POLİTİKA - 14 Nisan 2026 Salı 12:27

MHP lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir"

A
A
A
MHP lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye, silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. Terörsüz Türkiye, yeniden şenlenen köylerdir. Terörsüz Türkiye, işini büyük şehirde aramayan gençlerdir" dedi.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. İran-ABD-İsrail savaşı ve bölgede gerçekleşen diğer çatışmalara yönelik değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, bölgedeki krizin hala devam ettiğini belirtti.



"Bu ateşkes, tarafların pozisyonlarını gözden geçirmesine imkan tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir"


ABD ve İsrail’in 28 Şubat tarihinde İran’a yönelik ortak hava saldırılarıyla başlayan savaşın 7 Nisan’da iki haftalık ateşkese bağlandığını hatırlatan Bahçeli, "Bu ateşkes, kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade; tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkân tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir. Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır. Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Bunun içindir ki bugün ’ateşkes’ diye sunulan tabloyu safdil bir iyimserlikle değil, devlet ciddiyetiyle okumak zorundayız. Çünkü ateşkesin kendisi bile bir güç mücadelesinin aracına dönüşmüş durumdadır. Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nın açılması şartıyla iki haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran’dan 10 maddelik teklif aldıklarını söylemesi; buna karşılık İran’ın da savaş hedeflerine ulaşıldığını ilan etmesi, krizin masaya taşındığını göstermiştir. Anlaşılmaktadır ki silahların geçici olarak susması, hesapların kapandığı değil; gerek sahada gerekse masada yeniden ayarlandığı bir ara safhaya işaret etmektedir" açıklamasında bulundu.



"Türkiye katılımıyla bir ’Dünya Barış Konseyi’ mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir"


ABD ile İran arasındaki görüşmelerin sonuçsuz olmasının bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirdiğinin altını çizen Bahçeli, "2020’de küresel salgınla sarsılan insanlık; Ukrayna-Rusya savaşıyla, Kızıldeniz ve Karadeniz’de bozulan ticaret güvenliğiyle, Gazze’deki insanlık dramıyla, Lübnan’daki yıkımla, Etiyopya’da, Sudan’da, Somali’de patlak veren krizlerle durmaksızın savrulmuştur. Keşmir hattında Hindistan ile Pakistan’ın karşı karşıya geldiği, bugün Pakistan-Afganistan geriliminin on binlerce insanın hayatını altüst ettiği bir dünyada, yangının tek bir bölge ile sınırlı kalacağını düşünmek tehlikeli bir gaflettir. Üçüncü Dünya Savaşı ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antnio Guterres’in öncülüğünde; Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla bir ’Dünya Barış Konseyi’ mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir" ifadelerine yer verdi.



"İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur"


Bahçeli, İsrail ordusunun Lübnan’daki saldırılarına devam ettiğine dikkati çekerek, "İsrail’in Lübnan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıları derhal durdurulmalıdır. Bölgedeki istikrarın sağlanması ve kardeş Lübnan halkının toprakları üzerindeki egemenliğinin tesis edilmesi insani ve vicdani bir gerekliliktir. İsrail’in Suriye, İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığı ve geniş bir coğrafyada Amerika Birleşik Devletleri güdümünde ve desteğinde sürdürülen emperyalist faaliyetlerinin yoğunlaştığı görülmektedir. Bölgemizdeki komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak siyonizm ve emperyalizm lehine yeniden bir güvenlik inşa etmeye çalışan anlayış, yalnızca kaos üretmektedir. İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur. İsrail üzerinde bir baskı mekanizmasının işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur" değerlendirmesinde bulundu.



