GÜNDEM - 14 Mayıs 2026 Perşembe 12:42

Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: "Şehirler, modern insanın mekanı değil, zindanı oldu"

A
A
A
Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: "Şehirler, modern insanın mekanı değil, zindanı oldu"

Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, "Modernite çalışma hayatından hukuka, üretimden tüketime her şeyi değiştirdi ve dönüştürdü. İnsanı fıtratından uzaklaştıran, duayla kavga ettiren, mezarlardan kaçan, mezarlıklardan çekinen, sürekli tüketime odaklı şehirler, modern insanın mekanı değil, zindanı oldu. Yeni AVM’ler, yeni tapınaklar olarak insanların bütün vaktini harcadığı bir yere dönüştü" dedi.


Memur-Sen bünyesindeki Türkiye Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası tarafından düzenlenen ‘Yalnızlaşan Kentten Dayanışan Kente Vakıf Müessesesinin Mimari ve Sosyal Restorasyonu’ başlıklı panelde vakıf kültürünün toplumsal dayanışmadaki rolü, şehir hayatına etkileri ve medeniyet perspektifi ele alındı. Programda Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından bir konuşma yapan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, geleceğin şehirleri ve sürdürülebilirliklerinin küresel ölçekte konuşulduğunu ve münazara edildiğini ifade ederek, "Fakat bu mesele, vakıf merkezli dayanışma ve sosyal restorasyon bağlamında burada bir kez daha ele alınmış olacak. Dahası tarihi mirasımız retoriğin ötesinde eleştirel akılla yeterince analiz edilmiyor. Bir tarihçinin güzel bir sözü var, ‘Geleceği kuramayanlar geçmişine hücum ederler.’ Yeni tarih övgü ve gerginliğin ötesinde bu açıdan değerlidir. Bu yönüyle vakıf müessesesini kentsel dayanışma bağlamında tartışmak, bu mirasın bugüne ne söyleyebileceğini ele almak, meseleye bu bakış açısıyla yaklaşmak, geçmişe hücum değil de bilakis güçlü bir geleceğe yönelmek açısından son derece kıymetlidir. Ali Yıldız başkanımızın az önce ifade ettiği gibi ’Biz vakıf medeniyetiz, vakıf medeniyetinin mirasçılarıyız’ sözünü kıymetli buluyorum. Çünkü hakikaten millet olarak bizleri tarif eden bir tanımlama. Hatta öyle ki Osmanlı Devleti’nin doğum belgesi denilen Mekece Vakfiyesi adından da anlaşılacağı üzere bir vakıf belgesi. Yani Osmanlı toplumu vakıf müessesesini kurumsallaştırarak başka bir boyuta taşımış, sosyal stratejik bir boyut kazandırmıştır ona" diye konuştu.



"Anadolu’da vakıf yolcuya aşk, kuşa yem, yetim kıza çeyiz, kimsesize barınma, hastaya ise darüşşifa olmuş"


Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Ecdadımızın daha önce o günlerde bu vakıf müessesesini nasıl cari kıldığına ilişkin örnekleri bu beraber yapacağımız çalıştay vesilesiyle dinleyeceğiz ve bir kez daha bu konuda hayranlığımızı hepimiz ifade edeceğiz. Ama geleceğe ilişkin de ödev çıkarmış olacağız. Zira Anadolu’da vakıf yolcuya aşk, kuşa yem, yetim kıza çeyiz, kimsesize barınma, hastaya ise darüşşifa olmuş. Ecdadımız delisine de, velisine de, erenine de, dervişine de vakıf yoluyla sahip çıkmayı bu anlamda kurumsallaştırmış. Kuş uçmaz kervan geçmez denilen yerde misafir ağırlamak için yarışan tekkeler, imalathaneler, zaviyeler şehirlerin çekirdeğini oluşturmuş ve Diyar-ı Rum beldesini İslam beldesi yapmış ve Anadolu kılmıştır. İşte tam da bu yönüyle vakıf kültürümüzü sosyal ve stratejik olarak yeniden ihya etme mesuliyetimiz var. Bununla birlikte elbette kentsel dayanışma üzerine kafa yoran, dünyaya söyleyecek sözü olan aktaracak, bu sözü derleyip toparlayacak güçlü bir müktesebatımız var. Onun için hepimize sorumluluk düşüyor."



