POLİTİKA - 19 Kasım 2025 Çarşamba 17:40

Emine Erdoğan: "Sof kumaşının desenlerindeki zevkiselim ve dokumasındaki ustalık, onu 16. ve 17. yüzyıllarda dünyaca tanınan bir kumaş haline getirmiştir"

A
A
A
Emine Erdoğan: "Sof kumaşının desenlerindeki zevkiselim ve dokumasındaki ustalık, onu 16. ve 17. yüzyıllarda dünyaca tanınan bir kumaş haline getirmiştir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, sof kumaşın desenlerindeki zevkiselim ve dokumasındaki ustalığın onu 16. ve 17. yüzyıllarda dünyaca tanınan bir kumaş haline getirdiğini belirterek, "Bugün dokuma tezgahlarında tekrar sof kumaşı dokumak, ’medeniyetimizin ruhunu, başarısını, kimliğini ve belleğini dokumak’ demektir" dedi.


Emine Erdoğan’ın himayesinde Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde düzenlenen "Anadoludakiler: Sof’un Zamansız Yolculuğu" sergisi açıldı. Programda konuşan Emine Erdoğan, sof kumaşın Ankara’nın taşına, toprağına sinmiş bir hafıza, asırlara yayılmış bir kültür birikimi olduğunu belirtti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Valiliği, Ankara Kalkınma Ajansı ile Ankara El Sanatları ve Tasarım Merkezinin unutulmaya yüz tutmuş bu mirası büyük bir emekle hayata döndürdüğünü belirten Erdoğan, onu müze vitrinlerinden çıkarıp usta ellerle buluşturduklarını, medeniyete karşı takdire şayan bir vefa örneği gösterdiklerini söyledi. Emine Erdoğan, emeği geçenleri içtenlikle kutladığını belirterek, "Biliyorum ki bu büyük çaba, millet olarak köklerimizi diri tutmak, bizi biz yapan özümüzü ve kültürümüzü geleceğe taşımaktır. Ayrıca, projede yer alarak, ’sof dokuma usta öğretici’ unvanı kazanan hünerli kadınlarımızı gönülden tebrik ediyorum. Ankara’nın sof mirası artık onlara emanettir" dedi.


Ankara’ya gelen seyyahların bu hayranlığı seyahatnamelerinde kaleme aldıklarını ve sof kumaşın zarafetini övmekle bitiremediklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:


"Mesela, 1618’de Ankara’da bulunan Polonyalı bir seyyah, ’Buradaki şehir halkının hepsi sofçulukla uğraşır, iyi cins sof dünyanın her tarafına buradan dağılır’ diye yazmıştır. 1640’larda Ankara’ya gelen Evliya Çelebi, ’Bu kumaş Ankara’ya özgüdür, dünyanın hiçbir yerinde üretme olanağı yoktur. Kadın-erkek herkesin işi, tiftikten kumaş dokumaktır. Hatta, Ankara’dan eğrilmiş iplik alalım, Fransa’ya götürelim, tiftik kumaşı üretelim dediler, ama dokudukları şey yine sof olmadı’ diye ifade eder. Tarih boyunca pek çok seyyah ve tüccarın uğrak yeri olan Ankara ve çevresinin üretim ve ticaret faaliyetleri, 300 yıl boyunca sof üretimi etrafında şekillenmiştir. Sof kumaşının desenlerindeki zevkiselim ve dokumasındaki ustalık, onu 16. ve 17. yüzyıllarda dünyaca tanınan bir kumaş haline getirmiştir. Bilhassa İngiltere, Hollanda ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinde çok rağbet görmüş, seçkin çevrelerin ve kent kültürünün ayrılmaz bir parçası olmuştur. Bunlar, sadece tarihi notlar değil, Ankara’nın yüzyıllar boyunca taşıdığı bir gururun kayıtlarıdır. Görüyoruz ki, tiftik keçisi ve sof kumaşı, Ankara’nın alametifarikalarıdır. O nedenle bugün, dokuma tezgahlarında tekrar sof kumaşı dokumak, medeniyetimizin ruhunu, başarısını, kimliğini ve belleğini dokumak demektir."



