SAĞLIK - 26 Mayıs 2025 Pazartesi 16:39

Kızılay Genel Başkanı Yılmaz: "Her sene yüzde 20 ila 30 oranında bağışlarımız artıyor"

A
A
A
Kızılay Genel Başkanı Yılmaz: "Her sene yüzde 20 ila 30 oranında bağışlarımız artıyor"

Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Kızılay’a gerçekleştirilen bağışların her sene giderek arttığına vurgu yaparak, "Her sene yüzde 20 ila 30 oranında bağışlarımız artıyor" dedi.


Kızılay Genel Başkanı Yılmaz, Ankara’da bulunan basın kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi. Burada konuşan Yılmaz, Kızılay’ın 105’inci Genel Kurulunda Genel Başkanlığa yeniden seçilmesinin ardından gelecek 3 yıl boyunca Kızılay’ın yeni hedeflerini ve vizyonunu anlattı.


Genel Başkan Yılmaz, şu anda yıllık 3 milyon kan torbası miktarınca kan topladıklarını dile getirerek, toplanan kanın 4 laboratuvarda analiz edilebildiğini ve bu dört laboratuvarda NAT ve ELİSA gibi pahalı testlerin de yapılabildiğini söyledi.



"2025-2028 yılında odaklanacağımız ana noktalardan bir tanesi eğitim olacak"


Gelecek üç sene için çok ciddi stratejik plan çalışması yaptıklarını dile getiren Yılmaz, "Koyduğumuz hedeflerden bir tanesi 2025 yılında dört buçuk milyon kişiye kendi hayatlarında daha güvenli yaşamaları ile alakalı eğitim vermekti. Bugün geldiğimiz noktada 1 milyon 996 bine ulaşmış durumdayız. Dolayısıyla biz bir alana odaklandığımız zaman aslında gerçekten çok ciddi fark oluşturabiliyoruz. Bizim de bundan sonra, 2025-2028 yılında odaklanacağımız ana noktalardan bir tanesi eğitim olacak. Çünkü bizler toplum eğitimlerini toplumun içinden çıkan, toplum tarafından sahiplendirilen, sahiplenilen kurumlardan yapılması gerektiğine inanıyoruz" diye konuştu.



"Aşevlerini 3 senede 91 çıkartmayı hedefliyoruz"


Gelecek 3 yıl içerisinde Kızılay şubelerini daha da ön plana çıkarmak istediklerini dile getiren Yılmaz, "Şubelerin sabit hizmet noktalarını artırarak, şubelerin her alanda her şeyi yapması değil, iki tane temel alanda bütün şubelerin donanımlı hale gelmesiyle alakalı bir stratejik hedef koyduk. Nedir bu iki temel hedef? Bir tanesi aşevleri. Şu anda 46 tane aşevimiz var. Neden aşevini bir temel hedef olarak koyuyoruz? Devletin bize verdiği afetteki ana sorumluluk alanı beslenme. Dolayısıyla biz beslenme kapasitemizi ne kadar artırırsak afet döneminde çok hızlı bir şekilde bunu mobilize etmemiz çok çok daha kolay olacak. İkincisi ise özellikle bugünün Türkiye’sinde hepimiz biliyoruz ki doğurganlık oranları çok ciddi alarm veriyor ve giderek bir taraftan sağlık sistemimizin de tedavilerin oranına olanaklarına erişmeyi artırması nedeniyle daha uzun yaşıyoruz. Ama bir taraftan da bugünün dünyasında gençlerin azaldığı, yaşlıların arttığı bir dünyada tek başına yaşayan, huzurevine de gitmek istemeyen ama kalkıp yemek pişirmekte zorlanan çok miktarda büyüğümüz, yaşlımız var evde. Biz bir ana hedef olarak, o evlerinde tek başına yaşayan yaşlılarımıza sahip çıkacak şekilde bir kampanya başlattık. İkinci büyük hedefimiz aşevlerini üç senede 81 ilde 91’e çıkartmak. Bu biraz daha hızlı olacak gibi görünüyor" diye konuştu.