"Şehirler, modern insanın mekanı değil, zindanı oldu"


Sanayi Devrimi sonrası yerin yerinden oynadığını ve taşların halen yerine oturmadığını kaydeden Yalçın, "Modernite çalışma hayatından hukuka, üretimden tüketime her şeyi değiştirdi ve dönüştürdü. İnsanı fıtratından uzaklaştıran, duayla kavga ettiren, mezarlardan kaçan, mezarlıklardan çekinen, sürekli tüketime odaklı şehirler, modern insanın mekanı değil, zindanı oldu. Yeni AVM’ler, yeni tapınaklar olarak insanların bütün vaktini harcadığı bir yere dönüştü. Onun için birlikte yaşama, dayanışma, kültürel devamlılığı sağlama gibi olgular şehir yaşamının dışında kaldı. Türkiye’de ise özellikle 1950 sonrası köyden kente göç dalgaları bugünkü şehirleri şekillendirdi. Çarpık şehirlerde hemşehri olarak birbirine tutunan yalnız insanların hayat mücadelesi başladı. Ve insanlar yalnızlıklarını hemşehri dernekleri üzerinden gidermeye çalışıyor. Birbiriyle bu anlamda dayanışmaya çalışıyor. 80’lere kadar bir nebze de olsa tanışıklık ve dayanışmayı temin eden bir mahalle kültürümüz vardı. Fakat bu tablo önce apartmanlaşmaya, sonra korunaklı sitelere dönüştü ve şehirli insan eşittir yalnız ve güvencesiz insan formuna dönüştü. Böylece tanışıklığın yerini yalnızlık, dayanışmanın yerini kimsesizlik aldı. Bugünün dünyasında her zamankinden daha fazla kurumsallaşmış, dayanışmaya organize olmuş, iyiliğe ve organize merhamet hareketine ihtiyaç var. Peki insan tabiatına uymayan bu yalnızlığı panelimizin başlığında da vurgulayan yalnızlaşan kentten dayanışan kente nasıl ulaştıracağız? Vakıf müessesesinin mimari restorasyon kısmını uzmanlara bırakalım. Peki sosyal restorasyonu nasıl yapacağız? Bunu Mehmet Akif İnan üstadımızın, kurucu genel başkanımızın diliyle cevaplarsak ‘Düşüncemizin kültürüne malik olmalıyız. Köklü fakat çağdaş bir nefese sahip bir düşünce kurmalıyız’ yaklaşımı hakikaten önemli. Vakıf müessesesinin geleneğini istikrarla sürdürmek, faaliyet alanını toplumun her kesimine ulaştıracak şekilde çeşitlendirmek ve vakıf kültürümüzü daha da genişletmeye hepimizin ihtiyacı var. Biz Memur-Sen olarak tam da bu şuurla iyiliği kurumsallaştırmak için 2016 yılında kurduğumuz Mehmet Akif İnan Vakfımız ile eğitim çalışanlarımıza, eğitimcilerimize ve eğitim yöneticilerimize yönelik nitelikli çalışmaları yönetiyor, eğitim fakültelerinde okuyan öğrencilere bu anlamda geleceğe hazırlık yönünde programlar organize ediyoruz" şeklinde konuştu.


Programa Diyanet-Sen Genel Başkanı Ali Yıldız, Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu, sendika üyesi memurlar, akademisyenler, yazarlar ve kurum temsilcileri katıldı.



Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: "Şehirler, modern insanın mekanı değil, zindanı oldu"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Başkan Seçer: "Bir kenti tanıtmak için bazı enstrümanları kullanmanız lazım" Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin mayıs ayı ikinci birleşiminde konuşan Başkan Vahap Seçer, Mersin’in tanıtımına yönelik çalışmalara dikkat çekerek, "Bir kenti tanıtmak için bazı enstrümanları kullanmanız lazım" dedi. Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin 2026 Yılı Mayıs Ayı Olağan Toplantısı 2. Birleşimi, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer başkanlığında gerçekleştirildi. Kongre ve Sergi Sarayı Çok Amaçlı Salonda gerçekleştirilen toplantında, birimlerden gelen 14 ve komisyonlara havale edilen 26 madde olmak üzere toplam 40 madde görüşüldü. "Bir kenti tanıtmak için bazı enstrümanları kullanmanız lazım" Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Mersin Sinema Ofisinden iki görevlinin, İspanya’nın Valladolid kentinde düzenlenecek olan ‘Valladolid Shooting Locations Marketplace’ etkinliğine gitmesine ilişkin ayrılan bütçenin görüşüldüğü maddeye şerh koyan meclis üyesine yanıt veren Seçer, "Sinema Ofisinin görevi, kendine has özellikleri olan Mersin’i, bir plato görevi yapabilmesi adına hem ulusal hem de uluslararası arenada anlatabilmek. Bir kenti tanıtmak için bazı enstrümanları kullanmanız lazım. Bunun yanı sıra da kentte sanat, spor, bilim ve siyaset dünyası gibi farklı alanlardan çok değerli isimler çıkartmanız lazım" dedi. Mersin’in bir sinema platosu haline gelmesi durumunda kentin gerek ekonomi olarak gerek tanınırlık olarak öne çıkacağını belirten Seçer, "Türkiye’nin tanıtım geliri olan dizilerin burada çekilmesi, Mersin’in tanıtımına da çok büyük katkı sunar. ‘Türkiye’nin izdüşümü’ olarak nitelendirdiğimiz Mersin’de, hangi içerikte film çekerseniz çekin o içeriğe uygun bir mekan bulabilirsiniz. Mersin’de her şey var" ifadelerine yer verdi. "32 milyar TL’den fazla bütçesi olan bir belediyenin Mersin için harcayacağı bütçeyi mesele edeceksek, ortaya vizyon koyamayız" Mersin’de düzenlenen Kültür Yolu Festivaline ilişkin değerlendirmeler yapan Seçer, belediyenin yapmış olduğu konserler ve kültür etkinliklerinin tartışıldığı kadar merkezi iktidarın yapmış olduğu festival ve benzeri etkinliklerin bütçesinin konuşulmamasını eleştirdi. Kültür Yolu Festivalinin Mersin’de ses getirmediğine dikkat çeken ve kentte yapılan konserlerin, etkinliklerin ve festivallerin kente katkı sunması gerektiğine işaret eden Seçer, "32 milyar TL’den fazla bütçesi olan bir belediyenin, Türkiye’nin parlayan yıldızı dediğimiz Mersin için harcayacağı birkaç bin euroyu eğer mesele edeceksek biz ortaya bir vizyon koyamayız. Bu kenti kalkındıramayız ve geliştiremeyiz. Bu konulara daha vizyoner bakmak lazım. Konunun karar verme yetkisi bendeydi, ilgili daire benden ‘olur’ istedi ben de verdim. Gitsinler, İspanya’da Mersin’i tanıtsınlar. Dünyanın her tarafından gelen film şirketleri olacak, bu fırsat bulunmaz. Bir film şirketinin ilgisini çeksek deseler ki, ‘Biz bir ay sonra Mersin’e geleceğiz, bir keşif yapacağız. Siz de madem buraya kadar gelmişsiniz belediye olarak bize mihmandar olun.’ Her türlü desteği sunarım. Yeter ki buraya film endüstrisi gelsin, ilgi duysun, film çeksin" ifadelerine yer verdi. Seçer, Kültür Yolu Festivalinin programından haberleri olmadığı için 19 Mayıs’a konser koyduklarını ve bu programla çakışmaması adına konseri farklı bir tarihe çekmek istediklerini ancak sanatçının uygun olmamasından kaynaklı bunu yapamadıklarını belirtti. Tüm bunları hassasiyetle düşündüklerini aktaran Seçer, kentteki etkinliklerin ve kentin diğer ülkelere tanıtılmasının hem elzem hem lazım olduğunun altını çizdi. Meclis Toplantısı, ilgili maddelerin oylanmasının ardından sona erdi.
Konya Konyaspor, kupa finalinin ilan edildiği gibi Antalya’da oynanmasını istiyor Konyaspor, Ziraat Türkiye Kupası’nda Trabzonspor ile oynayacakları final maçının daha önce ilan edildiği gibi Antalya’da oynanmasını istiyor. Son günlerde Ziraat Türkiye Kupası finalinin Antalya’dan alınmasına ilişkin kamuoyundaki tartışmalar nedeniyle Konyaspor Genel Sekreteri ve Basın Sözcüsü Cengiz Yönet imzasıyla kulübün sosyal medya organlarından açıklama yapıldı. Açıklamada, finalde Antalya’da oynanacağının, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından haftalar öncesinden açıklandığı ve tüm planlamaların bu doğrultuda yapıldığı hatırlatılarak, "Son günlerde final müsabakasının oynanacağı şehrin değiştirilmesine yönelik çeşitli değerlendirmeler gündeme gelmektedir. Konyaspor olarak, daha önce ilan edildiği şekilde finalin Antalya’da oynanmasının doğru olacağını saygıyla ifade etmek isteriz. Trabzonspor Kulübü ile her zaman karşılıklı saygı ve dostluk çerçevesinde ilişkiler yürüttük, bugün de aynı anlayış devam etmektedir. Aynı şekilde Türkiye Futbol Federasyonu ile ilişkilerimiz de kurumsallık ve karşılıklı saygı temelindedir. Antalya; tesisleri, organizasyon gücü, ulaşım imkanları ve futbol atmosferiyle böyle büyük bir finale en uygun şehirlerden biridir. Final yerinin değiştirilmesini gerektirecek herhangi bir neden olmadığını düşünüyoruz. Temennimiz; fair-play ruhunun ön planda olduğu, dostluğun ve futbolun kazandığı örnek bir final atmosferinin yaşanmasıdır" denildi.