"Mescid-i Aksa’ya yönelen her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır"


İsrail tarafından Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, "İlk kıblemiz, göz nurumuz, mübarek hatıraların ve mukaddes emanetlerin kalbi olan Mescid-i Aksa; Miraç mucizesinin eşiği, Peygamber Efendimizin ümmetine yadigarıdır. Bu kutlu mabede yönelen her tahakküm ve her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır. Mescid-i Aksa’nın, İsrail tarafından 41 gün boyunca ibadete kapatılması ve ancak geçtiğimiz günlerde yeniden açılması, bize bu mücadelenin yalnız hava sahaları, sınırlar ve üsler üzerinden değil; kutsal değerlerimiz, inançlarımız, iman ve gönül iklimimizin ait olduğu mekanlar ve inancımızın hafıza sahası üzerinden de yürütüldüğünü göstermektedir. Filistinli Müslüman kardeşlerimizin ibadet özgürlüğü ağır şekilde sınırlandırılmış; hali hazırda süren insanlık dramına, önü arkası kesilmeyen insan hakları ihlallerine bir yenisi daha eklenmiştir" diye konuştu.


Bahçeli, İsrail meclisinde kabul edilen ve Filistinli siyasi tutuklular için idam cezası yolunu açan düzenlemenin siyonizmin İslam’dan almaya çalıştığı intikamının, Filistinli vatandaşlar üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümün bir yansıması olduğunu ifade etti.



"Sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken ticaret yollarının kontrolü ve coğrafyanın medeniyet yapısı birlikte ele alınmalıdır"


Orta Doğu’daki çatışmaların sonucunda su güvenliğinin ön plana çıktığını dile getiren Bahçeli, "Savaş öncesi dönemde de küresel ölçekte en yüksek su sıkıntısı yaşayan coğrafyalardan biri Orta Doğu’dur. İklim değişikliği, kuraklık, talep artışı ve çatışmalar; su kaynaklarını yeni bir rekabet cephesine dönüştürmüştür. Bugünün mücadelesi sadece füze ve uçak meselesi değildir. Yarının çatışma sahaları su, gıda, enerji, altyapı ve lojistik hatları üzerinden şekillenecektir. Sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken kaynak güvenliği, ticaret yollarının kontrolü, üretim ağlarının örgüsü ve coğrafyanın medeniyet yapısı birlikte ele alınmalıdır" şeklinde konuştu.



"Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır"


Bölgedeki her sarsıntının, Türkiye’ye mezhepçilik, etnikçilik ve vekalet savaşları üzerinden yeni faturalar çıkarmak isteyen odakların iştahını kabarttığını vurgulayan Bahçeli, "Washington - Tel Aviv hattında yaşanan gerilim karşısında bölge devletlerinin etnik, dini ve mezhebi bölücülüğe fırsat vermeyen bir dayanışma çizgisinde kalması hayati meseledir. İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir. Sanıyorum ki sınırlarımız dışındaki tüm gelişmeler karşında Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki ısrar ve kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, bu süreci bahane ederek Milliyetçi Hareket Partisi’nin çizgisini, Türk milliyetçiliğinin fikri omurgasını ve yegane kalesini sorgulamaya yeltenen sözde muhalefet, her şeyden önce kendi basiretsizliğini ele vermektedir" ifadelerini kullandı.



"Bize düşen, toprağı küstürmemek, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır"


Bahçeli, üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmanın jeopolitik bir zorunluluk, milli bir gereklilik olduğunun altını çizerek, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Kendi kendine yetebilen bir ülke olmak, düş değildir. Kadere emanet edilmiş bir dua değildir. Hamasi bir dilek hiç değildir. Bugün üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmak; jeopolitik bir zorunluluk, milli bir gereklilik, tarihi bir haysiyet meselesidir. Bugün dünyamızın içinden geçtiği kaotik dönemde, iklim baskılarının arttığı, su krizlerinin büyüdüğü, tarımsal üretimin jeopolitik bir silaha dönüştürülebildiği, lojistik hatlarının kırılganlaştığı, biyoteknolojik müdahalelerin ve denetimsiz gıda dolaşımının çoğaldığı bir vasatta; tarımı sadece ekonomik verim meselesi olarak görmek basiretsizliktir. Tarım, milli mukavemettir. Tarım, yarınlarımızı bugünden koruma iradesidir. Tarım, tam bağımsız, büyük ve güçlü Türkiye’dir. Türk milleti, kriz anında kapı kapı dolaşacak, başkasının lütfuyla yaşayacak, yardım eli uzanmasını bekleyecek bir millet değildir. Türk milleti kendi emeğiyle ayağa kalkmış, kendi iradesiyle tarih yazmış, kendi alın teriyle kıtlıkları yarmış büyük bir millettir ve kıyamete kadar öyle kalacaktır. Bize düşen, toprağı küstürmemektir. Bize düşen, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır. Bize düşen, köyü boşaltan değil milletin efendisi olan köylüyü yaşatan politikaları hâkim kılmaktır."



"Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir"


Bahçeli, tarımın aynı zamanda sosyal denge meselesi olduğunu söyleyerek, Türk ve Türkiye Yüzyılı, kırsalımızdan, köylerimizden, çiftçilerimizin ve besicilerimizin omuzlarında yükselecektir. Terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda ilerledikçe; sınırlarımızdan terörün hain gölgesi çekildikçe, huzurun coğrafyası genişledikçe, devletin kudretiyle milletin duası aynı istikamette buluştukça; yıllarca korkunun, istismarın, göçün ve güvensizliğin baskısı altında kalmış nice bölgemiz yeniden ayağa kalkacaktır. Doğu Anadolu’nun, Güneydoğu Anadolu’nun, sınır havzalarımızın, yaylalarımızın, ovalarımızın ve köylerimizin terör prangasından kurtularak büyük bir üretim seferberliğine katılması mümkündür ve artık hayal değildir. Terörsüz Türkiye, silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. Terörsüz Türkiye, yeniden şenlenen köylerdir. Terörsüz Türkiye, işini büyük şehirde aramayan gençlerdir" diye konuştu.



"Türk polisi yalnız değildir, yalnız bırakılmamalıdır, yalnızlaştırılmamalıdır"


Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıl dönümünü idrak ettiklerini hatırlatan Bahçeli, polis teşkilatının herhangi bir meslek grubunun ötesinde; devletin sokaktaki aklı olduğuna vurgu yaptı. Bahçeli, Türk polisinin çok ağır bir yük taşıdığını da belirterek, şu ifadelere yer verdi:


