POLİTİKA - 21 Nisan 2026 Salı 12:36

MHP lideri Bahçeli: "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir"

A
A
A
MHP lideri Bahçeli: "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" dedi.


MHP lideri Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Sözlerine 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Bahçeli, "1918’den 1920’ye uzanan dönem, Türk milleti bakımından yalnız askerî mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamaz. O yıllar, bütün yıkıntıların arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanıdır. 23 Nisan 1920’de tecessüm eden hakikat, tam da bu tarihî eşikte aranmalıdır. Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş, temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş hâlidir" ifadelerini kullandı.



"Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür"


23 Nisan’ın "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanmasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biri olduğunu dile getiren Bahçeli, "Devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlakî seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız; bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir" dedi.



"Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir"


Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığının altını çizen Bahçeli, "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız; ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız; İstiklal Marşı’nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavranıldığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Millî eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil; vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan; fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır" diye konuştu.



"Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir"


Konuşmasının devamında Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okullardaki saldırılara ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir. Bu vahim gelişmeler; vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçlarının ve arka plandaki gelişmelerle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez; aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir. Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir" dedi.



"Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır"


Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığını dünyada çocukların ekran başında geçirdikleri sürelerin de aynı oranda artmasını ve sosyal medya platformlarında kullanılan saldırgan dile çocukların daha fazla maruz kaldığını belirten Bahçeli, "Akran zorbalığının arkadaş grupları, mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice yaygınlaşması, çocuklarımızın ruh sağlıklarını örselemekte, kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir. Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta; artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketi ile verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız; dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir" diye konuştu.



"Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız"


Okuldaki saldırıların çözümünün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı olmadığını dile getiren Bahçeli, "Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız. Ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile, çocuğun ilk mektebidir. Okul, çocuğun ikinci evidir. Devlet, çocuğun en geniş himaye çatısıdır. Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk, bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zemini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir. O hâlde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir; ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir" dedi.



"Hiç kimse evlatlarımızın üzerinden siyaset üretmeye, heves etmemelidir"


Bugünkü çağrılarının sağduyu çağrısı olduğunu ifade eden Bahçeli, "Sağduyu, acıyı hafife almak anlamına gelmez. Sağduyu, hakikati öfkeye teslim etmeden söyleme kudretidir. Sağduyu, cezanın hukuk içinde, tedbirin hikmet içinde, merhametin adalet içinde aranmasıdır. Sağduyu, toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir. Çocuğun her şeyden evvel masumiyetin adı olduğu bir dünyada; masumiyeti suçlulukla yan yana getiren her tablo; toplumsal düzenimizi, değerlerimizi ve zihinlerimizi felce uğratmaktadır. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı, hiçbir yönlendirme, hiçbir siyasi hesap altında kalmadan; sükûnetle, suhuletle ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir. Olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulma; hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocuklarımızın hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir. Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir" diye konuştu.



"Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir"