"Hedefimiz Kızılay butiklerini yıl sonuna kadar daha görünür kılmak"


Kızılay butiklerinin hedefler doğrultusunda üçüncü ana fonksiyon olacağını söyleyen Yılmaz, "Şu anda bizler zaten Türkiye’nin dört bir tarafında kıyafet anlamında hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz. Çünkü Türkiye bir tekstil ülkesi ve bizim tekstilcilerimiz ayni bağış olarak zaten kışın palto gönderiyorlar, bot gönderiyorlar, işte yazın yazlık kıyafetleri gönderiyorlar. Bayram zamanında bayramlık gönderiyorlar. Bizim 2025 yılının sonuna kadar hedefimiz Kızılay butiklerini standardize etmek ve daha görünür kılma" ifadelerini kullandı.



Yerli üretim hedefleri


Türkiye’nin güvenli kan teminini garantiye almak adına harekete geçtiklerini vurgulayan Genel Başkan Yılmaz, "Kan torbasını biz şu anda Fransa’dan alıyoruz. Yarın başka bir kriz olsa bir nedenle ve biz kan torbasını alamaz hale gelsek Kızılay olarak, Türkiye’deki sağlık sisteminin durması anlamına geliyor. Ameliyatların yapılamaması, yaralıların tedavi edilememesi anlamına geliyor. O nedenle bizler sessiz sedasız Silivri’de temelimizi attık. Şu anda üçüncü katı bitti. Kaba inşaat bitti diyebiliriz. Şimdi içindeki makineler yerleşecek. Gelecek sene ocak-şubat gibi tamamen bitmiş olacak, bu sefer validasyon ve ruhsatlandırma sürecine başlayacak. Bu validasyon ve ruhsatlandırma 12 ila 18 ay sürüyor. Biz biraz daha erken başlayıp onu gelecek senenin içinde kan torbalarımızın tamamını kendimizin ürettiği ve her ne olursa olsun biz kan torbamız olduktan sonra artık kendimiz bunu yapabiliriz dediğimiz bir yöne dönüştürmeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu.


Yılmaz, kandan elde edilen kritik ilaçların üretimine de önem verdiklerini ifade ederek, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu plazma fraksiyonasyonu tesisini Türkiye’ye kurmaya başladıklarını söyledi.



Yılmaz, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kurban Bayramı etlerinin de Kurban Bayramı’nda Gazze’ye gönderileceği söylemi hatırlatılan Yılmaz, bu çerçevede sorulan soruya "Soğuk zincir gerekiyor ve içeride de buzdolabının olmadığını biliyoruz. Çünkü elektrik yok. Herhangi bir kurbanın içeriye taze et olarak götürülmesi mümkün değil. Dolayısıyla burada ayrı bir çözüme ihtiyacımız var. Ve bizim Kızılay olarak zaten ’kurban bereketini yıl boyu yaşatıyorsan’ diye başlattığımız bir kampanyadır bu. Ve senelerdir biz konserveye dönüştürürüz kurban etlerini. Yani alırız, ilk önce bunlar kavrulur. Pişmiş hale getirilir. Sonra su eklenir. Biraz standart olarak yağ eklenir. Sonra sterilize edilir ve üç senelik raf ömrü kazanır. Biz Türkiye’de yapabildiğimiz bu işlemle Türkiye’nin dört bir tarafında ne zaman bir gıda kolisi götürsek iki tane de kurban konservesi koyarız. Böylelikle içine protein eklemiş oluruz. Aslında bizim Gazze’deki farkımız buradan geliyor" diye konuştu.


Yılmaz, geçen seneki Kurban Bayramı’nda konserveye çevrilen kurbanlıkları ise bu sene Ramazan’ın başındaki ateşkeste Gazze’ye sokabildiklerini belirtti.