"Bayramda, afette, terörle mücadelede, seçimde, trafikte, her yerde ve her zaman görevde olan polis kardeşlerimiz; evlerimizde huzurla uyumamız için üstün bir adanmışlıkla çalışmaktadır. Bu adanmışlık elbette kıymetlidir. Elbette güvenliğimiz riske atılamaz ancak güvenliği sağlayan insan unsuru da görev başında yıpratılamaz. Emniyet mensubu kardeşlerimizin hayat şartları görmezden gelinemez. Polislerimiz üzerine atılı bulunan fazla mesai sorunu ihmal edilemez. Karşılığı hissedilmeyen çalışma saatleri, sınırı belirsizleşen nöbet görevleri ve sürekli teyakkuz hali; polislerimizin omuzlarına çok ağır bir yük bindirmektedir. Bu kapsamda polis intiharlarını es geçmemek gerekir. Uzun mesai saatlerinin yorduğu, psikolojik baskının yıprattığı, yalnızlaşmanın yükünü taşıyan ve görev yoğunluğunun altında ezilen hiçbir polis kardeşimizi görmezden gelmemiz mümkün değildir. Türk polisi yalnız değildir. Yalnız bırakılmamalıdır. Yalnızlaştırılmamalıdır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Şampiyon genç sporcunun 3,5 yıllık hayat mücadelesi ölümle bitti, sanık için yeni iddianame hazırlandı Antalya’da 2021 yılında kontrolsüz kavşakta otomobilin çarpması sonucu ağır yaralanarak yatağa mahkum kalan, 3,5 yıllık hayat mücadelesini geçen yıl kaybeden 16 yaşındaki şampiyon Muaythai sporcusu Başar Kuyar’ın ölümüne ilişkin davada, cumhuriyet savcısı sanığın ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan cezalandırılmasını talep etti. Duruşma öncesi konuşan abla Rabia Kuyar, "Ben bugün dünya şampiyonu olup boynunda madalya taşımak isteyen kardeşimin toprağını kendi boynumda taşıyorum" dedi. Kaza, 1 Ekim 2021 tarihinde Döşemealtı ilçesinde meydana geldi. İddiaya göre, A.Ü. idaresindeki 07 ATA 215 plakalı otomobil, İnönü Caddesi’nde seyir halindeyken Turgut Özal Caddesi ile kesişen kontrolsüz kavşağa girdiği sırada, Başar Kuyar’ın kullandığı 07 ZG 271 plakalı motosiklete çarptı. Kazada ağır yaralanan Kuyar’ın vücudunda kemik kırıkları oluştu. Uzun süre yatağa bağlı yaşam mücadelesi veren genç sporcu, tedavi gördüğü hastanede 3 Ocak 2025 tarihinde hayatını kaybetti. Kazanın ardından Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından otomobil sürücüsü A.Ü. hakkında ’taksirle yaralanmaya sebebiyet vermek’ suçundan dava açıldı. Başar Kuyar’ın hayatını kaybetmesinin ardından ailenin müracaatı üzerine bu kez ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan yeni bir iddianame düzenlenerek dosyaya eklendi. "Kardeşim 3 yıl 3 ay 2 gün yaşam mücadelesi verdi" Birleştirilen iddianamenin ardından Antalya 31. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuksuz yargılanan sanık A.Ü., taraf avukatları ve hayatını kaybeden Başar Kuyar’ın yakınları katıldı. Duruşma öncesi açıklama yapan Başar Kuyar’ın ablası Rabia Kuyar, kardeşinin kazanın ardından yıllarca yatağa bağlı kaldığını belirterek, "Kardeşim, 1 Ekim 2021 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonrası 3 yıl 3 ay 2 gün yatağa mahkum bir şekilde yaşam mücadelesi verdi ve 3 Ocak 2025’te maalesef hayatını kaybetti. Sanığın tek bir gün bile özgürlüğünden mahkum kalmaması vicdanları gerçekten yaralayan bir şey oldu" dedi. Kardeşinin sporcu kimliğine dikkat çeken Kuyar, "Kardeşim sporcuydu. Ülkesini dünya şampiyonu olarak, muaythai dünya şampiyonu olarak adını bu şekilde gururlandırmak istiyordu. ’Bir gün Google’a benim adımı yazdığınız zaman dünya şampiyonu çıkacak’ diyordu. Ben bugün kardeşimin adını Google’a yazdığım zaman trafik kazası adı altında katledildiğini görüyorum. Buna sebep olan hiç kimseye hakkım helal değil. Aynı şekilde ailem de benim gibi düşünüyor. Bir gün dünya şampiyonu olacaktı ve o birincilik madalyasını boynunda taşıyacaktı. Ben bugün dünya şampiyonu olup boynunda madalya taşımak isteyen kardeşimin toprağını kendi boynumda taşıyorum. Karşı taraf buna karşı hiçbir şekilde tek bir gün bile bir pişmanlık göstergesi sunmadı. Maddi zaten hiçbir şey beklemedik. Manevi açıdan ne sanığın kendisi ne de bir aile büyüğü hiçbir şekilde yanımızda olmadı" diye konuştu. Sanık suçlamayı kabul etmedi Mahkeme salonunda savunma yapan sanık A.