SAĞLIK - 28 Mayıs 2025 Çarşamba 17:53

Dünya Sağlık Teşkilatı’nın Genel Merkezi’nde Filistin bayrağının dalgalanması için Türkiye liderliği

A
A
A
Dünya Sağlık Teşkilatı’nın Genel Merkezi’nde Filistin bayrağının dalgalanması için Türkiye liderliği

Dünya Sağlık Teşkilatı’nın (DST) Cenevre’deki Genel Merkezi’nde Filistin bayrağının göndere çekilmesinde Türkiye liderlik yaptı.


Türkiye’nin de öncülük ettiği ve 2024 yılında düzenlenen 77. Dünya Sağlık Asamblesinde, WHA77.15 sayılı karar ile Filistin’in Dünya Sağlık Teşkilatı’ndaki hakları güçlendirilmişti. Diğer yandan Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun öncülüğünde, DST’nin Cenevre’deki Genel Merkezi’nde gözlemci ülkelerin de bayraklarının üye ülkelerin bayrağı gibi kullanılmasına ilişkin karar alındı. Karar doğrultusunda, 78. Dünya Sağlık Asamblesi’nde Filistin bayrağının DST tarafından binalarında kullanılması karara bağlandı. Dünya Sağlık Teşkilatı’nın en üst karar alma organı olan Dünya Sağlık Asamblesi’nin (DSA) 78’inci toplantısında, DST’nin Cenevre’deki genel merkezinde üye ülkelerin bayraklarının bulunduğu alana Filistin bayrağının da konulması oy çokluğuyla kabul edildi.


Sağlık Bakanı Memişoğlu, Cenevre’de yaptığı açıklamada, "Filistin ile ilgili Dünya Sağlık Teşkilatı’na bir rapor hazırlayıp bununla ilgili gerekli müdahaleleri yapması için liderlik yapıyoruz. Dünya Sağlık Teşkilatı’nın Filistin’le ilgili bir bildiri ve rapor hazırlaması için öncülük ediyoruz" demişti.


DST’de ‘gözlemci ülke’ statüsüne sahip Filistin’in bayrağının göndere çekilmesi önerisinde bulunan ülkelerden biri olan Türkiye’nin öncülüğünde gündeme alınan karar tasarısının oylamasında 95 ülke lehte oy kullanırken aralarında İsrail, Macaristan, Çekya ve Almanya’nın bulunduğu ülkeler aleyhte oy kullandı. Oylamada 27 ülke ise çekimser kaldı.


Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Cenevre’de gerçekleştirdiği görüşmelerle bu karar tasarısının 78. Dünya Sağlık Asamblesi Genel Kurul Toplantısı’nda gündeme alınmasına ve kabul edilmesine büyük emek verdi.



"Filistin ve Gazze halkının insanlığın insanlığına ihtiyacı var"


Cenevre’deki temasları sırasında, Dünya Sağlık Teşkilatı’nın Filistin ile ilgili bir rapor hazırlaması konusundaki çalışmaları etkili bir şekilde sürdürdüklerini belirten Sağlık Bakanı Memişoğlu, "Sağlık, en acı savaşlarda bile istisnai tutulan bir durumdur. Bugün maalesef Filistin ve Gazze’de insanlar yiyeceğe, içeceğe ve sağlığına kavuşamaz hâlde, hatta kalan hastanelerin yok edildiği bir süreç yaşıyoruz maalesef. Biz de Filistin ile ilgili Dünya Sağlık Teşkilatı’na bir rapor hazırlayıp bununla ilgili gerekli müdahaleleri yapması için liderlik yapıyoruz. Dünya Sağlık Teşkilatı’nın Filistin’le ilgili bir bildiri ve rapor hazırlaması için öncülük ediyoruz. Çünkü esasında sorunumuz sadece Filistin değil, insanlığımız test ediliyor. Bu insanlığımız test edilirken de Dünya Sağlık Teşkilatı gibi insanların sağlığı ve yaşam hakkıyla ilgili bir kurumun bu konuda duyarsız kalmaması için çabalıyoruz. Gerçekten de şu anda etkili bir vaziyette bu bilginin ve raporun hazırlanması için öncülük ediyoruz. Maalesef Filistin’de, en temel insan haklarından biri olan sağlığa ulaşılamayan bir durumla karşı karşıyayız. İnsanlara yiyecek ulaştırılamıyor, normal yaşamları için sağlık ulaştırılamıyor. Gazze’nin ve Filistinlilerin insanlığın insanlığına ihtiyacı var. Şu anda insanlığı test ediyoruz orada. Hep beraber Gazze’de, bu insanlığın olması gerektiği gibi yeniden tesis edilmesini istiyoruz" diye konuşmuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.