SAĞLIK - 30 Eylül 2025 Salı 09:58

Her yıl jinekolojik muayene şart

A
A
A
Her yıl jinekolojik muayene şart

Rahim ağzı kanser türünün yüzde 99’unun HPV (Human Papilloma Virüs) enfeksiyonu ile ilişkili olduğunu dile getiren Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum hekimi Doç. Dr. Emre Özgü, "HPV bağışıklık sistemi tarafından temizlense de kalıcı enfeksiyonlar kansere dönüşebilir" dedi.



Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum hekimi Doç. Dr. Emre Özgü, kadın kanserleri arasında yer alan yumurtalık kanserinin sinsice ilerlediğine, tanı ve tedavide geç kalmamak için şikayet olmasa bile her yıl düzenli jinekolojik muayeneye gidilmesini tavsiye etti. Meme kanseri için ise her ay kadınların kendi kendini elle kontrol etmesi uyarısında bulundu.



Her yıl milyonlarca kadının meme, rahim ağzı, rahim iç duvarı ve yumurtalık kanserleri ile karşı karşıya kaldığına işaret eden Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü, bu kanserlerin kadınlarda hem en sık görülen hem de en fazla ölüme yol açan hastalıkların başında geldiğini söyledi. Erken evrede tanı konulduğunda tedavi başarısının yüzde 90’ların üzerine çıktığını; geç evrede ise tedavi şansının belirgin şekilde azaldığını ifade etti.



"HPV bağışıklık sistemi tarafından temizlense de kalıcı enfeksiyonlar kansere dönüşebilir"


Rahim ağzı (serviks) kanserinin kadınlarda en sık görülen 4’üncü kanser olduğunu belirten Dr. Özgü bu kanser türünün yüzde 99’unun HPV (Human Papilloma Virüs) enfeksiyonu ile ilişkili olduğunu dile getirdi. Cinsel yolla bulaşan en yaygın enfeksiyonlardan biri olan HPV enfeksiyonundan bahseden Dr. Özgü "HPV bağışıklık sistemi tarafından temizlense de kalıcı enfeksiyonlar kansere dönüşebilir. Erken dönemde genellikle belirti vermeyen bu hastalıkta en sık bulgular anormal vajinal kanama, (özellikle ilişki sonrası), kötü kokulu akıntı ve kasık ağrısıdır" diye konuştu.



"9-14 yaş arasında aşılama önerilir"


Korunmada en etkili yöntemin HPV aşısı olduğunu söyleyen Dr. Özgü "Aşı, kansere en sık neden olan HPV tiplerine karşı yüzde 90’dan fazla koruma sağlar. Dünya Sağlık Örgütü aşılamanın özellikle 9-14 yaş arası çocuklarda yapılmasını önermektedir. Bununla birlikte güvenli cinsel ilişki, düzenli smear ve HPV-DNA testleri ile yapılan taramalar da korunmada büyük rol oynamaktadır" dedi.


Ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA testinin ücretsiz yapıldığını sözlerine ekledi.



Kanama ve adet düzensizliği rahim iç duvarı kanseri habercisi


Özellikle menopoz sonrası dönemde rahim iç duvarı (endometrium) kanserinin ülkemizde jinekolojik kanserler içinde ikinci sırada yer aldığına işaret eden Dr. Özgü bu kanser türünde en önemli risk faktörlerinin hormonal dengesizlik, uzun süre östrojen kullanımı, obezite, polikistik over sendromu (PCOS), erken yaşta adet görmek, geç yaşta menopoza girmek, hiç doğum yapmamış olmak ve diyabet olduğunu ifade etti. Bu kanserin genellikle erken evrede vajinal kanama ve adet düzensizlikleri gibi belirtileri olduğu için, hastalar zamanında başvurduğunda tedavi başarısının yüksek olduğunu anlattı. Menopoz sonrası kanaması olan tüm kadınların jinekolojik olarak değerlendirilmesi gerektiği bilgisini verdi.



"Şikayetler sindirim sistemi rahatsızlıkları ile karıştırıldığı için de tanı gecikebilir"


Yumurtalık kanserinin jinekolojik kanserler arasında en sinsi seyreden türlerden olduğunu belirten Dr. Özgü "Erken dönemde belirti vermediği için tanı ekseriyâ ileri evrede konulur. Karında şişlik, iştahsızlık, hazımsızlık, çabuk doyma, kilo kaybı ve sık idrara çıkma gibi şikayetler sindirim sistemi rahatsızlıkları ile karıştırıldığı için de tanı gecikebilir. Risk faktörleri arasında ileri yaş, ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü, BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonları, hiç doğum yapmamış olmak ve uzun süreli yumurtlamayı engellemeyen yaşam tarzı bulunur. Buna karşılık doğum kontrol hapı kullanımı ve çok sayıda gebelik geçirmiş olmak koruyucu faktörler arasında sayılır" açıklamalarında bulundu.



Kadınlar her ay kendi kendini kontrol etmeli


Kadınlarda en sık görülen, her 8 kadından 1’inde rastlanan meme kanserine değinen Dr. Özgü memede ağrısız kitle, meme başında çekinti, ciltte değişiklikler ve meme başından akıntının en önemli belirtiler arasında yer aldığını söyledi. Erken tanı için 20 yaşından itibaren her ay kendi kendine elle meme muayenesi yapılması, 40 yaşından itibaren yılda bir mamografi çektirilmesi ve düzenli hekim muayenesi yapılmasını önerdi. Ülkemizde uygulanan Ulusal Meme Kanseri Tarama Programı kapsamında 40-69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir ücretsiz mamografi yapılabildiğini hatırlattı. Bu hizmetler için Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri ve aile sağlığı merkezlerine başvurulabileceğini ifade etti.



"Düzenli muayeneyle kanser erkenden tespit edilebilir"


Kadın kanserleriyle mücadelede en etkili silahın erken teşhis olduğunun vurgulayan Dr. Özgü "Düzenli jinekolojik muayeneler, basit testler ve tarama programları sayesinde kanserler henüz oluşmadan önce belirlenebilir veya erken evrede yakalanabilir. Özellikle rahim ağzı kanseri HPV aşısı ile büyük oranda önlenebilirken, meme kanseri ise düzenli mamografi ile erken evrede tespit edildiğinde tamamen tedavi edilebilir. Bu nedenle her kadın, hiçbir şikayeti olmasa dahi yılda en az bir kez jinekolojik muayeneden geçmelidir. Düzenli kontroller, sadece mevcut şikayetleri değerlendirmek için değil, sessiz ilerleyen kanserleri fark etmek için de hayati önem taşır" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla MEAH’a ‘Anne Dostu Hastane’ unvanı Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Anne Dostu Hastane’ programı kapsamında Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Koruyucu Sağlık Hizmetleri Birimi tarafından yürütülen ‘Anne Dostu Hastane’ programı kapsamında gerçekleştirilen değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayarak ‘Anne Dostu Hastane’ unvanı aldı. Sağlık Bakanlığı’nın; gebelik, doğum ve lohusalık süreçlerinin hasta hakları, güvenlik ve mahremiyet ilkeleri doğrultusunda, anne ve bebek için güvenli ve nitelikli ortamlarda gerçekleştirilmesini amaçlayan programı kapsamında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi kapsamlı bir denetim sürecinden geçti. Değerlendirme süreci, Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan ve başkanlığını İlkay Zengin’in yürüttüğü heyetin hastaneyi ziyaretiyle gerçekleştirildi. Heyet tarafından; doğum öncesi ve sonrası hizmet süreçleri, anne mahremiyetinin sağlanması, hasta güvenliği uygulamaları ve doğum alanlarının fiziki uygunluğu gibi birçok başlıkta detaylı incelemeler yapıldı. Gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme sonucunda, Muğla EAH, anne sağlığı hizmetlerinde ortaya koyduğu güçlü ekip anlayışı, yüksek kalite ve etkinlik, Bakanlık yetkilileri tarafından standartlara uygun bulunarak olumlu değerlendirildi. Tüm kriterleri başarıyla karşılayan Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ‘Anne Dostu Hastane’ unvanını kullanma hakkı elde etti Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça’nın da katılım sağladığı değerlendirme toplantısında, annelik yolculuğunda anne ve bebek sağlığını önceleyen çalışmalarda emeği bulunan başta hastane yönetimi olmak üzere tüm hekimler, hemşireler ve sağlık çalışanları çalışmaları nedeniyle teşekkür edildi.
Ordu Ordu’da özel bireylerin diş problemlerine etkili çözüm Ordu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinde özel bireylerin ihtiyaçlarına yönelik sunduğu hizmetler ile dikkat çekiyor. Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinin açıldığı 2020 yılından bu yana 543’ü özel bakım gerektiren birey olmak üzere toplam 670 hastanın tüm diş tedavileri tek seansta genel anestezi altında gerçekleştirildi. 2025 yılı içerisinde ise 166’sı down sendromu, otizm spektrum bozukluğu gibi özel bakım gerektiren bireyler olmak üzere toplam 208 hastanın diş tedavisi genel anestezi altında yapıldı. Özellikle kooperasyon güçlüğü yaşayan bireylerde daha önce tamamlanamayan diş tedavilerinin tek seansta ve güvenli şartlarda yapılabilmesi, hasta yakınları tarafından büyük bir kolaylık olarak değerlendirildi. Hasta yakınları ayrıca tedavi süreci boyunca ekip tarafından sağlanan bilgilendirme, iletişim ve koordinasyonun sürecin daha anlaşılır ve yönetilebilir olmasına katkı sunduğu belirtti. Özel bakım gerektiren bireylerde diş tedavilerinin genel anestezi uzmanları ile uzman diş hekimlerinden oluşan sağlık ekibi ve multidisipliner bir yaklaşımla gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade eden Diş Hekimliği Fakültesi Dekan V.Prof. Dr. Melih Ömezli, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş’ın destekleriyle Günübirlik Kliniği ve Engelli Ünitesinde genel anestezi altında sunulan nitelikli sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi ve daha fazla sayıda özel bakım gerektiren hastaya tedavi hizmeti verilebilmesi için çalışmaların aralıksız şekilde sürdürüldüğünü belirtti.