GÜNDEM - 09 Şubat 2026 Pazartesi 13:15

İletişim Başkanı Duran: "İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur"

A
A
A
İletişim Başkanı Duran: "İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur. Tüm bunlar, fiziksel bir yapılanmayla sınırlı değildir. Sosyal adaletin, ekonomik direncin ve toplumsal iyileşmenin de yeniden tesisini ifade etmektedir" dedi.


İletişim Başkanlığı’nca düzenlenen ’Asrın İnşası Güçlü Türkiye’nin İhya Vizyonu Paneli’nde konuşan Duran, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarını toprağa vermek zorunda kalan vatandaşlara ise sabır ve metanet diledi.



"Devletimiz ilk andan itibaren tüm imkanları ve birimleri ile sahaya indi"


Deprem sonrası süreci, Türkiye için devlet-millet dayanışmasının en güçlü şekilde tezahür ettiği bir diriliş hikayesi olarak tanımlayan Duran, ilk andan itibaren devletin tüm imkanları ve birimleri ile sahaya indiğine vurgu yaparak, "Sivil toplum kuruluşlarımız hiçbir tereddüt göstermeden, adanmışlık ruhuyla görev üstlendi. Vatandaşlarımız ise yalnızca ellerindekiyle değil; yüreğiyle, dualarıyla ve umutlarıyla yardıma koştular. Bir cana daha ulaşabilmek, bir enkazın başında daha umut yeşertebilmek, bir afetzedeye daha yalnız olmadığını hissettirebilmek için hep birlikte büyük bir gayret ortaya koyduk. Bu nedenle şunu söylemek gerekir; biz bu felaketin üstesinden teknik kapasitemizin yanı sıra, toplumsal vicdanımız ve dayanışma gücümüzle geldik" dedi.



"İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur"


Ortaya koyulan güçlü irade ve birlik ruhunun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan kalıcı ve kapsayıcı bir yenden inşa ve ihya süreciyle kurumsal çerçeveye kavuşturulduğunu kaydeden İletişim Başkanı Duran, "Türkiye bu süreçte milletin ve devletin el ele verilmesiyle ’yapılamaz’ denileni yapmış ve insan merkezli yaklaşımıyla dünyaya yeni bir standart sunmuştur. Altını özellikle çizmek isterim ki bu süreç, yalnızca yıkılanların yerine yenilerini koyma çabası değildir. Bu süreç, Cumhurbaşkanımızın her fırsatta altını çizdiği ’hiçbir vatandaşı sahipsiz bırakmama’ anlayışının ve ’kimsesizlerin kimsesi olma’ sorumluluğunun hayata geçirilmesidir. 455 bin konutun vatandaşlarımıza teslim edilmesi bunun en önemli tezahürlerinden biridir. İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur. Tüm bunlar, fiziksel bir yapılanmayla sınırlı değildir. Sosyal adaletin, ekonomik direncin ve toplumsal iyileşmenin de yeniden tesisini ifade etmektedir" diye konuştu.



"200’e yakın dezenformatif içeriğe müdahale ettik, doğruları milletimizle paylaştık"


Afet ve sonrasındaki sürecin, gerçeği merkeze alan güçlü bir iletişim ortamının ne denli hayati olduğunu bir kez daha gösterdiğini ve bu dönemde sağlıklı bir iletişim ortamının tesisi için yoğun gayret sarf ettiklerini dile getiren Duran, "Yalanların, kurgulanmış içeriklerin ve çarpıtılmış bilgilerin, özellikle kriz anlarında ne kadar hızlı yaygınlaşabildiğini ve etkide bulunabildiğini hep birlikte tecrübe ettik. Bu dönemde, dezenformasyonun kimi zaman kasıtlı yönlendirmelerle, kimi zaman da bilgi eksikliğinden kaynaklanan yanlış aktarımlarla yaygınlaştığına şahit olduk. Toplumun huzuruna kasteden, afet sahasında asayişi zedeleyen ve arama kurtarma faaliyetlerini sekteye uğratan bu yanıltıcı bilgilerle mücadele edilmesi son derece önemliydi. Bu çerçevede, 200’e yakın dezenformatif içeriğe müdahale ettik, doğruları milletimizle paylaştık" açıklamasında bulundu.



"CİMER ’Deprem Acil’ uygulamasına gelen toplam 1,7 milyon başvuru hassasiyetle takip edildi ve çözüme kavuşturuldu"


Devletin ilgili kurumlarıyla koordineli şekilde kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla gayret ettiklerini söyleyen Duran, "Milletimizle kesintisiz iletişimi sürdürmek adına CİMER kriz iletişim stratejisini derhal uygulamaya geçirdik. Bu çerçevede 6 Şubat sabahı saat 08.30 itibarıyla depremzede vatandaşlarımız için özel bir iletişim kanalı olarak hizmet veren CİMER ’Deprem Acil’ uygulamasını kullanıma sunduk. CİMER ’Deprem Acil’ uygulamasına gelen toplam 1,7 milyon başvuru kapsamındaki her türlü talep ve ihtiyaç kurumlarımız ile eşgüdüm içinde takibe uğraştık ve çözüme de kavuşturduk. CİMER Çağrı Merkezi üzerinden ise deprem sonrası 3 aylık süreçte 7 gün 24 saat çalışma esasıyla 220 binin üzerinde çağrıyı cevapladık" şeklinde konuştu.


Duran, 6 Şubat depremleri sonrasında bölgede görev yapan 11 ülkeden 32 uluslararası gazetecinin geçen hafta yeniden deprem bölgesine geldiğini ve depremin yıkımına şahit olan basın mensuplarının 3 yılın ardından gerçekleşen büyük değişimi gözlemleme imkanı bulduğunu kaydetti. Duran, 2024’ten bugüne kadar toplam 26 ülkeden 366 gazetecinin Türkiye’nin yürüttüğü inşa ve ihya çalışmalarını yerinde görmesini sağladıklarını dile getirerek, "Bu bizim insanımızın diriliş, başarı hikayesidir ve tüm dünyanın da bunu alkışlaması yerindedir" dedi.


"Asrın Felaketinin 3. Yılı: İnşa ve İhya Çalışmaları" adlı kitabında da konunun dikkate sunulduğunu aktaran Duran, sözlerine şöyle devam etti:


"Takdim yazısını Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kaleme aldığı eserimizde, asrın felaketinin ilk anından itibaren yürütülen çalışmalar yer almaktadır. Kitabımın içeriğinde, dünyadaki büyük afetler ve 6 Şubat depremlerinin küresel etkileri değerlendirildi, afete yönelik detaylı veriler infografikler şeklinde paylaşıldı. Bütün bunların yanı sıra, afet sonrası yürütülen çalışmalar; sağlık, eğitim, ekonomi, sosyal hizmetler ve iletişim gibi birçok başlık altında bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirildi. Bu yönüyle kitabımız, dayanışma ruhuyla yürüttüğümüz inşa ve ihya tecrübesini kayıt altına alan ve gelecek nesillere de bunu anlatan bir başvuru eseri olmuştur."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizlili dartçılar Hollanda’da tarih yazdı Milli Sporcular Zehra Gemi ve Ayşegül Karagöz, Hollanda Açık Dart Turnuvası’nda elde ettikleri derecelerle Türkiye’ye bir kez daha gurur yaşattı. İki sporcu, "Çift Kadınlar" kategorisinde şampiyonluğa ulaşarak uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi. Dünya Dart Federasyonu (WDF) organizasyonunda düzenlenen (Dutch Open Darts 2026) Açık Dart Turnuvası, Hollanda’nın Assen kentinde 05-08 Şubat tarihleri arasında gerçekleşti. 15 ülkeden toplam 400 sporcunun yarıştığı turnuvada ülkemizi temsil eden Denizlili Milli dart sporcuları Zehra Gemi ve Ayşegül Karagöz, Çift Kadınlar kategorisinde yarışarak finalde Hollandalı rakiplerini 4-1 mağlup ederek şampiyonluğa ulaştı. Zehra Gemi’den çifte başarı Başarılı sporcu Zehra Gemi, turnuvada "Bireysel Genç Kızlar" kategorisinde de önemli bir derece elde etti. Gemi, bu kategoride ikincilik kazanarak başarısını taçlandırdı. Dart Milli Takımlar Sorumlusu Yusufcan Korucu, elde edilen başarının Türk Sporu adına büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirterek, sporcuların uluslararası arenada ülkemizi en iyi şekilde temsil ettiğini söyledi. Başarıda emeği bulunan başta Milli Takım Antrenörü Murat Dirier olmak üzere federasyon yetkililerine ve katkı sağlayan herkese teşekkür etti. Milli sporcular Zehra Gemi ve Ayşegül Karagöz’ün uluslararası arenada hem Türkiye’yi hem de Denizli’yi başarıyla temsil ettiğini söyleyen belirten Denizli Gençlik ve Spor İl Müdürü Süleyman Erdoğan, elde edilen başarı dolayısıyla sporcuları ve antrenörlerini tebrik etti.
Uşak Uşak Belediyesi uzun yıllardır çözüm bekleyen sorunu uzlaşmayla çözdü Uşak Belediyesi, kentin gelişimini ve halkın refahını önceleyen yaklaşımıyla Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın öncülüğünde uzun yıllardır bekleyen 10. ve 45. İmar Uygulama Bölgesi’ne ilişkin süreci uzlaşmayla çözüme kavuşturdu. Uşak merkeze bağlı Karaağaç Mahallesi’nde bulunan 10. Bölge yaklaşık 39 hektarlık bir alanı kapsıyor. 1200 hak sahibini ilgilendiren bölgede 522 parsel ve 1500 parsel maliki bulunuyor. Göreve geldiği günden bu yana konuyla dikkatle ilgilenen Başkan Yalım davacı vatandaşla uzlaşma sağlanması yönünde görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmeler sonucunda 25 yıldır bekleyen sorun çözüme kavuşmuş oldu. Karaağaç TOKİ, Anıttepe, Şehitler Stadyumu civarında bulunan geniş alan böylece imara açılırken hak sahipleri önemli bir kazanım elde etmiş oldu. Başkan Özkan Yalım hafta sonu Karaağaç Düğün Salonu’nda düzenlenen toplantıda müjdeyi hak sahiplerine bizzat kendisi verdi. Bölgede yeni yaşam alanları kurulabileceğinden bahseden Başkan Yalım "20 yıldır çözülemeyen imar sorununu uzun uğraşlar sonucu çözüme kavuşturduk. 1200 kişi direkt olarak etkileniyor, 500 parselden fazla bir alandan bahsediliyor. Hak sahipleri kendi yerlerine bu imar sorunundan dolayı ne bir çivi çakabiliyordu ne de bir bina inşa edebiliyordu. Bundan böyle hak sahipleri istedikleri gibi arsalarını kullanabilecek ve ister kendileri yapı yapabilecek isterlerse müteahhit ile anlaşıp bina yaptırabilecek" ifadelerini kullandı. Öte yandan Başkan Yalım toplantıda katılımcılara "Su sorununu da çözdük, bundan böyle su kesintisi olmayacak. 103 içme suyu kuyusuna ulaştık, bunlar da artık gelecekte oluşabilecek kuraklıkta sigortamız olacak" diyerek bir müjde daha vermiş oldu. Diğer yandan Çevre ve Mehmet Akif Ersoy Mahallesi içinde yer alan 45. Bölge, 79 hektarlık bir alanı kapsıyor. Sarayaltı Mahallesi’nde bulunan bir alışveriş merkezinin kuzeyi, Karayer mevkii ve hastaneden gelen kuzey 40 metrelik yolun etrafını kapsayan alanda 985 hak sahibi bulunuyor. Her geçen gün geçmişe göre daha hızlı büyüyen kentte halka soluk aldırabilecek yeni yaşam alanlarının açılmasını hedefleyen Başkan Yalım, hak sahipleriyle Atatürk Kültür Merkezi’nde buluşarak bölgedeki imar sorununun çözüme kavuşma sürecini anlattı. 20 yıldır devam eden imar sorununu en nihayetinde çözdüklerini anlatan Başkan Yalım, yapılan çalışmalar sonucunda Maliye Hazinesi’nin belirlediği hazine zararının Uşak Belediyesi tarafından ödendiğini belirtti. Bundan böyle bölgede imar sorunu kalmadığını ve vatandaşların kendi yerlerine istedikleri gibi imar yapabileceklerini anlatan Yalım, yaşanan kuraklık nedeniyle oluşan su krizinin son bulduğunu da açıkladı.
Adana Eğitim-Bir-Sen yönetici görevlendirme yönetmeliğini yargıya taşıdı Eğitim-Bir-Sen, Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği Hükümleri hakkında 8 başlıkta Danıştay’a iptal davası açtı. Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, dava konularının arasında RAM, BİLSEM ve özel eğitim alanlarına ilişkin hükümlerin, yönetici yetiştirme süreçlerinin, aylıksız izne ilişkin düzenlemelerin ve norm kadro fazlası yöneticilere yönelik hak kayıplarının bulunduğunu açıkladı. Eğitim-Bir-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yayımlanan Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nin bazı hükümlerinin hukuka aykırı olduğunu belirterek 8 başlık halinde Danıştay’a iptal davası açtı. Konuyla ilgili açıklama yapan Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, ilgili yönetmeliğin eğitim kurumları ve öğretmenler arasında eşitsizlik ve mağduriyetlere yol açma riski taşıdığını söyledi. Sarıgeçili, dava dilekçesinin yönetmeliğin yayımlandığı 30 Ocak 2026 tarihli ve 33153 sayılı Resmî Gazete kaydına atfen hazırlandığını ifade etti. Açıklamada, dava konusu edilen başlıklar arasında, rehberlik ve araştırma merkezleri (RAM) ile BİLSEM ve özel eğitim alanlarında görev yapan öğretmenlere yönelik bazı düzenlemeler ile anaokulları ve diğer atama süreçlerine ilişkin hükümler bulunduğu kaydedildi. Sarıgeçili, "Dava konusu ettiğimiz başlıklar arasında, eğitim kurumlarına müdür görevlendirme süreçlerinde eşitsizlik ve mağduriyetlere yol açabilecek düzenlemeler yer alıyor. Bu kapsamda, rehberlik ve araştırma merkezleri (RAM) için özel eğitim alan öğretmenlerine müdür olarak görevlendirmelerde hak tanınmaması, anaokullarına normu bulunmayan branşlardan okul yöneticisi atanabilmesi ile yeterli aday bulunamaması halinde diğer alan öğretmenleri arasından yapılacak görevlendirmelerde BİLSEM, RAM ve özel eğitim kurumlarının kapsam dışı bırakılması dava edilen hükümler arasında bulunuyor" dedi. Yönetici yetiştirme süreçlerine ilişkin düzenlemelerin de dava konusuna dahil edildiğini sözlerine ekleyen Sarıgeçili, "Yönetici yetiştirme programının üçe ayrılması (temel eğitim, ortaöğretim ve özel eğitim) ile program türlerinden sadece birisine katılma hakkı verilmesine yönelik hükümler de hukuka aykırı" diye konuştu. Sarıgeçili, sendika yöneticilerinin aylıksız izne ayrılmaları halinde yöneticilik görevinin sona ermesine ilişkin düzenlemenin yöneticilerin hak kaybına yol açacağını ve bu uygulamanın da dava konusu yapıldığını belirtti. Sarıgeçili, benzer şekilde, yöneticilik görevi sona eren, birleştirilen, kapatılan veya norm kadro fazlası olan okul yöneticilerinin ilçe grupları içinde öğretmen olarak atanması ve norm kadro fazlası yöneticilerin kalan yöneticilik sürelerini başka bir eğitim kurumunda tamamlama haklarının ellerinden alınması da şikayet edilen hususlar arasında yer aldığını ifade etti. Dava dilekçesinin Danıştay’a sunulduğunu da belirten Mustafa Sarıgeçili, "Eğitim kurumları yönetimine ilişkin düzenlemelerde adalet ve liyakat esas alınmalı; aksine düzenlemeler öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz açısından telafisi zor mağduriyetlere yol açar. Bu nedenle Danıştay’a başvurduk; süreci sonuna kadar takip edeceğiz" ifadelerini kullandı.