"Kültürel miras savunuculuğu, hepimiz için bir misyon ve bir vefa borcudur"


Emine Erdoğan, geçen yıl ayrıca Sanayi ve Teknoloji Bakanlığıyla "Anadolu’dakiler Projesi"ni başlattıklarını hatırlatarak şunları ifade etti:


"İstedik ki ilk dokumanın yapıldığı, ilk ekmeğin piştiği, ilk parşömenin üretildiği, ilk resmin çizildiği, ilk masalın anlatıldığı Anadolu’nun zenginliğini geleceğe aktaralım. Göbeklitepe’nin, Çatalhöyük’ün, Mezopotamya’nın, insanlığa bıraktığı ortak mirası ihya edelim. Çünkü Anadolu, Hititlerden Romalılara, Selçuklulardan Osmanlılara kadar, pek çok medeniyete ev sahibi olmuş, kadim bir yurttur. O yüzden, bizler, medeniyetimizi oluşturan, her ilmeği, her rengi, her motifi, her zanaatı korumalı ve yaşatmalıyız. Kültürel miras savunuculuğu, hepimiz için bir misyon ve bir vefa borcudur. Yeri gelmişken, zanaatlarımızın ve geleneksel sanatlarımızın, bilhassa gençler için, tercih edilen birer kariyer seçeneği haline getirilmesi gerektiğini de ifade etmek isterim. Eğer, geleneksel olanı, ruhunu ve özünü koruyarak modern tasarımlarla yorumlarsak, inanıyorum ki gençler de bu sanatlara kayıtsız kalmayacaktır ve böylece, geleneksel sanatlarımız, yaşatılan birer miras haline gelebilecektir."



"Sof, o kadar özel bir kumaş ki, başlı başına bir zarafet şöleni sunuyor"


Emine Erdoğan, tüm dünyada yerel, otantik ve doğal ürünlere olan talebin günbegün arttığını, "yavaş ve sürdürülebilir moda"ya yönelik büyüyen bir ilginin olduğunu söyledi.


Emine Erdoğan, konuşması öncesinde 35 parçalık koleksiyondan oluşan "Anadoludakiler: Sof’un Zamansız Yolculuğu Sergisi’nin açılışını yaparak, ürünleri inceledi. Emine Erdoğan, konuşmaların ardından sunuculuğunu Ebru Akel’in üstlendiği ve sof kumaşından 35 kıyafetin yer aldığı defileyi izledi. Defilenin son kıyafetini eski Türkiye ve dünya güzeli oyuncu Azra Akın davetlilere sundu.


Programa Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve eşi Pervin Ersoy, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un eşi Sevgi Kurtulmuş, Ankara Valisi Vasip Şahin ve eşi Şeyma Şahin, Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek, Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Duhan Kalkan, moda tasarımcıları, moda dergilerinin yayın yönetmenleri ve kadın giyim sektöründen firma temsilcileri katıldı. Program sonrasında Emine Erdoğan ve davetliler aile fotoğrafı çektirdi. Sergi ve defile sırasında Anadolu Medeniyetleri Müzesinin duvarlarına sof kumaşının yolculuğunu anlatan görüntüler yansıtıldı.



Emine Erdoğan: "Sof kumaşının desenlerindeki zevkiselim ve dokumasındaki ustalık, onu 16. ve 17. yüzyıllarda dünyaca tanınan bir kumaş haline getirmiştir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Atıklar kadınların elinde sanata dönüşüyor Yunusemre Belediyesi Kadın Dayanışma ve Eğitim Merkezleri’nde eğitim alan kadınlar, atık malzemeleri sanata dönüştürerek hem çevreye katkı sağlıyor hem de ürettikleri ürünleri satarak ev ekonomilerine destek oluyor. Yunusemre Belediyesi Kadın Dayanışma ve Eğitim Merkezleri’nde eğitim alan kadınlar, geri dönüşüm malzemelerini değerlendirerek hem doğaya katkı sağlıyor hem de el emeği ürünleriyle üretime katılıyor. Kadınların hazırladığı göz nuru eserler her hafta salı günü Ferdi Zeyrek Millet Çarşısı’nda kurulan El Emeği Pazarı’nda satışa sunuluyor. Yunusemre Belediyesi ile Yunusemre Kent Konseyi kadınlarının öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında kursiyerler; yumurta kolileri, eski tencere ve tavalar, soda şişeleri ile gazete kâğıtları gibi günlük hayatta atık olarak görülen birçok malzemeyi yeniden değerlendirerek farklı el sanatları ürünlerine dönüştürüyor. Böylece hem israfın önüne geçiliyor hem de kadın emeği görünür hale geliyor. Yunusemre Kadın Dayanışma ve Eğitim Merkezi el sanatları öğretmeni Ayşe Uzun, kursiyerlerin geri dönüşüm malzemeleriyle birbirinden güzel çalışmalar ortaya koyduğunu belirterek, "Yumurta kolileri, soda şişeleri, eski mutfak eşyaları ve gazete kâğıtları gibi pek çok malzemeyi değerlendiriyoruz. Kursiyerlerimizin üretkenliği bizi mutlu ediyor. Bu çalışmalar sayesinde hem çevre bilinci oluşuyor hem de sanatsal ürünler ortaya çıkıyor." dedi. Kursiyerlerden Kemale Taşkıran ve Ayşe Kucur ise kurslarda hem yeni bilgiler öğrendiklerini hem de sosyalleşme imkânı bulduklarını ifade ederek, "Burada hem çevremize katkı sağlıyoruz hem de el becerilerimizi geliştiriyoruz. Aynı zamanda birlikte üretmenin mutluluğunu yaşıyoruz." diye konuştu. El emeği ürünlerini pazarda satışa sunan kursiyerlerden Gülseren Uygun da geri dönüşüm çalışmalarının kendilerine büyük mutluluk verdiğini belirterek, "Kullanılabilir kâğıt ve benzeri malzemeleri çöpe atmıyoruz. Onları değerlendirerek yeni ürünler üretiyoruz. Böylece hem doğaya sahip çıkıyor hem de ev ekonomimize katkı sağlıyoruz." ifadelerini kullandı. Kadın emeğinin ve çevre bilincinin ön plana çıktığı bu çalışmalar, her hafta salı günü Ferdi Zeyrek Millet Çarşısı’nda kurulan El Emeği Pazarı’nda vatandaşlarla buluşuyor.
Ankara Eşini ve kızını öldürüp, diğer kızını yaraladıktan sonra intihar eden emekli uzman çavuşun psikolojisinin bozuk olduğu iddiası Ankara’da bunalıma girdiği ileri sürülen emekli uzman çavuş, tabanca ile eşini ve iki kızını vurduktan sonra aynı silahla intihar etti. Saldırı sonucu kızlardan biri ve annesi hayatını kaybederken, ağır yaralanan diğer kızın durumunun ağır olduğu öğrenildi. Olay, dün akşam Sincan ilçesi Hürriyet Mahallesi İrfan Züm Caddesi’ndeki bir apartman dairesinde meydana geldi. Alınan bilgilere göre, emekli Uzman Çavuş Remzi Büyükköprü (55), beylik tabancasıyla eşi Deniz Büyükköprü (46) ile kızları Simge Büyükköprü (21) ve Irmak Nehir Büyükköprü’yü (16) vurduktan sonra aynı silahla başına ateş etti. Olayda Irmak Nehir, anne Deniz ve baba Remzi Büyükköprü olay yerinde hayatını kaybederken, çenesinden vurulan ve ağır