ÇEVRE - 24 Ocak 2023 Salı 10:35

İstanbul ve Kocaeli’ndeki deniz kirliliğini Türkiye Çevre Ajansı denetleyecek

A
A
A
İstanbul ve Kocaeli’ndeki deniz kirliliğini Türkiye Çevre Ajansı denetleyecek

Deniz kirliliği ile mücadele çerçevesinde yapılan düzenleme ile deniz trafiğinin yoğun olduğu İstanbul ve Kocaeli’ndeki deniz kirliliğini artık Türkiye Çevre Ajansı denetleyecek.

Deniz kirliliği ile mücadele çerçevesinde yapılan düzenleme ile deniz trafiğinin yoğun olduğu İstanbul ve Kocaeli’ndeki deniz kirliliğini artık Türkiye Çevre Ajansı denetleyecek.


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yapılan çalışmalar sonucunda, Marmara Denizi’nde gerçekleştirilen deniz denetim faaliyetlerinin güçlendirilmesi ve bölgeye özgü bütünleşik bir yapı kazandırılması amacıyla “Gemilerden Kaynaklanan Deniz Kirliliği Tespiti Hakkında Yetki Devri Genelgesi”nde düzenleme yapıldı.


Bakanlık tarafından yayımlanan genelge ile deniz trafiğinin yoğun olduğu İstanbul ve Kocaeli deniz yetki alanında, deniz araçlarının 2872 sayılı Çevre Kanunu hükümlerine uyup uyulmadığının etkin ve uzaktan algılama yöntemleri ile denetlenmesi için Çevre Kanunu’nun 12’inci maddesi uyarınca Türkiye Çevre Ajansı’na yetki verildi.


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 2021 yılında Marmara Denizi’nde görülen müsilaj probleminin çözümüne yönelik, bilim adamları ile ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla yapılan çalışmalarla Marmara Denizi’nde gerçekleştirilen deniz denetim faaliyetlerinin güçlendirilmesi ve bölgeye özgü bütünleşik bir yapı ile sağlanması ihtiyacı dile getirildi. Çalışmalarda tüm paydaşlar ile birlikte hazırlanan Marmara Denizi Koruma Eylem Planı çerçevesinde 12’nci eylem planı ile “Türkiye Çevre Ajansı eliyle, Marmara Denizi ile ilişkili tüm havzalardaki denetimler uzaktan algılama, uydu ve erken uyarı sistemleri, insansız hava araçları ve radar sistemleri kullanılarak artırılması” kararı alındı.



“Türkiye Çevre Ajansı, İstanbul ve Kocaeli’ndeki deniz kirliliği denetimini yapmak üzere yetkilendirildi”


Bu çerçevede yapılan düzenleme ile belediyenin sorumluluk alanında olan deniz kirliliğinin yoğun olduğu İstanbul ve Kocaeli’ndeki deniz kirliliği denetiminde Türkiye Çevre Ajansı yetkilendirildi. Verilen yetki ile deniz trafiğinin yoğun olduğu Marmara Denizi’nde deniz kirliliği ile mücadele çerçevesinde yapılan düzenleme ile deniz denetim faaliyetlerinin güçlendirilmesi, çevresel olumsuzlukların kontrolünün sağlanması, kirliliğin erken safhada tespit edilerek önlemlerin alınması, her türlü kirliliğin tespit ve takibinin bölgeye özgü bütünleşik bir yapı ile sağlanması hedeflendi.



“Marmara Denizi İHA’larla izlenecek”


Türkiye Çevre Ajansınca yapılacak çalışmalar çerçevesinde, deniz sınırları dâhilinde çevrenin korunması ve iyileştirilmesi faaliyetleri için çevresel olumsuzlukların kontrolünün sağlanması, izlenmesi ve takip ile her türlü kirliliğin tespitine yönelik denetimler yapılacak. Havadan, karadan ve denizden 7/24 saat esaslı izleme ve denetimler insansız hava araçları (İHA) ve deniz tekneleriyle sağlanacak. Ayrıca deniz kirliliğinin erken safhada tespiti amacıyla uydu ve radar görüntülerinden yararlanılarak takip-uyarı sistemi devreye alınacak.


