Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Suriye’de ve bölgemizde barış ve huzur ortamının sağlanmasına Türkiye olarak her daim katkıda bulunmayı sürdüreceğiz" dedi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ’Medya Perspektifinden Çatışma Bölgelerinde Türkiye’nin Barış Rolü Paneli’nde konuştu.
Duran, Türkiye’nin, bugün küresel vicdanın sesi olarak çatışma bölgelerinde hem diplomatik bir aktör hem de insani çözüm ortağı olduğunu belirterek, "Cumhurbaşkanımızın sıklıkla vurguladığı adalet merkezli dünya çağrısı, Türkiye’nin barış yaklaşımının temelini oluşturmaktadır. Bizler biliyoruz ki, barışın meşruiyeti askeri ve siyasi güç dengelerinden değil, toplumların adalet duygularından beslenir. Günümüzdeyse barış, yalnız müzakerelerle barış masalarında kazanılan bir şey değil. Barış çabaları uluslararası kamuoyunda karşılık bulamazsa, sesi kısılır veya perdelenirse, işte o zaman en önemli cepheyi kaybetmişiz demektir. Bu nedenle, bizler barışın sesinin duyulabilmesi için her tür medya mecralarında adil ve güvenilir bir temsilin mücadelesini veriyoruz ve vermek zorundayız" ifadelerini kullandı.
"Barış artık güvenlik, insani yardım, ekonomi ve iletişim boyutlarını birlikte içeren bütüncül bir yaklaşımla inşa edilebiliyor"
Çatışma bölgelerinde barış inşası konuşulurken aynı zamanda neoliberal bakış açılarının ötesine geçen çok katmanlı bir gerçeklikle karşı karşıya olunduğunu aktaran Duran, "Hibrit çatışmaların, vekil aktörlerin ve büyük güç rekabetinin belirleyici olduğu bir dönemden geçiyoruz. Barış artık yalnız siyasi anlaşmalarla değil; güvenlik, insani yardım, ekonomi ve iletişim boyutlarını birlikte içeren bütüncül bir yaklaşımla inşa edilebiliyor. Türkiye’nin son yıllarda çatışma bölgelerinde üstlendiği rolü de ancak bu çok boyutlu barış diplomasisiyle anlayabiliriz" açıklamasında bulundu.
"Ülkemiz, müzakere zeminini mümkün kılabilen diplomatik erişim kapasitesine sahip nadir ülkelerden birisi durumundadır"
Türkiye’nin kolaylaştırıcı ve arabulucu kapasitesinin bugün dünyada fark oluşturduğunu vurgulayan Duran, "Ülkemiz, zıt bloklarla aynı anda konuşabilen, temas kanallarını açık tutabilen ve müzakere zeminini mümkün kılabilen diplomatik erişim kapasitesine sahip nadir ülkelerden birisi durumundadır. Bu rol, yalnızca siyasi düzeyde değil; teknik müzakere süreçlerinin yürütülmesi, güven artırıcı önlemlerin geliştirilmesi ve kriz anlarında iletişimin kesintisiz sürdürülmesi açısından da önem taşımaktadır" diye konuştu.
Duran, barış anlatısını güçlendirmek adına pek çok faaliyet yürüttüklerine dikkati çekerek, "İletişim Başkanlığı olarak bize düşen vazifelerden birisi de çatışma bölgelerinde kimin mağdur, kimin haklı ve neyin adil olduğunu vicdanlara sunmaktır. Bu doğrultuda İletişim Başkanlığımız, Türkiye’nin barış anlatısını güçlendirmek ve iletişim ekosisteminde doğru temsil etmek adına çok sayıda faaliyet yürüttü, yürütmeye de devam edecek" ifadelerine yer verdi.
"Barışın iletişimini konuşmak bir panel başlığı değil, artık bir güvenlik meselesidir"
Panelde, çatışma bölgelerinde yaşanan dezenformasyonların konuşulacağını anlatan Duran, sözlerine şöyle devam etti:
"Zira artık bizler için barışın iletişimini konuşmak bir panel başlığı değil, artık bir güvenlik meselesidir. Dikkatinizi çekmek isterim, burada basit bir bilgi kirliliğinden bahsetmiyorum. Bugün dezenformasyon dediğimiz algı operasyonları toplumsal yaraları kaşıyan, istikrarı zehirleyen, barış masalarını deviren bir güce erişmiştir. Gazze’de bebekler ölürken, sosyal medyada ‘Filistinlilerin sattığı topraklardan bahsedenler’ maalesef bu zehirden tatmış olanlardır. Vatandaşlarımızın da özellikle duygusal hassasiyetlerin tırmandığı dönemlerde bu tarz içeriklere karşı çok dikkatli olmalarını istirham ediyorum.
"Suriye’de ve bölgemizde barış ve huzur ortamının sağlanmasına katkıda bulunmayı sürdüreceğiz"
Suriye’de eski rejim katliamları karşısında oradaki halkın yanında olduklarını ifade eden Duran, şunları kaydetti:
"Elbette önümüzde çok önemli bir görev var. Suriye’nin istikrar içerisinde yeniden inşası ve yeniden mimarı. Bunun kolay bir görev olmadığını biliyoruz. Yeni dönemde Suriye’de oluşan istikrarı hala sabote etmek isteyen, barış ortamını zehirlemek isteyen çevreler var. Bu aktörler zaman zaman terör örgütü görünümünde zaman zaman diğer vekil aktörler zaman zaman da devlet görünümünde olabiliyor. Onlara ve bütün dünyaya şunu ifade etmek istiyorum; Türkiye olarak biz dün olduğu gibi bugün de gelecekte de Suriyeli kardeşlerimizin haklı mücadelesinin yanında olacağız. Suriye devletinin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı göstereceğiz, bunun korunmasına yardımcı olacağız. Suriye’de ve bölgemizde barış ve huzur ortamının sağlanmasına Türkiye olarak her daim katkıda bulunmayı sürdüreceğiz."
Suriye Arap Cumhuriyeti Enformasyon Bakanı Hamzah Almustafa’nın da katıldığı program, ‘Medya Perspektifinden Çatışma Bölgelerinde Türkiye’nin Barış Rolü’ panel oturumuyla devam etti.








