği bıçak ve satırla Ferit M.’nin boğazını kesip, ardından satırla boyun bölgesine defalarca vurdu. Olayın ardından Gamze S., cinayette kullandığı bıçak ve satırla birlikte polis merkezine giderek teslim oldu. Olay yerine gelen polis ekipleri, Ferit M.’yi araç içerisinde boğazı kesilmiş halde buldu. Gamze S.’nin ayrıntılı ifadesi ortaya çıktı Gamze S. ifadesinde, Ferit M. ile uzun süredir yasak ilişki yaşadığını, ayrılmak istemesi üzerine Ferit M.’nin kendisini tehdit etmeye başladığını söyledi. Gamze S., Ferit M.’nin daha önce kendisini kemerle dövdüğünü, biber gazı sıktığını ve aynı şiddeti çocuğuna da uygulayacağını söylediğini öne sürdü. Yaklaşık 10 gün önce Ferit M.’nin umreden döndükten sonra kendisini sürekli aradığını belirten Gamze S., 24 Ocak’ta annesinin evindeyken Ferit M.’nin evin yanında olduğuna dair mesaj attığını, annesinin evinden çıkarken daha önce satın aldığı bıçağı ve odun kesmede kullandığı satırı da yanına aldığını belirterek, "Araca binip şehir hastanesi yoluna gittik. Ferit burada beni tehdit edip ilişkiye girmek istedi. Oğlum Aydın 10 gün önce ilişkimizi öğrenmişti. Oğlum Ferit ile gittiğimizi gördü. Şehir hastanesi yoluna gittik. Burada beni tehdit etti, ilişkiye girmek istedi. İkna edip oğlum Aydın’ı da araca alıp, yeniden olay yerine geldik. Oğlum aracın önünde, ben arkada oturuyordum. Ferit alkolüydü. Elindeki bira şişesini havaya kaldırdı. Korkutmak amacıyla boğazına bıçağı dayadım, bu sırada boğazı kesildi. Ardından bıçakla birkaç darbe daha vurdum. Ferit M. araçtan düşünce ardından yaşadığım şiddet ve tehditlerin etkisiyle yerdeyken satırla birkaç kez daha vurdum. Olay sırasında bıçak ve satırı kendim kullandım. Oğlum ve eşim herhangi bir kesici alet kullanmadı" dedi. Telefonu oğluna verdiğini kabul etti Gamze S., Ferit M.’nin cep telefonunu olay sonrası araçtan aldığını, içerisinde kendisine ait özel görüntüler bulunduğu için oğluna telefonu yok etmesini söylediğini, telefonun daha sonra nereye atıldığını bilmediğini ifade etti. Daha önce Ferit M. hakkında tehdit ve darp nedeniyle iki kez şikâyetçi olduğunu ve tedbir kararı aldırdığını belirten Gamze S., son tedbir kararının olaydan kısa süre önce sona erdiğini söyledi.
Ankara AK Parti Sözcüsü Çelik: "CHP’li belediyeler, yasal bir boşluktan faydalanarak bu yapıları “çocuk oyun evi” ya da “etkinlik alanı” adı altında Millî Eğitim Bakanlığı ve Aile Bakanlığı denetiminin dışına çıkarmıştır" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İnsani durum çerçevesinde Suriye hükümeti ile koordineli bir şekilde onların açtığı insani koridorlardan Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında partisinin Genel Merkez binasında gerçekleştirilen MKYK toplantısın devam ettiği sırada basın açıklamasında bulundu. Çelik, Konya Çumra Belediye Başkanı Mehmet Aydın, Yozgat Kadışehri Belediye Başkanı Davut Karadavut, Şırnak İdil Karalar Belde Belediye Başkanı Hasan Turgut ve Çorum Ortaköy Aştağul Belde Belediye Başkanı Şenol Öncül’ün MKYK toplantısında AK Parti’ye katıldığını ifade etti. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konularındaki çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini dile getiren AK Parti Sözcüsü Çelik, "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge, iç içe ve birbiriyle ayrılmaz bütünlüğe sahip iki kavram. Zaman zaman bu ikisinin ayrı ayrı değerlendirilmeye çalışıldığını, aradaki bağın koparılmaya çalışıldığını görüyoruz. Aradaki bağı koparmaya çalışanların bu bağı kopardığı zaman yerine ne yerleştirmeye çalıştığına baktığımızda da terör örgütlerini meşrulaştırmaya, mazur göstermeye çalışan, terör örgütlerinin kazanımları dedikleri birtakım ifadeleri kazanım gibi sunma şeklinde yaklaşımların bu işlerin arkasında olduğunu görüyoruz. Bütün bu süreç terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge kavramlarının ne kadar zamanlı, doğru ve dünyanın içinden geçtiği bu dönemde ne kadar stratejik bir adım olduğunu bir kere daha gösteriyor. Onun için hem MKYK hem MYK hem de partimizin tüm organları açısından en hassasiyetle takip edilen konuların başında bu geliyor" ifadelerini kullandı. "Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerekiyor" Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, "Aynı şekilde hiçbir terör örgütünün de hiçbir şekilde var olmaması gerektiği temelindedir. Burada önceden beri uyarılarımızı net bir şekilde yapıyoruz. İki konuda net cümleler kurduk ve izahını da net bir şekilde yaptık. Birincisi terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci kapsamında PKK’nın bütün şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğiydi. Buna Suriye, Irak, İran yapılanmalarının ve Avrupa’daki illegal yapılanmasının dahil olduğunu ifade ettik. Aynı şekilde bunun devamı olarak da değişik yöntemlerinin olabileceğini ifade ettik. Suriye açısından bizim önemsediğimiz, hem kan dökülmemesi, hem Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarının garanti altına alınması ve terörün vesayetinden kurtulması hem de Suriye’nin birlik ve bütünlüğüne zarar veren terör ve asimetrik silahlı grupların ortadan kalkması, ancak bunun Suriye’nin bir parçası olarak gerçekleşmesidir. Bu bakımdan 10 Mart Mutabakatı’nın önemini özellikle vurguladık" diye konuştu. "Suriye’de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen bir kararname ortaya çıkmış oldu" Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yayımlanan ve Suriye’deki Kürtlerin haklarını garanti altına alan kararnamenin son derece sevindirici olduğunu ifade eden Çelik, "Kararnameyi tam olarak okuduğun zaman Suriye Kürtlerinin Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunu, dillerinin ve kültürlerinin garanti altına alındığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bazıları bu kararnameyi küçümsemeye çalışıyor ama Esad rejiminin özellikle inkar politikası dikkate alındığında Kürt kardeşlerimizin orada nüfus cüzdanı bile yoktu. Şimdi bunun devlet düzeyinde bir kararname ile garanti altına alınmış olmasının ortaya koyduğu irade beyanını hem sevindirici hem de önemli buluyoruz. Ortadoğu’da kimlik kavgaları, mezhep kavgaları son derece acı sonuçlar doğuruyor. Belki de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen böyle bir kararname ortaya çıkmış oldu. Önemli olan eylemlerdir ama Kürt kardeşlerimiz için hukuki bir zemin ortaya çıkmıştır. Bunun takibi gerekir. Bu konuda da biz hassasiyetlerimizi Suriye yönetimi ile paylaşıyoruz. Sayın Şara ve yönetimi de tek bir Suriye ilkesi etrafında bu konularda son derece hassas olduklarını ifade ediyorlar" dedi. "Gerçek kazanım Suriye’de Kürt kardeşlerimizin de, Türkmenlerin de, Arapların da bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır" Suriye’de terör örgütleri ortadan kalktığı durumda Suriye Kürtlerinin, Türkmenlerinin, Araplarının ve diğer grupların en çok kazananlar olduğunu belirten Çelik, "Dolayısıyla Suriye’de son ortaya çıkan tabloyu bütün Kürtlerin, Türkmenlerin ve bütün Arapların kazanımı olarak görmek lazım. Eğer birileri herhangi bir yerde terör örgütünün kazanımı, herhangi bir etnik grubun kazanımı olarak görüyorsa burada son derece hastalıklı biz zihniyetin işlediğini ifade etmek lazım. Birileri çıkıp da SDG Kürtleri temsil ediyor gibi hastalıklı bir cümle kuruyorsa, bu hastalıklı cümlenin bir başkasının çıkıp DEAŞ Arapları temsil ediyor gibi hastalıklı bir cümleden farkı yoktur. Terör örgütleri konusunda ilkeli bir tutum ortaya koymak gerekir. Burada gerçek kazanım Suriye’de Kürt kardeşlerimizin de, Türkmenlerin de, Arapların da bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır" ifadelerini kullandı. "Avrupa norm koyma kabiliyetini kaybetmiştir" Çelik, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen toplantıda son derece ilginç mesajların verildiğini ve neoliberal siyasi düzeni savunanların belki de ilk defa bu düzenin bittiği ya da iflas ettiğini söylemeye başladıklarını kaydederek, "Uzun süre neoliberal ekonomik düzenin temsilcisi olan çevreler, bu düzenin sorunlarını bilmelerine rağmen bunu açıkça ifade edemiyorlardı. Bugün ise kamuya açık toplantılarda bu düzenin elitlerinin, neoliberal sistemin ikiyüzlülüğünü dile getirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bu durum, Cumhurbaşkanımızın yıllar önce dile getirdiği tespitlerin bugün adeta teyit edilmesi anlamına gelen son derece çarpıcı ifadelerin duyulmasına yol açmaktadır. Biz her zaman şunu söyledik; bu düzen adına norm koyma yetkisini kendisinde görenlerin, önce bu normlar eksik olsa bile bu normlara sadakati gerekir. Avrupa için geçerli gördüğünüz bir insan hakları veya hukuk devleti normunu Afrika ya da Asya için geçerli görmezseniz, bu bir gün tsunami etkisiyle gelir sizi vurur ve bununla karşılaşmak durumunda kalırsınız demiştik. Avrupa’daki bazı ülkeler Grönland tartışmaları üzerinden seslerini yükseltiyorlar ama itiraz ettikleri şeylerin aynısını Afrika’daki pek çok ülkeye yaptılar. Bugün itiraz ettikleri birtakım uygulamaların ve söylemlerin benzerlerini hala bir ay evvel Afrika’da bir ülkede darbe teşebbüsüne girişerek yapmaya çalıştılar. Dolayısıyla Avrupa norm koyma kabiliyetini kaybetmiştir" değerlendirmesinde bulundu. İran’da meydana gelen gelişmeleri yakından ve endişe içerisinde takip ettiklerini dile getiren Çelik, İran’a yönelik herhangi bir dış müdahalenin karşısında olduklarını ve bu durumun son derece yanlış olacağını dile getirdi. "Gazze bir emlak değildir, emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir" Kurulan Gazze Kurulu tarafından yapılacak olan çalışmaların yakından takip edileceğini aktaran Çelik, "Her zaman söylediğimiz gibi yanlış haberler ve aşırı söylemler kullanılıyor. Filistin’i Filistinliler yönetmelidir ve bu iradeyi gölgeleyecek tutumlar içerisine girilmemelidir. Kalıcı barışın tek yolu ateşkesin kalıcı hâle gelmesi ve ardından 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, entegre ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulmasıdır. Bu gerçekleşmeden kalıcı barış mümkün değildir. Ayrıca son derece acımasız ve yanlış cümleler kuruluyor. Gazze bir emlak değildir, emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir. Gazze bir vatandır ve bunu yok sayan yaklaşımlar son derece vahşi ve barbar cümleler kurulması anlamına geliyor" dedi. Çelik, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik, bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek" Bir gazetecinin Türkiye’nin Aynularab’a yaptığı insani yardımların sürüp sürmeyeceğini sorması üzerine Çelik, "İlk aşamada 11 tır gitti. Hangi ideoloji altında olursa olsun Suriye’de ve bölgede bütün terör örgütlerinin karşısındayız. Hiç kimse de terör örgütlerini oradaki kardeşlerimizle eşitlemesin. Şartlar ne olursa olsun, Suriyeli Kürtlerin, Türkmenlerin ve Arapların yanındayız. Orada insani bir durum var. Bu insani durum çerçevesinde Suriye hükümeti ile koordineli bir şekilde onların açtığı insani koridorlardan 11 tır yardım gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek. Oradaki Suriyeli Kürt kardeşlerimizi o olumsuz koşullarda asla yalnız bırakmayacağız" cevabını verdi. "Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ahlak dışı bir yaklaşımdır" DEM Parti yöneticilerince AK Parti’nin Kürt sivillerin hedef alındığı iddialarına yeterince tepki göstermediğine yönelik ifadelerinin sorulması üzerine Çelik, "Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ahlak dışı bir yaklaşımdır. SDG’nin ve PKK’nın yıllar boyunca ne kadar Kürt sivili öldürdüğü herkesin gözü önünde gerçekleşti. Bugün Suriye’de ister DEAŞ ister PKK ya da başka bir ad altında olsun, herhangi bir terör örgütü sivillere yönelik bir eylem yaptığında ilk karşı çıkan biz oluruz. Dolayısıyla, bunlar ideolojik oyunlardır ve siyasi bir cümle ifade etmemektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse, bunca olay yaşanmışken insan daha makul ve siyasi değerlendirme anlamına gelebilecek cümleler bekliyor ama maalesef bu kadar olay olurken sadece ideolojik oyunlar. Adı SDG ya da PKK olan bir örgütten yana destekleyici bir tutum olarak, ‘Kürtlerin iyiliğini düşünüyorum’ denilmesi birbirine taban tabana zıt iki cümle. Bir kere daha görüyoruz ki bu cümleleri kuranların bize dönük söyledikleri cevap verilecek siyasi cümleler değil, sadece ideolojik propaganda cümleleridir" dedi. "Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması lazım" DEM Parti tarafından yapılan eylem çağrılarının ardından Diyarbakır ve Mersin’de meydana gelen güvenlik olayları bağlamında terörsüz Türkiye sürecindeki değerlendirmelerinin sorulması üzerine Çelik, "Bahsedilen provokasyonlar çerçevesinde hayatını kaybeden merhum için son derece üzüntülüyüz. Bu noktaya gelmemesi lazım, güvenlik güçleri gereken hassasiyeti gösteriyorlar. Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması lazım ama aynı zamanda siyasilerin de provokasyona ortam oluşturacak dilden ve üsluptan uzak durması son derece önemlidir" ifadelerine yer verdi. "Mesele İsrail’in kimin ülkeye girip girmeyeceğini yasaklaması değil" İsrail basınında yer alan Bilal Erdoğan dahil 29 Türk vatandaşının ülkeye girişinin yasaklanacağı yönündeki iddiaların sorulması üzerine Çelik, "Zaten Bilal Bey’in ve adı geçen kişilerin Filistin konusundaki hassasiyeti, her yıl yılbaşı sabahı yapılan mitinglerden birtakım siyonist ve soykırımcı çevrelerin duyduğu rahatsızlığı net bir şekilde ifade ediyorlar. Mesele İsrail’in kimin ülkeye girip girmeyeceğini yasaklaması meselesi değil. Hiç kimse girip de o siyonist katillerin elini sıkmak istemez. Şimdiye kadar da koşa koşa giden maalesef bir tek Yunanistan Başbakanı oldu. Esas mesele İsrail halkının düşünmesi gereken kendi ülkelerinin bu Siyonist katillerin isimlerinin altında alınıyor ve değerlendiriliyor olmasıdır" şeklinde konuştu. DEM Parti heyetinin Aynularab’a gerçekleştirdiği ziyaret sonrası siyasi parti liderleriyle görüşme kararı almaları doğrultusunda AK Parti ile bir görüşme talebinin olup olmadığı ve İmralı heyetinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesine ilişkin takvimin sorulması üzerine Çelik, "Her iki konuda da bir takvim yok. Herhangi bir şey olmadı" cevabını verdi.
Bursa Orhangazi Zeytin Tarım Satış Kooperatifi’nde Hüseyin Sevdi dönemi başladı Marmarabirlik Orhangazi Zeytin Tarım Satış Kooperatifi Olağan Genel Kurulu’nda oyların çoğunluğunu alan Hüseyin Sevdi, kooperatifin yeni başkanı oldu. Marmarabirlik Orhangazi Zeytin Tarım Satış Kooperatifi’nin seçimli olağan genel kurul toplantısı, kooperatifin Çeltikçi Mahallesi’ndeki binasında gerçekleştirildi. Genel kurulda 894 üye oy kullanırken, geçerli oyların 638’ini alan Hüseyin Sevdi başkanlığa seçildi. Diğer aday Hasan Cevizlidere ise 252 oy aldı. Genel kurulda toplam 17 gündem maddesi görüşülerek karara