GÜNDEM - 16 Mayıs 2026 Cumartesi 12:30

Kapadokya’nın bilinmeyen yüzü belgesele konu oldu

A
A
A
Kapadokya’nın bilinmeyen yüzü belgesele konu oldu

Veteriner hekim ve belgesel yapımcısı Doğanay Vural, Kapadokya’da bilinmeyen yaban hayatını görüntüledi.


Veteriner hekim ve belgesel yapımcısı Doğanay Vural, çocukluğunda başladığı yaban hayatı merakını çektiği görüntülerle ölümsüzleştiriyor. Pek çok canlıyı doğal yaşam alanında görüntüleyebilmek için aylarca nöbet tutan Vural, Anadolu Parsından kar leoparına kadar pek çok canlıyı çekme fırsatı buldu. Aynı zamanda evinde baktığı kurtlarını da yol arkadaşı edinen Vural, Nevşehir Kapadokya’nın bilinmeyen yaban hayatını gün yüzüne çıkarmak için onlarla birlikte yolculuğa çıktı. Vural, gelecek nesillerin ülkedeki bilinmeyen yerlere ve canlılara merakını artırmayı hedeflediğini söyleyerek 81 ilde çekim yapmak istediğini anlattı.


"Biz Kapadokya’yı vahşi yaşamı için ziyaret ettik"


Kapadokya’nın bilinmeyen yüzünü ortaya çıkardıklarını dile getiren Vural, "İnsanlar Kapadokya’yı ziyaret eder. Balonlara binmek için, peri bacalarını görmek için. Biz Kapadokya’yı o bölgedeki vahşi yaşamı için ziyaret ettik. Aslında bundan binlerce yıl önce insanlar da bu bölgelerde peri bacalarının içerisinde yaptıkları mağaralarda yaban hayvanlarından korunuyorlardı. Kimi zaman kurtlardan,sırtlanlardan, vaşaklardan, ayılardan. İşte bunu gün yüzüne çıkartmak, şu anda aktif olarak vahşi yaşamın sürdürülebilir olduğunu göstermek için Kapadokya’da yaban hayatın peşine düştük" ifadelerini kullandı.


Bölgedeki hayvanları görüntülemek için balona bindiklerini anlatan Vural, "Balonlarda insanlar hep kendini görüntüler. Çevredeki manzaraları görüntüler. Biz balonlardan kınalı keklikleri, tilkileri ve aynı seviyede uçtuğumuz kuş türlerini görüntüledik. Ardından oradan indik, ATV’lere bindik. ATV’lerle beraber kurduğumuz fotokapanları kontrol ettik ve Kapadokya’nın doğasında kurt sürüleri, tilkiler, kınalı keklikler, Anadolu yer sincabı ve yırtıcı kuş türleriyle karşılaştık. Yaban domuzlarını saymıyorum bile" şeklinde konuştu.


Evinin bahçesinde baktığı kurtları da götürdüğünü söyleyen Vural, "Börü, Gökbörü 6 ayda bize eşlik etti ve atlara binerek iz takibi yaptık ve bu iz takibi doğrultusunda Kapadokya’da hangi hayvanlarla aynı yere ayak bastığımızı daha iyi tanımış olduk" diye konuştu.


"Türkiye’nin 81 ilinde bilinmeyen doğayı, yaban hayatı tanıtmaya çalışıyoruz"


Vural, Türkiye’nin 81 ilinde yaban hayatı tanıtmaya çalıştıklarını belirterek "Günün sonunda Kapadokya’nın vahşi doğasını insanların bilmediği yönünü göstermiş olduk. Türkiye’nin 81 ilinde bilinmeyen doğayı, yaban hayatı tanıtmaya çalışıyoruz. Bu durakta Nevşehir’deydik ve Nevşehir’de herkesin bildiği tanıdığı Kapadokya’yı çok özel bir şekilde görüntüledik. Bu bölgede Anadolu yer sincabı çok önem arz eden bir tür. Bu bölgede Bozayı önem arz eden bir tür. Yine bu bölgede kurt sürülerinin görülmüş olması kesinlikle önemli bir kayıt" dedi.


"Kapadokya’da vahşi yaşamın var olması o bölgenin turistinin gelmemesine bir sebep değil"


Bölgede bulunan hayvanların korunması gerektiğini vurgulayan Vural, "Bu kayıtlar doğrultusunda bu hayvanlardan korkmamak gerekiyor. Yani Kapadokya’da vahşi yaşamın var olması o bölgenin turistinin gelmemesine bir sebep değil. Aksine bu yeni bir ekoturizm kapısı açtığını düşünüyorum. Çünkü bölgede çok fazla ATV safarileri, atlı safariler yapılıyor. Bunun yanı sıra o bölgedeki insanların elini taşın altına koyup bu hayvanları koruyup gelen turistlere bunları da göstererek ‘Bakın bizim şehrimizde tilki de yaşıyor, keklik de yaşıyor, Anadolu yer sincabı da yaşıyor, kurtlar da yaşıyor’ diyerek ayrı bir gelir kapısı oluşturarak aynı zamanda doğaya da katkı sunacaklarını düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu.


"Metropol dediği İstanbul’da vahşi yaşamın izini süreceğiz"


Vural, çekimlerinin devam edeceğini aktararak sözlerine şöyle devam etti:


"İnsanların o kalabalık şehirde içinde bulunduğu, metropol dediği İstanbul’da vahşi yaşamın izini süreceğiz. İstanbul deyince aklımıza birçok şey geliyor. Ama vahşi yaşam hiç gelmiyor. Kapadokya için de bu böyleydi. İstanbul için de böyle. Emin olun İstanbul’da da bilinmeyen türleri kurt sürüsü gibi, geyik gibi türleri görüntüleyip, gözlemleyip ekranlara vereceğiz."


"Amacımız gelecek nesillere doğayı yaban hayvanlarını sevdirebilmek"


Çocukluktan gelen tutkusunu sürdürmeye devam edeceğine değinen Vural, "Bizim amacımız gelecek nesillere doğayı yaban hayvanlarını sevdirebilmek. Genç yaştaki çocukların arkadaşlarıyla iletişim kurmasının tek yolu telefondaki veya bilgisayardaki oyunlar olmadığını doğaya çıkıp bir hayvanı gördüğü zaman yaşadığı heyecanı o macerayı da arkadaşıyla paylaşabileceğini anlatmaya çalışıyoruz. Yaklaşık 10-15 yıl oldu bu işe adım atalı. Benim tutkum bulunduğum mahalleden başladı yani ben doğayla iç içe bir yerde gözümü açtım ve benim mahallemde ben yetişirken korna sesleri duymuyordum. Hayvanların seslerini duyuyordum. Benim şöyle orada ne varmış diye baktığım şey araba kazası değildi. Yaban domuzlarının kavgasıydı. Benim de ilgimi çeken beni de doğaya çeken bu oldu aslında" ifadelerine yer verdi.


"En zorlu yollar da olsa günün sonunda karşılaştığımız o heves, heyecan her şeye bedel"


Anadolu Parsı, kar leoparı gibi görüntülemesi zor pek çok hayvanı gördüğünü ifade eden Vural, karşılaştığı her hayvanda farklı duygular hissettiğini ve unutamadığını söyledi. Vural, "O anın geri dönüşü yok. O anın bir tekrarı yok. Himalayalarda eksi 35 derecede kar leoparının izini sürdük. 16 gün sürdü. 16 gün boyunca her sabah üşüyerek uyandık ve her adım attığımız yerde bir uçurumda yani ölüm riski vardı. Ama günün sonunda o hayvanı görebilmek, gördükten sonra yaşayacağımız o haz bizi ayakta tuttu. Ve en zorlu yollar da olsa günün sonunda karşılaştığımız o heves, heyecan her şeye bedeldi" diye konuştu.


Vural, ürettiği içeriklerin yanı sıra ilerleyen zamanlarda dizi ve film çekmek istediğini de sözlerine ekledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın 4 yıldır kayıp tır şoföründen halen iz yok Yunanistan açıklarında yanan feribotta kaybolan Aydınlı tır şoförü Mehmet Çakır’dan bin 548 gündür haber alınamazken, tüm DNA örneklerini veren acılı aile, gaiplik kararı alınan Çakır için en azından bir mezarının olmasını bekliyor. 18 Şubat 2022 tarihinde Yunanistan açıklarında İtalya seferi yapan "Euroferry Olympia" isimli feribotta çıkan yangında kaybolan 11 kişiden biri olan Aydınlı tır şoförü 42 yaşındaki Mehmet Çakır’dan, aradan geçen bin 548 güne rağmen hala haber alınamadı. Aydın’ın Köşk ilçesine bağlı kırsal Çiftlik Mahallesi’nde yaşayan ailesi, yıllardır süren belirsizliğin kendilerini yıprattığını belirtti. Yangının ardından hem resmi makamlar aracılığıyla hem de kendi imkanlarıyla Yunanistan’a kadar giderek araştırma yaptıklarını ifade eden aile fertleri, Çakır’a dair hiçbir iz bulamadıklarını söyledi. Süreç boyunca istenilen tüm DNA örneklerini yetkililere teslim ettiklerini belirten aile, artık umutlarının büyük ölçüde tükendiğini dile getirdi. Çakır’ın, Yunanistan açıklarında yanan feribotta kaybolmasının üzerinden 4 yıl 2 ay 28 gün geçerken, yetkililerden gelecek haberi bekleyen acılı aile Çakır’ın en azından bir mezarının olmasını istiyor. Gaiplik kararı alınan Mehmet Çakır için tek beklentilerinin bir mezar yeri olduğunu ifade eden yakınları, yıllardır süren acının belirsizlik nedeniyle daha da ağırlaştığını belirtti. Aile, Mehmet Çakır’ın akıbetinin netleşmesini ve en azından bir mezar taşı başında dua edebilmeyi istediklerini belirtti.
İzmir Emiralem Çilek Festivali’ne görkemli açılış Menemen’de düzenlenen ve bu yıl yurt dışından da katılımcıları ağırlayan 16. Uluslararası Emiralem Çilek Festivali, açılış töreni ve kortejiyle görkemli anlara sahne oldu. Bu yıl stant sayısının bine çıkarıldığı dev festivalin açılışında konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Emiralem’in emeğini, Menemen’in üretim gücünü, bu toprakların bereketini ve insanımızın güzel yüreğini bu yıl tüm dünyaya gösteriyoruz." dedi. Bu yıl süresi üç güne çıkarılan 16. Uluslararası Emiralem Çilek Festivali, kapılarını muhteşem bir başlangıçla açtı. Eşsiz tadı ve kokusu dillere destan olan Emiralem çileği için gerçekleştirilen festival, bu yıl Türkiye’nin haricinde İtalya, Kuzey Makedonya, Kosova, Bosna Hersek ve Yunanistan’ın katılımıyla gerçekleştiriliyor. Festival alanının genişletildiği etkinlikte, kortej bu yıl Emiralem girişinden itibaren başlarken, bando, halk dansları ve festival maskotuyla birlikte yürüyüş çok renkli anlara sahne oldu. Festivale Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ile birlikte MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcıları Hayrettin Uçak ve Deniz Doğan, Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Bakırçay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rasim Akpınar, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları MKYK Üyesi Pervin Yılmaz Güler ve Menemen protokolü katıldı. Üretici ve esnaftan büyük ilgi Geçtiğimiz yıl yaklaşık bir buçuk milyon ziyaretçi ağırlayan festivale, bu yıl üretici ve esnaf da çok yoğun katılım gösterdi. Toplamda bin stant alanının oluşturulduğu festivalde tüm tezgahlar doldu. Çilekten baklaya, enginardan kekiğe kadar birçok yerel ürünle birlikte çilekli tatlı ve pastalardan çilek figürlü hediyeliklere kadar sayısız ürünün satışa sunulduğu festivale, vatandaşlar da ilk günden yoğun ilgi gösterdi. "Emiralem’in emeği, Menemen’in bereketi daim olsun" Kortej sonrasında, festivalin açılış konuşmasını gerçekleştiren Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, festivalin uluslararası seviyeye çıktığını vurgularken, üreticinin emeği için ziyaretçilerden alkış istedi. Başkan Pehlivan, "Alın terinin berekete dönüştüğü bir festival yaşıyoruz. Emiralem’in emeğini, Menemen’in üretim gücünü, bu toprakların bereketini ve insanımızın güzel yüreğini bütün dünyaya gösteriyoruz. Geçtiğimiz yıl bu kürsüden, festivali uluslararası seviyeye çıkarmaya söz vermiştik. Allah’a hamdolsun bugün festivalimiz artık uluslararası düzeydedir. Bugün burada kurulan her stant, yapılan her üretim, aslında Menemen’in dünyaya anlatılan hikayesidir. Bugün burada en büyük alkışı da, bu başarının esas mimarı olan üreticimiz hak ediyor. Sabahın ilk ışığında tarlasına giden, güneşin altında emek veren, toprağa alın terini işleyen üreticilerimiz bu alkışı hak ediyor. Bu festivalin gerçek kahramanları onlardır. İyi ki varsın üreten Emiralem, iyi ki varsınız Menemen’in güzel insanları." dedi. Başkan Pehlivan’dan bir müjde daha Festivalde, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda Ulukent Kent Gözü Alanı’nın açılacağını söyleyen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, verdiği müjdeyle gençlerin yoğun desteğini aldı. Başkan Pehlivan, "Gençler; Kent Gözü Alanı açılışımız, severek dinlediğiniz kıymetli sanatçımız Semicenk’in katılımıyla ve konseriyle gerçekleşecek." dedi. Şahin’den üretim vurgusu Festival açılışında konuşan MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin ise, Menemenli ve Emiralemli üreticilerin alın terinin çok kıymetli olduğunu vurguladı. Şahin, "Emiralem Çilek Festivali ve bunun gibi organizasyonlar çok önemlidir. Çünkü bu organizasyonlar sayesinde hem üretici kazanıyor, hem de Menemen’in adı daha da çok duyuluyor. Dünya bugün küresel bir belirsizlikten geçmektedir. Böyle bir dönemde, üretimin önemi daha da anlaşılmaktadır. Çünkü toprağını boş bırakan milletler, geleceğini başkalarının insafına bırakmak zorunda kalırlar. Toprağa emek veren insan baş tacımızdır. Menemen’in bereketli topraklarında yetişen her bir ürün de, çalışkanlığın, azmin ve üretim gücünün en büyük göstergesidir. Ürettikçe ülkemiz çok daha güçlü yarınlara erişecektir." dedi. Derya Bedavacı sahnede devleşti 16. Uluslararası Emiralem Çilek Festivali, birbirinden güzel stantlarıyla, renkli görüntüleriyle ve yoğun katılımıyla olduğu kadar, sahnedeki muhteşem programla da ziyaretçilerden tam not aldı. Hakan Doğanay, Sevtuğ Kasapbaşoğlu ve Oğuz Görceğiz ile başlayan sahne performanslarında gecenin finalini Derya Bedavacı yaptı. Sevilen sanatçı, söylediği birbirinden güzel parçalarla, konser alanını dolduran binlerce kişiye unutulmaz bir gece yaşattı.
Ankara TOMTAŞ’tan gençlere ilham veren buluşma Türkiye’nin ilk uçak fabrikası TOMTAŞ’ın mirasını taşıyan TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş., 600’ü aşkın öğrencinin bir araya geldiği Hürjet Montaj Tesisleri’nde "Özdemir Bayraktar Belgeseli" gösterimi düzenledi. Türkiye’nin ilk uçak fabrikası olarak 1926 yılında kurulan TOMTAŞ’ın mirasını taşıyan TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş, Hürjet Montaj Tesisleri’nde düzenlediği "Özdemir Bayraktar Belgeseli" gösteriminde farklı okullardan 600’ü aşkın öğrenciyi bir araya getirdi. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği programda, Türkiye’nin havacılık alanındaki gelişim süreci, yerli üretim vizyonu ve mühendislik alanındaki başarı hikâyeleri ele alındı. Program kapsamında öğrencilere TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji’nin yeni tesisleri de gezdirildi. Üretim ve montaj hatlarını yerinde inceleme fırsatı bulan öğrenciler, yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Gençler, havacılık alanındaki üretim süreçlerini yakından görme imkânı bulurken, mühendislik ve teknolojiye dair önemli deneyimler edindi. "Bir insan, bir neslin ufkunu değiştirebilir" Program kapsamında konuşan TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji Başkan Vekili Ali Ekşi, Özdemir Bayraktar’ın yalnızca başarılı bir mühendis değil, aynı zamanda gençlere yol gösteren büyük bir vizyon insanı olduğunu ifade etti. Ekşi konuşmasında, "Bugün Türkiye’nin dört bir yanında yükselen teknoloji hamlelerinin temelinde yıllar önce inanılarak atılmış adımlar var. Özdemir Bayraktar’ın ortaya koyduğu vizyon, yalnızca bir başarı hikâyesi değil gençlere cesaret ve ilham veren bir yürüyüştür" ifadelerini kullandı. Kayseri’nin havacılık geçmişine dikkat çeken Ali Ekşi, şehrin yeniden önemli bir üretim ve teknoloji merkezi olma yolunda ilerlediğini belirterek, TOMTAŞ’ın Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında ülkemize öncülük eden TUSAŞ, Baykar ve ASELSAN gibi şirketlerin ana destek merkezi olacağını ifade etti. Ekşi, "Kayseri, havacılık alanında çok kıymetli bir geçmişe sahip. Bugün yeniden o kültürün büyüdüğünü görüyoruz. Şehrimizin bu alandaki önemi her geçen gün artıyor. TOMTAŞ olarak bizler de bu büyük mirası geleceğe taşımak için çalışıyoruz" dedi. "HÜRJET montajı Kayseri’de başlayacak" Konuşmasında geleceğe yönelik hedeflere de değinen Ekşi, HÜRJET montaj faaliyetlerinin 2026 yılı sonuna kadar Kayseri’de başlamasının hedeflendiğini açıkladı. Bu gelişmenin yalnızca TOMTAŞ için değil, Kayseri’nin havacılık ekosistemi açısından da önemli bir adım olacağını belirten Ekşi, Türkiye’nin havacılık alanındaki yükselişinin ortak bir emeğin sonucu olduğunu vurguladı. Program sonunda öğrenciler, belgeselden ve yapılan konuşmalardan büyük ölçüde etkilendiklerini ifade ederken, etkinlik gençlerin mühendislik ve havacılık alanlarına olan ilgisini artıran önemli organizasyonlardan biri olarak öne çıktı. TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji yetkilileri ise Türkiye’nin bugün ulaştığı noktada birçok öncü ismin ve kurumun emeği bulunduğunu belirterek, bu yürüyüşte aynı hedef doğrultusunda onların izinden çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.
İstanbul Sancaktepe’de hizmetler "ortak akıl" ile şekilleniyor: Mahalle buluşmaları başladı Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, ilçeyi vatandaşlarla birlikte yönetme vizyonu doğrultusunda "Mahalle Günleri" programını başlattı. Yaz ayı boyunca tüm mahallelerde gerçekleştirilecek olan buluşmaların ilki Sarıgazi Mahallesi’nde düzenlendi. Sancaktepe Belediyesi, "Sancaktepe Senin, Karar Senin" sloganıyla ilçenin geleceğini mahalle sakinleriyle birlikte inşa ediyor. Görev süresi boyunca hayata geçirdiği tüm hizmet ve projelerde "ortak akıl" ilkesini ön planda tutan Belediye Başkanı Alper Yeğin, vatandaşların taleplerini yerinde dinlemek ve yapılan çalışmaları anlatmak üzere mahalle buluşmalarının startını verdi. Sancaktepe’nin her bir köşesine eşit ve şeffaf hizmet götürmeyi amaçlayan buluşmalar kapsamında, yaz ayı boyunca her mahallede halk buluşmaları düzenlenecek. Bu yılın ilk buluşması ise Sarıgazi Mahallesi sakinlerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Başkan Alper Yeğin’in mahalle sakinleriyle bir araya geldiği ilk program; Sarıgazi Mahallesi 30 Ağustos Yaşam Alanı’nda yapıldı. "Sancaktepe kazanmaya devam ediyor" Toplantıda mahalle sakinlerinin talep, öneri ve şikayetlerini tek tek dinleyen ve not alan Başkan Alper Yeğin, gelen geri bildirimler doğrultusunda şekillenen yeni projeler hakkında da vatandaşlara detaylı bilgiler verdi. Sancaktepe’yi vatandaşlardan gelen talepler doğrultusunda, yerinde yönetim anlayışıyla yönettiklerini belirten Başkan Yeğin, kurumsal vizyonu şu sözlerle özetledi: "Sancaktepe için canla başla çalışmaya, ilçemizi ortak akılla büyütmeye devam ediyoruz. Sancaktepe senin, karar senin diyerek çıktığımız bu yolda; halkımızın sesine kulak vererek en doğru hizmeti üretiyoruz." "Sancaktepe Kazanmaya Devam Ediyor" vurgusuyla öne çıkan Mahalle Günleri programı, yaz dönemi boyunca takvim dahilinde ilçedeki tüm mahallelerde devam edecek.