GÜNDEM - 27 Şubat 2026 Cuma 11:14

Milli İstihbarat Akademisi’nin raporu yayınlandı: "Uluslararası sistem tarihte az görülen çok katmanlı bir dönüşüm sürecinden geçiyor"

A
A
A
Milli İstihbarat Akademisi’nin raporu yayınlandı: "Uluslararası sistem tarihte az görülen çok katmanlı bir dönüşüm sürecinden geçiyor"

Milli İstihbarat Akademisi tarafından hazırlanan "Jeopolitik Rekabetin Dönüşümü, Yeni Meydan Okumalar ve Türkiye" başlıklı raporda, uluslararası sistemin tarihte az görülen çok katmanlı bir dönüşüm sürecinden geçtiği belirtildi.


Milli İstihbarat Akademisi tarafından hazırlanan "Jeopolitik Rekabetin Dönüşümü, Yeni Meydan Okumalar ve Türkiye" raporu yayınlandı. Raporda güç rekabetinden savunma ekonomilerine, yeni nesil harp teknolojilerinden uzay ve siber alan mücadelelerine kadar uzanan geniş bir yelpaze, kritik mineraller jeopolitiğiyle birlikte bütüncül bir analitik çerçevede değerlendirildi. Hazırlanan raporda, mevcut güvenlik paradigmasının yerini devletler arası rekabetin sertleştiği ve konvansiyonel güç unsurlarının ileri teknoloji ile iç içe geçtiği yeni bir stratejik dönemin aldığına dikkat çekildi. Bu dönüşümün yalnızca askeri kapasiteyle sınırlı kalmadığı; karar alma mekanizmalarını, ittifak yapılarını ve küresel güç dağılımını da yeniden şekillendirdiği ifade edildi. Belirsizliğin artık yönetilmesi gereken bir risk olmaktan çıkarak uluslararası rekabeti doğrudan biçimlendiren bir değişkene dönüştüğü kaydedildi. Raporun mevcut gelişmeleri tasvir etmekle yetinmeyerek geleceğin muhtemel çatışma patikalarına ilişkin stratejik bir okuma sunduğu aktarıldı. Stratejik öngörü kapasitesinin devletlerin güvenlik ve dış politika performansını belirleyen temel dinamiklerden biri haline geldiğinin de altı çizildi.



Devletlerarası rekabetin yeniden yükselişi ve harp teknolojilerinin dönüşümü


Raporda, 21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken uluslararası sistemin tarihsel bir kırılmaya tanıklık ettiği ifade edildi. 11 Eylül sonrası dönemin düşük yoğunluklu çatışma ve terörizmle mücadele merkezli stratejik okumalarının yerini, devletler arası rekabetin sert geometrisinin aldığına işaret edildi. Uluslararası düzenin bir yandan çatışmacı köklerine dönerken, diğer yandan teknoloji jeopolitiğinin asimetrik etkileriyle yeniden şekillendiği değerlendirildi.


Harp sahasına ilişkin enformasyon akışının hızla arttığı ve askeri-siyasi zeminin yeniden konvansiyonel unsurlar etrafında şekillendiği belirtildi. Zırhlı tugaylar, hava indirme tümenleri, balistik füzeler ve siber-elektronik muharebe ağlarının belirleyici unsurlar olarak öne çıktığı aktarıldı. Mevcut görünümün Soğuk Savaş’ı andıran bir disiplin taşısa da hiper harp teknolojilerinin belirleyici olduğu yeni bir döneme işaret ettiği kaydedildi. Bulut muharebe ağları, robotik harp, algoritmik harp ve yapay zekanın savaşın doğasını yeniden tanımladığına dikkat çekildi. Teknolojik dönüşümün askeri kapasitenin ötesinde jeopolitik rekabetin alanlarını genişlettiği ifade edildi.



Rusya-Ukrayna savaşı ve stratejik teknolojilerin yaygınlaşması


Raporda, Rusya-Ukrayna savaşının yalnızca büyük güç rekabetini değil, stratejik teknolojilerin geniş kitlelerin kullanımına açıldığı bir konjonktürü de ortaya koyduğu belirtildi. Uydu görüntülerinin artık açık kaynak istihbarat zincirinin rutin verisine dönüştüğü ve düşünce kuruluşlarının olağan girdileri haline geldiği ifade edildi. Muharip dronlarla elde edilen hedefleme verilerinin sosyal medyada yayımlanmasının yeni bir harp epistemolojisinin inşasına zemin hazırladığı kaydedildi. Bu dronların önemli bir bölümünün ticari olarak temin edilebildiği ve start-up düzeyindeki yapılar tarafından üretilebildiği aktarıldı.


Rusya’nın savunma harcamalarının devlet kapitalizmi tarafından taşınabilir bir seviyede tutulduğu değerlendirildi. 2022’den bu yana Rus savunma harcamalarının direnç gösterdiği ve harp ekonomisinin sürdürülebilirliğine işaret ettiği belirtildi. Rusya’nın ikinci bir cephe açabilecek askeri-endüstriyel kapasiteye sahip olduğuna dair analizlere yer verildi.