"Her sene yüzde 20 ila 30 oranında bağışlarımız artıyor"


Yılmaz, Kızılay’a yapılan bağışların her sene arttığının altını çizerek, "Her sene yüzde 20 ila 30 oranında bağışlarımız artarak gidiyor. Şimdi özel şirketlerle alakalı bağışlarda şöyle bir şey oluyor. Kim ne üretiyorsa onu bağışlıyor aslında bize. Örneğin bizim aşevlerimizde diyelim ki baklagil gerekiyor. Biz baklagili genelde satın almıyoruz. Çünkü baklagil üreten her kim varsa diyor ki ben un bağışlayacağım. Biri diyor ben mercimek bağışlayacağım. Kıyafet dediğimiz gibi ayni bağış olarak geliyor. Dolayısıyla biz de nakit bağışın yanında, ayni bağış da çok fazla. Bu ayni bağış bizi çok güçlü kılıyor. Örneğin Suriye’nin kuzeyinde çok ciddi operasyon yürütmeye devam ediyoruz. Orada 4 milyon kişiye neredeyse katkı vermeye devam ediyoruz. Ama nakdi bağış hemen hemen hiç yok. Gazze’ye geliyor ama Suriye’ye nakdi bağış gelmiyor. Ama ayni bağış çok geliyor. Dolayısıyla bağışlar ayni ve nakdi bağışın toplamı şeklinde gidiyor" ifadelerine yer verdi.


Kızılay’ın yurt dışında birçok kuruluşla ortak proje gerçekleştirdiğinin hatırlatılması ve ABD Başkanı Donald Trump’ın aldığı birtakım fon kesintisi kararının sorulması üzerine Genel Başkan Yılmaz, Kızılay olarak bu kararlardan etkilenilecek büyük bir durum olmadığını kaydetti.



"Afet döneminde yatırım grubunun kendi kanatlarıyla uçma özelliğini tamamen sınırladık"


Yılmaz, 2023 Mayıs ayından sonra toplum nezdinde Kızılay’a duyulan güvenin azalması iddialarına ilişkin ise, özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından sorunlar oluştuğunu ve ister istemez insanların hayal kırıklığına uğradığını kaydetti. Yılmaz, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Bizim o dönemde yaşananlarla alakalı aslında sözle değil icraatla konuşmamız gerekiyor. İcraat da aslında, yaptığımız ve insanlara verdiğimiz çok önemli bir mesaj var ki biz afet dönemiyle alakalı, yatırım tarafını da aynı dernek tarafı gibi herhangi bir afet döneminde ellerinde olan herhangi bir şeyin Kızılay dışına çıkmasını dernek kararına bağladık. Ve bu yönetim kurulu kararından sonra şu anlama geliyor. Bize sormadan insani yardım malzemelerinden herhangi birini afet döneminde herhangi bir yere veremezler. Dolayısıyla bizim burada önemli olan, dernek tarafı 157 yaşında. 157 yaşında derneğin 157 yıllık bir kurum hafızası var. Bu kurum hafızası ister istemez refleks olarak bile aslında bu tarz hataların önüne geçebiliyor. Ama bir yatırım grubunu iyi niyetle de kursanız, yatırım grubunu kurarken eğer afetle alakalı yetkilerinde bir kısıtlama yapmadıysanız, afet döneminde onların yaptıkları bir hata sizin dernekte hem de en ihtiyaç duyduğunuz o güven damarına zarar verebiliyor. Yani şu anda o olayla alakalı hiçbir çalışan yatırım grubunda çalışmıyor. Tamamı artık burada değiller. Onun dışında da afet döneminde yatırım grubunun kendi kanatlarıyla uçma özelliğini tamamen sınırladık ve dernek yönetimine aldık."



Kızılay Genel Başkanı Yılmaz: "Her sene yüzde 20 ila 30 oranında bağışlarımız artıyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gençlere: "Kifayetsizlere asla prim vermeyin" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli’de gençlere hitap ederek, "Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gençlik Kolları tarafından Turka Kocaeli Stadyumu’nda onbinlerce gencin katılımıyla düzenlenen "Bir Gençlik Şöleni"ne katıldı. Burada gençleri selamlayan Erdoğan, "Böylesine coşkulu, heyecanlı, maşallah her yönüyle dolu dolu bir gençlik şöleninde sizlerle beraber olmanın memnuniyeti içindeyim. Öncelikle şölenimizin düzenlenmesinde emeği geçen AK Parti Gençlik Kollarımızı, Yusuf İbiş kardeşimi ve ekibini yürekten tebrik ediyorum. Kocaelispor’un evinde gerçekleştirdiğimiz bu güzel buluşmaya katkı veren tüm yol ve dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Türkiye’nin dört yanından şölenimize renk katan gençlerimizle birlikte, dost ve kardeş ülkelerimizin gençlik teşkilatlarından programımıza katılan tüm misafirlerimize hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum" dedi. "Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor" Gençlerin Türkiye’nin aydınlık yüzü, yüz akı, gözbebeği ve Türkiye Yüzyılı’nın mimarı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Avrupa’da, Amerika’da, Asya ve Afrika’da, yeryüzünün dört bir ucunda bayrağımızı gururla dalgalandıran, başarılarıyla yurt dışındaki millet varlığımızın en parlak sembolü olan Türk diasporasının genç mensuplarına muhabbetlerimi gönderiyorum. Gönül ve kültür coğrafyamızı nakış nakış işleyen, duası, desteği, kalbi bizimle olan tüm genç kardeşlerimize buradan selamlarımı iletiyorum. Şehirleri, ülkeleri, kıtaları aşan, sevgi ve muhabbete, dostluk ve kardeşlikte sınır tanımayan, bugün burada olduğu gibi, stadyumlardan taşan şu coşkunuz, şu eşsiz birlik ve beraberlik tablosu için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Bugün güzel atmosferde, umudun, sevginin, aydınlığın, geleceğin sembolü olan siz gençlerimizle birlikte olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor. Milletçe medeniyetimizin nabzı burada atıyor. Hayalini kurduğumuz büyük ve güçlü Türkiye’nin şafağı işte burada atıyor" diye konuştu. "Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sevgili genç kardeşlerim, Sezai Karakoç ’diriliş nesli’ derken sizleri işaret ediyordu. Nurettin Topçu, ’hareket nesli’ derken sizleri kast ediyordu. Üstad Necip Fazıl, ’büyük doğu nesli’ derken sizlerden bahsediyordu. ’Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek, işte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek’ diyen merhum Mehmet Akif bu ülkenin siz genç yüreklerini müjdeliyordu. Teknofest kuşağının öncü neferleri olarak, rahmetli Nurettin Topçu hocamızın şu müjdesine bugün sizler nail oluyorsunuz. Ömerler ile Akiflerin tam ortasında duran Fatih’in ruhu hakikatte bizim vücudumuzda devam ediyor. Bu hissediyoruz. Fatih’i bir kılıçtan ibaret sananlar, bilsinler ki Fatih ölmüştür ama Fatih’in ruhununun ebedi hakimiyetine inanlara müjdeliyorum; Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır. İnanıyorum ki, Fatih’in ruhunu ihtiramla selamlayan, ecdatın emanetini gururla taşıyan gençler burada. Türkiye’yi aydınlık yarınlarıyla buluşturacak gençler burada. Milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürecek gençler burada. Rabbim sizleri kem gözlerden saklasın." "Uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" Karşısında, mazinin birikimini