GÜNDEM - 04 Şubat 2026 Çarşamba 12:11

İkinci depreme ameliyatta yakalanıp, hekimlerin sedyeye sarılarak koruduğu Kenan Karadağ o anları anlattı

A
A
A
İkinci depreme ameliyatta yakalanıp, hekimlerin sedyeye sarılarak koruduğu Kenan Karadağ o anları anlattı

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen ilk depremde enkaz altında kalan, ikinci depreme ise ameliyat masasında yakalanan


Kenan Karadağ, aylar süren tedavinin ardından yaşama tutundu. Deprem sırasında hekimlerin sedyeye sarılarak siper olduğu görüntüleri daha sonra izlediğini anlatan Karadağ, "Acil servisteyken ikinci deprem oluyor. O esnada üzerime beyaz gömlekli bir doktorun atladığını gösterdiler. 4 ay sonra bunu izledim. Hastanede 3 ayın sonunda yoğun bakımdan çıktıktan sonra doktor Okan hoca ile tanıştım. ’Ne aşamalardan geçtiğini bilmiyorsun, sana binde bir bile yaşam ümidi verilmedi ama sen literatüre girecek bir hastasın. O günkü şartlar altında yapabileceğimizin en iyisini yaptık’ dedi" diye konuştu.


Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler, 11 ilde büyük yıkıma neden oldu. 50 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği ve kamuoyunda ’asrın felaketi’ olarak adlandırılan depremlerde yükseköğretim kurumları ve üniversite hastaneleri birçok alanda katkı sundu. Malatya’nın Battalgazi ilçesinde 3 katlı apartmanın birinci katında eşi, çocuğu, 10’a yakın akrabasıyla yaşayan 62 yaşındaki Kenan Karadağ, ilk depremde binanın çökmesiyle 10 saat enkaz altında kaldı. Bacağı kesilerek enkazdan çıkarılan Karadağ, o dönemde yaşadıklarını anlattı. Depremde ailesiyle enkaz altında kaldığını belirten Kenan Karadağ, "Zifiri karanlık bir yerdesin. İlk şoku atlattıktan sonra eşim, ’Ben nefes alamıyorum, ölüyorum’ dedi. Küçük oğlum da yanımdaydı. Onun sesini duydum. Ben ilk anda ayağımın enkazda kaldığını hissettim. Oğluma, ’Annen nefes alamıyor, anneni düzelt’ dedim. Sonra eşimin sesi geldi. ’Şükür nefes almaya başladım’ dedi. Oğlum annesini çıkartıp bana, ’Baba seni de çıkaracağım’ dedi" ifadelerini kullandı.



"Gözümün önünden beyaz bir perde geçti"


O anlarda öleceğini düşündüğünü aktaran Karadağ, "Allah’ım ölümü bana kolaylaştır diye dua ettim. Bir anda kafam öne düştü, gözlerim kapandı, gözümün önünden beyaz bir perde geçti ve bitti. Hayatla ilgili hiçbir şeyim kalmadı" dedi.


Bir doktorun ayağını kesmesinin ardından enkazdan çıkarıldığını anlatan Karadağ, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Acil servisteyken ikinci deprem oluyor. O esnada üzerime beyaz gömlekli bir doktorun atladığını gösterdiler. 4 ay sonra bunu izledim. Sedye bir o tarafa gidiyor, bir bu tarafa savruluyor. Herkes panik halinde, can korkusu var. Daha sonra beyaz önlüklü bir doktor geliyor sedyenin üzerine atlıyor, beni tutuyor. Ondan sonra aşağıya indiriyorlar ve hayatını kaybetmiş diyorlar. Hastanede 3 ayın sonunda yoğun bakımdan çıktıktan sonra doktor Okan hoca ile tanıştım. ’Ne aşamalardan geçtiğini bilmiyorsun. Sana binde bir bile yaşam ümidi verilmedi ama sen literatüre girecek bir hastasın. O günkü şartlar altında yapabileceğimizin en iyisini yaptık’ dedi."


Yoğun bakımda 45 gün kaldığını anlatan Karadağ, "Böbrekler iflas etmiş, solunum gitmiş, kaç sefer kalp durmuş ama işte takdiri ilahidir. Enkazdayken diz kapağımın altından kesmişler, daha sonra kangren olmuş, yukarlara doğru kesim devam etmiş. Olmamış en son doktorlar, ’Küçük de olsa bir ümit var. Biz bunu kalçadan kesersek belki kangreni durdurabiliriz’ demiş ve bacağım kalçadan kesilmiş" diye konuştu.



"Deprem sırasında doğal olarak hastayı bırakıp çıkmadık, onu tuttuk"


Enkazdan çıkarıldıktan sonra Kenan Karadağ’a ilk müdahaleyi yapan İnönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Okan Aslantürk, ilk deprem olduktan sonra ekip olarak hastaneye gittiklerini söyledi. Aslantürk, bir bacağı ampute olan Karadağ’ı değerlendirdikleri sırada ikinci depreme yakalandıklarını belirterek, o günü şöyle anlattı:


"Deprem sırasında doğal olarak hastayı bırakıp çıkmadık, onu tuttuk. Deprem durduktan sonra hastayı ameliyathaneye alıp işimize devam ettik. Onu takip etmek gerekiyordu, o halde bırakmamız ölmesi demekti. İlk anda bıraksaydık sedyeden düşecekti. Tutmak zorunda hissettim. ‘Onu nasıl yaparız, bunu yaparız’ gibi bir şey değil. Aslında ailem de hastanedeydi, benim odamda bekliyorlardı. O an onları düşünemiyorsunuz. O anlık bir şey. Çünkü hastanın sedyesinin bir tarafı açık, düşerse sıkıntı yaşarız diye hastanın başından ayrılamadık."


O dönem 2 ay hastanede kaldıklarını anlatan Aslantürk, ekip arkadaşıyla beraber hastanedeki odalarında kanepede yattıklarını söyleyerek, "Hastane, bize ev oldu" dedi.



"Neredeyse sedyeden düşecekti"


İnönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Ergen de ikinci depremden sonra kimsenin hastaneye girmek istemediğini, büyük bir korku ve panik olduğunu aktardı. Ergen, şunları kaydetti:


"Şunu fark ettim, çalışabilmeleri için orada herkesi motive etmem gerekiyordu. Çünkü bekleyen hastalar var, çalışan bir kurum var. Onların motivasyonu için çok uğraşmıştım. Birkaç deprem şokunu atlattıktan sonra herkes motive oldu zaten. Çalışmaya devam ettik. Çok kötü günlerdi. İlk depremde enkazda kalıp bacağı ampute edilmiş bir hastamız vardı. Genel durumu da çok kötüydü. Bir an önce onu ameliyathaneye indirmeye çalışıyorduk. O sırada ikinci deprem oldu. Okan hoca onu tuttu. Neredeyse sedyeden düşecekti, çünkü ciddi sallanıyordu. Okan hoca üstüne kapaklandı düşmesin diye. Başka bir sağlık memuru arkadaş daha vardı. Herkes kaçıştı, canını kurtarmaya çalışıyordu. Kendimizi düşünmek o sırada çok aklımıza gelmedi. Bir de binaya çok güveniyoruz, binaya bir şey olmayacağının farkındaydım."



"Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin"


Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere bir kez daha rahmet dileyerek, "Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin" dedi.


Üniversitelerin ve üniversite hastanelerinin afetin en ağır şartlarında dahi hizmete bir an bile ara vermediğini, bilimsel birikimlerini, sağlık kapasitelerini ve insan kaynağını toplumun yararına seferber ettiğini vurgulayan Özvar, yükseköğretim kurumlarının gerek depremzedeler için fiziki imkan oluşturulmasıyla gerekse akademisyeninden öğrencisine kadar her paydaşı ile gönüllü faaliyetler yürütmesiyle önemli bir rol üstlendiğini kaydetti.



İkinci depreme ameliyatta yakalanıp, hekimlerin sedyeye sarılarak koruduğu Kenan Karadağ o anları anlattı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli "Aldatma" iddiası ile eşini öldürmüştü: "Protokol imzalamalarını beklerken cinayet yaşandı" Kocaeli’de boşanma aşamasındaki eşini "aldatma" iddiasıyla öldüren sanık tekrardan mahkeme karşısına çıktı. Sanık hakkında istenen akıl sağlığı raporu hala gelmediği görülürken, tanık olarak dinlenen avukat, "Protokol imzalamalarını beklerken cinayet olayı yaşandı" dedi. Gölçük ilçesi Halıdere’de bulunan restoranda 23 Kasım 2022’de meydana gelen olayda, Kıymet Budak (33), tartıştığı eşi Ş. Budak (53) tarafından tabanca ile ateş edilerek öldürülmüş, şüpheli ise olay yerinden kaçmıştı. Olaya ilişkin yürütülen soruşturmada Kıymet Budak’ın eşi Ş. Budak ile ağabeyi N. Budak yakalanarak gözaltına alınmıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Ş. Budak tutuklanırken, ağabeyi N. Budak ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Kıymet Budak’ın cenazesi ise günlerce kimse teslim almayınca savcının talimatıyla belediye ekipleri tarafından defnedilmişti. Akıl sağlığı raporu bekleniyor "Kasten öldürme" ve "ruhsatsız ateşli silah bulundurma" suçlarından yargılanan Ş. Budak’ın Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden hakim karşısına çıktı. Duruşmaya tutuklu sanık Ş. Budak, taraf avukatları ve tanık katıldı. Geçtiğimiz celselerde adli tıp kurumundan istenen raporda, Ş. Budak’ın cezai ehliyeti tam olduğu tespit edilmiş ancak sanık avukatı itiraz etmişti. Bunun üzerine sanık İhtisas Gözlem Dairesi’ne sevk edilmişti. Ancak bu celse hala raporun mahkemeye ulaşmadığı belirtildi. "Protokol imzalamalarını beklerken olay meydana geldi" Olaya ilişkin tanık olarak dinlenen S.G., "Sanık eski bir müvekkilim vasıtasıyla bana geldi. Boşanma konusunda hukuki destek istedi. Detayları sorduk. Boşanma sebebi olarak aldatma durumunu anlattı. Görüşmelerde karşı taraf yoktu ancak telefonla konuşuyordu. Müvekkil çocukların velayetlerini almak istemişti. Ben de çocukların anne şefkatinde kalması gerektiğini söyledim. Sanık annenin öyle bir anne olmadığını, aldatma olayı olduğunu söyleyerek velayeti almak istediğini söyledi. Hatta bana bir video seyrettirdi. Videoda kız, annesinin olumsuz bazı olaylarını anlatıyordu. Normalde ben çocuğun anne yanında kalması taraftarı olurum ancak bu durumda çocuğun anne yanında kalmasını istemedim. Videodaki ağırlıklı konu annenin çocuklarına karşı eylemleriydi. Annenin güven sarsıcı davranışlarının çocuklarının yanında gerçekleştiği söylendiği için ve böyle video verildiği için velayet konusunda müvekkilimizi haklı görmüştüm. Beraber gelip protokol imzalayacak ve mahkemeye müracaat edecektik. Ancak bu görüşmemizden yaklaşık 10 gün sonra davanıza konu olay meydana geldi. Dolayısıyla protokol imzalanamadı. Biz protokol için bizlere gelmelerini beklerken bu olay meydana geldi. Görüşmeler sırasında bir olumsuzluk gözlemlemedik. Karşı tarafın anlaşmalı prosedüre dair bir itirazı olmadığını müvekkilimiz bize aktarmıştı. Telefon görüşmeleri sırasında da böyle bir hava sezinlememiştim" dedi. Mahkeme heyeti, raporun beklenilmesine ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi. İlk duruşma Öte yandan, 5 Temmuz’da görülen ilk duruşmada hakim karşısına çıkan sanık savunmasında, eşinin kendisini aldattığını ileri sürerek, "Kızım İran’da annesinin başka adamlarla cinsel ilişkiye girdiğini görmüş. Kıymet, kızımızı tehdit edip korkuttuğu için çocuğum bunu bana ilk başta söylemedi. Bunun üzerine boşanmak istediğimi söyledim ve eşim bunu kabul etti. Protokol aşamasında Kıymet boşanmaktan vazgeçti. Olay gecesi bu konuyu konuşmak için dışarı çıktığımızda eşim bana küfür ederek hakaretlerde bulundu. Çocuklarımın velayetini almak istediğimi söylediğimde ise ’Çocukların senden olduğu ne malum’ dedi. Bunun üzerine üzerimde bulunan silahı çıkararak 2 el ateş ettim. Daha sonra eve giderek durumu abime anlattım. Abim çocuklarım olması sebebiyle suçu üstleneceğini söyledi. Ertesi gün adliyeye gittiğimde her şeyi itiraf ettim" ifadelerini kullanmıştı.
Antalya Büyükşehirden 121 çiftçiye 212 bin 400 metrekare sera naylonu desteği Antalya Büyükşehir Belediyesi, 22 Ocak’tan itibaren etkili olan sağanak yağış ve fırtınanın neden olduğu hasarların giderilmesi amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir de hayatı olumsuz etkileyen ve birçok çiftçinin serasında maddi hasara neden olan afet sonrası Demre, Finike ve Kumluca ilçelerine ziyarette bulundu. Başkan Vekili Özdemir, şu ana kadar Demre, Finike, Kumluca ve Kaş ilçelerinde 121 çiftçiye 212 bin 400 metrekare sera naylonu desteğinde bulunduklarını söyledi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, 22 Ocak’tan bu yana etkili olan yağış, fırtına ve hortumdan etkilenen bölgelere geçmiş olsun demek ve çiftçilerin ihtiyaçlarını dinlemek amacıyla Demre, Finike ve Kumluca ilçelerini ziyaret etti. Başkan Vekili Özdemir’in ilk durağı Demre oldu. Özdemir, Demre İlçe Hizmet Binası önünde gerçekleşen buluşmada, Demre’de seraları afette zarar gören çiftçilerle bir araya geldi. Başkan Vekili Özdemir ziyarette çiftçilere sera naylonu desteğinde bulunuldu. Özdemir, Demre’deki saha incelemelerinin ardından, Finike Saklısu Mahallesi’ndeki çiftçilerle buluştu. Başkan Vekili Özdemir, programın son bölümünde Kumlucalı çiftçilerle görüşme gerçekleştirerek zarar gören seraları gezdi. Kısa sürede gerekli reaksiyon alındı Demre, Finike ve Kumluca’daki çiftçilerle bir araya gelen Özdemir, "Şehrimizi ciddi anlamda etkileyen yoğun bir yağış ve fırtınayla karşı karşıya kaldık. Bu afet hepimizi derinden üzdü. Özellikle çiftçilerimiz ve seralar zarar gördü. Hızlı şekilde reaksiyon almaya çalıştık, yaraları sarmak için ilk günden itibaren tüm imkânlarımızı seferber ettik. Sizleri görüp ihtiyaçlarınızı dinlemek için buraya geldik. Çiftçilerimize geçmiş olsun diyoruz. İlk günden itibaren herkesin yardımına koşmaya çalıştık. Şu ana kadar Demre, Finike, Kumluca ve Kaş ilçelerinde 121 çiftçiye 212 bin 400 metrekare sera naylonu desteğinde bulunduk. Afet anından beri teknik ekiplerimizle, psikologlarımızla, sosyologlarımızla birlikte tespitlerimizi yaptık. Ekiplerimiz 7/24, 1400 personel ve çok sayıda araçla sahadaydık. Çok şükür kısa sürede gerekli reaksiyonları aldık, çiftçilerimizin toparlanmaya başladığını görmek bizi memnun ediyor. Allah inşallah bu afetleri bir daha yaşatmaz" dedi. Kaşlı afetzedelere naylon desteği Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri, Kaş ilçesinde etkili olan fırtına nedeniyle hasar gören seralarda hasar tespit çalışmalarının ardından sera naylon dağıtımı gerçekleştirdi. Kaş Ova Mahallesi’nde Ova Spor Salonu yanında gerçekleştirilen dağıtım kapsamında, ilçede seracılıkla uğraşan 32 çiftçiye toplam 29 bin 500 metrekare sera naylonu desteği sağlandı.
Konya Başkan Altay: "Konya bir bisiklet şehri" Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya’nın ev sahipliği yaptığı UEC 2026 Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası’nı takip eden basın mensuplarıyla Velespit Müzesi’ni gezdi. 2026 yılı Avrupa Bisiklet Başkenti Konya’da, Dar-ül Mülk Projesi kapsamında Kılıçarslan Meydanı’ndaki Konya Meydan Evleri’nde oluşturulan Velespit Müzesi hizmet vermeye başladı. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, UEC 2026 Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası’nı takip eden basın mensuplarıyla Velespit Müzesi’nde bir araya geldi. Burada basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Başkan Uğur İbrahim Altay, Konya’nın bir bisiklet şehri olduğunu belirterek, "Geçmişten itibaren özellikle insanların ulaşım için bisiklet kullandığı bir şehirdeyiz. 1923’lü yıllardan itibaren de şehrimizde bisiklet yarışlarının yapıldığını biliyoruz. 1949’da ilk veledromun yapılmasıyla birlikte müsabakalar da şehrimizde yapılmaya başlandı ve bugün gelinen noktada Türkiye’nin ilk, dünyanın 20 veledromundan birisi olan Konya Veledromu birçok etkinliğimize ev sahibi oluyor. Konya Veledromu 2 bin 700 seyirci kapasitesi ile dünyanın en hızlı pistlerinden birisi. Görsel olarak da seyir keyfi yüksek yarışlara ev sahipliği yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl uluslararası kupayı düzenlemiştik. Bu yıl Avrupa şampiyonasını birlikte icra ediyoruz. 26 ülkeden 300’den fazla sporcu yarışmalarını gerçekleştiriyor. Seyircilerin ilgisi de bizi çok mutlu etti. Umarım ki artarak ilgi devam eder. Tüm sporculara tekrar başarılar diliyoruz. Şehrimize hoş geldiniz diyoruz. Nice etkinlikleri birlikte yapmayı arzu ediyoruz. Tabii Türkiye Bisiklet Federasyonu’muzun olaya çok büyük katkısı var. Kendilerine teşekkür ediyorum. Ayrıca Avrupa Bisiklet Birliği’nin başkanını da dün bu müzede ağırladık, birlikte ziyaret ettik. Konya’da bisikletle yaptığımız şeylerden de bahsetmeyi imkanımız oldu" dedi. "Konya’da bisiklet kullanımının artırılması için bugüne kadar 100 binden fazla bisikleti çocuklarımızla buluşturduk" Konya’nın çok hızlı bir şekilde bir spor şehrine dönüştüğünü dile getiren Başkan Uğur İbrahim Altay, "Çok uygun yapıda spor tesislerimiz var ve her yıl birçok uluslararası müsabakaya ev sahipliği yapıyoruz. Artık şehirde bu kültür de oluştu. Veledrom da bu manada bizim en önemli yapılarımızdan birisi. Cumhurbaşkanımıza, spor bakanlarımızla birlikte şehrimize böyle bir veledrom kazandırıldığından dolayı teşekkür ediyoruz. Konya bir bisiklet şehri. Hepimizin çocukluğunda bisikletle ilgili hatıralar var. Coğrafi olarak da Konya buna çok uygun bir şehir ama bugün gelinen noktada 680 km bisiklet yoluyla Konya, Türkiye’de açık ara bisiklet yolunun en fazla olduğu şehir. Bisiklet kullanımını artırmak için çeşitli etkinlikler ve organizasyonlar gerçekleştiriyoruz. Özellikle bisiklet servisi yeni denemeye başladığımız pilot olarak çocukların okula bisikletle gitmelerini sağladığımız Emniyet Müdürlüğümüzle birlikte uygulamamız çok büyük bir etki oluşturdu. Umarım okula giden çocukların sayısı hızla artar. Ayrıca günlük kullanımınızda bisikletle ilgili ihtiyaçlarınızın giderebileceği her şey şehrimizde düşünülmüş durumda. Bisiklet parklarından akıllı bisiklet ulaşım sistemine kadar birçok etkinlik oluşturuyoruz. Ayrıca bütün otoparklarımızda bisiklet park alanlarımız mevcut. Bisiklet yollarımızda bisiklet sayımlarını gerçekleştiriyoruz ve Konya’da bisiklet kullanımının arttırılması için bugüne kadar 100 binden fazla bisikleti çocuklarımızla buluşturduk. Yani Konya’nın bir bisiklet şehri olması konusunda bir çaba sarf ediyoruz. Bu konuda Konyalılar en büyük destekçimiz. Bisikletle ilgili etkinlik de yapmaya bundan sonra da devam edeceğiz. Tekrar Konya Veledromu’ndaki yarışların ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Konya Büyükşehir Belediyemizin iki sporcusu da yarışlarda milli takım adına yarıştı. Bundan da büyük bir mutluluk duyuyoruz. İnşallah federasyonumuzla birlikte bu sporu yapan sporcu sayısının arttırılması ile ilgili çalışmaları da yürütüyoruz" ifadelerini kullandı. "Velespit Müzesi, Konya’ya gelenler için bir ziyaret mekanına dönüştü" İlk defa seyrettiği yarışlar olduğunu söyleyen Başkan Altay, "Hakikaten çok etkili, çok heyecanlı, ayakta seyrettik. Umarım ki izleyici kitlesi de oluşmaya devam edecektir. Şehrimizde bundan sonra da ulusal ve uluslararası manada spor müsabakaları yapmaya devam edeceğiz. Bisikletin toplu ulaşımda kullanılmasıyla ilgili özellikle bisiklet tramvayımız da Türkiye’ye örnek bir iş oldu. Bisikletinizle tramvayla istediğiniz yere gidebiliyorsunuz. Velespit Müzesi, Konya’ya gelenler için bir ziyaret mekanına dönüştü. Burası Konya’nın kalbinde Kılıçarslan Meydanı’nda, Meydan Evleri’nin bir parçası. Burada yapmış olduğumuz düzenlemelerle kafelerden otellere kadar bir dizi düzenleme gerçekleştirdik ve Velespit Müzesi’yle de bunu taçlandırdık. Konya’ya gelenlerin ziyaret edeceği yeni bir müze daha oluşmuş oldu. Konya 3 milyondan fazla turist alan bir şehir ve her geçen gün yeni açtığımız müzeler, etkinlik alanlarımızla birlikte insanların hem konaklama süreleri artıyor hem de şehirde kendilerine ilgi alanlarına göre alanlar bulma imkanına kavuşuyorlar" diye konuştu.
Gaziantep Osmaniye’deki otobüs kazasında ağır yaralanan Ayşegül Bayrak 60 günlük yaşam savaşını kaybetti Osmaniye’de Aralık ayında meydana gelen otobüs kazasında ağır yaralanan Ayşegül Bayrak (61), tedavi gördüğü hastanedeki 60 günlük yaşam savaşını kaybetti. Aynı kazada Ayşegül Bayrak’ın down sendromlu kızı Eda Bayrak da olay yerinde hayatını kaybederken feci kazanın hayattan kopardığı anne-kızdan geriye hayat hikayelerini anlatan haberdeki unutulmaz görüntüleri kaldı. Kaza, 7 Aralık 2025 günü Osmaniye’nin Bahçe ilçesinde meydana gelmişti. İddiaya göre, H.K. (52) yönetimindeki 06 CSZ 834 plakalı çekici, lastiğinin patlaması nedeniyle sağ şeritte durmuş bu sırada orta şeritte seyir halinde olan ve İzmir-Gaziantep seferini yapan A.A. (42) idaresindeki 27 AVD 454 plakalı yolcu otobüsü, duran çekiciye arkadan çarpmıştı. Feci kazada 11 kişi yaralanırken 7 kişi hayatını kaybetmişti. Kazada hayatını kaybeden down sendromlu Eda’nın annesi de kurtarılamadı Feci kaza sırasında 34 yaşındaki down sendromlu Eda Bayrak ile annesi Ayşegül Bayrak da birlikte İzmir’den memleketleri Gaziantep’e giden otobüste yer alıyordu. Kaza sonrası down sendromlu Eda Bayrak olay yerinde hayatını kaybederken annesi Ayşegül Bayrak ise ağır yaralanmıştı. Olay gününden beri Osmaniye’deki hastanede tedavi gören Ayşegül Bayrak, dün akşam saatlerinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 60 günlük yaşam savaşını kaybetti. Feci kazanın hayattan kopardığı anne-kızdan geriye hayat hikayelerini anlatan görüntüler kaldı Feci kazanın hayattan kopardığı anne-kızdan geriye ise hayat hikayelerini anlatan haberdeki unutulmaz görüntüleri kaldı. Daha önce İhlas Haber Ajansı’nın hayat hikayesini paylaştığı Eda Bayrak’ın annesiyle güçlü bağı ve duygulandıran ilişkisi görüntülere yansımıştı. Kazadan 60 gün sonra hayatını kaybeden Ayşegül Bayrak’ın kılınacak cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlanarak kızı Eda Bayrak’ın yanına defnedileceği öğrenildi.
Edirne Edirne’de kadınların el emeği göz nuru ürünleri görücüye çıktı Edirne Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na bağlı Sosyal Dayanışma Merkezleri (SODAM) kursiyerleri tarafından üretilen el emeği göz nuru ürünler, düzenlenen sergiyle halkın beğenisine sunuldu. Edirne’de Tarihi Bedesten Çarşısı’nda açılışı gerçekleştirilen sergide hem el emeği ürünler sergilendi, hem de kursiyerlerden 15 katılımcıya sertifikaları verildi. Sergi açılışı öncesi konuşan Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı, Edirne’de vakfa bağlı 3 ayrı SODAM kurs merkezinin faaliyet gösterdiğini belirterek, bu merkezlere özellikle dezavantajlı kesimlerin ve kadınların yoğun ilgi gösterdiğini ifade etti. Devletin SODAM’larda insanların en iyi şekilde yetişmesi, özgüven kazanması ve rekabetçi duruma gelmesi için her türlü imkânı sunduğunu belirten Subaşı, "Bugün de kursiyerlerimizden 15 katılımcıya sertifikalarını vereceğiz. Ayrıca çalışmalarında teşvik ödemelerini de yapıyoruz. Amacımız, burada ürettikleri ürünleri halka göstermek ve gerektiğinde ticari amaçlı sipariş alabilmelerine imkân sağlamak. Kadınlara fırsat verildiğinde neler başarabileceklerini göstermek istedik" dedi. Edirne Valisi Yunus Sezer ise SODAM merkezlerinin yalnızca mesleki eğitim değil, sosyal gelişim açısından da önemli bir görev üstlendiğini vurguladı. Kurs merkezlerinin adeta birer okul gibi çalıştığını belirten Sezer, Kursiyerlerin burada hem meslek sahibi olduğunu, hem de seminerlerle kendilerini geliştirdiğini söyledi. Vali Sezer, kursa katılanların aldıkları sertifikalarla kendi mesleklerini icra edebilecekleri alanlar oluşturmalarını temenni ederek konuşmasını sonlandırdı. Kurslar sayesinde kendilerini daha güçlü hissettiklerini belirten kursiyerlerden Günay Deyer, kurs imkanlarının artarak devam etmesini istediklerini söyledi. Konuşmaların ardından Vali Sezer, mezun olan 15 kursiyere belgelerini verdi. Sergide el sanatları, ev tekstili, süs eşyaları, geri dönüşüm malzemelerinden yapılan eserler ve dekoratif ürünlerden oluşan çok sayıda çalışma ziyaretçilerin beğenisine sunulurken, kursiyerlerin üretim süreçleri ve çalışmaları da katılımcılara tanıtıldı. Serginin açılışına Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü Tezcan Fidan, kurum temsilcileri, kursiyerler ve vatandaşlar katıldı.