Küresel fay hatları ve stratejik kutuplaşmalar


Raporda, Asya-Pasifik cephesindeki risklerin küresel stratejik denklemin ağırlık merkezini belirsizleştirdiği ifade edildi. Tayvan çevresinde çıkacak bir savaşın ekonomik maliyetinin 10 trilyon doları aşabileceğine yönelik hesaplamalara dikkat çekildi. ABD’nin stratejik önceliklerinin Batı Yarım Küre dominasyonu ve Asya-Pasifik’te caydırıcılığın tahkimi doğrultusunda kaydığı belirtildi. Avrupa’nın kendi askeri kapasitesini inşa edebilmek için yüz milyarlarca dolarlık ilave savunma harcamasına ihtiyaç duyacağı değerlendirildi.


ABD’nin Avrupa müdafaasından çekildiği senaryolarda konvansiyonel kuvvetler için gerekli tedarik bütçesinin 1 trilyon doları aşabileceği kaydedildi. CRINK olarak adlandırılan Çin-Rusya-İran-Kuzey Kore ekseninin klasik bir ittifak şemasına oturmayan esnek bir güvenlik ekosistemi oluşturduğu ifade edildi. İran-İsrail hattında nükleer meseleler ve balistik füze envanteri bağlamında diplomatik bir formülün henüz bulunamadığı belirtildi. Muhtemel bir İran-İsrail savaşının hidrokarbon piyasaları üzerinden küresel ekonomik krize ve ciddi göç dalgalarına yol açabileceği değerlendirildi.



Türkiye’nin direnç kapasitesi ve özerk kabiliyetleri


Raporda, Türkiye’nin jeopolitik konumu ve son 20 yılda yaşanan krizlerin odağında yer alması nedeniyle küresel belirsizlik ortamının etkilerini erken hissettiği ifade edildi. Bu süreçte yaşanan çatışma ve istikrarsızlıkların Türkiye’nin güçlü bir direnç geliştirmesine imkan sağladığı kaydedildi. Türkiye’nin bu direnç sayesinde kendi istikrarını muhafaza ettiği ve bir istikrar odağı olarak öne çıktığı belirtildi. Komşu bölgelerin güvenliğine ve istikrarına katkı sunan etkili bir paydaş konumuna geldiği aktarıldı. Geleneksel müttefiklerin son 10 yılda güvenlik ve savunma alanında beklenen ölçekte katkı sunmadığı, bu durumun Türkiye’nin özerk kabiliyetlerini geliştirme çabalarını ivmelendirdiği vurgulandı.


Savunma, istihbarat, güvenlik ve diplomasi alanlarında geliştirilen kapasitenin Türkiye’yi yeni küresel jeopolitik atmosfere görece daha hazırlıklı kıldığı vurgulandı. Türkiye’nin güçlü yönlerini avantaja dönüştürmesi ve riskleri kurumsal kapasitesini pekiştirerek karşılaması halinde önümüzdeki dönemde de kriz ve belirsizlikler karşısında istikrarlı ve güçlü kalacağı değerlendirildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Milli sporcular taekwondo şampiyonası için Münih’e gitti Avrupa Taekwondo ve Para Taekwondo Şampiyonası 11-14 Mayıs 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Münih şehrinde gerçekleştirilecek. Avrupa Taekwondo Birliği tarafından düzenlenecek ve aynı zamanda Los Angeles 2028 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları yolunda puan verecek şampiyonada 16 taekwondocu ve 20 para taekwondocu olmak üzere 36 sporcu mücadele edecek. Taekwondo Milli Takımı İstanbul, Para Taekwondo Milli Takımı ise Ankara’dan şampiyonanın yapılacağı Münih’e gitti. Şampiyonada mücadele edecek sporcular şu şekilde: Taekwondo Kadınlar: Emine Gögebakan (46 kg), Elif Sude Akgül (49 kg), Merve Dinçel Kavurat (53 kg), Hatice Kübra İlgün (57 kg), Hatice Pınar Yiğitalp (62kg), Işıl Zafer (67 kg), Sude Yaren Uzunçavdar (73 kg), Nafia Kuş Aydın (+73 kg) Erkekler: Kaan Yelaldı (54 kg), Enes Kaplan (58 kg), İbrahim Öter (63 kg), Berkay Erer (68 kg), Ferhat Can Kavurat (74 kg), Yiğithan Kılıç (80 kg), Orkun Ateşli (87 kg), Emre Kutalmış Ateşli (+87 kg) Para Taekwondo Kadınlar: Nurcihan Ekinci Gül (47 kg), Büşra Emire (47 kg), Meryem Betül Çavdar (52 kg), Lütfiye Özdağ (52 kg), Gamze Özcan (57 kg), Tuana Çelik (57 kg), Zehra Orhan (65 kg), Rümeysa Karagöz (65 kg), Fatma Nur Yoldaş (+65 kg), Sümeyye Sude Öztunç (+65 kg) Erkekler: Ali Can Özcan (58 kg), Hamza Tarhan (58 kg), Mahmut Bozteke (63 kg), Haktan Keskin (63 kg), Fatih Çelik (70 kg), Yusuf Yünaçtı (70 kg), Emre Bulgur (80 kg), Kerem Çetinkaya (80 kg), Adem Arda Özkul (+80 kg), Osman Ertürk (+80 kg)
Ankara Anne ve babalar, hayatını kaybeden çocukları için Ulus Meydanı’nda bir araya geldi Çocuklarını cinayet olaylarında kaybeden aileler, Ulus Meydanı’nda bir araya gelerek, sorumluların hak ettiği cezalarla yargılanması için çağrıda bulundu. İstanbul’da bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi’nin annesi Yasemin Minguzzi, "Yarın 10 Mayıs Anneler Günü, çocuklarımız bize çiçek veremeyecek" dedi. Çocuklarını cinayet olaylarında kaybeden aileler, Altındağ’da yer alan Ulus Meydanı’nda toplanarak zanlıların hak ettikleri cezaya çarptırılmasını ve benzer durumların yaşanmaması için gereken önlemlerin alınması çağrısında bulundu. Sivil toplum kuruşlarının da destek verdiği eylemde, vefat eden 130 çocuğun isimleri okunarak yoklama alındı. Grup adına konuşma yapan Mattia Ahmet Minguzzi’nin annesi Yasemin Minguzzi, "Daha fazla bizi oyalamalarına izin vermeyelim. Lütfen artık bu yasa çıksın. Sürekli çocuklarımızı kaybetmeye devam ediyoruz. Bizler çok acı çekiyoruz. Yarın 10 Mayıs Anneler Günü. Bizim evlatlarımız yanımızda değil. Bizim evlatlarımız bize çiçek getiremeyecek. Bunların hesabını kim verecek. Lütfen artık bir şeyler değişsin. Ülkemizin güzel çocukları daha fazla katledilmesin" dedi. "Aramızda olmayan 130 evladımız için var gücümüzle bağırmaya devam edeceğiz" STK başkanlarından Bilgen Kömüş ise, "Meydanlardayız, meclisteyiz, sosyal medyadayız, her yerdeyiz. Bugün aramızda olmayan 130 evladımız için var gücümüzle hep birlikte bağırmaya devam edeceğiz. Birileri bizi duyana kadar bağıracağız. Sosyal medyada bağıracağız. Birileri sosyal medyada adalet aranmaz dese de biz bağıracağız" açıklamalarında bulundu. Kömüş, vefat eden çocukların Anneler Günü’nde ailelerinin yanında olamayacağını vurgulayarak, "Bu annelere bırakılan bu travmaları yaşatan, bu acının yanında katil yakınlarıyla muhatap olan kim varsa ve bu aileleri tehdit etmeye cüret eden kim varsa biz Türk milleti olarak bizzat tam karşılarındayız. Asla yalnız yürümeyeceksiniz. Bugün Gaziantep’den, Çorum’dan, İstanbul’dan, Batman’dan ve Adana’dan gelen her bir ailemize söz veriyorum. Sesimiz nerede çıkıyorsa, kim bizi nerede duyacaksa biz oradayız" diye konuştu.
İstanbul Milli okçulardan 2 altın, 1 gümüş madalya Milli okçular, Şanghay’daki Dünya Kupası’nın ilk final gününü 2 altın ve 1 gümüş madalya ile tamamladı. 2026 Hyundai Archery World Cup Stage 2 kapsamında düzenlenen yarışmanın ilk final gününde Milli Takım önemli başarılara imza attı. Makaralı Yay Kadın Milli Takımı; Hazal Burun, Defne Çakmak ve Emine Rabia Oğuz kadrosuyla Amerika Birleşik Devletleri karşısındaki final mücadelesini 233-232’lik skorla kazanarak altın madalyanın sahibi oldu. Günün bir diğer altın madalyası ise Makaralı Yay Erkek Milli Takımı’ndan geldi. Batuhan Akçaoğlu, Yağız Sezgin ve Emircan Haney’den oluşan takımımız, Amerika Birleşik Devletleri karşısında çıktığı final mücadelesini 234-231 kazanarak altın madalya kazandı. Karışık Takım kategorisinde mücadele eden Hazal Burun ve Emircan Haney ikilisi ise yarışmayı gümüş madalya ile tamamladı. Ay-yıldızlılar, Şanghay’daki Dünya Kupası’nın ilk final gününü 2 altın ve 1 gümüş madalya ile tamamlarken başarılı performansını sürdürmeye devam ediyor. Yarın düzenlenecek son final gününde; Ulaş Berkim Tümer, Mete Gazoz ve Berkay Akkoyun’dan oluşan Klasik Yay Erkek Milli Takımı, Güney Kore karşısında altın madalya mücadelesine çıkacak. Milliler finalde şampiyonluk için atış yapacak. Öte yandan Ulaş Berkim Tümer ve Mete Gazoz bireysel kategorilerde yarı final mücadelelerine çıkacak.