POLİTİKA - 05 Şubat 2026 Perşembe 13:45

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nun resmi davetlisi olarak Ankara’ya gelen Birleşik Krallık Genelkurmay Başkanı Orgeneral Richard Knighton’ı kabul etti.

A
A
A
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nun resmi davetlisi olarak Ankara’ya gelen Birleşik Krallık Genelkurmay Başkanı Orgeneral Richard Knighton’ı kabul etti.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nun resmi davetlisi olarak Ankara’ya gelen Birleşik Krallık Genelkurmay Başkanı Orgeneral Richard Knighton’ı kabul etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Evde eşi ile gördüğü adamı öldüren başkomiser: "Ben öldürmesem o beni öldürecekti" Elazığ’da başkomiserin evinde eşiyle yakaladığı şahsı öldürdüğü olayda sır perdesi aralandı. Tutuklu olarak yargılanan başkomiser, ilk duruşmada maktulle eşinin ilişki yaşadığını belirterek, "Ben onu öldürmesem o beni öldürecekti" dedi. 5 Eylül 2025’de Çaydaçıra Mahallesi’nde bulunan bir sitede Başkomiser M.K., öğle vakti evine geldi. M.K., içeride Orhan Ö. (44) ile karşılaştı. Çıkan kavga sonucunda başkomiser, belindeki silahla defalarca ateş etti. Kurşunların hedefi olan Orhan Ö. olay yerinde hayatını kaybederken, Başkomiser M.K. ise çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanık M.K. ve taraf avukatları salonda hazır bulunurken, F.K. ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yöntemiyle katıldı. "Üzerinde bulunan tişörtte de kan izi olduğunu gördüm" İfadesinde yaşananları anlatan sanık M.K., sabah saatlerinde eşinin çocuklarını kreşe götürmek için evden ayrıldığını belirterek, "Ben o sırada evdeydim. Çocuğum geceden soğuk algınlığı almıştı, bundan dolayı eşime ’Okula götürme’ dedim. O da bana ’Kreşe alışsın, adaptasyon sürecini atlatsın’ dedi. Ben mesaiye gitmek için hazırlanırken eşim o sırada çocuğumla evden çıktı. Eşim evden çıkınca aradım, ’Öğretmene söyle çocuk rahatsızlanırsa haber etsin’ dedim. O sırada işe gitmek için evden çıktım. Saat 09.00 sıralarında tekrar eşimi aradım. Çünkü çocuğum daha öncesinde de kreş problemi yaşamıştı, bırakırken ağladı mı diye tekrar aradım. ’Çocuğu bıraktım ağladı ama yapacak bir şey yok. İkimiz de çalışan insanlarız’ dedi. Eşimin kreşten eve dönmesi 15 dakika falan sürüyor, ondan dolayı tekrar aradım ama eşim telefonu açmadı. Cevap vermeyince çocuk hakkında konuşmak için eve gitmeye karar verdim. Eve gidince site içerisinde eşimin aracını görünce evde olduğunu anladım. Saat 09.47 sıralarında eve çıktım, kapıyı çaldım ama açılmadı. Lavaboda olduğunu düşünerek ev kapısının önünde beklemeye başladım. Ara ara kapıyı çalmaya devam ediyordum. Lavaboda olmadığını, balkonda olduğunu, bundan dolayı da zili duymayacağını düşündüm. Aşağı inerek balkonlara baktım ama orada eşimi