Cumhur İttifakı’nın krizden medet umanların değil, çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil, düzeni sağlayanların, varlık cephesi olduğunu belirten Bahçeli, "Cumhur İttifakı’nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci; evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir. Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortasıdır. Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mardin Midyat’ta koruma kurulu eğitimleri toplantısı Mardin’in Midyat ilçesinde de 2 gün sürecek kültür varlıklarını koruma bölge kurulu müdürleri ve üyeleri eğitim ve koordinasyon toplantısı başladı. Valilik himayelerinde, Midyat Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Midyat Belediyesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplantıya Türkiye genelinde koruma altındaki alanlarda yapılacak uygulamaları değerlendiren 34 Koruma Bölge Kurulu’nun müdürleri ve üyeleri katıldı. Mardin Valisi ve Büyükşehir Başkan Vekili Tuncay Akkoyun, ‘’Tarihi yapılarımızda bizler geçmişten aldığımız bu mirası koruyarak ve en iyi şekilde restore ederek inşallah gelecek nesillere daha sağlam ve sağlıklı bir şekilde İnşallah miras bırakacağız. Bu çerçevede sizler de biliyorsunuz Kültür ve Turizm Bakanlığımız çok önemli çalışmalar yapıyor. Özellikle kurullarımız çok önemli. Bu koruma konusunda büyük gayret sarf ediyorlar. Bugün de koruma kurul bölge müdürleri ve kurul üyelerimizin eğitim ve koordinasyon toplantısı Midyat’ta gerçekleşiyor. Umut ediyorum tarihi mirasımızın korunması ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir şekilde devredilmesi noktasında bu çalışma hayırlara vesile olur diyorum’’ dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı ise Mardin’in turizmini masaya yatırdıklarını söyledi. Yazgı, ‘’Buradaki Süryani kardeşlerimizin, Ezidi kardeşlerimizin buradaki sorunlarını dinledik. Vekilimizle, belediye başkanımızla, il başkanımızla, sayın valimizin başkanlığında Birçok toplantı gerçekleştirdik. Tabii burada Mardin bizim için çok önemli. Midyat bizim için çok önemli. Gerçekten inançların biraz önce valimin bahsettiği gibi ezan sesiyle çan sesinin beraber uyum içerisinde gerçekten yaşayabildiği dünyada ender yerlerden bir tanesi kaldı. Huzurun ve barışın şu anda en çok hasretle yaşanmak istediği dünyamızda Mardin gerçekten huzurun ve barışın şu anda başkenti niteliğinde. Tüm Türkiye’deki koruma kurulu üyelerimizi, müdürlerimizi hep birlikte, tüm genel müdürlerimizle birlikte burada bir hizmet içi eğitim toplantısı niteliğinde bir çalıştay gerçekleştirdik’’ diye konuştu. Kültür Varlıkları Genel Müdürü Birol İnceciköz de ‘’Biz Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü olan olarak biliyorsunuz Türkiye’deki somut kültürel mirasın korunmasından ve gelecek nesillere aktarılmasından sorumlu bir kurumuz. Başta Cumhurbaşkanımızın bize göstermiş olduğu hedefe ulaşabilmek adına Bakanımızın rehberliğinde son 20 yıldır önemli gayretler sarf ediyoruz. Bugün burada Mezopotamya’nın incisi Midyat’ta tüm Türkiye’deki Koruma Bölge Kurulu üyelerimizi, müdürlerimizi bir koordinasyon toplantısına aldık. İçinde akademisyenlerin, özel sektör çalışanlarının, alanında uzman insanların oluşturduğu bu yapı Türkiye’deki koruma mirasını, koruma kültürünü, koruma eyleminin dinamiklerini 2 gün boyunca konuşacaklar ve ülkemizin somut kültürel mirasını gelecek nesillere nasıl daha iyi bir şekilde aktaracağımızı konuşacaklar’’ şeklinde konuştu. Toplantıda genel müdürlük uzmanları sunum yaptı.
İstanbul Yiğit Arslan: "Kazanarak başlamak istiyoruz" Beşiktaş Erkek Basketbol Takımı’nda kaptan Yiğit Arslan, EuroCup’ta Fransız ekibi Cosea JL Bourg ile iç sahada oynayacakları final serisinin ilk maçında sakin kalıp, olgun bir oyunla galip ayrılmak istediklerini söyledi. BKT Avrupa Kupası (EuroCup) final serisi ilk maçında yarın Akatlar’da Fransız ekibi Cosea JL Bourg ile karşılaşacak olan Beşiktaş Erkek Basketbol Takımı’nda kaptan Yiğit Arslan, İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. "Hiç bu kadar yakın olmamıştık" Tecrübeli basketbolcu, 3 yıllık bir serüvenin sonunda hak edilerek gelinmiş bir yerde olduklarının altını çizerek, "Sonunda kupanın bir ucundayız. Hiç bu kadar yakın olmamıştık. Tüm ekip olarak; takım arkadaşlarım, sağlık ekibimiz, teknik ekibimiz, yönetimimiz.. Hepimiz elimizden geleni yaptık. Bu saatten sonra 2 tane maç kazanmak için sahada mücadele edeceğiz. Tabii ki bu basketbol, sonuçta hatalar oyunu. Hatalar olacak, yapılacak; şutlar girecek, kaçacak.. Bunların hepsi basketbolun içinde var ama bu 40 dakikadan 2 maçı kazanmamız gerekiyor. Çok basite indirgeyip, daha sakin olup, taraftarımızla beraber ilk maç stresini bir an evvel atıp, sonunda bir kazanmamız gereken maç olduğunu düşünerek 40 dakikayı oynamamız lazım. Hemen bitecek bir maç değil. ‘Hemen evde oynuyoruz, fark açılsın’ gibi bir düşünceye kapılmadan; tüm tribünler de dahil buna, sakince ve olgun bir şekilde oynayarak kazanarak başlamak istiyoruz" ifadelerini kullandı. "İtici güç olan büyük bir taraftar kitlesi olacak" Yarın Akatlar’da oluşacak taraftar desteğinin kendileri adına sürpriz olmayacağını belirten Arslan, "Hem burada yine rakip takımı çok rahatsız eden, kendi takımına acayip itici güç olan büyük bir taraftar kitlesi olacak. Onlar zaten her zamanki gibi içlerinden geldiği gibi davranacaklar. Biz de onların o ruhuna, mücadelesine, isyanına bağlanarak biz de 40 dakika mücadele edeceğiz" şeklinde konuştu. "EuroLeague heyecanına şimdiden kapılmadığımızı düşünüyorum" Siyah-beyazlı takımın kaptanı, gelecek sezon Euroleague’de mücadele etme düşüncesinin heyecanına şimdiden kendilerini kaptırmadıklarını da aktardı. Yiğit Arslan, "Yani fazla düşündüğümüzde tabii arada gelen bir heyecan oluyor ama düşünmüyoruz açıkçası. Yani EuroLeague gelecek sene... Yarın ne olacağını kimse bilmiyor. EuroLeague heyecanına şimdiden kapılmadığımızı düşünüyorum. Aynı takım, aynı şekilde bizle aynı şartlara ve şansa sahip olan bir takım var; onlara çok büyük saygı duyuyoruz. Son üç yılda onlar da bu kupada çok büyük başarılar elde ettiler. Önce önümüzdeki 40 dakikayı düşünüyoruz, onun için heyecanlıyız" cümlelerine yer verdi.