GÜNDEM - 18 Mart 2026 Çarşamba 16:19

HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "Çanakkale ruhunu yaşatmaya devam edeceğiz"

A
A
A
HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "Çanakkale ruhunu yaşatmaya devam edeceğiz"

HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Çanakkale ruhunu yaşatmaya, ülkemizin birliğini, bağımsızlığını ve geleceğini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. Çanakkale, dayanışmanın, kardeşliğin ve milli birlik ruhunun adıdır" dedi.


HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Arslan, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Arslan açıklamasında, "Çanakkale, vatanı, bayrağı ve hürriyeti için topyekun ayağa kalkan bir milletin yazdığı eşsiz bir destandır. Çanakkale, emperyalizme karşı verilen mücadelenin, milletimizin birlik ve dayanışmasının tarih sahnesine kazınmış en güçlü nişanesidir. Çanakkale Savaşları ve elde edilen büyük zafer, tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir. Çanakkale, sadece bir askeri başarı değil, bir milletin bağımsız yaşama kararlılığının, inancının ve fedakârlığının sembolüdür. Çanakkale, vatanı ve bağımsızlığı için düşmana karşı tek vücut olan aziz milletimizin kahramanlık destanını yazdığı yerdir. Çanakkale, milletimizin imanının, azminin ve kararlılığının tüm dünyaya ilan edildiği yerdir" dedi.



"Seyit Onbaşı, imkansızlıklar karşısında inancın neleri başarabileceğinin en çarpıcı sembollerinden biri olmuştur"


Çanakkale ruhunun önemli isimlerinden biri olan Seyit Onbaşı’nın vatan sevgisiyle hafızalarda silinmez bir yer edindiğini aktaran Arslan, "Çanakkale geçilmez diyerek yedi düvele meydan okuyan ecdadımız, bize bağımsızlığın ve egemenliğin ne kadar büyük bedellerle kazanıldığını göstermiştir. Bugün sahip olduğumuz özgürlük ve bağımsızlık, o gün toprağa düşen binlerce şehidimizin emanetidir. Çanakkale, milletimizin birlik olduğunda neleri başarabileceğinin en güçlü göstergesi olmuştur. Çanakkale ruhunun en müstesna timsallerinden biri olan Seyit Onbaşı, imanıyla, cesaretiyle ve vatan sevgisiyle milletimizin hafızasında silinmez bir yer edinmiştir. Sırtladığı mermiyle yalnızca savaşın seyrine değil, bir milletin direniş azmine de damga vuran Seyit Onbaşı, imkansızlıklar karşısında inancın, fedakarlığın ve kararlılığın neleri başarabileceğinin en çarpıcı sembollerinden biri olmuştur" ifadelerini kullandı.



"Çanakkale’de emperyalist güçlere karşı verilen mücadele bize açık bir gerçeği göstermiştir"


İsrail’in Orta Doğu’daki hukuk tanımaz uygulamalarının uluslararası barışı yok ettiğini belirten Arslan, "Bugün dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaşlar ve saldırılar, bağımsızlığın ve egemenliğin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermektedir. Son dönemde emperyalist ABD ve katil siyonist İsrail’in Orta Doğu’yu ateş topuna çeviren hukuk tanımaz uygulamaları ve bölge ülkelerinin egemenliğini hedef alan saldırıları, uluslararası barışı ve istikrarı yok etmektedir. Çanakkale’de emperyalist güçlere karşı verilen mücadele bize açık bir gerçeği göstermiştir. Bağımsızlık fedakârlıkla kazanılan ve kararlılıkla nesilden nesile taşınan bir erdem, bir emanettir. Çanakkale ruhu; zulme, işgale ve haksızlığa karşı direnen milletler için her zaman ilham kaynağı olmuştur. Dün Çanakkale’de bağımsızlık için verilen mücadele nasıl ki tarihin akışını değiştirdiyse, bugün de milletlerin kendi kaderini tayin hakkına ve egemenliğine saygı gösterilmesi, dünya barışı için hayati önem taşımaktadır. Orta Doğu’da kalıcı barış; işgal, saldırı ve güç politikalarıyla değil, demokrasi, adalet, uluslararası hukuk ve egemenlik haklarına saygı temelinde mümkündür" dedi.



"Çanakkale ruhunu yaşatmaya devam edeceğiz"


Arslan, sivillerin yaşam hakkını hiçe sayan saldırıların insanlığa karşı işlenen ağır suçlar olarak tarihe geçtiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:


"Orta Doğu’yu daha büyük bir çatışma ve istikrarsızlık riskiyle karşı karşıya bırakan saldırılardan ivedilikle vazgeçilmesi dünya barışı adına elzemdir. Sivillerin yaşam hakkını hiçe sayan bu saldırılar, insanlığa karşı işlenen ağır suçlar olarak tarihe geçmektedir. Orta Doğu’da yanan ateşin tüm insanlığın vicdanını tutuşturacağı ve bütün dünyayı saracağı da unutulmamalıdır. Bizler, ecdadımızdan miras aldığımız Çanakkale ruhunu yaşatmaya, ülkemizin birliğini, bağımsızlığını ve geleceğini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. Çanakkale, dayanışmanın, kardeşliğin ve milli birlik ruhunun adıdır. Bugün bizlere düşen görev, bu büyük mirasa sahip çıkmak ve gelecek nesillere aynı bilinçle aktarmaktır. Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünü kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere vatanı, bayrağı ve hürriyeti için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz. Ruhları şad olsun."



HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "Çanakkale ruhunu yaşatmaya devam edeceğiz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis Tatvan’da Sumud Filosu’na destek eylemi Bitlis’in Tatvan ilçesinde, Gazze’deki insanlık dışı ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan Global Sumud Filosu’na İsrail’in uluslararası sularda yaptığı müdahale protesto edildi. Bitlis Filistin Dayanışma Platformu öncülüğünde İbadullah Camii önünde bir araya gelen STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş, alıkonulan 21 gemi ve aktivistler için destek eylemi gerçekleştirdi. Grup adına açıklama yapan Cihat Bakırhan, "Zalimlere buradan sesleniyoruz, açlığa, susuzluğa ve ölüme mahkum etmeye çalıştığınız Gazze halkının imanını yenemeyeceksiniz. Buradan tüm dünyaya haykırıyoruz: Global Sumud Filosu’na el koyan, aktivistleri hukuksuz şekilde alıkoyan İsrail, bu illegal eylemine derhal son vermelidir. Kardeşlerimizin can güvenliğinden tamamen İsrail rejimi sorumludur. Gazze bir hapishane değil, onurlu insanların vatanıdır. İnsani yardımların önündeki tüm engeller kalkmalı, limanlar ve kapılar dünyaya açılmalıdır. Uluslararası kamuoyu, kınama mesajlarının ötesine geçmeli bu terör şebekesine karşı siyasi, askeri ve ekonomik yaptırımları derhal devreye sokmalıdır. Bizler Türkiye’nin meydanlarından ilan ediyoruz; Filistin davasını savunmaya devam edeceğiz. Zulmünüz arttıkça zevaliniz de yaklaşıyor. Gazze özgür olana dek, son kirli siyonist postalı o kutsal topraklardan çekilene dek susmayacağız, durmayacağız, vazgeçmeyeceğiz" dedi. "Gazze özgür olana dek susmayacağız" mesajıyla sona eren basın açıklaması, atılan sloganların ardından sona erdi.
Ankara İslam coğrafyasının renkleri aynı fuarda buluştu Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından düzenlenen fuarda İslam ülkelerinin kültürlerini, geleneksel lezzetlerini ve dayanışma mesajlarını ziyaretçilerle buluşturdu. Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından Ankara Millet Bahçesi’nde düzenlenen "Ülke Tanıtım Fuarı", İslam coğrafyasının kültürel mirasını, sanatını ve birlik mesajını ziyaretçilerle buluşturdu. 3 Mayıs’a kadar devam edecek fuarda farklı ülkelerin stantlarının yoğun ilgi gördüğü gözlemlendi. Fuarda Filistin standında yer alan Zahir Elbek, Filistin’in köklü bir medeniyete sahip olduğunu belirterek geleneksel kültürlerini tanıtmaya çalıştıklarını söyledi. Elbek, Filistin’e özgü kıyafetlerin ve sembollerin ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü ifade ederek, "Filistin çok eski ve kadim bir medeniyet. Yıllardır geleneksel kıyafetlerimiz, kültürümüz, yemeklerimiz ve daha birçok değerimiz var. Kadınlara özel kıyafetlerimiz var, aynı şekilde erkeklerin de geleneksel kıyafetleri bulunuyor. Bizde simgeleşmiş olan atkımız var. Bu artık bir direniş sembolü oldu. Dünyanın birçok yerinde insanlar bu atkıyı takıyor çünkü bu atkı Filistin direnişini anlatıyor" dedi. Filistin kültürünün önemli parçalarından biri olan Debke dansına da değinen Elbek, "Çok güzel bir dansımız var. Debke bizim için çok özel ve çok meşhur bir halk dansıdır" ifadelerini kullandı. "Filistin’de şehitsiz aile yok" Filistin halkının yaşadığı acılara da değinen Elbek, "Filistin’de şehitsiz aile yok. Bizim kültürümüzde bunun çok büyük bir yeri var. Bayrağımızdaki kırmızı şahadeti temsil ediyor. Siyah hüznü, yeşil ise geleceği anlatıyor. İnşallah yakında özgür Filistin’e kavuşacağız" ifadelerine yer verdi. "Kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil" İran standında görev alan Fariba Nazari ise fuarda yer almaktan dolayı heyecan duyduğunu belirtti. İran kültürünün çok geniş olduğunu ifade eden Nazari, "İran İslam Cumhuriyeti’nin resmi dini İslam’dır ancak dinimizi ve kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil. Bu savaşta zulme karşı boyun eğmeyeceğimizi göstermiş olduk. İslam’ın ilk şartlarından biri zulme boyun eğmemektir. Bizim halkımız ve devletimiz bunu dünyaya gösterdi. Savaştan kalan eserleri anlatmaya çalıştık. Okullardan kalan kalıntılar, çocukların eşyaları ve çeşitli karikatürler savaşı bize anlatıyor. Çok can yakıcı şeyler ama bir taraftan da zafer bizimdir. Çok şükür kazandık" diye konuştu. "Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik" Nazari, ABD ve İsrail ile olan savaş sürecinde İslamiyet’in kendilerine güç verdiğini belirterek, "Ben gerçekten bunu Müslüman olmamıza bağlıyorum. Yoksa böyle bir savaşı kazanmak imkansızdı. Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik. Kültürel mirasımız oldukça zengin ama bu stantta daha çok savaşta nasıl ayakta durduğumuzu ve nasıl kazandığımızı anlatmaya çalıştık. Herkesi buraya davet ediyorum. Bizim standımızı ve diğer İslam ülkelerinin stantlarını gezsinler. Eminim ki bende oluşan bu duygu onlarda da olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Farklı kültürler görmeyi seviyorum" Fuara gelen ziyaretçilerden Hatice Yıldız ise etkinliği billboard reklamlarında gördüğünü belirterek, "Hacı Bayram’a gidiyordum, orada denk geldim. Zaten böyle festivalleri çok severim. Değişik insanlar ve farklı kültürler görmeyi seviyorum. Malezya standında farklı tatlar denedik. Küçük kuşlardan yapılan bir yemek yedim. Değişik geldi bana. Tavuk eti yeriz ama onu hiç yememiştim. Hepsini gezmeye çalışıyorum ama daha gezemediklerim de var. Yaşadığın sürece gezip göreceksin. Çeşit çeşit insanlar ve kültürler tanıyacaksın. Dünyanın tadı böyle çıkar. Yiyeceksin, içeceksin, gezeceksin" cümlelerine yer verdi.