göremedim. Daha sonra tekrar daire kapısına geldim. Kapıyı çaldım, bu sefer kapıyı açtı. Yaklaşık 3 dakika geçmişti aşağıdan yukarı çıkmam. Kapıyı açınca baş kısmında bir şişlik olduğunu fark ettim. Üzerinde bulunan tişörtte de kan izi olduğunu gördüm. Kendisine ne olduğunu sordum, ’Kapıya çarptım, önemli bir şey yok’ dedi. Mutfağa geçtim, ’Kaç dakikadır kapıyı çalıyorum açmadın. Telefona neden cevap vermiyorsun’ dedim. ’Uyuyakalmışım kapıyı duymadım, telefon da sessizdeydi’ dedi. Kendisi ’Bir kahve yapayım balkona geç, içelim’ teklifinde bulundu. Ben de kendisine ’Kahveyi bırak, seninle konuşacaklarım var’ dedim. Mutfakta çocuğumuzun durumundan dolayı 20 dakika falan konuştuk" dedi. "Bıçağı bana saplamak üzere hamlede bulundu" Konuşmanın ardından eşine kahve yapmasını, kendisinin lavaboya gidip geleceğini söylediğini aktaran M.K., "F.K. o sırada mutfaktaydı. Lavabonun olduğu kısma giderken yerde kan damlalarını gördüm. Bulunduğum yerden seslenip, ’Kafanı çarparken çok kanaman olmuş. İyi misin?’ dedim. Kendisi mutfaktan çıkarak yanıma geldi. Giyinme olarak kullandığımız odanın içerisinde tıkırtı sesi ve kapının hafiften hareket ettiğini gördüm. Odanın kapısı neden kapalı diyerek odaya yöneldim. Normalde o odanın kapısını hiç kapalı tutmayız. Kapıyı ittim, içeri bir adım attım. Normalde kapının sonuna kadar açılması gerekirdi fakat açılmadı. Maktul içeride saklanıyordu. Kapının arkasında saklanan maktul kapının kenarından elinde bulundurduğu bıçağı bana saplamak üzere hamlede bulundu. Refleksle elimle bıçağı tuttum. Yüzünü görmeden bıçak saldırısına maruz kaldım. Elini tuttum, boşta kalan elimle maktulün boğazına yapıştım. Maktul de boşta olan eliyle benim boğazımı tuttu. Boğuşmaya başladık" diye konuştu. "Hedef gözetmeksizin yerdeyken yere doğru 3 veya 4 el ateş ettim" M.K., "Şahısla karşılaştığımızda bağırarak ’Sen kimsin, ne arıyorsun?’ dedim. O da bana ’Benim kim olduğumu eşine sor’ dedi. Eşim o esnada ’Durun yapmayın, biz arkadaşız. Konuşmak için çağırdım’ diye bağırıyordu. Maktul ’Seni geberteceğim’ diyordu. Kadınla maktul arasındaki gayri ahlaki boyutu boğuşurken idrak ettim. Kendi evimde böyle bir ahlaksız durumun yaşandığını ve bıçaktan kendimi kurtarmaya çalışıyordum. Ahlaksız boyut aklıma geliyor. O esnada kadından da bir hamle gelir mi diye düşünürken F.’ye ’Odaya girme’ diye bağırdım. Bağırmamın sebebi bunların arasındaki ilişkiden dolayı kadın odaya girerse bana saldırır mı diye düşünmemden dolayıdır. O anda korku, telaş ve panik var. Daha sonra boğuşarak yere düştük. Bıçağı almak için müdahale ettim ama alamadım. Kendimi geriye iterek şahıstan o esnada ayrıldım. Şahıstan uzaklaştıktan sonra beylik silahımı çekme fırsatı yakaladım. Maktul de yerdeyken elindeki bıçakla bana doğru hamle yaptığı esnada hedef gözetmeksizin yerdeyken yere doğru 3 veya 4 el ateş ettim. Mermilerin maktule isabet ettiğini anladım. Yaşanan vahim olayın telaşıyla silahımı güvenli hale almak istedim, şarjörü çıkarmayı unutmuşum, sürgüyü çekip bıraktım. O sırada silahta kalan 4-5 mermi yere düşmüş" şeklinde konuştu. "Ben onu öldürmesem o beni öldürecekti" Olayın paniğiyle kendisinde yoğun bir ter boşalması olduğunu aktaran M.K., "Hem psikolojik olarak hem de fiziksel olarak kendimi toplamaya çalıştım. Sonra kadına döndüm, ’Bu yaşadığımız olaya bak. Polisi arayacağım, bundan sonraki süreçte eşlik görevini yapamadın, barı çocuğa iyi bak’ diyerek polisi aradım. Polislerin ardından ablamı aradım. Asayiş birimi müdürünü aramıştım, olayı anlattım. ’Silah kullanmak zorunda kaldım’ dedim. Daha sonra polis ekipleri geldi, ifade için emniyete gittik. Olay bu şekilde olmuştur. Yaşanan bu olayda öldürme kastım yoktur. Tamamen hayatıma yönelen tehditten kurtulmak, kendimi savunmak amacıyla son çare olarak üzerimde bulunan beylik silahını kullandım. Yaşanan bu olayda sanık pozisyonunda bulunuyorum ama benim konudan dahi haberim yoktu. Kimseyi öldürme kastım yoktur. Olayın böyle sonuçlanmasını istemedim. Geldiğimiz nokta itibarıyla işimden, çocuğumdan ayrı kalmışım. Böyle bir duruma kimse düşmek istemez. Eşimin kafasındaki şişlikle benim bir alakam yoktur. Eşimin beni aldattığına dair hiçbir zaman bir kuşkum olmadı. Olay günü de, önceki zamanlarda da ailevi huzursuzluğumuz vardı ama aldattığı yönünde hiçbir şüphem oluşmadı. Maktulü ilk defa gördüğüm yer olay yeridir. Daha önce hiçbir şekilde tanışmadık. Maktul eşime ’Eşin eve gelecek mi, gelirse de tanışırız’ demiş zaten mesajlarda. Olayda maktulle aramızda 70 santim mesafe vardır tahminen. Ben onu öldürmesem o beni öldürecekti" ifadelerini kullandı. "’Giyinme odasına saklan, o sırada kapıdan çıkarsın’ dedim" M.K.’nin eski eşi olduğunu aktaran F.K. ise, "Serdar isimli şahısla sosyal medya üzerinden tanıştım. Ben adını Serdar olarak biliyordum. 2025 Mayıs ayında tanıştık, bir ay kadar yazıştık. Daha sonra temmuz ayında yüz yüze bir defa parkta, bir defa da arabada görüştük. Ben bu şahısla görüşmek istemedim. Ağustos ayında olaydan bir gün önce maktul bana mesajlar atmış, ben mesajları görmedim. Elazığ’a gelerek konuşmak istediğini söylemiş. ’Eşinin karşısına çıkarım, gerekirse onunla konuşurum’ dedi. Bu süreçte maktul sanığa içten içe öfke duyuyordu. Ben mesajları olay günü saat 07.00-09.00 arasında gördüm. Dışarıda görüşmenin tehlikeli olacağını düşündüğüm için ’Evde görüşelim’ dedim. Maktul sosyal medyadan aradı, kendisine eve geçeceğimi söyledim. Eve geldikten kısa bir süre sonra Serdar olarak bildiğim Orhan eve geldi. Mutfak bölümünde oturduk. Konuşma devam ederken M. beni aramış, o sırada aramızdaki ilişkinin bitmesi gerektiğini anlatıyordum. 20 dakika falan konuştuk. Daha sonra kapı çalmaya başladı. Ben kapının dürbününden bakınca M.’yi gördüm. İçeri gidip Serdar’a ’M. geldi’ dedim. Serdar öfkelendi, ’Bana kumpas kurdurunuz. Nereden çıktı bu M. İkinizi de geberteceğim’ dedi. Seslerin dışarı gideceğinden dolayı kısık sesle maktule sessiz olmasını ve saçmalamamasını söyledim. Serdar mutfaktaki bulaşık sepetinden bıçak aldı. Bırakmasını söyledim ama bırakmayarak evin arka odasında bulunan giyinme odasına doğru yöneldi. Banyo kapısının önüne geldiğinde sakin olmasını, bıçağı bırakmasını söyledim. O da bana ’İçinde olduğum durumun farkında değil misin?’ diyerek tekme ve kafa attı. Kapı çalmaya devam ediyordu. ’M. içeri girdiğinde onu balkona alacağım. Sen giyinme odasına saklan, o sırada kapıdan çıkarsın’ dedim" ifadelerini kullandı. "M. bir ara geri çekilince silahı çekip yere doğru aralıksız ateş etmeye başladı" Banyoya girip elini yüzünü yıkadığını ve kan lekelerini temizlediği aktaran F.K., "Vestiyerden Serdar’ın ayakkabılarını aldım ve giymesini söyledim. M. balkondayken çıkarsın dedim. Kapıyı açtım. O arada kapıyı kilitlediğim için M. içeri girememişti. M. ’Alnına ne oldu?’ dedi. ’Önemli bir şey yok kapıya çarptım’ diyerek onu geçiştirdim. Daha sonra kahve içmek için mutfağa aldım. M. ’Önce konuşalım sonra kahve içeriz’ dedi, kapıyı ve telefonu neden duymadığımı sordu. Ben de ’Uyuyorum’ diyerek geçiştirdim. 20 dakika falan konuştuktan sonra M. ’Kahve yap’ diyerek mutfaktan ayrıldı. Kahve makinesinin önündeyken koridora doğru yöneldi. Banyonun önündeki kan lekelerini görünce ’İyi misin?’ diye sordu. Ben de bunun üzerine mutfaktan çıkarak M.’nin yanına yöneldim. M. giyinme kapısı kapalı olduğu için açmaya çalıştı. O sırada ’Kapı niye kapalı?’ dedi. Kapıyı aralayınca içeri bıçakla giren Serdar, kapının aralığından bıçakla M.’ye saldırmaya başladı. Aralarında boğuşma başladı. Serdar bıçağı M.’nin omuz ve boyun bölgesine doğru saplamaya çalışıyordu. Eşime Serdar için ’Biz arkadaşız’ dememe rağmen Serdar halen saldırıyordu. Serdar bıçağı bırakmayınca boğuşma devam etti. M., Serdar’a ’Sen kimsin, ne işin var?’ diye soruyordu. Serdar da bıçağı savurarak ’Sen bunları karına sor’ diyerek saldırmaya devam ediyordu. Serdar ve M. yüzüstü pozisyonunda yere düştü. Serdar bıçakla saldırmaya devam ediyordu. M. bir ara geri çekilince silahı çekip yere doğru aralıksız ateş etmeye başladı. Silah seslerini 2 veya 3 defa duydum. Kurşunların Serdar’a gelip gelmediğini görmedim. M. bana ’Oğlumuza iyi bak. Karılık yapmadın, ona annelik yap’ diyerek isyanda bulundu. Ardından hemen telefonla birisini aradı ve polisler geldi. Olay bu şekilde oldu. Maktul yere düştüğünde ölüp ölmediğini anlamadım. Maktule hiç dokunmadık. Polislerin gelmesini bekledik" dedi.
Antalya Kemer’in ilk köy kütüğü kitabı dijital ortama aktarılıyor Kemer Belediyesi Kültür Evi Sorumlusu Yerel Tarihçi Ramazan Kar, elinde bulundurduğu Kemer’in ilk köy kütüğü kitabını gelecek nesillere bırakabilmek amacıyla dijital ortama aktarıyor. Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nun girişimleriyle ve Ramazan Kar’ın destekleriyle Liman Caddesi’nde Kemer turizmine kazandırılan Kemer Belediyesi Kültür Evi’nde sergilenen onlarca değerli belgeler arasında Kemer’in ilk köy kütüğü kitabı da yer alıyor. Kemer’in belleğini muhafaza eden ve gelecek nesillere aktarmak için çalışmalarına ara vermeden devam eden Kültür Evi Sorumlusu Yerel Tarihçi Kar, 1900’lü yılların başından 1986 yılına kadar yaşayan insanların belgelerini dijital ortama aktarıyor. Kemer Belediyesi Kültür Evi Sorumlusu Yerel Tarihçi Ramazan Kar yaptığı açıklamada, "Elimizdeki defter, Kemer’in ilk yerleşime açıldığı 1900’lü yılların başından 1986 yılında Kemer’in belde olduğu güne kadar yaşayan insanların bilgilerini taşıyor. Köy kütüğü kitabında, ilk muhtarlık döneminden itibaren Kemer’deki yerel halk, göçüp gelen yörükler, kimin kimle ne zaman evlendiği, kaç çocuğu olduğu, nereden geldikleri, insanların hangi yıl vefat ettiği gibi tüm veriler yer alıyor. Kemer 1986 yılında köy vasfını yitiriyor ve belde oluyor. Ondan sonra nüfus müdürlükleri geliyor. Kayıtları muhtarlık değil nüfus tutmaya başlıyor. Kitapta yazan her şey Türkçe. Gelecek nesillere Kemer’in geçmişini bırakabilmek için kitabı dijital ortama aktarmaya başladık. Bu bilgileri korumak istiyoruz" dedi. Öte yandan Kar, köy kütüğü kitabından faydalanmak isteyen vatandaşların Kemer Belediyesi Kültür Evi’ni ziyaret edebileceklerini söyledi.
Adıyaman CHP Genel Başkanı Özgür Özel deprem şehitliğini ziyaret etti Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri dolayısıyla Adıyaman’a gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, deprem şehitliğini ziyaret etti. 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla Adıyaman’a gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ilk olarak Adıyaman Belediye Mezarlığı’ndaki deprem şehitliğini ziyaret etti. Başkan Özgür Özel’e, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ile partililer eşlik etti. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlar için dua edilmesinin ardından Özel, mezarlara karanfil bıraktı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve beraberindeki heyet, daha sonra mezarlık içerisinde yapılması planlanan deprem şehitliği anıtının temel atma törenine katıldı. Yapılacak olan anıtın üzerinde, depremde hayatını kaybeden vatandaşların adlarının yer alacağı belirtildi. Burada konuşan Özel, "Bütün Adıyaman’da bu depremde hayatını kaybeden herkesi bir kez daha rahmetle anıyoruz ve Adıyaman’a, Türkiye’ye bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Önemli olan böyle acıların yaşanmaması için tedbir almak. Bu geçmiş acıdan ders çıkarıp bundan sonrası için depreme karşı hazırlıklı olmak hepimizin birinci vazifesi; hükümetiyle, yerel yönetimleriyle. Bu felaket yaşandıktan sonra yaraları sarmak, bu konuda siz de belediye başkanı olarak emek veriyorsunuz. Buradaki tüm kamu kurum ve kuruluşları emek veriyorlar ve Adıyaman’ın yaraları sarılmaya başlanıyor. Sonrası için de bu büyük acıyı unutmamak, unutturmamak ve hatıralarını en iyi şekilde yaşatmak için burada bir düzenleme düşünülmüş. Yitirdiğimiz herkesin isimlerinin ayrı ayrı yazılacağı, büyük ve bu büyük acıyı unutturmayacak büyüklükte ve sadelikte bir tasarım yapılmış. Bunun için ben İstanbul Büyükşehir Belediyemize teşekkür ediyorum. Belediyeler Birliği Başkanımız Sayın Vahap Seçer burada, Büyükşehir Belediye Başkanlarımız burada. Hep beraber ümit ederiz bundan sonra böyle acıların yaşanmamasına vesile olması, toplumsal hafızayı hem diri tutması hem de yasımızı en iyi şekilde yansıtması açısından en iyisi yapılıyor. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Allah razı olsun" ifadelerini kullandı.
Aksaray Aksaray Valisi Duru: "Gençlerimizi bağımlılıktan korumak için tüm imkanlarımızı seferber edeceğiz" Aksaray Valisi Murat Duru, "Gerek ülkemizde gerekse dünyada en önemli sorunlardan biri hiç şüphesiz bağımlılıktır. Özellikle gençlerimizi her türlü kötü alışkanlık ve bağımlılıktan korumak için tüm imkanlarımızı seferber edeceğiz" dedi. Valilik ek binada gerçekleştirilen aylık asayiş toplantısına Emniyet Müdürü Bekir Demir ve İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Ali Bayer de katıldı. Toplantıda konuşan Aksaray Valisi Murat Duru, "2026 yılı Ocak ayı içerisinde PKK/KCK, FETÖ, DEAŞ, DHKP/C ve diğer terör örgütlerine yönelik 6 operasyon düzenlenmiş 5 kişi gözaltına alınmıştır. Bu süreçte Salihler şehri Aksaray’da çok şükür herhangi bir terör eylemi yaşanmamıştır. Asayiş suçlarıyla mücadelemizi kişilere karşı işlenen suçlar, malvarlığına karşı işlenen suçlar, ruhsatsız silah ve silah kaçakçılığı olmak üzere üç ana başlıkta değerlendiriyoruz. Kişilere karşı işlenen suçlarda 2025 yılı Ocak ayında 399 iken, 2026 yılı Ocak ayında 363’e düşmüş, yüzde 9 oranında azalma sağlanmıştır. Malvarlığına karşı işlenen suçlarda 2025 yılı Ocak ayında 147 iken 2026 yılı Ocak ayında 117’ye gerilemiş, yüzde 20 oranında azalma görülmüştür. Ruhsatsız silah ve kaçak silah operasyonlarında 17 tabanca, 26 av tüfeği, 3 kurusıkı tabanca ele geçirilmiş, 33 kişi hakkında işlem yapılmıştır. Ayrıca çeşitli suçlardan aranan 332 kişi yakalanarak adli makamlara teslim edilmiştir. 2026 yılı Ocak ayı içerisinde 7 operasyon gerçekleştirilmiş, 8 kişi gözaltına alınmıştır. Üzerinde en hassasiyetle durduğumuz konulardan biri de uyuşturucu ile mücadeledir. Ocak ayı içerisinde 156 operasyon yapılmış, 187 kişi gözaltına alınmış, 43 kişi tutuklanmıştır. Bu operasyonlarda 17 gr esrar, bin 430 gram bonzai, 205 gram metamfetamin, 12 gram eroin, 6 bin 844 adet sentetik ecza ve 7 adet ecstasy hap ele geçirilmiştir. Gerek ülkemizde gerekse dünyada en önemli sorunlardan biri hiç şüphesiz bağımlılıktır. Özellikle gençlerimizi her türlü kötü alışkanlık ve bağımlılıktan korumak için tüm imkânlarımızı seferber edeceğiz. Üstelik, bu mücadeleyi yalnızca kriminal tedbirlerle değil, eğitim, kültür, sanat ve sosyolojik boyutlarıyla birlikte ele alacağız. Siber olayları çerçevesinde Ocak ayı içerisinde 60 şahıs veya hesapta suç unsuru, terörle iltisaklı 27 şahıs tespit edilmiş, yasadışı bahis ve bilişim suçlarına yönelik 6 operasyon yapılmış, 5 kişi gözaltına alınmış ve tutuklama olmamıştır. Trafik denetimlerinde çakarlı araçlar, ticari taksiler ve okul servisleri başta olmak üzere 2025 Ocak ayında 51 bin 122 araç denetlenmiş, 2026 Ocak ayında 49 bin 206 araç denetlenmiştir. İşlem yapılan araç sayısı 18 bin 729’dan 15 bin 96’ya düşmüştür. Trafikte huzur ve güvenliği sağlamak adına denetimlerimiz artarak devam edecektir. Gecesini gündüzüne katan, büyük bir fedakârlıkla görev yapan, emniyet ve jandarma teşkilatımızın kahraman mensuplarına huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Aynı şekilde duyarlılıklarıyla bizlere güç veren, her zaman yanımızda olan Aksaraylı kıymetli hemşerilerimize ve siz değerli basın mensuplarımıza da teşekkür ediyorum" dedi.