yaralı halde evden kaçmayı başaran Simge Büyükköprü ise Ankara Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Olay yerindeki incelemelerin ardından anne, baba ve vefat eden kızlarının cenazesi otopsi için Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Buradaki işlemlerin ardından anne ile kızının Eskişehir’de, intihar eden adamın ise Kırıkkale’de toprağa verileceği öğrenildi. Büyük kızından babasının psikolojik problemleri olduğu iddiası Simge Büyükköprü’nün geçirdiği ameliyatın ardından yoğun bakım servisine alındığı öğrenildi. Çenesinden vurulduğu için konuşamayan Simge Büyükköprü’nün hastanede kağıda babasının bunalımda olduğunu, maddi problemleri bulunduğunu ve kendisini önce odaya kilitleyip, daha sonra kaçarak kurtulduğunu yazdığı öğrenildi. "Ara sıra her evde olduğu gibi bağırma ve kavga seslerini duyardık" Olayla ilgili konuşan apartman yöneticisi Levent Çolak, "Bu kadar şiddetli bir olay olacağını tahmin etmemiştik. Saldırıya uğrayan kızlardan biri yoğun bakım servisinde tedavi görüyor. Saldırgan olayı gerçekleştirdikten sonra başına ateş ederek intihar etmiş. Neden böyle bir şey yaptığını bilmiyoruz. Fazla samimi olduğumuz bir komşumuz değildi. Komşumuzun psikolojisi hakkında da bir bilgimiz yok. Ara sıra her evde olduğu gibi bağırma ve kavga seslerini duyardık. Dışarıda kaldığımız için müdahale etme imkanımız olmazdı. 10 senedir burada ikamet ediyorlarmış. Yaralı kızlardan biri evden kaçmayı başararak komşusuna sığınmış. Onun da durumu ağırmış. Ameliyattan çıkmış, çenesinden vurulmuş. İlgili ekipler buradaydı, çalışmalarını gerçekleştirdiler" dedi. "Üzerinde kan lekeleri vardı" Komşulardan Taner Öcal ise, "Evimde oturduğum sırada ambulansların geldiğini gördüm. Olayla ilgili ekiplere ihbarda bulunmuş diğer komşularımız. Jandarmaya kapıyı açtık. Yaralanan kızı gördüm, üzerinde kan lekeleri vardı. Ağzından yaralıydı. Konuşamadığı için eliyle evini işaret ediyordu. Bildiklerimizin hepsi bu kadar" ifadelerini kullandı. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.
Samsun Gençliğin Üretim Çağı: OKAF’26 başladı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde ve bölge üniversitelerinin paydaşlığında "Gençliğin Üretim Çağı" mottosuyla düzenlenen "Orta Karadeniz Kariyer Fuarı" (OKAF’26), düzenlenen törenle ziyaretçilerine kapılarını açtı. Paydaş üniversite öğrencilerinin ve mezunlarının katılımıyla gerçekleşen OKAF’26, bölgede faaliyet gösteren kurumları, kuruluşları ve üniversiteleri bir araya getirerek söz konusu firmaları insan kaynakları anlamında desteklemeyi, katılımcı öğrencilerin meslekler hakkında detaylı bilgi almasını, firmaları tanımasını, girişimcilik ve kendi işini kurma gibi konularda bilgilenmesini sağlayarak öğrencilerin kariyer planlarına yön vermeyi amaçlıyor. "İstihdamda kalıcılıklarını sağlamak daha da önemli hâle geldi" Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenen programın açılışında konuşma yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, "Son 23 yılda ülkemiz gelişmeye, çalışma hayatımız büyümeye, istihdamımız sürekli olarak artmaya devam etmektedir. Ülkemizin nüfusu 2000’li yıllarda 65 milyon civarındayken, 2025 yılı sonu itibarıyla 86 milyona ulaşmıştır. Toplam istihdam edilen sayımız 20 yıl önce 20 milyon seviyesindeyken, bu yıl başı itibarıyla 33 milyon seviyesine ulaşmıştır. İşsizlik oranımız son 34 ayı aşkın bir zamandır tek haneli rakamlardadır ve 2026 Şubat itibarıyla yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşmiştir. İstihdam rakamlarımızdaki bu olumlu seyrin daha da ileriye gitmesi için bakanlık olarak çok önem verdiğimiz çalışmaların başında gençlerimizin istihdamı gelmektedir. Genç nüfusumuzun istihdamı ve istihdam alanlarının genişletilmesi en öncelikli konularımızdandır. Bugün sayıları 11,5 milyonun üstünde olan 15-24 yaş grubumuzdaki gençlerimizi çalışma hayatına kazandırırken istihdamda kalıcılıklarını sağlamak çok daha önemli bir konu haline gelmiştir. Bu noktada gençlerimizin iş hayatına geçişinde İŞKUR’un çok önemli programları olduğunu hatırlatmak istiyorum. 2012’den 2026 yılı Mart sonuna kadar İŞKUR’un aktif iş gücü hizmetleri kapsamında 1,3 milyon kardeşimiz İŞKUR’un mesleki eğitim programlarından yararlanmış ve bu katılımcıların yüzde 38’ini gençlerimiz oluşturmuştur. Aynı dönemde 2,6 milyon vatandaşımız İŞKUR işbaşı eğitim programlarımızdan faydalanmış ve yine bu programdan yararlarının yüzde 51’i yine gençlerimiz olmuştur. 2002’den 2026 yılı Mart sonuna kadar İŞKUR 16 milyon vatandaşımızın işe yerleştirilmesine aracılık etmiştir. Ve bu işe yerleşenlerin 5,5 milyon kişisi gençlerimizdir. Yine 2025 yılında işe yerleştirilen yaklaşık 1,5 milyon kişinin yüzde 34’ü gençlerimizden oluşmaktadır. Bu toplamda anlaşılacağı üzere bizler gençlerimizi sadece geleceğin bir unsuru olarak görmüyor, gençlerimizi aynı zamanda bugünün ortakları olarak ve kalkınma hamlemizin tam merkezine koyduğumuz bugünün sahipleri, bugünün ortakları olarak görüyoruz" dedi. "OSB alanı, yüzde 107’lik artışla 2025 yılında 23 bin 860 dekara çıkarıldı" Samsun Valisi Orhan Tavlı ise konuşmasında, "Samsun’umuzda 2023 yılında 11 bin 520 dekar olan toplam organize sanayi bölgesi (OSB) alanı, yüzde 107’lik artışla 2025 yılında 23 bin 860 dekara çıkarılmıştır. Tabii, bu rakamlar içerisinde Çarşamba’da 5 bin dönümlük bir alanda üretim kampüsü oluşturan Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) bilgileri yok. Tekkeköy’de 400 hektar özel endüstri bölgesi ilan eden BAYKAR’ın rakamları yok. Bir taraftan bu rakamsal artış aynı zamanda özellikle mesleki okulların tercihine de yansıdı. 48 mesleki okulumuzda Samsun’umuzda yaklaşık 28 bin öğrencimiz var. Önceki yıllarda 4 bin bandında birinci sınıfa öğrenci kaydı yapılırken bu yıl yaklaşık 8 bin 500 öğrencimiz, gencimiz Samsun’da meslek okullarında birinci sınıfa kaydını yaptırdı" ifadelerini kullandı. "MKE’nin ilk üretimi temmuzda" Samsun’a yapılan yatırımlardan bahseden Vali Tavlı, şöyle devam etti: "Türk savunma sanayisinin dünya markası, milli gücümüz MKE’ye ilk etapta 800 dönüm yer tahsis edilmişti. 2 milyarlık yatırımla savunma sanayisi üretim merkezi haline dönüştüreceği ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu stratejik ürünleri yerli imkanlarla üreteceği Samsun Üretim Kampüsü’nde çalışmalar hızla devam etmekte. İlk üretim inşallah temmuz ayında yapılacak diye planlanıyor ve özellikle bölgedeki paydaşlarımızın da desteğiyle bu üretim kampüsü 5 bin dönümlük bir alana çıkmış durumda. Bir taraftan da bu üretim kampüsümüzün içerisinde Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından yapılan 24 derslikli meslek okulumuz da MKE’nin emrine, üretimine verilecek inşallah. Tabii, bir taraftan Türkiye’nin ilk yerli ve milli insansız hava araçlarını üreten dünya markası BAYKAR’ın, özellikle Tekkeköy ilçemizde ilan ettiği özel endüstri bölgesiyle Samsun’da kurulacak olan havacılık sanayii, insansız hava araçları gibi teknolojik çalışmaların yapılacağı alanın da özellikle gençlerimizin istihdamına yön verecek diye değerlendiriyorum. Bu çalışmalarda özellikle şunu ifade etmek istiyorum: Samsun’da 7 tane faal organize sanayi bölgemiz var, bugün itibarıyla organize sanayi bölgelerimizin sayısı 11 oldu. Özellikle gençlerden ricamız; organize sanayi bölgesi müdürlüklerini ziyaret etsinler, başkanlıkları ziyaret etsinler, oradaki işletmeleri, fabrikaları ziyaret etsinler. Bugünkü kariyer fuarının daha önce de yapıldı, bugün de üniversitemizin kalbinde yapılıyor. En güzel tarafı iş dünyasını sizlerle buluşturuyor, gençlerle buluşturuyor, nitelikli insan kaynağıyla buluşturuyor." Önemli projeler ve fabrika inşaatları Vali Tavlı, OSB’lere yapılan yatırımlar hakkında şu bilgileri verdi: "Yakakent’teki Su Ürünleri İşleme İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) ilk tahsisler yapıldı. Ülkemizin en önemli su ürünlerini işleyen farklı firmalar yer aldı ve çalışmalarına başladılar. Biz buraların altyapısını Büyükşehir Belediye Başkanlığımızla beraber yapacağız. Terme’de yine 2 bin dönümlük alanda, Terme Karma OSB’de ilk tahsis yapıldı 100 dönümlük bir alanda. Eskiden ’5 dönüm, 10 dönümde fabrika kuruyoruz’ deniyordu; şimdi ilk etapta Terme’de 100 dönüm alanı bir holdinge tahsis ettik. Bu yıl da kendileri proje ve fabrika kurulum aşamasına geçecekler inşallah. Tabii BAYKAR, Makine ve Kimya Endüstrisi bizim milli, yerli gücümüz, medarıiftiharımız. Bir taraftan Merkez Organize Sanayi Bölgesi’nde, Yeni Organize Sanayi Bölgesi’nde 530 dönümlük alanda otomotiv firmamız fabrika kurulum çalışmalarına başladı. 150 dönümlük alanda kablo üretimi yapan ve ilk 500’de olan firmalardan bir fabrika kurulumuna başladı. İlk etapta birinci etap üretimimiz bu sene başlayacak inşallah. Yine metal firmamız Yeni OSB’de üretime başladılar. Bu organize sanayi bölgesinin de altyapı çalışması 2024 Mart ayında başladı. Altyapı çalışmasına başlayan firmalardan, tahsis ettiğimiz firmalardan özellikle istirhamımız; biz altyapıya başlarken onlar da projeye ve fabrika inşaatına başlıyorlar, bu çok önemli bir şey. Özellikle Havza’da bin dönüm olan eski organize sanayi bölgesini şu anda 11 bin dönüm alanına çıkardık. Burası tabii 20 bin, 30 bin dönüm potansiyeli olan bir ilçemiz. Ankara yolunda, Samsun’un kalbi noktasındaki Havza ilçemizde Devlet Demiryollarımız özellikle o organize sanayi bölgesinin içerisinde yükleme rampası inşa ediyor, bu yıl bitecek. Otoban, kara yolu, demir yolu, iki havalimanının ortasında olan bir organize sanayi bölgesi olunca orada da Büyükşehir Belediye Başkanlığımızla altyapı çalışmasını yapıyoruz ve bu altyapı çalışmasında altyapı işleri 5 yıl garantili yapılmakta, bunu özellikle de ifade etmek istiyorum. Geçen hafta bir holdingimize, Makine ve Kimya Endüstrisi ile beraber çalışma yapıyorlar; projesi ve yapımı inşallah Makine ve Kimya Endüstrisi tarafından yapılacak, bin dönümlük bir alanda, Havza’da savunma sanayii konusunda fabrika inşaatına inşallah bu sene başlanacak." Rektör Aydın: "Gençlerimizin yarınlarına istikamet verecek önemli bir platform" Fuarın açılışında konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, organizasyonun gençlerin kariyer yolculuklarına yön verme açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Aydın, "Gençlerimizin yarınlarına istikamet verecek, şehrimizin dinamiklerini akademiyle buluşturacak böylesine anlamlı bir organizasyona ev sahipliği yapmanın heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz. 2019 yılından bu yana üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör kuruluşları ve meslek odalarının iş birliğiyle düzenlenen Bölgesel Kariyer Fuarları; gençlerimizin sektörleri yakından tanıdığı, yeni bağlantılar kurduğu, staj ve istihdam imkânlarını değerlendirdiği; iş dünyasının ise nitelikli ve stratejik insan kaynağına doğrudan ulaşabildiği son derece kıymetli platformlardır. Bu fuarlar, gençlerimizin enerjisi ile kurumlarımızın birikimini aynı potada buluşturan güçlü bir etkileşim zemini oluşturmaktadır. Bu etkinlik; kariyer planlaması arayışındaki gençlerimiz için bir pusula, potansiyellerinin farkına vardıkları bir aydınlanma eşiği ve geleceklerini bilinçle kurgulayabilecekleri güçlü bir başlangıç noktasıdır. Yapay zekâ, dijital dönüşüm, büyük veri ve otomasyon gibi gelişmeler yalnızca meslekleri değil, düşünme biçimlerimizi ve toplumsal yapımızı da hızla değiştirmektedir. İş dünyası artık yalnızca diploma sahibi bireyleri değil; analitik düşünebilen, problem çözebilen, ekip çalışmasına yatkın ve etik değerlere sahip bireyleri tercih etmektedir. Bu noktada üniversitelerin en önemli sorumluluğu; zamanın ruhunu kavrayabilen, değişime uyum sağlayabilen, katma değer üreten ve geleceği doğru okuyabilen nesiller yetiştirmektir. Bu vizyon doğrultusunda eğitim programlarımızı sektör ihtiyaçlarına göre sürekli güncelliyor; uygulamalı eğitim modellerimiz, araştırma merkezlerimiz, teknoparkımız ve sektör iş birliklerimiz aracılığıyla öğrencilerimizi doğrudan üretim ve Ar-Ge süreçleriyle buluşturmayı öncelikli görevlerimiz arasında görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Samsun yükselen bir ekonomik merkez konumunda" Samsun’un ekonomik potansiyeline de dikkat çeken Rektör Aydın, "Samsun; limanları, organize sanayi bölgeleri, lojistik gücü ve artan sanayi yatırımlarıyla ülkemizin yükselen ekonomik merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Savunma sanayinden otomotive, tarımdan gıda sanayine uzanan geniş yatırım yelpazesi; üniversite-sanayi iş birliğini her zamankinden daha kritik bir konuma taşımıştır. Fuarımız vesilesiyle ortaya çıkacak her fikir ve kurulan her stant; şehrimizin geleceğine yön verecek yeni yatırımların ve iş birliklerinin kapısını aralayacaktır. Bizler İlk Adım Şehrinin üniversitesi olarak; yenilikçi projelerimiz ve güçlü akademik ekosistemimizle ilimizin sorunlarına çözüm üreten başlıca paydaşlardan biri olarak kendimizi konumlandırıyoruz" şeklinde konuştu. İki gün sürecek olan fuarın açılış töreni, kurdele kesilmesi ile sona erdi. Açılış programının ardından protokol üyeleri, stantları gezerek incelemelerde bulundu. Fuara ayrıca Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, ilçe kaymakamları, belediye başkanları, kamu kuruluşlarının temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, akademisyenler, çok sayıda katılımcı kurum, kuruluş ve firma yetkilisi, sivil toplum kuruluşlarının sorumluları, vatandaşlar ile öğrenciler katıldı.