Ü. ise kazada kusurunun bulunmadığını öne sürerek, "Döşemealtı’nda eşimle birlikte seyir halindeyken kontrolsüz kavşağa geldiğimde sağ tarafımdan hızlıca bir motosiklet aracımın sol önünden çarptı. Ben aracımı kurtarmak için frene bastım ancak müştekinin motosikleti çok hızlı geldiğinden ve ben de orta şeride gelmiş olduğumdan dolayı benim aracıma çarptı. Benim bu olayda bir kusurum yoktur. Müştekinin yaralanması ile ilgili bir zararı var ise gidermek isterim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, beraatimi talep ederim" dedi. Madalyayı heyete gösterdi Duruşmada söz alan Rabia Kuyar, kardeşinin spor müsabakalarında kazandığı madalyayla mahkeme salonuna geldi. Elindeki madalyayı mahkeme heyetine doğru tutan Kuyar, "Kardeşimin ölümüne sanık neden oldu, ölümüne sebep olacak başka hiçbir neden yoktu. Kardeşim sporcuydu, madalya kardeşimin sporcu ve sağlıklı olduğunun kanıtı" diye konuştu. Anne Gülsüm Kuyar da sanığın üzgün olduğuna ilişkin beyanına tepki göstererek, "Üzgün olduğunu söyledi, peki neden 4 buçuk sene boyunca bir kez bile aramadı. Kendisini ilk kez görüyorum, sonuna kadar şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. Savcı ceza talep etti, duruşma ertelendi Cumhuriyet savcısı, duruşmada sanığın ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti ise dosyadaki eksik hususların tamamlanmasına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Kastamonu Kastamonu Üniversitesi’nde Nevruz coşkusu Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen Nevruz Şenliği, renkli görüntülere sahne oldu. Kastamonu Üniversitesi tarafından Nevruz Şenliği düzenlendi. Etkinlik, Kuzeykent Bayrak Anıtı’ndan Kastamonu Üniversitesi Etkinlik Alanı’na kadar gerçekleştirilen bayrak yürüyüşüyle başladı. Yürüyüşün sonunda etkinlik alanında saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam edildi. Günün anlam ve önemine dair konuşma yapan Kastamonu Üniversitesi Kültür, Sanat, Uygulama ve Araştırma Topluluğu Danışmanı Doç. Dr. Zeki Gürel, nevruzun Türk milleti için Ergenekon’dan çıkışı temsil eden milli bir bayram olduğunu ifade etti. Gürel, bu özel günün dil, din ve coğrafya fark etmeksizin barışın, kardeşliğin ve kültürel birlikteliğin simgesi olduğunu vurguladı. Daha sonra uluslararası öğrenciler sahne alarak kültürel zenginliği yansıtan gösteriler sundu. Kazakistanlı öğrencilerin "Dombra" performansı büyük beğeni toplarken, Azerbaycanlı öğrencilerin dans gösterisi izleyicilerden alkış aldı. Endonezyalı ve Filipinli öğrencilerin sergilediği geleneksel danslar programa renk kattı. Son olarak Raksan Halk Dansları Topluluğu’nun halk oyunları gösterisi ise katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Gösterilerin ardından nevruz ateşi yakıldı. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal’ın da katılımıyla protokol üyeleri ateşin üzerinden atlayarak baharın gelişini kutladı. Rektör Topal ve beraberindeki heyet örs üzerinde demir dövdü. Etkinlikte yabanco öğrenciler, yöresel yemeklerini misafirlere ikram etti. Programın devamında ise Prof. Dr. Sıtkı Akarsu öncülüğünde Müzikoloji Bölümü öğrencileri tarafından konser verildi. Etkinliğe katılan Sevde Gül, "Gayet güzel bir etkinlik olmuş, eğleniyoruz. Üniversitemiz bununla alakalı konferansta düzenledi. Kültürümüzün devamı açısından nevruz ve Hıdırellez etkinliklerinin devamının olması gerekiyor. Gençlerimizin bilinçlenmesi gerekiyor" dedi. Azerbaycanlı öğrenci Elyaf Kasımı da, "Nevruzu çok güzel kutluyoruz. Azerbaycan’ın yöresel yemeklerini tanıtıyoruz. Eğleniyorum, çok güzel etkinlik geçiyor" diye konuştu. Programa Rektör Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Rektör yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Atalan ve Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı, Dış İlişkiler Genel Koordinatörü Doç. Dr. M. Öztürk Akcaoğlu, Gençlik ve Spor İl Müdürü Sami Kuşcu, İl Göç İdaresi Müdür Vekili Turgay Atsız ile çok sayıda akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.
Manisa Manisa’da istihdamı güçlendirecek yeni portal hizmete girdi Manisa Büyükşehir Belediyesi, iş arayan vatandaşlar ile işverenleri tek bir noktada buluşturmak amacıyla Manisa İstihdam Ofisi Kariyer Portalı’nı hayata geçirdi. Platform sayesinde taraflar, dijital ortamda hızlı ve kolay bir şekilde bir araya gelebilecek. Vatandaşlar, portal üzerinden haftanın her günü ve saati özgeçmiş oluşturarak kendilerine uygun iş ilanlarına başvuruda bulunabilecek. Platformdaki ilanlar özel sektörü kapsamakta olup, belediye bünyesine personel alımı amacı taşımamaktadır. İşverenler ise platformu tamamen ücretsiz kullanarak ilan yayımlayabilecek, adaylarla doğrudan iletişime geçerek istihdam süreçlerini yönetebilecek. Toplu iş görüşmeleri ve eğitim desteği Sistem, yalnızca ilan yayımıyla sınırlı kalmıyor. İşverenler, talep etmeleri halinde Manisa Büyükşehir Belediyesi bünyesinde toplu iş görüşmeleri düzenleyerek kısa sürede çok sayıda adaya ulaşma imkanı bulacak. Ayrıca nitelikli iş gücünü artırmak adına çeşitli kurumlarla iş birliği yapılarak mesleki eğitim kursları düzenlenecek; bu kursları tamamlayanların ilgili sektörlerde işe yerleştirilmesi desteklenecek. "Manisa’da istihdamı güçlendirmek öncelikli amacımız" Projenin önemine değinen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Manisa İstihdam Ofisi ile iş arayan hemşehrilerimiz ve özel sektör arasında güçlü bir köprü kuruyoruz. Amacımız, şehrimizdeki istihdamı güçlendirmek ve iş bulma süreçlerini dijitalleştirerek kolaylaştırmaktır" ifadelerini kullandı. Başkan Dutlulu, nitelikli iş gücünün artırılmasına yönelik çalışmaların da portal ile birlikte yürütüleceğini vurguladı. Manisa Büyükşehir Belediyesi hizmet binasının zemin katında fiziksel olarak hizmet veren istihdam ofisine, dijital ortamda www.manisaistihdamofisi.com.tr adresinden ulaşılabilir.
Samsun Okul önündeki 2 kişinin yaralandığı silahlı saldırıyla ilgili 2 kişi adliyeye sevk edildi Samsun’da okul önünde meydana gelen 2 kişinin vurularak yaralandığı olayla ilgili gözaltına alınan 2 kişi adliyeye sevk edildi. Olay, dün saat 09.50’de İlkadım ilçesi Kale Mahallesi Kaptanağa Sokak’ta bulunan Tülay Başaran Anadolu Lisesi önünde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Engelsiz Yaşam Derneği’nde birlikte çalıştıkları öğrenilen taraflar arasında, dergi basımı, yayını ve dağıtımıyla ilgili alacak-verecek meselesinden tartışma çıktı. Dernekte başlayan tartışma sokakta devam etti. Tartışmanın büyümesi üzerine U.K. (31), tabancayla T.D. (36) ve A.Ş.’ye (25) ateş açtı. Açılan ateş sonucu T.D. sağ diz altından, A.Ş. ise sağ ayak bileği ve sol ayak altından yaralandı. T.D., Samsun Şehir Hastanesi Acil Servisi’ne, A.Ş. ise Gazi Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Olay yerinden kaçan silahlı saldırgan U.K,. polis tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Yaralıların, olayı D.E.’nin (49) azmettirdiğini iddia etmesi üzerine Cinayet Bürosu ekipleri söz konusu şahsı da gözaltına aldı. D.E., hakkındaki suçlamaları kabul etmezken kavgayı ayırdığını söyledi. Polisteki sorguları tamamlanan U.K. ve D.E. bugün Samsun Adliyesi’ne sevk edildi. Savcıya ifade veren D.E. serbest bırakılırken, U.K. ise tutuklanması talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi.