ASAYİŞ - 20 Nisan 2026 Pazartesi 19:35

Gülistan Doku’nun sevgilisinin çelişkilerle dolu ifadesi ortaya çıktı

A
A
A
Gülistan Doku’nun sevgilisinin çelişkilerle dolu ifadesi ortaya çıktı

Gülistan Doku’nun sevgilisi Zeinal Abakarov’un çelişkilerle dolu ifadesi ortaya çıktı. Abakarov, HTS kayıtları ortaya çıkınca ifadesini değiştirdi.


Gülistan Doku soruşturmasında düğüm 6 yıl sonra çözülürken, Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov da şüpheli olarak tutuklandı. Rus vatandaşı olan ve Türkçeyi çok iyi bilmediğini beyan eden Abarakov’un yeminli tercüman eşliğinde alınan ifadesi ortaya çıktı. 1996 doğumlu Abarakov, Asayiş Şube Müdürlüğü’nde alınan ifadesinde Alanya’da annesi ve üvey babası ile yaşadığını, sabit bir işi olmadığını belirtti. Abakarov, Gülistan Doku ile 2019 yılında Tunceli’de faaliyet gösteren Hanımeli isimli kafede birlikte çalıştıkları için tanıştıklarını ve sevgili olduklarını söyledi. Abakarov, Gülistan ile sevgili olduktan sonra Gülistan’ı kendi ailesi ile tanıştırdığını, Gülistan’ın ailesinden kimse ile tanışmadığını belirtti. Gülistan’ın kaybolduğunu basından öğrendiğini söyleyen Abakarov, kendisinin Gülistan Doku’nun kaybolmasına dair bir bilgisi olmadığını savundu.



HTS kayıtları 2022’deki ifadelerin yalan olduğunu ortaya koydu


Abakarov’a 17 Mart 2022 tarihinde verdiği ifadede "4 Ocak 2020 günü Gülistan’ın kendisini aramadığı ve kendisinin de onu aramadığı yönünde vermiş olduğu beyanının HTS kayıtlarından yalan olduğunun ortaya çıktığı" soruldu. Bunun üzerine Abakarov, "17 Mart 2022 tarihindeki ifademde konuyu tam hatırlamadığımdan bu şekilde bir cevap verdim. Gülistan 4 Ocak 2020 tarihinde bana ulaşmaya çalışmıştı, akabinde ben de kendisine dönüş yaptım. Bu konuda beni yalan söylemeye iten bir sebep yoktur" dedi.



"Telefonum sessizdeydi"


Savcılık, soruşturmada en son görüşme kaydı bulunan 22 Aralık 2019 tarihinden sonra 4 Ocak’a kadar Gülistan Doku ve Abakarov arasında görüşme olmadığını, 4 Ocak 2020 günü akşamında saat 20.00 ve 23.09 saatleri arasında Gülistan tarafından Abakarov’a gelen çok sayıda cevapsız çağrı olduğunu belirledi. Aynı akşam saat 20.08’de Gülistan tarafından Abakarov’a atılan mesaj ve akabinde Abakarov’un annesi tarafından saat 20.24’te Gülistan’ın 183 saniye arandığı, Abakarov’un da aynı gün saat 23.14’te Gülistan’ı 148 saniye aradığı tespit edildi. Görüldüğü son gecedeki ısrarla aramalara rağmen Gülistan’a neden cevap vermediği sorulan Abakarov, "Telefonum sessizdeydi. Cevapsız çağrıları ondan dolayı görmedim" cevabını verdi. Cevapsız çağrıları fark etmediğini belirten Abakarov, annesinin uyarısıyla Gülistan’ı geri aradığını söyledi.



"Hatırlamıyorum"


Abakarov, "Görüşme içeriklerini tam olarak hatırlamamakla beraber benim evime geldiği ve benimle görüşmek istediği yönündeydi" dedi.


İki hafta boyunca hiç görüşmemelerine rağmen 4 Ocak 2020 akşamı dosyada şüpheli olan birtakım kişiler kafeye girdikten 10-15 dakika sonra Gülistan’ın can havli ile o gün yeni işe başladığı kafeden izin alarak çıkıp alelacele Abakarov’un ikametine gelip kendisinden ve polis olan üvey babası Engin Yücer’den yardım istediği yönünde deliller mevcut olduğu ifade edilince Abakarov, "Bununla ilgili Gülistan Doku bana bir şey anlatmadı" dedi.




"Hal hatır sorduk, başka konuşmadık"


Gülistan Doku’nun 4 Ocak 2020 tarihi akşam saatlerinde Abakarov’un ailesiyle birlikte yaşadığı Tunceli merkez Atatürk Mahallesi’nde bulunan eve gittiği de tespit edildi. Abakarov, bu görüşmeyi anlatırken çelişkili ifadelerde bulundu. Abakarov şunları söyledi:


"Gülistan Doku 4 Ocak 2020 günü akşamı ikametimize geldiğinde ben evde değildim. Ben eve girdiğimde annem ve Gülistan mutfakta oturuyorlardı. Ben de onların yanına gittim, oturdum. Onların yanına gitmeden önce sadece üzerimdeki montu çıkararak yanlarına oturdum. Bu sırada Engin Yücer salonda TV izliyordu. Gülistan ile günlük şeyler konuştuk, hal hatır sorduk, başka bir şey konuşmadık. Yanımızda annem olduğu için özel konular ile ilgili herhangi bir şey konuşmadık. Ne kadar oturduğumuzu tam hatırlamamakla birlikte 15-20 dakika annem yanımızdan ayrıldı. Annem yanımızdan ayrıldıktan sonra Gülistan ile ilişkimiz konusunda konuştuk. Bu konuşmanın süresini tam olarak hatırlamıyorum. Gülistan’ın evimizden ayrılma saati, yurt kapanma saati 23.00 olduğu için net olmamakla beraber yurdun kapanmasına yaklaşık 20-30 dakika öncesinde ayrıldı."



Önce "Babam kızı arabayla bırak" dedi, sonra "Babam arkasından gittiğim için bana kızdı" dedi


Gülistan’ın evlerinden tek başına ayrıldığını söyleyen Abakarov, "Gülistan evden çıktıktan hemen sonra Engin Yücer bana ‘Kız bu saatte yağmurlu havada yalnız gitmesin, sen arabayla bırak’ diyerek aracın anahtarını verdi. Ben de hemen Gülistan’ın arkasından çıktım" dedi.


Gülistan’ın yurda giderken her zaman kullandığından farklı bir yola yöneldiğini ifade eden Abakarov, kendisinin araca binmesini teklif ettiği halde Gülistan’ın bu teklifi reddettiğini belirtti. Abakarov şöyle devam etti:


"Gülistan yaya olarak gitti. Ben de arabanın içinden yavaş yavaş ilerleyerek takip ettim. Sonra yine yanına yanaştım, araçtan indim ve kendisine yurda geç kalacaksın diyerek ısrarla bırakmak istediğimi tekrar ettim. Ancak Gülistan yine reddetti. Bu ısrarlarım esnasında polisler geldi. Bize hitaben bir problem olup olmadığını sordu. Ben de polislere ’Bir problem yok’ dedim, kız arkadaşımın yurda gitmesini istediğimi belirttim. Polisler bizlerin kimliklerini aldılar ve kontrol ettiler. Akabinde polisler de Gülistan’a ’İstediğin bir yer varsa biz bırakalım’ teklifinde bulundular. Ancak Gülistan polislerin teklifini de kabul etmedi ve yaya olarak ana yola doğru ilerledi. Polisler beni bırakmadılar. Çünkü aracım yavaş yavaş hareket ettiği esnada çamura batmıştı. Polisler de babam Engin’i tanıdıkları için babamı aradılar ve bulunduğumuz yere çağırdılar. Polisler babamı arar aramaz babam arabamızın yanına geldi. Hatta babam, polislerin yanında araç çamura battığı ve kız istemiyorsa ısrarla arkasından gittiğim için bana bayağı kızdı. Birkaç dakika sonra polisler ile birlikte aracı battığı yerden çıkartarak babam ile beraber ikametimize döndük. Bu durumdan dolayı eve geldikten sonra da babam bana kızdı, bu duruma karşı çıkan anneme de kızdı."



"6 yıllık çamur çelişkisi"


Abarakov, 06.01.2020 tarihli ifadesinde ise hiç aracın çamura saplandığından bahsetmedi. Savcılık, 5 Ocak 2020’yi 6 Ocak 2020 gününe bağlayan gece saatlerinde Abarakov ve üvey babanın emniyete ifadeye gittiğinde kamera kayıtlarında aracın herhangi bir yerinde çamur izi olmadığını da tespit etti. Abakarov’a bu çelişki hatırlatılarak, bu aracı ne zaman ve nerede temizlediği soruldu. Abakarov, "Araç çamura battığı ve polisler geldiği için arkasından takip edemedim. Bu yaşananlardan dolayı üvey babam zaten bana kızgındı, ondan dolayı gittiği istikamete devam edemedim. Tabii ki Gülistan’ın nereye gittiğini merak ettim ve Gülistan’a WhatsApp üzerinden ‘Yurda git ya da Küba’nın yanına git’ mesaj attım. O gün başka, üvey babama ait araçla hiçbir yere gitmedik, direkt ikametimize döndük. Eve saat kaçta döndüğümüzü hatırlamıyorum. Gülistan Doku’yu araçla yavaş yavaş takip ettiğim esnada araç gidiş istikametine göre yolun sol tarafına doğru hafif kayarak çamura saplandı. Aracın çamura saplandığında çıkartmaya çalışırken aracın ön tekerleri ile benim ayakkabılarım ve pantolonumun alt tarafları çamur oldu. Aracın başka bir yerinde hasar ya da çamur yoktu. 6 Ocak 2020 tarihinde alınan ifademde, ifade esnasında tercüman olmadığı ve benim de Türkçem iyi olmadığı için bu hususu atlamış olabilirim. Aracın kamera görüntülerinde çamurlu olmadığı hususunu bilmiyorum, belki üvey babam yıkatmıştır, ben işteydim. Aracın herhangi bir yerinde hasar ya da kırık olup olmadığını hatırlamıyorum" dedi.



Her zamankinden çok farklıydı


Abakarov, 4 Ocak 2020 tarihinde Gülistan Doku’nun evlerinden çıktıktan sonra Engin Yücer’e ait 19 AU 212 plakalı araca binmediğini anlatarak, "O gün Gülistan Doku her zamanki halinden çok farklıydı, bu durumu şimdi şimdi anlıyorum" dedi.


Soruşturmada Zeinal Abakarov’un yanısıra eski polis olan üvey babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer de "suç delillerini yok etmek, gizleme ve değiştirmek" suçlarından Alanya’da tutuklanarak cezaevine gönderildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Öğretmenler 81 ilde bayraklarla ders başı yaptı Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Karanlık niyetlerle korku üretmek isteyenlere karşı duracak, şehitlerimizi dualarla anarken aynı zamanda eğitimi, okullarımızı, öğretmenlerimizi, çocuklarımızı koruyacağız" dedi. Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Genel Sekreter Talat Yavuz, Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Çakırcı ve Ankara 4 Nolu Şube yöneticileri, Ankara Etimesgut’taki Ufuk Arslan Anadolu Lisesi’ni ziyaret ederek, ilk ders zili öncesi düzenlenen bayrak törenine katıldı. Öğretmenler odasında eğitim çalışanları ile bir araya gelen Yalçın, "Karanlık niyetlerle korku üretmek isteyenlere karşı duracak, şehitlerimizi dualarla anarken aynı zamanda eğitimi, okullarımızı, öğretmenlerimizi, çocuklarımızı koruyacağız" dedi. Yalçın, okul güvenliğinin güçlendirilmesi, rehberlik hizmetlerinin artırılması, sanal dünyanın tuzaklarına erişimin bir an önce sınırlandırılması, okulların ve öğretmenlerin gereksiz yüklerden kurtarılması, öğrenciye odaklanmaya fırsat vermeyen proje adı altındaki yoğun uygulamalara son verilmesi çağrısında bulundu. Geçen hafta üç gün boyunca iş bırakarak, menfur okul saldırılarına tepkilerini ortaya koyup gereken önlemlerin alınması çağrısında bulunmak için bütün sendikaların seslerini yükselttiklerini ifade eden Yalçın, "İstediğimiz şey basit. Okulların önünde okul polisi olsun, okullarımızın güvenliği milletimizin gözbebeği kahraman polislerimiz tarafından sağlansın" dedi. "Sosyal medya kullanımında yaş düzenlemesi bir an önce çıkarılsın" Dijital dünyadaki karanlık dehlizlerin, oyun platformlarının çocukları resmen zombileştirdiğini vurgulayan Yalçın, şöyle devam etti: "Bizim iş bırakmamızdan sonra oluşan tablo ve çeşitli platformlardaki yazışmalardan Telegram gruplarına varana kadar hepsinde o psikoloji çok net gözüküyor. Bu çok büyük bir tehlikedir. Onun için devlet bu dijital platformlara erişimde belli bir sınırlama getirmelidir. Meclis yasayı bir an önce çıkarmalı ve belli bir yaşa kadar sosyal medya sınırlaması olmalıdır. Sosyal medyanın karanlık dehlizlerini siber güçler, devlet görevlileri mutlaka takip etmelidir. Çünkü önleyici tedbir çok önemlidir." Okullarda rehber öğretmen sayısının mutlaka artırılması gerektiğini kaydeden Yalçın, okul güvenliğinin, okullardaki rehberlik hizmetlerinin artırılmasının, öğretmenlerin üzerindeki yükün azaltılarak öğrenciyle ilgilenecekleri zaman dinginliğini bulmasının önemine işaret ederek, "Okul idarelerinin de okulun fiziki yapılarıyla uğraşmak yerine daha çok liderlik yapacak kafa dinginliğini bulmasına ihtiyaç var" şeklinde konuştu. "Allah bu tür hadiseleri bir daha yaşatmasın" Bu ve benzeri hadiselerin bir daha yaşanmaması temennisinde bulunan Yalçın, "Fatma Nur öğretmenimizin, Necmettin öğretmenimizin cenazelerine katılmış, orada da arkadaşlarla görüşmüş, izlemiş, incelemiştik olayları ama ilk defa böyle bir şey yaşanıyor Türkiye’de. Bu tip hadiseler Amerika’da yaşanırdı ve bunlar ‘İnşallah bize yansımaz’ derdik. Umarım tekrarı olmaz" diye konuştu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarının ardından güvenlik kamerası kayıtlarının kamuoyuna yansımasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yalçın, söz konusu görüntülerin dolaşıma sokulmasını "usul öğretmek" olarak nitelendirerek, sert bir dille eleştirdi. "Herkesin çıkarması gereken dersler var" "Herkesin çıkarması gereken dersler var. İçişleri Bakanlığı’nın, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, bizlerin, öğrencilerin, velilerin hepsinin çıkarması gereken dersler var" diyen Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: "Umarım böyle bir hadise tekrar etmez. Meslektaşlar olarak hepimiz bu konuda sesimizi yükselttik, iş bıraktık ve dikkatleri bu konu üzerinde toplamayı başardık. Bundan sonra bunu takip edeceğiz. Bundan böyle okul ve güvenlik konusu, rehberlik konusu ve benzeri konular asla bundan önceki gibi değerlendirilmeyecektir. Çünkü çok travmatik bir durumla karşı karşıya kaldık. Ama bizim işimiz eğitim. Bu çocuklar bize emanettir. Dolayısıyla okula sahip çıkmak, öğrenciye sahip çıkmak, mesleğimize sahip çıkmak, mesleğimizin gereğini yapmak hepimizin görevi, varlık nedenidir." "İşimize sahip çıkıyoruz" Geçen hafta okullarda şiddete karşı gereken tepkileri verdiklerini dile getiren Yalçın, "Bu hafta ise 81 ilde okullarda dualarla arkadaşlarımızı anıp, bayraklarla okullarımızı açıp, okulumuza sahip çıkıyoruz; çocuğumuza, öğrencimize, mesleğimize sahip çıkıyoruz. İşimize sahip çıkıyoruz diyerek yeni bir haftaya girdik" diye konuştu. Öte yandan Eğitim-Bir-Sen tarafından yapılan açıklamada, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen menfur saldırıların ardından korkuya endişeye teslim olmayacağımızı ilan ederek çocuklarımıza, okullarımıza ve mesleğimize sahip çıkma sorumluluğu ile ay yıldızlı al bayraklarımızla ders başı yaptık. ’Öğretmen bayraktır, eğitimin bayraktarıdır’ çağrımızı 81 ilde üyelerimizle sahaya yansıttık. Çağrımız doğrultusunda bugün okullarımız, öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin taşıdığı ay yıldızlı al bayraklarla donatıldı. Sanal dünyanın karanlık ve korku üreten ikliminde çocuklarımıza tuzak kurmaya çalışan yapılara karşı tepki seli oluşturduk. Yaşanan acı hadiseleri fırsata çevirmek, kaos oluşturmak isteyen karanlık odaklara asla izin vermeyeceğimizi vurguladık. Çocuklarımızı sanal dünyanın karanlık dehlizlerinde yuvalanan terör örgütlerine teslim etmeyeceğimizi, korku üretmek isteyen her türlü karanlık eyleme karşı duracağımızı bir kez daha ilan ettik" denildi.
Ordu Samsun’da aniden çimento yüklü tırın önüne çıkan otomobil yürekleri ağza getirdi Samsun’un Çarşamba ilçesinde bir otomobil sürücüsünün anlık hamlesi az kalsın faciayla sonuçlanıyordu. Hareket halindeki çimento yüklü tırın önüne çıkan otomobil yürekleri ağza getirirken, o anlar tırdaki araç kamerasına saniye saniye yansıdı. Olay, ilçenin Sungurlu Mahallesi Yeni Samsun Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Ordu’nun Ünye ilçesi istikametine seyir halinde olan bir otomobil, yaklaşık 40 ton yükü bulunan Cemal A. idaresindeki 52 LD 507 plakalı çimento yüklü tırın mesafesini kontrol etmeden akaryakıt istasyonuna girmek için sinyal verdi. Tır sürücüsü Cemal A., önüne aniden çıkan aracı fark ederek soğukkanlılıkla frene bastı. Tırın durmasıyla facianın eşiğinden dönüldü. Yaşanan tehlikeli anları sosyal medya hesabından paylaşan tır sürücüsü Cemal A., duyarsız sürücüye kızarak, trafikte her gün benzer olaylarla karşılaştığını belirtti. Cemal A, "Hiç mi malından, canından korkmazsın? 40 tonluk bir aracın önüne bu şekilde giriş yapıp fren yaparsın. Hangi akla hizmet edersin, bunu ben de anlamış değilim. Ve bunu bir kişi değil, iki kişi değil her gün trafikte yaşadığım olaylar bunlar. Allah akıl fikir versin, başka bir şey demiyorum" dedi. Araç içi kamera görüntüsünde, tırın manevra kabiliyetinin kısıtlı olmasına rağmen sürücünün dikkati sayesinde büyük bir kazanın önlendiği gözler önüne serildi.
İstanbul 1905 GSYİAD 25. Yıl Belgeseli’nin galası yapıldı 1905 Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği’nin (GSYİAD), 25. yıl dönümü vesilesiyle hazırlanan belgesel filmin galası düzenlendi. İstanbul’da bir AVM’de düzenlenen gala gecesine, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, eski Galatasaray Başkanı Adnan Polat, Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, yönetim kurulu üyeleri ve GSYİAD üyeleri katıldı. Burada bir konuşma yapan Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, "GSYİAD’ın Galatasaray Spor Kulübü ile olan ilişkisinin, bağlılığının kelimelerle ifade edilmesi mümkün değil. Başkanlık yaptığım süre içinde her zaman yönetimin yanında yer aldılar. Her zaman Galatasaray’ın dertleriyle dertlendiler, her zaman Galatasaray’a daha fazla ne yapabilirizin peşinde koştular. Onun için GSYİAD’ın bütün üyelerine, Galatasaray’a verdikleri destekten dolayı da büyük bir teşekkür gönderiyorum. İyi ki varlar. Yönetimde olduğum zamanlarda, başkanlık yaptığım dönemlerde her zaman GSYİAD ile beraber çözüm arayışında olduk. Her zaman GSYİAD’ın desteğini yakınımızda en kuvvetli şekilde hissettik. Dolayısıyla buradaki üye kardeşlerimin, iş adamı, iş insanlarının, yöneticilerinin hepsinin ellerine sağlık diyorum" cümlelerine yer verdi. "Galatasaray, geçmişten gelen projelerle büyümek yolundadır" Galatasaray’ın, GSYİAD gibi paydaşlarının ve destekçilerinin olmasının çok önemli olduğunu sözlerine ekleyen Başkan Özbek, "Zor dönemlerden geçiyoruz. Neyle uğraştığımızı, neyle karşılaştığımızı anlatmaya gerek yok, hepimiz fiilen içinde yaşıyoruz. Burada bizi kuvvetli kılan tek bir şey var: camianın birlikte olması ve oluşturduğumuz sevgi ikliminin, birbirimizi sevmenin devam etmesi. Bütün projelerimizde, yaptığımız her işte bunun faydasını görüyoruz. Galatasaray, özellikle bu sene ve geçtiğimiz senelerde de geçmişten gelen projelerle büyümek yolundadır. Bu yolda çok büyük ilerlemeler kaydetmiştir" dedi. "Galatasaray’ın büyüyerek yoluna devam etmesi, birlikteliğimizin ve beraberliğimizin bir eseridir" 23 Nisan’da RAMS Park’ta güzel bir etkinlik yapacaklarını söyleyen Dursun Özbek, "23 Nisan’ı stadımızda çocuklarımızla beraber kutlayacağız. Aynı zamanda da bir temel atma törenimiz var. Bu törene hepiniz davetlisiniz. Çünkü bu yaptığımız proje, Aslantepe Vadisi projesi, Galatasaray’ın önümüzdeki 100 yılını şekillendirecek projelerden bir tanesi. Basketbol salonumuz, voleybol salonumuz, salon sporlarına hizmet edecek muhtelif salonlar, yüzme havuzumuz; yani bütün amatör sporlarımızı bir çatı altında topluyoruz. Onun için önümüzdeki 3 yılı alacak bu proje, sizlerin de desteğiyle daha kısa sürede bitirmek için elimizden geleni yapacağız. Galatasaray’ın büyüyerek yoluna devam etmesi, Galatasaray’ın artık Türkiye’nin sınırlarını aşan global bir marka olma özelliğini daha da yukarılara taşıması gerçekten birlikteliğimizin ve beraberliğimizin bir eseridir. Hiç eksilmeden, hiç kuvvetten düşmeden bu yolda ilerlemeye hep beraber devam etmemiz gerektiğine inanıyorum. Çünkü biliyorsunuz bizde yukarı çıkanı aşağı çekmek gibi bir şey var, bir usul var, bir tarz var. Ama hiç bundan etkilenmeden, hiç bunu dikkate almadan hep beraber bu işaret ettiğimiz, koyduğumuz yolda yürüyeceğiz" şeklinde konuştu. "26. şampiyonluk da inşallah hep beraber gelecek" GSYİAD’ın 25 yılda çok önemli bir yere geldiğini aktaran Dursun Özbek, "25. yıl da anlamlı bir yıl aslında Galatasaray’ın şampiyonluk sayısında. Demek ki GSYİAD’ın her yılı için Galatasaray’ın bir şampiyonluğu var. Sırada ne var şimdi? 2026 yılındayız, 26. şampiyonluk da inşallah hep beraber gelecek. Bu hazırlanan güzel filmi beraber izleyeceğiz. Gerçekten filmin içeriğini biraz biliyorum, GSYİAD’ın 25 yıldır nereden nereye geldiğini Murat kardeşim de çok güzel ifade etti zaten; bir başarı öyküsü. İnşallah yüzyıllar boyunca devam edecek, Galatasaray’a desteğine devam edecek ve birlik beraberliğimizin bir simgesi olarak her zaman bizlere hizmet edecektir" ifadelerini kullandı. Sancaktar: "Bu eser aracılığıyla gelecek nesillere güçlü bir başarı hikayesi bırakmış olacağız" Çeyrek asırlık yolculuğu hep birlikte kutlamak için bir araya geldiklerini belirten 1905 Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği (GSYİAD) Başkanı Murat Sancaktar ise, "Hepimizin bir parçası olduğu bu büyük tarihe birlikte tanıklık edecek olmak bizler için çok büyük bir gurur. İşte bu duyguyla sizler için çok özel bir belgesel hazırladık. Bu çalışmaya kulüp başkanlarımız, hocalarımız, dernek başkanlarımız, müdürümüz, sporcularımız, basın mensuplarımız ve değerli isimlerimiz çok kıymetli katkılarda bulundular. Kulübümüze ve derneğimize emek vermiş pek çok saygın ismin Galatasaray ve GSYİAD’a dair anılarını, duygularını ve sevdalarını dinleyeceğiz. Bu eser aracılığıyla gelecek nesillere güçlü bir başarı hikayesi bırakmış olacağız. Aynı zamanda istenildiğinde nerelerden nerelere gelinebileceğine hep birlikte bir kez daha şahit olacağız. Bu mirası Galatasaray sevdalılarıyla paylaşmak en büyük arzumuzdur. Bizim için son derece kıymetli olan bu çalışma ile gümüş yılımıza da anlamlı bir şekilde taçlandırmış olduk" diye konuştu. "Önümüzde daha yürüyecek çok yol, birlikte yazılacak çok başarı var" Belgeselde emeği geçenlere teşekkür eden Murat Sancaktar, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Biz 25 yıl boyunca sadece organizasyon yapmadık, sadece toplantılar düzenlemedik, sadece katkı sunmadık. Aynı zamanda bir kültür inşa ettik. Galatasaray söz konusu olduğunda aynı duyguda buluşan insanların neler başarabileceğini gösterdik. Ve bugün geldiğimiz noktada şunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz: GSYİAD, Galatasaray’ın yanında duran bir destek gücü olmanın ötesine geçmiş, Galatasaray’a güven veren, camiasına moral veren ve örnek olan güçlü bir kuruma dönüşmüştür. Ama en önemlisi şudur; biz hala ilk günkü heyecanla buradayız. Aynı sevdayla, aynı amaçla, aynı bağlılıkla. Bu belgesel neler yaşadığımızı, hangi anlara tanıklık ettiğimizi, hangi gururları paylaştığımızı hatırlatacak ve bize şunu da söyleyecek: önümüzde daha yürüyecek çok yol, gerçekleştirecek çok hedef ve birlikte yazılacak çok başarı var. Yan yana, omuz omuza 25 yıldır birlikte. Nice çeyrek asırlara, yarım yüzyıllara, yüzyıllara... İyi ki varsın GSYİAD, yaşasın Galatasaray." Konuşmaların ardından 1905 GSYİAD 25. Yıl Belgeseli’nin gösterimi gerçekleşti.