SAĞLIK - 04 Şubat 2026 Çarşamba 12:01

Erken teşhis hayat kurtardı: 55 yaşındaki hasta rektum kanserini yendi

A
A
A
Erken teşhis hayat kurtardı: 55 yaşındaki hasta rektum kanserini yendi

Ankara’da geçmeyen ishal şikayetleri ve kilo kaybıyla hastaneye başvuran Ergin Bora, rektum kanseri olduğunu öğrendi. Bora, erken teşhisle sağlığına kavuştu.


Ergin Bora, kilo kaybı ve ishal şikayetleriyle Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan tetkikler sonucunda rektum kalın bağırsak kanseri olduğunu öğrenen 55 yaşındaki hasta, erken teşhis ve uygun tedavi yöntemiyle sağlığına kavuştu. Bora, bunların yanı sıra moralini de yüksek tuttuğunu söyleyerek eğer umutsuz olunursa hastalığın seyrinin de olumsuz ilerleyeceğini belirtti.


Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Hicran Anık, 55 yaşındaki hastanın kilo kaybı ve geçmeyen ishal şikayetleriyle hastaneye başvurduğunu anlattı. Anık, "Hastaya kolonoskopi yapıldığında da rektumda, yani kalın bağırsağın son 15 santimetrelik bölümünde bir kitle tespit edildi. Oradan alınan biyopsi sonucu da maalesef kanser ile uyumlu geldi. Hastaya biz rektum kanseri olduğu için ameliyat öncesinde total neoadjuvan tedavi dediğimiz bir tedavi uyguluyoruz. Kemoterapi, kemoradyoterapisini tamamladıktan sonra cerrahiye verdik ve hasta şimdi iyileşti ve takiplerde 3 aylık aralıklarla bize takibe geliyor. Hasta tamamen küre oldu" şeklinde konuştu.



"Hasta çoğumuzun ’ishal aman geçer’ dediği süreçte öyle bir ihmalkarlıkta bulunmadı ve doktora başvurdu"


Hastaların önemsemedikleri şikayetlerin ileride büyük problemlere yol açabileceğini belirten Anık, "Hasta aslında çoğumuzun ihmal ettiği, ’ishal aman geçer dediği’ süreçte öyle bir ihmalkarlıkta bulunmadı ve doktora başvurdu. Kolonoskopide de bu dönemde daha uzak yerlere yayılmadan yarası daha bölgeselken tespit edildi ve bu sayede tamamen iyileşebildi. Kolon kanseri zaten çok sinsi ilerleyen bir kanser türü. Hastalar yıllarca geçmeyen karın ağrıları, ishal kabızlık dönemleri olabiliyor. Bunları ihmal etmemelerini öneriyoruz. Yine dışkı çapında incelmeler, bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler, büyük tuvalette kırmızı kan gördüklerinde mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurmalarını öneriyoruz" ifadelerini kullandı.



"50 yaşından sonra mutlaka herkesin bir gastroenteroloji uzmanına başvurmasını öneriyoruz"


Kanser taramalarının yapılması gerektiğine de dikkati çeken Anık, "Tüm bu şikayetleri beklemeden aslında dünyada hem kadın hem erkek cinsiyette üçüncü sıklıkta görülen bir kanser türü olduğu için hiçbir şikayeti beklemeden de 50 yaşından sonra mutlaka herkesin kolonoskopi yapılmak üzere bir gastroenteroloji uzmanına başvurmasını öneriyoruz" diye konuştu.



"Erken teşhis hastanın hayat kalitesini ve yaşam tarzını tamamen değiştiriyor"


Anık, erken teşhisin önemini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:


"Erken teşhis hastanın hayat kalitesini ve yaşam tarzını tamamen değiştiriyor. Eğer hasta 50 yaşına gelip bir kolonoskopi yaptırırsa hiç kanser gelişmeden de o polip dediğimiz kanser öncülü lezyonlar çıkarılıp tamamen hastayı kanserden kurtarabiliriz, önleyebiliriz. Kanser erken evredeyse de diğer organlara yayılmadan tamamen kür şansı olabilir. Erken teşhis bu nedenle çok önemli. Hatta ailede kolon kanseri öyküsü varsa 50 yaşını beklemeden daha erken doktora başvurmalarını öneriyoruz. Çünkü son yıllarda da 40-50 yaş arasında kolon kanseri vakasında yüzde 20 artış var. O yüzden Avrupa ve Amerika artık bu tarama yaşını 45 yaşına çekti. Kadın erkek tüm hastalarımız lütfen 50 yaşında en az bir kolonoskopi yapılmak üzere gastroenteroloji uzmanına başvursunlar."



"Kendi kendime moral verdim"


55 yaşındaki hasta Ergin Bora ise, kanser olduğunu öğrendiğinde umudunu kaybetmediğini belirterek erken teşhis nedeniyle içinin rahat olduğunu söyledi. Bora, "Vallahi şimdi yara dediler. Ben biliyordum kanser olduğum için hiç üzülmedim. Zaten üzülürsen temelli yıkılırsın. Kendi kendime moral verdim. Dedim inşallah atlatırım ben bu hastalığı. Hocalarım sayesinde atlattım" dedi.


Hastalığı sürecinde halsizlik yaşadığını dile getiren Bora, "90 kilo geliyordum. 73 kiloya indim. En az 20 kilo verdim" diye konuştu.



Erken teşhis hayat kurtardı: 55 yaşındaki hasta rektum kanserini yendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Arazide tek başına yürüyen yavru vaşak, sürüden ayrılan pengueni hatırlattı Sivas’ta sürücünün tarlada fark edip görüntülediği yavru vaşak, arazide uzaklaşırken arkasına dönüp bakmasıyla yıllar sonra yeniden gündeme gelen ’sürüsünden ayrılan penguen’ belgeselindeki sahneyi hatırlattı. Sivas’ta yaşayan Musa Karaçınar, aracıyla Doğanşar ilçesi tarafına doğru seyir halindeyken yolun ortasında su birikintisine benzer koyu renkli bir karartı fark etti. Durumdan şüphelenen Karaçınar, aracını yol kenarına çekerek, karartıyı incelemeye başladı. Yaklaştığında bunun yavru bir vaşak olduğunu anlayan Karaçınar, cep telefonuyla görüntü almaya başladı. Bir süre yol kenarında duran vaşak, daha sonra ağır adımlarla arazinin içine doğru ilerledi. Karaçınar, vaşağı gözden kaybolana kadar bir müddet daha izledi. Arazide uzaklaşan vaşağın ilerlerken bir an arkasına dönüp bakması ise dikkat çekti. Bu anlar, Encounters at the End of the World adlı belgeselde yer alan ve sürüsünden koparak tek başına ters yöne yürüyen penguen sahnesini hatırlattı. Söz konusu penguen görüntüleri, yıllar sonra sosyal medyada yeniden paylaşılarak gündem olmuş, ’sürüsünden ayrılıp kendi yolunu seçen penguen’ olarak geniş kitlelerce konuşulmuştu. "Yavru bir vaşaktı" İlk defa bir vaşak gördüğünü söyleyen Musa Karaçınar, "Doğanşar tarafında aracımla yolculuk yapıyordum. Daha sonra ise yolun ortasında bir vaşak olduğunu fark ettim. Aracımdan inip fotoğraflarını ve videolarını çekmeye çalıştım ama kaçtı. İlk defa vaşak gördüm ve arabadan iner inmez görüntü almaya başladım. Büyük değil yavru bir vaşaktı" dedi.
Elazığ Ramazan soflarının vazgeçilmezi ’Badem Şekerine’ yoğun talep Elazığ’da her Ramazan olduğu gibi bu yıl da kentin ’beyaz altını’ olarak dillendirilen bademin, şeker yolculuğu başladı. Ramazan ayından standart düzeyde yapılan badem şekeri 11 ayın sultanının gelmesiyle rekor üretime geçiyor. Osmanlı döneminde yapıldığı bilinen, Elazığ’da Ramazan ayında hemen her eve giren, yurt dışına da gönderilen badem şekeri, bu yıl da birçok işletmede yapılmaya başlandı. Yılın 11 ayında çok az üretimi olan ve kentte ’beyaz altın’ olarak dillendirilen badem şekerinin üretimi, Ramazan ayında ise rekor kırıyor. Günlük üretim ve tüketimi yaklaşık 5 kat artan badem şekeri için ustalar tatlı bir telaş içine giriyor. Kilogramı 500 liradan alıcı bulan ve ağırlıklı olarak yerli bademle hazırlanan kentin ’beyaz altını’ 3 saatte hazır hale geliyor. Badem, 1 saat boyunca kavrulmasının ardından 2 saat de özel kazanda şekerleniyor. Vatandaşlar, iftardan sonra çayın yanında kan şekerini düzenlediğini belirttikleri badem şekerine rağbet gösteriyor. Tüm İslam aleminin Ramazan ayını kutlayan badem şekeri ustası Coşkun Ceylan, "Badem şekeri, Osmanlı’dan gelen bir gelenektir. Özellikle Elazığ’da normal zamanlarda da talep oluyor ama Ramazan aylarında sofraların olmazsa olmazı oluyor. Orucunu açan mutlaka çayın yanında badem şekerini içiyor. Normalde badem şekerinin en lezzetlisi şekeri az olandır. Çayın yanında o damak tadını oluşturmalıdır. Normal zamanlarda 150-200 kilogram badem şekeri satarken, Ramazan ayında 5 katına 750 kilogram civarında satış gerçekleştiriyoruz. Bu da insanların talepleri üzerine oluyor. Dışarıda yaşayan Elazığlı vatandaşlara da buradan çok gönderiyoruz. Badem şekeri soflardan sonra çayın vazgeçilmezidir. Fiyat, geçen sene badem ağaçlarına don vurmasından dolayı ister istemez badem fiyatlarını yükseltti. Geçen sene kilosunu 300 liraya verdiğimiz badem şekeri 500 liradan satılıyor" dedi.
Bursa Arena Anne-Baba Okulu’nda sertifika heyecanı Arena Eğitim Kurumları’nın, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) iş birliğiyle hayata geçirdiği "Anne Baba Okulu" projesi, ikinci dönemini başarıyla tamamladı. 10 hafta boyunca uzman akademisyenlerden eğitim alan ebeveynler, Arena Okulları Beşevler Kampüsü’nde düzenlenen törenle sertifikalarına kavuştu. Törene BUÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni, Arena Eğitim Kurumları Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Feyyat Gökçe, Arena Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Celal Arslan, BUÜ Öğretim Üyesi Dr. İsmail Çimen kurum yöneticileri ve çok sayıda veli katıldı. Arena Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Celal Arslan, projenin hem kurum hem de toplum için taşıdığı değeri vurguladı. Eğitimin evdeki değişimle başladığına dikkat çeken Arslan, "Bugünkü tabloyu kelimelerle anlatmak mümkün değil; bizim için gerçekten çok anlamlı bir gün. 10 hafta boyunca hem Bursa’dan hem de çevre illerden çok değerli hocalarımız velilerimizle buluştu. Projemizdeki temel felsefe ’evi değiştirmekti’. İnanıyoruz ki evdeki ortamı dönüştürebilirsek, çocuklarımız hayata çok daha güçlü adapte olacaklardır. Kendi velilerimizle sınırlı kalmayıp, bu bilinçle Bursa genelinde öncü bir rol üstlenmek ve benzer çalışmalara model teşkil etmek istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki çevremiz güzelleşirse biz de güzelleşiriz. Bu toplumsal gelişim vizyonuyla hareket ederek, her yıl daha da güçlenen bu projeyi kentimiz için köklü bir geleneğe dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Bu yolda bizden desteğini esirgemeyen, Eğitim Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Salih Çepni ve Bilim Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Feyyat Gökçe hocalarımız başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. BUÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni ise konuşmasında, projeyle üniversite-şehir iş birliğinin en güzel örneklerinden birinin sergilendiğini belirtti. Ebeveynlerin eğitimdeki rolüne değinen Çepni, "Anne Baba Okulu, iki yıllık süreçte kendi kültürünü ve sistemini oluşturmuş kıymetli bir proje. Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi olarak topluma hizmet etme misyonumuz doğrultusunda, bu çalışmanın bilimsel tarafında yer almayı ve akademik bilgiyi sahaya indirmeyi önemsiyoruz. Velilerimizin ’tüm sorumluluk okulda olsun’ anlayışından uzaklaşarak okul ile aktif bir iş birliği içine girmesi, çocuklarımızın geleceği için en büyük kazanımdır. Bu modelin zamanla daha da zenginleşerek çok daha geniş kitlelere ulaşacağına kalpten inanıyorum" diye konuştu. Program süresince veliler; 21. yüzyılda ebeveynlik, dijital dünyada çocuk yetiştirme, akran zorbalığı, güvenli bağlanma ve etkili iletişim gibi kritik başlıkları ele aldı. Alanında uzman akademisyenlerin sunumlarıyla gerçekleşen eğitimler, ebeveynlere çocuklarının gelişim süreçlerinde karşılaştıkları zorluklara karşı bilimsel ve pratik çözüm yolları sundu. Tören, protokol üyelerinin velilere sertifikalarını takdim etmesi ve çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.