bağlandı. Gündem maddeleri arasında yer alan yönetim kurulu üye sayısının artırılması teklifi de oylamaya sunuldu. Yapılan oylama sonucunda yönetim kurulu üye sayısının 4’ten 6’ya çıkarılması oy çokluğuyla kabul edildi. Gündem maddelerinin görüşülmesinin ardından seçimlere geçildi. Yaklaşık 3 saat süren oy verme işleminin ardından yapılan sayım sonucunda Hüseyin Sevdi, Marmarabirlik Orhangazi Zeytin Tarım Satış Kooperatifi’nin yeni başkanı oldu. Kooperatifin yeni yönetim kurulu şöyle: "Asil Üyeler: Hüseyin Sevdi, Soner Sümer, Şaban Ayrancı, Kazım Akoğlu, Ahmet Öztürk, Ahmet Çil Yedek Üyeler: Remzi Bayram, Serkan Özen, Fikret Öztürk, Gülek Açıkgöz, Mustafa Sıtkı Alemdaroğlu, Nurettin Kuzu" Kooperatif Temsilcileri ise şöyle: Asil: Remzi Bayram, Hüseyin Sevdi, Serkan Özen, Mustafa Bayer, Hasan Basri Tuna, Savaş Sakin, Emin Karasakal, Mehmet Bozbey, Barış Genç, Ertan Ergül, Şaban Bulut, Mahmut Varol, Recep Kaçar, Hüseyin Toker, Adnan Barış, Osman Gürel, Mehmet Demirhan, Turhan Kavas, İsmail Varol, Süleyman Çur, Remzi Şentürk, Ali Hikmet Ertürk, Hasan Sevci, Ahmet Yıldız"
Manisa MHP’li Akçay :"Biz iktidarı yıpratmak için değil, Türkiye’yi güçlendirmek için siyaset yapıyoruz" MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, MHP’nin siyaset anlayışının temelinde "önce ülkem ve milletim" ilkesinin yer aldığını belirterek, "Biz iktidarı yıpratmak için değil, Türkiye’yi güçlendirmek için siyaset yapıyoruz" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bir dizi ziyaret ve temaslarda bulundu. Akçay’a ziyaretlerinde MHP MYK Üyesi Ali Uçak ile MHP Manisa İl Başkanı Cüneyt Tosuner eşlik etti. Akçay ve beraberindeki heyet, MHP Alaşehir İlçe Başkanlığı lokali önünde İlçe Başkanı Tahsin Atılgan tarafından çiçeklerle karşılandı. Atılgan, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, misafirlere teşekkür etti. Parti lokalinde partililere hitap eden MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, MHP’nin "önce ülkem ve milletim, sonra partim, sonra ben" anlayışıyla hareket eden bir parti olduğunu belirterek, bu ilkenin MHP’yi diğer siyasi partilerden ayıran en temel özellik olduğunu söyledi. Cumhur İttifakı’nın kuruluş gerekçilerine değinen Akçay, ittifakın temelinde Türkiye’nin istikrarı, birliği ve güçlü bir devlet yapısının korunması idealinin bulunduğunu ifade etti. MHP’nin muhalefet anlayışının yıkıcı değil, yapıcı olduğuna dikkat çeken Akçay, "Bizim siyaset anlayışımızda önemli olan muktedir olabilmektir. Ülkeye zarar verecek tutum ve davranışlardan uzak dururuz" dedi. Türkiye’nin geçmişte yaşadığı siyasi istikrarsızlıklara da değinen Akçay, 15 Temmuz 2016’daki FETÖ darbe girişiminin ardından MHP’nin tavrını net bir şekilde ortaya koyduğunu vurguladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yıllar öncesinden yaptığı uyarıların bugün ne kadar isabetli olduğunun görüldüğünü ifade eden Akçay, Bahçeli’nin yüksek siyasi öngörüye sahip bir lider olduğunu söyledi. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Akçay, uygulanan sıkı para politikalar ve mali disiplin sayesinde enflasyonun düşüş eğilimine girdiğini, Türkiye’nin son 50 aydır kesintisiz büyüme gösterdiğini belirtti. 2025 yılı büyüme oranının en az yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini ifade eden Akçay, Merkez Bankası rezervlerinin de 205 milyar dolarla tarihi seviyelere ulaştığını kaydetti. Akçay, bu gelişmelerin kısa vadede vatandaşların alım gücüne olumlu yansıyacağını dile getirdi. Erkan Akçay ve beraberindeki heyet, ayrıca AK Parti Alaşehir İlçe Başkanlığı, Ziraat Odası, Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi ile Örencik Mahallesi’ni ziyaret ederek istişarelerde bulundu.