Düzenlemeyle Marmara Denizi Koruma Eylem Planı çerçevesinde hazırlanan ve yürürlüğe konulan Marmara Denizi Bütünleşik Stratejik Eylem Planı ile Marmara Denizinde yoğun olarak görülen kirliliğin giderilmesi ve Marmara Denizi havzasının iyi çevresel duruma ulaştırmak için politika ve stratejilerin belirlenmesi ve uygulanması amaçlanıyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Fırat Üniversitesi’nde "Kutsal Topraklardan Dijital İzler" sergisi Fırat Üniversitesi’nde açılışı yapılan "Kutsal Topraklardan Dijital İzler" sergisini büyük ilgi gördü. Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde "Kutsal Topraklardan Dijital İzler" adlı serginin açılışı gerçekleştirildi. Dijital sanat ve fotoğraf çalışmalarının yer aldığı sergi, akademisyenler ve öğrenciler tarafından yoğun ilgi gördü. Serginin açılışına Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Doğru, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kenan Demirci, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Kutsal topraklarda çekilen fotoğrafların ve dijital çalışmaların yer aldığı sergide, ziyaretçilere manevi atmosferi dijital sanat aracılığıyla yansıtan eserler sunuldu. Frat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, İletişim Fakültesi öğretim üyesi Ferda Başgün’ün kutsal topraklarda çektiği fotoğrafları dijital çalışmalarla birleştirerek anlamlı bir sergi hazırladığını belirterek, bu tür sanatsal etkinliklerin önemli olduğunu ifade etti. Sergiyi hazırlayan İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ferda Başgün ise kutsal topraklara yaptığı yolculuk sırasında hazırladığı çalışmaları sergilemekten büyük mutluluk duyduğunu belirterek, serginin açılışına katılan Rektör Prof. Dr. Fahrettin Göktaş’a ve katılımcılara teşekkür etti. Sergisinin Cuma günü Rektörlük Kampüsü’nde bulunan Murad Camii avlusunda da sanatseverlerin ziyaretine açılacağı bildirildi.
İstanbul Aziz İhsan Aktaş’ın 5 milyon lira teslim ettiği iddia edilen CHP Milletvekili Özgür Karabat’ın şoförü savunma yaptı ’Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuklu sanık Sırrı Küçük, "Ömer Güngör’ün ifadesi baştan aşağı yalandır. Biri bana 5 milyon para verecek ve beni tanımayacak. Bu bir çelişkidir. Para verdiğin adamı tanımayacaksın ama parayı vereceksin. Sen bunu diyeceksin, itirafçı olacaksın, çocuğuna kavuşacaksın, ben içeride çocuğumdan ayrı kalacağım. Ben, Türk adaletine güveniyorum" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ’yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlanmıştı. Hazırlanan iddianamede örgüt lideri olarak suçlanan Ekrem İmamoğlu’nun 2 bin 430 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, örgüt yöneticisi konumunda bulunan Fatih Keleş’in bin 542 yıl 8 aya kadar, Murat Ongun’un 251 yıla ve Adem Soytekin’in ise 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti. 402 sanığın farklı suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılması istenen iddianame kapsamında ilk duruşmanın üçüncü oturumu bugün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görüldü. "Ben, Ömer Güngör isimli şahıs ile aynı pozisyondayım. O 285 gündür dışarıdayken, ben içerideyim" Hazırlanan iddianamede ’rüşvet alma’, ’rüşvet verme’ ile ’rüşvetin teminine aracılık etme’ suçlarını işlediği öne sürülen ve Aziz İhsan Aktaş’ın 6 Mart 2024 tarihinde 5 milyon lira teslim ettiği iddia edilen CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın şoförü tutuklu sanık Sırrı Küçük savunma yaptı. Sanık Küçük, 285 gündür tutuklu olduğunu ve kızını ayda sadece 45 dakika gördüğüne vurgu yaparak, kürsüye kızının fotoğrafı ile çıktı. Sırrı Küçük savunmasında, "Ben kızıma cezaevinin bir polis okulu olduğunu anlatmak zorunda kaldım. Biz bu salonda el salladık diye suçlu oldum. Kızımı 45 dakika görebiliyorum ayda sadece bir defa. 285 gündür de tutukluyum. Kendimden çok eminim, korktuğum hiçbir şey yok. Telefonumun şifresini kolluğa kendim verdim. Gözaltına alınmadan önce kızımı öptüm, o psikolojik destek alıyor. Benim kaldığım koğuşta birçok kavgaya şahit oldum. Mahkumlar, birbirlerinin kafasında bardak kırıyor, ben bu olaylara şahit oluyorum cezaevinde. Ben, bu olaylara şahit olduğumda, günlerce hücremden çıkamadım. Ben, Ömer Güngör isimli şahıs ile aynı pozisyondayım. O 285 gündür dışarıdayken, ben içerideyim" ifadelerini kullandı. "Biri bana 5 milyon para verecek ve beni tanımayacak. Bu bir çelişkidir" Sanık Küçük savunmasının devamında, görevinin şoförlük olduğuna vurgu yaparak, "Bana sulh ceza hakimliğinde iki kişinin ismi soruldu, mekanlar soruldu. Gittiğimiz etkinliklere ve toplantılara bazen davetli, bazen de sosyal medyadan paylaşıp görmemiz üzerine gideriz. Ben şoförüm, milletvekilimiz Özgür Karabat’ı, cenaze, toplantı gibi yerlere ben götürürüm. Sayın Karabat, otel ya da başka bir yerde para için hiç kimse ile benim yanımda görüşmemiştir, beni de yanında götürmemiştir. Başak Petrol’den en fazla 50 defa yakıt almışımdır. Ben, Başak Petrol’den rüşvet almak ve aracılık etmekle suçlanıyorum. Bu petrolün önünden binlerce araç geçer. Benim Başak Petrol’den baz vermem, hayatın olağan akışına uygundur. 2008 yılından itibaren mahkeme talep ederse, baz verilerini paylaşabilirim. Burada hepimiz aynı yerdeyiz, bizimle bu salonda bulunan diğer kişiler için, ’rüşvete aracılık ediyor, baz veriyor’ denilebilir mi? Ömer Güngör’ün ifadesi bastan aşağı yalandır. Biri bana 5 milyon para verecek ve beni tanımayacak. Bu bir çelişkidir. Para verdiğin adamı tanımayacaksın ama parayı vereceksin. Sen bunu diyeceksin itirafçı olacaksın, çocuğuna kavuşacaksın, ben içeride çocuğumdan ayrı kalacağım. Ben, Türk adaletine güveniyorum. Vicdanım çok rahat. Üzerime atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Ben bu dosyadan alnımın akıyla beraatımı alacağıma sonuna kadar inanıyorum" diye konuştu. Savunmanın ardından mahkeme başkanı sanığa, Mustafa Selanik isimli şahsı tanıyıp, tanımadığını sordu. Sanık ise, "Twitter’dan tanırım. Bir kere de arkadaşımın yanında görmüştüm" şeklinde yanıt verdi. Sanık savunmaları yarın devam edecek Sanık savunmasının ardından, avukatı da savunmasını tamamladı. Mahkeme, diğer sanıkların savunmalarına devam edebilmek için duruşmayı yarın saat 10.00’a erteledi.