bugüne taşıyan, Türkiye’nin istikbalini var gücüyle omuzlayan kararlı bir gençlik gördüğünün altını çizen Erdoğan, "Şu an karşımda dünyaya yeni sözler söyleyen, dikkatleri üzerine çeken, hakkı ve hakikati seslendiren, ufuk sahibi gençlik görüyorum. Gazze’den Sudan’a, Somali’den Yemen’e, mazlumun, mağdurun gözü yaşlı kardeşlerinin hüzününü, kalbinin en derinlerinde hisseden merhametli bir gençlik hissediyorum. Şuan karşımda, deprem gecesi milletinin yardımına koşan, yangın bölgesinde sabahlayan, milletin derdiyle dertlenen gençlik görüyorum. Şuan karşımda vicdanlı bir gençlik, şuurlu bir gençlik, iman, idrak, basiret ve feraset sahibi gençlik görüyorum. Merhum Sezai Karakoç bu gençliği, yani sizleri yıllarca şu sözlerle bekledi; ’O çocuğu bekliyoruz. Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, diriltecek çocuğu. O çocuğu ki, görüntüye değil öze, dışa değil, içe baksın. Ön planı değil, arka planı görsün. Reklam ve propaganda edilenleri değil, edilmeyenleri bilsin. Bu çocuk elbet gelecek, insanlık, beklenmedik her vakitte olduğu gibi yeni bir atılım yapacak. Diriliş gerçekleşecek, kutlu şehitlerin ruhları uyanacak. Bursa’nın, İstanbul’un, Konya’nın, Diyarbakır’ın, Erzurum’un, Şam’ın, Bağdat’ın, Semarkant’ın, Mekke’nin, Medine’nin ve hepsiyle birlikte Kahire’nin, Kuala Lumpur’un, Bingazi’nin, İslamabad’ın ruhları dirilecek. Elinde bir meşale, o çocuğun ulaştığı her kent dirilişe erecek’ Bu şehirlerin mahşerinin önünde, soruyorum; kim durabilir? Şehirleri ayağa kaldıracak, yaralara merhem olacak, dirilişi şahlandıracak, uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" şeklinde konuştu. "Milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençliğin ’yüreğin bentlerini yıkıp atması’ olarak tanımlayarak, aynı zamanda gençliğin hayal, heyecan, dinamizm ve bir milletin lokomotifi olduğunu vurguladı. Toplumun enerjisini gençlerden aldığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Bireyden aileye, aileden millete, milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir. Asırların birikiminden süzülüp gelen değerler, kurumlar ve prensipler gençlerin eliyle geleceğe aktarılır. Tarihimize şöyle bir göz attığımızda bu hakikati çok net şekilde görebiliyoruz. Bu milletin sinesinde yetişen gençler, ne zaman elini taşın koymuşsa aile güçlenmiş, millet kenetlenmiş, devlet asıl misyonuna kavuşmuştur. Yalnızca İstanbul’u değil, kalpleri de fetheden Sultan Fatih’te işte bunu görürsünüz. Tuğrul Bey’de, Tarık Bin Ziyad’ta, Süleyman Şah’ta, Süleyman Gazi’de bu saf hakikati görürsünüz. En keskin dönemeçlerde, en zorlu mesuliyetleri yüklenerek istikbalin taşlarını döşeyen, istiklalin sancağını yücelten hep gençlerdir. Malazgirt’te, Çanakkale’de, Milli Mücadele’de, 15 Temmuz ihanetinin çelikten bir iradeyle püskürtülmesinde bu ruhu görürsünüz. Gençler güçlüyse, millette, devlet de güçlüdür. Gençler kendi aralarında gruplara bölünmüş, tuzaklara düşmüş, tahriklere kapılmış ve değerlerinden uzaklaşmışsa tarihimizin en sancılı dönemleri de o zaman yaşanmıştır." "O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz" "Bu ülkenin gençlerini kimi zaman sağcı-solcu diyerek, kimi zaman Kürt-Türk diyerek, kimi zaman Alevi-Sünni diyerek, kimi zamanda ilerici-gerici diyerek birebirlerine düşman ettiler. Anne-babaların elleri yüreklerinde, akşam olunca evlatlarının sağ salim eve dönebilmesi için pencere kenarlarında dua ettiği günler yaşadık" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Sadece başörtüsünden, sakalından, kılık kıyafetinden dolayı insanların eğitim ve çalışma hakkının elinden alındığı, istifaya zorlandığı, geleceğinin karartıldığı günler yaşadık. O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz. AK Parti olarak, ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren Türkiye’nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştık. Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu, ideolojik aidiyetin liyakatın önüne geçtiği günler artık geride kaldı. Zengin fakir, şehirli köylü, doğulu batılı ayırmadan bu ülkenin evlatları arasında fırsat eşitliğini tam manasıyla biz sağladık" dedi. "Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık" En büyük yatırımı gençlere yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Unutmayın gençler, önce seçilme yaşını 30’dan 25’e, ardından 18’e düşürerek gençlerimize duyduğumuz güveni çok net şekilde gösterdik. Türkiye’de siyaseti dar kadro siyaseti olmaktan çıkartarak, gençlerimizin eğitimde, bürokraside, sivil toplumda, kültür, sanat ve sporda önünü açtık. 23 yıldır hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime tahsis ettik. 2002’de yüksek öğretime ayrılan bütçe sadece 2,5 milyar liraydı, biz bunu 2026 itibariyle 651 milyar liraya çıkardık. Üniversite sayımızı 76’dan 208’e yükselttik. Yüksek öğrenim yurt sayımızı 190’dan 873’e, yatak kapasitemizi 182 binden 1 milyona ulaştırdık. Yıllar içerisinde, tüm burs miktarını, hem burs alan öğrenci sayısını artırdık, başvuran her üniversite öğrencimize burs veya kredi veriyoruz. 81 ilimizi gençlik ve spor tesisleriyle, bilim ve kültür merkezleriyle, spor salonları, futbol sahaları ve olimpik yüzme havuzlarıyla donattık. Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık. Bugün kendisini çok iyi yetiştirmiş, birkaç dil bilen, dünyayı tanıyan, sosyal zekası yüksek, deneyimli, donanımlı, yenilikçi ve aynı zamanda ahlaklı, imanlı bir neslin hamd olsun gümbür gümbür geldiğini görüyoruz" diye konuştu. "Sizi sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin" Tüm dünyanın imrenerek baktığı Türkiye’nin savunma sanayisinin, genç mühendislerin, yazılımcıların, teknisyenlerin ve TEKNOFEST kuşağının genç neferlerinin omuzunda yükseldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Genç bilim insanlarımız, öğrencilerimiz, sanatçılarımız dünya ölçeğinde ses getiren başarılara imza atıyor. Genç yeteneklerimiz uluslararası turnuvalarda, olimpiyatlarda madalyalara her gün yenilerini ekliyor. Tekvando milli takımımız, engelli sporcularımızla birlikte 22 madalya kazanarak Avrupa şampiyonu oldu. Milletimizin göğsünü kabartan tekvandocularımızı tebrik ediyorum. Kazakistan ziyaretimizde ülkemizi e-spor alanında temsil eden gençlerle karşılaştık. İster geleneksek spor dallarında, ister teknolojiyle birlikte gelişen e-spor branşlarında olsun, gençlerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bugünün ve yarının dünyasında, sizlerin hak ettiğiniz yeri almanız için yanınızda olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin geleceği sizlere emanettir, Türkiye’nin parlak yarınları sizlerin gayretleriyle şekillenecektir. Sadece ülkemizde değil, Türk dünyasında, İslam aleminde, Afrika’da, Asya’da, Latin Amerika’da sizi izleyen, Türkiye’deki her gelişmeyi yakından takip eden milyonlarca kardeşiniz var. Siyasi hayatının her aşamasında gençlerle yol yürümüş, çeyrek asra yaklaşan millete hizmet yolculuğunda gençliği daima önceleyen bir büyüğünüz olarak, sizlere her zaman güvendim ve güveniyorum. Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın."